Kadınlarda yumurtalık fonksiyonları bittikten sonra, yani adet görmedikleri altı aylık süreçten başlayıp "menopoz süreci" başlar ve bütün kadınların hayatlarının yaklaşık olarak üçte biri menopoz süreci dediğimiz bu süreçte geçer. Bir kadının hayatında bu kadar uzun süre alan menopoz esnasında birtakım değişimler olması da normal. Fakat birtakım haller var ki, bunları alarm sinyali gibi görmek, dikkat etmek gerek. Menopoz sonrasındaki kanamalar da, dikkat edilişi lazım olan durumlara bir örnek. Bu konu hakkında kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Dr. Şükrü Sanus’un aktardığı bilgiler şu şekilde;
Menopoz sürecine giren bir kadında normal adetler ve adet arası görülmekte olan kanamalar oluşmaz. Aylık hormon tedavisi esnasında görülmekte olan düzenli kanamalar hariç tutulursa meydana gelen herhangi bir vajinal kanamaya "menopozdan sonra kanama", "menopozda kanama" ya da "postmenopozal kanama" isimleri verilir.
Menopozdan sonra süreçte kanama şikayeti hiç bir zaman normal kabul edilemez, genelde bir sorun göstergesidir ve her zaman araştırılışı gerekir.
Nedenler iyi ayırt edilmeli
Menopozdan sonra süreçte kanama şikayeti olan kadınların mutlak suretle jinekolojik olarak değerlendirilişi gerekiyor. Bu kanamaların bazısı kadın hastalıkları haricinde nedenlerden olabilir, öncelikli olarak bunlar ayırt edilmelidir.
Menopozdan sonra kanamaların en fazla görülmekte olan sebebi hormon ilaçlarının kullanılması. Osteoporoz ve yaşam kalitesini yükseltmek amacı ile verilen uzun dönem hormon uygulamaları, birtakım hastalarda düzenli adet benzeri kanamaların oluşmasına neden olabilir Bu tür ilaç alan hastalarda kanamalar da düzensiz oluyorsa, yine doktora başvurmakta fayda bulunmakta.
Günümüzde kullanılan ve kanamaya neden olmayan hormon ilaçları bulunmakta. Bu ilaçlarda da ilk üç ay lekelenmeler, düzensiz kanamalar olabilir, fakat sonrdan olan her çeşit kanama mutlak suretle araştırmalı.
Bazen idrar yollarından ya da bağırsaklardan gelen kana* malar da bu çeşit vajinal kanama* larla karışabilir.
Menopoz dönemindeki kanamanın kaynağı ne olabilir?
Rahim ağzı (Serviks): Buradan kaynaklı olan polip veya başka çeşit iyi ya da kötü huylu kitleler kanama yapabilir. Rahim ağzı kanserlerinin en erken bulgularından biri yine kanama olabilir ve denetimi yalnızca jinekolojik bir muayeneyle yapılabilecek kadar kolaydır.
Rahim: Rahim iç tabakasının (endometrium) aşırı incelmesi veya kalınlaşması (endometrial hiperplazi), burada oluşmuş bir polip, miyom veya başka çeşit iyi veya kötü huylu kitleler, birtakım ilaçlar gibi türlü nedenler kanama yapabilir.
Vajina: Menopozla beraber meydana gelen vajinal atrofi ve kuruluk neticesinde ilişkiye bağlı travmayla kanamalar olabilir. Aynı şekilde vajinadan kaynaklı olan bir parça kanamaya sebep olabilir.
Menopozdan sonra gelişmekte olan bir kanamanın tedavisi bütünüyle kanamanın nedenine bağlıdır, çokluk aşağıdaki sırayla sebep araştırılır:
* Menopozdan sonra kanama sıkıntısıyla gelen hastaya öncelikli olarak kanamanın kaynağını belirlemek amacı ile ayrıntılı bir jinekolojik muayene yapılmaktadır.
* Spekulumla vajina içerisinde ve rahim ağzında bir sorun var mı diye bakılır.
* Bunun haricinde ultrasonografiyle rahim ve yumurtalıklar değerlendirme yapılmaktadır. Bazı özel metodlarla rahim iç duvarını izlemek gerekebilmektedir.
* Menopozdan sonra süreçte rahim içerisinden kanaması olan her hastaya biyopsi (probe küretaj) yapılması gerekir. Bu işlem hatta menopozdan sonra kontrollerde rahim iç zarı (endometrium) 4* 5 mm.’den kalın olan hastalara bile, kontrol amacıyla yapılmaktadır.
Özetle menopoz esnasında meydana gelen sebebi bilinemeyen herhangi bir kanama için "Önemli değil geçer ya da geçti" dememeli, muhakkak bir doktora danışmalıdır.
İlgili aramalar: menopoz döneminde adet kanaması olur mu, menopoz döneminde kanama neden olur? menopozdayken adet görülür mü, adet kesilmesi menopozun habercisi mi
menopoz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
menopoz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8 Aralık 2015 Salı
25 Nisan 2015 Cumartesi
Menopoz Döneminde Nelere Dikkat Etmek Gerekir?
Menopoz Döneminde Nelere Dikkat Etmek Gerekir?
Menopoz süreci boyunca yaşanmakta olan psikolojik ve fiziksel sorunlar ortalama olarak bir sene süresince devam etmektedir. Lakin kadınların yüzde 20’sinde bu durum 5 seneye kadar uzayabiliyor. İnsan hayatı için çok da kısa olmayan bu süreçte yaşanmakta olan problemleri azaltmak ve hayat kalitesini artırmak, alınacak bazı tedbirlerle olanaklı. Lakin öncelikli olarak yaşam stilini ve alışkanlıklarını değiştirmek gerekmektedir.
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Aslıhan Sarıkoç, 7 öneride menopoz sürecini daha basit geçirmenin ipuçlarını bizlere veriyor.
Menopozda Hayat Kalitesini Artıran Öneriler
1* Sigaradan ve alkolden uzak durun: Menopoz sürecindeki kadınlarda azalan östrojen hormonun etkisi ile kalp ve damar hastalıkları daha sık görülmekte. Bundan dolayı eğer kullanıyor iseniz bu süreçte alkol ve sigaradan uzak durunuz. Aldığınız bu tedbir kalp ve damar hastalıkları riskinizi azaltacaktır.
2* Beslenmenize özen gösterin: Beslenme düzeninizde sebze ve meyvelere bolca yer verin. Bununla birlikte çay kahve tüketimini azaltarak bolca su için. Meyve ve sebze ağırlıklı beslenmek bedeninizin çok daha dinamik olmasını sağlıyor. Bununla birlikte bol su tüketmeniz de vücudunuzdaki ödemleri atmanıza yardımcı olmaktadır.
3* Acılı ve baharatlı yiyeceklerden sakının: Baharatlı ve acı biberli besinler sıcak basmaları terlemeleri artıracaktır. Bununla birlikte yemekler sıcak tüketilmemeli, çünkü sıcak yemek ve içeceklerde terlemeyi ve sıcak basmaları tetikleyecektir.
4* Günde yarım saat kadar spor yapın: Her gün en az yarım saat egzersiz yapın. Yürüyüş veya yoga gibi aktivitelerin menopoz süreci boyunca sıcak basmalarına karşı olumlu yönde tesirleri bulunmaktadır. Bununla birlikte kemik erimesi riskini de azaltıyor.
5* Sofranızda soya ürünlerine ve kuru baklagillere yer verin: Besinlerde mevcut olan birtakım maddeler östrojenik özellikleriyle menopozda görülmekte olan ateş basması, terleme, uykusuzluk, sinirlilik ve depresyon gibi şikayetleri hafifletiyor ve giderilmesine yardımcı olmaktadır. Soya ürünleriyle kuru fasulye, mercimek veya bezelye gibi kurubaklagiller içerdikleri izoflovanlar yardımıyla menopoz süreci boyunca yaşana sıkıntıların azalmasını sağlıyor.
6* Hobi Edinin: Konsantrasyon bozuklukları, dikkatsizlik, motivasyon eksiklikleri yanı sıra bilinç ve uyku bozukluğu gibi psikolojik problemleri rahatlatmak amacıyla kadınlara en az bir hobi edinmek tavsiye ediliyor. Örnek verecek olursak yoga, kişisel gelişim, meditasyon, el işleri, resim gibi türlü sanatsal ve eğitimsel aktiviteler.
7* Mutlak suretle bu dönemde doktor gözetiminde olun: Menopoz sürecine girdiğinizde düzenli şekilde gittiğiniz bir doktorunuz olsun. Şikayetleriniz çok şiddetli olur ve yaşam tarzı değişiklikleri de yetersiz kalırsa doktor denetimi altında ilaç tedavisine başlanabiliyor. Menopoz belirtileri östrojen ve progesteron azalışına bağlı bir şekilde ortaya çıktığı için, tedavide bu hormonlar ilaç niyetiyle takviye ediliyor. Yalnız hormon ilaçları kullanılışı her hastada olanaklı olmayabiliyor. Bu hallerde da bitkisel kaynaklı ilaçlar öneriliyor.
İlgili aramalar: menopozda nelere dikkat etmek gerekir, menopoza girdiğinde ne yapmalı, menopoz dönemini rahat atlatmak için ne yapmalı
Menopoz süreci boyunca yaşanmakta olan psikolojik ve fiziksel sorunlar ortalama olarak bir sene süresince devam etmektedir. Lakin kadınların yüzde 20’sinde bu durum 5 seneye kadar uzayabiliyor. İnsan hayatı için çok da kısa olmayan bu süreçte yaşanmakta olan problemleri azaltmak ve hayat kalitesini artırmak, alınacak bazı tedbirlerle olanaklı. Lakin öncelikli olarak yaşam stilini ve alışkanlıklarını değiştirmek gerekmektedir.
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Aslıhan Sarıkoç, 7 öneride menopoz sürecini daha basit geçirmenin ipuçlarını bizlere veriyor.
Menopozda Hayat Kalitesini Artıran Öneriler
1* Sigaradan ve alkolden uzak durun: Menopoz sürecindeki kadınlarda azalan östrojen hormonun etkisi ile kalp ve damar hastalıkları daha sık görülmekte. Bundan dolayı eğer kullanıyor iseniz bu süreçte alkol ve sigaradan uzak durunuz. Aldığınız bu tedbir kalp ve damar hastalıkları riskinizi azaltacaktır.
2* Beslenmenize özen gösterin: Beslenme düzeninizde sebze ve meyvelere bolca yer verin. Bununla birlikte çay kahve tüketimini azaltarak bolca su için. Meyve ve sebze ağırlıklı beslenmek bedeninizin çok daha dinamik olmasını sağlıyor. Bununla birlikte bol su tüketmeniz de vücudunuzdaki ödemleri atmanıza yardımcı olmaktadır.
3* Acılı ve baharatlı yiyeceklerden sakının: Baharatlı ve acı biberli besinler sıcak basmaları terlemeleri artıracaktır. Bununla birlikte yemekler sıcak tüketilmemeli, çünkü sıcak yemek ve içeceklerde terlemeyi ve sıcak basmaları tetikleyecektir.
4* Günde yarım saat kadar spor yapın: Her gün en az yarım saat egzersiz yapın. Yürüyüş veya yoga gibi aktivitelerin menopoz süreci boyunca sıcak basmalarına karşı olumlu yönde tesirleri bulunmaktadır. Bununla birlikte kemik erimesi riskini de azaltıyor.
5* Sofranızda soya ürünlerine ve kuru baklagillere yer verin: Besinlerde mevcut olan birtakım maddeler östrojenik özellikleriyle menopozda görülmekte olan ateş basması, terleme, uykusuzluk, sinirlilik ve depresyon gibi şikayetleri hafifletiyor ve giderilmesine yardımcı olmaktadır. Soya ürünleriyle kuru fasulye, mercimek veya bezelye gibi kurubaklagiller içerdikleri izoflovanlar yardımıyla menopoz süreci boyunca yaşana sıkıntıların azalmasını sağlıyor.
6* Hobi Edinin: Konsantrasyon bozuklukları, dikkatsizlik, motivasyon eksiklikleri yanı sıra bilinç ve uyku bozukluğu gibi psikolojik problemleri rahatlatmak amacıyla kadınlara en az bir hobi edinmek tavsiye ediliyor. Örnek verecek olursak yoga, kişisel gelişim, meditasyon, el işleri, resim gibi türlü sanatsal ve eğitimsel aktiviteler.
7* Mutlak suretle bu dönemde doktor gözetiminde olun: Menopoz sürecine girdiğinizde düzenli şekilde gittiğiniz bir doktorunuz olsun. Şikayetleriniz çok şiddetli olur ve yaşam tarzı değişiklikleri de yetersiz kalırsa doktor denetimi altında ilaç tedavisine başlanabiliyor. Menopoz belirtileri östrojen ve progesteron azalışına bağlı bir şekilde ortaya çıktığı için, tedavide bu hormonlar ilaç niyetiyle takviye ediliyor. Yalnız hormon ilaçları kullanılışı her hastada olanaklı olmayabiliyor. Bu hallerde da bitkisel kaynaklı ilaçlar öneriliyor.
İlgili aramalar: menopozda nelere dikkat etmek gerekir, menopoza girdiğinde ne yapmalı, menopoz dönemini rahat atlatmak için ne yapmalı
26 Eylül 2014 Cuma
Menopoz Döneminde Neler Olur?
Menopoz Döneminde Neler Olur?
Kadınlarımızın hayatındaki önemli dönüm noktalarından bir tanesidir menopoz.
Adetlerin kesilmesi ve doğurganlığın bitmesi anlatılır bu kelime ile. Gerçek kelime anlamı -son adet kanamasıdır. Ortalama 40 yaşlarında, kadınlarda yumurtalıklar, beyinden gelen uyarılara daha az yanıt vermeye başlarlar.
Bu donem klimakterium çağı olarak bilinmektedir. Bu dönemdeki kadınlarda adetler arasında bulunan zaman uzamaya başlar, kanama miktarı azalır, gece terlemeleri ve sıcak basmalar başlamaktadır. Menopoz da Dediğimiz adetten kesilmede işte bu süreçte ortaya çıkar.
Menopoza girme yaşı, ortalama olarak 51 yaş dolayıdır.
Yüz yılımız başlarında 50 yaşı dahi bulmayan ortalama olarak kadın ömrünün, günümüzde 75 yaş dolayında olması menopozdan sonra geçecek olan sürecin önemini arttırmaktadır.
Kadınlarımızın hayatındaki önemli dönüm noktalarından bir tanesidir menopoz.
Adetlerin kesilmesi ve doğurganlığın bitmesi anlatılır bu kelime ile. Gerçek kelime anlamı -son adet kanamasıdır. Ortalama 40 yaşlarında, kadınlarda yumurtalıklar, beyinden gelen uyarılara daha az yanıt vermeye başlarlar.
Bu donem klimakterium çağı olarak bilinmektedir. Bu dönemdeki kadınlarda adetler arasında bulunan zaman uzamaya başlar, kanama miktarı azalır, gece terlemeleri ve sıcak basmalar başlamaktadır. Menopoz da Dediğimiz adetten kesilmede işte bu süreçte ortaya çıkar.
Menopoza girme yaşı, ortalama olarak 51 yaş dolayıdır.
Yüz yılımız başlarında 50 yaşı dahi bulmayan ortalama olarak kadın ömrünün, günümüzde 75 yaş dolayında olması menopozdan sonra geçecek olan sürecin önemini arttırmaktadır.
14 Temmuz 2014 Pazartesi
Menopozdan Sonra Vücutta Görülen Değişiklikler
MENOPOZDAN SONRA VÜCUTTA GÖRÜLEN DEĞİŞİKLİKLER
Menopozdan sonra vücutta görülen değişiklikleraslında menopoz öncesi de kendini yavaş yavaş hissettirmeye başlar. Bu süre menopoza girmeden iki–üç sene öncesine kadar devam eder. En önemli değişiklik ise vücutta hormon seviyesindeki bulgularda yer alır. Özellikle cilde doğal esnekliğini veren, cildi gergin, genç ve diri gösteren östrojen hormonu azalmaya başladıkça hem adet kanamalarında düzensizliklere ve kesintilere sebep olur hem de ciltte erken yaşlanmaya yol açar.
Östrojen hormonunun azalması diğer androjen adı verilen progesteron ve testosteron hormonlarında da azalmaya sebep olur. Bu hormonlar vücutta üremede ihtiyaç duyulan en önemli hormonlardır. Bu hormonlarda meydana gelen düzensizliklerden dolayı bazı organ ve dokularda sıvı kaybı ortaya çıkar. Bazı organlarda elastikiyet kaybı ve doku küçülmeleri meydana gelir. Menopozdan sonra vücutta görülen en önemli değişiklik genel anatomik görünümde olur. Göğüslerde yağ dokularının erimesi ve sarkmaların çoğalması, genel vücuttaki kıllanmanın azalması ile beraber yüzdeki kıllanmanın artması dikkat çekicidir. Cilt esnekliğini kaybettiği için kırışıklıkların artması yoğundur. Yumurtalıklar ultrason ile bile zor görünür şekildedir. Rahim iç tabakası kalınlaşmaya başlar ve rahim küçülür. Rahim ağzı ve rahmin boyut olarak küçüldüğü gözlemlenir. Saçlarda dökülmeler çoğalır ve saçın uzama süresi daha geçtir.
Osteoporozun meydana gelmesi bu dönemde başlar. Erken yaşlardaki kalsiyum beslenmesinin önemi ortaya çıkar. Osteoporoz (kemik erimesi) menopozdan sonra başlar ve zaman içinde kemiklerde kırılma ve omurgada kamburlaşmaya yol açtığı gözlenmiştir.
Menopozdan sonra vücutta görülen değişiklikleraslında menopoz öncesi de kendini yavaş yavaş hissettirmeye başlar. Bu süre menopoza girmeden iki–üç sene öncesine kadar devam eder. En önemli değişiklik ise vücutta hormon seviyesindeki bulgularda yer alır. Özellikle cilde doğal esnekliğini veren, cildi gergin, genç ve diri gösteren östrojen hormonu azalmaya başladıkça hem adet kanamalarında düzensizliklere ve kesintilere sebep olur hem de ciltte erken yaşlanmaya yol açar.
Östrojen hormonunun azalması diğer androjen adı verilen progesteron ve testosteron hormonlarında da azalmaya sebep olur. Bu hormonlar vücutta üremede ihtiyaç duyulan en önemli hormonlardır. Bu hormonlarda meydana gelen düzensizliklerden dolayı bazı organ ve dokularda sıvı kaybı ortaya çıkar. Bazı organlarda elastikiyet kaybı ve doku küçülmeleri meydana gelir. Menopozdan sonra vücutta görülen en önemli değişiklik genel anatomik görünümde olur. Göğüslerde yağ dokularının erimesi ve sarkmaların çoğalması, genel vücuttaki kıllanmanın azalması ile beraber yüzdeki kıllanmanın artması dikkat çekicidir. Cilt esnekliğini kaybettiği için kırışıklıkların artması yoğundur. Yumurtalıklar ultrason ile bile zor görünür şekildedir. Rahim iç tabakası kalınlaşmaya başlar ve rahim küçülür. Rahim ağzı ve rahmin boyut olarak küçüldüğü gözlemlenir. Saçlarda dökülmeler çoğalır ve saçın uzama süresi daha geçtir.
Osteoporozun meydana gelmesi bu dönemde başlar. Erken yaşlardaki kalsiyum beslenmesinin önemi ortaya çıkar. Osteoporoz (kemik erimesi) menopozdan sonra başlar ve zaman içinde kemiklerde kırılma ve omurgada kamburlaşmaya yol açtığı gözlenmiştir.
13 Temmuz 2014 Pazar
Menopoza Girildiği Nasıl Anlaşılır?
MENOPOZA GİRİLDİĞİ NASIL ANLAŞILIR?
Normal durumlarda bir kadının oniki yaşından başlayarak kırk beş yaşına kadar her ay düzenli olarak adet kanaması geçirdiği düşünülürse menopoza girilmesinin en kati belirtisi öncelikle adet kanamalarında meydana gelen düzensizliklerdir. Adet kanamalarının süresindeki ve miktarındaki azalış, her ay yerine birkaç ayda bir gerçekleşmeye başlayan kanamalar (bu zamanla altı ayda bire kadar uzar) menopoza girmedeki en önemli işarettir. Adet kanamalarındaki azalışlar ile beraber gün içinde herhangi bir hastalık olmadan gerçekleşen ani ve sık ateş basmaları da en yaygın işaretlerdendir. Bu belirtilerin başlangıcı menopoza tam girilmeden en az bir yıl öncesini de kapsayabilmektedir.
Menopozun belirtileri sadece fiziksel belirtilerden ibaret değildir. Menopoza giren kadın da aynı zamanda ruhsal yönden aşırı hassasiyet, sinirlilik, alınganlık, çevresine karşı ilgisizlik gibi duygusal değişimlerde gözlemlenmektedir. Bu sürecin atlatılmasında mutlaka bir hekim ve psikiyatr uzmanından bilgi almakta fayda görülür. Yine hekim kontrolünde olmak kaydıyla hafif sakinleştirici yatıştırıcılar ile hormon dengeleyici tedavi amaçlı ilaç kullanımları da bu dönemin rahat bir şekilde geçirilmesinde yararlıdır. Bu şikayetlerde hemen her kadında görülür. Genelde sohbet ortamlarında aynı sorunların diğer kadınlar tarafından konuşulması da kadınlarda menopoza girildiğinin anlaşılmasındaki ortak noktadır.
Bir kadın az veya çok menopoza girdiğini yaşadığı vücudundaki değişikliklerden ve hormonsal değişikliklerden hisseder.Bazı kadınlarda tansiyonda düzensizlikler, uykusuzluk, huzursuzluk, depresif davranışlar da görülür. Çok az kadın ise bu dönemi rutin bir olaymış gibi rahatlıkla atlatmaktadır. Bu dönemde kişinin kendi ne bazı hobiler edinmesi, spor yapması çok faydalıdır.
Normal durumlarda bir kadının oniki yaşından başlayarak kırk beş yaşına kadar her ay düzenli olarak adet kanaması geçirdiği düşünülürse menopoza girilmesinin en kati belirtisi öncelikle adet kanamalarında meydana gelen düzensizliklerdir. Adet kanamalarının süresindeki ve miktarındaki azalış, her ay yerine birkaç ayda bir gerçekleşmeye başlayan kanamalar (bu zamanla altı ayda bire kadar uzar) menopoza girmedeki en önemli işarettir. Adet kanamalarındaki azalışlar ile beraber gün içinde herhangi bir hastalık olmadan gerçekleşen ani ve sık ateş basmaları da en yaygın işaretlerdendir. Bu belirtilerin başlangıcı menopoza tam girilmeden en az bir yıl öncesini de kapsayabilmektedir.
Menopozun belirtileri sadece fiziksel belirtilerden ibaret değildir. Menopoza giren kadın da aynı zamanda ruhsal yönden aşırı hassasiyet, sinirlilik, alınganlık, çevresine karşı ilgisizlik gibi duygusal değişimlerde gözlemlenmektedir. Bu sürecin atlatılmasında mutlaka bir hekim ve psikiyatr uzmanından bilgi almakta fayda görülür. Yine hekim kontrolünde olmak kaydıyla hafif sakinleştirici yatıştırıcılar ile hormon dengeleyici tedavi amaçlı ilaç kullanımları da bu dönemin rahat bir şekilde geçirilmesinde yararlıdır. Bu şikayetlerde hemen her kadında görülür. Genelde sohbet ortamlarında aynı sorunların diğer kadınlar tarafından konuşulması da kadınlarda menopoza girildiğinin anlaşılmasındaki ortak noktadır.
Bir kadın az veya çok menopoza girdiğini yaşadığı vücudundaki değişikliklerden ve hormonsal değişikliklerden hisseder.Bazı kadınlarda tansiyonda düzensizlikler, uykusuzluk, huzursuzluk, depresif davranışlar da görülür. Çok az kadın ise bu dönemi rutin bir olaymış gibi rahatlıkla atlatmaktadır. Bu dönemde kişinin kendi ne bazı hobiler edinmesi, spor yapması çok faydalıdır.
12 Temmuz 2014 Cumartesi
Menopozda Ateş Basması Neden Olur?
MENOPOZDA ATEŞ BASMASI NEDEN OLUR?
Ateş basması herhangi bir rahatsızlığa bağlı olmaksızın aniden baştan başlayarak boyun ve göğse doğru yayılan bir nevi vücut ısısının normalin üzerinde artmasıdır. Menopoza giren kadınlarda genelde ilk birkaç yıl ateş basmaları ataklar halinde seyreder. Bu ataklar esnasında vücut ısısının da gerçekten yükseldiği yapılan araştırmalarda belirlenmiştir. Bu ataklar genelde bir iki yıl içinde geçebildiği gibi bazen beş yıla kadar da uzadığı gözlemlenmiştir.
Ateş basmaları bazen o kadar şiddetli olur ki bu kadının güncel hayatını etkiler hale gelir. Menopozda ateş basmasının en önemli sebebi vücutta azalan östrojen hormonudur. Östrojen hormonunun beyin işlevi üzerindeki etkisi yadsınamaz. Vücudumuzda bir nevi termostat görevi gören sinir uçları arasındaki titreşimi NÖROTRANSMİTTER adı verilen saydam sıvı madde sağlar. Östrojen hormonunun azalması ile beraber bu sıvı salınımında da düşme gerçekleşir. Bu durumun vücudun ısı ayarını yapan termostat düzeneğinde bozulmaya sebep olduğu yapılan araştırmalarda belirlenmiştir. Menopozda ateş basmasının tedavisinde azalan bu nörotransmitter dengesinin düzenlenmesine yardımcı ilaçlar kullanılmakta ve olumlu sonuçlar elde edilmektedir.
Aşırı şiddetle gerçekleşen bu ısı artışı vücuttaki damarlarda genişlemeye yol açtığından mevcut etkisinden daha geniş bir yüzeyde hissedilmektedir. Bu dönemde bol sıvı tüketimi, acı-baharatlı ve yağlı yiyecekler yerine sebze-meyve ağırlıklı beslenmeye özen gösterilmelidir. Özellikle soya ağırlıklı besinler tüketme östrojen hormonunun takviyesinde kullanılan doğal bir tedavi yöntemi olarak araştırmalarda önemli yer almaktadır.
Ateş basması herhangi bir rahatsızlığa bağlı olmaksızın aniden baştan başlayarak boyun ve göğse doğru yayılan bir nevi vücut ısısının normalin üzerinde artmasıdır. Menopoza giren kadınlarda genelde ilk birkaç yıl ateş basmaları ataklar halinde seyreder. Bu ataklar esnasında vücut ısısının da gerçekten yükseldiği yapılan araştırmalarda belirlenmiştir. Bu ataklar genelde bir iki yıl içinde geçebildiği gibi bazen beş yıla kadar da uzadığı gözlemlenmiştir.
Ateş basmaları bazen o kadar şiddetli olur ki bu kadının güncel hayatını etkiler hale gelir. Menopozda ateş basmasının en önemli sebebi vücutta azalan östrojen hormonudur. Östrojen hormonunun beyin işlevi üzerindeki etkisi yadsınamaz. Vücudumuzda bir nevi termostat görevi gören sinir uçları arasındaki titreşimi NÖROTRANSMİTTER adı verilen saydam sıvı madde sağlar. Östrojen hormonunun azalması ile beraber bu sıvı salınımında da düşme gerçekleşir. Bu durumun vücudun ısı ayarını yapan termostat düzeneğinde bozulmaya sebep olduğu yapılan araştırmalarda belirlenmiştir. Menopozda ateş basmasının tedavisinde azalan bu nörotransmitter dengesinin düzenlenmesine yardımcı ilaçlar kullanılmakta ve olumlu sonuçlar elde edilmektedir.
Aşırı şiddetle gerçekleşen bu ısı artışı vücuttaki damarlarda genişlemeye yol açtığından mevcut etkisinden daha geniş bir yüzeyde hissedilmektedir. Bu dönemde bol sıvı tüketimi, acı-baharatlı ve yağlı yiyecekler yerine sebze-meyve ağırlıklı beslenmeye özen gösterilmelidir. Özellikle soya ağırlıklı besinler tüketme östrojen hormonunun takviyesinde kullanılan doğal bir tedavi yöntemi olarak araştırmalarda önemli yer almaktadır.
8 Temmuz 2014 Salı
MENOPOZA GİRMEK ÖNLENEBİLİR Mİ?
MENOPOZA GİRMEK ÖNLENEBİLİR Mİ?
Erken menopoz genel olarak her ay normal şartlarda adet kanaması yaşayan bir kadının otuz beş yaşından önce adet kanamalarının sona ermesidir. Tabi ki bu durumun en önemli sonucu kadının doğurganlığının bitmesidir. Bazı durumlarda görülen ilaç tedavileri, ruhsal bedensel yaşanan hastalıklar, genetik ailevi faktörler hatta yaşanan coğrafik mekan bile erken menopoz yaşını tetikleyen unsurlardır.
Yaşadığımızda çağda kadının daha fazla sosyalleşmesi ve iş hayatında daha aktif rol oynaması, annelik içgüdüsünden uzaklaşarak daha fazla kariyer yapma ve maddi bağımsızlığını kazanma güdüsüne dönüşmüştür. Bu sebeple çalışma hayatının yoğun temposu beraberinde güç ve zorlu çalışma temposu ve genetik etkenler erken menopozun meydana gelmesinde aktif rol oynamaktadır. Erken menopoz önlenebilir mi? Bu soru bize her ne kadar kadınların kişisel ve maddi özgürlüklerin peşinde koşsalar bile yine de annelik içgüdüsünün mutlaka baskın olduğunu anlatmaktadır. Kariyer yapma amacıyla annelik planlarını ikinci sıraya koyan kadınlar erken menopoza girdiklerinde bunu önlemek için mevcut her türlü yöntemi denemektedirler.
Kadınlar mutlaka kariyer planlarını yaparken otuz beş yaşın kendileri için üreme sürecinde bir dönüm noktası olduğunu unutmamalıdırlar. En az altı ayda bir mutlaka rutin hormon testlerini ve doktor kontrollerini yaptırmaları, yumurtalıklarının çalışma durumlarını gösterir testlerini ihmal etmemeleri, ultrason ve kan seviyelerinin ölçümlerini yaptırmaları çok büyük önem taşır. Bunların içinde yumurtalık rezervlerini gösterir adet kanamasının ilk günlerinde vajinal ultrasonografi ile yapılan antralfolikül sayısı ölçümü erken menopoza girmenin önlenmesinde önemli bulgular ortaya koyar.
Erken menopoz genel olarak her ay normal şartlarda adet kanaması yaşayan bir kadının otuz beş yaşından önce adet kanamalarının sona ermesidir. Tabi ki bu durumun en önemli sonucu kadının doğurganlığının bitmesidir. Bazı durumlarda görülen ilaç tedavileri, ruhsal bedensel yaşanan hastalıklar, genetik ailevi faktörler hatta yaşanan coğrafik mekan bile erken menopoz yaşını tetikleyen unsurlardır.
Yaşadığımızda çağda kadının daha fazla sosyalleşmesi ve iş hayatında daha aktif rol oynaması, annelik içgüdüsünden uzaklaşarak daha fazla kariyer yapma ve maddi bağımsızlığını kazanma güdüsüne dönüşmüştür. Bu sebeple çalışma hayatının yoğun temposu beraberinde güç ve zorlu çalışma temposu ve genetik etkenler erken menopozun meydana gelmesinde aktif rol oynamaktadır. Erken menopoz önlenebilir mi? Bu soru bize her ne kadar kadınların kişisel ve maddi özgürlüklerin peşinde koşsalar bile yine de annelik içgüdüsünün mutlaka baskın olduğunu anlatmaktadır. Kariyer yapma amacıyla annelik planlarını ikinci sıraya koyan kadınlar erken menopoza girdiklerinde bunu önlemek için mevcut her türlü yöntemi denemektedirler.
Kadınlar mutlaka kariyer planlarını yaparken otuz beş yaşın kendileri için üreme sürecinde bir dönüm noktası olduğunu unutmamalıdırlar. En az altı ayda bir mutlaka rutin hormon testlerini ve doktor kontrollerini yaptırmaları, yumurtalıklarının çalışma durumlarını gösterir testlerini ihmal etmemeleri, ultrason ve kan seviyelerinin ölçümlerini yaptırmaları çok büyük önem taşır. Bunların içinde yumurtalık rezervlerini gösterir adet kanamasının ilk günlerinde vajinal ultrasonografi ile yapılan antralfolikül sayısı ölçümü erken menopoza girmenin önlenmesinde önemli bulgular ortaya koyar.
5 Temmuz 2014 Cumartesi
Menopoz Geciktirilebilir mi?
Menopoz Geciktirilebilir mi?
Erken menopozun en önemli belirtisi periyodik olarak 27 günde bir olan adet kanamalarındaki sürenin bazen kısalması bazen de uzaması gibi düzensizliklerdir. Ayrıca gerçekleşen adet yoğunluğundaki yavaşlama, menopozda meydana çıkan ateş basması, gece terlemeleri, bazen gerçekleşen ruhsal değişiklikler de erken menopoz bulgularındandır.
Tüm bu sorunlar aslında kadın vücudunda en önemli salınan madde olan östrojen hormonunun gittikçe az üretilmeye başlaması veya tamamen kesilmesinden dolayıdır. Menopoz dönemlerinin mutlaka ilgili bir hekim tarafından takip edilmesinde fayda vardır. Yapılacak ilaç vb. tedavilerle bu sürecin rahat atlatılması veyaerkenmenopoz geciktirilir mi? sorusuna bir cevaptır. Erken menopozun geciktirilmesinde en etkin tedavi yöntemi vücutta eksilmeye başlayan veya tükenen östrojen hormonunun yapay yollar ile vücuda verilmesidir.Ancak bu tedavinin en büyük handikap vücutta eğer kanserli hücre varsa aktif hale gelmesi ihtimalidir.Bu yüzden östrojen tedavisine başlamadan önce hastanın genetik özelliklerinin detaylı olarak araştırılması büyük önem taşır.Ailede anne,teyze,hala veya anneanne gibi yakınlarda göğüs,rahim vb kanser türleri geçirmiş bir birey varsa mutlaka östrojen hormonu tedavisinin kesilmesi gerekir.
Ayrıca DHEA adı verilen bir çeşit anti-aging madde de (bir nevi yaşlanmayı geciktirici madde) vücutta geri dönmeyi hızlandırarak yumurta üretimini yeniden aktif hale getirir veerkenmenopozun geciktirilmesi sağlanır.Erken menopozun sebebi eğer otoimmun bir hastalığa bağlı ise bu hastalığın sebepleri ortadan kaldırılıp tedavisi gerçekleşirse problemin kendiliğinden düzeldiği görülür.Bu oran ise ancak %1 düzeyindedir.
Erken menopozun en önemli belirtisi periyodik olarak 27 günde bir olan adet kanamalarındaki sürenin bazen kısalması bazen de uzaması gibi düzensizliklerdir. Ayrıca gerçekleşen adet yoğunluğundaki yavaşlama, menopozda meydana çıkan ateş basması, gece terlemeleri, bazen gerçekleşen ruhsal değişiklikler de erken menopoz bulgularındandır.
Tüm bu sorunlar aslında kadın vücudunda en önemli salınan madde olan östrojen hormonunun gittikçe az üretilmeye başlaması veya tamamen kesilmesinden dolayıdır. Menopoz dönemlerinin mutlaka ilgili bir hekim tarafından takip edilmesinde fayda vardır. Yapılacak ilaç vb. tedavilerle bu sürecin rahat atlatılması veyaerkenmenopoz geciktirilir mi? sorusuna bir cevaptır. Erken menopozun geciktirilmesinde en etkin tedavi yöntemi vücutta eksilmeye başlayan veya tükenen östrojen hormonunun yapay yollar ile vücuda verilmesidir.Ancak bu tedavinin en büyük handikap vücutta eğer kanserli hücre varsa aktif hale gelmesi ihtimalidir.Bu yüzden östrojen tedavisine başlamadan önce hastanın genetik özelliklerinin detaylı olarak araştırılması büyük önem taşır.Ailede anne,teyze,hala veya anneanne gibi yakınlarda göğüs,rahim vb kanser türleri geçirmiş bir birey varsa mutlaka östrojen hormonu tedavisinin kesilmesi gerekir.
Ayrıca DHEA adı verilen bir çeşit anti-aging madde de (bir nevi yaşlanmayı geciktirici madde) vücutta geri dönmeyi hızlandırarak yumurta üretimini yeniden aktif hale getirir veerkenmenopozun geciktirilmesi sağlanır.Erken menopozun sebebi eğer otoimmun bir hastalığa bağlı ise bu hastalığın sebepleri ortadan kaldırılıp tedavisi gerçekleşirse problemin kendiliğinden düzeldiği görülür.Bu oran ise ancak %1 düzeyindedir.
26 Haziran 2014 Perşembe
Menopoz Yaşı Kaçtır?
MENOPOZ YAŞI KAÇTIR?
Normal şartlarda bir kadının ilk regl (adet kanaması) durumu 12-13 yaşlarında başlar. Ancak bu yaş skalası günümüzde çocukların anne karnından başlayarak gelişimin daha hızlı ve anatomik yapılarının daha kuvvetli olması sebebiyle 9-10 yaşa kadar inme eğilim göstermektedir. Bu durumu elbette annelerin beslenme ve çocuk gelişimi konusunda daha bilinçli olması, kendilerini bu konuda daha çok eğitmeleri ve daha araştırmacı olmaları desteklemektedir.
Kız çocukları ortalama on iki yaşında girerler ve her ay ortalama 20 ile 27 gün arasındaki periyodik süreçte vücuttan bir yumurta atılımı yaşarlar. Bu süre normalde 45 ila 50 yaş aralığına kadar devam eder. Menopoz yaşında alt sınır kırk beş olmakla beraber kişilerin bulundukları yöre, yaşadıkları coğrafya, ten renkleri( koyu cilt-açık cilt tonu),sıcak ve soğuk iklimde yaşamaları menopoz yaş sınırını etkileyen unsurlardır. Türkiye ve Avrupa ülkeleri için menopoz yaşı alt sınırı 45-46 üst sınırı ise elli yaş olarak kabul edilmektedir. Sıcak ülkelerde menopoz yaşı 52- 53 kadar çıkmaktadır.
Bir kadın menopoza girme yaşından sonra da rutin adet kanamaları devam ediyorsa bunun mutlaka araştırılması lazımdır. Daha ileri yaşlarda adet kanamaları halk arasında sanki doğurganlık açısından iyi bir olaymış gibi düşünülse de bunun mutlaka incelenmesi gerekir. İlerleyen yaşlarda devam eden adet kanamaları veya geç menopoz bulguları kadınlarda özellikle rahim duvarında meydana gelen kalınlaşmaya yol açmakta buda ilerleyen dönemde kanser bulgularına kadar devam etmektedir.
Normal şartlarda bir kadının ilk regl (adet kanaması) durumu 12-13 yaşlarında başlar. Ancak bu yaş skalası günümüzde çocukların anne karnından başlayarak gelişimin daha hızlı ve anatomik yapılarının daha kuvvetli olması sebebiyle 9-10 yaşa kadar inme eğilim göstermektedir. Bu durumu elbette annelerin beslenme ve çocuk gelişimi konusunda daha bilinçli olması, kendilerini bu konuda daha çok eğitmeleri ve daha araştırmacı olmaları desteklemektedir.
Kız çocukları ortalama on iki yaşında girerler ve her ay ortalama 20 ile 27 gün arasındaki periyodik süreçte vücuttan bir yumurta atılımı yaşarlar. Bu süre normalde 45 ila 50 yaş aralığına kadar devam eder. Menopoz yaşında alt sınır kırk beş olmakla beraber kişilerin bulundukları yöre, yaşadıkları coğrafya, ten renkleri( koyu cilt-açık cilt tonu),sıcak ve soğuk iklimde yaşamaları menopoz yaş sınırını etkileyen unsurlardır. Türkiye ve Avrupa ülkeleri için menopoz yaşı alt sınırı 45-46 üst sınırı ise elli yaş olarak kabul edilmektedir. Sıcak ülkelerde menopoz yaşı 52- 53 kadar çıkmaktadır.
Bir kadın menopoza girme yaşından sonra da rutin adet kanamaları devam ediyorsa bunun mutlaka araştırılması lazımdır. Daha ileri yaşlarda adet kanamaları halk arasında sanki doğurganlık açısından iyi bir olaymış gibi düşünülse de bunun mutlaka incelenmesi gerekir. İlerleyen yaşlarda devam eden adet kanamaları veya geç menopoz bulguları kadınlarda özellikle rahim duvarında meydana gelen kalınlaşmaya yol açmakta buda ilerleyen dönemde kanser bulgularına kadar devam etmektedir.
Erken Menopoz Neden Olur?
ERKEN MENOPOZ NEDEN OLUR?
Genel olarak son dönemde kadınların iş hayatında daha aktif hale gelmesi ve hamile kalmanın iş kariyerini olumsuz yönde etkilemesini istemeyen kadınlar gebe kalmayı ikinci plana atmaktadır. Daha sonra ise çok istemelerine rağmen hamile kalmaları zorlaşmaktadır. Bu durum genelde bir hekime başvurulup sebepler araştırıldığında erken menopoz sürecinin başladığını ortaya çıkarmaktadır. Bazen de tam tersi olarak evlenme oranının 12-13 yaşına kadar düşmesi, erken ve çoğul gebeliklerin çok erken yaşlarda olması üreme metabolizmasında yoğun hasarlara sebep olmaktadır.
Erken menopozda diğer etkenlerden bazıları da yaşanmış bir rahatsızlık sonucu kadının her iki yumurtalığının birden çıkarılması, kimyasal tedavi ya da ışın tedavisi gören hastaların yumurtalıklarının zarar görmesi, kötü alışkanlıklar veya kişinin genetik ailevi yapısının durumu önemli rol oynamaktadır. Eğer kadının ailesinde (anne, teyze, hala, anneanne gibi) diğer kadınlarda erken menopoz olgusuna rastlanılmış ise bu kişininde erken menopoza girme ihtimali oldukça yüksek olacaktır.
Otoimmün dediğimiz kişinin kendi organlarını yabancı doku olarak algılaması ve yok etmeye çalışması ki eğer bu doku kadının yumurtaları ise onlara bu sebepten zarar vermesi de erken menopoza sebep olabilir. Genetik sebeplerden dolayı oluşan Frajil ve Turner Sendromu kadınlarda pek sık ortaya çıkmasa da yumurtalıkları erken tüketebilmektedir. Sigara içilmesi veya ruhsal bunalım gibi rahatsızlıklar erken menopoza belki sebep olmaz ama bu aşamayı hızlandırabilir. Tüm bu sebeplerden dolayı erken menopoz bir nevi çağımız hastalığıdır.
Genel olarak son dönemde kadınların iş hayatında daha aktif hale gelmesi ve hamile kalmanın iş kariyerini olumsuz yönde etkilemesini istemeyen kadınlar gebe kalmayı ikinci plana atmaktadır. Daha sonra ise çok istemelerine rağmen hamile kalmaları zorlaşmaktadır. Bu durum genelde bir hekime başvurulup sebepler araştırıldığında erken menopoz sürecinin başladığını ortaya çıkarmaktadır. Bazen de tam tersi olarak evlenme oranının 12-13 yaşına kadar düşmesi, erken ve çoğul gebeliklerin çok erken yaşlarda olması üreme metabolizmasında yoğun hasarlara sebep olmaktadır.
Erken menopozda diğer etkenlerden bazıları da yaşanmış bir rahatsızlık sonucu kadının her iki yumurtalığının birden çıkarılması, kimyasal tedavi ya da ışın tedavisi gören hastaların yumurtalıklarının zarar görmesi, kötü alışkanlıklar veya kişinin genetik ailevi yapısının durumu önemli rol oynamaktadır. Eğer kadının ailesinde (anne, teyze, hala, anneanne gibi) diğer kadınlarda erken menopoz olgusuna rastlanılmış ise bu kişininde erken menopoza girme ihtimali oldukça yüksek olacaktır.
Otoimmün dediğimiz kişinin kendi organlarını yabancı doku olarak algılaması ve yok etmeye çalışması ki eğer bu doku kadının yumurtaları ise onlara bu sebepten zarar vermesi de erken menopoza sebep olabilir. Genetik sebeplerden dolayı oluşan Frajil ve Turner Sendromu kadınlarda pek sık ortaya çıkmasa da yumurtalıkları erken tüketebilmektedir. Sigara içilmesi veya ruhsal bunalım gibi rahatsızlıklar erken menopoza belki sebep olmaz ama bu aşamayı hızlandırabilir. Tüm bu sebeplerden dolayı erken menopoz bir nevi çağımız hastalığıdır.
ERKEN MENOPOZ NEDİR?
ERKEN MENOPOZ NEDİR?
Bir çocuk dünyaya gelirken erkek ve kız çocuk olarak anatomik açıdan her türlü gelişimini tamamlamıştır. Erkek çocukların testislerinde bulunan sperm hücreleri ve kız çocukların yumurtalıklarında bulunan yumurtalar henüz olgunlaşmadan yerlerini almışlardır. Ergenlik sürecine girildiğinde (ki bu süreç günümüzde artık 11-12 yaşına kadar düşmüştür) vücuttaki bu üreme hücreleri olgunlaşarak faaliyete geçmeye başlarlar. Kız çocuklar ortalama 12 yaşından sonra periyodik olarak 27 günde bir her ay bir tane olmak üzere bu yumurtaları vücuttan atarlar. Bu süreç bir kadında ortalama 46 ile 50 yaşlarına kadar devam eder. Tıp dilinde bu olay regl (adet kanaması) olarak tabir edilir.
Bir kadında üreme olgunluğu regl ile başlar ve kadınlar doğurganlığa ilk adımı bu periyotla atarlar.Normal regl süresi (adet kanaması) 12 ile 46 yaş arasıdır. Bir kadında regl sürecinin sona ermesi bazen 35'li yaşlara kadar düşmektedir. Ortalama 35'li yaşlarda başlayan adet kanamalarının sona ermesi erken menopoz olarak adlandırılır. Günümüzde erken menopoza giren kadınların oranında önemli bir artış gözlenmektedir. Menopoza girme süresi kuzey ülkeleri (İzlanda, İsveç, Norveç vb), Asya ve Afrika ülkelerinde farklılıklar göstermektedir. İklim şartları, sosyo-ekonomik etkenler, beslenme alışkanlıkları da erken menopozun gerçekleşmesinde etken olarak öngörülmüştür.
Erken menopozun en önemli yönü doğurganlık olayının erken sona ermesidir. Özellikle çalışan kadının iş hayatında daha aktif olarak yer alması ile beraber stresli çalışma şartları da erken menopoza girmede önemli sebeplerden birisidir.
Bir çocuk dünyaya gelirken erkek ve kız çocuk olarak anatomik açıdan her türlü gelişimini tamamlamıştır. Erkek çocukların testislerinde bulunan sperm hücreleri ve kız çocukların yumurtalıklarında bulunan yumurtalar henüz olgunlaşmadan yerlerini almışlardır. Ergenlik sürecine girildiğinde (ki bu süreç günümüzde artık 11-12 yaşına kadar düşmüştür) vücuttaki bu üreme hücreleri olgunlaşarak faaliyete geçmeye başlarlar. Kız çocuklar ortalama 12 yaşından sonra periyodik olarak 27 günde bir her ay bir tane olmak üzere bu yumurtaları vücuttan atarlar. Bu süreç bir kadında ortalama 46 ile 50 yaşlarına kadar devam eder. Tıp dilinde bu olay regl (adet kanaması) olarak tabir edilir.
Bir kadında üreme olgunluğu regl ile başlar ve kadınlar doğurganlığa ilk adımı bu periyotla atarlar.Normal regl süresi (adet kanaması) 12 ile 46 yaş arasıdır. Bir kadında regl sürecinin sona ermesi bazen 35'li yaşlara kadar düşmektedir. Ortalama 35'li yaşlarda başlayan adet kanamalarının sona ermesi erken menopoz olarak adlandırılır. Günümüzde erken menopoza giren kadınların oranında önemli bir artış gözlenmektedir. Menopoza girme süresi kuzey ülkeleri (İzlanda, İsveç, Norveç vb), Asya ve Afrika ülkelerinde farklılıklar göstermektedir. İklim şartları, sosyo-ekonomik etkenler, beslenme alışkanlıkları da erken menopozun gerçekleşmesinde etken olarak öngörülmüştür.
Erken menopozun en önemli yönü doğurganlık olayının erken sona ermesidir. Özellikle çalışan kadının iş hayatında daha aktif olarak yer alması ile beraber stresli çalışma şartları da erken menopoza girmede önemli sebeplerden birisidir.
23 Haziran 2014 Pazartesi
Menopoza Kaç Yaşında Girilir?
Menopoza Kaç Yaşında Girilir?
Dünya genelinde 51 yaş menopoz yaşı olarak anılır. Her ne kadar menopoz için 51 yaş genel olarak kabul edilse de çevreye, ırka, hayat standartlarına ve beslenme tarzına gibi bir takım faktörlere dayanarak menopoz yaşı farklılık göstermektedir. Ülkemiz kadınları yapılan araştırma sonuçlarına göre ortalama olarak 46 ila 49 yaşları arasında menopoza girmektedir.
100 sene öncesinde dünya genelinde bugünkinden 4-5 yaş daha önce menopoza girilmekteydi fakat yine aynı zaman diliminde kızların ilk adet görme yaşı da bugün ki yaşlarından 4-5 yaş önceydi.
Bir kadının menopoza ne zaman girileceği aslında doğduğu andan itibaren bellidir. Bunu geciktirmek ya da erkene almak bizim çok fazla elimizde olan bir şey değildir. Fakat bazı faktörler doğrultusunda bu süreyi 1-2 yıl ileri atabilir ya da erkene çekebiliriz. Basit bir örnek verecek olursak sigara içen kadınlar 1-2 yıl daha erken menopoza girmektedir. Yine beslenmenin de menopoz üzerindeki etkisi büyüktür. Erken menopoza karşı doğru beslenilmeli, stresten uzak durulmalı ve sağlığa dikkat edilmelidir.
İlgili aramalar: menopoza kaç yaşında girilir? menopoz yaşı nedir? menopoz yaşı kaçtır?
Dünya genelinde 51 yaş menopoz yaşı olarak anılır. Her ne kadar menopoz için 51 yaş genel olarak kabul edilse de çevreye, ırka, hayat standartlarına ve beslenme tarzına gibi bir takım faktörlere dayanarak menopoz yaşı farklılık göstermektedir. Ülkemiz kadınları yapılan araştırma sonuçlarına göre ortalama olarak 46 ila 49 yaşları arasında menopoza girmektedir.
100 sene öncesinde dünya genelinde bugünkinden 4-5 yaş daha önce menopoza girilmekteydi fakat yine aynı zaman diliminde kızların ilk adet görme yaşı da bugün ki yaşlarından 4-5 yaş önceydi.
Bir kadının menopoza ne zaman girileceği aslında doğduğu andan itibaren bellidir. Bunu geciktirmek ya da erkene almak bizim çok fazla elimizde olan bir şey değildir. Fakat bazı faktörler doğrultusunda bu süreyi 1-2 yıl ileri atabilir ya da erkene çekebiliriz. Basit bir örnek verecek olursak sigara içen kadınlar 1-2 yıl daha erken menopoza girmektedir. Yine beslenmenin de menopoz üzerindeki etkisi büyüktür. Erken menopoza karşı doğru beslenilmeli, stresten uzak durulmalı ve sağlığa dikkat edilmelidir.
İlgili aramalar: menopoza kaç yaşında girilir? menopoz yaşı nedir? menopoz yaşı kaçtır?
18 Eylül 2012 Salı
Erkeklerde Menopoza Girer Mi?
MENOPOZ
Erkekleri kıskanmaya gerek yok. Kadınların adetten kesilmesi ya da menopoz dönemi, erkeklerde "midlifecrisis" yaşam ortası kriz ya da günümüzde söylendiği şekilde değişim yılları olarak ortaya çıkar.
Bu durum erkekte kadından ortalama 7 yıl erken başlar. Erkeklerde bunun ruhsal ve fiziksel etkisi görülür. Saç dökülmesi, prostat sorunları vardır. Olay kadınlardaki kadar dramatik değildir. Kadınlarda 50 yaşlarında olay aylık kanamanın kesilmesiyle ortaya çıkar.
Bunu birçok zincirleme yan reaksiyonlar psikosomatik rahatsızlıklar, ateş basma hali, çarpıntı gibi yan etkiler izler. Bazı kadınların intiharı bile düşünmesi, olayı bilinçsiz şekilde ele almasından kaynaklanmaktadır. Uzmanlar değişim yıllarıyla ortaya çıkan rahatsızlıklara karşı östrojen yerine, hepsinden önce çok sıcak arzularla dolu bir cinsel ilişki tavsiye ediyorlar. Nitekim eskiden bir tür doğal rahatsızlık gibi görülen değişim yıllarında, kadınların seksüel ilgisinde de önemli bir artış izlenmiştir.
Psikologlar da önceleri kadının doğurganlık halini geride bırakmanın kadında hırs, esef etme, aşırı istek gibi eğilimler oluşturduğunu ancak bu nedenle bir tür hastalık gibi ele alınması gerekebileceğini öne sürüyorlardı. Günümüzde ise, bu aşırı eğilimlerin hastalıklı olmadığı, eğer kadın duruma katlanamazsa ve bu şekilde bir ruhsal baskı ortaya çıkar da hastalıklı bir hal alırsa tedavi gerekebileceği vurgulanıyor. Ellili yaşlardan sonra ortaya çıkan bazı durumlar bunu göstermektedir. Örneğin, Ursula Andress veya Liz Taylor gibi sanatçıların toplumu hiçe sayan davranışları bunun kanıtıdır.
Yaşam boyu cinsel etkinlikleri yoğun olan kişilerin menopoz çağının da o oranda geç olduğu saptanmıştır. Kadının toplumsal yaşamdaki başarısının da bunda etkisi olmaktadır. Kadın hayatta ne denli başarılıysa, değişim yılları da o kadar gecikmektedir.
Erkekleri kıskanmaya gerek yok. Kadınların adetten kesilmesi ya da menopoz dönemi, erkeklerde "midlifecrisis" yaşam ortası kriz ya da günümüzde söylendiği şekilde değişim yılları olarak ortaya çıkar.
Bu durum erkekte kadından ortalama 7 yıl erken başlar. Erkeklerde bunun ruhsal ve fiziksel etkisi görülür. Saç dökülmesi, prostat sorunları vardır. Olay kadınlardaki kadar dramatik değildir. Kadınlarda 50 yaşlarında olay aylık kanamanın kesilmesiyle ortaya çıkar.
Bunu birçok zincirleme yan reaksiyonlar psikosomatik rahatsızlıklar, ateş basma hali, çarpıntı gibi yan etkiler izler. Bazı kadınların intiharı bile düşünmesi, olayı bilinçsiz şekilde ele almasından kaynaklanmaktadır. Uzmanlar değişim yıllarıyla ortaya çıkan rahatsızlıklara karşı östrojen yerine, hepsinden önce çok sıcak arzularla dolu bir cinsel ilişki tavsiye ediyorlar. Nitekim eskiden bir tür doğal rahatsızlık gibi görülen değişim yıllarında, kadınların seksüel ilgisinde de önemli bir artış izlenmiştir.
Psikologlar da önceleri kadının doğurganlık halini geride bırakmanın kadında hırs, esef etme, aşırı istek gibi eğilimler oluşturduğunu ancak bu nedenle bir tür hastalık gibi ele alınması gerekebileceğini öne sürüyorlardı. Günümüzde ise, bu aşırı eğilimlerin hastalıklı olmadığı, eğer kadın duruma katlanamazsa ve bu şekilde bir ruhsal baskı ortaya çıkar da hastalıklı bir hal alırsa tedavi gerekebileceği vurgulanıyor. Ellili yaşlardan sonra ortaya çıkan bazı durumlar bunu göstermektedir. Örneğin, Ursula Andress veya Liz Taylor gibi sanatçıların toplumu hiçe sayan davranışları bunun kanıtıdır.
Yaşam boyu cinsel etkinlikleri yoğun olan kişilerin menopoz çağının da o oranda geç olduğu saptanmıştır. Kadının toplumsal yaşamdaki başarısının da bunda etkisi olmaktadır. Kadın hayatta ne denli başarılıysa, değişim yılları da o kadar gecikmektedir.
Sponsorlu Bağlantılar:
16 Ağustos 2012 Perşembe
Cinsiyet Hormonları
Cinsiyet bezi hormonları:
İnsan hayatında iki kritik devre vardır. Bunlar ergenlik ve yaş dönümüdür. Her iki hal de cinsiyet hormonlarımızla ilgilidir. Bu iki devrede meydana çıkacak ruhi fırtınalar çok önemlidir.
Onüç yaşında birdenbire yabancı içgüdülerle meydana çıkan gerek ruhi ve gerek bedeni değişiklikler cinsiyet bilgisi verilmemiş insanda anlayamadığı fırtınalara sebep olur. Cinsiyet hormonlarının kana büyük miktarlarda geçişi ile meydana gelen bu tablo çocuğun ruh halini altüst eder. Bu halden önceki gerekli bilgiyi ve kültürü gençlere verebilmek görevi ebeveynlerinin ve öğretmenlerindir.
Yaş dönümü dediğimiz; kadınlarda "menopoz" ve erkeklerde "andropoz" adı verdiğimiz dönemlerdir. Yaş dönümü de ergenlik dönemindeki benzer ruhsal fırtınalara yol açar. Daha geç devrede geldiği için şaşkınlık o kadar belirgin değildir. Fakat yine de cinsi kültürü eksik insanlarda, yönünü şaşırtacak hareketlere yol açar.
Yaş dönümünün kadındaki belirtileri herkesçe bilinir. Yüz cildinde kızarmalar, ateş hissi, birdenbire terlemeler, çarpıntı, ailesine karşı ilgisizleşmek, mide şikayetleri ve olaylardan çabuk etkilenmek bunların başında gelenlerdir. Mensturasyon (adet) devam ettiği veya düzeni bozulmaya başladığı zamanlarda bu belirtiler yavaş yavaş çıkmaya başlar. Geçici tansiyon yükselmeleri olur. Menopoz (yaş dönümü) belirtileri çocuksuz kadınlarda çocuklulara nazaran daha fazla görülür. Bazı hallerde ruhi yenilgi nadir de olsa akıl hastalıklarına da yol açar. Uykusuzluk ve huzursuzluk hali sürekli olur.
Cinsiyet hormonlarının verilmesi bu arızaların çoğunu önler.
Erkekte yaş dönümü kadına nispetle daha sönük geçer. Nadiren, yüzde sıcaklık hissi ve sinirlilik olur. Bu hal erkeği akli gücü ve olaylara karşı karamsarlığı ile bir melankoliye dahi götürebilir. Erkekte de cinsiyet hormonlarının verilmesi bu belirtileri siler. Her iki cins için hormonların verilişi, gençliği iade amacı taşımaz. Bu durumların olumsuz yan etkilerini kaldırmak ve akıl sağlığını yerine getirmek için verilir. Bu tedavilerden sonra gerçekten de şartlara uyma ve eski hayatına tekrar kavuşma mümkün olmaktadır.
İnsan hayatında iki kritik devre vardır. Bunlar ergenlik ve yaş dönümüdür. Her iki hal de cinsiyet hormonlarımızla ilgilidir. Bu iki devrede meydana çıkacak ruhi fırtınalar çok önemlidir.
Onüç yaşında birdenbire yabancı içgüdülerle meydana çıkan gerek ruhi ve gerek bedeni değişiklikler cinsiyet bilgisi verilmemiş insanda anlayamadığı fırtınalara sebep olur. Cinsiyet hormonlarının kana büyük miktarlarda geçişi ile meydana gelen bu tablo çocuğun ruh halini altüst eder. Bu halden önceki gerekli bilgiyi ve kültürü gençlere verebilmek görevi ebeveynlerinin ve öğretmenlerindir.
Yaş dönümü dediğimiz; kadınlarda "menopoz" ve erkeklerde "andropoz" adı verdiğimiz dönemlerdir. Yaş dönümü de ergenlik dönemindeki benzer ruhsal fırtınalara yol açar. Daha geç devrede geldiği için şaşkınlık o kadar belirgin değildir. Fakat yine de cinsi kültürü eksik insanlarda, yönünü şaşırtacak hareketlere yol açar.
Yaş dönümünün kadındaki belirtileri herkesçe bilinir. Yüz cildinde kızarmalar, ateş hissi, birdenbire terlemeler, çarpıntı, ailesine karşı ilgisizleşmek, mide şikayetleri ve olaylardan çabuk etkilenmek bunların başında gelenlerdir. Mensturasyon (adet) devam ettiği veya düzeni bozulmaya başladığı zamanlarda bu belirtiler yavaş yavaş çıkmaya başlar. Geçici tansiyon yükselmeleri olur. Menopoz (yaş dönümü) belirtileri çocuksuz kadınlarda çocuklulara nazaran daha fazla görülür. Bazı hallerde ruhi yenilgi nadir de olsa akıl hastalıklarına da yol açar. Uykusuzluk ve huzursuzluk hali sürekli olur.
Cinsiyet hormonlarının verilmesi bu arızaların çoğunu önler.
Erkekte yaş dönümü kadına nispetle daha sönük geçer. Nadiren, yüzde sıcaklık hissi ve sinirlilik olur. Bu hal erkeği akli gücü ve olaylara karşı karamsarlığı ile bir melankoliye dahi götürebilir. Erkekte de cinsiyet hormonlarının verilmesi bu belirtileri siler. Her iki cins için hormonların verilişi, gençliği iade amacı taşımaz. Bu durumların olumsuz yan etkilerini kaldırmak ve akıl sağlığını yerine getirmek için verilir. Bu tedavilerden sonra gerçekten de şartlara uyma ve eski hayatına tekrar kavuşma mümkün olmaktadır.
Sponsorlu Bağlantılar:
29 Haziran 2012 Cuma
Menopoz Döneminde Cinsel Hayat
Menopoza Girince Cinsel Hayat Biter Mi?
Menopoz döneminde oluşan fiziksel, psikolojik ve fizyolojik değişiklikler, cinsel fizyolojiyi de olumsuz yönde etkilemektedir. Bu değişikliklerin genel sorumlusu da menopoz döneminde "östrojen" hormonların azalmasıdır. Bu hormonun eksikliği, vagina duvarlarının belirgin olarak incelmesine ve kurumasına yol açar. Bu arada vagina duvarlarının incelmesi ve kurumasının yol açtığı bir diğer olay da, vagina iltihaplarının artışıdır.
Bundan başka yaşlanmanın getirdiği kalp-damar sistemi değişiklikleri de cinsel fizyolojiyi olumsuz yönde etkileyen bir diğer önemli faktördür. Daha önce cinsel fizyoloji bölümünde de belirttiğimiz gibi bir cinsel siklusun uyarılma, plato, orgasm ve çözülme dönemlerinin sağlıklı olabilmesi için dolaşımın normal sınırlar içinde olması gereklidir.
Menopoz dönemindeki kadınlarda cinsel temasın ve/veya orgasmın ağrılı oluşu başta gelen şikayetler arasındadır. Cinsel temasın ağrılı oluşu vagina duvarlarının ince ve kuru oluşu ile ilgilidir. Bu kadınlarda orgasm olayının ağrılı oluşu ise bu dönemde uterusun hassasiyetinin artışı ile açıklanmaktadır.
Menopoz döneminde oluşan fizyolojik değişikliklerin sonucu olarak cinsel ilişki ile vagina iltihaplanmalarının, sistitlerin, vagina duvarlarının zedelenmelerinin arttığı da bilinen gerçekler arasındadır.
Tüm bu yukarıdaki değişiklikler (ağrılı orgasm hariç), menopoz döneminden başka, ameliyatla uterus ve yumurtalıkları çıkarılmış kadınlar için de geçerlidir. Gerek menopoz ve gerekse böyle ameliyat sonrasında kullanılacak östrojen hormonu içeren ilaçlar, bu şikayetleri önemli ölçüde azaltmakta ve normale dönüştürmektedir.
Menopoz döneminde oluşan fiziksel, psikolojik ve fizyolojik değişiklikler, cinsel fizyolojiyi de olumsuz yönde etkilemektedir. Bu değişikliklerin genel sorumlusu da menopoz döneminde "östrojen" hormonların azalmasıdır. Bu hormonun eksikliği, vagina duvarlarının belirgin olarak incelmesine ve kurumasına yol açar. Bu arada vagina duvarlarının incelmesi ve kurumasının yol açtığı bir diğer olay da, vagina iltihaplarının artışıdır.
Bundan başka yaşlanmanın getirdiği kalp-damar sistemi değişiklikleri de cinsel fizyolojiyi olumsuz yönde etkileyen bir diğer önemli faktördür. Daha önce cinsel fizyoloji bölümünde de belirttiğimiz gibi bir cinsel siklusun uyarılma, plato, orgasm ve çözülme dönemlerinin sağlıklı olabilmesi için dolaşımın normal sınırlar içinde olması gereklidir.
Menopoz dönemindeki kadınlarda cinsel temasın ve/veya orgasmın ağrılı oluşu başta gelen şikayetler arasındadır. Cinsel temasın ağrılı oluşu vagina duvarlarının ince ve kuru oluşu ile ilgilidir. Bu kadınlarda orgasm olayının ağrılı oluşu ise bu dönemde uterusun hassasiyetinin artışı ile açıklanmaktadır.
Menopoz döneminde oluşan fizyolojik değişikliklerin sonucu olarak cinsel ilişki ile vagina iltihaplanmalarının, sistitlerin, vagina duvarlarının zedelenmelerinin arttığı da bilinen gerçekler arasındadır.
Tüm bu yukarıdaki değişiklikler (ağrılı orgasm hariç), menopoz döneminden başka, ameliyatla uterus ve yumurtalıkları çıkarılmış kadınlar için de geçerlidir. Gerek menopoz ve gerekse böyle ameliyat sonrasında kullanılacak östrojen hormonu içeren ilaçlar, bu şikayetleri önemli ölçüde azaltmakta ve normale dönüştürmektedir.
Sponsorlu Bağlantılar:
27 Mart 2012 Salı
Menopozdan Sonra Cinsel İlişki
ADET KESİLMESİNDEN SONRA CİNSEL BİRLEŞME
Cinsel tepki kadınların %60'ında adet kesilmesiyle bir değişme göstermez. %20'sinde cinsel istekte bir artma, %20'sinde ise azalma görülür. Adet kesilmesinden sonra hamilelik sakıncası olmadığı için bir kadının cinsel isteği artabilir ve bu eşiyle arasındaki ilişkiyi kuvvetlendirir. Cinsel istemin adet kesilmesinde veya daha sonraki hormon üretimiyle bir ilişkisi olmadığı gerçektir. Bazı kadınlar ileri yaşlarına kadar cinsel birleşme konusunda istekli ve arzuludurlar, oysa diğerleri için cinsel birleşmenin aylarca meydana gelmemesi hiç bir şey fark ettirmez.

Amerika'da yapılan çalışmalarda kadınların cinsel güçlerini erkeklerden daha uzun zaman sürdürdükleri görülmüştür. 60 yaşından sonra her 10 çiftten 7'si cinsel yönden etkindir. Bazısında bu, seksen yaşına kadar devam eder. Cinsel birleşmenin kesilmesinin başlıca nedeni genellikle kadının değil de erkeğin sağlıksız olmasıdır.
Cinsel tepki kadınların %60'ında adet kesilmesiyle bir değişme göstermez. %20'sinde cinsel istekte bir artma, %20'sinde ise azalma görülür. Adet kesilmesinden sonra hamilelik sakıncası olmadığı için bir kadının cinsel isteği artabilir ve bu eşiyle arasındaki ilişkiyi kuvvetlendirir. Cinsel istemin adet kesilmesinde veya daha sonraki hormon üretimiyle bir ilişkisi olmadığı gerçektir. Bazı kadınlar ileri yaşlarına kadar cinsel birleşme konusunda istekli ve arzuludurlar, oysa diğerleri için cinsel birleşmenin aylarca meydana gelmemesi hiç bir şey fark ettirmez.
Amerika'da yapılan çalışmalarda kadınların cinsel güçlerini erkeklerden daha uzun zaman sürdürdükleri görülmüştür. 60 yaşından sonra her 10 çiftten 7'si cinsel yönden etkindir. Bazısında bu, seksen yaşına kadar devam eder. Cinsel birleşmenin kesilmesinin başlıca nedeni genellikle kadının değil de erkeğin sağlıksız olmasıdır.
Etiketler:
adet kesilmesi,
menopoz,
yaş dönümü,
yaşlılarda cinsel hayat,
yaşlılıkta seks
Kadınlarda Yaşlılık Bunalımı
BUNALIM DEVRESİNDE NE YAPMAK GEREKİR?
Kadının hatırlaması gereken ilk şey pençesine düştüğü garip duyguların geçici olduğu ve bir zaman sonra alışabileceğidir. Ev dışında alışkanlıkları olan kadınların bu değişime uyması daha kolay olur; fakat tümüyle eve, komşulara, televizyona bağlı kadınlar epey zorluk çekerler.
Birleşik Amerika'da ve İngiltere'de yapılan dikkatli araştırmalarda kadınların üçte ikisinin hiç bir üzüntü ve rahatsızlık duymadan adet kesilmesi devresini atlattıkları ortaya çıkmıştır. Geri kalan üçte birinin yardıma ihtiyacı vardır. Kadını ve geçmişini bilen aile doktoru ona yardımcı olabilir. Genellikle kadın anlayışa, içtenliğe ve güvene gereksinim duyar. Uykusuzluk sorun yaratırsa, hafif yatıştırıcılar; davranış değişmeleri, huzursuzluk ve bunalım varsa, trankilizanlar; sıcaklık ve terleme nöbetleri geliyorsa, hormonlar verilir.

Birçok kadın dergilerinde yazılanların tersine, bu devrede yardıma gereği olan her kadına hormon tedavisi yapılmaz. Eğer adet hâlâ düzenli ve miktarı doğalsa hormonların hiç bir yararı yoktur. Ancak nöbetler çok şiddetli ve sıksa hormonlar yararlı olabilir. Östrojen (genellikle tavsiye edilen hormondur) küçük dozajlarda kullanılırsa nöbetleri denetleyecektir fakat bu adet kesilmesine uğramış bir kadının derisini yenilemeyecek, saçlarına ve gözlerine parlaklık eklemeyecektir. Kadın, bunları "yaşamındaki değişmeyi" doğal karşılayarak ve bunun yaşamın sonu değil de yalnızca bir "değişim" olduğunu fark ederek elde edebilir.
Nöbetleri denetlemek için kullanılan östrojen dozu değişiktir ve doktorların çoğu, mümkün en az dozu kullanmak isterler. Doktora yardım etmesi için hastadan nöbetleri sayması istenir. Kadın her gün meydana gelen ateş nöbetlerini sayar ve doktor bu sayıya göre östrojen dozunu azaltır veya çoğaltır; böylece günde beşten fazla nöbet geçirmemesi sağlanır. Bu, ilacı hastaya "uydurmak" şeklinde tanımlanır ve belirtileri denetlemek için en iyi yoldur; fakat bazen hasta sabırsızsa veya doktorla işbirliği yapma yeteneğine sahip değilse, doktor doğum kontrol hapı tavsiye edebilir. Bu tedavi şekli etkili fakat daha maliyetlidir ve tabi kadında adetler yeniden başlayacaktır.
Kadının hatırlaması gereken ilk şey pençesine düştüğü garip duyguların geçici olduğu ve bir zaman sonra alışabileceğidir. Ev dışında alışkanlıkları olan kadınların bu değişime uyması daha kolay olur; fakat tümüyle eve, komşulara, televizyona bağlı kadınlar epey zorluk çekerler.
Birleşik Amerika'da ve İngiltere'de yapılan dikkatli araştırmalarda kadınların üçte ikisinin hiç bir üzüntü ve rahatsızlık duymadan adet kesilmesi devresini atlattıkları ortaya çıkmıştır. Geri kalan üçte birinin yardıma ihtiyacı vardır. Kadını ve geçmişini bilen aile doktoru ona yardımcı olabilir. Genellikle kadın anlayışa, içtenliğe ve güvene gereksinim duyar. Uykusuzluk sorun yaratırsa, hafif yatıştırıcılar; davranış değişmeleri, huzursuzluk ve bunalım varsa, trankilizanlar; sıcaklık ve terleme nöbetleri geliyorsa, hormonlar verilir.
Birçok kadın dergilerinde yazılanların tersine, bu devrede yardıma gereği olan her kadına hormon tedavisi yapılmaz. Eğer adet hâlâ düzenli ve miktarı doğalsa hormonların hiç bir yararı yoktur. Ancak nöbetler çok şiddetli ve sıksa hormonlar yararlı olabilir. Östrojen (genellikle tavsiye edilen hormondur) küçük dozajlarda kullanılırsa nöbetleri denetleyecektir fakat bu adet kesilmesine uğramış bir kadının derisini yenilemeyecek, saçlarına ve gözlerine parlaklık eklemeyecektir. Kadın, bunları "yaşamındaki değişmeyi" doğal karşılayarak ve bunun yaşamın sonu değil de yalnızca bir "değişim" olduğunu fark ederek elde edebilir.
Nöbetleri denetlemek için kullanılan östrojen dozu değişiktir ve doktorların çoğu, mümkün en az dozu kullanmak isterler. Doktora yardım etmesi için hastadan nöbetleri sayması istenir. Kadın her gün meydana gelen ateş nöbetlerini sayar ve doktor bu sayıya göre östrojen dozunu azaltır veya çoğaltır; böylece günde beşten fazla nöbet geçirmemesi sağlanır. Bu, ilacı hastaya "uydurmak" şeklinde tanımlanır ve belirtileri denetlemek için en iyi yoldur; fakat bazen hasta sabırsızsa veya doktorla işbirliği yapma yeteneğine sahip değilse, doktor doğum kontrol hapı tavsiye edebilir. Bu tedavi şekli etkili fakat daha maliyetlidir ve tabi kadında adetler yeniden başlayacaktır.
Sponsorlu Bağlantılar:
25 Ocak 2012 Çarşamba
Adetten Kesilen Gebe Kalabilir Mi?
Bir kadın menstruasyonu kesildikten sonra gebe kalabilir mi?
Genellikle kabul edildiğine göre, bir kadının menopozdan sonra yani aybaşılarının kesilmesinden bir yıl sonra gebe kalması zordur.
Kesin olarak menopoza girmiş fakat gebe kalmış kadınlarla ilgili bir çok vaka vardır. Ama bu kadınlarda adet dönemleri tüm hayatları boyunca genel olarak düzensiz olmuştur.
Adet dönemleri kişiden kişiye farklılık gösterebildiği için her kadın kendi doktorunca ve özel vaka olarak kabul edilmelidir.
Genellikle kabul edildiğine göre, bir kadının menopozdan sonra yani aybaşılarının kesilmesinden bir yıl sonra gebe kalması zordur.
Kesin olarak menopoza girmiş fakat gebe kalmış kadınlarla ilgili bir çok vaka vardır. Ama bu kadınlarda adet dönemleri tüm hayatları boyunca genel olarak düzensiz olmuştur.
Adet dönemleri kişiden kişiye farklılık gösterebildiği için her kadın kendi doktorunca ve özel vaka olarak kabul edilmelidir.
22 Ocak 2012 Pazar
Yaşlanınca Boy Kısalır Mı?
Yaşlıların boylarının kısaldığı doğru mudur? Kemiklerinde değişiklik olur mu? Yaşlıların Boyu Kısalıyorsa Neden Kısalır?
Yaşlanmada, osteoporoz denen bir durum meydana gelir. Bu durum, daha çok, yetmişini ya da seksenini geçenlerde görülür. Kireci azalan kemiklerde erime olur.
Genellikle kırk beşinden sonra görülen menopozla birlikte bu erime başlar. Vücut ağırlığını taşıyan bacak kemikleri biraz eğrilebilir. Buna benzer değişiklik ve eğrilmeler belkemiğinde de olabilir ve "yaşlılarda boy kısalıyor" sanısını yaratır. Menopoza giren kadınlara uzun etkili kadınlık hormonu verilirse, bu kireç eksikliği azalmaktadır.
Kadında ve erkekte hormon düzeyleri korunabilirse, genel yaşlanma olayı geciktirilebilmektedir. Bu hormon tedavisinde doktorunuz karar vermelidir.
Etiketler:
kemik erimesi,
menopoz,
osteoporoz,
yaşlılarda boy kısalması
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)