KADINLAR LOHUSALIK DÖNEMİNDE NELER YAPMALIDIR?
Kadınlar doğumdan sonra lohusalık dönemine girerler. Lohusalarda doğumdan sonra kanama görülür. Adet kanamasına benzeyen bir kanamadır. Bir kaç hafta sonra biter. Bu dönemde kanamanız fazla olursa ve ateş yaparsa doktorunuza başvurmalısınız. Lohusalık dönemindeki anneler, doğumdan sonra kanamanın azalması ve rahmi kontrol etmek için elle dairesel hareketlerle karın bölgelerine masaj yapabilirler. Sezaryenli hastalarda ağrı olabilir. Normal doğum ya da sezaryenle doğum yapan hastalar doğum sonrası ilk sekiz saatte idrarını yapmalıdır. Doğum sonrası hastalar mutlaka ayağa kaldırılmalıdır. Normal doğum yapanlar kendini ne zaman iyi hissederse ayağa kalkmalıdır. Sezaryenli olanlarda bu değişir. Doktorun bilgisi doğrultusunda ayağa kalkabilirler. Hareketli olmak yürümek sizin için faydalıdır. Kan dolaşımınız hızlanır, bağırsaklarınız çalışır. Lohusalar en az bir ay istirahat etmelidirler. Fırsat buldukça uyumaya çalışın. Ev işlerinizi az ve kendinizi yormadan yapmalısınız. Lohusalar normal doğum yaptıysa kendini iyi hissettiğinde yıkanabilir. Sezeryanlılar iki gün sonra, dikişin üstü su geçirmeyen bandajla kapalıyken yıkanabilirler.
lohusalık dönemi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
lohusalık dönemi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Aralık 2015 Salı
18 Eylül 2013 Çarşamba
Alınan İlaç Anne Sütüne Geçer Mi?
Alınan ilaç anne sütüne geçer mi?
Annelerin özellikle emzirme dönemlerinde bebeklerinin sağlıklarını koruyabilmesi için ilaç kullanımında çok daha dikkatli hareket etmesi ve bilinçsiz olarak ilaç kullanımından kaçınması gerekmektedir. Çünkü uzmanlar annelerin kullanacakları her çeşit ilacın anne sütü vasıtası ile emzirme esnasında geçebileceğini belirtmektedirler.
Bu neden dolayısı ile mutlak suret ile annelerin kendi sağlık sorunları nedeni ile ilaç kullanmadan önce doktoruna danışması gerekmektedir. Ancak anneler ilaç kullanımı konusunda misal olarak, antibiyotiklerde penisilin grubu veya makrobitler grubundaki antibiyotik çeşitlerini kullanması gerekmektedir. Çünkü bu antibiyotik türleri çocuklarda görülebilecek enfeksiyonlar içinde kullanılabilmektedir. Bu noktada annenin kullandığı ilaçların, anne sütü ile bebeğe geçtiği konusunun mutlak suret ile akılda tutulması bebeğin sağlığının korunabilmesi için gereklidir.
İlgili aramalar: ilaç anne sütüne geçer mi? emzirme döneminde ilaç içilir mi?
Annelerin özellikle emzirme dönemlerinde bebeklerinin sağlıklarını koruyabilmesi için ilaç kullanımında çok daha dikkatli hareket etmesi ve bilinçsiz olarak ilaç kullanımından kaçınması gerekmektedir. Çünkü uzmanlar annelerin kullanacakları her çeşit ilacın anne sütü vasıtası ile emzirme esnasında geçebileceğini belirtmektedirler.
Bu neden dolayısı ile mutlak suret ile annelerin kendi sağlık sorunları nedeni ile ilaç kullanmadan önce doktoruna danışması gerekmektedir. Ancak anneler ilaç kullanımı konusunda misal olarak, antibiyotiklerde penisilin grubu veya makrobitler grubundaki antibiyotik çeşitlerini kullanması gerekmektedir. Çünkü bu antibiyotik türleri çocuklarda görülebilecek enfeksiyonlar içinde kullanılabilmektedir. Bu noktada annenin kullandığı ilaçların, anne sütü ile bebeğe geçtiği konusunun mutlak suret ile akılda tutulması bebeğin sağlığının korunabilmesi için gereklidir.
İlgili aramalar: ilaç anne sütüne geçer mi? emzirme döneminde ilaç içilir mi?
14 Mayıs 2013 Salı
Doğumdan Sonra Adet Ne Zaman Başlar?
DOĞUM SONRASI ADET NE ZAMAN GÖRÜLÜR?
Doğum yapan her kadın doğumdan sonra adet ne zaman başlar sorusunun cevabını merak eder. Doğumun hemen sonrasında kanama görülür fakat bu görülen kanama adet kanı değildir. Görülen bu kanama, doğumdan sonra rahimin eski haline dönmesi sırasında meydana gelen kanamadır. Bu kanama giderek şiddetini azaltarak devam eder ve yaklaşık 2-3 hafta sonra da durur. Adet kanamasının başlamasını etkileyen önemli bir unsur annenin bebeğini emzirip emzirmediğidir. Çok emziren anneler ile az emziren anneler arasında da doğumdan sonra adet kanamasının başlangıç süresinde fark görülmektedir. Eğer anne bebeğini hiç emziremediyse, doğumdan sonra ilk adet görmeye doğumun yaklaşık 2,5 ay sonrasında başlayacaktır.Prolaktin adı verilen hormon, hem anne için süt salgısını hazırlar hem de annenin yumurtlamasını engeller. Bu hormonun böyle davranmasının nedeni annenin bakıma ihtiyaç duyan bebeğiyle ilgilenmesini sağlamak ve bu süreçte yeni bir doğumun başlangıcını engellemektir. Yani prolaktin annenin hamile kalmasını engeller. Bebeğine dışarıdan su da dahil olmak üzere hiçbir ek besin vermeyen, bebeğini sadece emzirerek besleyen kadınlarda doğumdan sonra ilk adet başlangıcı 4 ila 12 ay gibi bir süreç aralığında başlar. Emzirme azaltıldığı zaman adet kanamasının başlangıcı giderek daha geriye çekilir. Emzirme devam ettiği sürece annenin 12 aya kadar adet görmemesi normal kabul edilmektedir.
Doğumdan sonra adet görülmesi, artık yeni bir gebeliğin başlayabileceğinin bir işaretidir. İlk adet kanamasından sonra yumurtlama artık mümkündür. Korunulmayan cinsel ilişkide hamile kalınabilir. Buradan adet kanaması görüldükten sonra hamile kalınabilir gibi bir sonuç çıkarılmamalıdır. Çünkü bebek ek gıdalara başladıktan sonra adet kanaması görülmeden de annenin yeni bir gebelikle karşı karşıya kalması mümkündür. Bu tür bir durumla karşılaşmak istemeyenler mutlaka bu süreçteki ilişkilerde korunmalıdırlar.
12 Mayıs 2013 Pazar
Doğumdan Sonra (Lohusalıkta) Spor Yapmak
DOĞUMDAN SONRA (LOHUSALIKTA) SPOR YAPMAK
Doğum sonu devrede gözönüne alınması gereken bir husus da bazı sporlar yapmak suretiyle vücudun eski faal durumuna getirilmesidir. Bilindiği gibi gebelik esnasında ve bilhassa son aylarda kadının fiziksel aktivitesi büyük ölçüde sınırlanmıştır. Bu faaliyetlerin doğum sonu devrede yeniden düzenlenmesi ve normale döndürülmesi gerekir. Bu bakımdan hafif spor faaliyetleriyle, doğum esnasında gevşemiş ve zayıflamış karın ve perine kaslarının kuvvetlenmesi de temin edilir. Açık havada yürüme, denize girme, yüzme ve diğer mutedil sporlar, kan dolaşımını düzenlemeleri yanında bol oksijen temini sebebiyle dokuları da canlandırırlar. Kadın spor yaptığı zaman çok geçmeden bunların büyük faydasını kendisi de hisseder.
Doğum sonu devrede gözönüne alınması gereken bir husus da bazı sporlar yapmak suretiyle vücudun eski faal durumuna getirilmesidir. Bilindiği gibi gebelik esnasında ve bilhassa son aylarda kadının fiziksel aktivitesi büyük ölçüde sınırlanmıştır. Bu faaliyetlerin doğum sonu devrede yeniden düzenlenmesi ve normale döndürülmesi gerekir. Bu bakımdan hafif spor faaliyetleriyle, doğum esnasında gevşemiş ve zayıflamış karın ve perine kaslarının kuvvetlenmesi de temin edilir. Açık havada yürüme, denize girme, yüzme ve diğer mutedil sporlar, kan dolaşımını düzenlemeleri yanında bol oksijen temini sebebiyle dokuları da canlandırırlar. Kadın spor yaptığı zaman çok geçmeden bunların büyük faydasını kendisi de hisseder.
Etiketler:
doğum sonrası,
lohusalık,
lohusalık dönemi,
lohusalıkta spor
11 Mayıs 2013 Cumartesi
Doğumdan Sonra (Lohusalıkta) Egzersizler
LOHUSALIK EGZERSİZLERİ (LOHUSALIK JİMNASTİĞİ)
Lohusalık döneminde iskelet ve karın kaslarına eski tonusunu kazandırmak amacıyla bazı egzersizler tavsiye edilebilir. Çünkü gebelik ve doğumu takiben çeşitli kas gruplarında tonus azalmış, eklemler arası bağlar gevşemiştir. Fıtık veya rahim sarkmasını önleme, vücuda eski duruş şeklini kazandırma amacıyla doğum sonu egzersizlere önem verilmelidir. Bu egzersizlerin, fiziksel gücü artırmada önemli rolü vardır. Bu hareketler ayrıca, vücutta toplanmış aşırı yağların erimesine de yardımcıdır.
Karın, perine, sırt, kol ve bacak kaslarını çalıştırma amacıyla yapılan bu egzersizlere, doğumu takiben 1. gün başlanır; 10. güne kadar değişik hareket motifleri öğrenilir. Bu egzersizler, lohusayı yormayacak şekilde düzenlenmiş vücut hareketlerini kapsar. Öğrenilen her hareket, sabah ve öğleden sonra olmak üzere dörder defa tekrarlanır ve hergün, bir evvelki harekete yeni bir hareket ilâve edilir. 10 gün içinde tamamlanan bu hareketler zincirine lohusa kadın kendini yormaksızın bir ay kadar devam etmelidir.
Lohusalık döneminde iskelet ve karın kaslarına eski tonusunu kazandırmak amacıyla bazı egzersizler tavsiye edilebilir. Çünkü gebelik ve doğumu takiben çeşitli kas gruplarında tonus azalmış, eklemler arası bağlar gevşemiştir. Fıtık veya rahim sarkmasını önleme, vücuda eski duruş şeklini kazandırma amacıyla doğum sonu egzersizlere önem verilmelidir. Bu egzersizlerin, fiziksel gücü artırmada önemli rolü vardır. Bu hareketler ayrıca, vücutta toplanmış aşırı yağların erimesine de yardımcıdır.
Karın, perine, sırt, kol ve bacak kaslarını çalıştırma amacıyla yapılan bu egzersizlere, doğumu takiben 1. gün başlanır; 10. güne kadar değişik hareket motifleri öğrenilir. Bu egzersizler, lohusayı yormayacak şekilde düzenlenmiş vücut hareketlerini kapsar. Öğrenilen her hareket, sabah ve öğleden sonra olmak üzere dörder defa tekrarlanır ve hergün, bir evvelki harekete yeni bir hareket ilâve edilir. 10 gün içinde tamamlanan bu hareketler zincirine lohusa kadın kendini yormaksızın bir ay kadar devam etmelidir.
10 Mayıs 2013 Cuma
Doğumdan Sonra (Lohusalıkta) Beslenme
LOHUSALIKTA BESLENME
Lohusallk devresinde dikkat edilmesi gereken en önemli hususlardan biri gıda düzeni konusudur. Bilindiği gibi gebeliğin son aylarında ve doğumdan sonra kilo almaya eğilim mevcuttur. İştah artımı kontrol altına alınamadığı takdirde doğumdan sonra şişmanlık ortaya çıkar. Bu bakımdan fazla yemekten daima sakınılmalıdır. Lohusalık döneminde uygulanacak düzenli bir diyet, anneyi gebelikten önceki kilosuna kavuşturur.
Emziren kadının genellikle 2.600-3.000 kaloriye ihtiyacı vardır. Bunu temin için annenin lohusalık devresinde de protein, karbonhidrat, yağ gibi temel maddeleri yeterli miktarda alması gerekir. Bu devre esnasında vücuda yeterli sıvı girişine de süt salgılanmasını belli seviyede tutma bakımından dikkat edilmelidir.
Lohusallk devresinde gıda ile ilgili kurallar uygulanırken, annenin sütünü kuvvetlendirecek bazı maddelerin de vücuda girmesi gerekir; çünkü bebek ilk hayat enerjisini bu dönem içinde kazanmaktadır. Bebek, emzirme devresinde ne kadar kuvvetli bir enerji alırsa ilerde de o kadar normal ve sağlıklı bir çocuk olarak gelişecektir. Bu bakımdan yeterli süt oluşması için gerekli maddeler, anne diyetinde bulunmalıdır. Bunların başında D vitamini gelir. Bu vitamini yeterince temin için emziren annenin günde en az 1 litre süte ihtiyacı vardır. Bu suretle bebek için, ilk aylarda büyük tehlike olan raşitizm önlenmiş olur. D vitamini içeren damlalar kullanılarak da bu eksiklik giderilebilir. Lohusa diyetinin gebelikte olduğu gibi diğer vitamin ve minerallerle de takviyesi gerekir. Bu amaçla emziren kadına vitamin-mineral karışımından oluşmuş bir ilacın uygun dozlarda verilmesi faydalı olabilir.
Lohusallk devresinde dikkat edilmesi gereken en önemli hususlardan biri gıda düzeni konusudur. Bilindiği gibi gebeliğin son aylarında ve doğumdan sonra kilo almaya eğilim mevcuttur. İştah artımı kontrol altına alınamadığı takdirde doğumdan sonra şişmanlık ortaya çıkar. Bu bakımdan fazla yemekten daima sakınılmalıdır. Lohusalık döneminde uygulanacak düzenli bir diyet, anneyi gebelikten önceki kilosuna kavuşturur.
Emziren kadının genellikle 2.600-3.000 kaloriye ihtiyacı vardır. Bunu temin için annenin lohusalık devresinde de protein, karbonhidrat, yağ gibi temel maddeleri yeterli miktarda alması gerekir. Bu devre esnasında vücuda yeterli sıvı girişine de süt salgılanmasını belli seviyede tutma bakımından dikkat edilmelidir.
Lohusallk devresinde gıda ile ilgili kurallar uygulanırken, annenin sütünü kuvvetlendirecek bazı maddelerin de vücuda girmesi gerekir; çünkü bebek ilk hayat enerjisini bu dönem içinde kazanmaktadır. Bebek, emzirme devresinde ne kadar kuvvetli bir enerji alırsa ilerde de o kadar normal ve sağlıklı bir çocuk olarak gelişecektir. Bu bakımdan yeterli süt oluşması için gerekli maddeler, anne diyetinde bulunmalıdır. Bunların başında D vitamini gelir. Bu vitamini yeterince temin için emziren annenin günde en az 1 litre süte ihtiyacı vardır. Bu suretle bebek için, ilk aylarda büyük tehlike olan raşitizm önlenmiş olur. D vitamini içeren damlalar kullanılarak da bu eksiklik giderilebilir. Lohusa diyetinin gebelikte olduğu gibi diğer vitamin ve minerallerle de takviyesi gerekir. Bu amaçla emziren kadına vitamin-mineral karışımından oluşmuş bir ilacın uygun dozlarda verilmesi faydalı olabilir.
Etiketler:
doğum sonrası,
lohusalık,
lohusalık dönemi,
lohusalıkta beslenme
Doğumdan Sonra (Lohusalıkta) Meme Bakımı
DOĞUMDAN SONRA (LOHUSALIKTA) MEMELERİN BAKIMI
Emziren lohusalarda memelerin ve meme uçlarının bakımı son derece önemlidir. Doğumu takiben 2-3 gün içinde salgılanmaya başlayan sütün yaptığı tazyik sebebiyle göğüslerde kısa zamanda dolgunluk görülür. Süt birikimimin sebep olduğu bu ilk dolgunluk bazı lohusalarda "süt ateşi" adı verilen ve 12-24 saat devam eden hafif bir ateş yükselmesine sebep olabilir.
Dolgunluk, memelerde ağırlık hissi ve ağrı yaratabilir. Bu gibi durumlarda günde birkaç defa 10-20 dakika süre ile memeler üzerine buz tatbiki, rahatsızlığın hafifletilmesinde yardımcıdır. Yine bu amaçla uygun bir analjezik kullanılabilir. Ağırlık hissini önleme amacıyla göğüsler uygun bir sutyen ile alttan desteklenmeli, sarkık durumdan kurtarılmalıdır. Her memenin karşı omuz istikametinde kaldırılması gerekir; bununla beraber sutyenin sıkı olmamasına bilhassa dikkat edilmelidir. Emziren kadında sutyen kullanılışı, vücut estetiğini koruma bakımından da psikolojik etki yaratır.
Lohusalık devresinde göğüslerdeki ağırlık hissini hafifletmek için her meme sutyen içinde karşı omuz yönünde kaldırılmak üzere alttan desteklenmelidir.
Memeler aşırı dolduğu zaman bebek süt emişte güçlükle karşılaşır. Bu gibi durumlarda emzirirken, meme dokusuna baş parmak ve işaret parmağı arasında ileriye doğru hafif tazyik yapmak süt çıkımına büyük ölçüde yardım eder. Aşırı dolgunluk durumlarında gerekirse el yardımı veya «süt çekeceği» ile toplanan süt dışarı alınmalıdır.
Doğumu takiben 48-72 saat içinde oluşmaya başlayan süt salgısı, lohusalığın 2. haftasında en üst seviyeye erişir; bundan sonra çeşitli faktörlerden etkilenmekle beraber emzirme dönemince sabit bir miktarı muhafaza eder. Annenin unutmaması gereken hususlardan birisi, emzirmenin 4-6 saat gibi belli aralıklarla tekrarlanması ve her seferinde her bir memenin 5-10 dakika emzirilmesidir; bu suretle memelerde süt birikimi önlenecek, her iki meme de aynı anda boşalma fırsatı bulacaktır.
Lohusalık devresinde ateş yükselmesiyle beraber memelerde kızarıklık, şişlik ve hassasiyet geliştiği zaman hemen bir doğum hekimine başvurulmalıdır.
Memenin uzun süre emzirilmesi sonucu bazen meme başında sıyrıklar, hatta çatlaklar gelişir. Bu gibi durumlarda meme başı ya bir süre emzirmemek suretiyle dinlenmeye bırakılmalı veya eczanelerden bulabileceğiniz uygun bir meme başlığı ile meme başı korunmak suretiyle emzirmeye devam edilmelidir. Sıyrıkları önleme veya tedavi amacıyla uygun lanolinli kremler de kullanılabilir. Bu kremlerin emzirmeden önce ıslak bir pamuk ile meme başından silinmesi, emzirmeyi takiben tekrar uygulanması gerekir. Bununla beraber meme başında herhangi bir sıyrık mevcut değilse emzirmeden önce her iki meme başını temiz su ile silmek, emzirmeler arasında ise temiz bir gazlı bezle kapatmak yeterlidir.
Bazı lohusalarda, sütün dışarı taşması sonucu meme başı çevresinde, kurumuş süt taneciklerinin toplandığı görülür. Temizlenmediği takdirde meme başına kabuklaşmış manzara veren bu tanecikler ılık su ile silinerek temizlenebilir.
Emziren lohusalarda memelerin ve meme uçlarının bakımı son derece önemlidir. Doğumu takiben 2-3 gün içinde salgılanmaya başlayan sütün yaptığı tazyik sebebiyle göğüslerde kısa zamanda dolgunluk görülür. Süt birikimimin sebep olduğu bu ilk dolgunluk bazı lohusalarda "süt ateşi" adı verilen ve 12-24 saat devam eden hafif bir ateş yükselmesine sebep olabilir.
Dolgunluk, memelerde ağırlık hissi ve ağrı yaratabilir. Bu gibi durumlarda günde birkaç defa 10-20 dakika süre ile memeler üzerine buz tatbiki, rahatsızlığın hafifletilmesinde yardımcıdır. Yine bu amaçla uygun bir analjezik kullanılabilir. Ağırlık hissini önleme amacıyla göğüsler uygun bir sutyen ile alttan desteklenmeli, sarkık durumdan kurtarılmalıdır. Her memenin karşı omuz istikametinde kaldırılması gerekir; bununla beraber sutyenin sıkı olmamasına bilhassa dikkat edilmelidir. Emziren kadında sutyen kullanılışı, vücut estetiğini koruma bakımından da psikolojik etki yaratır.
Lohusalık devresinde göğüslerdeki ağırlık hissini hafifletmek için her meme sutyen içinde karşı omuz yönünde kaldırılmak üzere alttan desteklenmelidir.
Memeler aşırı dolduğu zaman bebek süt emişte güçlükle karşılaşır. Bu gibi durumlarda emzirirken, meme dokusuna baş parmak ve işaret parmağı arasında ileriye doğru hafif tazyik yapmak süt çıkımına büyük ölçüde yardım eder. Aşırı dolgunluk durumlarında gerekirse el yardımı veya «süt çekeceği» ile toplanan süt dışarı alınmalıdır.
Doğumu takiben 48-72 saat içinde oluşmaya başlayan süt salgısı, lohusalığın 2. haftasında en üst seviyeye erişir; bundan sonra çeşitli faktörlerden etkilenmekle beraber emzirme dönemince sabit bir miktarı muhafaza eder. Annenin unutmaması gereken hususlardan birisi, emzirmenin 4-6 saat gibi belli aralıklarla tekrarlanması ve her seferinde her bir memenin 5-10 dakika emzirilmesidir; bu suretle memelerde süt birikimi önlenecek, her iki meme de aynı anda boşalma fırsatı bulacaktır.
Lohusalık devresinde ateş yükselmesiyle beraber memelerde kızarıklık, şişlik ve hassasiyet geliştiği zaman hemen bir doğum hekimine başvurulmalıdır.
Memenin uzun süre emzirilmesi sonucu bazen meme başında sıyrıklar, hatta çatlaklar gelişir. Bu gibi durumlarda meme başı ya bir süre emzirmemek suretiyle dinlenmeye bırakılmalı veya eczanelerden bulabileceğiniz uygun bir meme başlığı ile meme başı korunmak suretiyle emzirmeye devam edilmelidir. Sıyrıkları önleme veya tedavi amacıyla uygun lanolinli kremler de kullanılabilir. Bu kremlerin emzirmeden önce ıslak bir pamuk ile meme başından silinmesi, emzirmeyi takiben tekrar uygulanması gerekir. Bununla beraber meme başında herhangi bir sıyrık mevcut değilse emzirmeden önce her iki meme başını temiz su ile silmek, emzirmeler arasında ise temiz bir gazlı bezle kapatmak yeterlidir.
Bazı lohusalarda, sütün dışarı taşması sonucu meme başı çevresinde, kurumuş süt taneciklerinin toplandığı görülür. Temizlenmediği takdirde meme başına kabuklaşmış manzara veren bu tanecikler ılık su ile silinerek temizlenebilir.
Etiketler:
doğum sonrası,
lohusalık,
lohusalık dönemi,
meme bakımı. göğüs bakımı
Doğumdan Sonra Perine ve Epizyotomi Bakımı
DOĞUMDAN SONRA PERİNE VE EPİZYOTOMİ BAKIMI
Lohusalık döneminde perine temizliğine son derece dikkat edilmelidir. Çünkü bu bölgeden kaynaklanan bakteriler kolaylıkla üreme organlarına ulaşabilirler. Bu bakımdan doğum sonu devrede perine ve dış cinsiyet organları günde bir veya iki defa antiseptik eriyikte ıslatılmış pamukla silinmek suretiyle temizlenmelidir. Aynı amaçla duş şeklinde banyo da perine temizliğinde faydalıdır. Bu temizliğin yanı sıra perine bölgesi temiz pamukla, hasta bezi ile ya da uygun başka bir ped ile korunmalı, kirlenen takımlar sık olarak değiştirilmelidir.
Lohusanın büyük dışkılamadan sonra taharet şekline dikkat etmesi de epizyotomi (doğum için yapılmış ameliyat kesisi) bakımında önem kazanır. Taharet, daima önden arkaya doğru yapılmalıdır; aksi takdirde epizyotomi kesitinin dışkı ile enfekte olabileceği unutulmamalıdır. Ameliyat yerinin olduğu bölgeye kesinlikle dışkı bulaşmamalıdır. Ayrıca her aptes veya idrardan sonra perine bölgesindeki pamuk değiştirilmelidir.
Lohusalık döneminde perine temizliğine son derece dikkat edilmelidir. Çünkü bu bölgeden kaynaklanan bakteriler kolaylıkla üreme organlarına ulaşabilirler. Bu bakımdan doğum sonu devrede perine ve dış cinsiyet organları günde bir veya iki defa antiseptik eriyikte ıslatılmış pamukla silinmek suretiyle temizlenmelidir. Aynı amaçla duş şeklinde banyo da perine temizliğinde faydalıdır. Bu temizliğin yanı sıra perine bölgesi temiz pamukla, hasta bezi ile ya da uygun başka bir ped ile korunmalı, kirlenen takımlar sık olarak değiştirilmelidir.
Lohusanın büyük dışkılamadan sonra taharet şekline dikkat etmesi de epizyotomi (doğum için yapılmış ameliyat kesisi) bakımında önem kazanır. Taharet, daima önden arkaya doğru yapılmalıdır; aksi takdirde epizyotomi kesitinin dışkı ile enfekte olabileceği unutulmamalıdır. Ameliyat yerinin olduğu bölgeye kesinlikle dışkı bulaşmamalıdır. Ayrıca her aptes veya idrardan sonra perine bölgesindeki pamuk değiştirilmelidir.
9 Mayıs 2013 Perşembe
Doğumdan Sonra İstirahat (Dinlenme)
DOĞUMDAN SONRA İSTİRAHAT
Doğum sonu ayağa kalkış, asla normal faaliyete tamamen dönüş anlamına yorumlanmamalı, lohusa aşırı faaliyet ve hareketlere yönelmemelidir. Lohusanın normal fiziksel aktivitesini kazanabilmesi için en az 4-6 haftalık bir zamana ihtiyacı vardır. Bu bakımdan doğum yapmış anne, düzenli bir yaşayış içinde bulunmalı, gece uykusu yanında, öğleden sonra da kendisine 2-3 saatlik bir dinlenme zamanı ayırmalıdır. Bu istirahatin, doğumu izleyen ilk hafta, günün yarısını kapsayabileceği hatırlanmalı, yorgunluğa zemin hazırlanmamalıdır. Lohusalığın ilk haftasındaki bakım ve istirahatin annenin ileride ki sağlığı üzerinde etkisi büyüktür.
Bu dönemde anneye, gerek bebek bakımı gerek ise ev işlerinde yardımcı olunmalıdır. Özellikle yorgunluğunu önleme ve istirahati bakımından lohusalığın ilk haftasında ziyaretçi sayısı sınırlandırılmalıdır. Yeni doğum yapmış kadınları ziyarete gitmek için çok acele etmemek gerekir. Esasında doğum ziyaretlerine doğumdan 30-40 gün sonra gidilmesi daha uygundur.
Çalışan kadına kanun ve tüzükler doğum sonu belli bir süre istirahat hakkı tanımışlardır. Memleketimizde de çalışan kadına, 2013 yılı itibariyle doğum öncesi 8 ve doğum sonra 8 olmak üzere 16 haftalık ücretli doğum izni verilmektedir.
Doğum sonu ayağa kalkış, asla normal faaliyete tamamen dönüş anlamına yorumlanmamalı, lohusa aşırı faaliyet ve hareketlere yönelmemelidir. Lohusanın normal fiziksel aktivitesini kazanabilmesi için en az 4-6 haftalık bir zamana ihtiyacı vardır. Bu bakımdan doğum yapmış anne, düzenli bir yaşayış içinde bulunmalı, gece uykusu yanında, öğleden sonra da kendisine 2-3 saatlik bir dinlenme zamanı ayırmalıdır. Bu istirahatin, doğumu izleyen ilk hafta, günün yarısını kapsayabileceği hatırlanmalı, yorgunluğa zemin hazırlanmamalıdır. Lohusalığın ilk haftasındaki bakım ve istirahatin annenin ileride ki sağlığı üzerinde etkisi büyüktür.
Bu dönemde anneye, gerek bebek bakımı gerek ise ev işlerinde yardımcı olunmalıdır. Özellikle yorgunluğunu önleme ve istirahati bakımından lohusalığın ilk haftasında ziyaretçi sayısı sınırlandırılmalıdır. Yeni doğum yapmış kadınları ziyarete gitmek için çok acele etmemek gerekir. Esasında doğum ziyaretlerine doğumdan 30-40 gün sonra gidilmesi daha uygundur.
Çalışan kadına kanun ve tüzükler doğum sonu belli bir süre istirahat hakkı tanımışlardır. Memleketimizde de çalışan kadına, 2013 yılı itibariyle doğum öncesi 8 ve doğum sonra 8 olmak üzere 16 haftalık ücretli doğum izni verilmektedir.
Etiketler:
doğum sonrası,
doğumda dinlenme,
doğumda istirahat,
lohusalık,
lohusalık dönemi
Doğumdan Sonra Erken Ayağa Kalkma
DOĞUMDAN SONRA ERKEN AYAĞA KALKMA
Doğumu takiben lohusanın ne zaman ayağa kalkabileceği daima cevaplandırılması gereken bir sorudur. Lohusa, epizyotomi yapılmamış ise (sezaryen gibi herhangi bir doğum kesisi yoksa) genellikle 12-24 saat sonra bir yardımcı eşliğinde ayağa kalkabilir. Yataktan bu ilk kalkış, genellikle tuvalet ihtiyacını yerine getirmeye yönelmiştir. Bununla beraber, bu eğilim lohusanın istek ve iradesine bırakılmalı, ilk 24 saat istirahat ihtiyacı duyuyorsa ayağa kalkması için baskı yapılmamalıdır.
Epizyotomili lohusalarda ayağa kalkma süresi 24 saat kadar geciktirilebilir. Bununla beraber lohusa kadın yattığı süre esnasında kol ve bacaklarını hareket ettirmeli, sık şekilde pozisyon değiştirmelidir. Yüzükoyun yatış dahil lohusanın istediği pozisyonu almasında hiçbir sakınca yoktur.
Erken ayağa kalkışın moral bakımdan olduğu kadar bağırsak ve mesane çalışmasını düzenleme bakımından da büyük faydaları vardır. Ayrıca dolaşım ve solunum faaliyetleri de düzenlenir. Ayağa kalkan ve gezinen lohusada akıntı rahimde toplanmaksızın daha kolay boşalma imkanı kazanır. Yine kanama tehlikesi de azalır. Bu şartlar rahmin eski haline dönüşünü büyük ölçüde kolaylaştırır. Bu bakımdan durum normal seyrettiği sürece lohusa, mümkün olduğu kadar erken ayağa kalkıp dolaşmalıdır. Ağır kaldırmak, ağır egzersiz hareketleri yapmamak ve kendini fazla yormamak gerekir fakat günlük işlerde de kendine hareket kısıtlaması getirmemelidir.
Lohusa, sağlık kuruluşundan taburcu edilirken, evinde geçireceği günler esnasında da devamlı yatmaması, açık havada yürüyüşler yapması öğütlenmelidir. Hatta gerektiğinde bir veya iki kat merdiveni çıkabileceği de söylenmelidir. Bununla beraber ilk 2 hafta esnasında lohusaların büyük bir kısmında çeşitli faktörlere bağlı olarak vücut direncinin azaldığı dikkati çeker. Bu bakımdan lohusalık döneminde aşırı egzersiz ve yorgunluktan daima kaçınılmalıdır. Bazı hamileliklerden sonra hastanın aile ve çevresinin hastanın eğilmesine, kalkmasına, yürümesine müdahale etmesi doğru değildir. Doğum sonra kendinizi aşırı yormamanız dışında günlük rutin hayatınıza devam edebilirsiniz. Bol bol hava almayı, yürüyüş yapmayı da ihmal etmeyin. Bunlar doğum sonrası bunalımı da daha kolay ve çabuk atlatmanızı da sağlayacaktır.
Doğumu takiben lohusanın ne zaman ayağa kalkabileceği daima cevaplandırılması gereken bir sorudur. Lohusa, epizyotomi yapılmamış ise (sezaryen gibi herhangi bir doğum kesisi yoksa) genellikle 12-24 saat sonra bir yardımcı eşliğinde ayağa kalkabilir. Yataktan bu ilk kalkış, genellikle tuvalet ihtiyacını yerine getirmeye yönelmiştir. Bununla beraber, bu eğilim lohusanın istek ve iradesine bırakılmalı, ilk 24 saat istirahat ihtiyacı duyuyorsa ayağa kalkması için baskı yapılmamalıdır.
Epizyotomili lohusalarda ayağa kalkma süresi 24 saat kadar geciktirilebilir. Bununla beraber lohusa kadın yattığı süre esnasında kol ve bacaklarını hareket ettirmeli, sık şekilde pozisyon değiştirmelidir. Yüzükoyun yatış dahil lohusanın istediği pozisyonu almasında hiçbir sakınca yoktur.
Erken ayağa kalkışın moral bakımdan olduğu kadar bağırsak ve mesane çalışmasını düzenleme bakımından da büyük faydaları vardır. Ayrıca dolaşım ve solunum faaliyetleri de düzenlenir. Ayağa kalkan ve gezinen lohusada akıntı rahimde toplanmaksızın daha kolay boşalma imkanı kazanır. Yine kanama tehlikesi de azalır. Bu şartlar rahmin eski haline dönüşünü büyük ölçüde kolaylaştırır. Bu bakımdan durum normal seyrettiği sürece lohusa, mümkün olduğu kadar erken ayağa kalkıp dolaşmalıdır. Ağır kaldırmak, ağır egzersiz hareketleri yapmamak ve kendini fazla yormamak gerekir fakat günlük işlerde de kendine hareket kısıtlaması getirmemelidir.
Lohusa, sağlık kuruluşundan taburcu edilirken, evinde geçireceği günler esnasında da devamlı yatmaması, açık havada yürüyüşler yapması öğütlenmelidir. Hatta gerektiğinde bir veya iki kat merdiveni çıkabileceği de söylenmelidir. Bununla beraber ilk 2 hafta esnasında lohusaların büyük bir kısmında çeşitli faktörlere bağlı olarak vücut direncinin azaldığı dikkati çeker. Bu bakımdan lohusalık döneminde aşırı egzersiz ve yorgunluktan daima kaçınılmalıdır. Bazı hamileliklerden sonra hastanın aile ve çevresinin hastanın eğilmesine, kalkmasına, yürümesine müdahale etmesi doğru değildir. Doğum sonra kendinizi aşırı yormamanız dışında günlük rutin hayatınıza devam edebilirsiniz. Bol bol hava almayı, yürüyüş yapmayı da ihmal etmeyin. Bunlar doğum sonrası bunalımı da daha kolay ve çabuk atlatmanızı da sağlayacaktır.
8 Mayıs 2013 Çarşamba
Doğumdan Sonra Rahim Ağrısının Hafifletilmesi
DOĞUMDAN SONRA RAHİM AĞRISININ HAFİFLETİLMESİ
Doğumu izleyen ilk hafta içinde rahim kasılmalarının zaman zaman ağrı yaratarak şikayet sebebi olduğu görülür. Bu ağrılar özellikle ilk günler daha belirgindir. Rahim kasını kuvvetlendirici ilaçların kullanılması ve emzirme olayının başlayışı, bu kasılmaları daha da sıklaştırmak suretiyle ağrının şiddetlenmesine yol açar. Bebek meme emerken ağrılar daha belirgin hale gelir.
Rahim ağrısından şikayetçi lohusalar, günde 2-3 defa hekimin uygun göreceği bir analjezik kullanabilirler; bununla birlikte ağır analjeziklerden her zaman sakınılmalıdır.
Doğumu izleyen ilk hafta içinde rahim kasılmalarının zaman zaman ağrı yaratarak şikayet sebebi olduğu görülür. Bu ağrılar özellikle ilk günler daha belirgindir. Rahim kasını kuvvetlendirici ilaçların kullanılması ve emzirme olayının başlayışı, bu kasılmaları daha da sıklaştırmak suretiyle ağrının şiddetlenmesine yol açar. Bebek meme emerken ağrılar daha belirgin hale gelir.
Rahim ağrısından şikayetçi lohusalar, günde 2-3 defa hekimin uygun göreceği bir analjezik kullanabilirler; bununla birlikte ağır analjeziklerden her zaman sakınılmalıdır.
Loşi
LOŞİ NEDİR?
Doğumdan sonra lohusalık devresi boyunca "loşi" adı verilen vaginal bir akıntı mevcuttur. Buna lohusalık akıntısı da denir. Bu akıntı, başlangıçta kanla karışık olup kırmızı renktedir. Loşi, birinci hafta sonunda taze kan niteliğini kaybederek kahverengi-sarımtrak bir renge bürünür; bu renk ikinci hafta sonlarında sarımsı beyaz renge dönüşür. Loşi bu özelliğiyle bir hafta daha devam ederek 3. veya 4. lohusalık haftası içinde tamamen durur.Gebelik akıntısı başlangıçta steril olmasına rağmen birkaç gün içinde bakterilerin karışmasıyla kirlenir; tıpkı adet kanı kokusuna benzeyen kendine has bir koku kazanır.
Lohusalık akıntısının uzun süre kanla karışık olarak devam ettiği durumlarda mutlaka doktora haber vermek gerekir.
Lohusa, akıntısı devam ettiği sürece temiz pedler, hasta bezleri ya da steril pamuk kullanılmalı, perine (cinsel organ ve çevresi) temizliğine dikkat edilmelidir. Doğumu takiben ilk gün fazla pamuk kullanılmasına rağmen, daha sonraları, loşinin hafiflemesine bağlı olarak, ihtiyaç duyulan pamuk miktarı da azalır. Günümüzde çoğu kadın doğumdan sonra ilk birkaç gün hasta bezi kullanmakta ve sonrasında ise uygun bir ped kullanmaya devam etmektedir.
İlgili aramalar: loşi nedir? lohusalık akıntısı nedir? doğumdan sonra akıntı ne zaman kesilir?
Etiketler:
doğum sonrası,
lohusalık,
lohusalık akıntısı,
lohusalık dönemi,
loşi
7 Mayıs 2013 Salı
Doğumdan Sonra Kilo Kaybı
DOĞUMDAN SONRA KİLO KAYBI D
Doğumdan sonra vücut ağırlığında 6-8 kg. kadar bir azalma dikkati çeker. Bu kaybın yaklaşık olarak 3-4 kilogramı bebeğe, 0.5-1 kilogramı plasenta ve eklerine aittir. Ayrıca geçici olarak artan idrar ve lohusalık akıntısı ile de bir miktar sıvı kaybedilir. Lohusalığın ilk haftasında görülen bu ağırlık azalışı, lohusa kadında iştahın artması ile kısa zamanda telafi edilir.
Doğumdan Sonra Boşaltım Sistemindeki Değişiklikler
DOĞUMDAN SONRA BOŞALTIM SİSTEMİNDE MEYDANA GELEN DEĞİŞİKLİKLER
Doğumu takiben böbrek çalışmasının hızlanışı sebebiyle idrar salgılanışında ilk hafta geçici artış görülür; fakat mesane kaslarındaki tonüs gevşekliği idrar çıkışını çoğu kez kesintiye uğratır ve kısa zamanda mesanede idrar birikimi meydana gelir. Kendi kendine idrara çıkışta güçlük mevcuttur. Bu bakımdan lohusa kadın ilk günlerde idrar edemediği takdirde mutlaka sonda ile mesane(idrar kesesi) boşaltılmalıdır. Doğum sonu idrar artışı ile gebelik boyunca vücutta tutulan fazla su dışarı atılmaktadır.
Doğum sonu bol idrar oluşmasına rağmen mesane faaliyetinin ağırlaşması tamamen fizyolojiktir; çünkü gerek ağrı devresi gerekse doğum esnasında en fazla baskıya maruz kalan organlardan biri mesanedir. Ayrıca doğum esnasında bölgesel anestezi uygulandığı zaman mesane sinirleri de bir süre etkilenmektedir. Bu etkenler sebebiyle ağırlaşan mesane faaliyeti kendisini organda idrar birikimi ile hissettirmektedir.
Doğum sonu mesane çalışmasının normale dönüşünde lohusanın erken ayağa kalkması bilhassa önemlidir. Ayrıca küvet içinde yarım banyo da idrara çıkışı kolaylaştırmada önemli rol oynar. Bu amaç ile gerekirse hekimin tavsiye edeceği bir ilaç da kullanılabilir.
Gebelik esnasında hormonal etki ile genişlemiş olan her iki üreter(böbrek kanalı) ve böbrek havuzları erken lohusalık devresinde adım adım eski hallerine dönerler.
Doğumu takiben böbrek çalışmasının hızlanışı sebebiyle idrar salgılanışında ilk hafta geçici artış görülür; fakat mesane kaslarındaki tonüs gevşekliği idrar çıkışını çoğu kez kesintiye uğratır ve kısa zamanda mesanede idrar birikimi meydana gelir. Kendi kendine idrara çıkışta güçlük mevcuttur. Bu bakımdan lohusa kadın ilk günlerde idrar edemediği takdirde mutlaka sonda ile mesane(idrar kesesi) boşaltılmalıdır. Doğum sonu idrar artışı ile gebelik boyunca vücutta tutulan fazla su dışarı atılmaktadır.
Doğum sonu bol idrar oluşmasına rağmen mesane faaliyetinin ağırlaşması tamamen fizyolojiktir; çünkü gerek ağrı devresi gerekse doğum esnasında en fazla baskıya maruz kalan organlardan biri mesanedir. Ayrıca doğum esnasında bölgesel anestezi uygulandığı zaman mesane sinirleri de bir süre etkilenmektedir. Bu etkenler sebebiyle ağırlaşan mesane faaliyeti kendisini organda idrar birikimi ile hissettirmektedir.
Doğum sonu mesane çalışmasının normale dönüşünde lohusanın erken ayağa kalkması bilhassa önemlidir. Ayrıca küvet içinde yarım banyo da idrara çıkışı kolaylaştırmada önemli rol oynar. Bu amaç ile gerekirse hekimin tavsiye edeceği bir ilaç da kullanılabilir.
Gebelik esnasında hormonal etki ile genişlemiş olan her iki üreter(böbrek kanalı) ve böbrek havuzları erken lohusalık devresinde adım adım eski hallerine dönerler.
5 Mayıs 2013 Pazar
Doğumdan Sonra Dolaşım Sisteminde Görülen Değişiklikler
LOHUSALIKTA DOLAŞIM SİSTEMİNDE MEYDANA GELEN DEĞİŞİKLİKLER
Gebelik süresince önemli derecede değişikliklere sahne olan kalp ve dolaşım sistemi, lohusalık devresinde yavaş yavaş normale döner. Gebelik esnasında %20-25 oranında artan kan hacminin büyük bir kısmı plasentanın çıkış devresi esnasında fizyolojik kanama ile dışarı atılır. Doğumu takiben 2 hafta içinde plazma hacmi, hemoglobin ve eritrosit değerleri normale döner. Lökosit sayısında ise doğum esnasında ve onu takiben 12.000-15.000'e yükselen bir artış görülür; fakat birinci haftadan itibaren lökositler de kanda normal değerlerini kazanırlar.
Gebelik süresince önemli derecede değişikliklere sahne olan kalp ve dolaşım sistemi, lohusalık devresinde yavaş yavaş normale döner. Gebelik esnasında %20-25 oranında artan kan hacminin büyük bir kısmı plasentanın çıkış devresi esnasında fizyolojik kanama ile dışarı atılır. Doğumu takiben 2 hafta içinde plazma hacmi, hemoglobin ve eritrosit değerleri normale döner. Lökosit sayısında ise doğum esnasında ve onu takiben 12.000-15.000'e yükselen bir artış görülür; fakat birinci haftadan itibaren lökositler de kanda normal değerlerini kazanırlar.
4 Mayıs 2013 Cumartesi
Lohusalıkta Rahim Boynunda Meydana Gelen Değişiklikler
RAHİM BOYNUNDA MEYDANA GELEN DEĞİŞİKLİKLER
Doğumdan sonra rahim boynu ileri derecede yumuşak ve gevşek olur. Ortasında yer alan kanal açıktır ve birinci haftanın sonlarına kadar parmak girişine imkan verecek bir durumu muhafaza eder. Rahim ağzının kenarları az veya çok taze yırtıklar gösterir. Rahim gövdesinin küçülüşüne paralel olarak boynunun da sertleşmeye başladığı ve boyun ortasındaki kanalın daraldığı dikkati çeker.
Doğumdan sonra rahim boynu ileri derecede yumuşak ve gevşek olur. Ortasında yer alan kanal açıktır ve birinci haftanın sonlarına kadar parmak girişine imkan verecek bir durumu muhafaza eder. Rahim ağzının kenarları az veya çok taze yırtıklar gösterir. Rahim gövdesinin küçülüşüne paralel olarak boynunun da sertleşmeye başladığı ve boyun ortasındaki kanalın daraldığı dikkati çeker.
3 Mayıs 2013 Cuma
Doğumdan Sonra Rahmin Küçülmesi
DOĞUMDAN SONRA RAHMİN KÜÇÜLÜŞÜ
Doğum gerçekleştikten sonra rahim, hacim ve şekil bakımından küçülmeye başlar. Doğum sırasında yaklaşık olarak 1.000 gramlık ağırlığa erişen rahmin, lohusalığın 2. haftasının sonunda 50 grama indiği görülür. Rahim duvarı, doğumu takiben ilk günler 4-5 cm.'lik kalınlık gösterir; bu kalınlık da ilk haftalar içinde derece derece incelerek normale döner.
Lohusalık devresinde rahmin küçülerek normal haline dönüşü:
A — Doğumun ertesi günü.
B — Doğumdan 5 gün sonra.
C — Doğumdan 15 gün sonra (Rahim karın duvarından hissedilemeyecek şekilde küçülmüş ve çatı kemikleri arkasında yer almıştır).
Doğumun ertesi günü yaklaşık olarak göbek seviyesinde yer alan rahim üst sınırı gittikçe alçalarak 10. gün karın duvarından hissedilemeyecek kadar küçülür ve çatı kemiklerinin arkasında yer alır. Doğumdan sonra uygulanan ilaçlarla bu küçülme daha çabuk ve daha emin şekilde seyreder.
Lohusalığın ikinci haftası sonunda rahim alt karın boşluğunda eski yerini ve şeklini alır. Bununla beraber rahmin küçülme hızı lohusalar arasında büyük farklılıklar göstermekte, bu hız kişiden kişiye değişmektedir. Bazı lohusalarda hiçbir anormallik bulunmadığı halde bu küçülme birkaç hafta uzayabilir.
Doğum gerçekleştikten sonra rahim, hacim ve şekil bakımından küçülmeye başlar. Doğum sırasında yaklaşık olarak 1.000 gramlık ağırlığa erişen rahmin, lohusalığın 2. haftasının sonunda 50 grama indiği görülür. Rahim duvarı, doğumu takiben ilk günler 4-5 cm.'lik kalınlık gösterir; bu kalınlık da ilk haftalar içinde derece derece incelerek normale döner.
Lohusalık devresinde rahmin küçülerek normal haline dönüşü:
A — Doğumun ertesi günü.
B — Doğumdan 5 gün sonra.
C — Doğumdan 15 gün sonra (Rahim karın duvarından hissedilemeyecek şekilde küçülmüş ve çatı kemikleri arkasında yer almıştır).
Doğumun ertesi günü yaklaşık olarak göbek seviyesinde yer alan rahim üst sınırı gittikçe alçalarak 10. gün karın duvarından hissedilemeyecek kadar küçülür ve çatı kemiklerinin arkasında yer alır. Doğumdan sonra uygulanan ilaçlarla bu küçülme daha çabuk ve daha emin şekilde seyreder.
Lohusalığın ikinci haftası sonunda rahim alt karın boşluğunda eski yerini ve şeklini alır. Bununla beraber rahmin küçülme hızı lohusalar arasında büyük farklılıklar göstermekte, bu hız kişiden kişiye değişmektedir. Bazı lohusalarda hiçbir anormallik bulunmadığı halde bu küçülme birkaç hafta uzayabilir.
Lohusalık Dönemi Ne Zaman Biter?
LOHUSALIK DÖNEMİ NE ZAMAN BİTER?
Lohusalık, doğumdan sonraki 6 haftalık süreyi kapsayan fizyolojik bir devredir. Bu devredeki kadın, lohusa adını alır. Lohusalık devresi, gebelik esnasında fizyolojik değişiklikler gösteren organların eski hallerine dönüşlerini ifade eden bir seri olayları kapsar. Gebelikte aşırı çalışmaya maruz kalan çeşitli sistemler, lohusalıkta normal görevlerine dönerler. Bu devredeki diğer önemli bir olay da memelerde süt oluşmasıdır.
İlgili aralamalar: lohusa nedir? lohusalık ne zaman biter? lohusalık ne kadar sürer?
Lohusalık, doğumdan sonraki 6 haftalık süreyi kapsayan fizyolojik bir devredir. Bu devredeki kadın, lohusa adını alır. Lohusalık devresi, gebelik esnasında fizyolojik değişiklikler gösteren organların eski hallerine dönüşlerini ifade eden bir seri olayları kapsar. Gebelikte aşırı çalışmaya maruz kalan çeşitli sistemler, lohusalıkta normal görevlerine dönerler. Bu devredeki diğer önemli bir olay da memelerde süt oluşmasıdır.
İlgili aralamalar: lohusa nedir? lohusalık ne zaman biter? lohusalık ne kadar sürer?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)