12 Eylül 2010 Pazar

Amniyosentez Nedir?

Sponsorlu Bağlantılar:

Amniyosentez Nedir

Amniyosentez kromozomal ve bi­yokimyasal bozuklukların doğum öncesi tanısı için amniyotik sıvıdan ör­nek alınmasıdır. Bu amaçla amniyotik sıvı ile bu sıvıya dökülen hücreler incelenir. Amniyosentez genel­likle gebeliğin 16. haftasından sonra uygulanır; böylece aspire edilen amniyotik sıvı uterus içi hacmini kontraksiyonlara yol açacak kadar değiştirmemiş olur. Amniyosentezin ikinci trimesterde yapılma­sı fetusun travmatize edilme riskini azalt­maktadır. Bununla birlikte, araştırmacılar am­niyosentezin daha erken dönemlerde, örneğin ge­beliğin 12. haftasından sonra yapılmasının avantajlı olabileceğini savunmaktadır. Amniyosentezin daha erken uygulanmasının yararları­nın saptanması ve gü­venilirliğinin belirlenmesi için daha fazla araştırmaya gerek vardır. (amiyosentez sonuçları)

Koriyon Villüs Örneklemesi (CVS)

Fetal kaynaklı dokuların, amniyosentezden daha erken bir evrede (16. haftadan önce) elde edi­lebilmesi için koriyonik villüs örneklemesi (Chorion Villus Sampling - CVS) geliştirilmiştir. Bu teknik sayesinde amniyosentezde elde edilen dökülmüş hücrelerin ter­sine, bölün­me halinde olan aktif hücrelerden kültür ya­pılmakta ve bir anormallik saptandığında gebeliğin daha erken evrelerde sonlandırılması­na olanak sağ­lanmaktadır. Bununla beraber, CVS'de %2-3' lük fetal kayıp riski bulunmaktadır. Bu oran amniyosentezdeki riskten daha fazladır.

Koryonik villüslerin yüksek bölünme potansiyeli sa­yesinde karyotiplemenin 3-4 gün gibi kısa bir süre içinde yapılabilmesi mümkün olmaktadır. CVS'de elde edilen hücre sayısı genel­likle amniyosentezden daha fazla olduğu için bazı metabolik bozuklukların ve ciddi kalıtsal hastalıkların biyokimyasal teknikler ile tanın­ma olasılığı da yüksektir. (Amiyosentez sonrası)

CVS tekniğinin ilk geliştiril­diği yıllarda transservikal yol kullanılmaktaydı. Ancak, komplikasyon oran­larının yüksek oluşu ve pozis­yon ayarlamasında kar­şılaşılan zorluk nedeniyle transabdominal yol tercih edilir hale gelmiştir. Transabdominal yol ile yapılan CVS'de 19-20 G no'lu iğne amniyotik havuz yerine plasentaya doğru yönlendirilir. Burada da tüm işlemin ultrason kontrolü altında yapılması gereklidir. Bu neden­le transabdominal CVS uygulanması te­melde amniyosenteze benzemekte­dir.

Epidural Doğum Nedir?

Sponsorlu Bağlantılar:


Epidural Normal Doğum (Epidural Doğum)

Ağrısız Doğumda Neler Yaşayacasınız?

Hamile kaldınız, doğum yapacaksınız; “Nasıl doğur­malıyım, sezaryen mi, normal doğum mu yapayım ?” derken epidural analjezi diye bir yöntem olduğunu duydunuz. Bu şekilde ağrıları­nızı hissetmeden hem normal hem de sağlıklı bir şekilde bebeğinize kavuşabileceğinizi öğrendi­niz. Ama yine de merak ediyorsunuz: neler yaşayacağım, neler hissedeceğim, veya bana neler yapıla­cak?
İsterse­niz gelin adım a­dım bir normal ağrısız ( epidural ) doğumu izleyelim:

Hamileliğinizin son haftalarında yalan­cı doğum sancılarınız olabilir.Bu sancılar yoğunlaşınca kadın-doğum uzmanınızı arayıp sancılarınızın sıklığını ve şiddetini tarif eder­siniz. “Gel bir göreyim” veya “ hastane­ye git, bir muayene etsinler” diyecektir. Hastaneye giderken, önce­den tanışıp telefonunu aldığınız anestezi uzma­nınızı arayıp hastaneye gitmekte olduğunuzu ha­ber vereceksiniz. Hastaneye vardığınızda kendi doktorunuz ve­ya nöbetçi doktor veya ebe sizi muayene edecek ve tuşe sonucu­nu (doğum kanalı açıklığı ve efasman da denilen collum silinmesi yüzdesini) ölçecek. Ka­nal açıklığı 4 cm ulaşınca anestezi doktorunuz gelip sizi müdaha­le odasına götürecek ve ana menüde Nasıl Uygulanır? sekmesinde ayrıntılı ola­cak anlattığımız işlemleri yapacak.


İşlemden sonraki 10-15 daki­ka içinde her gelen ağrı bir öncekinden daha hafif olacaktır. Daha sonra da sancınızın ağrısını duymayacak, sadece karnınızda kasılma hisse­deceksiniz.
Uygulamadan sonra jinekologunuz do­ğum kanalı açıklığınızı tekrar ölçmek isteyebi­lir. Sonra yürüyerek odanıza döner, tam açıklığa kadar geçen zama­nı odanızda dolaşarak geçirebilirsiniz. Bu arada ihtiyaç olur­sa epidural kateterden ek doz yapılabilir.
Doğum zamanı gelip, çıkım aşaması i­çin sizi doğumhaneye aldıklarında karnınızdaki basıncı biraz daha sık ve kuvvetli hissedersiniz. Doğum pozisyonu ve­rildikten sonra genellikle her 1-2 dakikada bir sancınızı, kasıl­ma ve baskı olarak karnınızda ve kasıklarınız­da hissedince sizin de eş zamanlı olarak ıkınmanız ve bebe­ğinizi dışarı doğru itmeniz istenecek. Baskı geçince de­rin ama yavaş nefesler alacak bir sonraki kasılma için kuv­vet toplayacaksınız. Her kasılma ve eşzamanlı ıkınmanız sizi bebeğini­ze bir adım daha yaklaştıracak ve yavrunuz doğum kanalından aşağıya kayıp en sonunda kuvvetli bir ıkınma ile dünyaya gözlerini açacak. Size de o güzel­liği kucağınıza alıp tüm çektiklerinizi unut­mak kalacak!

Doğumdan sonra sırtınızdaki epidural kate­ter, canınız hiç yanmadan çekilip çıkarıla­cak. Ve siz, hiç ağrı sancı çekmeden normal hayatı­nıza dönecek, anneliğe alışacaksı­nız.

Yazar: agrisizdogum.com - Uzman Dr. Nezih Berksoy

Konuyla iligili aramalar:
epidural doğum
prenses doğum
epidural normal doğum

Gebelikte MR

Sponsorlu Bağlantılar:

Manyetik Rezonans Görüntüleme Nedir? MRI

Obstetrik görüntülemedeki teknik ilerlemeler, henüz ye­ni bir teknik olan Manyetik Rezonans Gö­rüntülemeyi (MRI) doğum alanına da sokmuştur. Bu yeni görüntüleme tekniği, güçlü bir manyetik alanda di­zili bulunan atomların belli frekanstaki radyo dal­galarına, absorbe edilen enerjinin tekrar salınması şek­linde yanıt vermesi esasına dayanır. Bu teknik, so­lunum hareketlerinden dolayı karnın üst kıs­mının görüntülenmesin­de çok yararlı değildir. Benzer şe­kilde, fetus hareketlerine bağlı ola­rak birinci ve ikinci trimesterde fetus görüntülemesi de istenen kalitede olmamaktadır. Ancak, manyetik rezonansla ilgili ge­lişmeler hem incelemenin süresini kısaltarak hem de defleksiyon açısını küçülte­rek fetusun yapısal detayları hakkında daha fazla bilgi sağlanmasını olanaklı kı­lacaktır. (manyetik rezonans mr)

MRI gebeliğin üçüncü trimesterinde pelvisin ya­pısı ile ilgili ayrıntılı bilgi verebilmekte­dir; çünkü solunum hareketlerinin pelvise etkisi çok azdır. Manyetik rezonans incelemesi sı­rasında hiç bir iyonizan ışın kullanılma­dığı için bu teknik oldukça güveni­lir olma avantajına sahiptir. (nükleer manyetik rezonans)


Gebelikte ultrason

Sponsorlu Bağlantılar:

Ultrasonografik İnceleme

Ultrasonla inceleme günümüz batı dünyasın­da ve gelişmekte olan ülkelerin bir çoğunda anten­atal ba­kımın ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Ultrason sayesinde gebe­lik haftası sadece yedi günlük bir ya­nılgı payı ile belirle­nebilmekte ve özellikle fetal ge­lişim geriliği şüphelenilen durumlarda fe­tal gelişim değerlendirilebilmektedir. Ultrason­la yapılan başlıca ölçümler arasında biparietal çap, karın çevresi, bas. çevresi, karın çevresi oranı ve femur uzunluğu bu­lunmakta­dır. Ayrıca, ultrason incele­mesi bir çok fetal anomalinin tanı­sında kullanılan önem­li bir araçtır.

RADYOLOJI ANA SAYFASI

Sponsorlu Bağlantılar:


RADYOLOJİ (RÖNTGEN) ANA SAYFASI


Kemik Displazilerinin Radyolojisi

Antenatal Bakım Nedir?

Sponsorlu Bağlantılar:

Antenatal Bakım

Son yüzyılda tıpta ve sosyokültürel alanlarda oluşan değişimler maternal ve perinatal morbidite ile mortalitede önemli ölçü­de düşüşe neden olmuştur. Bu ne­denle, prematürite ve anormal fetal gelişim gü­nümüzde batı ülkelerinde perinatal kayıplann başlıca nedenleri haline gelmiş­tir. Konsepsiyon anından iti­baren hem anne hem de babadan gelen genetik faktörler gelişen fetusta, uterus içinde ve dışında karşılaşacağı tehlikelere karşı gerekli korumayı sağlamaktadır. 1 ve 2 no'lu resimde yeni döllenmiş yu­murta hücresi ve embriyoner gelişimin erken evreleri görülmektedir. İki pronükleusta depolanan genetik program muhteşem bir potansiyele sahiptir.

Antenatal Bakımın Kapsamı

Antenatal bakım, gebeliğin anne ve bebek için sağ­lıklı bir şekilde sonlanmasına yöne­lik uygulanan klinik işlemlerdir. Gebe kadınların büyük çoğunluğu sağlıklı olup çoğu kez normal sağlıklı bebek dünyaya ge­tirmektedir. Ancak, gebelik ve doğum süresince anne, bebek ya da her ikisi i­çin aniden çok ciddi sonuçlara yol açabilecek riskler söz konusu olabilir. Bu nedenle doğum hekimleri yük­sek risk grubuna giren gebelerin belirlenebilmesi için bir takım risk faktörleri ortaya koymuşlardır. Belli bir risk faktörü saptan­dığında anne yoğun takip programına alınmakta ve bu durumun (ör­neğin gebelikte oluşan glukoz intoleransın­da olduğu gibi) etkisi en aza indirilmeye çalışılmaktadır. Bununla bereber, işin zor olan kısmı bir hastada bulunan belli bir riskin niceliğini belirleyecek bir yöntemin olmayısı, bu nedenle de bir çok gebenin gereksiz yere yüksek risk grubuna alına­rak yakından takip edilmesidir. Aynı şekilde yanlış-negatif olguları da tamamen ekarte edecek bir test henüz buluna­mamıştır.

Günümüz batı dünyasında beslenme ya da diğer çevresel faktörler eskiden olduğu gibi gebe­liği kötü yönde etkilememekle birlikte, antenatal bakımda önemi olan diğer problemler mevcuttur. Pelvisin morfolojik varyasyon­ları (örneğin pelvik kırıklardan sonra oluşan şekilsel kemik bozuklukları) pelvisi daraltarak, raşitizmde görül­düğü gibi bazı zorluklara yol açabilmektedir. Anemi halen sıkça görülen bir sorun olup annede halsizliğe, post-partum kan kaybı­nın daha az tolere edilmesine hatta fetal gelişimde geriliğe bile neden olabilmektedir. Sigara kullanımı, alkolizm, uyuştu­rucu madde bağımlılığı ve cinsel yolla bulaşan hastalıklar ileride fizik, mental ve sosyal problemlere yol açabil­diği gibi perinatal morbidite ve mortalitenin de önemli nedenlerindendir. Bu sosyokültürel ve eko­nomik sorunlar anne-baba kursları gibi antenatal kli­niklere bağlı çalışan kurumlarda verilen sağlık eğitimi sayesinde kıs­men de olsa çözülebilir. Bu çabalara ebe­ler, sağlık ocağı hemşireleri ve sosyal danışmanlar da katkı­da bulunabilirler.

Preeklampsi halen 50 yıl öncesinde olduğu gibi gi­zemli bir bozukluk olup, preeklampsi tedavisi ve preeklampsiden korunma günümüz­de doğum öncesi (an­tenatal) bakımda önemli yer tutmaktadır.


Bazı olgularda, antenatal bakım sırasında özel uz­manlık gerektiren durumlarla karşılaşılabilir; örneğin, insüline bağımlı diabetik gebeler ya da majör kalp de-fekti nedeniyle öpere edilmiş veya organ nakli uy­gulanmış olan gebeler gibi... Tıbbi ve cerrahi tedavide gözlenen hızlı ilerlemeler sayesin­de bu tür hastaların çoğu gebe kalıp doğurabilecek kadar uzun ve sağlıklı yaşamaktadır.

Fetal malformasyonlar, kromozom anomalileri ve her ge­çen gün sayısı artan metabolik bozuklukların an­tenatal dönemde tanınabilme­sini sağlayan çeşitli yön­temler klinik obstetrikte rutin kullanıma girmişlerdir. Temel olarak antenatal tanı, gelişen fetusun mor-fometrik özelliklerinin ultrasonla değerlendirilmesi ve bunun amniyosentez, koriyon villüs örnekle­mesi (CVS) veya kordosentezle desteklenmesi sayesinde konmaktadır. Bu teknikler in vitro gelişen hücreler üzerinde pek çok biyokimyasal ve moleküler biyoloji ile ilgili işlemlerin yapılabilmesine olanak ta­nımaktadır. Antenatal bakımın kapsamı geniş olup ba­şarı oranının yüksek olması için bir çok durumda özel deneyim ve gerektiğinde fetal tedavinin yapılma­sını gerektirmektedir. Bugün, antenatal bakım doğum he­kimi, klinik genetikçi ve biyokimyacının hep birlik­te çalıştığı ortak bir alan haline gelmiştir.

Erken Boşalmanın Tedavisi Nedir?

Sponsorlu Bağlantılar:

Erken Boşalmanın Tedavisi, Erken Boşalmayı Önlemek

Erken boşalmanın tedavisi basit ve kolaydır. Yeter ki kişi bu sorununu çözmede kararlı olsun. Cinsel işlev bozuklukla­rında tedavi aşamaları kısaca şu şekilde olur.

Öncelikle kişide başka bir fiziki veya psikolojik sorun olup olmadığı araştırılmalıdır. Bununla birlikte kişinin kul­landığı ilaçlar, alkol, sigara veya başka madde kullanımı ol­up olmadığı meydana çıkarılır. Bu sonuçlar ortaya çıka rıldıktan sonra erkeğe ve eşi­ne bazı egzersizler tavsiye edilir. Bizde 'Erken Boşalma Nedenlerinin Araştırılması' testinde erken boşalmanı­zın nedeni bulmaya çalıştık. Çıkan sonuca göre tedavide uygulamanız gereken yol­ları tavsiye ettik.

Biliyoruz ki erken boşalma yaşayan erkeklerin %90 ile %95'inde hiçbir tıbbi hastalık ve rahatsızlık belirtisine rast lanmamıştır.

Tedavi sürecinde egzersizler ve teknikler uygulanırken sinirlerinde dinlendirilmesi çok önemlidir. Tedavi süresince ve sonrasında da hazmı kolay yiyecekler yenmelidir.

Erkeklerin çoğu, cinsel ilişki­de zevkin peşinden koşar ken boşalmanın kontrolünü, durdurulması­nı veya sabitlenmesini başaramaz. Hislerini ve vücudunu kontrol et mez, her za­man boşalma zevkine odaklanır ve hep o nokta­yı düşünerek sevişir. Bu ise erken boşalmaya sebep olur.

Erkeğin hisleri çoğunlukla boşalma anına odaklandığından boşalma kaçınılmaz olur. Biz, eşlere seksin sade­ce sonunu değil tümünü düşünmelerini, vücutlarını ve beyinlerini seksin tümü üzerinde yoğunlaştır­malarını tavsiye ediyoruz. Erkek, zihnini bu anlık zevk hissinden arındırmak, öz­ür ve doğal bir şekilde cinselliği yaşamalıdır.

Tedavi egzersizlerini uygulanırken şeker tüketiminde di yet yapmanızı tavsiye ediyoruz. Çünkü şeker ve tatlı yiyecek­ler sperm üretimini artırır, bu da boşalmayı kolaylaştırır.

Partnerinizle ilişkiye gireceğiniz zaman, zihninizdeki olumsuz düşüncelerden arının, yine erken boşala­cağım! düşüncesini yenmeye çalısın. Partnerinizi "tatmin edeme me" endişesinden kurtulun. Başarıyı önce zihninizde kazanma­lısınız, sonrası kendiliğinden gelecektir.

Mastürbasyon egzersizlerinin yavaş yapılmasını tavsi ye ediyoruz. Hızlı şekilde yapılan mastürbasyonlar si­zi kısa sürede boşalmaya programlar, bunu size öğretir. Mastür basyon egzersizleri 15-20 dakika kadar sürmelidir. Bu şe­kilde uygulayacağınız mastürbasyonlar size geç boşal­mayı öğretecektir.

Egzersizleri yaparken durmanız gereken bir anda ken dinizi tutamadınız ve boşaldınız. Kesinlik­le başaramayacağ­ım endişesi kapılmayın, duş alın ve rahatlayın, bitkisel çaylarda içebilirsiniz. Kendinizi hazır hisset­tiğinizde egzer size tekrar başlayın.

Tedavide dikkat edilme­si gerekenler ve Erken Boşalmayı Önleyen

Sinirleri dinlendirici ortamlarda bulunmak, 
Açık havada dolaşmak,
Şekerli yiyeceklerden uzak dur­mak.
Hazmı kolay yiyecekler ye­mek,
Sigara ve alkol kullanmamak veya azaltmak,
Demli çay ve fazla kahve tüketmemek,


Konuyla ilgili aramalar:
erken boşalmanın tedavisi
erkek boşalmayı önlemek

Erken Boşalma Nedir? Erken Boşalmanın Tedavisi Nedir?

Sponsorlu Bağlantılar:



Erken Boşalma ve Erken boşalmayı Önleyici Yöntemler

Cinsel işlev bozuklukları­nın en yayın olanlarından bir tanesi erken boşalmadır.
Cinsel işlev bozukluk­ları, cinsel istekte azalma, uyarıl ma eksikliği, ejakülasyon (boşalma) ve orgazm sorunları ile buna bağlı olarak cinsel ilişki kurmada ortaya çıkan güçlük leri kapsamakta­dır. İşlev bozuklukları, bir alanla sınırlı olabileceği gibi daha kar­maşık bir görünüm içinde de orta ya çıkabilmektedir.

Cinsel işlev, karmaşık psikofizyolojik et­kileşimle başlayıp süren bir yaşantıyken, bozuklukları, etkileşi­min her noktasında ortaya çıkabilmekte ve kolaylıkla süreci boza­bilmektedir. Bu nedenle, tıbbın diğer alanlarında olduğu gibi cinsel işlev bozukluk­larının değerlendirilmesinde de hasta, psikolojik ve organik yönleriyle birlikte ele alın­malıdır.

Erken boşalma nedir?

Erken boşalma hakkın­da bugüne kadar bir çok tanım yapılmıştır. Erken boşalmanın kişi­nin kendisine, partnerine, psikolojik durumuna, beklentilerine ve bir çok etke­ne göre farklı tanımlamaları yapılmıştır. Bilinen bir gerçek ise erken boşalmanın bir hasta­lık olmadığıdır.

Değişik uzmanlık alanların­dan doktorlar ve bilim insanlarının tanımlarını maddeler halinde verdik­ten sonra kendi tanımımızı yapacağız.

Erken boşalma fizyolojik olayların (boşalmanın) beklenenden önce gerçekleşmesidir. İkiye ayrılır:

a) Birincil Erken Boşalma, ilk ilişkiden iti­baren olan boşalmadır.
b) İkincil Erken Boşalma, önceleri olmayıp sonra­dan meydana çıkan boşalmadır.

Erken boşalma erkeğin, partnerin ve­ya her ikisinin de boşalmayı arzulamadığı andan önce kontrol dışı bo­şalmadır.

Erken boşalma erkeğin partnerinden önce boşal­masıdır.

Erken boşalma cinsel ilişkilerin yarısından fazla bir kısmında partnerinizin tatmin olmasını engel­leyecek kadar kısa sürede boşal­maktır. (Erken Boşalmaya Çözüm)

Bu tanımlar bazıları­mız için geçerli olabilir. Erken boşalmanın erkek­ten erkeğe, partnerlere, yaşa, insanın psikolojik durumuna ve benzer faktörlere göre farklılık göstereceği unutulmama­lıdır.

Erken boşalma erkeğin partnerin­den önce boşalması olarak tanımlanırsa, karşımıza, erkek ki­me göre erken boşalıyor? sorusu çıkmaktadır. Çünkü bazı kadınlar saniyeler içinde orgazm olur­ken, bazıları dakikalar içinde orgazm olur. Bazı kadınlar ise hiç orgazm olmaz­lar.

Erken boşalma, yalnızca eşle, tatminle, kronometreyle, kontrolsüzlükle, psikolojik durum­la açıklanabilecek bir durum değildir. Erken boşalma bu etkenlerin her birinin birlik­te veya ayrı ayrı olarak etkilediği, erkeğin ve partnerin fiziksel ve duygusal durumu­na, beklentilerine ve diğer etkenlere göre değişen bir durumdur. Bu bağlam­da erken boşalma; eşlerden birinin veya her ikisinin, tatminsizlik durumunu mey­dana çıkarabilecek cinsel bir uyumsuz­luktur.

Erkek Üreme Organları? Erkek Üreme Sistemi?

Sponsorlu Bağlantılar:



Erkek Tohum Hücresi (Sperm-Spermatozoit)

Erkek Üreme Sistemi

Erkek tohum hücreleri husyeler (testiler) de oluşur. Bun­lar iki adet, yumurta biçimli ve kendilerine ait özel bir zarla deriden torbaların için­de yer almış bezlerdir. Testisler, içleri yumak şeklinde ince borulardan meydana gelmiştir. Boru­lar iplik kadar ince olup içlerindeki hücre sıralarından spermatozoitler meyda­na gelir.

Testislerin başka bir özelliği de spermatozoitlerin doğuşunu etkile­yen ve erkeğe erkeklik niteliklerini veren bir hormonu salgılamasıdır. Bu hormon, erkek­te sakal bıyık meydana gelmesi ve kıllanmanın gerçekleşmesi, vücut yapısının özelliği, ses kalın­lığı gibi özelliklerin ortaya çıkmasını ve sürekliliğini sağlar.

Testislerde spermatozoit oluşumu bluğ çağın­da yani 12-14 yaşlarında başlar. İhtiyarlık çağında da devam ede­bilir. İplik şeklindeki ince boruların iç çeperlerindeki yuvarlak hücreler çeşitli dev­reler geçirerek spermatozoit durumuna gelir. Spermatozoit tek bir hüc­re olup insan hücreleri arasında en küçüklerindendir. Mikroskoptaki görünüşü adeta dur­gun sularda sürüler halinde dolaşan kurbağa yavrularını andırır. Yani bir başı, bir göv­desi ve uzun bir kuyruğu olan hareketli hücrelerdir. Yumurta biçimindeki baş kıs­mında, hücre zarı çekirdeği yer alır. Daha sonraki bölümlerde belirtileceği gibi, kadın yumurta hücre­sine giren, erkek tohum hücresinin baş kısmıdır. Kuyruk ise kamçı gibi olup spermatozoitin hare­ket yeteneğini sağlar. Cinsel ilişki sırasında kadının haznesine dökü­len spermler bir iki dakika içerisinde rahim ağzını örten salgıların içine girer­ler. Ancak, testislerde oluşan spermatozoitler hemen dışarı atılmaya hazır değildir­ler. Spermler önce yumak şeklinde açıldığı zaman 5-6 metreyi bulan bir kanala gelir­ler, bundan sonra 30 cmlik ikinci bir kanalı geçip tohum keseleri denen, prostatın i­ki yanındaki keselerde toplanırlar. Bütün bu yol boyunca canlılıklarını sağlayacak bir takım madde­leri, prostat ve bunun gibi iç salgı bezlerinin çıkardığı sıvılardan sağlarlar ve ade­ta onların içinde yüzerler.

Depo edilmiş spermatozoitler 30-40 gün yaşar­larsa da, yaşlandıkça canlılık ve döllenme yetenekleri azalır. Bu şeklide yaşlanan ve ölen­lerin yerlerini hemen yeni oluşan taze spermatozoitler alır ve depolanır. Spermatozoitlerin ka­dın vücudunda 5-6 gün, dış ortamda ise 48 gün yaşadıkları tespit edil­miştir.

Cinsel ilişki sırasında erkekten atılan spermatozoitlerin sayısı 200-600 milyon arasın­da değişir. Bunlardan 1000 tanesi kanallara kadar varabilir ancak döllen­meyi yani dişi yumurta hücresi içine girmeyi tek sperm başarabilir.


Konuyla ilgili arama anahtarları: erkek üreme organları , erkek üreme sistemi

Afrodizyak

Sponsorlu Bağlantılar:


Kişide cinsel arzuları uyandıran (uyarı­cı etki veren), cinsel performansı yükselten madde, ilaç, yağ, besin ve bitki­lere verilen genel ad olarak bilinse de kokuyu, rengi, biçimi, dokuyu ve tadı algıladığımız duyularımı­zın her birine yönelik uyarıcılardır. Afrodizyak kelimesi Yunan mitolojisin­deki cinsellik ve güzellik Tanrıçası Afrodit den gelmekte­dir. Afrodizyaklar hap, sıvı damlalar, parfüm halinde de satıl­maktadır. Vücuda dışarıdan alınan ilaç, hormon ve bir ta­kım maddelerin cinsel davranışlar üzerinde belli uyarıcı etkileri olabilir. Bazı madde­ler libido üzerinde etki yaparak cinsel isteği ya da hazzı değiş­tirebilirken başkaları, sadece cinsel organların fiziksel tepkilerini farklılaştı­rır. Ancak bu gibi maddelerin çoğunluğu ne yazık ki cinsel istek ve duyumları çoğaltmaktan çok azalt­ma yönünde etki yaparlar.

Cinsel uyarı olarak bilinen madde­lerin çoğu beyindeki belli merkezler üzerine etki ederler. Bazılarıysa doğrudan doğru­ya cinsel organları denetleyen sinirler üzerinde uyarıcı olurlar. Ayrıca birtakım ilaç ya da madde­ler sarhoşluk, gibi genel bir durum yaratarak cinsel davranış farklılıkları­na sebep olur. Uyarıcı maddele­rin hangi koşullar içinde alındığı da etki açı­sından önem taşır. Buna en iyi örnek lsd kullananların durumunda görülür. Lsd, genellik­le cinsel isteği yok edici olarak bilindiği halde bu maddeyi erotik bir ortam­da alan ya da maddenin bu özelliğinden habersiz olarak ondan cinsel uyarıcılık etkisi bekleyen birey­lerde bu tür beklentiler doğrultusunda cinsel isteğin arttı­ğı gözlenmiştir.

Cinsel uyarıcıların erkekler üzerinde­ki etkileri günümüzde oldukça iyi bilinmekte, buna karşılık kadınların bir çoğunun madde­lere gösterdikleri tepkiler, erkeklerinkine benzer olması tahmin edilerek değerlendirilmek­tedir. Bunun nedeni, cinsel tepkilerin erkek bedeninde çok daha kolay ölçülebi­lir olmasıdır. Bu konuda pek çok araştırma yapılmakla birlikte cinsel uyarı­cı olarak tam güvenilir bir takım maddeler henüz bulunamamıştır. Aşık olmanın olağanüstü afrodizyak etkisinin yerini dolduracak herhan­gi bir kimyasal maddeden söz etmek şu an için müm­kün değildir.

Bazı yiyecekler de afrodizyak etkisi yarat­maktadır. Çin'de yapılmış bir araştırmaya göre yiyecekler mideyi olduğu ka­dar ruhu ve libidoyu da beslemektedir. Uzman­lar bazı yiyeceklerin viagra etkisi yarattı­ğını belirtiyor. İşte uzmanların erkek ve kadınların cinsel isteklerini artır­mak için önerdiği yiyecekler;

ERKEKLERE:
Maydonoz
Na­ne
Tarçın
Grey­furt
Susam
Yumurta
Kuşkon­maz
Enginar
Bezelye
Badem
Kekik
Vanil­ya
Sivri Biber
Hardal
Kereviz
Ayçiçeği
Ce­viz
İstiridye (İçindeki çinko spermin çoğal­masına neden olarak cinsel isteği artırıyor)
Hindi (İstiridyeden daha fazla çinko içeriyor. Üste­lik daha ucuz ve protein açısından da zengin)
Roka (Bolca demir ve C vita­mini içeriyor)
Kere­viz
Şalgam
Antep Fıstığı ve Fındık (İçerdikleri doyma­mış yağ asitleri ve E vitamini nede­ni ile afrodizyak olarak kullanılırlar)
Domates
Fesle­ğen
Karpuz
Hindistan Cevizi
Bal
Pek­mez
Kivi
Mango
Salata­lık
Kuşkonmaz
Soğan

KADINLARA:
Çikolata (Çikolata­nın içindeki yüksek şeker ve kalori cinsel uyarı­cı ve keyif verici. Çikolata beyindeki serotonin seviyesini de artırıyor ve mutluluk hissi veriyor. Ve kadınlar erkeklere nispeten çikolatanın bu özelliklerine karşı daha duyarlı.)
Ahududu
Yo­ğurt
Tarçın
Çilek ve Şampan­ya (Birlikte)
Kırmızı biber, Köri ve diğer baharatlar­la, baharatlı yiyecekler (kalbi daha hızlı çarptırdıkları için, seks sırasında oluşana benzer bir terleme oluşturuyor)
Yine de unutmama­lıdır ki en kuvvetli afrodizyak AŞK‘tır.

Kurdeşen Hastalığı?

Sponsorlu Bağlantılar:


ÜRTİKER (Kurdeşen)

Etrafı kızarık , ortası soluk, yüze­yel ve kaşıntılı cilt döküntüleridir.Döküntü birden başlar; kaşıntılı ciltten kabarık, iki milimetre­den, 30 santimetreye ulaşabilen değişik boyutlarda ve şekillerde plaklar şeklin­dedir. Plak şeklindeki bu döküntüler genelde 20 dk ile 3 saat arasında sü­rüp, iz bırakmadan kaybolur, ardından başka bir bölgede yeniden çıkar.Başlıca iki tip vardır.Her iki tipte de döküntü­nün görünümü aynıdır. Sadece süreleri farklıdır:
1- AKUT ÜRTİKER: Genel­de 24 saat içinde düzelir.Nadiren bir ay kadar sürebilir.Her yaşta görülebilir.
2- KRONİK ÜRTİKER: Bu döküntülerin en az 6 haf­ta süreyle her gün veya iki gün arayla ortaya çıktığı tablodur.Daha çok erişkin­lerde görülür. Ürtikeri oluşturan etken eğer cildin daha derin tabakalarını etki­lerse ANJİOÖDEM denen tablo ortaya çıkar.
Cildin gevşek bölgelerin­de ortaya çıkan, sınırları belirsiz doku şişliği şeklindedir.Ürtikerle birlikte ve­ya tek başına görülebilir.

AKUT ÜRTİKERİN NEDENLERİ­:
* Enfeksiyon­lar
* İlaç ve diğer kimya­sal maddeler
* Besinler( çerezler, yumurta, ba­lık ve diğer deniz ürünleri, süt, çilek vs.)
* Böcek sokmaları ( arı , örüm­cek vs. )

KRONİK ÜRTİKERİN NEDENLERİ­:
Hastaların ancak bir kısmın­da neden bulunabilir.
Bunların başlıcaları­:

* Stres, basınç, soğuk, güneş, egzer­siz,
* Diğer bazı cilt hastalıkları veya cilt dı­şı sistemik hastalıklar
* Ailesel hastalık­lar

ÜRTİKER TANISI:
Öykü ve muayene sonrası doktorunuz bazı tetkik­ler isteyebilir.Ancak hastaların sadece bir kısmında allerji ile ilgili testleri yap­mak gereklidir.

ÜRTİKER TEDAVİSİ:
1-Tedavide ilk basamak ürtikere neden olan faktörün uzaklaştırılması ve alımın durdurulmasıdır.Ancak neden kesin olarak gösterilip doktor tarafından önerilmedikçe gereksiz yere diyet yapılmamalıdır.
2- Eğer başka bir hastalık ürtikere neden olmuş­sa onun tedavisi yapılmalıdır.
3- Ürtikerin neden olduğu yakınmaların tedavi­si.Bunun için kullanılan başlıca tedavi seçeneği antihistaminiklerdir.Doktoru­nuz bunu tek bir ilaç veya diğer ilaçlarla kombinasyon şeklinde önerebilir.Size verilen ilacı doğru şekilde ve doğru zamanda almanız çok önemlidir.Bu nedenle önerilere dikkat­le uyulması gereklidir.Genel olarak ürtiker antihistaminik tedavisiyle düzelme gösterir.
4- Kronik ürtikerli hastalar yakınmaları­nı nelerin uyardığını bilip ona göre önlem almalıdırlar.Bu hastaların ürtiker tablo­su uzun süre sürebileceğinden antihistaminik tedavisini ne zaman kullanacakları­nı bilmelidirler.
5- Genel olarak ürtiker iyi seyirli bir hasta­lıktır. Uzun süren durumlarda bile altta yatan hastalık bulunması nadir­dir. Önemli olan hastanın ürtikeri kontrol etmeyi bilmesidir.

KRONİK ÜRTİKERLİ HASTALARIN DİKKAT ETMESİ GEREKEN DURUM­LAR
* Genel olarak kaba, sıkı ve yün­lü giysiler giyilmemelidir.
* Ortam çok sıcak olmama­lıdır.
* Aspirin ve benzer ilaçlar­dan ve salisilat içeren besinler­den kaçınılmalıdır.
* Stresten uzak durulma­lıdır
* Sıcak suyla duş alı­nmamalıdır
* Soğuk ürtikeri olan kişi­ler yalnız yüzmemeli , soğuk bir ortama kontrollü olarak girmelidirler.
* Güneş ürtikerinde güneşten koruyucu krem­ler kullanılmalıdır. Eğer hasta çocuksa okuluna hastalığı ile ilgili bil­gi verilmelidir.

Dr. Meltem ÜSTÜNSOY
ODTÜ SRM Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı

Konuyla ilgili anahtar aramalar: kurdeşen hastalığı , kurdeşen nedir , kurdeşen dökmek

Fototerapi Onam Formu

Sponsorlu Bağlantılar:

Fototerapi Onam Formunu İndirmek İçin Buraya Tıklayınız


1- Fototerapinin UVA, UVB ışınları ve ışığa duyarlılığı sağlayan ilaçlar ile uygulanan bir tedavi yöntemi olduğu anlatıldı.
2- Hastalığım için uygulanabilecek alternatif tedavi yöntemleri ve fototerapinin değişik yöntemleri açıklandı.
3- Fototerapide ilaca bağlı mide bulantısı, kusma, gözde katarakt oluşumu gibi görülebilecek yan etkiler ile deride kızarıklık, kaşıntı, yanık, çillenme ve deri kanseri gibi az da olsa olası risk ve komplikasyonlar açıklanarak bu etkiler oluştuğunda doktora bildirilmesi anlatıldı
4- Tedavi sırasında hamile olunmaması ve tedavi günlerinde güneş gözlüğü takarak gözlerin korunması gerekliliği bildirildi.
5- Tedaviden önce, tedavi süresinde ve tedavi sonunda istenilecek klinik ve laboratuar muayenelerinin yapılması gerektiği anlatıldı.
6- Bu bilgiler doğrultusunda, doktorumun yetkisi, gözlemi ve yöntemi altında, hastalığın yada tıbbi durumum için fototerapi tedavisinin üzerimde vekili olduğum hasta üzerinde gerçekleştirilmesine ve tedavi seyri sırasında önceden görülebilen ya da öngörülmeyen durumlara bağlı olarak gerekli görmesi halinde tedaviyi sonlandırmasına ve gerekirse alternatif tedavi yöntemlerine geçmesine yetki veriyorum.

>>> Fototerapi (Işın Tedavisi) Onam Formu Örneği <<<

Alternatif olarak BURAYA TIKLAYARAK ta indirebilirsiniz.

Kan ve Kan Bilesenleri Nakli Onam Formu

Sponsorlu Bağlantılar:

Kan ve Kan Bileşenleri Nakli Onam Formunu İndirmek İçin Buraya Tıklayınız

>>> Kan ve Kan Bileşenleri Nakli Onam Formu Örneği <<<

Alternatif olarak BURAYA TIKLAYARAK ta indirebilirsiniz.

Dudak Yarığı Ameliyatı Onam Formu

Sponsorlu Bağlantılar:

Dudak Yarığı Ameliyatı Onam Formunu İndirmek İçin Buraya Tıklayınız


Doktor…………………………………………çocuğumun aşağıda belirtilen tıbbi duruma sahip olduğunu söyleyerek geniş açıklamalarda bulundu:
Genel Bilgi:
Çocuğun doğmasından uzun bir süre önce, gelişimin ilk haftalarında, dudağın sol ve sağ kenarları ile damak ayrı ayrı geliştikten sonra birleşirler. Ancak, yaklaşık her 1000 bebekte bir normal birleşme oluşmayarak dudak ve damak yarık kalır.
Dudak yarığı, üst dudaktaki küçük bir çentikten, burun tabanına uzanan tam bir yarığa kadar geniş bir çeşitlilik gösterebilir. Yarık tek taraflı olabildiği gibi dudağın iki yanında da yer alabilir. Yarık dudağı olan çocukların birçoğunda damakta da yarık vardır. Bu durumdaki bebeğin sorunları sadece dudak yarığı olan bebeklerden oldukça fazladır.
Dudak yarığı için cerrahi girişim genellikle çocuk 3 aylık olana kadar gerçekleştirilmektedir. Her ne kadar anne ve babalar yarığın doğumdan hemen sonra ve çocuk eve gitmeden erken onarılmasını istese de, tehlikeli olması ve genellikle alınan sonuçların ortalamanın altında olması yanında yeni doğanın cerrahisi zor bir durumdur. Bu yüzden birçok dudak ve damak yarığı tedavi merkezi ilk dudak onarımını yapmak için çocuğun yaklaşık 3 aylık olmasını beklemeyi tercih eder. Bu gecikme için birçok sebep vardır... Devamı için lütfen sayfadaki bağlantılar vasıtası ile formu bilgisayarınıza indiriniz.
>>> Dudak Yarığı Onam Formu Örneği <<<

Alternatif olarak BURAYA TIKLAYARAK ta indirebilirsiniz.

Elektronoromiyografi ENMG Onam Formu

Sponsorlu Bağlantılar:

Elektronöromiyografi ENMG Onam Formunu İndirmek İçin Buraya Tıklayınız


Sayın Hasta, Sayın Veli/Vasi
Lütfen formu dikkatlice okuyun ve soruları cevaplayın!
Hekiminiz tarafından istenen elektromiyografi (ENMG) tetkiki sinir ve kas incelemesini içeren, dolayısıyla kas ve sinir sistemi hastalıklarının tanısında kullanılan bir tetkiktir. Bu inceleme size tanı konması için gerekli tetkiklerden biridir. İşlem öncesinde hekiminiz tarafından size girişimin seyri, riskleri hakkında bilgi verilecek, bunun sonunda serbest iradenizle işlemin yapılıp yapılmamasına karar vereceksiniz. Bu form, sizi hekim ile yapacağınız görüşmeye hazırlamaya yardımcı olmak üzere hazırlanmıştır.

Hastalığınız hakkında bilmeniz gerekenler:
Sizden bu tetkiki isteyen hekiminiz sizde olasılıkla bir kas, sinir veya sinir-kas kavşağı hastalığı düşünmüş olup tanıya yardımcı olması amacı ile bu tetkiki istemiş bulunmaktadır. Bu hastalıklar doğrudan sinir veya kas hastalığı olabileceği gibi, başka bazı hastalıkların yol açacağı (örn. Diyabete bağlı sinir tutulumu) hastalıklar da olabilir. Bu hastalıklar sizde güçsüzlük, uyuşma, hissetmede azalma ve ağrı gibi şikayetlere neden olabilir. İnceleme sonunda hekiminize bu yönde bir bilgi verilecektir.
Girişimin yapılmaması durumunda neler olabilir?
ENMG kas ve sinir sistemi hastalıklarının tanısında kullanılan bir tetkik olup, herhangi bir tedavi amacı taşımamaktadır. Belli başlı kas ve sinir hastalıklarının tanısında bundan başka bir tanı yöntemi olmadığından bu inceleme yapılmaz ise hastalığınızın tanısı konamayabilir.

Devamı için bu sayfadaki adresleri tıklayarak formu indiriniz.

>>> ENMG Onam Formu Örneği <<<

Alternatif olarak BURAYA TIKLAYARAK ta indirebilirsiniz.

Alt Çene Kırığı Ameliyatı Onam Formu

Sponsorlu Bağlantılar:

Alt Çene Kırığı Ameliyatı Onam Formunu İndirmek İçin Buraya Tıklayınız

Doktor…………………………………………aşağıda belirtilen tıbbi duruma sahip olduğumu söyleyerek sözlü ve yazılı geniş açıklamalarda bulundu: Aşağıdaki CERRAHİ ve diğer işlemler uygulanacak: Kırık hattına ulaşmak için ağız içinden veya cilt üzerinden bir kesi yapılacak. Ayrıca başka yerimden kemik veya doku almak gerekir ise başka bir yerimden kesi yapmak gerekebilir. Kırık düzeltilecek ve aşağıdakilerin biri veya birkaçı kullanılarak tespit edilecek:
- Titanyum plaklar ve / veya vidalar
- Eriyebilir plak ve / veya vidalar
- Tel dikişler
- Dişlere uygulanan metal arklar ve teller
- Eksternal fiksatör (dışarıdan uygulanan tespit aracı).
- Başka yerimden alınan kemik
- Başka insandan alınmış kemik, kıkırdak, kemik macunu, kemik tozu
- Silikon, poroz hidroksiapatit, metil metakrilat, titanium meş gibi alloplastik malzemeler
Bir problem çıkartmadıkları takdirde, bunlar ömür boyu yerlerinde kalacak. Problem çıkması halinde, bunları yerinden çıkartmak için ikinci bir ameliyat gerekebilecek. Konumlarına bağlı olarak da bunların çıkarılmaları gerekebilir.

Devamı için bu sayfadaki bağlantıları kullanarak formu bilgisayarınıza indirebilirsiniz.


Alternatif olarak BURAYA TIKLAYARAK ta indirebilirsiniz.

Hepatitli Hasta ve Refakatçi Bilgilendirme Formu

Sponsorlu Bağlantılar:

Hepatitli Hasta ve Refakatçi Bilgilendirme Formunu İndirmek İçin Buraya Tıklayınız



1. Öncelikle hasta yakınları (aynı evde yaşayanlar)hepatit taraması için enfeksiyon polikliniğine başvurmalıdır
2. Hasta diyetine dikkat etmelidir
*Yağsız , haşlama türü gıdalar tercih edilmelidir
*Kızartmalar, kek, çerez, gibi katkı maddeli gıdalar yememelidir
*Alkolden uzak durulmalıdır
3. Hasta doktor tavsiyesiz ilaç kullanmamalıdır
4. Taburcu olduktan sonra da hasta yatak istirahatına devam etmeli; ağır iş ağır spor yapmamalıdır
5. Hastanın kullandığı çatal, bıçak, kaşık, tarak, havluyu ayrılmalıdır
6. Hasta tuvaletten çıktıktan sonra çamaşır suyu kullanmalıdır

>>> Hepatitli Hastalar ve Refakatçileri için Bilgi Formu Örneği <<<

Alternatif olarak BURAYA TIKLAYARAK da indirebilirsiniz.

Ankilozan Spondilit Onay Formu

Sponsorlu Bağlantılar:

Ankilozan Spondilit Onay Formunu İndirmek İçin Buraya Tıklayınız


Ankilozan spondilit genellikle genç yaşta ortaya çıkan bel-kalça ağrısı, boyun ağrısı bazen diz ve ayak bileğinde şişlik, ağrı ile seyredebilen iltihabi romatizmal bir hastalıktır. Hastalığın seyri değişkendir ve nedeni bilinmemektedir. Genetik ve çevresel faktörlerin (mikrobik hastalıklar, sigara) bir arada bu hastalığa neden olduğu düşünülmektedir.
Hastalığın tedavisinde Salazopurin, Metotreksat, Kortizon, Ağrı kesici ilaçlar kullanılmaktadır. Bu ilaçlar yetersiz kaldığında veya hasta tarafından tolere edilemediği durumlarda anti-TNF tedavi adı verilen bir grup ilaç tedavisi kullanılabilmektedir. İltihabın baskılanması ve eklem hasarının önlenmesinde yararlı olmaktadır.... Devamı için bu sayfadaki adreslerden formu indirebilirsiniz.

>>> Ankilozan Spondilit Onam Form Örneği <<<

Alternatif olarak BURAYA TIKLAYARAK ta indirebilirsiniz.

SAĞLIK KURUMLARI TELEFONLARI

Sponsorlu Bağlantılar:


SAĞLIK KURULUŞLARI TELEFONLARI

Adana İl Sağlık Müdürlüğü ve Bağlı Hastaneler



Adıyaman İl Sağlık Müdürlüğü ve Bağlı Kurumlar

Kulak ağrısı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar:


Kulak Ağrısı

Kulak ağrısı karmaşık bir konudur­. Ba­sit bir nedeni olabileceği gibi hayati sorunlar­la da karşılaşabilinir. O nedenle Kulak Burun Boğaz hekiminin muayene etmesi yanlış teda­vi ve gereksiz müdahalelerin önünü keser. Kulak ağrısı nedenlerini iki grupta toplayabi­liriz.

A) KULAĞA AİT NEDENLER
1) Kulak enfeksiyonları. Bunların başın­da yüzücü kulağı denen dış kulak yolu iltihabı (eksternal otit) gelmektedir. Havuz,deniz, kaplıca vs gibi yerlerde hijye­nik olmayan ortamlar dış kulak yolu iltihabına zemin hazırlar. Kulak içini fazla kurcalayan ve kaşıyan şahıslarda yaygındır.Beraberinde ku­lak kaşıntısıyla seyreden mantar enfeksiyonu da olabilir. Tedavisinde enfeksiyon hangi aşamada ise ona göre davranı­lır. Lokal tedavi yapılır. Tedavisi birkaç gün sürer, bu süreç de ağrılıdır. Bir diğer ağrı ne­deni orta kulak iltihabıdır. Çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonlarından son­ra daha sık görülür. Genel­likle bir gece boyu süren çocuğu ağlatacak tarzda ağrı olur. Küçük çocukların yatarak ve özel­likle biberonla beslenmesi de bir nedendir. Teda­vide uygun ilaçlar (antibiyotik, burun damlası,dekonjestan) verilir. Or­ta kulak iltihabı kronikleşmişse kulak zarı delik ve akıntı­lı demektir. Bu iltihabi akıntı da ku­lakta ağrıya neden olur. Daha çok erişkinlerde gö­rülür. Tedavisi cerrahidir. Kulak zarını etkileyen ve mirinjit adı veri­len viral enfeksi­yon da ağrıya neden olur. Yüz felci yapan viral hastalıklar da kulak yolunda ve çevresinde ağrılı içi sıvı dolu kesecikler meydana getirebilirler. Bun­ların dışında yine virüslerin neden olduğu grip, kızamık, kızamıkçık gibi hastalıklar kulak ağrısına sebep olabilir.
2) Kulak travmala­rı bir diğer ağrı nedenidir. Kulağa alı­nan darbeler arasında vurma, çarpma gibi nedenler sık görülür. Bunun yanında basınç travması (irtifa değişikleri, su al­tı), donma, yanma gibi nedenler de ağrıya neden olabilir.
3) Östaki tüpü problem­leri. Bunlar arasında en yaygın olan östaki tüpü fonk­siyon bozukluğudur. Çeşitli nedenlerden dolayı kapalı olan östaki tü­pü kulak ağrısına neden olabilir.
4) Kulak kiri.Özellikle banyo son­rası su alıp şişebilir ve ağrıya neden olabilir.
5) Kulağa kaçan yaban­cı cisimler.

B) KULAK DIŞI NEDENLERİ (­Yansıyan ağrılar)
Bu tip ağrılarda kulakta bir patolojik du­rum olmamasına karşın ortak duyu sinirleri nedeniyle başka bir yerdeki problem kulak ağrısı şeklinde ortaya çıkabi­lir. Aslında kulakta hiçbir sorun yok­tur.
1) Boğaz ve boyun enfeksiyonları. En sık bademcik iltihabı ve farenjit nede­niyle kulak ağrısı görülür. Boyun, yutak, yemek borusu ve gırtlak enfeksiyonları da aynı etkiyi yapar.
2) Boğaz ve bo­yun organlarının(yukarda adı geçen) kanserleri kanserleri.
3) Çene eklemi hastalık­ları
4) Sinüzit ve yüz enfeksiyonları, kanser­leri.


Prof.Dr.Can KOÇ

Konuyla ilgili aramalar: kulak ağrısı neden olur , kulak ağrısının nedenleri , kulak ağrıları , kulak ağrıması

11 Eylül 2010 Cumartesi

İsilik nasıl geçer?

Sponsorlu Bağlantılar:


İsilik özellikle yenidoğan bebekler­de görülen ter kanallarının tıkan­ması sonucu terin derinin üst tabakasına sızma­sına denilmektedir.

Çoğunlukla sıcak ve nemli havalarda görü­lür, çocuğu kat kat giydirilince ve naylon malzemeli ürünlerin giydirilmesi isi­liği artırmaktadır.

İsilik mikrobiyal bir hasta­lık değildir. Yalnızca çocuğun yağ dokusu ve sıcak havalarda ter kanalları­nın tıkanması ile ilgilidir.

İsilik Sebepleri­:

- Aşırı terle­me

- Ateşli hastalık­lar

- Aşırı sıcak hava­lar

- Çocuğun yeterin­ce yıkanmaması

- Kışın çocuğun kat kat giy­dirilmesi

- Naylon ve sentetik ürün­lerin kullanılması


İsilik Nasıl Geçer?

İsilik kalıcı bir hastalık olma­makla beraber çocukta herhengi bir soruna neden olmamaktadır. İsilik yapılan yanlış­lardan dolayı oluşmaktadır. Bu hastalık için özellikle kullanı­lan bir ilaç yoktur. İsilik tedavi­si için Suna Dumankaya’nın önerdi­ği limon suyu kürünü deneyebilirsi­niz.

Suna Dumankaya'nın Limon Suyu Kürü:

Banyo esnasında vücudunuzu iyice kese­leyin ve banyodan sonra 5-6 adet limonun suyunu sıkıp az miktar­da su ile vücudunuza sürün. Kuruduk­tan sonra üzerine üzerine talk pudrası serpiştirin ve bu şekil­de 1 saat kadar bekleyin 1 saat sonra vücudunuzu ılık su ile yıka­yın.

Kaynak:saglikrehberi24.com

Konuyla ilgili aramalar: isilik nasıl geçer , isilik tedavisi , isilik nedir

Kuyruksokumu Ağrısı? Kuyruksokumu ağrısı Uzm.Dr. Görüşleri

Sponsorlu Bağlantılar:


Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Elif Gürkan, tıpta "koksigodini" diye adlandırılan kuyruk sokumu ağrısı hak­kında bilgi verdi.

Kuyruk Sokumu Ağrıları Neden Olur?

Kuyruk sokumu ağrıları omurganın en alt seviye­de yerleşmiş üç küçük kemiğinden kaynaklanır.

Bu ağrılar sürekli oturup çalışan insanla­rın, doğum sonrası hanımların, kuyruk sokumu üzerine düşen veya sert bir yere çarpan­ların büyük sorunudur. Çünkü bu küçük kemik arasındaki eklemlerde oynamalar ve hat­ta çıkıklar oluşur. Özellikle oturur pozisyondan kalkarken şiddetli ağrı oluşturur. Bu prob­lem özellikle seyahat , sinema, tiyatro gibi uzun süre oturmak gereken yerlerde artar. Ba­zı hastalarda ise ilginç bir şekilde başlatıcı hiçbir sebep yoktur.

Halk arasında çoğunlukla kuyruk sokumunda kı­rık olduğu düşünülen durumlar aslında çıkıktır. Çünkü düşme ile eklemler zedelenmiş, kemik­ler arasında gevşeklik ve çıkık baş göstermiştir..

Ağrı başlayınca uzun sürer 1 - 2 yıl rahatsız ede­bilir. Hatta daha uzun yıllar ve hayat boyu sürebilir.

Teşhiste Ne Yapılır ?

Teşhis için dinamik röntgenler çekilir ve ara­daki açı farkı ölçülerek enjeksiyon için karar verilir. Uygun seçilmiş hastalar­da yapılacak özel enjeksiyonla %80 başarı sağlanmaktadır.

Tedavide Ne Yapılır ?

Tedavide Fransız Doktor Jean Yves Maigne’nin buluşu olan ve özel bir teş­his ve tedavi olan kuyruk sokumu (koksiks) enjeksiyon­ları kullanılmakta.

Burada farklı olarak ağrı­nın kuyruk sokumunda hangi parçadan kaynaklı olduğu bulunur ve bu bölgeye enjeksiyon yapılır. Enjeksiyon sıra­sında tıpta skopi veya bilgisayarlı tomografi denen yöntemlerin rehberliğinden yarar­lanılır. Bunlar doğrudan o bölgeyi ışın altında görerek problemli bölgeyi tes­pit ederek yapılan enjeksiyonlardır. Enjeksiyon süresi 5 dakikadır. Bu bölge sinir ve damarsal yapı­lar yoğun olmadığından risk yok denecek kadar azdır. Enjeksiyondan sonraki 1-2 haf­ta içinde ağrı hızla geriler. Nadiren ikinci enjeksiyon gerekir.

Kuyruk sokumunu Çekme ve Elle tedavi yöntemleri;

Enjeksiyon tedavisine cevap verme­yen az sayıda hasta vardır. Uygun olduğu düşünülen hastalara manuel yani elle tedavi uygulanabi­lir. Bu tedavi çoğunlukla birden fazla kez yapılırsa sonuç alınabilecek bir yöntem­dir. Bilinçsiz kişilere yaptırmak doku hasarına yol açabilir. Özel bir eğitim ve tecrübe gerek­tirir.

Oturma simidi uzun süre oturanlar­da yardımcıdır, tedavi edici değildir, koruma amaçlıdır. Bu hastalarda nadiren cerrahi teda­vi gerekir. Kuyruk sokumu ağrısı olan hastada ilk tedavi olarak kemiğin çıkarılma­sı düşünülmez çünkü leğen kemiğinin içindeki organları alttan destekleyen kasların yapış­ma noktasıdır. Çıkarılması durumunda vücuda gerekli bir doku alın­mış olur.

Kuyruk Sokumu Ağrıyan kişiye sorulabilecek sorular;

Kuyruk sokumu ağrınız ne zaman baş­ladı ?
Ağrı oturunca artı­yor mu ?
Mesleğiniz sürekli oturma­yı gerektiriyor mu ?
Ağrı otururmadan kalkar­ken özellikle artıyor mu ?
Ağrıyı başlatan bir zorlanma, düş­me, sert zemine çarpma var mıydı ?
Bayanlar için hamilelikle ve doğumla ağrı­nın başlamasının ilgisi var mı ?
Çocukken kuyruk sokumu üzeri­ne düştünüz mü ?
Düştükten sonra ağrı bel­li aralarla tekrar etti mi ?
Ağrıyı bel ağrısı ile karıştırma­mak gerekir. Tam olarak ağrıyan yeri gösterir misiniz ?
İlaç tedavisi veya herhan­gi bir işlem yaptırdınız mı ?
Gece uyandıran bir ağ­rı var mı ?

Kaynak:haberturk

KADIN HASTALIKLARI VE SAĞLIĞI BİLGİLERİ

Sponsorlu Bağlantılar:



KADIN HASTALIKLARI VE SAĞLIĞI HAKKINDA BİLGİLER

Menopoz Nedir? Menopuzun Belirtileri Nelerdir?

10 Eylül 2010 Cuma

Saç Dökülmesi? Alopesi Nedir?

Sponsorlu Bağlantılar:

Saç Dökülmesi (Alopesi):

Alopesi, yani saç dökülmesi kadınla­rı da erkekleri de üzüyor. Çünkü gözle görülen bir sebep yokken her tarak darbesinde saçlar akıyor, cılızlaşıyor ve hacmi azalı­yor.

"Pelade" yani saçın para şeklinde dökü­lüp kafa derisinin ortaya çıkması ise paniği artırıyor.

Dermatoloji Uzmanı Dr. Memduh Altaç, son zamanlar­da saç dökülmesi şikayetiyle gelen hasta sayısında artış olduğunu söylüyor. 'NTVMSNBC' artışın nedenleri­ni, saç dökülmesinde geri kazanımın ne kadar mümkün olduğunu Dr. Altaç'a sordu.

"Bir Taramada Yüz Tel Saç­"

Alopesiyi, "Bir taramada yüzün üstünde saç telinin dökülmesi" olarak tanımla­yan Dr. Altaç, "Bir günde değil, bir taramada yüz telin gel­mesi gerekir. Her taramada saç gelebilir ancak bu bizim için önemli değildir, çünkü saç da diğer canlılar gibi doğar, yaşar ve ömrünü tamamla­dıktan sonra ölerek dökülür. Bir saç öldükten sonra folikülden taze saç çıkar, onun eski haline gelme­si için en fazla iki ay geçmesi gerekir" dedi.

"Günümüz koşullarında artan stres ve düzensiz beslen­me nedeniyle saçlarımız daha fazla dökülüyor"diyen Dr. Altaç'a göre, doğal yapısından uzakla­şan her şey artışta rol oynuyor.

Ciddi Bir Hastalık Habercisi de Olabilir­.
Dökülme, stres kaynaklı veya mevsim­sel olabileceği gibi çok ciddi hastalıkların belirtisi de olabilir. Tiroid hastalıkları, ağır enfeksiyonlar, kansızlık ve kanser gi­bi.

Erkeklerde androjen hormonunun yüksekliğin­de, kadınlarda ise süt verme dönemlerinde dökül­me artıyor. Her iki cins için genetik yatkınlıktan bahsetmek de müm­kün. Ailesinde saç dökülmesi olanlarda genetik geçiş görülebiliyor.

"Para şeklindeki dökülmelerin kaynağı tamamiyle psikolojik"
Saçın para şeklinde bölgesel dökülmesine halk arasında saç kıran deni­yor. Dr. Altaç'ın sorunla ilgili görüşleri şöyle:

"Saç kıran, mantarların yaptığı bulaşıcı bir hastalıktır­. Halk arasında para şeklindeki açılmalara da saç kıran deniyor, ancak bu farklı bir sorun, biz bu­na pelade diyoruz. Total pelade, saçların tümüyle kaybolmasıdır ve immün sistem yetmezliğinde gelişir. Bunun tedavi­si ve geri dönüşümü bir hayli zordur, altındaki nedeni de mutlaka bulmak gerekir. Yani ne­den, sistemik bir hastalık mı, enfeksiyon mu diye bakmak gerek. Total paledada psikosomatik durumdan pek bahsedemeyiz ancak para şeklind­eki açılmalar tamamen psikosomatik kökenlidir."

"En Fazla %40'ı geliyor"
Tedavide hasta dermolojik ve psikolojik yönden değerlendirili­yor. Dr. Altaç, "Kan değerlerine, guatr testlerine bakar, iç organları tararız. Sebebe yönelik ve lokal tedavi­de saç kimyasallarını içeren hap ve solüsyonlar, kıl foliküllerini besleyen ve uyaran ilaçlarla saç­ların geri gelmesine yardımcı oluruz" diyor.

Dr. Altaç, saçların geri kazanımıyla ilgili ola­rak ise, "Erkeklerde dökülen saçların maksimum yüzde kırk kadarı geri geliyor. Ama gelen saç daha sonra yine dökü­lebilir. Kadınlarda da oran hemen hemen aynı ama kadınlarda saç uzun olduğu için dökülmüş yerlerin örtülmesi daha kolay olur ve es­tetik olarak daha iyi görünür."

Ülkemizde saç dökülmesiyle ilgili istatistiki çalışma bulun­muyor, ancak sorunun bazı bölgelerde daha fazla görüldüğü biliniyor. Dr. Memduh Altaç bu­nu, "Mesela Karadeniz bölgesinde kara lahananın fazla yenmesi tiroid hormonunun artmasına neden olduğu için kadınlarda saç dökülmesi daha sıktır" diye ör­neklendiriyor.

"Suyun Sertliği ve Şampuanın PH'ı"
Mezoterapinin de kullanıldığı, lazerin ise iyi sonuç ver­mediği tedavinin süresi tamamen kişiye bağlı. Peki sağlıklı, gür ve parlak saçlara sahip olmak için ne­ler yapılmalı?

"Yağlanmayı dengeye getiren, ph’ı 5.5 olan şampuanları ter­cih etmek, kireçli su kullanmamak önemli. Ancak hepsinden önemlisi iyi beslenmek ve stresi iyi yönetmek. İçiliyorsa siga­rayı bırakmak, ağır kızartmalardan uzak durmak, meyve sebze ağırlıklı beslenmek, günde 8 saat uyu­mak ve güneşte fazla kalmamak gerek."

"Sarımsak ve Acı Biberin Fatura­sı Ağır Olabilir"
Dr. Altaç'a saç dökülmesinde sarmısak, kırmı­zı acı biber gibi yöntemlerin halk arasında revaçta olduğunu hatırlatıyoruz. Altaç'ın Yorumu:

"Bunlar genelde para para açılmanın olduğu durumlar­da yapılır. Bölgenin irite edilerek kanlanması ve saçın çıkması sağlanır. Bazen işe yarayabilir an­cak ağır faturaları da olabilir. Sarmısağın dozunu aşıp deriyi tahrip ederseniz, oradan bir daha saç çık­ması imkansız olabilir. Onun için bu tür şeyleri yapıp zamanınızı ve sağlığınızı kaybetmekten­se bir uzmana danışmakta fayda var.

Bu tür alternatif uygulama­lara sıcak bakmıyorum çünkü tedavide etkili olduğuna inanmı­yorum. Ayrıca alternatif tıp uygulaması yapma­nın da suistimale açık bir durum olduğunu düşünüyorum."

NTVMSNBC'den

--> GÜZELLİK, SAÇ VE CİLT BAKIMI SAYFASINA DÖN <--

Fön Saça Zarar Verirmi, Dokermi?

Sponsorlu Bağlantılar:

Fön çekmek, saç dökülmelerine sebep olur mu?
Saç derisine tutulmadığı sürece saç köküne zarar vermez. Saç diplerini yakacak şekilde fön tutmak saç köküne zarar verecektir. Çok sık fön kullanımı da saç çekileceği için kopmalara yol açabilir.

Konuyla ilgili aramalar: fön saça zarar verirmi , fön saçı döker mi , fön saç dökermi

Saça Sarımsak Sürmek

Sponsorlu Bağlantılar:

Saça Sarımsak Sürmenin Faydaları Var mıdır? Saça Sarımsak Sürmek Hakkında
Saçkıran tedavisinde sarmısak işe yarar mı? Yararsa nasıl kullanılabilir?


Saç dökülmesinin sebebi hormonal ve genetiktir.  Saçkıran tedavisinde, içinde sarmısak asiti çok düşük olan tıbbi formülasyonlar kullanılabilir. Ancak bu, çok hafif ve yeni vakalarda yararlı olabilir. Berberlerde sarmısağın saç derisine doğrudan sürülmesi, son derece hatalı bir uygulamadır ve kalıcı saç dökülmelerine yol açabilecek komplikasyonlara neden olabilir.

Prof. Dr. Meral Şaşoğlu

Konuyla ilgili arama anahtarları: Saça sarımsak nasıl sürülür , saça sarımsak maskesi , saça sarımsak kürü, sarmısak sürmek

İÇ HASTALIKLARI ( DAHİLİYE) ANA SAYFASI

Sponsorlu Bağlantılar:


İÇ HASTALIKLARI ( DAHİLİYE) BİLGİLERİ ANA SAYFASI

Hipoglisemi Nedir? Belirtileri, Tanısı ve Tedavisi

Hipoglisemi Nedir? Kan Şekeri Düşüklüğü

Sponsorlu Bağlantılar:

Hipoglisemi nedir? - Kan Şekerinin Düşmesi - Kan Şekeri Düşüklüğü

Kan şekerinin normal sayılan sınırın altına in­me­sine hipoglisemi denir. Bir çok insan tarafın­dan öyle sanılsa da sık rastlanan bir olay değil­dir ve daha çok insülin veya ağız­dan şeker düşürücü il­aç alanlarda görülür. Diğer bir deyişle; Kan şekeri düze­yinin 50 mg/dl veya altı­na düşmesi hipoglisemi olarak tanım­lanır. Hipogliseminin oluşumuna zemin hazırla­yacak nedenler orta­dan kaldırıldığında hipoglisemi riski de uzaklaştırılmış olur, Aksi tak­dirde insülin veya oral antidiyabetik ilaç kul­lanan herkes­te hipoglisemi görülebilir.

Hipoglisemi Nedenleri , Hipogliseminin Görül­me sıklığı , Hipogliseminin Risk faktörleri nelerdir?

Çok fazla insülin veya ağızdan alınan şe­ker düşü­rücü ilaçlardan, az yemekten veya fazla har­eketten olabilir. Şeker hastası olamayanlar­da hipoglisemi bazı ur­­lar veya aç karnına alınan alkolden kaynakl­anabilir. Addison Hastalığı (böbrek üstü bezi yetmezliği) da hipoglisemi­ye neden olur.

* Gereğin­den faz­la insü­lin veya oral antidiyabetik kullanmak,
* Yemekleri ve ara öğünle­ri düzen­siz saatlerde yemek
* İnsülin enjeksiyonları­­nın yerini değiştirmek,
* Sindirim güçlüğü, mide boşal­ması­nın gecikmesi,
* Soğuk/ılık ortamdan çok sıcak orta­ma geçmek.
* Öğünlerde gereksinim­­den az karbonhidrat almak
* İlaçları yan­lış zamanda kullanmak,
* Her zamankin­den faz­la egzersiz yapmak,
* Alkol kullan­­mak,
* Kadınlarda adet kanama­sı­nın başlaması,

Hipogliseminin Belirtileri­;

Belirtiler kişiden kişiye değişmekle bera­­ber en sık görülen­ler şunlardır : Halsizlik Titreme Baş dönmesi Soğuk ter boşa­nır Cilt kül rengi veya soluk­tur. Sinirlilik, açlık hissi, bulanık görme, yürümede zor­luk, eller ve ayaklarda karıncalanma, bilinç kaybı (bazı vakalar­da), çocuklarda kasıl­malar ve yaşlılar­da felç (ender olarak)

Hipoglisemi Hastalığının Tanısı ­/ Teşhisi

Hipoglisemi (kan şekeri düzeyinde düşüklük­) teşhi­si, kan şekerinin ölçülmesine ve pankreas işlevleri ince­lenmesi ile ilgili deneyle­re dayanır (ağızdan ve damardan şeker yükle­me test­leri, damar içi tolbütamit testi, insü­line dayanıklılık tes­ti vs.)

Hipogliseminin Tedavisi;

Hipogliseminin acil ola­rak teda­vi edilmesi gere­kir. Tedavi her şeyden önce, kas içine glukagon iğnesi ( kan şekerini yükseltir ) yapmaya, hem­en sonra da hasta­nın şeker almasına dayanır. Olanak varsa ş­ker ağızdan verilmelidir; ola­nak yoksa, damar içi­ne damla damla yoğun şeker eriyi­ği verilmesine başvurulma­lıdır.

Hipoglisemi Tedavisinde 15/15 Kura­lı Nedir­?

Eğer kan glikoz düzeyi 70 mg/dl’nin altın­­da ise 15 gr karbonhidrat (basit şeker) alınır, hareket etmeden ve başka bir besin yemeden 15 dk beklen­ir ve 15. dakikada tek­rar kan şekeri ölçülür. Hipoglisemiyi tedavi etti­kten 15 dakika sonra kan şekeri 80 mg/dl’nin altında ise tekrar 15 gr karbonhid­rat (nişastalı be­sin) tüketilir.

Eğer Hipoglisemiyi teda­vi ettik­ten 15 dakika sonra kan şekeri 80 mg/dl’nin üstünde ise bir sonraki öğün zamanı düşünül­melidir. Eğer bir sonraki öğüne 1 saat veya daha faz­la bir za­man var ise tekrar 15 gr karbonhidrat (nişastalı besin) tüketilir­.

Hipoglisemi Tedavisi için Alınması Gereken Tedbirler Neler­dir­?

Hipoglisemi tedavisi için gerekli olan en önemli ted­bir, diyabetlinin yanında, iş yerinde, çantasında, arabasında kesme şeker veya glikoz tabletlerini bulundurma­sıdır.

Diyabetlinin çevresin­deki insan­lar hipoglisemisi olan diyabetlide ki huzur­suzluk, solukluk, terleme, dalgınlık ve davranış bozukluğu­nu fark ede­bilirler. Bu neden­le gerek diyabetli kişinin, gerek çevresinin (aile, okul arka­daşları, öğretmenleri gibi) hipoglisemi belirtileri ve tedavisi konusun­da bilgi­lendirilmesinde son derece fayda vardır. Ayrıca diyabetlinin yanında taşıya­cağı diyabet kartı da, hipoglisemideki alı­­nacak acil önlemleri içermelidir.

Yaşadığınız bir hipoglisemi atağın­dan sonra bu hipogliseminin nede­ni neydi­? Hangi etkiler bu durumu yaşamanıza sebep oldu? gibi soruları kendini­ze sor­duğunuzda ve bulduğunuz nedeni daha sonra tekrarla­madığınız taktirde hipoglisemi riskin­den uzaklaş­mış olursunuz.

Hipoglisemiyi Farketmeme Nedir­?­

Bazı kişilerde hipoglisemi belirti­si olmayabilir an­cak kan şekeri ölçüldüğünde hipoglisemi olduğu saptanabilir. Bu problem "hipoglisemiyi farketmeme" olarak isim­lendiri­lir.

Hipoglisemiyi farketmeme her diyabetlide olmaz, daha çok u­zun yıllar­dır diyabetle yaşayan bireylerde görülür. Nöropati (sinir hasarı), sıkı glisemi kontro­lü, ba­zı kalp ve tansiyon ilaçları hipoglisemiyi farketmeme nedeni olabil­mektedir.

Hipoglisemiyi farketmeyen diyabetlilerin sık kan şeke­ri ölçümü yap­ması ve belirti olmamasına karşın ölçüm sonucun­da hipoglisemi saptanır­sa derhal hipoglisemi tedavisi­ni yapmaları gerekir.

Kaynak: sekerhastaligi.gen.tr

Cihaz Kalibrasyon Takip Formu

Sponsorlu Bağlantılar:

Cihaz kalibrasyonlarını düzenli bir şekilde yapmak ve kontrol altında tutmak amacıyla hazırlanmış bir çizelgedir. Çizelgede bulunan maddeler şunlardır.

Sıra No
Cihazın Adı
Marka
Seri No
Cihazın Bulunduğu Yer
Cihaz Hassasiyeti (ek rapor no)
Kalibrasyon Tarihi
Gelecek Kalibrasyon Tarihi
Kalibrasyonu Yapan Kurum
Sorumlusu
Açıklama


Cihaz Kalibrasyon Takip Formunu İndirmek İçin Buraya Tıklayınız

--> BİLGİ FORMLARI ANA SAYFASINA DÖN <--

Periferik Yayma istem Formu

Sponsorlu Bağlantılar:

Periferik Yayma İstem Formunu İndirmek İçin Buraya Tıklayınız




PERİFERİK YAYMA İSTEM FORMU
Hasta Adı-Soyadı:
Tarih                    :
Beyaz Küre                                                                                         %
Lenfosit  :

Monosit  :

Nötrofil  :

Çomak    :

Eozinofil :

Bazofil     :


Morfoloji:
Toksik Granülasyon:
Eritrosit
Trombosit


Alternatif olarak BURAYA TIKLAYARAK da indirebilirsiniz.

--> BİLGİ FORMLARI ANA SAYFASINA DÖN <--

Hijyen Denetim Formu (Hijyen Takip Kontrol Formu)

Sponsorlu Bağlantılar:

Hijyen Denetim Formunu İndirmek İçin Buraya Tıklayınız

Bu formda yer alan konular:

PERSONELİN HİJYENİ
1 Personel hijyen konusunda eğitilmiş mi?
2 Ameliyat /muayene esnasında temiz iş kıyafetleri ve koruyucu iş kıyafetleri mevcut.(eldiven kullanılıyor.)
3 Ameliyat öncesi gerekli hijyen kurallarına uyuluyor.
4 Sağlık personeli hastane içerisinde kılık kıyafet kurallarına uygun giyiniyorlar.

DEPOLAR (MALZEME, CİHAZ, ALET, İLAÇ)
5 Zemin duvarlar,tavan temiz ve düzenli
6 Gerekli yerlerde termometreler mevcut.
7 Aletler/Cihazlar/malzemeler/hurdalar/ayrı ayrı depolanmış.
8 Malzemelerin/Aletlerin/İlaçların depolanması zeminden yüksek. Düzenli kapalı ambalajlarda.
9 Cihazlar/Malzemeler tanımlama kartları ile tanımlanmış
10 Cihaz/malzeme depoları temiz düzenli.(koli yüzeyleri tozsuz)
11 Taşıma/depolama malzemeleri temiz düzenli

PROSES ALANLARI VE EKİPMANLAR
12 Duvarlar,tavan zemin temiz bakımlı.
13 Cihaz /alet uygun yerleştirilmiş, temiz bakımlı.
14 Havalandırma ışıklandırma yeterli
15 Proses giriş çıkış alanlarında galoş ve uyarı yazıları mevcut.
16 Makine ekipmanlar uygun malzemeden yapılmış.

TEMİZLİK PROGRAMI
17 Hastane de temizlik programı uygulanıyor.
18 Amaca uygun temizlik/ dezenfeksiyon maddeleri kullanılıyor.
19 Temiz ve temiz olmayan malzemeler iyi ayrılmış.
20 Temizlik dezenfeksiyon programı uygun denetleniyor.(Kayıtlar)
21 Poliklinik servislerdeki tuvaletlerin temizliği yeterli
22 Poliklinik servislerdeki odaların temizliği yeterli
23 Duvar zemin temizliği yeterli
24 Giriş çıkış kapılarının temizliği yeterli.
25 Bütün temizlik/ dezenfeksiyon maddeleri araçları ayrı yerde depolanmış etiketlenmiş.

HAŞERE KONTROLÜ
26 Çevreden gelen haşere için önlem alınmış.
27 Fare, böcek,sinek yok.

ÇÖPLERİN GİDERİLMESİ
28 Çöp kutuları boşaltılıyor, temiz bakımlı.
29 Evsel/tıbbi atıklar için uygun poşetler kullanılıyor mu?
30 Çöp toplama istasyonları temiz ve bakımlı.

HASTANE BİNASI ÇEVRESİ/ÇEVRE DÜZENİ
31 Boş kutu, kullanılmayan alet vb. yok.
32 Dış alanlar temiz, düzenli, bakımlı.
33 Çevrede su birikintileri/veya çukurluklar yok.

MUTFAK TEMİZLİĞİ
34 Personelin iş yeterli
35 Saçlar tamamen kapalı gereken yerlerde eldiven kullanılıyor
36 Personelin tuvalet ve el yıkama yerleri temiz ve bakımlı
37 Personelin periyodik sağlık kontrolü yapılıyor.
38 Mutfak duvar,tavan,zemin,kapı,lamba ve priz temizliği yeterli
39 Benmari temizliği yeterli
40 Servis ekipmanlarının temizliği yeterli
41 Buzdolaplarının temizliği yeterli
42 Raflar düzenli temizliği yeterli
43 Kullanılan cihaz alet vb. temizliği yeterli
44 Masa sandalye temizliği ve düzeni yeterli


Alternatif olarak BURAYA TIKLAYARAK da indirebilirsiniz.

Sıvı Takip Formu

Sponsorlu Bağlantılar:

Sıvı Takip Formunu İndirmek İçin Buraya Tıklayınız

Hastaların aldığı sıvı miktarlarını ve aldıkları sıvı türlerini takip ve kontrol amacıyla hazırlanmış bir formdur.

Alternatif olarak BURAYA TIKLAYARAK da indirebilirsiniz.

--> BİLGİ FORMLARI ANA SAYFASINA DÖN <--

Haşere ile Mücadele ve Temizlik Takip Formu

Sponsorlu Bağlantılar:

Haşere ile Mücadele Ve Temizlik Takip Formunu İndirmek İçin Buraya Tıklayınız


KRİTERLER

Hastane içerisi ve depolar ilaçlanmış mı?
Hastane çevresi ilaçlanmış mı?
Hastane Temizlik ve Haşere ile Mücadele Talimatına göre temizlik yapılıyor mu?
Temizlik şirketi tarafından genel temizlik düzenli olarak yapılıp kontrol formları tutuluyor mu?
Evsel atık talimata uygun toplanıyor mu?
Çöp kovalarının kapaklı olmasına özen gösteriliyor mu?
Evsel atık toplama istasyonları talimata uygun boşaltılıyor mu?
Tıbbi atıklar talimata uygun toplanıyor mu?
Tıbbi atıklar talimata uygun taşınıyor mu?
Tıbbi atık deposunun temizlik ve dezenfeksiyonu talimata uygun yapılıyor mu?
Atıkların kontrolü talimatına göre uygun kayıtlar tutuluyor mu?
Tıbbi atıkların taşınması sırasında olabilecek kazalarda talimata uygun işlem yapılıyor mu?
Tıbbi atık toplayıcısının kıyafetleri yönetmeliğe uygun mu?
Tıbbi atık toplayıcısı kıyafetini kullanıyor mu?


Alternatif olarak BURAYA TIKLAYARAK da indirebilirsiniz.

Hemşire Gözlem Formu (Hemşire Gözlem Kağıdı)

Sponsorlu Bağlantılar:

Hemşire Gözlem Formunu (Gözlem Kağıdı) İndirmek İçin Buraya Tıklayınız


Hemşirenin bulunduğu serviste günlük olarak hastalar üzerinde yaptığı bazı rutin uygulamaları kayıt altında tutmak ve kontrolünü pekiştirmek amacı ile hazırlanmış bir formdur. Form üzerinde bulunan alanlar şunlardır:

Tarih
Saat
Ateş
Nabız
Sol.
K.B.
Dışkı
İdrar
Verilen İlaçlar ve Diyet


Alternatif olarak BURAYA TIKLAYARAK da indirebilirsiniz.

Ambulans Günlük Bakım Formu

Sponsorlu Bağlantılar:

Ambulans Günlük Bakım Formunu İndirmek İçin Buraya Tıklayınız


Ambulans içerisinde bulunan tüm tıbbi cihazların çalışır durumda olduğunu günlük olarak kontrol etmek ve kayıt altında tutmak amacıyla detaylı bir şekilde hazırlanmış excel formatlı bir dökümandır. Ambulans Günlük Bakım Formunu yukarıdaki adresten indirebilirsiniz.


--> BİLGİ FORMLARI ANA SAYFASINA DÖN <--

Bilgi İşlem Birimi İşlem Kayıt ve Takip Formu

Sponsorlu Bağlantılar:

Bilgi İşlem Birimi İşlem Kayıt ve Takip Formunu İndirmek İçin Buraya Tıklayınız


İSTEK TARİHİ
İSTEKTE BULUNAN BİRİM
İŞİN TANIMI
YAPILAN İŞLEMLER VE SON DURUM BİLGİLERİ
BİRİM SORUMLUSU ONAYI

gibi bilgilerin bulunduğu >>> Bilgi İşlem Birimi İşlem Kayıt ve Takip Formunu bu sayfada bulunana bağlantıyı tıklayarak indirebilirsiniz. <<<
--> BİLGİ FORMLARI ANA SAYFASINA DÖN <--

Adli Rapor

Sponsorlu Bağlantılar:

Adli Rapor Formunu İndirmek İçin Buraya Tıklayınız

>>> Adli Rapor Örneği <<<

Alternatif olarak BURAYA TIKLAYARAK da indirebilirsiniz.

--> BİLGİ FORMLARI ANA SAYFASINA DÖN <--

Kuvoz Temizlik Formu

Sponsorlu Bağlantılar:

Küvöz Temizlik Formunu İndirmek İçin Buraya Tıklayınız


Yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde henüz bağışıklık sistemi gelişmemiş olan bebeklerin mikroorganizmalara karşı direnci olmadığından temizliğin önemi çok büyüktür ve hayati önem taşır. Bu sebeple burada bebeğin içerisine alındığı küvözün temizliği de çok önemlidir. Küvözlerin temizliğini kontrol amacıyla hazırlanmış çizelgeyi bu sayfadaki bağlantıları kullanarak indirebilirsiniz.

>>> Küvöz Temizlik Formu Örneği <<<

Alternatif olarak BURAYA TIKLAYARAK da indirebilirsiniz.

Hasta Yatış Belgesi

Sponsorlu Bağlantılar:

Hasta Yatış Belgesini İndirmek İçin Buraya Tıklayınız

Bu belgenin içerisinde;

HASTA YATIŞ BELGESİ

Hastanın Adı Soyadı :
Tanı Kodu :
Ameliyatın Adı :
Ameliyat Kodu :
Ödenecek Ücret :

gibi bilgiler bulunmaktadır.


>>> Hasta Yatış Belgesi Örneği <<<

Alternatif olarak BURAYA TIKLAYARAK da indirebilirsiniz.

Epikriz Formu

Sponsorlu Bağlantılar:

Epikriz Formunu İndirmek İçin Buraya Tıklayınız

Bu form hastanın kimlik bilgileri, tanı ve tedavisine ilişkin tutulan notları tutmak amacıyla oluşturulmuştur. Hastanın çıkış türü de formda belirtilmektedir.
>>> Epikriz Örneği <<<


Doğum Kartı Formu

Sponsorlu Bağlantılar:

Bebeğin doğumu esnasında tutulacak içinde bebeğin künyesi ve kaç aylık doğduğu, doğum tarihi (gün - saat - dakika olarak), doğurtan kişi vb. doğum bilgileri tutulan Doğum Kartı Formunu indirmek için bu sayfadaki bağlantıları kullanabilirsiniz.

Doğum Kartı Formunu İndirmek İçin Buraya Tıklayınız

--> BİLGİ FORMLARI ANA SAYFASINA DÖN <--

Doğum Raporu

Sponsorlu Bağlantılar:

Doğum Raporu Formunu İndirmek İçin Buraya Tıklayınız


…/…/…… tarihinde ……. Protokol numarası ile hastanemizde yatırılıp ./…/…… tarihinde CANLI KIZ/ERKEK çocuk doğuran ………… Eşi …………… ‘ nin isteği üzerine bu rapor verildi.

>>> Doğum Raporu Örneği <<<

Alternatif olarak BURAYA TIKLAYARAK da indirebilirsiniz.

Doğum İzlem Dosyası

Sponsorlu Bağlantılar:

Doğum İzlem Dosyasını İndirmek İçin Buraya Tıklayınız

>>> Doğumu öncesi ve sonrası kontrol, anne ve bebek bilgilerini kayıt altında tutmak amacıyla hazırlanmış olan Doğum İzlem Dosyası Örneğini bu sayfadan indirebilirsiniz. <<<

Alternatif olarak BURAYA TIKLAYARAK da indirebilirsiniz.

--> BİLGİ FORMLARI ANA SAYFASINA DÖN <--