hücre etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hücre etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ekim 2014 Cuma

Mitokondri Nedir? Mitokondrinin Görevleri Nelerdir?


MİTOKONDRİ



Mitokondriler için hücrenin enerji santralleridir diyebiliriz­. Mitokondrilerde, yağ asidi yıkımı, sitrat siklusu ile üre siklusunun bir­takım bölümleri ve bilhassa solunum zinciri ve buna bağlı ATP bireşimi olaylanır­­. Mitokondri­nin jel kıvamın­da matriksinde adı geçen  sentezler için lazım olan enzim bulunmaktadır­­. Aminoasit (Glutamin asidi, Citrulin) ya da steroidhormonların biyosentezleri de, mitokondrilerde ikincil işlev olarak kabul edi­lir­­. Bu çok yönlü ve mü­him işlemler, hücre başına isabet o­lan mitokondri sayısı ile ilişiktir­­. Mitokondri işlevi, aktif taşıma ile yakınen  ilgilidir­­. Ca2+ Mg2+ ve K+ iyonları mitokondrideki yoğunluk düşüşüne bağlı bir şekil­de içeri alınmaktadır­­. Bu değiş tokuşta anyon ya da H+ iyonları serbest bırakılır­­. Mitokondriler kanalı ile olan aktif iyon hareketi, hücre işlevi­nin denetimi için önemlidir­­. Mitokondriler birçoğu kez, hücrenin yönlendirilir iyon sistemi olarak kabul edi­lir­­. Bir memeli hayvan karaciğer hücresinde 1 000-1 500 mitokondri bulunmaktadır­­. Az beslenme hallerinde bu sayı 500-700'e iner­. Çizgili bir kas hücresinde, kasın çalışıp çalışmama­sı ile mitokondri sayısı değişir­­. Çalışan kasdaki sayı fazladır­­. Bu da Enerji kazanımı için var olan enzimin artma ya da azalma­sı ile ilgilidir­­. Bu durum hücrenin protein işlevi­nin yüzde 30'udur­. Daha büyük hücrelerde bu sayı beşyüzbine çıkar (dev amip)­.
mitokondri nedir, mitokondrinin görevleri

Mitokondriler fonksiyonlarına bağlı bir şekil­de küre, çubuk ve dallı ipliğimsidir­­. Büyüklükleri 0,5 x 0,5 x 1 ila 1 x 1 x 5 um arasında olur­­.

Mitokondri örtüsü genel olarak 7-10 nm kalınlığın­da iki membran­dan olmakta­dır­­. İkisi arasın­da perimitokondrial alan bulunur­. Dış membran bazı zamanlar ER-sisternalarına bağlı oldukça iyi geçirgendir (hat­ta disakkaridleri bile geçirir)­.

İç membran fazlaca sayıda girintiye maliktir­­. Genel­de "CRISTA" denilen  yaprağa benzeyen, bazı zamanlar tüp gibi (memeli hayvan hücresinde), bitkilerde cep biçimin­de "SACCULI" denilen  oluşumlar bulunur­. Geçirgen  olmaz ve yalnızca belirli bir­takım moleküller için geçirgendir (Mol­. ağırlığı <>

Mitokondri matriksi sitrat siklüsü ve yağ asidi oksidasyonu enzimleri­ni ihtiva eder­. İç kısımlar­da örneğin piruvat, karboksilleşir ya da solunumda dekarboksilleşir; burada mitokondrial biyosentezlerin birçoğu olaylanır­­. Mitokondri matrikslerinde DNA, RNA(tRNA, rRNAb rRNA2), mRNA ve Ribozomlar (70S) bulunmaktadır­­. Mitokondri, DNA-replikasyonu, transkripsiyon ve protein biyosentezi yapmakta­dır­­. Mitokondrideki DNA miktarı hücrede bulunanın fakat yüzde 0­.2'si kadar olur­. Mitokondri iç membranındaki enzimlerin kısmen  mitokondriyal DNA tarafı ile şifrelendiği kabul edi­lir­­. Bira mayası hücresinde bulunan sitokrom a, a3, b ve cl'in mitokondriyal DNA tarafı ile belirlenmiş olduğu kanıtlana­bilir­­. Mitokondri matriksinde 5 ila 10 DNA molekülü bulunmaktadır­­. Mitokondrial DNA (mtDNA) hayvan hücresinde küçük olup en  çok 2-3 düzine protei­ni şifrelemekte­dir­­. Bitki hücresi mtDNA'sı oldukça iridir­­. İnsanın mtDNA'sı, rRNA molekülü, 22 farklı tRNA türü ve 13 farklı protei­ni şifrelemekte­dir­­. Bunlar­dan 5 protein tespit edilemilmiştir­­.

Mitokondriler fakat birkaç gün yaşamakta­dır­­. Enine bölünme ile çoğalmakta­dır­­. Bunlar embriyonal hücrelerdeki promitokondrilerden  de gelişir ve çok küçük vesiküller olup yoğun matriksli, çift membranlıdır­­. İç membranların­da zaman içerisinde cristalar gelişir­­. Promitokondriler, bölünme ile kendilerin­den  ve tomurcuklanma ile gelişmiş mitokondrilerden  olmakta­dır­­. Mitokondri­nin ortalama olarak ömrü, hücreye göre daha azdır­­. Karaciğer hücre mitokondrileri 7-10 gün yaşamakta­dır­­.

Mitokondriler birazcık da olsa kalıt­sal bilgiye maliktir­­. Eşeysel çoğalmada mitokondriyal bilgi değişmemekte­dir­­. Yumurta hücreleri mitokondri ya da promitokondrileri döle nakleder­. Hayvan sperma­sı oluşumun­da birçok mitokondri bir iplik şekli­ni alır­­. Memeli hayvan spermi­nin orta bölümünde, 4 tane iplik mitokondri helezonik bir şekil­de bulunmaktadır­­.

Hücre Çekirdeği


Hücre Çekirdeği (Nukleus, Karyon)

Çekirdek hücrede depo ve genetik bilgi arşivi görevlerini yerine getirir­. Genetik bilgi çift dizinli DNA moleküllerinde depolanır­­. Burada DNA kopyalanması (iki misline çıkma) olmakta­dır­­. RNA bireşimi ile genetik zincirleri burada başlamaktadır­­. Çekirdeğin inferfaz, mitoz ve çalışma halleri bulunur­. Interfaz çekirdeğinde kromozomların DNA'sı iki misline çıkmakta­dır­­.

Hücre Çekirdeği­nin Yapısı
nukleus

Çalışma çekirdeği ve inferfaz çekirdeğinde RNA bireşimi olmakta­dır­­. Genel­de küre biçimin­de olan çekirdek hücredeki en  büyük organeldir­­. Elastik olup, hücre yapısına bağlı bir şekil­de biçimlenir­­. Elektron mikroskobik izlemlerden  çekirdeğin bir kılıfla sarılmış olduğu izlenmektedir­­. Bu bir iç, bir de dış membran­dan olmakta­dır­­. İki membran arasın­da bulunan boşluk 20-50 nm'dir­­. Membran fazlaca sayıda çekirdek poruna sahip olup endoplazmik retikülumun bir bölümüdür­. Porlarla kesintiye uğrar­. Makromoleküller porlar kanalı ile çekirdek sitoplazma­sı (karyoplazma) ile sitoplazma arasın­da gidip gelirler­. Karyoplazma protein ve nukleikasit (RNA ve DNA) ihtiva eder­. Çekirdek, hücredeki bütün yaşamsal olayları düzenler­. DNA bölgeleri boyana­bilir ve buralara Kromatin denilir­­. Kromatin, hücre bölünme­si olayında, çekirdek bölünme­si safhasında, kromozomları teşkil eder­. Hücre çekirdekleri, "SİTO-İSKELET" yapıları, yani bir nevi çekirdek iskeleti­ni de ihtiva eder­. Bu yapı kromatin ile ilişkidedir: Kromozomlar çekirdek iskeletine asılıdır­­. Çekirdek örtüsünün gerçek yeni oluşumu, çekirdek bölünmesin­den  sonra, çekirdek iskeleti­nin kenar­da mevcut olan bölümleri tarafın­dan gerçekleşmektedir­­.

Karyoplazmada bilhassa iyi boyanan ve yüksek miktar­da RNA içeren  bir kısım bulunmaktadır­­. Buna çekirdekçik (Nukleolus) denilir­­. Sayısı bir ya da daha fazla ola­bilir­­. Ribozomal RNA sentezinde rolü bulunur­. Burada büyük RNA molekülleri sentezlenir­­. Çekirdekçik sitoplazmik ribozomların oluşumuna katılır.

İnsandaki alvuyarlar, gelişim süreçleri içinde çekirdekleri­ni kaybetmekte­dir­­. İskelet kası hücreleri ile kemik dokudaki dev kemik hücrelerinde (osteoklast) ise birden  fazla çekirdek bulunur­.

23 Ekim 2014 Perşembe

Hücre Çeperi


Hücre Çeperi ve Hücre Çeperinin Yapısı

Hücre çeperi, bitki hücrelerinde görülmekte­dir­­. Yalnız bitkilerin eşey hücrelerinde olmamaktadır­­. Onlar­da hayvan hücresi gibi plazmalema bulunur­. Lakin döllenmenin akabinde, hücre, yüzeyine ince ve jel kıvamında bir madde salgılar­. Bu madde primordial çeper'i (ilk çeper) oluşturur ve içinde Pektin bulunmaktadır­­. Pektinler, birbirleriy­le iyonlarla bağlanan, uzun zincirli karbonhidrat moleküllerin­den  ortaya çıkmakta­dır­­. Hücre bölünmesinde meydana gelen  yeni hücreleri birbirin­den  ayıran bu ilk çeper, iki hücreyi yan yana tutan orta lameldir­­. Pektinlerin temel yapıtaşı galakturon asididir­­. Pektin asidi çok zayıftır­­. Pektin kolaylık­la şişebilir­­. Hücre çeperindeki başka bir madde hemiselülözdür­. Bunlar hücre çeperi­nin yapısına katıldıkları gibi, depo maddesi olarak işlev yapmakta­dır­­.
hücre duvarı

Hücre Çeperi­nin Özellikleri

Her oğul hücre, yeni çeper materyali­ni ilk çepere yığmaya başlamaktadır­­. Bu yığım neticesin­de ilkin çeper(primer çeper) olmakta­dır­­. Bu çeperde pektinlerin oluşturmuş olduğu ana madde içinde dağılan, düzensiz mikrofibriller yer alır­­. İlkin çeperin bu yapısına dağınık yapı ya da dağınık tekstür denir ­.

Mikrofibriller selüloz'dan yapılmıştır­­. Bir selüloz molekülü, birbirlerine bağlı 10 000 glikoz molekülün­den  olmakta­dır­­. Böyle bir iplik molekülü 4 um uzunluğa ulaşa­bilir­­. Yaklaşık 2000 ipliğimsi selüloz molekülü, bir mikrofibril demeti yapmakta­dır­­. Bu demetler bitki hücre çeperi­nin yapı birimidir­­. Selülozun zincir ya da iplik molekülleri doğada serbest hal­de hiç bulunmaz ve zincirde ağ demeti biçimindedir­­. Bu birliğin çoğu bölümü kristalindir­­. Mantar hücre çeperinde yapı maddesi olarak ya selüloz veya kitin bulunur­.

Oğul hücreler büyüdüklerin­de elastik olan primer çeper de genişlemekte­dir­­. İlkin çeper bu genişlemede incelemez; zira devamlı yeni mikrofibril tabakaları birikmekte­dir­­. Kesin hücre büyüklüğüne ulaşılınca, hücre çeperi­nin enine büyüyüşü de durur­. İlkin çeperin üzerine ikincil (sekonder) çeper oturur­. Bu çeperdeki mikrofibrillerin birikimi tabaka biçimindedir ve ışık mikroskobu ile izlenmektedir­­. Burada mikrofibriller paralel olduğu için paralel yapı (paralel tekstür)'dan bahse­dilir­­. Enine büyüme esnasın­da lignin ya da suberin gibi maddeler ikincil çepere birikmekte­dir­­. Odunlaşan hücre çeperleri, yüksek basınç ve çekmeye karşı dayanıklılık kazanır­­. Kuvvetli olan ikincil çeper, hücre içerisi­ne doğru genel­de ince bir tabaka ile sarılır­­. Bu tabakaya üçüncül (tersiyer) çeper denilir­­. İlkin çeper gibi pektin temel maddesin­den  olmakta­dır­­. Bunların içinde fibriller bulunur­. İlkin çeperin tersine fibriller burada paraleldir­­. Yani ikincil çeper gibi paralel yapı göstermektedir­ler­. Tersiyer çeperin, ikincil çeper lamelleri­nin meydana geldiği yer oluşu muhtemeldir­­.

Plazmalema Nedir?


PLAZMALEMA

Hücre sitoplazmasını dışarı­dan saran membrana denilir­­. Plazmalema, hücrenin dışı ile ilişkilerde hem engel, hem de aracıdır­­. Bu görevlerine çok iyi uymaktadır­­. Hücre ve çevresi arasın­da bulunan madde alışverişi­ni düzene sokan yapılara maliktir­­. Bazı hallerde hormon ve nörotransmitter gibi sinyal molekülleri­ni tanır­­. Bunun için gerekli reseptörlere(almaç) maliktir­­. Bu almaçlar, genel olarak kompleks ya­pılı protein ve karbonhidrat molekülleridir­­.

Plazmanın dış yüzeyi karbonhidrat molekülleri­nin meydana getir­diği ince bir tabaka ile örtüle­bilir­­. Bu glikojen  benzeri moleküller, membranın lipid ve protein moleküllerine bağlı ola­bilir­­. Buna göre "Glikol ipid" ya da "Glikoprotein" den  bahsedilir­­. Bu tabakanın adına "Glikokaliks" denir ­. Gevşek ve lifli ağsı bir yapı gibi görünmektedir­. Glikokaliks alyuvarlar­da kan grubu antijenleri­ni yapa­bilir­­. Ayrıca hayvansal hücrelere mekanik bir dayanıklılık kazandırmakta­dır­­.

25 Ocak 2014 Cumartesi

Makrofaj Nedir?


Makrofaj Nedir?

Pinositoz ve fagositoz yapan hücrelerdir. Makrofaj hareketli ve sabit olmak üzere iki tiptir. Hareketli Makrofaj Amöboid olarak hareket ederek doku içindeki görevini yerini getirmektedir. Sabit Makrofaj iğ ve yıldız şeklinde, çekirdekleri oval, kromatince zengindir. Hareketli Makrofaj diğer bağ doku hücreleri ile koordineli olarak çalışır ve organizmayı çeşitli materyallere karşı korur. Uzun ömürlü olup dokularda aylarca yaşayabilirler.

17 Mart 2012 Cumartesi

İnsan Nasıl Doğar?


İnsan Hayatı Nasıl Başlar? Nasıl Doğarız?

Davranışlarında öylesine karışık, birbirlerinden öylesine farklı olan insanoğlu, döllenmiş, bir tek hücreden gelişir. Bu hücre (döllenmiş yumurta) birden, birbirine eş iki hücreye bölünür. Bu iki hücre dört eş hücre yapmak üzere ayrılır, onlar da yeniden ayrılır ve bu gelişme böylece devam eder. Yeniden bölündükçe bazı hücre grupları değişik olur veya değişir, belirli dokuları veya organları meydana getirir. Örneğin bazı hücreler kemikli iskeleti meydana getirir, bazısı kasları, diğeri de kalbi ve damarları. Yine diğeri kanın içinde bulunan ve dokulara oksijen taşıyan kırmızı kan hücrelerini oluşturur ve diğerleri bizi mikroplara karşı koruyan beyaz kan hücrelerini oluşturur. Bir başka hücre grubu ise beyindeki ve sinirlerdeki sinir hücrelerini meydana getirmek üzere çoğalır.

Ayrı görevlere sahip bütün bu hücre grupları döllenmiş bir tek yumurta hücresinden meydana gelmiştir. Ve her bir hücrede de diğer her hücrenin görevini yapmaya yetecek kadar bilgi vardır; hücre bir kere bölündükten sonra asla kendi görevinin dışına çıkmaz. Bu bilginin yarısı ailenin baba tarafından gelir ve yumurtayı döllemiş olan sperm ile iletilir; diğer yarısı da anne tarafından gelir ve yumurtanın kendi maddesi içinde bulunur.

Hücrenin belirli görevini yerine getirebilmesi için gerekli bilgi her hücrenin merkezinde (nucleus) bükülü iplikçikler biçiminde bulunan bir maddenin içindedir. Bu ipliklere kromozom adı verilir. Kendileri de milyonlarca değişik taneden meydana gelen bu uzun iplikçiklerin asıl bilimsel adı, genlerdir. Gen, en ufak bilgi ünitesidir ve DNA (deoxyribonucleic asit) adı altında kimyasal bir maddenin bükülü iplikçiklerinden oluşur. İstekleri bilgi vererek cevaplayan çok mükemmel bir kompüter hayalleyebiliyorsanız, hücredeki genlerin nasıl çalıştığını gayet iyi anlayabiliyorsunuz demektir. Her hücrede yalnız birkaç, gen, hücrenin görevini denetlemek amacıyla çalışır, diğerleri ise üstleri kapalı ve hareketsiz durumdadır.

Dişide yumurta hücreleri, erkekte sperm dışında insan vücudunda her hücre 46 kromozom taşır. Bu kromozomların 44'ü tüm fiziksel karakteristiklerimizi ve bedensel hareketimizi denetler. Bunlar otozomlar diye adlandırılır. Diğer ikisi ise cinsiyeti belirler. Çok yakın tarihlerde insan gövdesinin hücrelerindeki kromozomların resmini çekmek mümkün olmuştur. Bu yolla kromozomlar gösterilebilmiş ve ölçülebilmiştir. Cinsiyeti belirleyen iki kromozom kolaylıkla tanınabilir. Küçüğünde bir Y biçimi vardır ve Y cinsellik kromozomu olarak adlandırılır; diğeri ise X cinsellik kromozomu adını alır. Kadın vücudunu meydana getiren milyonlarca hücrenin her birinde 44 adet otozom ve iki X kromozomu bulunur. Erkeğin gövde hücrelerinde 44 otozom, bir X kromozomu, bir de Y kromozomu vardır. En küçük hücrede bir erkeğin bir kadından farklı olduğu görülebilir, çünkü yalnız erkeğin hücrelerinde Y kromozomu vardır.

İnsan vücudunda 46 kromozomu bulunmayan hücre kadında yumurta hücreleri, erkekte ise spermdir. Bu iki çeşit hücrede yalnız 23 kromozom vardır ve bunlar kendilerine özgü, özel yollarla gelişir.

YUMURTA HÜCRELERİNİN GELİŞİMİ

Yaşamın çok erken devrelerinde (döllenmeden aşağı yukarı 20 gün sonra), bazı hücreler embriyonun barsak boşluğunun duvarında gelişir. Sonra bu hücreler barsak boşluğunun orta çizgisinin iki yanında kalınlaşmış bir kabarıklık halinde uzanan bir alana varmak üzere dokuların içinden sızarak hareket ederler. Bu yumurtayı meydana getirecek olan dokudur. Döllenmeden sonra 30'uncu günde hücreler dokunun içinde yerleşmiş olurlar, (şimdi ona gonad adı verilir) ve çoğalmaya başlarlar. Döllenmeden 140 gün sonra hamileliğin 22. haftası) yumurtada toplam 7 milyon hücre bulunur. Birçoğu hücre kabına ihtiyaç gösterir ve bunu gonad'dan elde ederler. Bu koruyucu kabın içinde gelişir ve hücrelerin çoğunda sıvı belirir. Bunlar yumurta hücreleridir, sıvı taşıyan hücrelere ise folikül denir. Koruyucu kabı olmayan hücreler yok olurlar ve doğumda yalnız 2 milyon folikül kalır. Çocukluk devresinde bu hücrelerden çoğu yıpranır ve ergenlik çağı geldiğinde yalnız 200,000 hücre kalmıştır. Ergenlikten adet kesilmesine kadar her ay 12 ile 30 arasında hücre daha gelişir ve gelişmede diğer hepsinden üstün olan bir teki, yumurtalıktan çıkarılır. Döllenebilecek olan yumurta budur. Bazen yumurtalıktan birden fazla yumurta kaçar. Ek yumurta döllenecek olursa, ikizler, üçüzler veya dördüzler meydana gelir. (îkizler başka bir olguyla da meydana gelir.)

Yumurtalıkta gelişimi sırasında yumurta, iki dişi yumurta hücresine bölünür. Bir büyük hücre ve bir küçük hücre olarak bu bölünüş eşit değildir. Her iki hücrede de 23 kromozom bulunur (22 otozom ve bir de X kromozomu). Döllenme zamanında spermanın başını maddesine kabul edecek ve yeni bir canlı meydana getirecek olan, büyük hücredir. Küçük hücre saydam kuşak'ta kalmak üzere itilir ve artık hiç bir görevi yoktur. Bunlar kutupsal beden diye adlandırılır.

SPERMA'NIN (ATMIK) GELİŞİMİ

Dişinin yumurtalığı içinde bütün hücrelerin doğumdan önce meydana geldiği ve hiç birinin sonradan oluşmadığı görülüyor. Erkek değişiktir, sperma erbezlerinde ergenlikten sonra yaşlılığa kadar devamlı oluşur.

Sperma, erbezlerinde bulunan genlerden, anababa hücrelerinden oluşur. Olgunlaşmadan önce çeşitli değişimler gösterir ve değişim sırasında her spermadaki kromozom ikiye bölünür. Bu nedenle olgun spermanın 23 kromozomu vardır. Bunlardan yirmi ikisi otozom, biri de cinsiyeti belirleyen kromozomdur. Anababa sperma hücresinde 44 otozom, bir X ve bir Y kromozomu olduğu için spermayı meydana getirmek üzere bölündüğü zaman her birinin 22 otozom, bir X veya bir Y kromozomu olacaktır. (Şekil: 5). Bu şekilde iki eşit sperma topluluğu meydana gelir; ve her cinsî boşalımda erkeğin 100 ile 400 milyon arasında sperma attığını düşünürsek bunların epey geniş hücre toplulukları olduklarını anlarız. Bir sperma topluluğunda 22 otozom ve bir X kromozom, diğerinde 22 otozom ve bir Y kromozom bulunur. Y kromozomu taşıyan sperma yumurtayı aşılarsa yeni hücrede 44 otozom, bir X kromozomu, bir de Y kromozomu bulunacaktır. Bu sonuçtan doğacak bebek bir erkek çocuğu olacaktır. Yumurtayı aşılayan sperma 22 otozomlu ve bir X kromozomlu ise doğacak hücrede 44 otozom ile iki de X kromozom bulunacaktır. Bu sonuçtan doğan bebek kız olacaktır. Böylece çocuğun cinsiyetini babanın belirlediği ortaya çıkıyor.

YUMURTANIN DÖLLENMESİ

döllenme nedir yumurtanın döllenmesi spermin yumurtaya girişi

Cinsel birleşme sırasında vajinanın üst kısmına bırakılan milyonlarca spermadan bir teki yumurtayı döllediği zaman yeni bir hayat başlar. Rahim boynu cidarına bırakılan milyonlarca spermadan yalnız birkaç bini rahim boynunun kıvrımlı, mukoz tünellerinden geçip rahim boşluğuna varmayı başarır. Bunlardan ancak birkaç yüzü rahmin dar kısmını geçerek yumurta kanalına varabilir ve yalnız birkaç düzinesi dış hücre uçlarının meydana getirdiği akıntıya karşı yüzerek yumurtaya erişebilir. Bunlardan da sadece bir tanesi hücrelerden, yumurtayı çevreleyen katı, parıltılı, saydam kabuktan öteye geçebilir. Bir kere sperm yumurtanın 'kabuğunu' delip geçtikten sonra onu değiştirir ve böylece başka hiç bir sperm kabuğu delip geçemez. Bu şekilde yumurta yalnız bir tek sperm tarafından döllenir. Yumurtanın ve spermanın kromozomları bir araya geldikleri an yeni hayat başlar. Bu bölümün başında anlatıldığı gibi genlerin denetimi altında bir insan meydana gelene kadar yumurta yeniden bölünür.

Spermanın bir başı, bir orta kısmı ve bir kuyruğu (kamçı) vardır.

sperm nedir sperm hücresi sperma

Baş krozomları taşır, orta kısım gereken enerjiyi sağlar, kuyrukta kadının cinsel organlarındaki yolculuğu yapmasına yardım eder. Sperm yumurtaya eriştiği zaman başı yumurtanın dış kabuğunu delip geçer ve yumurtanın maddesine girer. Sonra baş kabukta takılıp kalır, orta kısım ile kuyruğu da yok olmaya bırakarak onlardan ayrılır.

spermin yumurtaya girişi spermin yumurtayı döllemesi

Spermin başı yumurtaya girdiği zaman çekirdeği (kromozomları taşıyan kısmı) duvarını kaybeder ve kromozomlar ortaya çıkar. Aynı anda yumurtanın çekirdeğini çevreleyen duvar da dökülür. 23 kromozomluk iki takım harekete geçer ve yeniden birleşir, böylece hücrelerdeki kromozom sayısı bir kere daha 46 olur. Bu şekilde insan vücudundaki kromozom sayısı hep aynı kalır.

yumurtanın döllenmesi spermin yumurtayı döllemesi

Kadın, kadın ise neden şudur: Kadının bedeninde her hücre (yumurta hücreleri dışında) 44 tane cinsiyetle ilgisi olmayan kromozom ile iki de X cinsellik kromozomu vardır Üstelik kadınlığı, bedeninde hiç bir hücrede Y kromozomu taşımamasıyla onaylanır.

Y kromozomun yokluğu dış ve iç cinsel organların, kadınca gelişmesiyle sonuçlanacaktır. Ayrıca Y kromozomunun olmayışının duygusal yönden de kadınlaşmaya doğru götürdüğü söylenebilir. Fakat çocukluk devresinde kadın rolünü almaya zorlayan belirgin baskılarla karşılaştırılınca söylenilen kromozomun etkisi çok basit kalır. Kız çocuğa, bilinç kazandığı andan başlayarak bir kıza davranılması gerektiği gibi davranılmıştır; erkek çocuklarından farklı olduğu gösterilmiştir; değişik işler yapar; değişik davranması beklenir ve böylece dişi olduğunu hızla fark eder.

Aramalar: insanlar nasıl ürer , üreme nasıl gerçekleşir , nasıl üreriz , insanlar nasıl doğar , bebek nasıl kız olur , bebeğin cinsiyetini ne tayin eder , cinsiyeti ne belirler , sperm nedir , yumurta nedir , ikiz bebek nasıl olur , üçüz nasıl olur