Deri İltihabı
Dermatit (deri iltihabı) ile egzama arasında bulunan fark tam anlamıyla belirtilemez. Bundan dolayı dermatit ile egzama aynı manada kullanılıyor. Hastalığın nedenlerini iki grupta toplamak mümkündür:
Fiziksel etkenler: Yakıcı maddeler, sabunlar, yağlar ve antiseptik maddeler, sert cisimlerle yaralanmalar vs.
Alerjik etkenler: Penisilin, çiçek ve tozları, kozmetik maddeler (ruj, pudra, rimel vb.), astım hormon bozuklukları, ilaçlar vs.
Deri İltihabının Belirtileri
Etkilenmiş deri bölgesinde kızarıklık, çatlak, kaşıntı ve hafif ateş görülmektedir.
Seyri: Etkili deri bölgesi genel olarak kaşıntılı olduğundan ikincil iltihapların belirme ihtimali bulunur.
Deri İltihabının Tedavisi
İltihaba neden olan etkenin tespit edilip ortadan kaldırılmasına yöneliktir. İkincil iltihaplara karşı antibiyotikler kullanılır. Kaşıntının kesilişi için deri yüzeyine kaşıntı giderici ve yumuşatıcı merhemler sürülmelidir. Genelde hasta dinlenmeli, alkol kullanmamalı ve psikolojik bir gerilim varsa, bir yatıştırıcı veya antihistamin kullanımı gerekir.
3 Kasım 2014 Pazartesi
Sedef Hastalığının Belirtileri ve Tedavisi
Sedef Hastalığının Belirtileri ve Tedavisi
Tam olarak nedeni bilinmemekle beraber genetik bir yönü olduğu sanılmaktadır. Çok sık karşılaşılan ve genel olarak yetişkin çağlarda meydana gelen tehlikesiz bir hastalıktır. Pek çok türleri bulunur.
Bilhassa diz ve dirseklerde ayrıca vücudun diğer kısımlarında simetrik bir şekilde kırmızı, pullanan deri bölgeleri görülmektedir.
Sedef Hastalığı Süreci
Görüntüyü bozan, az kaşıntılı ve bazı zamanlar kaybolup tekrar belirebilen bir seyir izler.
Sedef Hastalığının Tedavisi
Dıştan katran, şahsilik asit esaslı merhemler kullanılır. Çinko ve şahsilik asit merhemleri de aynı tesiri yapmaktadır. Hastalığın iyileşmesi oldukça yavaş olduğu için bu tür merhemlerin yüksek dozda kullanımları sakıncalıdır. Güneş banyoları yarar sağlar.
Tam olarak nedeni bilinmemekle beraber genetik bir yönü olduğu sanılmaktadır. Çok sık karşılaşılan ve genel olarak yetişkin çağlarda meydana gelen tehlikesiz bir hastalıktır. Pek çok türleri bulunur.
Bilhassa diz ve dirseklerde ayrıca vücudun diğer kısımlarında simetrik bir şekilde kırmızı, pullanan deri bölgeleri görülmektedir.
Sedef Hastalığı Süreci
Görüntüyü bozan, az kaşıntılı ve bazı zamanlar kaybolup tekrar belirebilen bir seyir izler.
Sedef Hastalığının Tedavisi
Dıştan katran, şahsilik asit esaslı merhemler kullanılır. Çinko ve şahsilik asit merhemleri de aynı tesiri yapmaktadır. Hastalığın iyileşmesi oldukça yavaş olduğu için bu tür merhemlerin yüksek dozda kullanımları sakıncalıdır. Güneş banyoları yarar sağlar.
2 Kasım 2014 Pazar
Yatak Yarası
Yatak Yarası Nedir? (Decubitus)
Yatış durumlarını sıklıkla ve düzenli olarak değiştiremeyen yatalak hastalarda meydana gelen deri yaralarıdır. Özellikle, kuyruksokumu ve topuk bölgesinde ortaya çıkan bu yaraların nedeni, bu bölgelerde deriye olan basıncın kan akımını engelleyişi ve dokunun ölümüne yol açmasıdır.
Yatak Yarasının Belirtileri ve Süreci
Etkilenen alan ilk olarak morarır, sonra yara açılır. Açılan yaranın üstündeki siyah ölü deri dokusu soyulur ve yerinde büyümeye eğilim gösteren açık bir yara bırakır.
Yatak Yarası Tedavisi ve Yatak Yarasından Korunma
Yatak yarasına karşı en iyi tedavi metodu korunmaktır. Her iki saatte bir yatan hastanın yatış durumunu değiştirmek, deriyi kuru tutmak gerekir. Deri günlük en az bir kez yıkanmalı, kurulanmalı, alkolle ovulmalı ve sonrasında pudralanmalıdır. Deri bölgesinde görülecek morarmış alan hemen pamuk tabakası ile örtülmeli ve simit şeklinde yastık kullanımı gerekir. Eğer yara yerleşmiş durumda ise, tedavisi cerrahi şekildedir.
Yatış durumlarını sıklıkla ve düzenli olarak değiştiremeyen yatalak hastalarda meydana gelen deri yaralarıdır. Özellikle, kuyruksokumu ve topuk bölgesinde ortaya çıkan bu yaraların nedeni, bu bölgelerde deriye olan basıncın kan akımını engelleyişi ve dokunun ölümüne yol açmasıdır.
Yatak Yarasının Belirtileri ve Süreci
Etkilenen alan ilk olarak morarır, sonra yara açılır. Açılan yaranın üstündeki siyah ölü deri dokusu soyulur ve yerinde büyümeye eğilim gösteren açık bir yara bırakır.
Yatak Yarası Tedavisi ve Yatak Yarasından Korunma
Yatak yarasına karşı en iyi tedavi metodu korunmaktır. Her iki saatte bir yatan hastanın yatış durumunu değiştirmek, deriyi kuru tutmak gerekir. Deri günlük en az bir kez yıkanmalı, kurulanmalı, alkolle ovulmalı ve sonrasında pudralanmalıdır. Deri bölgesinde görülecek morarmış alan hemen pamuk tabakası ile örtülmeli ve simit şeklinde yastık kullanımı gerekir. Eğer yara yerleşmiş durumda ise, tedavisi cerrahi şekildedir.
Ter
Ter Nedir?
Ter, vücut yüzeyine dağılan ter bezlerinin salgısı olan ve içinde metabolizma artıkları ile tuz bulunmakta olan bir sıvıdır.
Ter bezlerinin çalışmasını sempatik sinir sistemi denetlemektedir. Terlemenin merkezi kontrolü, beyin tabanında mevcut olan hipotalamustadır. Terlemenin birçok nedenleri olabilir. Zira birçok hastalık esnasında aşırı terleme görülebilmektedir. Bununla birlikte, terleme birtakım hastalıkların bir göstergesi de olabilir.
Aşırı terleme sonucu vücutta tuz kaybı olacağı için, su ile beraber tuz tabletleri alınarak tuz tamamlaması yapılabilir, çünkü terleme sonucu meydana gelen yorgunluğun sebebi terlemeyle beraber olan tuz kaybıdır. Ter, genel olarak pis kokar ve bireyin çevresindekileri rahatsız eder. Kokuların önlenmesi için yıkanmak en iyi yöntemdir.
Ter, vücut yüzeyine dağılan ter bezlerinin salgısı olan ve içinde metabolizma artıkları ile tuz bulunmakta olan bir sıvıdır.
Ter bezlerinin çalışmasını sempatik sinir sistemi denetlemektedir. Terlemenin merkezi kontrolü, beyin tabanında mevcut olan hipotalamustadır. Terlemenin birçok nedenleri olabilir. Zira birçok hastalık esnasında aşırı terleme görülebilmektedir. Bununla birlikte, terleme birtakım hastalıkların bir göstergesi de olabilir.
Aşırı terleme sonucu vücutta tuz kaybı olacağı için, su ile beraber tuz tabletleri alınarak tuz tamamlaması yapılabilir, çünkü terleme sonucu meydana gelen yorgunluğun sebebi terlemeyle beraber olan tuz kaybıdır. Ter, genel olarak pis kokar ve bireyin çevresindekileri rahatsız eder. Kokuların önlenmesi için yıkanmak en iyi yöntemdir.
1 Kasım 2014 Cumartesi
Rokanın Faydaları
ROKA
Yeşillik de dediğimiz yeşil yapraklı sebzeler birçoğu kişi tarafı ile oldukça sevilerek tüketilmektedir. Yeşil yapraklı sebzelerin sağlık yönünden da birçok faydası bulunur. Bilhassa yaşlı insanlar ve hasta insanlar sağlıkları için daha çok sebze ağırlıklı beslenirler. Kış mevsiminde yetiştirilen roka, maydanoz, tere otu, marul gibi yeşil yapraklı sebzeler genel olarak salatalar için doğranarak afiyetle tüketilir. Bu sebzelere zeytinyağı ve limon suyu da ilave edilince salatalar daha lezzetli ve daha şifalı olmaktadır.
Rokanın Faydaları Nelerdir?
Yeşil yapraklı kış sebzeleri içerisinde mühim bir yeri olan roka birçok kişi tarafı ile sevilerek tüketilir. Sevilerek tüketilen bu yeşil yapraklı sebzenin sağlık yönünden da birçok faydası bulunur. Bilhassa Akdeniz ve Ege bölgelerinde çokça tüketilir. İşte roka faydalarından bazısı şöyledir:
Roka, A ve C vitaminlerini ihtiva eder.
İçeriğinde potasyum, demir ve kükürt gibi mineral maddeler de bulunmaktadır.
Zayıflamak isteyenlerin de diyet listesinden ayırmadıkları bir sebze tipidir. Kalorisi oldukça azdır. 100 gramında 25 kalori bulunur. Kilo kaybetmek isteyen kişiler rokayı bolca tüketebilir.
Cinsel gücü arttırarak cinsel yaşamın düzenlenmesine destek olmaktadır.
İyi bir idrar söktürücüdür.
Sindirim sistemini rahatlatarak hazımsızlığı ve şişikliği önler.
Astıma karşı da fayda sağlaması roka faydaları arasında olur.
Bağırsak iltihaplarını önlemeye destek olmaktadır. Bağırsaklar için faydalıdır.
Kas kasılmalarını engeller.
Kan damarlarına fayda sağlar.
Omega 3 yönünden zengin bir sebzedir.
Birçok kanser türünün engellenmesine destek olmaktadır. Kanserli tümörlerin büyümesini engeller. Bilhassa prostat, göğüs, kolon ve yumurtalık kanserlerine karşı koruma sağlar.
Vücudun toksin maddelerden arınmasına destek olmaktadır.
Kolesterolün dengelenmesine büyük katkı sağlar. Kolesterol rahatsızlığı yaşayanlar rahatlıkla tüketebilir.
Anemi yani kansızlığa karşı da oldukça faydalı bir bitki tipidir.
Mideyi rahatlatır, mide için faydalıdır.
Karaciğer için büyük bir sağlık kaynağıdır.
Antibakteriyel ve antiviral özelliklere maliktir.
Tırnaklar ve saç için de fayda sağlar. Tenin güzelleşmesine destek olmaktadır.
İyi bir kalsiyum ve demir kaynağıdır.
İskorbüt hastalığına karşı koruma sağlar.
Kemiklerin güçlenmesine destek olmaktadır. Kemik ve eklem ağrılarının giderilmesine imkan vermektedir.
Beyin işlevlerini geliştirici özelliği bulunur.
Alzheimer hastalığının tedavisine katkı sağlar.
Dalak için faydalı bir bitki tipidir.
Rokanın Faydaları Roka Nasıl Tüketilmelidir?
Bu oldukça şifalı sebzeyi pişirerek tüketmek yerine salata çeşitlerinde çiğ olarak tüketmek gerekir. Roka pişirildiğinde içerisindeki birçok vitamin ve minerali kaybetmektedir. Bundan ötürü yüksek ısıda uzun süre pişirmek yerine en fazla 5 dakika suda haşlayarak ya da hiç bir işlem uygulamadan çiğ salata çeşitlerinde tüketmenizi öneririz. Ayrıca hazırlanan sandviçlerin içerisine de bu şifalı sebzeyi koyarak tüketebilirsiniz. Ceviz ve peynir ikilisi ile de salata biçiminde tüketilişi genelde tercih edilir. Yoğurtla sos hazırlayıp tüketilişi de oldukça lezzetlidir.
Yeşillik de dediğimiz yeşil yapraklı sebzeler birçoğu kişi tarafı ile oldukça sevilerek tüketilmektedir. Yeşil yapraklı sebzelerin sağlık yönünden da birçok faydası bulunur. Bilhassa yaşlı insanlar ve hasta insanlar sağlıkları için daha çok sebze ağırlıklı beslenirler. Kış mevsiminde yetiştirilen roka, maydanoz, tere otu, marul gibi yeşil yapraklı sebzeler genel olarak salatalar için doğranarak afiyetle tüketilir. Bu sebzelere zeytinyağı ve limon suyu da ilave edilince salatalar daha lezzetli ve daha şifalı olmaktadır.
Rokanın Faydaları Nelerdir?
Yeşil yapraklı kış sebzeleri içerisinde mühim bir yeri olan roka birçok kişi tarafı ile sevilerek tüketilir. Sevilerek tüketilen bu yeşil yapraklı sebzenin sağlık yönünden da birçok faydası bulunur. Bilhassa Akdeniz ve Ege bölgelerinde çokça tüketilir. İşte roka faydalarından bazısı şöyledir:
Roka, A ve C vitaminlerini ihtiva eder.
İçeriğinde potasyum, demir ve kükürt gibi mineral maddeler de bulunmaktadır.
Zayıflamak isteyenlerin de diyet listesinden ayırmadıkları bir sebze tipidir. Kalorisi oldukça azdır. 100 gramında 25 kalori bulunur. Kilo kaybetmek isteyen kişiler rokayı bolca tüketebilir.
Cinsel gücü arttırarak cinsel yaşamın düzenlenmesine destek olmaktadır.
İyi bir idrar söktürücüdür.
Sindirim sistemini rahatlatarak hazımsızlığı ve şişikliği önler.
Astıma karşı da fayda sağlaması roka faydaları arasında olur.
Bağırsak iltihaplarını önlemeye destek olmaktadır. Bağırsaklar için faydalıdır.
Kas kasılmalarını engeller.
Kan damarlarına fayda sağlar.
Omega 3 yönünden zengin bir sebzedir.
Birçok kanser türünün engellenmesine destek olmaktadır. Kanserli tümörlerin büyümesini engeller. Bilhassa prostat, göğüs, kolon ve yumurtalık kanserlerine karşı koruma sağlar.
Vücudun toksin maddelerden arınmasına destek olmaktadır.
Kolesterolün dengelenmesine büyük katkı sağlar. Kolesterol rahatsızlığı yaşayanlar rahatlıkla tüketebilir.
Anemi yani kansızlığa karşı da oldukça faydalı bir bitki tipidir.
Mideyi rahatlatır, mide için faydalıdır.
Karaciğer için büyük bir sağlık kaynağıdır.
Antibakteriyel ve antiviral özelliklere maliktir.
Tırnaklar ve saç için de fayda sağlar. Tenin güzelleşmesine destek olmaktadır.
İyi bir kalsiyum ve demir kaynağıdır.
İskorbüt hastalığına karşı koruma sağlar.
Kemiklerin güçlenmesine destek olmaktadır. Kemik ve eklem ağrılarının giderilmesine imkan vermektedir.
Beyin işlevlerini geliştirici özelliği bulunur.
Alzheimer hastalığının tedavisine katkı sağlar.
Dalak için faydalı bir bitki tipidir.
Rokanın Faydaları Roka Nasıl Tüketilmelidir?
Bu oldukça şifalı sebzeyi pişirerek tüketmek yerine salata çeşitlerinde çiğ olarak tüketmek gerekir. Roka pişirildiğinde içerisindeki birçok vitamin ve minerali kaybetmektedir. Bundan ötürü yüksek ısıda uzun süre pişirmek yerine en fazla 5 dakika suda haşlayarak ya da hiç bir işlem uygulamadan çiğ salata çeşitlerinde tüketmenizi öneririz. Ayrıca hazırlanan sandviçlerin içerisine de bu şifalı sebzeyi koyarak tüketebilirsiniz. Ceviz ve peynir ikilisi ile de salata biçiminde tüketilişi genelde tercih edilir. Yoğurtla sos hazırlayıp tüketilişi de oldukça lezzetlidir.
Propolisin Faydaları
Propolisin Faydaları Nelerdir?
Propolis son 10 ila 15 sene içerisinde yapılmakta olan bilimsel çalışmalarla da desteklenen, geniş bir etki profiline sahip olmaktadır. Bunların arasında en önemlisi antibiyotik etkisi.
Özellikle son zamanlarda daha fazla olarak da gündeme gelen antibiyotiklere dirençli suş gelişimi, bu bakımdan yapılmakta olan çalışmalar propolislerin antibiyotiklerin bu dirençli suşlara, dirençli mikroorganizmalara olan etkinliğini artırdığı yönünde birtakım bulgular bize sunmaktadır. Özellikle propolis, mikroorganizmaların dışında bulunan korunma kalkanını parçalayarak, antibiyotiğin hücre içine girerek etkisini gösterebileceği yönünde birtakım bulgular mevcuttur.
Propolis, mikroorganizmaların defans kalkanlarını kırarak antibiyotiklerin hücre içerisine girmesine imkan vermektedir.
Bunun haricinde bağışıklık sistemi ile alakalı tesirleri yine gündemde. Zira yapılmakta olan yine bilimsel çalışmalar, bağışıklık sistemimizde mühim rol oynayan birtakım mediatörler üstündeki etkinliğini ortaya koyuyor.
Propolis, kanser tedavisinde meydana gelebilecek organ hasarlarını engellemeye destek olmaktadır. Bunun haricinde kanserlerde, bilimsel çalışmalar bilhassa kanser tedavilerinde, kemoterapi ve radyoterapi esnasında meydana gelen bilhassa tedavide mühim bir kısıtlayıcı faktör olarak görülmekte olan organ hasarlarının yine propolis vasıtasıyla, vücudun öncesinden koşullandırılışı suretiyle, propolis aracılığıyla önlenebileceği yönünde birtakım bulgular elde edilmiş durumda. Bu bakımdan propolis önemli.
Ayrıca iyi bir de antioksidan tesire sahiptir.
Propolis, nar suyundan 70 kat, likopenden 120 kat daha güçlü bir antioksidandır.
Yapılan çalışmalarda, antioksidan etkisini bildiğimiz nar suyundan 70 katı kadar, yine likopenden, domateste bulunmakta olan likopenden 120 katı kadar bir yüksek antioksidan tesiri bulunduğu, bu bakımdan da yine türlü kalp hastalıklarından tutun, başka birtakım mühim hastalıklara karşı koruyucu ve tedavisine yardımcı olarak yararlanılışı gibi bir durum mevzubahis olabilecektir.
Propolisin yine uygulama alanlarından biri ise ağız ve ağız hijyeniyle ilgili olan kullanımları. Bilhassa çürüğe neden olan mikroorganizmalar üzerinde etkinliği. Veya takma diş kullanan kişilerde sık olarak görülmekte olan oral candidiaz enfeksiyonlarının önlenmesi ve tedavisi bakımından da propolis mühim bir katkı sağlıyor.
Propolis, ağız içerisindeki mikroorganizmalara tesir edip ağız hijyeni sağlar.
Propolisin faydaları
* Antibiyotik ilaçların etkisini fazlalaştırır.
* Bağışıklık sistemini destekler.
* Kanser tedavisinde meydana gelen organ hasarını düzeltir.
* Güçlü antioksidan etkilidir.
* Ağız ve boğaz hijyeni sağlar.
Antibiyotiklerin etkisini artırmaktan, bağışıklık sistemini güçlendirmeye, ağız ve boğaz hijyeni sağlamaktan, kanser tedavisinde meydana gelen organ hasarlarını düzeltmeye kadar sayılamayacak kadar faydası olan ve apiterapi metodlarında da kullanılmaktadır.
Propolis son 10 ila 15 sene içerisinde yapılmakta olan bilimsel çalışmalarla da desteklenen, geniş bir etki profiline sahip olmaktadır. Bunların arasında en önemlisi antibiyotik etkisi.
Özellikle son zamanlarda daha fazla olarak da gündeme gelen antibiyotiklere dirençli suş gelişimi, bu bakımdan yapılmakta olan çalışmalar propolislerin antibiyotiklerin bu dirençli suşlara, dirençli mikroorganizmalara olan etkinliğini artırdığı yönünde birtakım bulgular bize sunmaktadır. Özellikle propolis, mikroorganizmaların dışında bulunan korunma kalkanını parçalayarak, antibiyotiğin hücre içine girerek etkisini gösterebileceği yönünde birtakım bulgular mevcuttur.
Propolis, mikroorganizmaların defans kalkanlarını kırarak antibiyotiklerin hücre içerisine girmesine imkan vermektedir.
Bunun haricinde bağışıklık sistemi ile alakalı tesirleri yine gündemde. Zira yapılmakta olan yine bilimsel çalışmalar, bağışıklık sistemimizde mühim rol oynayan birtakım mediatörler üstündeki etkinliğini ortaya koyuyor.
Propolis, kanser tedavisinde meydana gelebilecek organ hasarlarını engellemeye destek olmaktadır. Bunun haricinde kanserlerde, bilimsel çalışmalar bilhassa kanser tedavilerinde, kemoterapi ve radyoterapi esnasında meydana gelen bilhassa tedavide mühim bir kısıtlayıcı faktör olarak görülmekte olan organ hasarlarının yine propolis vasıtasıyla, vücudun öncesinden koşullandırılışı suretiyle, propolis aracılığıyla önlenebileceği yönünde birtakım bulgular elde edilmiş durumda. Bu bakımdan propolis önemli.
Ayrıca iyi bir de antioksidan tesire sahiptir.
Propolis, nar suyundan 70 kat, likopenden 120 kat daha güçlü bir antioksidandır.
Yapılan çalışmalarda, antioksidan etkisini bildiğimiz nar suyundan 70 katı kadar, yine likopenden, domateste bulunmakta olan likopenden 120 katı kadar bir yüksek antioksidan tesiri bulunduğu, bu bakımdan da yine türlü kalp hastalıklarından tutun, başka birtakım mühim hastalıklara karşı koruyucu ve tedavisine yardımcı olarak yararlanılışı gibi bir durum mevzubahis olabilecektir.
Propolisin yine uygulama alanlarından biri ise ağız ve ağız hijyeniyle ilgili olan kullanımları. Bilhassa çürüğe neden olan mikroorganizmalar üzerinde etkinliği. Veya takma diş kullanan kişilerde sık olarak görülmekte olan oral candidiaz enfeksiyonlarının önlenmesi ve tedavisi bakımından da propolis mühim bir katkı sağlıyor.
Propolis, ağız içerisindeki mikroorganizmalara tesir edip ağız hijyeni sağlar.
Propolisin faydaları
* Antibiyotik ilaçların etkisini fazlalaştırır.
* Bağışıklık sistemini destekler.
* Kanser tedavisinde meydana gelen organ hasarını düzeltir.
* Güçlü antioksidan etkilidir.
* Ağız ve boğaz hijyeni sağlar.
Antibiyotiklerin etkisini artırmaktan, bağışıklık sistemini güçlendirmeye, ağız ve boğaz hijyeni sağlamaktan, kanser tedavisinde meydana gelen organ hasarlarını düzeltmeye kadar sayılamayacak kadar faydası olan ve apiterapi metodlarında da kullanılmaktadır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)