Uzmanı Doç. Dr. Nermin Tansuğ, prematüre bakımı hususunda mühim bilgiler aktarıyor.
Yenidoğan Ünitesinin Ortamı Önemli
Stresin bile beyin gelişimini menfi etkilediğini, yapılmakta olan radyolojik ve başka incelemelerin bunu kanıtladığını söyleyen Doç. Dr. Nermin Tansuğ, "Bebek yenidoğan ünitesinde stres içindeyse, ağrısı varsa, üşüyorsa, vücut ısısı yüksekse, bebeğe sert girişimlerde bulunuluyorsa bütün bunlar bebeğin hafızasına kaydoluyor ve uzun vadede türlü travmalara neden olabiliyor" diyerek yaklaşımın ve hastanenin fiziki şartları nın epey mühim olduğunun altını çiziyor.
Enfeksiyon Riski Fazla
Başka bir mühim konu da bebeğe fazlaca el sürmenin sakıncalı olduğu. Bağışıklık sisteminin düşük olması sebebiyle bu bebeklerde enfeksiyon riskinin yüksek olduğunu ifade edici Doç. Dr. Tansuğ, ""Bebeğe her dokunuş enfeksiyon ihtimalini fazlalaştırır. Mümkün olduğunca bebeği ellemeyip rahat bırakmak gerekir. Bu sebeple de genelde bütün bakımlar bariz bir saate toplanır"" diyor.
Bebeğin ağrı çekmemesi için de gerekli önlemlerin alınması mühim bir nokta. Eğer bazı tedavilerin uygulanması gerekiyorsa olanaklı olduğu kadar bebeğin bu süreci ağrısız geçirmesi sağlanmaktadır.
Anne Bebeğe Dokunduğu An Aralarında Kuvvetli Bir Bağ Oluşuyor
Erken doğan bebek uzun bir müddet yenidoğan ünitesinde kalabiliyor ve dolayısıyla bu süre boyunca anneden ayrı olmaktadır. Eğer o sırada anne bebeğini ziyaret etmeyip dokunmuyorsa anne* bebek arasında bağ oluşmadığına dikkat çeken Doç. Dr. Tansuğ, ""Bebek stabilize olduğu an, anne ile alakalı de çok büyük bir sorun yok ise biz anneyi üniteye almaktayız. Bebek de annesi dokununca bunu hissediyor"" diyor ve duygusal bağın ne denli güçlü olduğunu bir örnekle açıklıyor: ""Öyle ki, bazı zamanlar bebeğin aralıklı solunum sıkıntısı olduğunda, bebeği anne kucağına verdiğinizde bütün sıkıntı sona eriyor. Bununla birlikte bu ten teması annenin süt üretimini da artırıyor.""
Bebeğiniz Taburcu Edildikten Sonra
Erken doğan bebek her ne kadar gerekli testler yapılıp, sağlığına kavuşarak hastaneden taburcu edilse de bakım süreci devam etmektedir. Bilhassa evde bebeğe yapılmakta olan ziyaretler enfeksiyon riskini artırdığından bu konu ile ilgili ailenin ve yakın çevresinin anlayışlı, bilinç sahibi bir tutum sergilemesi gerekmektedir. Odanın sıklıkla havalandırılması, ışıklandırmanın sağlanması, bebeğe dokunma dan evvel ellerin yıkanması bilhassa damlacık enfeksiyonu ve respiratuar sinsisyal virüs riskini azaltmak yönünden epey önemli. Birinci aydan başlayıp rutin aşıları ile respiratuar sinsisyal virüsünden koruyan, ilk beş ay süresince aylık aşıların yapılması, anne* babanın da boğmacaya karşı muhakkak aşılanması, bebeğin günlük olarak temiz hava alması için dışarı çıkartılması, yine taburculuk sonrası yapılışı lazım olan bakım kıstasları içerisinde er alıyor.
Bebeğin giydirilişi hususunda aşırılıktan kaçınılışı gerektiğini de hatırlatan Doç. Dr. Tansuğ, "Siz kendinizi nasıl rahat hissediyorsanız çocuğunuza bir kat fazlasını giydirin" diyor. Doç. Dr. Nermin Tansuğ, bebeğin dokunma hissinin gelişmesi için ise eldiven giydirilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Bebeğinize Masaj Yapın
Prematüre bebeklerde masaj büyük ehemmiyet taşıyor. Kas gelişimi ve bebeğin daha basit uyuması için yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde bebeğin kaslarına bazı germe hareketleri yapılmaktadır. Bunun yardımıyla sonrdan meydana gelebilecek ortopedik sorunlar da azalabiliyor. Dokunarak bebeğe uyarı vermek, beyin gelişimi yönünden da olumlu neticeler verirken, yapılmakta olan masajlar bebeğin gaz gibi problemlerini de önlüyor.
Kontroller İlkokul Çağına Kadar Sürmekte
Yenidoğan ünitesinden çıkan bebeğin bakımı düzenli kontrollerle devam ediyor; dördüncü haftadan sonra göz muayenesi, işitme taraması ayrıntılı olarak yapılıyor ve sonrdan poliklinikte gelişimleri takip ediliyor. Bebeğin zamanında başını dik tutmasından, oturmasından ve emeklemesinden okul dönemine kadar ciddi bir izleme programına elbette tutulduğunu ifade edici Doç. Dr. Tansuğ, "Çocuğun ilkokuldaki başarısını görene kadar kontrollere devam ediyoruz. Zira bebekken hiç bir şey fark edilmez ama ilkokul dönemine geldiğinde öğrenme sorunları ya da hiperaktivite meydana gelebilir" diyor.
İlgili aramalar: prematüre bebek bakımı nasıldır, erken doğan bebeklerin bakımı
erken doğum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
erken doğum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Ocak 2016 Pazartesi
24 Aralık 2015 Perşembe
Erken Doğum Nasıl Anlaşılır?
Erken Doğum Nasıl Anlaşılır?
Gebelerde doğumun gerçekleşmesi için rahimde kasılma olması ve bu kasılmaların rahim ağzını açacak kadar şiddetli ve sürekli olması gereklidir. Fakat her kasılmada da ağrı olmayabilir. Genelde belde ve kasıklarda adet sancısına benzer ağrılar hissedilir. Kişi bunu karnında bir sertleşme olarak hisseder. Eskiden söylenen ve günümüzde de bilinen kadınları içinde halk arasında nişan adı verilen sümüğümsü bir tıkacın gelmesi ya da normalden fazla sulu bir akıntı olması erken doğum göstergesidir. İstirahat ile geçmeyen bu tür sancılar olduğunda doktora başvurulmalıdır. Bebek aşağıya doğru bastırıyor gibi bir his oluşur. Erken doğum belirtileri hissettiğinizde yaptığınız işi bırakın. Bir saat sol yanınıza dönerek yatın. 2-3 bardak su için.1 saat içinde belirtilerde gerileme olmaz ise doktorunuza haber vermelisiniz. Gebeye tanı konduktan sonra tedavi tıbbi olarak yapılır. Çok şiddetli durumlarda hastaneye yatırılarak damardan verilen ilaçlar yardımı ile kasılmalar azaltılmaya çalışılır. Gebeliğin devam etmesinin anne ya da bebeğin hayatını tehlikeye atacağı düşünülürse tokoliz (rahim kasılmalarının durdurulmasına yönelik girişim) uygulanmaz. 37 haftayı geçen bir gebelik ise, sancılar doktorunuzun takibiyle kendi seyrine bırakılabilir.
İlgili aramalar: erken doğum nasıl anlaşılır, erken doğumun belirtileri neler, doğumun belirtileri nelerdir, doğumun başladığı nasıl anlaşılır
Gebelerde doğumun gerçekleşmesi için rahimde kasılma olması ve bu kasılmaların rahim ağzını açacak kadar şiddetli ve sürekli olması gereklidir. Fakat her kasılmada da ağrı olmayabilir. Genelde belde ve kasıklarda adet sancısına benzer ağrılar hissedilir. Kişi bunu karnında bir sertleşme olarak hisseder. Eskiden söylenen ve günümüzde de bilinen kadınları içinde halk arasında nişan adı verilen sümüğümsü bir tıkacın gelmesi ya da normalden fazla sulu bir akıntı olması erken doğum göstergesidir. İstirahat ile geçmeyen bu tür sancılar olduğunda doktora başvurulmalıdır. Bebek aşağıya doğru bastırıyor gibi bir his oluşur. Erken doğum belirtileri hissettiğinizde yaptığınız işi bırakın. Bir saat sol yanınıza dönerek yatın. 2-3 bardak su için.1 saat içinde belirtilerde gerileme olmaz ise doktorunuza haber vermelisiniz. Gebeye tanı konduktan sonra tedavi tıbbi olarak yapılır. Çok şiddetli durumlarda hastaneye yatırılarak damardan verilen ilaçlar yardımı ile kasılmalar azaltılmaya çalışılır. Gebeliğin devam etmesinin anne ya da bebeğin hayatını tehlikeye atacağı düşünülürse tokoliz (rahim kasılmalarının durdurulmasına yönelik girişim) uygulanmaz. 37 haftayı geçen bir gebelik ise, sancılar doktorunuzun takibiyle kendi seyrine bırakılabilir.
İlgili aramalar: erken doğum nasıl anlaşılır, erken doğumun belirtileri neler, doğumun belirtileri nelerdir, doğumun başladığı nasıl anlaşılır
21 Eylül 2014 Pazar
Doğumun Erken Başlamasının Nedenleri
Doğumun Erken Başlamasının Nedenleri
Doğum eylemi çoğu kez kendiliğinden başlamaktadır. Anne ve/veya bebek hayatının tehlikede kaldığı durumlarda ise doktor tarafından erken doğum hükmü verilir ve induksiyon (yapay sancı) veya sezaryen yolu ile doğum yaptırılır.
Doğum eylemini erken başlatan fazlaca sayıda etken vardır. Bunların içinde en tesirli olanlar çoğul hamilelik ve polihidramniyostur (bebeğin sıvısının normalden daha çok olması) Bu iki durum uterusun kapasitesinden daha fazla gerilmesine ve bu büyük yükten "kurtulmak için" miyad dolmadan kasılmasına sebep olabilir. İkiz gebelikte doğumun tekil gebeliklerden daha erken başlaması kuraldır ve birtakım durumlarda eylem 36. hafta dan evvel başlayabilir.
Suların miyad dolmadan gelmesi, yani erken membran rüptürü (EMR) de doğum eylemini başlatan başka bir etkendir. Suların gelmesiyle açığa çıkan birtakım maddeler ve olaya eklenen enfeksiyon erken doğum eylemini harekete geçirir.
Üreme sistemi enfeksiyonları (özellikle B grubu streptokoklarla meydana gelen enfeksiyonlar, bakteriyel vajinozis ve trikomonaslardan kaynaklı vajinit, klamidyalar, anaerob bakteriler, ureoplasma ve mikoplazmalarla oluşan enfeksiyonlar ) ve üriner sistem (idrar yolları) enfeksiyonları erken doğum eylemini başlatabilir.
Placenta previa (plasentanın doğum geçitini kapatması), ablatio placenta (plasentanın erken ayrılması) gibi durumlarda da doğum eylemi daha erken başlayabilir.
Anne adayının beslenmesinin yetersiz olması, maddi durumunun düşük olması, yaşanılmakta olan coğrafi bölgenin özellikleri, anne adayında ciddi anemi (kansızlık), sigara tüketimi gibi etkenler de doğum eylemini başlatmada tesirli olabilmektedir.
Doğum eylemi çoğu kez kendiliğinden başlamaktadır. Anne ve/veya bebek hayatının tehlikede kaldığı durumlarda ise doktor tarafından erken doğum hükmü verilir ve induksiyon (yapay sancı) veya sezaryen yolu ile doğum yaptırılır.
Doğum eylemini erken başlatan fazlaca sayıda etken vardır. Bunların içinde en tesirli olanlar çoğul hamilelik ve polihidramniyostur (bebeğin sıvısının normalden daha çok olması) Bu iki durum uterusun kapasitesinden daha fazla gerilmesine ve bu büyük yükten "kurtulmak için" miyad dolmadan kasılmasına sebep olabilir. İkiz gebelikte doğumun tekil gebeliklerden daha erken başlaması kuraldır ve birtakım durumlarda eylem 36. hafta dan evvel başlayabilir.
Suların miyad dolmadan gelmesi, yani erken membran rüptürü (EMR) de doğum eylemini başlatan başka bir etkendir. Suların gelmesiyle açığa çıkan birtakım maddeler ve olaya eklenen enfeksiyon erken doğum eylemini harekete geçirir.
Üreme sistemi enfeksiyonları (özellikle B grubu streptokoklarla meydana gelen enfeksiyonlar, bakteriyel vajinozis ve trikomonaslardan kaynaklı vajinit, klamidyalar, anaerob bakteriler, ureoplasma ve mikoplazmalarla oluşan enfeksiyonlar ) ve üriner sistem (idrar yolları) enfeksiyonları erken doğum eylemini başlatabilir.
Placenta previa (plasentanın doğum geçitini kapatması), ablatio placenta (plasentanın erken ayrılması) gibi durumlarda da doğum eylemi daha erken başlayabilir.
Anne adayının beslenmesinin yetersiz olması, maddi durumunun düşük olması, yaşanılmakta olan coğrafi bölgenin özellikleri, anne adayında ciddi anemi (kansızlık), sigara tüketimi gibi etkenler de doğum eylemini başlatmada tesirli olabilmektedir.
7 Mart 2013 Perşembe
Erken Doğumun Sınıflandırılması
Erken doğum nasıl olur?
Erken doğum son adet gördüğünüz zamanın birinci gününden itibaren başlayarak hesapladığınızda 37. haftadan önce olan canlı doğuma denir. Canlı doğan bu bebeğe de prematüre bebek adı verilir. Yani kısaca 37. hafta ve öncesinde doğan tüm bebekler erken doğum olarak değerlendirilir. 36. ve 37. haftada doğanlar sınırda prematüredir. Bazen normal zamanda doğan düşük doğum ağırlıklı bebeklerle prematüre bebekler karıştırılır. 38-40. haftalarda doğan ve 2500 g'ın altında olan bebeklere düşük doğum ağırlıklı bebek denir. Düşük doğum ağırlıklı bebek ve prematüre bebek doğurmanın çeşitli nedenleri vardır. Ancak bu noktada esas önemli olan bu bebeklerin yaşamasının ve büyümesinin sağlanmasıdır. Diğer yandan nedenler araştırılarak prematüre ve düşük doğum ağırlıklı bebeklerin doğması önlenmeye çalışılmalıdır. Günümüzde prematüre bebeklerin yaşatılmasında çok ciddi başarılara imza atılmaktadır.
Prematüre bebeğin sınırları şu şekilde çizilmiştir:
BEBEK DOĞUM HAFTASI
24-31 hafta arası: İleri derecede prematüre bebekler.
32-35 hafta arası: Orta derecede prematüre bebekler.
36-37 hafta arası: Sınırda prematüre bebekler.
Erken doğum son adet gördüğünüz zamanın birinci gününden itibaren başlayarak hesapladığınızda 37. haftadan önce olan canlı doğuma denir. Canlı doğan bu bebeğe de prematüre bebek adı verilir. Yani kısaca 37. hafta ve öncesinde doğan tüm bebekler erken doğum olarak değerlendirilir. 36. ve 37. haftada doğanlar sınırda prematüredir. Bazen normal zamanda doğan düşük doğum ağırlıklı bebeklerle prematüre bebekler karıştırılır. 38-40. haftalarda doğan ve 2500 g'ın altında olan bebeklere düşük doğum ağırlıklı bebek denir. Düşük doğum ağırlıklı bebek ve prematüre bebek doğurmanın çeşitli nedenleri vardır. Ancak bu noktada esas önemli olan bu bebeklerin yaşamasının ve büyümesinin sağlanmasıdır. Diğer yandan nedenler araştırılarak prematüre ve düşük doğum ağırlıklı bebeklerin doğması önlenmeye çalışılmalıdır. Günümüzde prematüre bebeklerin yaşatılmasında çok ciddi başarılara imza atılmaktadır.
Prematüre bebeğin sınırları şu şekilde çizilmiştir:
BEBEK DOĞUM HAFTASI
24-31 hafta arası: İleri derecede prematüre bebekler.
32-35 hafta arası: Orta derecede prematüre bebekler.
36-37 hafta arası: Sınırda prematüre bebekler.
Sponsorlu Bağlantılar:
29 Aralık 2012 Cumartesi
Erken Doğum ve Erken Doğumun Nedenleri
Erken Doğum ve Düşük
Gebeliğin 28. ve 38. haftaları arasında (38. hafta dahil değil) yapılan doğumlara erken doğum denir. Erken doğum, bebek ağırlığının 2500 gramın altında olduğu olaylardır. Eğer bebek ağırlığı 1100 gramın altındaysa, bebeğin yaşama olanağı çok azdır. Ağırlıkları 2000 gramın üstünde olan bebeklerin yaşama oranı daha yüksektir. Ancak ilerleyen tıp daha düşük doğum ağırlıklı bebeklerin de yaşamasına imkan vermektedir. Tabi burada bebeğin çok iyi bir tedavi ve bakıma ihtiyacı vardır.
Erken doğumun nedenleri kesinlikle bilinmemekle birlikte, gebe kadının iyi beslenmemesi yani beslenme bozuklukları, preeklampsi, kanama ya da çoğul gebelik genel nedenler arasında sayılabilir.
Kanamalar, doğum sancılarının başlaması ve fetüs zarının yırtılması, erken doğumun başlayacağını gösteren başlıca belirtilerdir. Gebe kadın bu belirtiler üzerine hemen bir doğum kliniğine ya da hastaneye kaldırılmalıdır. Kimi zaman gebeliğin kısa bir süre için de olsa, uzatılabilmesi mümkün olabilir.
Erken doğan bebekleri (prematüre) enfeksiyona karşı korumak için enkübatöre (küvöz) alınmalı, sıcak tutulmalı, yutma ve emme yeteneklerinin varlığından emin olmadıkça ağız yoluyla besleme yönüne gidilmemelidir.
Etiketler:
erken doğum,
erken doğumun nedenleri,
prematüre,
prematüre bebek
28 Mart 2012 Çarşamba
Prematüre Bebek Nedir?
Bir bebek normalden az süren gebelikten sonra vaktinden önce ve gelişmemiş olarak doğarsa, erken doğmuş (prematüre) bebekten söz edilir.
Genellikle:
- Gebelik süresi 37 haftadan az,
- Doğan bebeğin ağırlığı 2.500 gr. ya da daha az,
- Bebeğin boyu 47 cm. ya da daha az olan bebekler, erken doğmuş olarak kabul edilir.
Bebeğin ne şekilde bakılması gerektiğinin kararlaştırılmasında gelişim derecesi ve buna bağlı olarak zayıflık önemli rol oynar.

Tüm çocukların yaklaşık olarak: % 8-12'si erken ve gelişmemiş olarak doğar. Kilo azlığı ve boy kısalığından başka aşağıdaki belirtiler de bebeğe prematüre niteliğini verir:
- Cılız, ince, kırışık cilt,
- Yoğun parlak kırmızı cilt rengi,
- İnce, parlak karın örtüsü,
- Vücudun birçok yerlerine yayılmış ve bol miktarda tüy,
- İnce kıllı, az miktarda saç ve kaş,
- Ayak tabanlarının ön kısmında az sayıda ayak çizgileri,
- Kulak kıkırdağının yokluğu ya da iyi gelişmemesi,
- Erkek bebeklerde testislerin torbada olmaması,
- Dış üretim organlarında büyük dudakların küçük dudakları örtmemesi (kız).
ERKEN DOĞUMUN NEDENLERİ NELERDİR?
Erken doğumun nedenleri çok çeşitlidir. Bunlar arasında özel yaşam koşulları (ağır iş, deniz düzeyinden fazla yüksek yerlerde oturma, kalıtsal özellikler, nikotinin veya alkolün aşırı derecede alınması, annenin yetersiz beslenmesi vb.), vücut nitelikleri (ana-babanın ufak tefek olmaları vb.), annenin gebelikten önce ve gebelik sırasında geçirdiği hastalıklar sayılabilir. Bazen erken doğumun nedeni, doğrudan doğruya bebeğin gelişimiyle ilgilidir (ikizler, anormal gelişim).
Bebeğin gerektiği gibi gelişmemesi ve yaşama gücünün azlığı, elbette yeni doğmuş bir bebeğin yaşamı için çok daha büyük tehlikedir. Bebek henüz soluk alma, beslenme ve sindirme, vücut sıcaklığını koruma, mikroplara karşı direnç gibi önemli yaşam çalışmalarını aksatmadan sürdüremez. Erken doğan bebekler, bizim bugün riziko bebekler olarak nitelendirdiğimiz bebeklerin büyük bir bölümünü meydana getirirler. Bunların yaşama şansları, olgun doğmuş bebeklerinkine oranla daha azdır. Akciğerlerin ve beyindeki solunum merkezinin gelişmemiş olması, çok tehlikeli 'nefes darlığı ve oksijen yetersizliği'ne neden olabilir. Karaciğerin toksin (zehir) giderici fonksiyonunu yeterince yerine getirememesi akut (birden olan) ve kronik (uzun süren) sarılığa neden olabilir. Kanamaya eğilim ve diğer organ sistemlerindeki yetersiz çalışma eğilimleri daha büyüktür. Tüm bunlara karşın modern tıp, erken doğan bebeklerin çoğunu yaşatmayı başarmaktadır. Hastanelerin ve doğum evlerinin tam donanımlı yenidoğan yoğun bakım servislerinde erken doğmuş bebekler için küvöz vardır. Erken doğmuş bebek, küvözde; değişmez ısı, nemlilik, oksijen miktarı ayarlanmış ve sterilize edilmiş bir ortamda korunarak yaşatılır. Küvöz, bebeklere hareket olanağı sağladığı gibi, havadan alınacak mikroplara karşı da onları korur.
Erken doğmuş bebeklerin bakımı, beslenmesi, tedavisi ve hastalıktan korunması özel bakım isteyen bir iştir. Erken doğmuş bebek tüm bu tehlikeleri atlatacak yaşama gücüne sahipse, genellikle birkaç hafta sonra annenin bakımına verilebilir. Hastaneden çıkarken anneye bakım ve beslenmenin tüm incelikleri anlatılır. Bir "riziko bebek" olan bebek, zaman zaman bir çocuk doktoru tarafından özel bir itinayla muayene edilir. Böylece, sonradan ortaya çıkması mümkün olabilecek aksaklıklar zamanında görülerek erken tedavi için gerekli tedbirler alınır. Hastanelerimizde erken doğmuş bir bebeğin normal gelişimi için gerekli koşullar sağlanabilir.
Aramalar: prematüre nedir , küvöz nedir , pırematüre ne demek , kaç haftalık bebekler erken doğum sayılır
Genellikle:
- Gebelik süresi 37 haftadan az,
- Doğan bebeğin ağırlığı 2.500 gr. ya da daha az,
- Bebeğin boyu 47 cm. ya da daha az olan bebekler, erken doğmuş olarak kabul edilir.
Bebeğin ne şekilde bakılması gerektiğinin kararlaştırılmasında gelişim derecesi ve buna bağlı olarak zayıflık önemli rol oynar.
Tüm çocukların yaklaşık olarak: % 8-12'si erken ve gelişmemiş olarak doğar. Kilo azlığı ve boy kısalığından başka aşağıdaki belirtiler de bebeğe prematüre niteliğini verir:
- Cılız, ince, kırışık cilt,
- Yoğun parlak kırmızı cilt rengi,
- İnce, parlak karın örtüsü,
- Vücudun birçok yerlerine yayılmış ve bol miktarda tüy,
- İnce kıllı, az miktarda saç ve kaş,
- Ayak tabanlarının ön kısmında az sayıda ayak çizgileri,
- Kulak kıkırdağının yokluğu ya da iyi gelişmemesi,
- Erkek bebeklerde testislerin torbada olmaması,
- Dış üretim organlarında büyük dudakların küçük dudakları örtmemesi (kız).
ERKEN DOĞUMUN NEDENLERİ NELERDİR?
Erken doğumun nedenleri çok çeşitlidir. Bunlar arasında özel yaşam koşulları (ağır iş, deniz düzeyinden fazla yüksek yerlerde oturma, kalıtsal özellikler, nikotinin veya alkolün aşırı derecede alınması, annenin yetersiz beslenmesi vb.), vücut nitelikleri (ana-babanın ufak tefek olmaları vb.), annenin gebelikten önce ve gebelik sırasında geçirdiği hastalıklar sayılabilir. Bazen erken doğumun nedeni, doğrudan doğruya bebeğin gelişimiyle ilgilidir (ikizler, anormal gelişim).
Bebeğin gerektiği gibi gelişmemesi ve yaşama gücünün azlığı, elbette yeni doğmuş bir bebeğin yaşamı için çok daha büyük tehlikedir. Bebek henüz soluk alma, beslenme ve sindirme, vücut sıcaklığını koruma, mikroplara karşı direnç gibi önemli yaşam çalışmalarını aksatmadan sürdüremez. Erken doğan bebekler, bizim bugün riziko bebekler olarak nitelendirdiğimiz bebeklerin büyük bir bölümünü meydana getirirler. Bunların yaşama şansları, olgun doğmuş bebeklerinkine oranla daha azdır. Akciğerlerin ve beyindeki solunum merkezinin gelişmemiş olması, çok tehlikeli 'nefes darlığı ve oksijen yetersizliği'ne neden olabilir. Karaciğerin toksin (zehir) giderici fonksiyonunu yeterince yerine getirememesi akut (birden olan) ve kronik (uzun süren) sarılığa neden olabilir. Kanamaya eğilim ve diğer organ sistemlerindeki yetersiz çalışma eğilimleri daha büyüktür. Tüm bunlara karşın modern tıp, erken doğan bebeklerin çoğunu yaşatmayı başarmaktadır. Hastanelerin ve doğum evlerinin tam donanımlı yenidoğan yoğun bakım servislerinde erken doğmuş bebekler için küvöz vardır. Erken doğmuş bebek, küvözde; değişmez ısı, nemlilik, oksijen miktarı ayarlanmış ve sterilize edilmiş bir ortamda korunarak yaşatılır. Küvöz, bebeklere hareket olanağı sağladığı gibi, havadan alınacak mikroplara karşı da onları korur.
Erken doğmuş bebeklerin bakımı, beslenmesi, tedavisi ve hastalıktan korunması özel bakım isteyen bir iştir. Erken doğmuş bebek tüm bu tehlikeleri atlatacak yaşama gücüne sahipse, genellikle birkaç hafta sonra annenin bakımına verilebilir. Hastaneden çıkarken anneye bakım ve beslenmenin tüm incelikleri anlatılır. Bir "riziko bebek" olan bebek, zaman zaman bir çocuk doktoru tarafından özel bir itinayla muayene edilir. Böylece, sonradan ortaya çıkması mümkün olabilecek aksaklıklar zamanında görülerek erken tedavi için gerekli tedbirler alınır. Hastanelerimizde erken doğmuş bir bebeğin normal gelişimi için gerekli koşullar sağlanabilir.
Aramalar: prematüre nedir , küvöz nedir , pırematüre ne demek , kaç haftalık bebekler erken doğum sayılır
Sponsorlu Bağlantılar:
Etiketler:
erken doğum,
küvöz,
prematüre,
riskli gebelikler,
riziko bebek
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)