Şeker Hastası Olmamak İçin Nasıl Beslenmek Gerekir?
Doğru beslenme şeker hastalığı gelişimini önleyebilmektedir. Şeker hastalığını önlemek amacı ile şu tedbirler alınmalıdır.
En az yüzde 5 oranında kilo verilmeli. Çünkü fazla kilolar şeker hastalığına neden olur. Amaç ideal kiloya dek zayıflamaktır. Yemeklerde yağ miktarının azaltılması gerekir. Tereyağı, margarin, donyağı, içyağı yenilmemeli ve yağlı süt içmekten kaçınmak gerekir. Bunların yerine sıvıyağlar ve özellikle zeytinyağı tercih etmek gerekir.
Posalı yiyecekler, yani meyve ve sebze tüketimi arttırılmalıdır.
Üç beyazdan, yani un, tuz ve şekerden uzak durmak gerekir.
Kuru baklagillerin tüketimi arttırılmalıdır.
Unlu gıdalardan ve tatlılardan uzak durmak gerekir. Tatlı yerine meyve yemek gerekir.
Her gün 30 dakika egzersiz ya da yürüyüş yapılmalıdır.
Alkol tüketimi azaltılmalıdır. Günde en fazla bir kadeh kırmızı şarap içmek gerekir.
Vücudu hastalıklara karşı koruyan ve antioksidan dediğimiz C vitamini, A vitamini, selenyum ve E vitamini içeren besinler bol tüketilmelidir. Antioksidanlar şeker hastalığı gelişimini engellemektedir.
beslenme hataları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
beslenme hataları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2 Ekim 2014 Perşembe
1 Ekim 2014 Çarşamba
Kötü Beslenme Alışkanlıkları
Kötü Beslenme Alışkanlıkları
Daha çok beyaz ekmek tüketiyoruz. Beyaz ekmeğin besleyici hiçbir değeri yok. Tek yaptığı mideyi şişirmek ve gereksiz kilo yapmak. Bunun yerine tam buğday unundan yapılmış bol tahıllı ekmekler tüketmeliyiz. Sabahları kahvaltılarda ilaveten şekersiz, yani meyvenin kendi şekeri ile yapılan marmelat yemek yerine, içerisinde boş şeker olan reçelleri yemekteyiz.
Yüksek kaloriye sahip meşrubatları, kola veya şekerle hazırlanmış hazır meyve suları içmekteyiz. Bunun yerine su içme alışkanlığım ızın olması gereklidir. Cips, çerez, patlamış mısır gibi çok tuzlu ve yağlı atıştırmalar yapıyoruz. Gofret, kek ve hamur işi yiyecekleri fazla yiyoruz ve aşırı karbonhidrat alıyoruz.
Daha çok balık yememiz gerekirken kırmızı et tüketiyoruz. Sabah ve öğlen daha fazla yememiz gerekirken metabolizmanın daha yavaş çalıştığı akşam saatlerinden başlayarak ve özellikle televizyon ve bilgisayar karşısında sürekli atıştırıyoruz. Kahvaltı yapmaya ehemmiyet vermiyoruz. Porsiyonlarımızı küçülteceğimiz yere daha da büyütüyoruz.
Benim ninem, dedem 90 yaşına kadar tereyağı yedi fakat bir şey olmadı diyerek sıvıyağlar yerine ve özellikle zeytinyağı yerine tereyağı yiyoruz. İşlenmiş, yiyecek değeri olmayan gıdaları daha çok tüketiyoruz. Evde yemek yerine bol koruyucu maddeli fast foodları ya da bol soslu, yağlı kebaplar yiyoruz.
Yiyecekleri sıvı yağda kızartarak yemek hem onların besin değerlerini öldürerek onlardan en az fayda almamıza neden olur hem de vücuda bol miktarda yağ girmesine neden olarak hızlı kilo alırız. Bunun yanısıra başya kalp ve damar hastalıkları olmak üzere bir çok hastalığa da davetiye çıkarırız.
Kuru baklagiller yerine börek, çörek; bulgur pilavı yerine beyaz pirinç pilavı yiyerek sağlığımızla resmen oynuyoruz. Meyve yemek alışkanlığımız zaten hiç yok denecek kadar az. Taze sebze ya da dondurulmuş gıda yerine konserve edilmiş besinler yiyoruz.
Sofraya oturduğumuzda yemeklerin tuzuna ya da tadına bakmadan yemeğe hemen bol miktarda tuz serpiyoruz.
Daha çok beyaz ekmek tüketiyoruz. Beyaz ekmeğin besleyici hiçbir değeri yok. Tek yaptığı mideyi şişirmek ve gereksiz kilo yapmak. Bunun yerine tam buğday unundan yapılmış bol tahıllı ekmekler tüketmeliyiz. Sabahları kahvaltılarda ilaveten şekersiz, yani meyvenin kendi şekeri ile yapılan marmelat yemek yerine, içerisinde boş şeker olan reçelleri yemekteyiz.
Yüksek kaloriye sahip meşrubatları, kola veya şekerle hazırlanmış hazır meyve suları içmekteyiz. Bunun yerine su içme alışkanlığım ızın olması gereklidir. Cips, çerez, patlamış mısır gibi çok tuzlu ve yağlı atıştırmalar yapıyoruz. Gofret, kek ve hamur işi yiyecekleri fazla yiyoruz ve aşırı karbonhidrat alıyoruz.
Daha çok balık yememiz gerekirken kırmızı et tüketiyoruz. Sabah ve öğlen daha fazla yememiz gerekirken metabolizmanın daha yavaş çalıştığı akşam saatlerinden başlayarak ve özellikle televizyon ve bilgisayar karşısında sürekli atıştırıyoruz. Kahvaltı yapmaya ehemmiyet vermiyoruz. Porsiyonlarımızı küçülteceğimiz yere daha da büyütüyoruz.
Benim ninem, dedem 90 yaşına kadar tereyağı yedi fakat bir şey olmadı diyerek sıvıyağlar yerine ve özellikle zeytinyağı yerine tereyağı yiyoruz. İşlenmiş, yiyecek değeri olmayan gıdaları daha çok tüketiyoruz. Evde yemek yerine bol koruyucu maddeli fast foodları ya da bol soslu, yağlı kebaplar yiyoruz.
Yiyecekleri sıvı yağda kızartarak yemek hem onların besin değerlerini öldürerek onlardan en az fayda almamıza neden olur hem de vücuda bol miktarda yağ girmesine neden olarak hızlı kilo alırız. Bunun yanısıra başya kalp ve damar hastalıkları olmak üzere bir çok hastalığa da davetiye çıkarırız.
Kuru baklagiller yerine börek, çörek; bulgur pilavı yerine beyaz pirinç pilavı yiyerek sağlığımızla resmen oynuyoruz. Meyve yemek alışkanlığımız zaten hiç yok denecek kadar az. Taze sebze ya da dondurulmuş gıda yerine konserve edilmiş besinler yiyoruz.
Sofraya oturduğumuzda yemeklerin tuzuna ya da tadına bakmadan yemeğe hemen bol miktarda tuz serpiyoruz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)