Diyabet hastalığı insanın cildinde kuruluk yapar. Diyabette dikkat edilmesi gerekenler ilaçlarınızı düzenli almanız ,ve bunun yanı sıra egzersiz, beslenme ve kan şekeri takibidir. En önem vermemiz gereken bir diğer unsurda cildimiz olmalıdır. Cildinize yeteri kadar önem vermezseniz diyabet ilerleyen yıllarda cilt sorunlarına neden olabilir. Kan şekerimiz yüksek gittiği dönemlerde vücudumuzda yara açılma ihtimali daha fazladır. Vücudumuzdaki bu bölgeler ayak, ağız gibi organlarımızdır. Diyabetli hastanın sık beslenmesi gerektiğinden dolayı dişleri her öğün sonrası fırçalanmalı ve her ara öğün sonrası ise ağız çalkalanmalıdır. Diş eti iltihabı oluşmuşsa yara iyileşmesinin geç olabileceği düşünülmeli ve mutlaka diş hekimine gidilmelidir. Günlük ılık su ve bitkisel sabunlarla banyo yapılmalıdır. Yıkandıktan sonra vücudunuzu iyice kurulayın ve mutlaka nemlendirici veya vazelin kullanın. Ayaklarda ise parmak aralarının ıslak kalmamasına dikkat etmeli ve buralara krem sürmemelisiniz. Evinizde plajda vs gibi yerlerde terlik giymeden gezmeyin. Giydiğiniz ayakkabı ve çoraplarınıza önem vermelisiniz. Bütün kesikleri, sıyrıkları sabun ve suyla yıkayın, üzerlerini kuru, steril bir bandajla örtün. Bir kesik yada sıyrık iyileşmez ve o bölgede kızarıklık, sıcaklık, şişlik, zonklama, irin gibi enfeksiyon belirtileri görürseniz hemen doktorunuza ve diyabet hemşirenize haber vermelisiniz. Elinizi yaralayabilecek işler yaparken eldiven giyin. Güneş yanığından korunmak için özellikle yüksek faktörlü ve cildinize uygun güneş kremleri kullanınız.
İlgili aramalar: diyabet hastalarında cilt sorunları, şeker hastalarında cilt problemleri
cilt sorunları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cilt sorunları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
20 Aralık 2015 Pazar
24 Mayıs 2012 Perşembe
Güneşin Sebep Olduğu Cilt Lekeleri
GÜNEŞ LEKELERİ
Biz cilt doktorları zaman zaman kirli gri renkte, çamur sıçraması tarzında lekelenmiş yüzler görüyoruz. Bu çok sıkıntılı durumun nedeni çoğu kez, kolonya, lavanta, tıraş losyonu ve parfüm gibi içinde bergamot esansı bulunan bir kozmetik ürün olmaktadır. Gerçekten bu maddeler fotosansibilizatör, yani ışık duyarlandırıcılar olarak bilinmektedir. Doğal olarak insanların ışığa karşı hassasiyeti farklıdır. Bu duyarlılık doğuştan olup kalıtım ile aileden gelmiş olabilir. Ancak bir de kazanılmış duyarlılık olayı vardır. Bu konu çok önemli olduğundan biraz genişletmekte yarar görüyorum.

Yaz boyunca birçoğumuz çeşitli nedenlerle ilaç alımını sürdürmek durumundayız. En azından bazı şeker hastaları şeker ayarlaması için hap alırlar, birçok kadın doğum kontrol haplarını almaya devam eder, mantarı olan antimikotik denen mantar ilacını ve anjini olan da genellikle antibiyotiğini alır. Bunun yanı sıra, bazı idrar söktürücüler, sinir hastalıkları tedavisinde kullanılan ilaçlar, tatlandırıcılar, ağrı kesiciler de yerine göre kullanılmaktadır. İşte sıraladığımız bu çok sayıdaki ilaçlar bazı kişilerde cildin güneşe karşı reaksiyonunu artırırlar.
Diğer taraftan kolonya sürüp güneşe çıkmanın zararlı olduğu hemen herkes tarafından bilinmektedir. Yukarıda saydığımız kozmetikler ve ilave olarak deodoranlar, antiseptik, boya maddesi ve katran içeren hijyen veya tedavi preparatlarının, hatta düşünüldüğünün tersine bazı antihistaminik krem ve güneş preparatlarının kullanılması da güneş allerjisi yapabilir.
Böyle durumlarda ultraviyole ışınlarına daha duyarlı hale gelen deride pigment yapımı hızlanmakta ve bunun sonucu olarak daha süratli ve yoğun bir renklenme olmaktadır. Ancak bu pigment gelişimi muntazam olmadığında açıklı koyulu lekeler ile sonuçlanmaktadır. işte bu tip lekeler bir kere oluştu mu, hemen hiç kaybolmazlar. Kışın dikkati çekmeyecek şekilde solarlar. Ne var ki ultraviyole ışınlarına karşı hassaslaşmış hücreler bu özelliklerini hafızalarında taşıdıklarından her yaz tatille birlikte bu lekeler yeniden koyulaşarak ortaya çıkarlar.
Biz cilt doktorları zaman zaman kirli gri renkte, çamur sıçraması tarzında lekelenmiş yüzler görüyoruz. Bu çok sıkıntılı durumun nedeni çoğu kez, kolonya, lavanta, tıraş losyonu ve parfüm gibi içinde bergamot esansı bulunan bir kozmetik ürün olmaktadır. Gerçekten bu maddeler fotosansibilizatör, yani ışık duyarlandırıcılar olarak bilinmektedir. Doğal olarak insanların ışığa karşı hassasiyeti farklıdır. Bu duyarlılık doğuştan olup kalıtım ile aileden gelmiş olabilir. Ancak bir de kazanılmış duyarlılık olayı vardır. Bu konu çok önemli olduğundan biraz genişletmekte yarar görüyorum.
Yaz boyunca birçoğumuz çeşitli nedenlerle ilaç alımını sürdürmek durumundayız. En azından bazı şeker hastaları şeker ayarlaması için hap alırlar, birçok kadın doğum kontrol haplarını almaya devam eder, mantarı olan antimikotik denen mantar ilacını ve anjini olan da genellikle antibiyotiğini alır. Bunun yanı sıra, bazı idrar söktürücüler, sinir hastalıkları tedavisinde kullanılan ilaçlar, tatlandırıcılar, ağrı kesiciler de yerine göre kullanılmaktadır. İşte sıraladığımız bu çok sayıdaki ilaçlar bazı kişilerde cildin güneşe karşı reaksiyonunu artırırlar.
Diğer taraftan kolonya sürüp güneşe çıkmanın zararlı olduğu hemen herkes tarafından bilinmektedir. Yukarıda saydığımız kozmetikler ve ilave olarak deodoranlar, antiseptik, boya maddesi ve katran içeren hijyen veya tedavi preparatlarının, hatta düşünüldüğünün tersine bazı antihistaminik krem ve güneş preparatlarının kullanılması da güneş allerjisi yapabilir.
Böyle durumlarda ultraviyole ışınlarına daha duyarlı hale gelen deride pigment yapımı hızlanmakta ve bunun sonucu olarak daha süratli ve yoğun bir renklenme olmaktadır. Ancak bu pigment gelişimi muntazam olmadığında açıklı koyulu lekeler ile sonuçlanmaktadır. işte bu tip lekeler bir kere oluştu mu, hemen hiç kaybolmazlar. Kışın dikkati çekmeyecek şekilde solarlar. Ne var ki ultraviyole ışınlarına karşı hassaslaşmış hücreler bu özelliklerini hafızalarında taşıdıklarından her yaz tatille birlikte bu lekeler yeniden koyulaşarak ortaya çıkarlar.
Sponsorlu Bağlantılar:
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)