Ağız Kokusunun Birden Fazla Nedeni Olabilir
Ağız kokusu sorununa, basit tedavi edilen sebeplerin yanı sıra solunum ve sindirim sistemindeki kanserler de sebep olabilir.
Ağız Kokusunun Birçok Sebebi Olabilir
Memorial Diyarbakır Hastanesi'nde Kulak Burun Boğaz Bölümü’nden Doç. Dr. Ediz Yorgancılar, ağız kokusunun yaygın rastlanılan toplumsal bir huzursuzluk olduğunu belirterek, bazı zamanlar bu rahatsızlığın kişisel bir incinme sebebi de olabileceğini belirtti.
Ağız haricinde üst solunum yolu ve sindirim sistemi hastalıklarının da ağız kokusuna yol açabileceğini kaydeden Yorgancılar, şöyle konuştu. "Ağız kokusuna bazı zamanlar solunum ve sindirim sistemiyle alakalı gerekçeler haricinde metabolik nedenler olarak gruplandırılan şeker hastalığı, böbrek ve karaciğer hastalıkları da neden olabilmektedir. Üstelik birtakım kötü huylu hastalıkların da belirtisi ağız kokusu olabilir. Solunum ve sindirim sisteminde yerleşmiş kanser gibi hastalıklarda bu bölgelerde bir tür doku çürümesi gelişip ağız kokusuna sebebiyet verebiliyor. Kokunun nedeninin bulunabilmesiiçin kapsamlı bir muayene ve tetkikle araştırılması gerekir."
Doç. Dr. Yorgancılar, ağız kokusu şikayeti olanlar ın doktora başvurmalarını önererek, ağız kokusunun hafife alınmaması gerektiğini belirtti.
4 Ağustos 2015 Salı
3 Ağustos 2015 Pazartesi
Diş Beyazlatan Yiyecekler ve İçecekler
Diş Beyazlatan Yiyecekler ve İçecekler
Sirke Dişleri beyazlatmak amacıyla elma sirkesinden faydalanabilirsiniz. Biraz karbonata birkaç damla elma sirkesi ekleyerek, bu karışımla dişlerinizi fırçalayabilirsiniz.
Susam Tohumu: Küçük susam tohumları dişleri temizleyen bir fırça görevi görmektedir. Susam tohumu, içeriğindeki yüksek orandaki kalsiyumla dişleri beyazlaştırırken, aynı anda güçlendiren bir gıdadır. Susam tohumları diş plakalarının temizlenmesinde epey tesirlidir.
Brokoli: Brokolinin yararları saymakla tükenmiyor. Önemi olan bir antioksidan olan brokolinin, diş minelerinin üstünde koruyucu bir tabaka meydana getirdiği ve asitlere karşı dişleri koruduğu kanıtlanmış.
Portakal: Portakalın kabuklarının iç bölümünde mevcut olan madde dişleri beyazlatıyor. Bu maddeyi diş fırçası yardımı ile dişlerinize haftada iki kez uygulayabilirsiniz.
Çilek: Yazın sevilen meyvesi çileğin dişlerinizi beyazlattığını yerken bile farkedebilirsiniz. Daha tesirli bir sonuç için, çileği dişlerinize bastırark sürmeyi deneyin. Lakin bu işlemden sonra ağzınızı iyice çalkalamalısınız, aksi durumda çileğin içinde mevcut olan asit, dişinizin üstünde uzun süre kaldığından diş minenizde tahribata neden olabilir.
Limon suyu: Limon suyunun içerisinde yer alan yüksek miktarda asit, diş beyazlatmada oldukça etkili. Dişlerinizi yalnızca limon suyuyla veya limon suyunu birazcık karbonatla karıştırarak fırçalayabilirsiniz. Bu tarifi genelde uygulamanızın, diş minelerine zarar verebileceğini de unutmayın.
Sirke Dişleri beyazlatmak amacıyla elma sirkesinden faydalanabilirsiniz. Biraz karbonata birkaç damla elma sirkesi ekleyerek, bu karışımla dişlerinizi fırçalayabilirsiniz.
Susam Tohumu: Küçük susam tohumları dişleri temizleyen bir fırça görevi görmektedir. Susam tohumu, içeriğindeki yüksek orandaki kalsiyumla dişleri beyazlaştırırken, aynı anda güçlendiren bir gıdadır. Susam tohumları diş plakalarının temizlenmesinde epey tesirlidir.
Brokoli: Brokolinin yararları saymakla tükenmiyor. Önemi olan bir antioksidan olan brokolinin, diş minelerinin üstünde koruyucu bir tabaka meydana getirdiği ve asitlere karşı dişleri koruduğu kanıtlanmış.
Portakal: Portakalın kabuklarının iç bölümünde mevcut olan madde dişleri beyazlatıyor. Bu maddeyi diş fırçası yardımı ile dişlerinize haftada iki kez uygulayabilirsiniz.
Çilek: Yazın sevilen meyvesi çileğin dişlerinizi beyazlattığını yerken bile farkedebilirsiniz. Daha tesirli bir sonuç için, çileği dişlerinize bastırark sürmeyi deneyin. Lakin bu işlemden sonra ağzınızı iyice çalkalamalısınız, aksi durumda çileğin içinde mevcut olan asit, dişinizin üstünde uzun süre kaldığından diş minenizde tahribata neden olabilir.
Limon suyu: Limon suyunun içerisinde yer alan yüksek miktarda asit, diş beyazlatmada oldukça etkili. Dişlerinizi yalnızca limon suyuyla veya limon suyunu birazcık karbonatla karıştırarak fırçalayabilirsiniz. Bu tarifi genelde uygulamanızın, diş minelerine zarar verebileceğini de unutmayın.
Demir Eksikliğinin Etkileri
Demir Eksikliğinin Etkileri
Obezite ile alakalı çalışmalar yapan Dr. Fevzi Özgönül mevzuyla alakalı bilgiler verdi. ""Demir insan bedeninde toplam 4* 5 gr bulunmuş olduğu halde fazlası ile mühim bir elementtir. Demir bağışıklık sisteminin güçlenmesi, sinir iletimi, dokulara oksijen taşınmasından, DNA, RNA ve protein bireşimi gibi birçok yaşam için önemli olan enzimin yapım evresinde görev alır. Bundan ötürü Demir eksikliği, bilhassa büyüme dönemindeki çocuklarda, ergenlik döneminde ve kadınlarda hamilelik süreci süresince ortaya çıkar. Demir noksanlığı halsizlik, çarpıntı, konsantrasyon bozukluğu, sinirlilik, bitkinlik saç dökülmesi, tırnaklarda çatlamalar ve bu çeşit bir çok rahatsızlığa sebebiyet vermektedir.
Yemeklerde içilen çay gıdalardan aldığımız demirin emilmesini azaltmaktadır. Çay, kahve ve kakao içerisinde mevcut olan birtakım maddeler, demir emilmesini yarı yarıya azaltmaktadır. Bu nedenden yemeklerin hemen üzerine içilen çay ve kahveden sakınmamız gerekir.""
Obezite ile alakalı çalışmalar yapan Dr. Fevzi Özgönül mevzuyla alakalı bilgiler verdi. ""Demir insan bedeninde toplam 4* 5 gr bulunmuş olduğu halde fazlası ile mühim bir elementtir. Demir bağışıklık sisteminin güçlenmesi, sinir iletimi, dokulara oksijen taşınmasından, DNA, RNA ve protein bireşimi gibi birçok yaşam için önemli olan enzimin yapım evresinde görev alır. Bundan ötürü Demir eksikliği, bilhassa büyüme dönemindeki çocuklarda, ergenlik döneminde ve kadınlarda hamilelik süreci süresince ortaya çıkar. Demir noksanlığı halsizlik, çarpıntı, konsantrasyon bozukluğu, sinirlilik, bitkinlik saç dökülmesi, tırnaklarda çatlamalar ve bu çeşit bir çok rahatsızlığa sebebiyet vermektedir.
Yemeklerde içilen çay gıdalardan aldığımız demirin emilmesini azaltmaktadır. Çay, kahve ve kakao içerisinde mevcut olan birtakım maddeler, demir emilmesini yarı yarıya azaltmaktadır. Bu nedenden yemeklerin hemen üzerine içilen çay ve kahveden sakınmamız gerekir.""
Çocuklarda Bilgisayar ve Televizyon Bağımlılığı
Çocuklarda Bilgisayar ve Televizyon Bağımlılığı
Çocukların bilgisayar ve televizyon karşısında geçirdikleri zamanı dengelemek anne babaların önemli görevlerinden bir tanesidir. Bilgisayar ve televizyona gün süresinde 1 ila 2 saatten fazla zaman ayrılmamalıdır.
Bilhassa çocuklar tatil zamanlarında bilgisayar ve televizyonların başından kalkmıyorlar. Oysa bu durum çocukların gelişimini menfi etkileyebiliyor. Aşırı televizyon izlemek çocukların hareket yeteneğinin azalışına ve obezite başlangıcına kadar gidebiliyor. 2 yaş altı çocukların televizyon izlemeleri onlar için oldukça zararlıdır.
Televizyonun Etkileri
Bebeklik süreci 0 ila 2 yaş arasıdır. Bu dönem bebeğin en çok iletişime, insan ilişkisine ihtiyacı olduğu dönemdir. Bu süreci boyunca televizyon karşısında bırakılan bebeklerde gelişim gerilikleri görülür. Bununla birlikte televizyondaki her program da çocuk için uygun bulunmadığı için çocuğun kontrol dışı bir şekilde televizyon izlemesi onun yanlış şeyler öğrenip, korkular geliştirmesine veya şiddete yönelmesine bile sebep olabilir.
Anne babalar evde oluşturdukları kuralları disiplinden ödün vermeden uygulamalıdır. Bu sınırların başında çocuğa bariz bir müddet televizyon izlemesi için izin verilişi ve o süre dolduğunda çocuğun bütün protestolarına rağmen televizyonun kapatılışı gelmektedir. Evde televizyon izleme zamanlarının da belirlenmesi gerekiyor. Ailenin bir arada olduğu yemek saatlerinde televizyonun açılmamasında yarar bulunur.
Televizyon ve bilgisayara en faza 1 ila 2 saat ayrılmalıdır. Çocuğunuz yalnız kaldığında televizyona yönelir. Televizyonu katiyyen bir ödüle dönüştürmeyin. Bu durum oluşturduğunuz televizyon izleme programını engeller. Çocuklar anne babalarını örnek aldıkları için bu durumda çok dikkatli davranmanız gerekir. Çocuğun uygulamasını istediğiniz davranışları öncelikli olarak siz uygulamanız gerekir.
Televizyon ve bilgisayar başında vakit geçirmektense çocuğun arkadaşları ile birlikte olması onlarla oyunlar kurması kendilerinin üstünde anlaştığı kurallar çerçevesinde zaman geçirmeleri onların hem deşarj olmalarını hem de iyi zaman geçirmelerini sağlar. Sokak oyunları da çocuğun sosyal ve duygusal gelişimine katkı sağlar.
Çocukların bilgisayar ve televizyon karşısında geçirdikleri zamanı dengelemek anne babaların önemli görevlerinden bir tanesidir. Bilgisayar ve televizyona gün süresinde 1 ila 2 saatten fazla zaman ayrılmamalıdır.
Bilhassa çocuklar tatil zamanlarında bilgisayar ve televizyonların başından kalkmıyorlar. Oysa bu durum çocukların gelişimini menfi etkileyebiliyor. Aşırı televizyon izlemek çocukların hareket yeteneğinin azalışına ve obezite başlangıcına kadar gidebiliyor. 2 yaş altı çocukların televizyon izlemeleri onlar için oldukça zararlıdır.
Televizyonun Etkileri
Bebeklik süreci 0 ila 2 yaş arasıdır. Bu dönem bebeğin en çok iletişime, insan ilişkisine ihtiyacı olduğu dönemdir. Bu süreci boyunca televizyon karşısında bırakılan bebeklerde gelişim gerilikleri görülür. Bununla birlikte televizyondaki her program da çocuk için uygun bulunmadığı için çocuğun kontrol dışı bir şekilde televizyon izlemesi onun yanlış şeyler öğrenip, korkular geliştirmesine veya şiddete yönelmesine bile sebep olabilir.
Anne babalar evde oluşturdukları kuralları disiplinden ödün vermeden uygulamalıdır. Bu sınırların başında çocuğa bariz bir müddet televizyon izlemesi için izin verilişi ve o süre dolduğunda çocuğun bütün protestolarına rağmen televizyonun kapatılışı gelmektedir. Evde televizyon izleme zamanlarının da belirlenmesi gerekiyor. Ailenin bir arada olduğu yemek saatlerinde televizyonun açılmamasında yarar bulunur.
Televizyon ve bilgisayara en faza 1 ila 2 saat ayrılmalıdır. Çocuğunuz yalnız kaldığında televizyona yönelir. Televizyonu katiyyen bir ödüle dönüştürmeyin. Bu durum oluşturduğunuz televizyon izleme programını engeller. Çocuklar anne babalarını örnek aldıkları için bu durumda çok dikkatli davranmanız gerekir. Çocuğun uygulamasını istediğiniz davranışları öncelikli olarak siz uygulamanız gerekir.
Televizyon ve bilgisayar başında vakit geçirmektense çocuğun arkadaşları ile birlikte olması onlarla oyunlar kurması kendilerinin üstünde anlaştığı kurallar çerçevesinde zaman geçirmeleri onların hem deşarj olmalarını hem de iyi zaman geçirmelerini sağlar. Sokak oyunları da çocuğun sosyal ve duygusal gelişimine katkı sağlar.
1 Ağustos 2015 Cumartesi
Mayanın Faydaları
Mayanın Faydaları
Doğanın harika gıdası maya harika bir protein deposudur. Organik demirin en zengin kaynaklarından birisidir, mineraller ve amino asitler için bir altın madenidir. Kolesterolü düşürmeye, gutu tersine virmeye yardım ettiği ve nevritin (sinir iltihabı) ağrılarını yatıştırdığı bilinir.Doğanın Mucizesi Maya
Çeşitli maya kaynakları vardır:
Bira mayası (şerbetçiotundan, biranın bir yan ürünü), kimi zaman besinsel maya olarak isimlendirilir.
Torula mayası, kağıt üretiminde kullanılan kağıt hamuru erinde bulunur veya siyah kayışlı pekmezden elde edilmektedir.
Kesilmiş sütün suyu, süt ve peynirin bir yan ürünüdür (en iyi lezzet ve en güçlü mayasız ürün)
Canlı mayalardan sakınınız! Canlı maya hücreleri bağırsaklardaki B vitaminini tüketir ve vücudunuzdaki bütün vitamini talan eder. Besinsel mayada bu canlı hücreler ısıda öldürülür ve böylelikle tükenmeyi önler.
Maya, bilhassa içinde büyüyebileceği bütün ana B vitaminlerine (B12 hariç) maliktir. On altı amino asit, on dört veya daha fazla mineral ve on yedi vitamin (A, E ve C hariç) ihtiva eder. Komple gıda olarak göz önünde bulundurulabilir.
Başka proteinli besinler gibi maya da fosfor açısından zengin olması nedeniyle, alınacağı zaman diyete ekstra kalsiyum eklenmesi önerilmektedir. Kalsiyumun bir görevdaşı olmasına karşın fosfor, kalsiyumu vücudun dışına atıp yetersizliğe neden olabilir. Çaresi kolaydır; kalsiyumunuzu artırın (kalsiyum lactate vücutta iyi bir şekilde asimile edilir). B kompleks vitaminleri daha etkin olmaları için maya ile beraber alınmalıdırlar. Birlikte bir elektrik santrali gibi çalışırlar.
Maya sıvıya, meyve suyuna veya suya karıştırılabilir ve yemek aralarında alınabilir. Bitkinlik hisseden pek çok insan bir çorba kaşığı veya daha fazlasını sıvı olarak alıp bu dakikalar içerisinde tam enerjiye dönüşür ve iyi tesirleri saatlerce sürmektedir. Maya ayrıca iştah azaltıcı olarak da kullanılabilir. Sıvıya karıştırın ve yemekten hemen önce için. İştahın fazlalığını alıp sizi kaloriden kurtarır.
İlgili aramalar: maya nedir, mayanın faydaları, mayanın yararları nelerdir
Doğanın harika gıdası maya harika bir protein deposudur. Organik demirin en zengin kaynaklarından birisidir, mineraller ve amino asitler için bir altın madenidir. Kolesterolü düşürmeye, gutu tersine virmeye yardım ettiği ve nevritin (sinir iltihabı) ağrılarını yatıştırdığı bilinir.Doğanın Mucizesi Maya
Çeşitli maya kaynakları vardır:
Bira mayası (şerbetçiotundan, biranın bir yan ürünü), kimi zaman besinsel maya olarak isimlendirilir.
Torula mayası, kağıt üretiminde kullanılan kağıt hamuru erinde bulunur veya siyah kayışlı pekmezden elde edilmektedir.
Kesilmiş sütün suyu, süt ve peynirin bir yan ürünüdür (en iyi lezzet ve en güçlü mayasız ürün)
Canlı mayalardan sakınınız! Canlı maya hücreleri bağırsaklardaki B vitaminini tüketir ve vücudunuzdaki bütün vitamini talan eder. Besinsel mayada bu canlı hücreler ısıda öldürülür ve böylelikle tükenmeyi önler.
Maya, bilhassa içinde büyüyebileceği bütün ana B vitaminlerine (B12 hariç) maliktir. On altı amino asit, on dört veya daha fazla mineral ve on yedi vitamin (A, E ve C hariç) ihtiva eder. Komple gıda olarak göz önünde bulundurulabilir.
Başka proteinli besinler gibi maya da fosfor açısından zengin olması nedeniyle, alınacağı zaman diyete ekstra kalsiyum eklenmesi önerilmektedir. Kalsiyumun bir görevdaşı olmasına karşın fosfor, kalsiyumu vücudun dışına atıp yetersizliğe neden olabilir. Çaresi kolaydır; kalsiyumunuzu artırın (kalsiyum lactate vücutta iyi bir şekilde asimile edilir). B kompleks vitaminleri daha etkin olmaları için maya ile beraber alınmalıdırlar. Birlikte bir elektrik santrali gibi çalışırlar.
Maya sıvıya, meyve suyuna veya suya karıştırılabilir ve yemek aralarında alınabilir. Bitkinlik hisseden pek çok insan bir çorba kaşığı veya daha fazlasını sıvı olarak alıp bu dakikalar içerisinde tam enerjiye dönüşür ve iyi tesirleri saatlerce sürmektedir. Maya ayrıca iştah azaltıcı olarak da kullanılabilir. Sıvıya karıştırın ve yemekten hemen önce için. İştahın fazlalığını alıp sizi kaloriden kurtarır.
İlgili aramalar: maya nedir, mayanın faydaları, mayanın yararları nelerdir
Bazı Yiyecekleri Neden Canımız Çeker?
Bazı Yiyecekleri Neden Canımız Çeker?
Kimi zaman alerji manasında olan şiddetli arzular daha çok belli vitamin ve minerallerden hangilerini yeteri kadar almadığınızı tabiatın size bildirme yoludur. Bu özel açlıklar sıkça gelişirler çünkü toplam beslenme kafi olmaz.
Aşırı istek duyulan yiyeceklerin en yaygın bulunanlarından bazıları:
Fıstık ezmesi. Bu katiyyen listede ilk ona girer ve bu şaşırtıcı olmaz. Fıstık ezmesi Vitamin B açısından zengin bir kaynaktır. Eğer kendinizi devamlı kavanozun başında buluyorsanız bunun sebebi stres altında olmanız veya olağan Vitamin B alımınızın yetersiz gelmesi olabilir. 50 gr. fıstık ezmesi* bir kabın üçte biri* 284 kalori olduğundan, eğer kilo almak istemiyorsanız B kompleks yardımı almak daha kolayınıza gidecektir.
Muz: Elinizin bu meyveye doğru tekrar tekrar gittiğini görürseniz bunun sebebi bedeninizin potasyuma gereksinim duyması olabilir. Orta boy bir muzda 555 miligram potasyum bulunur. Diüretik veya kortizon alan kişiler (vücuttan gereksinim duyulan potasyumu çalan) genel olarak muza arzu duyarlar.Bazı Yiyeceklere Neden Düşkünüz?
Peynir: Eğer bir peynirseverden çok peynir tutkunuysanız, gerçek açlığınızın kalsiyum ve fosfora olma ihtimali yüksektir. (Eğer yediğiniz işlenmiş peynirse farkında olmadan alüminyum ve tuz da alıyorsunuz manasına gelmektedir.) Daha fazla brokoli yemeyi deneyebilirsiniz. Kalsiyum ve fosfor yönünden yüksek olmakla beraber peynire oranla daha az kalori ihtiva eder.
Elma: Günde bir tane elma muhakkak ki doktoru uzak tutmaz, fakat başka gıdalarda bulamadığınız birçok iyi şeyi bunda bulabilirsiniz* kalsiyum, magnezyum, fosfor, potasyum ve kolesterol düşürücü olan pektin için harika bir kaynaktır! Eğer oldukça fazla doymuş yağ yemeye eğiliminiz var ise bu elmaya olan arzunuzu açıklayabilir.
Tereyağı: Birçok vejetaryen tereyağına kendi düşük doymuş yağ alımlarından dolayı arzu duyarlar. Başka yandan tuzlu tereyağı sadece tuz için arzu yaratabilir.
Kola: Kolaya olan arzu genel olarak şeker açlığı ve kafeine olan bağımlılıktır. İçeceğin hiç bir besinsel değeri bulunmaz.
Sert kabuklu yemişler: Eğer kabuklu yemişleri arzuluyorsanız, diyetinizde büyük olasılıkla daha fazla protein, B vitamini veya yağ kullanabilirsiniz. Eğer tercihiniz tuzlu yemişlerse, yemişlere değil tuza arzu duyuyorsunuz manasına gelmektedir. Stres altındaki insanların rahat insanlara oranla daha fazla yemiş yediklerini görebilirsiniz.
Dondurma: Dondurma yüksek kalsiyuma sahip olmakla beraber birçok insan şeker içeriğine arzu duymaktadır. Çocukluk sürecine geri dönme olarak nitelendirse de hipoglisemikler ve şeker hastaları gerçekte şeker içeriğine açlık duyarlar.
Turşu: Eğer hamile iseniz ve turşu istiyorsanız, muhtemelen tuzun peşindesiniz. Eğer hamile değilseniz ve turşuya arzu duyuyorsanız neden büyük olasılıkla aynısıdır. (Turşular ayrıca besleyici miktarda potasyum içerirler.)
Yumurta: Protein (iki yumurta size 13 gr. verir), sülfür, amino asitler ve selenyum bir yana yumurta severler ayrıca sarısının yağ içeriğini veya paradoksal olarak, kolesterol ve yağ çözücü kolini ararlar.
Zeytin: İster yeşil ister siyaha arzu duyun, büyük olasılıkla tuzun peşindesiniz. Tiroid yetersizliği bulunanlar genel olarak bunlara ilk ulaşanlardır.
Soğan: Baharatlı gıdalara duyulan özlem bazı zamanlar akciğer ve sinüs problemlerinin göstergesidir.
Çikolata: Eğer en başta değilse bile, katiyyen ilk sıralarda yer alan bir özlemdir. Çikolatakolikler şekere olduğu kadar kafeine de bağımlıdırlar. (Bir kap kakaoda 5 ila 10 miligram kafein vardır) Eğer çikolata alışkanlığınızdan kurtulmak isti* yorsanız, bunun yerine keçiboynuzunu deneyiniz. (Keçiboynuzu, ayrıca St. John ekmeği olarak da adlandırılır, Akdeniz keçiboynuzu ağacının tüketilebilir kısımlarından yapılmaktadır.)
Süt: Eğer bir yetişkin olarak hali hazırda süte arzu duyuyorsanız bir kalsiyum yardımına gereksiniminiz olabilir. Ardından vücudunuzun tekrar gereksinim duyabileceği şey amino asitler olabilir. Sinirli insanlar genellikle sakinleştirici tesirlerinden ötürü sütteki triptofanı ararlar.
Çin yemeği: Elbette ki lezzetlidir, fakat arzuyu büyüten şey genelde yemeğin içerisindeki monosodyum glutamattır (MSG). Tuz yetersizliği olan insanlar genel olarak Çin yemeği yerler. (MSG birtakım bireylerde histamine reaksiyonuna neden olabilir. Baş ağrıları ve kızarıklıklar ortaya çıkabilir. Birçok Çin restoranı, yemeğinizi isteğiniz üzerine MSG’siz hazırlayabilir.)
Ekşi meyveler: Ekşi meyvelere duyulan devamlı arzu safra kesesi veya karaciğer ile alakalı olan problemleri göstermektedir.
Boya ve kir: Çocukların boya ve kir yemeye karşı eğilimleri bulunur. Bu sıkça kalsiyum veya D vitamini yetersizliğinin göstergesidir. Çocuğunuzun diyetinin şiddetli bir şekilde yeniden göz önüne alınması gerekir ve bir pediyatristi ziyaret etmeniz önerilmektedir. Yiyecek değeri olmayan maddelere olan bu arzu pika olarak bilinir. Bu durum ayrıca gebe kadınlar tarafından da yaşanabilir ve bu gibi maddelerin yenmesinin cenin gelişimine zarar vereceğinin farkında olunmalıdır.
İlgili aramalar: bazı yiyecekleri neden canımız çeker, bazı yiyeceklere neden düşkünüz, neden canımız yemek çeker, canımız bazı şeyleri yemeyi neden ister
Kimi zaman alerji manasında olan şiddetli arzular daha çok belli vitamin ve minerallerden hangilerini yeteri kadar almadığınızı tabiatın size bildirme yoludur. Bu özel açlıklar sıkça gelişirler çünkü toplam beslenme kafi olmaz.
Aşırı istek duyulan yiyeceklerin en yaygın bulunanlarından bazıları:
Fıstık ezmesi. Bu katiyyen listede ilk ona girer ve bu şaşırtıcı olmaz. Fıstık ezmesi Vitamin B açısından zengin bir kaynaktır. Eğer kendinizi devamlı kavanozun başında buluyorsanız bunun sebebi stres altında olmanız veya olağan Vitamin B alımınızın yetersiz gelmesi olabilir. 50 gr. fıstık ezmesi* bir kabın üçte biri* 284 kalori olduğundan, eğer kilo almak istemiyorsanız B kompleks yardımı almak daha kolayınıza gidecektir.
Muz: Elinizin bu meyveye doğru tekrar tekrar gittiğini görürseniz bunun sebebi bedeninizin potasyuma gereksinim duyması olabilir. Orta boy bir muzda 555 miligram potasyum bulunur. Diüretik veya kortizon alan kişiler (vücuttan gereksinim duyulan potasyumu çalan) genel olarak muza arzu duyarlar.Bazı Yiyeceklere Neden Düşkünüz?
Peynir: Eğer bir peynirseverden çok peynir tutkunuysanız, gerçek açlığınızın kalsiyum ve fosfora olma ihtimali yüksektir. (Eğer yediğiniz işlenmiş peynirse farkında olmadan alüminyum ve tuz da alıyorsunuz manasına gelmektedir.) Daha fazla brokoli yemeyi deneyebilirsiniz. Kalsiyum ve fosfor yönünden yüksek olmakla beraber peynire oranla daha az kalori ihtiva eder.
Elma: Günde bir tane elma muhakkak ki doktoru uzak tutmaz, fakat başka gıdalarda bulamadığınız birçok iyi şeyi bunda bulabilirsiniz* kalsiyum, magnezyum, fosfor, potasyum ve kolesterol düşürücü olan pektin için harika bir kaynaktır! Eğer oldukça fazla doymuş yağ yemeye eğiliminiz var ise bu elmaya olan arzunuzu açıklayabilir.
Tereyağı: Birçok vejetaryen tereyağına kendi düşük doymuş yağ alımlarından dolayı arzu duyarlar. Başka yandan tuzlu tereyağı sadece tuz için arzu yaratabilir.
Kola: Kolaya olan arzu genel olarak şeker açlığı ve kafeine olan bağımlılıktır. İçeceğin hiç bir besinsel değeri bulunmaz.
Sert kabuklu yemişler: Eğer kabuklu yemişleri arzuluyorsanız, diyetinizde büyük olasılıkla daha fazla protein, B vitamini veya yağ kullanabilirsiniz. Eğer tercihiniz tuzlu yemişlerse, yemişlere değil tuza arzu duyuyorsunuz manasına gelmektedir. Stres altındaki insanların rahat insanlara oranla daha fazla yemiş yediklerini görebilirsiniz.
Dondurma: Dondurma yüksek kalsiyuma sahip olmakla beraber birçok insan şeker içeriğine arzu duymaktadır. Çocukluk sürecine geri dönme olarak nitelendirse de hipoglisemikler ve şeker hastaları gerçekte şeker içeriğine açlık duyarlar.
Turşu: Eğer hamile iseniz ve turşu istiyorsanız, muhtemelen tuzun peşindesiniz. Eğer hamile değilseniz ve turşuya arzu duyuyorsanız neden büyük olasılıkla aynısıdır. (Turşular ayrıca besleyici miktarda potasyum içerirler.)
Yumurta: Protein (iki yumurta size 13 gr. verir), sülfür, amino asitler ve selenyum bir yana yumurta severler ayrıca sarısının yağ içeriğini veya paradoksal olarak, kolesterol ve yağ çözücü kolini ararlar.
Zeytin: İster yeşil ister siyaha arzu duyun, büyük olasılıkla tuzun peşindesiniz. Tiroid yetersizliği bulunanlar genel olarak bunlara ilk ulaşanlardır.
Soğan: Baharatlı gıdalara duyulan özlem bazı zamanlar akciğer ve sinüs problemlerinin göstergesidir.
Çikolata: Eğer en başta değilse bile, katiyyen ilk sıralarda yer alan bir özlemdir. Çikolatakolikler şekere olduğu kadar kafeine de bağımlıdırlar. (Bir kap kakaoda 5 ila 10 miligram kafein vardır) Eğer çikolata alışkanlığınızdan kurtulmak isti* yorsanız, bunun yerine keçiboynuzunu deneyiniz. (Keçiboynuzu, ayrıca St. John ekmeği olarak da adlandırılır, Akdeniz keçiboynuzu ağacının tüketilebilir kısımlarından yapılmaktadır.)
Süt: Eğer bir yetişkin olarak hali hazırda süte arzu duyuyorsanız bir kalsiyum yardımına gereksiniminiz olabilir. Ardından vücudunuzun tekrar gereksinim duyabileceği şey amino asitler olabilir. Sinirli insanlar genellikle sakinleştirici tesirlerinden ötürü sütteki triptofanı ararlar.
Çin yemeği: Elbette ki lezzetlidir, fakat arzuyu büyüten şey genelde yemeğin içerisindeki monosodyum glutamattır (MSG). Tuz yetersizliği olan insanlar genel olarak Çin yemeği yerler. (MSG birtakım bireylerde histamine reaksiyonuna neden olabilir. Baş ağrıları ve kızarıklıklar ortaya çıkabilir. Birçok Çin restoranı, yemeğinizi isteğiniz üzerine MSG’siz hazırlayabilir.)
Ekşi meyveler: Ekşi meyvelere duyulan devamlı arzu safra kesesi veya karaciğer ile alakalı olan problemleri göstermektedir.
Boya ve kir: Çocukların boya ve kir yemeye karşı eğilimleri bulunur. Bu sıkça kalsiyum veya D vitamini yetersizliğinin göstergesidir. Çocuğunuzun diyetinin şiddetli bir şekilde yeniden göz önüne alınması gerekir ve bir pediyatristi ziyaret etmeniz önerilmektedir. Yiyecek değeri olmayan maddelere olan bu arzu pika olarak bilinir. Bu durum ayrıca gebe kadınlar tarafından da yaşanabilir ve bu gibi maddelerin yenmesinin cenin gelişimine zarar vereceğinin farkında olunmalıdır.
İlgili aramalar: bazı yiyecekleri neden canımız çeker, bazı yiyeceklere neden düşkünüz, neden canımız yemek çeker, canımız bazı şeyleri yemeyi neden ister
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)