böbreğin görevleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
böbreğin görevleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Eylül 2014 Salı

Böbreğin Vücuttaki Görevleri


Böbreğin Vücuttaki Görevleri

Yediklerimiz, içtiklerimiz faydalı besinlerin yanı sıra bir­takım yan maddeler de içerir ki, bunları vücuttan atmamız gerekir­­. Bunları da sıvı olarak, yani idrarla atarız­. Yani böbrek, halk arasın­da da söylendiği üzere vücutta bulunan zehirli maddeleri süzen  organdır ama görevleri bun­dan ibaret değildir­­.

Kansızlığı engeller, vücudumuzdaki asit-baz dengesi­ni korur ve hormonal açıdan da mü­him roller oynar­. Ayrıca kalbimizden  çıkan kanın 3/1'i böbreklere gider­. Zaten  böbrek, kan damarların­dan meydana gelmiş  bir yumaktır ve çok önemlidir­­. O olmazsa hayatımızı kaybederiz­. Tıpta vücudu ne yönetir, sorusuna hemen  her doktor uzmanlık alanına göre ce­vap verir­­.

Kardiyologlar bu soruya kalp der, işte gastrologlar bağırsak, nefrologlar da böbrek der­. Ama esasın­da vücut bir orkestradır ve her organın tıpkı bir enstrüman gibi farklı ve özel bir işlevi vardır­­. Böbrek de bu orkestranın en  mü­him enstrümanların­dan bir tanesidir­­.

24 Eylül 2012 Pazartesi

Böbrek


BÖBREK
Böbrekler vücudumuzun su miktarını ve idrar üretimini kontrol eder. Günümüzde büyük şehirlerde binlerce insan yaşamını böbrek makinesinin (diyaliz) yardımıyla sürdürebilmektedir. Böbrek nakli ameliyatları da yakın geçmişe göre çok daha önemli bir yere sahiptir. Bundan 35-40 yıl önce bir insandan, diğer bir insana böbrek nakletmek adeta hayal gibi bir olay olarak nitelenirdi. Günümüzde böbrek nakli sıradan bir olay olmuştur. Daha 20-25 yıl önce bile tüm dünyada 7-8 bin böbrek nakli ameliyatı gerçekleşmiş bulunuyordu. 1988 yılında bu tür ameliyatların sayısı 100 bini aşmaktaydı. Sadece Batı Almanya'da 1988 yılında 1978 tane böbrek nakli ameliyatı gerçekleşmiştir.

Ameliyat sayısı giderek artmaktadır. Günümüzde en büyük sorun, verici sıkıntısı çekilmesidir. Böbreğini bağışlamak isteyen çok sayıda insana ihtiyaç duyulmaktadır.

Böbrek ameliyatlarında başarı oranı çok yüksektir. Nakil ameliyatından bir yıl sonra takılan böbreklerin yüzde 85'inin, 5 yıl sonra yüzde 50'sinin işlevini kusursuz sürdürmekte olduğu saptanmıştır. Başarı oranları eskilere göre çok fazladır.

Hastanın bünyesi takılan böbreği reddederse, hasta yeniden böbrek makinesine bağlanır. Yaşamını sürdürürken yeni bir verici bulma şansına sahiptir. 2 ve daha fazla sayıda böbrek nakli, tek böbrek nakline oranla daha yüksek başarı şansına sahiptir. Kendisi de bir böbrek hastası olan 66 yaşındaki Dr. Wolfgang Rothenburg şunları söylüyor:

"30 Nisan 1984 gecesi arabamla Stuttgart'dan Münih'e gitmekteydim. Radyoda Augsburg'da büyük bir trafik kazası olduğunu öğrendim. 4 kişinin kazada öldüğü bildiriliyordu. Kendi kendime: Belki de bu kazada sana uyan bir böbrek bulunur.' diye düşündüm. Münih'e uğradım. Arkadaşlarımla kısa bir süre görüştükten sonra Berlin'e uçtum. Orada gecenin ortasında telefon çaldı. Beni Münih'in Grosshadern kliniğinden çağırıyorlardı. Çabuk olun böbrek bulundu' diyorlardı.

Gerçekten Augsburg'daki trafik kazasında ölenlerden birisinin böbreği alınmıştı. Bir mayıs günü ilk uçakla Münih'e uçtum. Her iki böbreğimde de hastalık vardı. 1983 Kasım ayından bu yana böbrek makinesi ile yaşıyor, önce haftada 2, sonra 3 kez, dörder saat süreyle makineye bağlanmak zorunda kalıyordum. Haftada 3 günüm böylece mahvoluyordu.

En kötüsü ise, makineye bağımlı olmaktı.

İşimin gereği, günlerim yollarda geçerdi. Ancak bütün seyahatlerimi böbrek makinelerinin yerine ve zamanına göre ayarlamak zorunda kalıyordum. Her zaman nerede bulunduğumu Böbrek Nakil Merkezi'ne de bildirmem gerekiyordu. Bir de telsiz telefon edindim. Böylece uygun böbrek bulunursa, nerede olursam olayım hemen haber verilecekti. Büyük bir şans eseri olarak nakil için sadece 6 ay beklemek zorunda kaldım. Ameliyat olduktan bu yana altı yıl geçti. Şimdi yepyeni bir hayata kavuştum.

İstediğim yere gidebiliyor, istediğimi yeyip, istediğimi içebiliyordum. Belleğim ve düşünce yeteneğim de çok daha iyi durumu girdi. Vücudumun yeni böbreği reddetmesinden duyduğum korku da giderek azalıyor. Bugün çok düşük dozajlı bir ilaç kullanıyorum. Vücudumda güçlü bir kıllanma olayı dışında hiçbir yan tesir bulunmuyor. Muntazam olarak kontrola gidiyorum. Ve büyük bir ruhsal huzur hissediyorum. Bu da çok önemli. Kanser hastalarında olduğu gibi böbrek nakli olayında da kişinin ruhsal dengesini koruması büyük önem taşır."

Bu gerçek hikaye, sağlığımızın ve organlarımızın ne kadar değerli olduğunu bir kez daha bizlere hatırlatıyor. Sağlıklı bir insan üzerinde servet taşıdığını unutmamalıdır. Tüm vücudumuza hakettiği değeri verelim.

7 Haziran 2012 Perşembe

Böbrekler ve Kanın Temizlenmesi


BÖBREKLER VE KANIN TEMİZLENMESİ

Kan içerisinde hücrelerden başka daha birçok madde vardır. Kan damarları hücreler ve dokular arasında bir karayolları sistemi gibi bağlantı kurduğu için bütün gıda, oksijen ve bunların hücreler tarafından kullanılmasından çıkan "artık maddeler" onun içinden geçer. Organlar ve hücreler istediklerini alır ve temizlikle görevli olan organlar da artık maddeleri onun içinden seçerler.

Yine kimyasal maddeler ve hormonlar da bu yollarda seyahat ederler. Bunların ödevleri de bir bakıma sinirler gibi bazı emirleri organdan organa ve hücrelere taşımaktır.

Adrenalin bu maddelerden biridir. Kan içine böbreküstü (adrenal) guddesi tarafından salgılanır. Mesela karaciğer bunu aldığı zaman içinde depo ettiği şekeri kana dökmeğe başlar. Bu adrenalinin fonksiyonlarından bir tanesidir.

Böbrekler kanı temizleyen organlardandır. Büyük damarlarla aortaya yani vücudun en büyük damarına bağlıdırlar. Buradan aldıkları artık maddeleri idrara boşaltırlar, idrarın böbrekler tarafından hazırlanışı esnasında kan içinde bulunan asit ve alkalilerin oranı da normal ölçüde tutulur. Bu oran sayesinde vücutta bulunan su miktarı ayarlanmış olur. Gerek kan ve gerek dokulardaki su oranı normalde değişmez.

Böbrekler, omurga kemiğinin İki tarafında, hemen arka tarafta belimize isabet eden yerlerdedir.

Böbreğin hastalandığı hallerde dokulardaki su ve tuz oranı, bozulur. Vücutta su birikmeye başlar. Bu birikme en evvel en ince dokularda olduğu için gözlerin altındaki gevşek dokularda şişmeler başlar. Hastanın yüzü şişer, gözler küçülür.

Bu ödem hali sadece böbrek hastalıklarına has değildir. Kalbin zayıfladığı hallerde (kalp kifayetsizliği) kan basıncı olması gerektiği seviyeye gelemez. Kan, dönen kan damarlarında (venalarda) birikir. Kanın suyu ince venalardan dokunun içine sızar ve ödem meydana çıkar.

Kalp hastalıklarında ödem ayaklarda başlar. Zira kanın kalbe dönüşü bu bölgede en ziyade güçleşir. Gündüzleri şişen ayak bilekleri ve bacaklar gece yatınca, düzelir.