4 Ağustos 2015 Salı

Ağız Kokusunun Birden Fazla Nedeni Olabilir


Ağız Kokusunun Birden Fazla Nedeni Olabilir

Ağız kokusu sorununa, ba­sit tedavi edilen  sebep­lerin yanı sıra solunum ve sindirim sistemindeki kanserler de sebep ola­bilir­­.

Ağız Kokusunun Birçok Sebebi Ola­bilir

Memorial Diyarbakır Hastanesi'nde Kulak Burun Boğaz Bölümü’n­den  Doç­. Dr­. Ediz Yorgancılar, ağız kokusunun yaygın rastlanılan toplumsal bir huzursuz­luk olduğunu belirterek, bazı zamanlar bu rahatsızlığın kişisel bir incinme sebebi de olabileceği­ni belirtti­.

Ağız hari­cinde üst solunum yolu ve sindirim sistemi hastalıkları­nın da ağız kokusuna yol açabileceği­ni kaydeden  Yorgancılar, şöyle konuştu­. "Ağız kokusuna bazı zamanlar solunum ve sindirim sistemiyle alakalı gerekçeler hari­cinde metabolik ne­denler olarak gruplandırılan şeker hastalığı, böbrek ve karaciğer hastalıkları da neden  olabilmekte­dir­­. Üstelik bir­takım kötü huylu hastalıkların da belirtisi ağız kokusu ola­bilir­­. Solunum ve sindirim sisteminde yerleşmiş kanser gibi hastalıklar­da bu bölgeler­de bir tür doku çürüme­si gelişip ağız kokusuna sebebiyet verebiliyor­. Kokunun nedeni­nin bulunabilmesiiçin kapsamlı bir muayene ve tetkikle araştırılması gerekir­­."

Doç­. Dr­. Yorgancılar, ağız kokusu şikayeti olan­lar ın doktora başvurmalarını önererek, ağız kokusunun hafife alınmama­sı gerektiği­ni belirtti.

3 Ağustos 2015 Pazartesi

Diş Beyazlatan Yiyecekler ve İçecekler


Diş Beyazlatan Yiyecekler ve İçecekler

Sirke Dişleri beyazlatmak amacıyla elma sirkesin­den  faydalana­bilirsiniz­. Biraz karbonata birkaç damla elma sirkesi ekleyerek, bu karışımla dişlerinizi fırçalaya­bilirsiniz­.

Susam Tohumu: Küçük susam tohumları dişleri temizleyen  bir fırça görevi görmekte­dir­­. Susam tohumu, içeriğindeki yüksek orandaki kalsiyumla dişleri beyazlaştırırken, aynı an­da güçlendiren  bir gıdadır­­.  Susam tohumları diş plakaları­nın temizlenmesinde epey tesirlidir­­.

Brokoli: Brokoli­nin yararları saymakla tükenmiyor­. Önemi olan bir antioksidan olan brokolinin, diş mineleri­nin üstün­de koruyucu bir tabaka meydana getir­diği ve asitlere karşı dişleri koruduğu kanıtlanmış­.

Portakal: Portakalın kabukları­nın iç bölümünde mevcut olan madde dişleri beyazlatıyor­. Bu maddeyi diş fırçası yardımı i­le dişlerinize haftada iki kez uygulaya­bilirsiniz­.

Çilek: Yazın sevilen  meyvesi çileğin dişlerinizi beyazlattığını yerken  bile farkedebilirsiniz­. Daha tesirli bir sonuç için, çileği dişlerinize bastırark sürmeyi deneyin­. Lakin bu işlemden  sonra ağzınızı iyice çalkalamalısınız, aksi durumda çileğin içinde mevcut olan asit, dişini­zin üstün­de uzun süre kaldığın­dan diş minenizde tahribata neden  ola­bilir­­.

Limon suyu: Limon suyunun içerisinde yer alan yüksek miktar­da asit, diş beyazlatmada oldukça etkili­. Dişlerinizi yalnız­ca limon suyuyla veya limon suyunu birazcık karbonatla karıştıra­rak fırçalaya­bilirsiniz­. Bu tarifi genel­de uygulamanızın, diş minelerine zarar verebileceği­ni de unutmayın­.

Demir Eksikliğinin Etkileri


Demir Eksikliğinin Etkileri

Obezite ile alakalı çalışmalar yapan Dr­. Fevzi Özgönül mevzuyla alakalı bilgiler verdi­. ""Demir insan bedeninde toplam 4* 5 gr bulunmuş olduğu hal­de fazlası ­ile mü­him bir elementtir­­. Demir bağışıklık sistemi­nin güçlenmesi, sinir iletimi, dokulara oksijen  taşınmasından, DNA, RNA ve protein bireşimi gibi birçok yaşam için önemli olan enzimin yapım evresinde görev alır­­. Bun­dan ötürü Demir eksikliği, bilhassa büyüme dö­nemindeki çocuklarda, ergenlik dö­neminde ve kadınlar­da hamilelik süreci süresince ortaya çıkar­. Demir noksanlığı halsizlik, çarpıntı, konsantrasyon bozukluğu, sinirlilik, bitkinlik saç dökülmesi, tırnaklar­da çatlamalar ve bu çe­şit bir çok rahatsızlığa sebebiyet vermekte­dir­­.

Yemekler­de içilen  çay gıdalar­dan aldığımız demirin emilmesi­ni azaltmaktadır­­.  Çay, kahve ve kakao içerisinde mevcut olan bir­takım maddeler, demir emilmesi­ni yarı yarıya azaltmaktadır­­.  Bu neden­den  yemeklerin hemen  üzerine içilen  çay ve kahveden  sakınmamız gerekir­­.""

Çocuklarda Bilgisayar ve Televizyon Bağımlılığı


Çocuklarda Bilgisayar ve Televizyon Bağımlılığı

Çocukların bilgisayar ve televizyon karşısın­da geçirdikleri zamanı dengelemek anne babaların önemli görevlerin­den  bir tanesidir­­. Bilgisayar ve televizyona gün süresinde 1 ila 2 saatten  fazla zaman ayrılmamalıdır­­.

Bilhassa çocuklar tatil zamanların­da bilgisayar ve televizyonların başın­dan kalkmıyorlar­. Oysa bu durum çocukların gelişimi­ni menfi etkileyebiliyor­. Aşırı televizyon izlemek çocukların hareket yeteneği­nin azalışı­na ve obezite başlangıcına kadar gidebiliyor­. 2 yaş altı çocukların televizyon izlemeleri onlar için oldukça zararlıdır­­.

Televizyonun Etkileri

Bebeklik süreci 0 ila 2 yaş arasıdır­­.  Bu dönem bebeğin en  çok iletişime, insan ilişkisine ihtiya­cı olduğu dönemdir­­. Bu süreci boyunca televizyon karşısın­da bırakılan bebekler­de gelişim gerilikleri görülür­. Bununla birlik­te televizyondaki her program da çocuk için uygun bulunmadığı için çocuğun kontrol dışı bir şekil­de televizyon izleme­si onun yanlış şeyler öğrenip, korkular geliştirmesine veya şiddete yönelmesine bile sebep ola­bilir­­.

Anne babalar evde oluşturdukları kuralları disiplin­den  ödün vermeden  uygulamalıdır­­.  Bu sınırların başın­da çocuğa ba­riz bir müddet televizyon izleme­si için i­zin verilişi ve o süre dolduğun­da çocuğun bütün protestolarına rağmen  televizyonun kapatılışı gelmektedir­­. Evde televizyon izleme zamanları­nın da belirlenme­si gerekiyor­. Ailenin bir arada olduğu yemek saatlerinde televizyonun açılmamasın­da yarar bulunur­.

Televizyon ve bilgisayara en  faza 1 ila 2 saat ayrılmalıdır­­.  Çocuğunuz yalnız kaldığın­da televizyona yönelir­­. Televizyonu katiy­yen  bir ödüle dönüştürmeyin­. Bu durum oluşturduğunuz televizyon izleme programını engeller­. Çocuklar anne babalarını örnek aldıkları için bu durumda çok dikkatli davranmanız gerekir­­. Çocuğun uygulamasını istediğiniz davranışları öncelikli olarak siz uygulamanız gerekir­­.

Televizyon ve bilgisayar başın­da vakit geçirmektense çocuğun arkadaşları ile bir­likte olma­sı onlarla oyunlar kurma­sı kendileri­nin üstün­de anlaştığı kurallar çerçevesinde zaman geçirmeleri onların hem deşarj olmalarını hem de iyi zaman geçirmeleri­ni sağlar­. Sokak oyunları da çocuğun sosyal ve duygusal gelişimine katkı sağlar­.

1 Ağustos 2015 Cumartesi

Mayanın Faydaları


Mayanın Faydaları

Doğanın harika gıdası maya harika bir protein deposudur­. Organik demirin en  zengin kaynakların­dan birisidir, mineraller ve amino asitler için bir altın madenidir­­. Kolesterolü düşürmeye, gutu tersine virmeye yardım ettiği ve nevritin (sinir iltihabı) ağrılarını yatıştırdığı bilinir­­.Doğanın Mucizesi Maya

Çeşitli maya kaynakları vardır:

Bira mayası (şerbetçiotundan, biranın bir yan ürünü), kimi zaman besinsel maya olarak isimlendirilir­­.

Torula mayası, kağıt üretiminde kullanılan kağıt hamuru erinde bulunur veya siyah kayışlı pekmezden  el­de edilmektedir­­.

Kesilmiş sütün suyu, süt ve peynirin bir yan ürünüdür (en  iyi lezzet ve en  güçlü mayasız ürün)

Canlı mayalar­dan sakınınız! Canlı maya hücreleri bağırsaklardaki B vitamini­ni tüketir ve vücudunuzdaki bütün vitami­ni talan eder­. Besinsel mayada bu canlı hücreler ısıda öldürülür ve böyle­likle tükenmeyi önler­.

Maya, bilhassa içinde büyüyebileceği bütün ana B vitaminlerine (B12 hariç) maliktir­­. On altı amino asit, on dört veya daha fazla mineral ve on yedi vitamin (A, E ve C hariç) ihtiva eder­. Komple gıda olarak göz önünde bulundurula­bilir­­.

Başka proteinli besinler gibi maya da fosfor açısın­dan zengin olma­sı nedeniyle, alınacağı zaman diyete ekstra kalsiyum eklenme­si önerilmektedir­­. Kalsiyumun bir görevdaşı olmasına karşın fosfor, kalsiyumu vücudun dışına a­tıp yetersizliğe neden  ola­bilir­­. Çaresi kolaydır; kalsiyumunuzu artırın (kalsiyum lactate vücut­ta iyi bir şekil­de asimile edilir)­. B kompleks vitaminleri daha etkin olmaları için maya ile beraber alınmalıdırlar­. Birlikte bir elektrik santrali gibi çalışırlar­.

Maya sıvıya, meyve suyuna veya suya karıştırıla­bilir ve yemek araların­da alına­bilir­­. Bitkinlik hisseden  pek çok insan bir çorba kaşığı veya daha fazlasını sıvı olarak alıp bu dakikalar içerisinde tam enerjiye dönüşür ve iyi tesirleri saatlerce sürmektedir­­. Maya ayrıca iştah azaltıcı olarak da kullanıla­bilir­­. Sıvıya karıştırın ve yemekten  hemen  önce için­. İştahın fazlalığını alıp sizi kaloriden  kurtarır­­.

İlgili aramalar: maya nedir, mayanın faydaları, mayanın yararları nelerdir

Bazı Yiyecekleri Neden Canımız Çeker?


Bazı Yiyecekleri Neden Canımız Çeker?

Kimi zaman alerji manasın­da olan şiddetli arzular daha çok belli vitamin ve minerallerden  hangileri­ni yeteri ka­dar almadığınızı tabiatın size bildirme yoludur­. Bu özel açlıklar sıkça gelişirler çünkü toplam beslenme kafi olmaz­.

Aşırı istek duyulan yiyeceklerin en  yaygın bulunanların­dan bazıları:

Fıstık ezmesi­. Bu katiyyen  listede ilk ona girer ve bu şaşırtıcı olmaz­. Fıstık ezme­si Vitamin B açısın­dan zengin bir kaynaktır­­. Eğer kendinizi devamlı kavanozun başın­da buluyorsanız bunun sebe­bi stres altın­da olmanız veya olağan Vitamin B alımını­zın yetersiz gelme­si ola­bilir­­. 50 gr­. fıstık ezmesi* bir kabın üçte biri* 284 kalori olduğundan, eğer kilo almak istemiyorsanız B kompleks yardımı almak daha kolayınıza gidecektir­­.

Muz: Elini­zin bu meyveye doğru tekrar tekrar gittiği­ni görürseniz bunun sebe­bi bedenini­zin potasyuma gereksinim duyma­sı ola­bilir­­. Orta boy bir muzda 555 miligram potasyum bulunur­. Diüretik veya kortizon alan kişiler (vücuttan gereksinim duyulan potasyumu çalan) genel olarak muza arzu duyarlar­.Bazı Yiyeceklere Neden  Düşkünüz?

Peynir: Eğer bir peynirseverden  çok peynir tutkunuysanız, gerçek açlığını­zın kalsiyum ve fosfora olma ihtimali yüksektir­­. (Eğer yediğiniz işlenmiş peynirse farkın­da olmadan alüminyum ve tuz da alıyorsunuz manasına gelmektedir­­.) Daha fazla brokoli yemeyi deneyebilirsiniz­. Kalsiyum ve fosfor yönünden  yüksek olmakla beraber peynire oranla daha az kalori ihtiva eder­.

Elma: Günde bir tane elma muhakkak ki doktoru uzak tutmaz, fakat başka gıdalar­da bulamadığınız birçok iyi şeyi bun­da bula­bilirsiniz* kalsiyum, magnezyum, fosfor, potasyum ve kolesterol düşürücü olan pektin için harika bir kaynaktır! Eğer oldukça fazla doymuş yağ yemeye eğiliminiz var ­ise bu elmaya olan arzunuzu açıklaya­bilir­­.

Tereyağı: Birçok vejetaryen  tereyağına kendi düşük doymuş yağ alımların­dan dola­yı arzu duyarlar­. Başka yan­dan tuzlu tereyağı sadece tuz için arzu yarata­bilir­­.

Kola: Kolaya olan arzu genel olarak şeker açlığı ve kafeine olan bağımlılıktır­­. İçeceğin hiç bir besinsel değeri bulun­maz­.

Sert kabuklu yemişler: Eğer kabuklu yemişleri arzuluyorsanız, diyetinizde büyük olasılıkla daha fazla protein, B vitami­ni veya yağ kullana­bilirsiniz­. Eğer tercihiniz tuzlu yemişlerse, yemişlere değil tuza arzu duyuyorsunuz manasına gelmektedir­­. Stres altındaki insanların rahat insanlara oranla daha fazla yemiş yedikleri­ni görebilirsiniz­.

Dondurma: Dondurma yüksek kalsiyuma sahip olmakla beraber birçok insan şeker içeriğine arzu duymakta­dır­­.  Çocukluk sürecine geri dönme olarak nitelendirse de hipoglisemikler ve şeker hastaları gerçekte şeker içeriğine açlık duyarlar­.

Turşu: Eğer hamile iseniz ve turşu istiyorsanız, muhtemelen  tuzun peşindesiniz­. Eğer hamile değilseniz ve turşuya arzu duyuyorsanız neden  büyük olasılıkla aynısıdır­­.  (Turşular ayrıca besle­yici miktar­da potasyum içerirler­.)

Yumurta: Protein (iki yumurta size 13 gr­. verir), sülfür, amino asitler ve selenyum bir yana yumurta severler ayrıca sarısı­nın yağ içeriği­ni veya paradoksal olarak, kolesterol ve yağ çözücü koli­ni ararlar­.

Zeytin: İster yeşil ister siyaha arzu duyun, büyük olasılıkla tuzun peşindesiniz­. Tiroid yetersizliği bulunanlar genel olarak bunlara ilk ulaşanlardır­­.

Soğan: Baharatlı gıdalara duyulan özlem bazı zamanlar akciğer ve sinüs problemleri­nin göstergesidir­­.

Çikolata: Eğer en  başta değilse bile, katiyyen  ilk sıralar­da yer alan bir özlemdir­­. Çikolatakolikler şekere olduğu kadar kafeine de bağımlıdırlar­. (Bir kap kakaoda 5 ila 10 miligram kafein vardır) Eğer çikolata alışkanlığınızdan kurtulmak isti* yorsanız, bunun yerine keçiboynuzunu deneyiniz­. (Keçiboynuzu, ayrıca St­. John ekmeği olarak da adlandırılır, Akdeniz keçiboynuzu ağacı­nın tüketile­bilir kısımların­dan yapılmakta­dır­­.)

Süt: Eğer bir yetişkin olarak hali hazır­da süte arzu duyuyorsanız bir kalsiyum yardımına gereksiniminiz ola­bilir­­. Ardın­dan vücudunuzun tekrar gereksinim duyabileceği şey amino asitler ola­bilir­­. Sinirli insanlar genellikle sakinleştirici tesirlerin­den  ötürü sütteki triptofanı ararlar­.

Çin yemeği: Elbette ki lezzetlidir, fakat arzuyu büyüten  şey genel­de yemeğin içerisindeki monosodyum glutamattır (MSG)­. Tuz yetersizliği olan insanlar genel olarak Çin yemeği yerler­. (MSG bir­takım bireyler­de histamine reaksiyonuna neden  ola­bilir­­. Baş ağrıları ve kızarıklıklar ortaya çıka­bilir­­. Birçok Çin restoranı, yemeğinizi isteğiniz üzerine MSG’siz hazırlaya­bilir­­.)

Ekşi meyveler: Ekşi meyvelere duyulan devamlı arzu safra kesesi veya karaciğer ile alakalı olan problemleri göstermekte­dir­­.

Boya ve kir: Çocukların boya ve kir yemeye karşı eğilimleri bulunur­. Bu sıkça kalsiyum veya D vitami­ni yetersizliği­nin göstergesidir­­. Çocuğunuzun diyeti­nin şiddetli bir şekil­de yeniden  göz önüne alınma­sı gerekir ve bir pediyatristi ziyaret etmeniz önerilmektedir­­. Yiyecek değeri olmayan maddelere olan bu arzu pika olarak bilinir­­. Bu durum ayrıca gebe kadınlar tarafından da yaşana­bilir ve bu gibi maddelerin yenmesi­nin cenin gelişimine zarar vereceği­nin farkında olunmalıdır­­.

İlgili aramalar: bazı yiyecekleri neden canımız çeker, bazı yiyeceklere neden düşkünüz, neden canımız yemek çeker, canımız bazı şeyleri yemeyi neden ister