Bebeğin Anne Karnında Hareketleri
Bebeğinizin hareketlerini hissetmek, gebeliğinizde yaşayacak olduğunuz en hoşunuza gidecek şeydir. Sizi en çok üzecek şey de doğal olarak, hareketlerin kaybolmasıdır. İçinizde yeni bir hayatın filizlenip boy attığını, pozitif bir gebelik testi ya da karnınızın büyümesinden, bebek kalp atımlarından bile daha fazla gösteren en mühim şey bebeğinizin hareketleridir.
Bebeğin hareketlerinin yedinci haftada başlamasına karşın, bu anne tarafı ile fark edilmez. Hareketlerini ya da "canlandığını" 14. ile 26. haftalar arası herhangi bir dönemde, genel olarak de 18. ile 22. haftalar arasında hissedebilirsiniz. Önceleri bebek sahibi olan bir kadın, genelde bebeğin hareketlerini daha önce fark eder; çünkü nasıl bir hareket bekleyeceğini biliyordur. Doğal ki, zayıf bir kadın da tombul bir kadına göre bebeğin hareketlerini daha erken fark eder.
Bazen son tahmini doğum tarihi yanlış hesaplandığından, bebek hareketleri geç hissedilmiş olabilir.
Hiç kimse ilk kez anne olduğunu bilmenin nasıl bir duygu olduğunu hissettirdiğini tam anlamıyla söyleyemez, yüz gebe kadın ilk bebek hareketlerini yüz farkı şekilde betimleyebilir. En çok tanımlanan tanımlar "karında bir kanat çırpınma hareketi" ve "kanımda bir kelebek gibi" biçimindedir. Daha erken bebek hareketleri de "çarpma ya da dirsek atma", "seğirme", "guruldama", "birisinin karna vurması", "kabarcık patlaması", "kıvranma" , "çok güzel bir parka tepe taklak yürümeye başlamak gibi" diye de tanımlanır. İlk bebek hareketi genel olarak yanlış bir şekilde açlık ve gaz ağrısı sanılır. Hatta bir kadın, "Bluzumda bir böcek geziniyor zannettim, fakat daha sonra bunun bebeğimin hareketi olduğunu fark ettim" diye anlamıştır.
Yirminci haftaya kadar bebek hareketlerinin hissedilmemesi beklenen bir durum olmadığından, hekiminizin ultrason ile değerlendirmesi gerekiyor. Eğer bebeğinizin kalp atımı güçlü ve her şey yolunda gidiyor gibi görünüyorsa, hekiminiz test yaptırmaya gerek duymayacaktır.
İlk bebek hareketleriyle ilgili kaygılar, sonrdan yerini hareketlerin yeteri kadar sık olmayışı veya bir müddet fark edilmemesinden kaynaklı olan endişelere bırakmaktadır. Bununla beraber gebeliğin bu süreci boyunca bu kaygılar gereksizdir. Fark edilebilir hareketlerin sıklığı büyük değişkenlik göstermektedir. Hareketlerin özelliği değişken oluşudur. Bebek devamlı hareketli olduğu halde bunların sadece bir bölümü duyulabilir ölçüde kuvvetlidir. Öteki hareketler bebeğin rahim içerisindeki duruşundan (örneğin dışa değil iç kısma dönük tekmelemesinden) dolayı, veya sizin faaliyetinize bağlı bir şekilde duyulmayabilir (siz yürürken çocuğunuz uyuyabilir veya uyanık olabilir, ya da çok meşgulseniz küçük hareketleri fark etmeyebilirsiniz). Bununla birlikte siz tam da bebeğinizin en hareketli olduğu süreçte uyuyor olabilirisiniz. (Birçok bebeğin en hareketli olduğu zaman gece yarısıdır)
Gün boyu hiç bebek hareketi duymamışsanız, durumu aydınlatmanın en iyi yolu akşamleyin tercihen bir bardak süt veya iki saat uzanmanızdır. Sizin hareketsizliğiniz ve içtiğiniz şeyin vereceği enerji bebeğinizi harekete geçirecektir. Aynı şekilde olmazsa bu kez birkaç saat uzanın, ama bu kez de olmamışsa kaygılanmayın. Birçok anne, 20. hafta dan evvel bir dönem bir ya da iki gün, hatta bazı zamanlar üç* dört gün süresince hiç bir hareket hissetmeyebilirler. 20. haftadan sonra telaşa kapılacak bir durum olmasa bile (kuşkusuz tahmin edersiniz ki bebeğinizin hareketleri başlamışsa), 24 saat süresince bebek hareketi duymaz iseniz dokturunuzu aramanız iyi bir düşüncedir.
28. haftadan sonra bebek hareketleri daha düzenli ve kararlı olmaya başlamaktadır. Artık yeri iyice daraldığı için hareketleri de sınırlanır. Daralmış yuvasında fakat dönebilir ve kıpırdanabilir. Başı leğene yerleştiği zaman artık daha da az hareket edebilmektedir. Araştırmalar, annelerin günlük olarak bebeklerinin hareketlerini kontrol etme alışkanlığını edinmelerinin iyi bir uygulamaya olduğunu göstermiştir. Bu evrede, günlük olarak hareket hissetmeniz koşuluyla, hareketin ne olduğu önemsizdir. Eğer hiç hareket hissetmiyorsanız ya da ani panik benzeri bir hareket olursa doktorunuza danışın.
anne karnında bebek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anne karnında bebek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
20 Nisan 2015 Pazartesi
24 Mart 2015 Salı
Bebek Anne Karnında Ne Yapıyor?
Bebek Anne Karnında Ne Yapıyor?
Bebek rahim içerisinde, bağdaş kurmuş, bacaklarını karnına doğru çekmiş ve kollarını da göğsüne yaklaştırmış bir vaziyette durur. Üçüncü ayın sonlarında organları geliştiği için kollarını ve bacaklarını hareket ettirmeye başlamaktadır. Bebeğin başlangıçta hafif olan bu hareketleri gittikçe artar ve bebeğin beşinci ayı dolayında, yani bebek 5 aylık olduğunda, anne tarafı ile da hissedilmeye başlanır. Üçüncü aydan başlayıp kalbinin çalışması bariz hale gelmektedir. Bazı teknik araçlarla bebeğin kalp atışları bu erken dönemlerde duyulabilir. Anne karnından, kulakla duyulmaya başlaması ise 5 ila 6. aylardan sonra olmaktadır. Bebeğin kalbi dakikada 140 kez atar. Bebekler solunumunu akciğerleri ile yapmadığından, soluk alarak vermezler. Beşinci ay dolayında idrarını yapmaya başlar, bu yapmış olduğu idrar, su kesesinin içini dolduran sıvının mühim bir kısmını teşkil eder. Aynı şekilde 3 ila 4. aylarda yutmaya başlar, fakat dışkı yapmaz. Anne bir sıkıntıda olursa, yani kafi oksijeni alamazsa yeşil renkli bir kaka yapmaktadır. Gebeliğin ilk dönemlerinde, bebeğin başı anne başı ile aynı yöndedir, yani makatı rahim ağzına yakın durmaktadır. Fakat doğuma yakın, gebeliğin son zamanlarında dönerek, bebeğin başı anne başı ile ters yönde, yani rahim ağzına doğru yerleşmiş durumdadır. Bu genel olarak görülmekte olan normal seyir olup, bazı zamanlar farklı haller da gelişmektedir. Doğuma yaklaşan süreçte rahim ağzında bebeğin başı yer alacağına,’ makatı, ayağı veya kolu bulunabilir. Bu durumda, bebeğin rahim ağzında yer alan kısmına göre bebeğin makatı ile gelmesi, yan gelmesi gibi durumlardan bahsedilir. Bu tip durumlarda bebeğin ve annenin doğum sırasında hayati tehlike riski olmasın diye genelde sezaryen ile bebek alınmaktadır.
Bebek rahim içerisinde, bağdaş kurmuş, bacaklarını karnına doğru çekmiş ve kollarını da göğsüne yaklaştırmış bir vaziyette durur. Üçüncü ayın sonlarında organları geliştiği için kollarını ve bacaklarını hareket ettirmeye başlamaktadır. Bebeğin başlangıçta hafif olan bu hareketleri gittikçe artar ve bebeğin beşinci ayı dolayında, yani bebek 5 aylık olduğunda, anne tarafı ile da hissedilmeye başlanır. Üçüncü aydan başlayıp kalbinin çalışması bariz hale gelmektedir. Bazı teknik araçlarla bebeğin kalp atışları bu erken dönemlerde duyulabilir. Anne karnından, kulakla duyulmaya başlaması ise 5 ila 6. aylardan sonra olmaktadır. Bebeğin kalbi dakikada 140 kez atar. Bebekler solunumunu akciğerleri ile yapmadığından, soluk alarak vermezler. Beşinci ay dolayında idrarını yapmaya başlar, bu yapmış olduğu idrar, su kesesinin içini dolduran sıvının mühim bir kısmını teşkil eder. Aynı şekilde 3 ila 4. aylarda yutmaya başlar, fakat dışkı yapmaz. Anne bir sıkıntıda olursa, yani kafi oksijeni alamazsa yeşil renkli bir kaka yapmaktadır. Gebeliğin ilk dönemlerinde, bebeğin başı anne başı ile aynı yöndedir, yani makatı rahim ağzına yakın durmaktadır. Fakat doğuma yakın, gebeliğin son zamanlarında dönerek, bebeğin başı anne başı ile ters yönde, yani rahim ağzına doğru yerleşmiş durumdadır. Bu genel olarak görülmekte olan normal seyir olup, bazı zamanlar farklı haller da gelişmektedir. Doğuma yaklaşan süreçte rahim ağzında bebeğin başı yer alacağına,’ makatı, ayağı veya kolu bulunabilir. Bu durumda, bebeğin rahim ağzında yer alan kısmına göre bebeğin makatı ile gelmesi, yan gelmesi gibi durumlardan bahsedilir. Bu tip durumlarda bebeğin ve annenin doğum sırasında hayati tehlike riski olmasın diye genelde sezaryen ile bebek alınmaktadır.
8 Mart 2014 Cumartesi
Bebek Anne Karnında Nasıl Büyür?
Bebek Anne Karnında Nasıl Büyür?
Bebeğin anne karnında büyümesini ay ay ele alacak olursak; 1. Ayda anne rahmine yeni düşen bebeğin, sinir sistemleri, beyni, iç kulakları, ağzı gelişmeye başlamıştır. Bu dönemde bebeğin başı ve vücudu gelişmiştir. Ayrıca bu dönemde anne rahmi ile bebeğin arasında damarsal bağlantılar yeni oluşmaya başlamıştır.
2.Ayda kalbi gelişmeye başlayarak bebeğin kalbi dakikada ortalama 150 kez atmaya başlamaktadır. Ayrıca kıkırdak dokuları ve kemiklerin gelişmesi de bu dönem de meydana gelmektedir.
3.Ayda bebeğin yüzü oturmuş ve şekillenmiştir. Ayrıca önde olan başını dik olarak tutmaya başlamıştır. 3. Ayda cinsel organı gelişerek, kız veya erkek olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca yutkunma, tekme atma gibi durumları yapabilir hale gelmektedir.
4.ayda duyu organları, elleri, ayakları, gözleri, tırnakları gelişimini tamamlamıştır. Ayrıca tat duyusu gelişmiş ve başparmağını emer hale gelmiştir.
5.Ayda ise duyu organları ayrılmış dokunma, tat alma, koklama, duyma gibi bütün duyu organlarına sahiptirler ayrıca 5. Ayda net olarak bebeğin cinsiyeti belli olmuştur. Bu ayda bebeğin boyutu 2 katına çıkmakla birlikte anne karnı da iyice şişmeye başlayacaktır.
6.Ayda bebek dış görünüş olarak tamamen insana benzemektedir. Gözleri yanakları, daha belirgin ve daha düzgündür. El ve ayak parmaklarındaki izler gelişmiştir.
7. Ayda bebek anne adayı tarafından daha sık ve net olarak hissedilmeye başlanmaktadır. Beyni ve sinir sistemi iyice gelişmiş olup kalp hızının sesi duyulabilecektir.
8.Ayda bebek hızla büyümeye başlayarak, tekmelemesi sıklaşacak ve bunu hissetmek zor olmayacaktır. 8. Ayda doğum gerçekleşirse bebek tamamen geliştiğinden hayatını sürdürebilecektir.
9.Ayda bebeğin organları olgunlaşmaya başlamaktadır. Bebek 9. ayda uyuyup uyanabilmekte ve yeterince hareket edecek yere sahip olamadığından daha sessiz olacaktır. 9. ay sonunda ise bebeğiniz dünyaya gelmektedir.
Bebeğin anne karnında büyümesini ay ay ele alacak olursak; 1. Ayda anne rahmine yeni düşen bebeğin, sinir sistemleri, beyni, iç kulakları, ağzı gelişmeye başlamıştır. Bu dönemde bebeğin başı ve vücudu gelişmiştir. Ayrıca bu dönemde anne rahmi ile bebeğin arasında damarsal bağlantılar yeni oluşmaya başlamıştır.
2.Ayda kalbi gelişmeye başlayarak bebeğin kalbi dakikada ortalama 150 kez atmaya başlamaktadır. Ayrıca kıkırdak dokuları ve kemiklerin gelişmesi de bu dönem de meydana gelmektedir.
3.Ayda bebeğin yüzü oturmuş ve şekillenmiştir. Ayrıca önde olan başını dik olarak tutmaya başlamıştır. 3. Ayda cinsel organı gelişerek, kız veya erkek olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca yutkunma, tekme atma gibi durumları yapabilir hale gelmektedir.
4.ayda duyu organları, elleri, ayakları, gözleri, tırnakları gelişimini tamamlamıştır. Ayrıca tat duyusu gelişmiş ve başparmağını emer hale gelmiştir.
5.Ayda ise duyu organları ayrılmış dokunma, tat alma, koklama, duyma gibi bütün duyu organlarına sahiptirler ayrıca 5. Ayda net olarak bebeğin cinsiyeti belli olmuştur. Bu ayda bebeğin boyutu 2 katına çıkmakla birlikte anne karnı da iyice şişmeye başlayacaktır.
6.Ayda bebek dış görünüş olarak tamamen insana benzemektedir. Gözleri yanakları, daha belirgin ve daha düzgündür. El ve ayak parmaklarındaki izler gelişmiştir.
7. Ayda bebek anne adayı tarafından daha sık ve net olarak hissedilmeye başlanmaktadır. Beyni ve sinir sistemi iyice gelişmiş olup kalp hızının sesi duyulabilecektir.
8.Ayda bebek hızla büyümeye başlayarak, tekmelemesi sıklaşacak ve bunu hissetmek zor olmayacaktır. 8. Ayda doğum gerçekleşirse bebek tamamen geliştiğinden hayatını sürdürebilecektir.
9.Ayda bebeğin organları olgunlaşmaya başlamaktadır. Bebek 9. ayda uyuyup uyanabilmekte ve yeterince hareket edecek yere sahip olamadığından daha sessiz olacaktır. 9. ay sonunda ise bebeğiniz dünyaya gelmektedir.
Sponsorlu Bağlantılar:
18 Şubat 2014 Salı
Bebek Anne Karnında Sesleri İşitir mi?
Bebek Anne Karnında Sesleri İşitir mi?
Bebek anne rahmine düşmesinden sonra gelişmeye başlamaktadır. Uzmanlar bebek anne karnında gelişip büyürken, duyu organlarından ilk olarak dokunma duyusunun geliştiği düşünülmektedir. Bundan sonra tat alma duyusu gelişmektedir. Hamileliğin 12-15 haftaları arasında bebeğin koklama duyusu gelişmektedir. Bebeklerin kulak gelişimi hamileliğin 8. Haftasında başlamaktadır. 25. Haftaya gelindiğinde ise bebeğin kulağı gelişimini tamamlamıştır. 25.haftadan itibaren bebek annesinin sesini duyabilmeye başlamaktadır. Ayrıca bebek dışarıdan duyduğu seslere de farklı tepkiler vermeye başlamaktadır. Bebek anne rahminde gelişirken, dışarıdan ve içeriden gürültülü bir ortam oluşmaktadır. Annenin mide seslerini, kasılma seslerini ve diğer istemsiz çıkan sesler, anne karnındaki bebeğin duyduğu ana sesler olmaktadır. Fakat yine de bebek için en tanıdık ve en güçlü ses annesinin sesidir. Bu yüzden bebek doğduktan sonra annesinin sesi ile sakinleşmekte ve rahatlamaktadır. Çünkü daha anne karnında iken bu sesi duymuş ve tanımıştır. Bu yüzden bebekler annelerinin seslerine olumlu tepki vererek, ağlamayı bırakıp daha rahat hissetmeye başlarlar. Bunun temel nedeni de bebeğin dışarıdan ilk duyduğu sesin annesinin sesi olmasıdır.İlgili aramalar: bebek anne karnında duyar mı? bebekler anne karnında sesleri işitir mi? hamilelikte bebekler dışarıdaki sesleri duyar mı?
Sponsorlu Bağlantılar:
27 Ocak 2014 Pazartesi
Bebek Anne Karnında Dışarıyı Hisseder mi?
Bebek Anne Karnında Dışarıyı Hisseder mi?
Sağlıklı bebekler anne rahminde geçirdikleri sürede dokunma, tat alma, koklama, duyma ve son olarak görme hissini kazanmaktadırlar. Bu yüzden anne karnındaki bebek gelişimi sırasında dışarıda yaşanan her şeyi kaydetmekte ve buna göre tepkiler vermektedir. Anne karnındaki bebek zihinsel olarak çok fazla karışık hislere sahip olmayacaktır. Fakat anne rahminde gelişimini sürdüren bebek, annesinin sesini duyarak, zihinsel gelişimiyle birlikte mutlu veya mutsuz olup olmadığını anlamaktadır. Bu durum bebeğin de tepki vermesine yol açacaktır. Stresli ve huzursuz olduğumuz dönemlerde sancı ve bebeğinizin tekmesini hissetmeniz bu yüzdendir. Anne karnındaki bebek sesinizden bunu hisseder ve bebekte buna göre bir tepki göstermektedir. Ayrıca görme hissinin de gelişmesiyle, anne karnındaki bebek, göz kırpmaya ve göz hareketleri yapabilmekte ve rahatlıkla gece veya gündüz olduğunu hissedebilmektedir. Hamile bayanların ruh halleri ses tonu ve durumları, anne karnındaki bebeği olumlu veya olumsuz şekilde etkilemektedir. Yeni doğan bir bebeğin anne kucağına gelince onun kollarında ağlamayı kesmesi ve rahatlaması bu yüzdendir. Bebekler Anne karnında her şeyi hissedebilen müthiş varlıklardır.
Sponsorlu Bağlantılar:
24 Aralık 2013 Salı
Bebek Anne Karnında Nasıl Beslenir?
Bebek Anne Karnında Nasıl Beslenir?
Bebek, anne rahmine düşmesinden itibaren yaşamını ve gelişmesini düzgün bir şekilde sürdürebilmesi için, oksijene ve temel gıda besinlerinin ihtiyacının yanısıra kendisi için zararlı maddeleri de dışarıya atmak zorundadır. Bebek bütün bu olayların hepsini annesi yardımıyla yapmaktadır. Anne ile bebek arasında yaşanan bütün bu olaylar, yani; beslenme, oksijen alımı, zararlı maddelerin vücuttan dışarı atılması plasenta organı sayesinde gerçekleşmektedir. Bu organ bebek anne rahmine yerleşmesinden itibaren bebek ile birlikte gelişmeye başlamaktadır. Plasenta rahmin iç duvarına yerleşmiş olup bebeğin yanında pozisyon almaktadır. Anne bebeğini doğurana kadar, plasenta, anne ile bebeğin arasındaki tek bağ olduğundan dolayı çok önem arz eden bir organ olmaktadır. Plasenta doğumdan sonra rahim ağzının genişlemesiyle dışarıya atılmaktadır. Plasenta organında anne ve bebek kanı bir araya gelmektedir. Fakat ne annenin kanı, ne de bebeğin kanı annenin kanına karışır. Sadece bebeğin ihtiyacı olan temel maddeleri ve oksijeni verirken bebekte zararlı maddeleri dışarıya atması için anne kanına verir. Böylelikle bebeğin gelişmesi ve yaşaması için gerekli işlemler meydana gelmiş olur.İlgili aramalar: anne karnında bebek neyle beslenir? bebek anne karnında ne yer? anne karnındaki bebek nasıl nefes alır?
18 Aralık 2013 Çarşamba
Bebek Anne Karnında Neden Ölür?
Bebek Anne Karnında Neden Ölür?
Bebeğin anne karnında iken ölmesinin birkaç nedeni vardır. Bunlar anneye bağlı nedenler, bebeğe bağlı nedenler, plasentaya bağlı nedenler ve kordon dolanmasıdır. 100 bebekten 5 veya 10 tanesinin anne karnında ölmesinin sebebi genelde anneye bağlı olmaktadır. Anne adayında hipertansiyon veya diyabet hastalığı varsa bebeğin anne karnında ölme riski daha da artmaktadır. Bu yüzden insülin tedavisi gören anne adaylarının hamile kalırken şeker oranını iyi düzenlemesi lazımdır. Bebeğe bağlı nedenler ise; bebeğin anormal olarak gelişmesi ve büyümesinden kaynaklanmaktadır. 100 bebekten 40 veya 50 si bebeğe bağlı nedenlerden dolayı hayatını kaybetmektedirler. Kalp kapakçığının dar olması, trizomi türlerinden birisinin görülmesi, gibi daha birçok nedenden dolayı bebekler anne karnında ölebilmektedirler. Plasentaya bağlı neden ise bebek ile anne karnına bağlanmış olan plasenta bazı nedenlerden dolayı anne karnında kopmaktadır. Anne de hipertansiyon gibi plasentayı etkileyecek damarlarını etkileyecek rahatsızlıklar söz konusu ise bebek anneden ayrılarak yaşamını yitirebilmektedir. Son olarak kordon dolanmasına gelirsek, bebeğin kordonunun uzunluğu kordon dolanması riskini artırmaktadır. Anne karnındaki bebek hareket etmektedir. Ayrıca annenin de hareketleri bebeği etkileyeceğinden anne adayları dikkatli davranmak zorundadır. Kordon dolanması anormal bir durum olmadığından normal doğumlarda veya sezaryen doğumlarda da görülebilmektedir.İlgili aramalar: bebek anne karnında neden ölür? bebeğin anne karnında ölmesinin nedenleri nelerdir? doğumdan önce bebek niçin ölür?
5 Mart 2013 Salı
Anne Karnındaki Bebeğin Gelişimini Etkileyen Faktörler
Anne Karnında Bebeğin Gelişimini Olumsuz Etkileyen Faktörler
Bebeğin anne karnındaki gelişimine etki eden pek çok faktör vardır. Bunlardan bir kısmı fetüse (anne karnındaki bebek) ait yapısal bozukluklar ya da hastalıklar, diğer bir kısmı ise anneye ait çeşitli durumlardır.
Döllenmeyle oluşan yeni hücrenin anne karnında yerleştiği yer, plasentanın yeterince gelişememesi, göbek kordonunun normalden kısa ya da uzun oluşu, amniyon sıvısının azlığı ya da fazlalığı gibi durumlar fetüsün gelişimini olumsuz etkiler.
Gebe kadının ihtiyaç duyduğu besin öğelerini yeterince alamaması ya da bunların çeşitli nedenlerle kullanılamaması fetüste çeşitli anomalilere neden olur (ölü doğum, prematüre ve düşük doğum ağırlıklı bebek, kemik ve kas yapısı bozuklukları gibi).
Gebe kadının geçirdiği enfeksiyon hastalıkları da fetüsü etkiler. Özellikle ilk üç ayda geçirilen kızamıkçık (rubella), fetüste gelişim bozukluklarına, düşüklere ve ölü doğumlara neden olur. Annenin frengi, yüksek tansiyon, şişmanlık, kronik metabolizma bozuklukları ve şeker hastalığı fetüse önemli ölçüde zarar verir.
Gebelik süresince kullanılan ilaçlar da kan yolu ile fetüse geçerek fetüsün kaçıncı ayda oluşuna, ilacın etki derecesine ve miktarına göre değişen bozukluklara neden olur.
Gebenin sigara içmesi, alkol ve uyuşturucu kullanması da fetüsü olumsuz etkiler. Kadının gebelik süresince ani heyecanlanma, korkma, aşırı stres ve üzüntü de özellikle gebeliğin ilk 10 haftasında fetüsü olumsuz etkilidir. Radyasyon ışınları, oksijen yetersizlikleri de fetüste çeşitli anormalliklere neden olur. Kan uyuşmazlığı, özellikle ikinci gebelikte daha çok etkiler. Anne adaylarının 18 yaşından küçük ve 35 yaşından büyük gebelikleri ile çoğul gebeliklerde de fetüs olumsuz etkilenebilir.
Anne baba adayları bilmelidir ki gebeliklerin çoğu normal geçer ve bebekler normal doğar ancak yine de fetüsü olumsuz etkileyecek faktörleri bilip en aza indirmek için çaba sarf etmelidir.
Bebeğin anne karnındaki gelişimine etki eden pek çok faktör vardır. Bunlardan bir kısmı fetüse (anne karnındaki bebek) ait yapısal bozukluklar ya da hastalıklar, diğer bir kısmı ise anneye ait çeşitli durumlardır.
Döllenmeyle oluşan yeni hücrenin anne karnında yerleştiği yer, plasentanın yeterince gelişememesi, göbek kordonunun normalden kısa ya da uzun oluşu, amniyon sıvısının azlığı ya da fazlalığı gibi durumlar fetüsün gelişimini olumsuz etkiler.
Gebe kadının ihtiyaç duyduğu besin öğelerini yeterince alamaması ya da bunların çeşitli nedenlerle kullanılamaması fetüste çeşitli anomalilere neden olur (ölü doğum, prematüre ve düşük doğum ağırlıklı bebek, kemik ve kas yapısı bozuklukları gibi).
Gebe kadının geçirdiği enfeksiyon hastalıkları da fetüsü etkiler. Özellikle ilk üç ayda geçirilen kızamıkçık (rubella), fetüste gelişim bozukluklarına, düşüklere ve ölü doğumlara neden olur. Annenin frengi, yüksek tansiyon, şişmanlık, kronik metabolizma bozuklukları ve şeker hastalığı fetüse önemli ölçüde zarar verir.
Gebelik süresince kullanılan ilaçlar da kan yolu ile fetüse geçerek fetüsün kaçıncı ayda oluşuna, ilacın etki derecesine ve miktarına göre değişen bozukluklara neden olur.
Gebenin sigara içmesi, alkol ve uyuşturucu kullanması da fetüsü olumsuz etkiler. Kadının gebelik süresince ani heyecanlanma, korkma, aşırı stres ve üzüntü de özellikle gebeliğin ilk 10 haftasında fetüsü olumsuz etkilidir. Radyasyon ışınları, oksijen yetersizlikleri de fetüste çeşitli anormalliklere neden olur. Kan uyuşmazlığı, özellikle ikinci gebelikte daha çok etkiler. Anne adaylarının 18 yaşından küçük ve 35 yaşından büyük gebelikleri ile çoğul gebeliklerde de fetüs olumsuz etkilenebilir.
Anne baba adayları bilmelidir ki gebeliklerin çoğu normal geçer ve bebekler normal doğar ancak yine de fetüsü olumsuz etkileyecek faktörleri bilip en aza indirmek için çaba sarf etmelidir.
Sponsorlu Bağlantılar:
28 Şubat 2012 Salı
Doğum Nasıl Olur?
Doğum Nasıl Olur? Doğumun Nasıl Gerçekleştiğine Birlikte Bakalım...
Annenin son adet görmesinden, yaklaşık olarak, ikiyüz doksandört gün sonra, doğum yakındır. Erken doğumlar olduğu gibi, geç doğumlar da vardır. Uterusun (rahimin) ilk kasılmalarını sezen anne, doğumun çok yakında olacağını söyler. Uterusun çok güçlü kasları, düzenli aralıklarla kasılmaya başlar. İlk olarak yarım saatte bir, sonra çeyrek saatte bir. Kasılmalar bu kadar sıklaştığında da anne hastaneye gider ve doktorunu çağırır.

Uterus kasılmalarının temposu sıklaşır; iki kasılma arasında bir dakika bile geçmez olur. Kasılma iki türlüdür: Açılmaya yardım edenler ve fırlatmaya yardım edenler. Bu süre içinde vagina da azar azar açılır, genişler.
Doğum süresi, (buna fransızcada, iş anlamına gelen travay denir) her kadına göre değişir. Çoğu zaman ilk doğum biraz daha uzun zaman alır. Fiziksel ve ruhsal bakımdan sağlıklı bulunan kadın, rahatlama ve soluk alma idmanları yaparak bu olaya kendini özenle hazırlamışsa, doğumun kolayca ve çok çabuk olduğunu görür.
Uterus kasılması, bebeğin geçebilmesi için uterusun alt ucundaki uterus boynunu açar. Boynun her yönü düzenli biçimde açılır; çünkü, uterusun kasılması çocuğun içinde bulunduğu su kesesini itmiş ve su kesesi de bu basıncı boynun her noktasına aynı şiddetle ulaştırmıştır. Su kesesi, bu her yana yaptığı eşit baskıyla boymu düzenli olarak açtıktan sonra, yine uterus kasılmasının sürekliliği yüzünden, vagina içine gelen yerinden yırtılır. Su kesesinden sıvı vagina içine oradan dışarıya akarken, su kesesinin bıraktığı boşluğa çocuk itilir. Uterus kasılmalarının ardı kesilmediği için çocuk vagina içine ve oradan dışarı kolayca yönelir. Tam bu anda, anne, hiç elinde olmadan, olanca gücüyle "ıkınır". Annede bütün kaslar, refleksler (isteğimizden bağımsız olarak, herhangi bir uyarı sonucu oluşan kas ve organ çalışmaları), heyecanlar hep birbiriyle uyumlu olarak çalışır, birkaç kasılma da bebeği dışarı fırlatmaya yeter.
Genellikle, ilk önce bebeğin başı çıkar. Buna başla geliş denir. Ayakla gelişler de olur. Buna makat geliş denir. O zaman, doğumu kolaylaştıran kimse versiyon (çevirme) yapar. Doğanın bu gibi fantazileri, iyi bir doğumcu için çok kolay aşılan engellerdir.
Çocuktan sonra, plasentanın (son) ve çocuğun içinde bulunduğu boş kesenin de dışarı atılmasıyla her şey biter. Uterusun son kasılmalarıyla, bunların da dışarı atılması yaklaşık olarak, yarım saat sürer. Demek ki, bu kalıntılar bebekten yarım saat kadar sonra atılıyor. Bebeğin tümü dışarı çıkar çıkmaz, göbek bağı, ortasından, birbirine yakın iki düğümle bağlanır; sonra, iki düğüm arasından kesilir. Göbek bağı düğümlenip kesilir kesilmez, çocuk, genellikle, bu dünyaya gelişini keskin çığlık ve ağlamalarla selamlar. Bu da akciğerlerinin çalışmasına yol açar. Artık o da öteki insanlar gibi soluk alarak yaşayacaktır. Anneden oksijeni kendisine getiren göbek bağı kesiliverdi artık. Bu sebeple annelerin bir çoğu kızlarına doğum yapmanın bir kadın için çok ilginç bir şey olduğunu söyler.. Bir çok anne, bu iş olurken ille de anestezi (ilaçla uyuşturma) isterler. Ben, bunu çok üzücü buluyorum. Doğumun tam ortasında anne "Artık buna dayanamayacağım" diye yakınır. O zaman kendisi uyutulur ve uyandığı zaman çocuk çoktan beşiğini boylamıştır. Tabiî, bu anestezi (uyuşturma) eğer doğum olayını durdurmadıysa. Bu anne, kendine gelince, bir yalnızlık duyar. Bu duygu anlatılması güç bir boşluk izlenimidir. Hastane kuralları elverince de, bebek kendisine getirilir. Annenin ilk sözü "Bu benim mi?" olur, çünkü onu tanımıyor. Öyleyse, gebelikle ana ve bebeğin ilk karşılaşması arasında bir kopukluk, bir tür kesiklik var demektir. Bu hoş bir şey olamaz.
Bunun tersi, bir kadın için uyutulmayı istememek cesareti kendisine unutulmaz bir doğum deneyimi kazandırır. Kendi vücudundan çocuğunun başının çıktığını görür, en küçük çizgilerine kadar farkedebilir. Annenin belleğine, bu çizgiler, bir daha hiç silinmemek üzere yerleşir. Bunun kendi bebeği olduğunu bilir. Hekim çocuğunu kendisine bağlayan kordonu keserken görür. Uyumadığı için, annenin kollarına uzatılan çocuk uyanıklığının en büyük ödülü olur. Bütün bu olup bitenler onun dişiliğinin en değerli tacıdır. Bir kadın olmaya gelince, bu da sonuna kadar iyi bir şeydir!
Dr. Chollete - Aramalar: bebek ne zaman doğar, hamilelikten kaç gün sonra bebek doğar, bebek anne karnında nasıl nefes alır, bebek anne karnında nasıl beslenir, doğum nasıl gerçekleşir
Annenin son adet görmesinden, yaklaşık olarak, ikiyüz doksandört gün sonra, doğum yakındır. Erken doğumlar olduğu gibi, geç doğumlar da vardır. Uterusun (rahimin) ilk kasılmalarını sezen anne, doğumun çok yakında olacağını söyler. Uterusun çok güçlü kasları, düzenli aralıklarla kasılmaya başlar. İlk olarak yarım saatte bir, sonra çeyrek saatte bir. Kasılmalar bu kadar sıklaştığında da anne hastaneye gider ve doktorunu çağırır.
Uterus kasılmalarının temposu sıklaşır; iki kasılma arasında bir dakika bile geçmez olur. Kasılma iki türlüdür: Açılmaya yardım edenler ve fırlatmaya yardım edenler. Bu süre içinde vagina da azar azar açılır, genişler.
Doğum süresi, (buna fransızcada, iş anlamına gelen travay denir) her kadına göre değişir. Çoğu zaman ilk doğum biraz daha uzun zaman alır. Fiziksel ve ruhsal bakımdan sağlıklı bulunan kadın, rahatlama ve soluk alma idmanları yaparak bu olaya kendini özenle hazırlamışsa, doğumun kolayca ve çok çabuk olduğunu görür.
Uterus kasılması, bebeğin geçebilmesi için uterusun alt ucundaki uterus boynunu açar. Boynun her yönü düzenli biçimde açılır; çünkü, uterusun kasılması çocuğun içinde bulunduğu su kesesini itmiş ve su kesesi de bu basıncı boynun her noktasına aynı şiddetle ulaştırmıştır. Su kesesi, bu her yana yaptığı eşit baskıyla boymu düzenli olarak açtıktan sonra, yine uterus kasılmasının sürekliliği yüzünden, vagina içine gelen yerinden yırtılır. Su kesesinden sıvı vagina içine oradan dışarıya akarken, su kesesinin bıraktığı boşluğa çocuk itilir. Uterus kasılmalarının ardı kesilmediği için çocuk vagina içine ve oradan dışarı kolayca yönelir. Tam bu anda, anne, hiç elinde olmadan, olanca gücüyle "ıkınır". Annede bütün kaslar, refleksler (isteğimizden bağımsız olarak, herhangi bir uyarı sonucu oluşan kas ve organ çalışmaları), heyecanlar hep birbiriyle uyumlu olarak çalışır, birkaç kasılma da bebeği dışarı fırlatmaya yeter.
Genellikle, ilk önce bebeğin başı çıkar. Buna başla geliş denir. Ayakla gelişler de olur. Buna makat geliş denir. O zaman, doğumu kolaylaştıran kimse versiyon (çevirme) yapar. Doğanın bu gibi fantazileri, iyi bir doğumcu için çok kolay aşılan engellerdir.
Çocuktan sonra, plasentanın (son) ve çocuğun içinde bulunduğu boş kesenin de dışarı atılmasıyla her şey biter. Uterusun son kasılmalarıyla, bunların da dışarı atılması yaklaşık olarak, yarım saat sürer. Demek ki, bu kalıntılar bebekten yarım saat kadar sonra atılıyor. Bebeğin tümü dışarı çıkar çıkmaz, göbek bağı, ortasından, birbirine yakın iki düğümle bağlanır; sonra, iki düğüm arasından kesilir. Göbek bağı düğümlenip kesilir kesilmez, çocuk, genellikle, bu dünyaya gelişini keskin çığlık ve ağlamalarla selamlar. Bu da akciğerlerinin çalışmasına yol açar. Artık o da öteki insanlar gibi soluk alarak yaşayacaktır. Anneden oksijeni kendisine getiren göbek bağı kesiliverdi artık. Bu sebeple annelerin bir çoğu kızlarına doğum yapmanın bir kadın için çok ilginç bir şey olduğunu söyler.. Bir çok anne, bu iş olurken ille de anestezi (ilaçla uyuşturma) isterler. Ben, bunu çok üzücü buluyorum. Doğumun tam ortasında anne "Artık buna dayanamayacağım" diye yakınır. O zaman kendisi uyutulur ve uyandığı zaman çocuk çoktan beşiğini boylamıştır. Tabiî, bu anestezi (uyuşturma) eğer doğum olayını durdurmadıysa. Bu anne, kendine gelince, bir yalnızlık duyar. Bu duygu anlatılması güç bir boşluk izlenimidir. Hastane kuralları elverince de, bebek kendisine getirilir. Annenin ilk sözü "Bu benim mi?" olur, çünkü onu tanımıyor. Öyleyse, gebelikle ana ve bebeğin ilk karşılaşması arasında bir kopukluk, bir tür kesiklik var demektir. Bu hoş bir şey olamaz.
Bunun tersi, bir kadın için uyutulmayı istememek cesareti kendisine unutulmaz bir doğum deneyimi kazandırır. Kendi vücudundan çocuğunun başının çıktığını görür, en küçük çizgilerine kadar farkedebilir. Annenin belleğine, bu çizgiler, bir daha hiç silinmemek üzere yerleşir. Bunun kendi bebeği olduğunu bilir. Hekim çocuğunu kendisine bağlayan kordonu keserken görür. Uyumadığı için, annenin kollarına uzatılan çocuk uyanıklığının en büyük ödülü olur. Bütün bu olup bitenler onun dişiliğinin en değerli tacıdır. Bir kadın olmaya gelince, bu da sonuna kadar iyi bir şeydir!
Dr. Chollete - Aramalar: bebek ne zaman doğar, hamilelikten kaç gün sonra bebek doğar, bebek anne karnında nasıl nefes alır, bebek anne karnında nasıl beslenir, doğum nasıl gerçekleşir
Etiketler:
anestezi,
anne karnında bebek,
baş geliş,
doğum,
doğum belirtileri,
doğum nasıl gerçekleşir,
makat geliş,
refleks
29 Aralık 2011 Perşembe
Anne Karnındaki Bebek Anneye Hayat Veriyor!
Bilim adamları batındaki (anne karnındaki) embriyonun kök hücre göndererek anneyi iyileştirdiğini tespit etti.
ABD'nin New York kentindeki Mont Sinai Üniversitesi'nde yapılan araştırmada bilim adamları dişi farelerle bütün vücut hücrelerinde yeşil renkli floresan ışığı yayan protein bırakması için gen değişikliğine uğramış erkek fareleri çiftleştirdiler. Bilim adamları bununla, anne karnındaki cenin dokularının ayırt edilmesini hedeflemişlerdir. Daha sonra hamile farenin kalp krizi geçirmesini sağlayan bilim adamları iki hafta sonra kalp dokularını muayene ettiklerinde annenin kalbinde cenine ait yeşil renkli hücrelere rastladılar. Araştırma sırasında bu hücrelerin yeni kalp hücrelerine dönüşerek, annenin kalbini "tedavi ettiği" görüldü.
Araştırmacılar, ceninin annenin kalbinin koruyarak, hayatta kalmaya çalıştığını belirtti. Dahası, onlar hücrelerin plasentadan elde edilmesinin daha kolay olduğunu ve ayrıca bu hücrelerin kullanılmasının annenin bağışıklık sistemine hiçbir yan etkisi olmadığını kaydettiler. Böylelikle plasentada olan cenin hücrelerinin kalp dokularının yenilenmesine yardım etmesinin ilk kez bu araştırma ile tespit edildiği ortaya koyuldu.
Bu arada ceninlerin anneleri göğüs kanserine karşı koruyan hücreler ürettiği de keşfedildi. Bir hatırlatma yapalım. Bundan önce yapılan araştırmalarda hamile kadınların zarar görmüş beyin, karaciğer ve akciğer dokularında da cenin hücrelerine rastlanmıştı.
Yazıda geçen tıbbi terimler ve anlamları:

Cenin : Gelişmenin erken dönemindeki embriyoya denir. Annenin karnında bebeğin ilk zamanlardaki henüz vücut bulmamış şekli diyebiliriz. Yukarıda ki resim fikir sahibi olmamıza yardımcı olacaktır.
ABD'nin New York kentindeki Mont Sinai Üniversitesi'nde yapılan araştırmada bilim adamları dişi farelerle bütün vücut hücrelerinde yeşil renkli floresan ışığı yayan protein bırakması için gen değişikliğine uğramış erkek fareleri çiftleştirdiler. Bilim adamları bununla, anne karnındaki cenin dokularının ayırt edilmesini hedeflemişlerdir. Daha sonra hamile farenin kalp krizi geçirmesini sağlayan bilim adamları iki hafta sonra kalp dokularını muayene ettiklerinde annenin kalbinde cenine ait yeşil renkli hücrelere rastladılar. Araştırma sırasında bu hücrelerin yeni kalp hücrelerine dönüşerek, annenin kalbini "tedavi ettiği" görüldü.
Araştırmacılar, ceninin annenin kalbinin koruyarak, hayatta kalmaya çalıştığını belirtti. Dahası, onlar hücrelerin plasentadan elde edilmesinin daha kolay olduğunu ve ayrıca bu hücrelerin kullanılmasının annenin bağışıklık sistemine hiçbir yan etkisi olmadığını kaydettiler. Böylelikle plasentada olan cenin hücrelerinin kalp dokularının yenilenmesine yardım etmesinin ilk kez bu araştırma ile tespit edildiği ortaya koyuldu.
Bu arada ceninlerin anneleri göğüs kanserine karşı koruyan hücreler ürettiği de keşfedildi. Bir hatırlatma yapalım. Bundan önce yapılan araştırmalarda hamile kadınların zarar görmüş beyin, karaciğer ve akciğer dokularında da cenin hücrelerine rastlanmıştı.
Yazıda geçen tıbbi terimler ve anlamları:
Cenin : Gelişmenin erken dönemindeki embriyoya denir. Annenin karnında bebeğin ilk zamanlardaki henüz vücut bulmamış şekli diyebiliriz. Yukarıda ki resim fikir sahibi olmamıza yardımcı olacaktır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
