Hamilelikte Gün Aşımı
Hamilelikte 42 haftadan uzun süreli gebeliklere GÜN AŞIMI ismi verilir. Sürmatürite, postterm, postmatürite olarak da adlandırılabilir. Ortalama gebelik zamanı insanoğlunda son menstrüel periyodun ilk gününden başlayıp 280 gündür. Ovülasyon (yumurtlama) tarihinden başlayıp de 266 günlük bir zamanı kapsar. Tahmini doğum tarihi Neagele formülü ile hesaplanır. Bu kolay formülde son adet tarihinin ilk gününe 7 gün eklenerek ve üç ay geri giderek tahmini doğum tarihine ulaşılır. Lakin bu tarih kesin olmaz ve 15 gün önce vedan sonra da doğal olarak kabul edilir. Her kadında ovülasyon (yumurtlama) tabii ki kesin bir şekilde bilinemediğinden doğum tarihinin belirlenmesinde son menstrüel periyot baz alınmaktadır. Eğer ovulasyon tarihi net biliniyorsa gebelik süresi ile alakalı daha kesin bilgilere ulaşılabilir.
BEBEĞE AİT RİSKLER:
Gün aşımında, bebeği bekleyen en mühim risk, plasentada dolaşım bozulmasına bağlı bir şekilde oksijen ve yiyecek maddelerinin yeteri kadar taşınamaması neticesi fetal distres gelişimidir. Oksijenlenmenin azalması neticesi fetusun ilk tepkilerinden biri, hareketini kısıtlaması ve oksijen kullanımını azaltmaktır. Bundan dolayı bilhassa gün aşımı olan gebeliklerde, bebek hareketleri bir sağlık göstergesi olarak dikkatli bir şekilde izlenmelidir. Bir noktaya kadar tolere edilebilen oksijen kısıtlılığı, belli bir sınırın aşılışı ile fetusta refleks olarak mekonyum denilen ilk dışkının rahim içerisine yapılmasına yol açar. Bebek doğmadan amniyon sıvısı içerisine yapmış olduğu bu ilk dışkı; doğum esnasında ve hatta anne karnında bebeğin akciğerlerinin mekonyumla dolmasına yol açar. Mekonyum aspirasyonu denilen bu durum, bebekte ciddi zararlara sebep olabilir.
DİSMATÜRİTE SENDROMU:
Normalde fetus 40. haftadan sonra azıcık bir gelişim göstermektedir. Son haftalarda akciğer büyümesini da tamamlamış olan fetusta, cilt altı yağ depolanmaları haricinde, herhangi bir gelişim beklenmez. Gün aşımı başladığında Dismatürite sendromu olarak isimlendirilen tablo gelişmeye başlayabilir. Dismatürite sendromu gün aşımı olan bebeklerin yaklaşık üçte bir tanesinde görülür. Genelde cilt altı yağ depolarının kaybı neticesi buruşuk, kuru ve çatlak bir deri, uzun tırnaklar, uzun saçlar, hipotoni denilen kas güçsüzlüğü, mekonyumla boyanmış sarı * yeşil ya da kahverengi cilt, göbek kordonu ve zarlar ile karakterizedir.
İRİ BEBEK:
Bir grup sürmatüre bebekte beklenin üstünde kilo artışı neticesi "iri bebek" (4000gr. Doğum tartısı üzeri) durumu mevzubahis olabilir. Normal olarak doğum eylemi esnasında sıkıntı yaratabilecek bu durumda doğum eyleminin uzaması, zor ve müdahaleli doğum (vakum, forseps) riskinin artması, doğum eylemi esnasında bebeğin omzunun takılması, epizyotominin (normal doğum eylemi esnasında vulvaya yapılmakta olan cerrahi kesinin) istenmeyen şekilde ilerleyişi ve türlü yırtıkların oluşumu, doğumdan sonra uterin kasılmaların tesirli olmayışı sebebiyle çok miktarda kanama gibi sorunlara sebep olabilir.
OLİGOHİDRAMNİOS
Gün aşımı halinde oligohidramnios (bebeğin içinde bulunmuş olduğu sıvının miktarında azalma) oluşabilir. Bundan dolayı gün aşımı olan bebeklerde amniyon sıvısı miktarının ultrason yardımı ile ölçümü önemlidir. Oligohidramniyos varlığı, bebeğin dolaşım bozukluğunun da göstergesi olduğu için bilhassa önemlidir. Anne karnında ve doğum esnasında bebeğin daha çabuk strese girmesine neden olabilir. Oligohidramniyos tespit edildiğinden başlayıp gebelik sonlandırılmalıdır.
TEDAVİSİ:
Doğumu planlamaktır. Sezaryen gerektirmiş olan bir durum var ise beklenmeden gebelik sezaryen ile sonlandırılır.
İlgili aramalar: hamilelikte gün aşımı, uzamış gebelik, hamileliğin uzaması, hamilelikte 40 haftanın geçmesi
20 Nisan 2015 Pazartesi
Hamilelikte Popodan Kan Gelmesi
Hamilelikte Popodan Kan Gelmesi
Kanama, doğum kanalınıza bu kadar yakın bir bölgeden geliyorsa, hamilelikte korkutucu bir belirtidir. Ne var ki vajinal kanamanın aksine, makattan kan gelmesi gebeliğinizi tehdit etmekte olan bir durum olmaz. Gebelikte bunun sebebi genelde dış ve daha az olarak iç basurdur. Makattaki toplardamarlarda varis olması manasında olan basur, bütün gebe kadınların %20 ila %50'sinde ortaya çıkmaktadır. Bu süreçte bacaktaki damarlar varisleşmeye nasıl daha yatkınsa, makattaki damarlar da daha meyillidir. Nedeni ise genelde kabızlıktır, veya kabızlık mevcut olan sorunu alevlendirir.
Basur kanamanın yanı sıra kaşıntı ve ağrıya da neden olabilir. Makattan kan gelmesinin başka bir sebebi de makatta kabızlığa bağlı çatlaklardır (fissur), bunlar basurlarla beraber ya da yalnız başına bulunabilir. Çatlaklar genel olarak çok acı vermektedir.
Kendi kendinize basur tanısı koymaya kalkışmayın. Makattan kan gelmesi bazı zamanlar ciddi bir hastalığa işaret eder ve daima bir hekim tarafı ile değerlendirilmelidir. Eğer basur ve/veya çatlak varsa, tedavide en mühim rol size düşmektedir. İyi bir bakım yapılır ise genel olarak daha radikal tıbbi tedavilere gerek kalmaz:
Kabızlıktan kaçının. Gebelikte ille de kabızlık olması gerekmez. (Baştan kabızlığın önlenmesi basuru önlemenin mükemmel bir yoludur.)
Makattaki damarlara aşırı basınç olmasını engellemek amacı ile sırtüstü değil, yan yatın; uzun süre ayakta durmaktan ya da oturmaktan da kaçının, bunlar da makattaki damarlara basınç yapabilir.
Ikınmayın. Alafranga tuvalete oturduğunuzda ayaklarınızın altına bir tabure koymak bağırsaklarınızın boşalmasını kolaylaştırabilir.
Kegel egzersizlerini düzenli bir şekilde yapın. Bu egzersizler, makat bölgesindeki dolaşımı düzenler.
Her gün iki kez ılık oturma banyosu yapın.
Basurlara buz ya da ılık çay kompresleri (hangisi daha rahatlatıcıysa) uygulayınız.
Sadece gebe olduğunuzu bilen bir doktorun vermiş olduğu merhem, fitil, müshil ya da yumuşatıcıları kullanınız. Madeni yağları içmeyin.
Perineyi (vajinadan makata kadar olan bölge) titizlikle temizleyin. Bu alanı her dışkılamadan sonra önden arkaya doğru ılık su ile yıkayın. Sadece beyaz tuvalet kağıdı kullanınız.
Günde birkaç kez bir yanınıza uzanın. Bu durumda okuyun, TV seyredin, eşinizle konuşurken de böyle uzanın.
İyi bir bakımla basurların süregenleşmesi engellenebilir. Bilhassa ıkınma evresi uzun olduğunda doğum basurları daha da azdırabilir. Lakin söz edilen önlemleri uygulamaya devam ederseniz genel olarak doğumdan kısa süre sonra basur yok olmaktadır.
İlgili aramalar: hamilelikte popodan kan gelmesi, gebelikte makattan kan gelmesi, hamilelikte makattan kan gelişi
Kanama, doğum kanalınıza bu kadar yakın bir bölgeden geliyorsa, hamilelikte korkutucu bir belirtidir. Ne var ki vajinal kanamanın aksine, makattan kan gelmesi gebeliğinizi tehdit etmekte olan bir durum olmaz. Gebelikte bunun sebebi genelde dış ve daha az olarak iç basurdur. Makattaki toplardamarlarda varis olması manasında olan basur, bütün gebe kadınların %20 ila %50'sinde ortaya çıkmaktadır. Bu süreçte bacaktaki damarlar varisleşmeye nasıl daha yatkınsa, makattaki damarlar da daha meyillidir. Nedeni ise genelde kabızlıktır, veya kabızlık mevcut olan sorunu alevlendirir.
Basur kanamanın yanı sıra kaşıntı ve ağrıya da neden olabilir. Makattan kan gelmesinin başka bir sebebi de makatta kabızlığa bağlı çatlaklardır (fissur), bunlar basurlarla beraber ya da yalnız başına bulunabilir. Çatlaklar genel olarak çok acı vermektedir.
Kendi kendinize basur tanısı koymaya kalkışmayın. Makattan kan gelmesi bazı zamanlar ciddi bir hastalığa işaret eder ve daima bir hekim tarafı ile değerlendirilmelidir. Eğer basur ve/veya çatlak varsa, tedavide en mühim rol size düşmektedir. İyi bir bakım yapılır ise genel olarak daha radikal tıbbi tedavilere gerek kalmaz:
Kabızlıktan kaçının. Gebelikte ille de kabızlık olması gerekmez. (Baştan kabızlığın önlenmesi basuru önlemenin mükemmel bir yoludur.)
Makattaki damarlara aşırı basınç olmasını engellemek amacı ile sırtüstü değil, yan yatın; uzun süre ayakta durmaktan ya da oturmaktan da kaçının, bunlar da makattaki damarlara basınç yapabilir.
Ikınmayın. Alafranga tuvalete oturduğunuzda ayaklarınızın altına bir tabure koymak bağırsaklarınızın boşalmasını kolaylaştırabilir.
Kegel egzersizlerini düzenli bir şekilde yapın. Bu egzersizler, makat bölgesindeki dolaşımı düzenler.
Her gün iki kez ılık oturma banyosu yapın.
Basurlara buz ya da ılık çay kompresleri (hangisi daha rahatlatıcıysa) uygulayınız.
Sadece gebe olduğunuzu bilen bir doktorun vermiş olduğu merhem, fitil, müshil ya da yumuşatıcıları kullanınız. Madeni yağları içmeyin.
Perineyi (vajinadan makata kadar olan bölge) titizlikle temizleyin. Bu alanı her dışkılamadan sonra önden arkaya doğru ılık su ile yıkayın. Sadece beyaz tuvalet kağıdı kullanınız.
Günde birkaç kez bir yanınıza uzanın. Bu durumda okuyun, TV seyredin, eşinizle konuşurken de böyle uzanın.
İyi bir bakımla basurların süregenleşmesi engellenebilir. Bilhassa ıkınma evresi uzun olduğunda doğum basurları daha da azdırabilir. Lakin söz edilen önlemleri uygulamaya devam ederseniz genel olarak doğumdan kısa süre sonra basur yok olmaktadır.
İlgili aramalar: hamilelikte popodan kan gelmesi, gebelikte makattan kan gelmesi, hamilelikte makattan kan gelişi
Hamilelikte Ne Tür İlaçlar Kullanılabilir?
Hamilelikte Ne Tür İlaçlar Kullanılabilir?
İster reçeteli ister reçetesiz olsun, hiç bir ilaç kişilerin %100’ü için her zaman %100 güvenilir olmaz ve gebeyken her ilaç aldığınızda iki kişiyi riske attığınızı ve bunların birinin pek basit incinir olduğunu unutmayın. Bazı ilaçların bilhassa gelişen bebek için tehlikeli olduğu gösterilmiştir ama pek çok ilaç da gebelik boyunca korkusuzca kullanılabilir. Öyle haller vardır ki ilaçlar yaşam ve/veya sağlık amaçlı mutlak suretle gereklidir ve kullanımı gerekir. Gebelik esnasında belli bir ilacı beli bir zamanda alarak almamanız, ilacın taşımış olduğu riskli durumları ve sağlayacağı yararları tartarak sizin ve hekiminizin beraber karar vermeniz lazım olan bir şeydir. Kural şudur: ilacı yalnızca hekim önerisiyle ve mutlak suretle gerekli olduğu zaman alın.
Belirli bir durumda hangi ilacı alabileceğiniz, hamilelikte güvenilir ilaçlar hususunda elde edecek olduğunuz en yeni bilgiye bağlıdır. Güvenilir, büyük olasılıkla güvenilir, büyük olasılıkla güvenilmez ve katiyyen güvenilmez şeklindeki ölçütler yardımcı olabilir ama bunların birçoğu kullanıldığı zaman bile eskimiştir ve güvenilir olmazler. Prospektüslerin ve etiketlerin kullanılışı sınırlıdır, fakat ürün güvenilir olsa bile hekim tavsiyesi olmadan hamilelikte kullanmamanız için sizi uyaracaktır. Sizin için en iyi bilgi kaynağı bu konu ile ilgili bilgisi olan bir hekim (her hekim hamilelikte güvenilir ilaç kullanımıyla alakalı olmaz) olacaktır.
Reçete dışı ilacın hamilelikte kullanımının güvenilir olduğu için eminseniz, bebeğinize bir şekilde zarar verir düşüncesiyle almakta tereddüt etmeyin. Zarar vermeyecektir, ama tedaviyi geciktirmek zarar verebilir.
Gebelik süresince herhangi bir ilaç kullanmanız gerekirse yararını arttırmak ve riskini azaltmak amaçlı şu sırayı izleyin:
Hekiminizle görüşerek ilacı en küçük dozlarda olanaklı mertebe kısa süreli kullanınız.
İlacı size en yararlı olacağı zaman alın. Örnek verecek olursak soğuk algınlığı ilacını gece almak gibi, böylelikle uyumanıza da yardımcı olacaktır.
Prospektüsteki ya da hakimin vermiş olduğu yönergelere dikkatle uyun. Bazı ilaçlar aç karnına, bazısı yemek veya sütle alınmalıdır. Hekiminizin bir talimatı yoksa, o zaman özelliklerini eczacınıza sorun. İlaç dışı çareleri araştırın ve onları ilaç tedavisini destekleyici olarak kullanınız. Örnek verecek olursak alerji yapabilecek şeyleri olanaklı mertebe evinizden çıkarın, Böylece hekiminizin izin yazdığı antihistaminik miktarı da azaltılabilir.
Kapsül veya tablet içtiğinizde rahat yutabilmeniz için ardından bir dolu bardak su için . Böylelikle yapmanız ilacın midede erimesini ve emilimini kolaylaştıracaktır. İlacı yatarken içmeyin, ayakta veya oturarak içerseniz yemek borusundan geçişi daha basit olacaktır.
İlgili aramalar: hamilelikte ne tür ilaçlar kullanılabilir, gebelikte ne tür ilaçlar kullanılır, hamilelikte ilaç kullanılır mı, gebelikte hangi ilaçlar kullanılabilir
İster reçeteli ister reçetesiz olsun, hiç bir ilaç kişilerin %100’ü için her zaman %100 güvenilir olmaz ve gebeyken her ilaç aldığınızda iki kişiyi riske attığınızı ve bunların birinin pek basit incinir olduğunu unutmayın. Bazı ilaçların bilhassa gelişen bebek için tehlikeli olduğu gösterilmiştir ama pek çok ilaç da gebelik boyunca korkusuzca kullanılabilir. Öyle haller vardır ki ilaçlar yaşam ve/veya sağlık amaçlı mutlak suretle gereklidir ve kullanımı gerekir. Gebelik esnasında belli bir ilacı beli bir zamanda alarak almamanız, ilacın taşımış olduğu riskli durumları ve sağlayacağı yararları tartarak sizin ve hekiminizin beraber karar vermeniz lazım olan bir şeydir. Kural şudur: ilacı yalnızca hekim önerisiyle ve mutlak suretle gerekli olduğu zaman alın.
Belirli bir durumda hangi ilacı alabileceğiniz, hamilelikte güvenilir ilaçlar hususunda elde edecek olduğunuz en yeni bilgiye bağlıdır. Güvenilir, büyük olasılıkla güvenilir, büyük olasılıkla güvenilmez ve katiyyen güvenilmez şeklindeki ölçütler yardımcı olabilir ama bunların birçoğu kullanıldığı zaman bile eskimiştir ve güvenilir olmazler. Prospektüslerin ve etiketlerin kullanılışı sınırlıdır, fakat ürün güvenilir olsa bile hekim tavsiyesi olmadan hamilelikte kullanmamanız için sizi uyaracaktır. Sizin için en iyi bilgi kaynağı bu konu ile ilgili bilgisi olan bir hekim (her hekim hamilelikte güvenilir ilaç kullanımıyla alakalı olmaz) olacaktır.
Reçete dışı ilacın hamilelikte kullanımının güvenilir olduğu için eminseniz, bebeğinize bir şekilde zarar verir düşüncesiyle almakta tereddüt etmeyin. Zarar vermeyecektir, ama tedaviyi geciktirmek zarar verebilir.
Gebelik süresince herhangi bir ilaç kullanmanız gerekirse yararını arttırmak ve riskini azaltmak amaçlı şu sırayı izleyin:
Hekiminizle görüşerek ilacı en küçük dozlarda olanaklı mertebe kısa süreli kullanınız.
İlacı size en yararlı olacağı zaman alın. Örnek verecek olursak soğuk algınlığı ilacını gece almak gibi, böylelikle uyumanıza da yardımcı olacaktır.
Prospektüsteki ya da hakimin vermiş olduğu yönergelere dikkatle uyun. Bazı ilaçlar aç karnına, bazısı yemek veya sütle alınmalıdır. Hekiminizin bir talimatı yoksa, o zaman özelliklerini eczacınıza sorun. İlaç dışı çareleri araştırın ve onları ilaç tedavisini destekleyici olarak kullanınız. Örnek verecek olursak alerji yapabilecek şeyleri olanaklı mertebe evinizden çıkarın, Böylece hekiminizin izin yazdığı antihistaminik miktarı da azaltılabilir.
Kapsül veya tablet içtiğinizde rahat yutabilmeniz için ardından bir dolu bardak su için . Böylelikle yapmanız ilacın midede erimesini ve emilimini kolaylaştıracaktır. İlacı yatarken içmeyin, ayakta veya oturarak içerseniz yemek borusundan geçişi daha basit olacaktır.
İlgili aramalar: hamilelikte ne tür ilaçlar kullanılabilir, gebelikte ne tür ilaçlar kullanılır, hamilelikte ilaç kullanılır mı, gebelikte hangi ilaçlar kullanılabilir
Bebeğin Anne Karnında Hareketleri
Bebeğin Anne Karnında Hareketleri
Bebeğinizin hareketlerini hissetmek, gebeliğinizde yaşayacak olduğunuz en hoşunuza gidecek şeydir. Sizi en çok üzecek şey de doğal olarak, hareketlerin kaybolmasıdır. İçinizde yeni bir hayatın filizlenip boy attığını, pozitif bir gebelik testi ya da karnınızın büyümesinden, bebek kalp atımlarından bile daha fazla gösteren en mühim şey bebeğinizin hareketleridir.
Bebeğin hareketlerinin yedinci haftada başlamasına karşın, bu anne tarafı ile fark edilmez. Hareketlerini ya da "canlandığını" 14. ile 26. haftalar arası herhangi bir dönemde, genel olarak de 18. ile 22. haftalar arasında hissedebilirsiniz. Önceleri bebek sahibi olan bir kadın, genelde bebeğin hareketlerini daha önce fark eder; çünkü nasıl bir hareket bekleyeceğini biliyordur. Doğal ki, zayıf bir kadın da tombul bir kadına göre bebeğin hareketlerini daha erken fark eder.
Bazen son tahmini doğum tarihi yanlış hesaplandığından, bebek hareketleri geç hissedilmiş olabilir.
Hiç kimse ilk kez anne olduğunu bilmenin nasıl bir duygu olduğunu hissettirdiğini tam anlamıyla söyleyemez, yüz gebe kadın ilk bebek hareketlerini yüz farkı şekilde betimleyebilir. En çok tanımlanan tanımlar "karında bir kanat çırpınma hareketi" ve "kanımda bir kelebek gibi" biçimindedir. Daha erken bebek hareketleri de "çarpma ya da dirsek atma", "seğirme", "guruldama", "birisinin karna vurması", "kabarcık patlaması", "kıvranma" , "çok güzel bir parka tepe taklak yürümeye başlamak gibi" diye de tanımlanır. İlk bebek hareketi genel olarak yanlış bir şekilde açlık ve gaz ağrısı sanılır. Hatta bir kadın, "Bluzumda bir böcek geziniyor zannettim, fakat daha sonra bunun bebeğimin hareketi olduğunu fark ettim" diye anlamıştır.
Yirminci haftaya kadar bebek hareketlerinin hissedilmemesi beklenen bir durum olmadığından, hekiminizin ultrason ile değerlendirmesi gerekiyor. Eğer bebeğinizin kalp atımı güçlü ve her şey yolunda gidiyor gibi görünüyorsa, hekiminiz test yaptırmaya gerek duymayacaktır.
İlk bebek hareketleriyle ilgili kaygılar, sonrdan yerini hareketlerin yeteri kadar sık olmayışı veya bir müddet fark edilmemesinden kaynaklı olan endişelere bırakmaktadır. Bununla beraber gebeliğin bu süreci boyunca bu kaygılar gereksizdir. Fark edilebilir hareketlerin sıklığı büyük değişkenlik göstermektedir. Hareketlerin özelliği değişken oluşudur. Bebek devamlı hareketli olduğu halde bunların sadece bir bölümü duyulabilir ölçüde kuvvetlidir. Öteki hareketler bebeğin rahim içerisindeki duruşundan (örneğin dışa değil iç kısma dönük tekmelemesinden) dolayı, veya sizin faaliyetinize bağlı bir şekilde duyulmayabilir (siz yürürken çocuğunuz uyuyabilir veya uyanık olabilir, ya da çok meşgulseniz küçük hareketleri fark etmeyebilirsiniz). Bununla birlikte siz tam da bebeğinizin en hareketli olduğu süreçte uyuyor olabilirisiniz. (Birçok bebeğin en hareketli olduğu zaman gece yarısıdır)
Gün boyu hiç bebek hareketi duymamışsanız, durumu aydınlatmanın en iyi yolu akşamleyin tercihen bir bardak süt veya iki saat uzanmanızdır. Sizin hareketsizliğiniz ve içtiğiniz şeyin vereceği enerji bebeğinizi harekete geçirecektir. Aynı şekilde olmazsa bu kez birkaç saat uzanın, ama bu kez de olmamışsa kaygılanmayın. Birçok anne, 20. hafta dan evvel bir dönem bir ya da iki gün, hatta bazı zamanlar üç* dört gün süresince hiç bir hareket hissetmeyebilirler. 20. haftadan sonra telaşa kapılacak bir durum olmasa bile (kuşkusuz tahmin edersiniz ki bebeğinizin hareketleri başlamışsa), 24 saat süresince bebek hareketi duymaz iseniz dokturunuzu aramanız iyi bir düşüncedir.
28. haftadan sonra bebek hareketleri daha düzenli ve kararlı olmaya başlamaktadır. Artık yeri iyice daraldığı için hareketleri de sınırlanır. Daralmış yuvasında fakat dönebilir ve kıpırdanabilir. Başı leğene yerleştiği zaman artık daha da az hareket edebilmektedir. Araştırmalar, annelerin günlük olarak bebeklerinin hareketlerini kontrol etme alışkanlığını edinmelerinin iyi bir uygulamaya olduğunu göstermiştir. Bu evrede, günlük olarak hareket hissetmeniz koşuluyla, hareketin ne olduğu önemsizdir. Eğer hiç hareket hissetmiyorsanız ya da ani panik benzeri bir hareket olursa doktorunuza danışın.
Bebeğinizin hareketlerini hissetmek, gebeliğinizde yaşayacak olduğunuz en hoşunuza gidecek şeydir. Sizi en çok üzecek şey de doğal olarak, hareketlerin kaybolmasıdır. İçinizde yeni bir hayatın filizlenip boy attığını, pozitif bir gebelik testi ya da karnınızın büyümesinden, bebek kalp atımlarından bile daha fazla gösteren en mühim şey bebeğinizin hareketleridir.
Bebeğin hareketlerinin yedinci haftada başlamasına karşın, bu anne tarafı ile fark edilmez. Hareketlerini ya da "canlandığını" 14. ile 26. haftalar arası herhangi bir dönemde, genel olarak de 18. ile 22. haftalar arasında hissedebilirsiniz. Önceleri bebek sahibi olan bir kadın, genelde bebeğin hareketlerini daha önce fark eder; çünkü nasıl bir hareket bekleyeceğini biliyordur. Doğal ki, zayıf bir kadın da tombul bir kadına göre bebeğin hareketlerini daha erken fark eder.
Bazen son tahmini doğum tarihi yanlış hesaplandığından, bebek hareketleri geç hissedilmiş olabilir.
Hiç kimse ilk kez anne olduğunu bilmenin nasıl bir duygu olduğunu hissettirdiğini tam anlamıyla söyleyemez, yüz gebe kadın ilk bebek hareketlerini yüz farkı şekilde betimleyebilir. En çok tanımlanan tanımlar "karında bir kanat çırpınma hareketi" ve "kanımda bir kelebek gibi" biçimindedir. Daha erken bebek hareketleri de "çarpma ya da dirsek atma", "seğirme", "guruldama", "birisinin karna vurması", "kabarcık patlaması", "kıvranma" , "çok güzel bir parka tepe taklak yürümeye başlamak gibi" diye de tanımlanır. İlk bebek hareketi genel olarak yanlış bir şekilde açlık ve gaz ağrısı sanılır. Hatta bir kadın, "Bluzumda bir böcek geziniyor zannettim, fakat daha sonra bunun bebeğimin hareketi olduğunu fark ettim" diye anlamıştır.
Yirminci haftaya kadar bebek hareketlerinin hissedilmemesi beklenen bir durum olmadığından, hekiminizin ultrason ile değerlendirmesi gerekiyor. Eğer bebeğinizin kalp atımı güçlü ve her şey yolunda gidiyor gibi görünüyorsa, hekiminiz test yaptırmaya gerek duymayacaktır.
İlk bebek hareketleriyle ilgili kaygılar, sonrdan yerini hareketlerin yeteri kadar sık olmayışı veya bir müddet fark edilmemesinden kaynaklı olan endişelere bırakmaktadır. Bununla beraber gebeliğin bu süreci boyunca bu kaygılar gereksizdir. Fark edilebilir hareketlerin sıklığı büyük değişkenlik göstermektedir. Hareketlerin özelliği değişken oluşudur. Bebek devamlı hareketli olduğu halde bunların sadece bir bölümü duyulabilir ölçüde kuvvetlidir. Öteki hareketler bebeğin rahim içerisindeki duruşundan (örneğin dışa değil iç kısma dönük tekmelemesinden) dolayı, veya sizin faaliyetinize bağlı bir şekilde duyulmayabilir (siz yürürken çocuğunuz uyuyabilir veya uyanık olabilir, ya da çok meşgulseniz küçük hareketleri fark etmeyebilirsiniz). Bununla birlikte siz tam da bebeğinizin en hareketli olduğu süreçte uyuyor olabilirisiniz. (Birçok bebeğin en hareketli olduğu zaman gece yarısıdır)
Gün boyu hiç bebek hareketi duymamışsanız, durumu aydınlatmanın en iyi yolu akşamleyin tercihen bir bardak süt veya iki saat uzanmanızdır. Sizin hareketsizliğiniz ve içtiğiniz şeyin vereceği enerji bebeğinizi harekete geçirecektir. Aynı şekilde olmazsa bu kez birkaç saat uzanın, ama bu kez de olmamışsa kaygılanmayın. Birçok anne, 20. hafta dan evvel bir dönem bir ya da iki gün, hatta bazı zamanlar üç* dört gün süresince hiç bir hareket hissetmeyebilirler. 20. haftadan sonra telaşa kapılacak bir durum olmasa bile (kuşkusuz tahmin edersiniz ki bebeğinizin hareketleri başlamışsa), 24 saat süresince bebek hareketi duymaz iseniz dokturunuzu aramanız iyi bir düşüncedir.
28. haftadan sonra bebek hareketleri daha düzenli ve kararlı olmaya başlamaktadır. Artık yeri iyice daraldığı için hareketleri de sınırlanır. Daralmış yuvasında fakat dönebilir ve kıpırdanabilir. Başı leğene yerleştiği zaman artık daha da az hareket edebilmektedir. Araştırmalar, annelerin günlük olarak bebeklerinin hareketlerini kontrol etme alışkanlığını edinmelerinin iyi bir uygulamaya olduğunu göstermiştir. Bu evrede, günlük olarak hareket hissetmeniz koşuluyla, hareketin ne olduğu önemsizdir. Eğer hiç hareket hissetmiyorsanız ya da ani panik benzeri bir hareket olursa doktorunuza danışın.
Kabızlığa İyi Gelen ve Kötü Gelen Şeyler
Kabızlığa İyi Gelen ve Kötü Gelen Şeyler
Kabızlık hemen hepimizin başına hayatında bir defa da olsa gelen can sıkıcı bir durumdur. Kabızlığa iyi gelerek dışkılamayı kolaylaştıran ve zorlaştıran bir takım etkenler mevcuttur. Şimdi onlara kısaca değineceğiz.
Kabızlığa İyi Gelen Şeyler
Şişmiş bir karın ile sert dışkı, üç-dört gün veya bir hafta dışkıya çıkamama durumu birçoğumuzun başına jayatında bir defa bilse olsa gelmiştir. Şu anda şunu anlıyoruz ki kabızlık, ne yediğimiz ne içtiğimiz ile bütünüyle ilgili.
En başta öğün atlamak gibi dengesiz şekilde beslenirsek; yeteri kadar su,yeşil sebze, kepekli ve de lifli besinler yemezsek; buna ayrıca bir de hareketsiz ve de egzersizden bütünüyle uzak bir yaşam, düzensiz uyku şekli de sunarsak, kabızlık her zaman kapımızı aşındırmaya hazır manasına gelmektedir.
Kalın bağırsağımızın hareketlerini uyarıp kabızlığı önleyen ilaçlara güvenmek yerine, hayat tarzımızda ve elbette ki beslenme alışkanlıklarında farklılıklar yapmak önemli. Zira bu tarz ilaçlar, kabızlık problemini çözme konusunda oldukça tesirli olmalarına rağmen,bir süre sonra bağırsağı bu çeşit maddelere karşı bağımlı duruma getirerek, bağırsağımız da tembelliğe yol açabiliyor.Bu sebepten kısa süre kullanmak gerekmektedir.
Kabızlığa Kötü Gelen Şeyler
Gazlı içecekler, kahve içmek, mayalı ürünler, kuşkonmaz, konserve gıdalar, nohut, turp, patates, muz gibi gıdalardan olabildiği kadar kaçınmaya çabalayın.
Tercih edecekleriniz:
Havuç, sarımsak, kayısı ya da kayısı hoşafı, pancar, papaya, kuru incir, kuru üzüm, kuru erik, kuru kayısı gibi kurutulmuş meyveler gibi besinler işinize yarayabilir.
İyi gelecek içecekler:
Kabızlık yaşıyorsanız günde en az 2 litre su tüketmeniz gerekir. Bunun yanısıra diğer bitkilerin suyundan ve çayından faydalanabilirsiniz. Havuç suyu, nane çayı, bir çay kaşığı olacak şekilde kuşburnu tohumu(ılık suya atın akşamdan sonra sabah için) ve son olarakta zencefil çayı
Kabızlık hemen hepimizin başına hayatında bir defa da olsa gelen can sıkıcı bir durumdur. Kabızlığa iyi gelerek dışkılamayı kolaylaştıran ve zorlaştıran bir takım etkenler mevcuttur. Şimdi onlara kısaca değineceğiz.
Kabızlığa İyi Gelen Şeyler
Şişmiş bir karın ile sert dışkı, üç-dört gün veya bir hafta dışkıya çıkamama durumu birçoğumuzun başına jayatında bir defa bilse olsa gelmiştir. Şu anda şunu anlıyoruz ki kabızlık, ne yediğimiz ne içtiğimiz ile bütünüyle ilgili.
En başta öğün atlamak gibi dengesiz şekilde beslenirsek; yeteri kadar su,yeşil sebze, kepekli ve de lifli besinler yemezsek; buna ayrıca bir de hareketsiz ve de egzersizden bütünüyle uzak bir yaşam, düzensiz uyku şekli de sunarsak, kabızlık her zaman kapımızı aşındırmaya hazır manasına gelmektedir.
Kalın bağırsağımızın hareketlerini uyarıp kabızlığı önleyen ilaçlara güvenmek yerine, hayat tarzımızda ve elbette ki beslenme alışkanlıklarında farklılıklar yapmak önemli. Zira bu tarz ilaçlar, kabızlık problemini çözme konusunda oldukça tesirli olmalarına rağmen,bir süre sonra bağırsağı bu çeşit maddelere karşı bağımlı duruma getirerek, bağırsağımız da tembelliğe yol açabiliyor.Bu sebepten kısa süre kullanmak gerekmektedir.
Kabızlığa Kötü Gelen Şeyler
Gazlı içecekler, kahve içmek, mayalı ürünler, kuşkonmaz, konserve gıdalar, nohut, turp, patates, muz gibi gıdalardan olabildiği kadar kaçınmaya çabalayın.
Tercih edecekleriniz:
Havuç, sarımsak, kayısı ya da kayısı hoşafı, pancar, papaya, kuru incir, kuru üzüm, kuru erik, kuru kayısı gibi kurutulmuş meyveler gibi besinler işinize yarayabilir.
İyi gelecek içecekler:
Kabızlık yaşıyorsanız günde en az 2 litre su tüketmeniz gerekir. Bunun yanısıra diğer bitkilerin suyundan ve çayından faydalanabilirsiniz. Havuç suyu, nane çayı, bir çay kaşığı olacak şekilde kuşburnu tohumu(ılık suya atın akşamdan sonra sabah için) ve son olarakta zencefil çayı
Rahim İçi Yapışıklık
Rahim İçi Yapışıklık Nedir?
Rahim boşluğunun bir kısmında ya da tamamında meydana gelen ve bu boşluğun kapanması, tıkanması ile sonuçlanan yapışıklıklardır.
Rahim İçi Yapışıklık Neden Olur?
Hasara uğramış rahim duvarlarının iz bırakarak iyileşmesi sonucu olmaktadır. Sebep genel olarak küretajdır. ( Yapışıklıklar birçoğu kez gebeliği müteakip plasental doku kalıntıları amacıyla yapılmakta olan küretajdan sonra meydana gelmektedir). Bununla birlikte doğum, sezaryan, myom çıkarımı, düşük, rahim içerisi kanamalar ya da tüberküloz enfeksiyonuna bağlı bir şekilde da oluşabilir. Bazı zamanlar menapozdan sonra dönemdeki kadınlarda kendi kendine de gelişebilir.
Rahim İçi Yapışıklığın Zararı Var Mı?
Rahim içi yapışıklıklar adet görememe veya adet kanamasının miktarında azalış gibi adet düzensizlikleri, tekrar edici gebelik kayıpları, plesantal yerleşim deformiteleri (bozuklukları) ve son olarak infertilite (kısırlık) gibi durumlara neden olmaktadır. Bazı kadınlarda ise herhangi bir bulgu vermeyebilir.
Hastalar genelde doktora adet görememek ve gebe kalamamak şikayetleri ile başvururlar ama birçoğu zaman adet kanamasının miktarında bir azalış tek bulgudur. Adet kanamasının miktarı ile yapışıklığın şiddeti arasında direkt bir ilişki bulunmaz.
Rahim içi yapışıklık giderilirse %50 oranında gebelik ve %75 oranında adet bozukluklukları da giderilir.
Yapışıklık ilerleyicidir ve erken teşebbüs gerektirir. İlerlemenin sebebi yapışılıkların rahim kas aktivitesini sınırlaması ve bu etki ile rahime östrojen ( kadınlık hormonu) yayılımını azatlması ve atrofiye (gerileme) neden oluşudur.
Rahim İçi Yapışıklık ve Kısırlık
Rahim içerisindeki yapışıklıklar döllenmiş yumurtanın rahme tutunmasını engelleyip ya da düşüklere neden olarak normal gebeliği önleyebilmektedir. Gebelik meydana gelmesinde spermlerin tüplere ulaşması için rahim içerisi boşluğunun, tüplerin açık olması gerekir; döllenmeden sonra meydana gelen embriyonun rahim içerisi bölgesinde kendine hazırlanan yuvaya yerleşebilişi gerekiyor. Eğer bu yuva sağlıklı olmazsa embriyo ya yerleşemez veya kısa bir zamanda abortus (düşük) ile kaybedilir.
Yapışıklığa neden olan hasar, rahmin en iç tabakasının (endometriyum) birtakım tabakalarının ortadan kalkmasına sebep olmasının yanında rahimin kas katmanı (myometriyum)nın zedelenmesi ile sorunun daha da büyümesine yol açmaktadır. Hasara uğrayan yüzeye direkt olarak aynı şekildeki bir başka duvarın teması skar (iz) dokusu oluşumuna neden olur. Bu doku zaman içerisinde değişerek kalın bir tabaka halini alır.
Rahim İçi Yapışıklık Durumunda Hasta Neden Adet Göremiyor?
Rahim içi yapışıklıklarda adet görememe sık karşılaşılan bir haldir. Meydana gelen yapışıklıklar türlü sinirsel kökenli refleks mekanizmalarıyla rahmi hormonal uyarılara yanıtsız bırakır ve rahim damarlarında tıkanmalara yol açar, bu hadise rahim kas tabakasının kan akımını azaltıp tekrar edici düşüklere, anne karnında bebek ölümlerine ve gelişim geriliklerine sebep olabilir. Küretaj ve benzeri rahim hasarını müteakip meydana gelen adet görememe durumu rahim içerisi yapışıklık düşündürmelidir. Bu hastalarda; ilaveten adet günlerinde kasık ve bel ağrılarıda görülebilmektedir.
Rahim İçi Yapışıklık ve Verem
Pelvik (kalça ile ilgili) tüberküloz(verem) rahim içerisi yapışıklıklığa sebep olabilir ve bu durum hiç adet görememe olarak önümüze çıkmaktadır. Böyle hastalardaproblem tüplerinin dönüşü olmayacak şekilde zarar görmesidir ve infertilitenin yanında hastanın yardımcı üreme yöntemlerinden yararlanma şansını da azaltmaktadır. Yurdumuzda sık karşılaşılan bir haldir. Böyle hastalardayaklaşım; histereskopik olarak yapışıklıkların giderilişi ve uygun vakalarda hiç beklenmeden yardımcı üreme metodu planlanmasıdır.
Tanısı Nasıl Konulur?
Histerosalfingografi (rahim içerisinin ve tüplerin görüntülenme metodu = rahim filmi) rahim içerisi yapışıklıkların tanısında en fazla kullanılan ve en uygun görüntüleme metodudur. Yapışıklıklar rahim içerisi boşluğunda tek ya da birden fazla dolma defektlerine yol açar.
Rahim İçi Yapışıklığın Derecesi
Tedavi den evvel yapışıklığın şiddetinin belirlenmesi önemlidir. Şiddetine göre rahim içerisi yapışıklıklar şu şekilde sınıflandırılabilir:
1* Şiddetli: Rahim içi boşluğunun 3/4ünden daha fazlasında yapışıklık bulunur. Tüp ağızları ve rahim içerisi boşluğunun üst bölümü bütünüyle tıkalıdır.
2* Orta : 1/4* 4/4 oranında rahim içerisi boşluğu etkilenmiştir. Rahim içi boşluğunun üst bölümü ve tüp ağızları kısmi olarak tıkalıdır.
3* Minimal: Rahim içi boşluğunun 1/4ünden daha azı etkilenmiştir. Tüp ağızları ve rahim içerisi boşluğunun üst bölümü açıktır ya da minimal etkilenmiştir.
Hasta değerlendirilirken bu sınıflamaya ilaveten adet görme durumu ve yapışıklık yoğunluğu da göz önünde bulundurulmalıdır.
Rahim İçi Yapışıklığın Tedavisi
Histeroskopi; rahim içerisi yapışıklıkların tanısında ideal, güvenilir ve az tramvatik bir metod olmasının yanı sıra tedavisinde de kesin metodtur. Histereskopi; normal muayene pozisyonunda histereskop denilen ve rahime rahim ağzından geçirilerek ulaştırılan ince bir teleskop kullanılıp rahim içerisi boşluğun görüntülenmesini ve türlü girişimlerin yapılmasına imkan veren endoskopik yöntemdir.
Tedavide izlenecek yol; cerrahi (histereskop ile yapışıklıkların giderilmesi) ile normal rahim içerisi anatomisi sağlandıktan sonra RİA (rahim içi araç) ve östrojen tedavisiyle hasar görmüş rahim alanının yeniden oluşturulması, yeni yapışıklık oluşumunun önlenmesi ve sonrası hastanın takibi biçimindedir. Bazı hastalar ise müdahaleye gerek duyulmaksızın sadece takip edilmektedir.
Cerrahi girişimin bilhassa tekrar edici gebelik kayıpları ve infertil vakalarda yapılması gerekir. Orta ve ileri derecelerdeki yapışıklıklarda ve tüp ağızlarının tıkandığı hallerde katiyyen uygulanması gerekir. Genital tüberkülozlu hastalarda rahim içerisi boşluk bozulduğu zaman yardımcı üreme yöntemlerinin uygulanmasın dan evvel cerrahi teşebbüs mutlak suretle yapılışı gerekir.
Cerrahi teşebbüs şöyle uygulanmaktadır : türlü sıvılar verilip rahim içerisi boşluğu genişletilir, makas ile herbir yapışıklık merkezinden ayrılmaktadır. yapışıklıkların giderilmesine en alt kenardan başlanmalıdır ve rahim içerisi yapı normale gelinceye dek devam etmek gerekir.
Cerrahi tedaviyi müteakip rahim içerisi boşluğuna RİA yerleştirilip iki ay süre ile çıkartılmaması önerilir, burada gaye iyileşmenin başlangıç evresinde yüzeyleri birbirinden ayrı tutarak tekrar yapışmasının önüne geçmektir. (RİA yerleştirilirse tekrar yapışıklık oluşma rizikosu %10 iken yerleştirilmezse %50nin üzerindedir)
Yine iki ay süre ile hasta östrojen kullanması gerekir. Bunun amacı rahmi uyarıp yara oluşmuş yüzeylerin yenilenmesini sağlamaktır.
İlgili aramalar: rahim içi yapışıklık nedir, rahim içi yapışıklık neden olur, rahim içi yapışıklığın nedenleri, rahim içi yapışıklığın tedavisi
Rahim boşluğunun bir kısmında ya da tamamında meydana gelen ve bu boşluğun kapanması, tıkanması ile sonuçlanan yapışıklıklardır.
Rahim İçi Yapışıklık Neden Olur?
Hasara uğramış rahim duvarlarının iz bırakarak iyileşmesi sonucu olmaktadır. Sebep genel olarak küretajdır. ( Yapışıklıklar birçoğu kez gebeliği müteakip plasental doku kalıntıları amacıyla yapılmakta olan küretajdan sonra meydana gelmektedir). Bununla birlikte doğum, sezaryan, myom çıkarımı, düşük, rahim içerisi kanamalar ya da tüberküloz enfeksiyonuna bağlı bir şekilde da oluşabilir. Bazı zamanlar menapozdan sonra dönemdeki kadınlarda kendi kendine de gelişebilir.
Rahim İçi Yapışıklığın Zararı Var Mı?
Rahim içi yapışıklıklar adet görememe veya adet kanamasının miktarında azalış gibi adet düzensizlikleri, tekrar edici gebelik kayıpları, plesantal yerleşim deformiteleri (bozuklukları) ve son olarak infertilite (kısırlık) gibi durumlara neden olmaktadır. Bazı kadınlarda ise herhangi bir bulgu vermeyebilir.
Hastalar genelde doktora adet görememek ve gebe kalamamak şikayetleri ile başvururlar ama birçoğu zaman adet kanamasının miktarında bir azalış tek bulgudur. Adet kanamasının miktarı ile yapışıklığın şiddeti arasında direkt bir ilişki bulunmaz.
Rahim içi yapışıklık giderilirse %50 oranında gebelik ve %75 oranında adet bozukluklukları da giderilir.
Yapışıklık ilerleyicidir ve erken teşebbüs gerektirir. İlerlemenin sebebi yapışılıkların rahim kas aktivitesini sınırlaması ve bu etki ile rahime östrojen ( kadınlık hormonu) yayılımını azatlması ve atrofiye (gerileme) neden oluşudur.
Rahim İçi Yapışıklık ve Kısırlık
Rahim içerisindeki yapışıklıklar döllenmiş yumurtanın rahme tutunmasını engelleyip ya da düşüklere neden olarak normal gebeliği önleyebilmektedir. Gebelik meydana gelmesinde spermlerin tüplere ulaşması için rahim içerisi boşluğunun, tüplerin açık olması gerekir; döllenmeden sonra meydana gelen embriyonun rahim içerisi bölgesinde kendine hazırlanan yuvaya yerleşebilişi gerekiyor. Eğer bu yuva sağlıklı olmazsa embriyo ya yerleşemez veya kısa bir zamanda abortus (düşük) ile kaybedilir.
Yapışıklığa neden olan hasar, rahmin en iç tabakasının (endometriyum) birtakım tabakalarının ortadan kalkmasına sebep olmasının yanında rahimin kas katmanı (myometriyum)nın zedelenmesi ile sorunun daha da büyümesine yol açmaktadır. Hasara uğrayan yüzeye direkt olarak aynı şekildeki bir başka duvarın teması skar (iz) dokusu oluşumuna neden olur. Bu doku zaman içerisinde değişerek kalın bir tabaka halini alır.
Rahim İçi Yapışıklık Durumunda Hasta Neden Adet Göremiyor?
Rahim içi yapışıklıklarda adet görememe sık karşılaşılan bir haldir. Meydana gelen yapışıklıklar türlü sinirsel kökenli refleks mekanizmalarıyla rahmi hormonal uyarılara yanıtsız bırakır ve rahim damarlarında tıkanmalara yol açar, bu hadise rahim kas tabakasının kan akımını azaltıp tekrar edici düşüklere, anne karnında bebek ölümlerine ve gelişim geriliklerine sebep olabilir. Küretaj ve benzeri rahim hasarını müteakip meydana gelen adet görememe durumu rahim içerisi yapışıklık düşündürmelidir. Bu hastalarda; ilaveten adet günlerinde kasık ve bel ağrılarıda görülebilmektedir.
Rahim İçi Yapışıklık ve Verem
Pelvik (kalça ile ilgili) tüberküloz(verem) rahim içerisi yapışıklıklığa sebep olabilir ve bu durum hiç adet görememe olarak önümüze çıkmaktadır. Böyle hastalardaproblem tüplerinin dönüşü olmayacak şekilde zarar görmesidir ve infertilitenin yanında hastanın yardımcı üreme yöntemlerinden yararlanma şansını da azaltmaktadır. Yurdumuzda sık karşılaşılan bir haldir. Böyle hastalardayaklaşım; histereskopik olarak yapışıklıkların giderilişi ve uygun vakalarda hiç beklenmeden yardımcı üreme metodu planlanmasıdır.
Tanısı Nasıl Konulur?
Histerosalfingografi (rahim içerisinin ve tüplerin görüntülenme metodu = rahim filmi) rahim içerisi yapışıklıkların tanısında en fazla kullanılan ve en uygun görüntüleme metodudur. Yapışıklıklar rahim içerisi boşluğunda tek ya da birden fazla dolma defektlerine yol açar.
Rahim İçi Yapışıklığın Derecesi
Tedavi den evvel yapışıklığın şiddetinin belirlenmesi önemlidir. Şiddetine göre rahim içerisi yapışıklıklar şu şekilde sınıflandırılabilir:
1* Şiddetli: Rahim içi boşluğunun 3/4ünden daha fazlasında yapışıklık bulunur. Tüp ağızları ve rahim içerisi boşluğunun üst bölümü bütünüyle tıkalıdır.
2* Orta : 1/4* 4/4 oranında rahim içerisi boşluğu etkilenmiştir. Rahim içi boşluğunun üst bölümü ve tüp ağızları kısmi olarak tıkalıdır.
3* Minimal: Rahim içi boşluğunun 1/4ünden daha azı etkilenmiştir. Tüp ağızları ve rahim içerisi boşluğunun üst bölümü açıktır ya da minimal etkilenmiştir.
Hasta değerlendirilirken bu sınıflamaya ilaveten adet görme durumu ve yapışıklık yoğunluğu da göz önünde bulundurulmalıdır.
Rahim İçi Yapışıklığın Tedavisi
Histeroskopi; rahim içerisi yapışıklıkların tanısında ideal, güvenilir ve az tramvatik bir metod olmasının yanı sıra tedavisinde de kesin metodtur. Histereskopi; normal muayene pozisyonunda histereskop denilen ve rahime rahim ağzından geçirilerek ulaştırılan ince bir teleskop kullanılıp rahim içerisi boşluğun görüntülenmesini ve türlü girişimlerin yapılmasına imkan veren endoskopik yöntemdir.
Tedavide izlenecek yol; cerrahi (histereskop ile yapışıklıkların giderilmesi) ile normal rahim içerisi anatomisi sağlandıktan sonra RİA (rahim içi araç) ve östrojen tedavisiyle hasar görmüş rahim alanının yeniden oluşturulması, yeni yapışıklık oluşumunun önlenmesi ve sonrası hastanın takibi biçimindedir. Bazı hastalar ise müdahaleye gerek duyulmaksızın sadece takip edilmektedir.
Cerrahi girişimin bilhassa tekrar edici gebelik kayıpları ve infertil vakalarda yapılması gerekir. Orta ve ileri derecelerdeki yapışıklıklarda ve tüp ağızlarının tıkandığı hallerde katiyyen uygulanması gerekir. Genital tüberkülozlu hastalarda rahim içerisi boşluk bozulduğu zaman yardımcı üreme yöntemlerinin uygulanmasın dan evvel cerrahi teşebbüs mutlak suretle yapılışı gerekir.
Cerrahi teşebbüs şöyle uygulanmaktadır : türlü sıvılar verilip rahim içerisi boşluğu genişletilir, makas ile herbir yapışıklık merkezinden ayrılmaktadır. yapışıklıkların giderilmesine en alt kenardan başlanmalıdır ve rahim içerisi yapı normale gelinceye dek devam etmek gerekir.
Cerrahi tedaviyi müteakip rahim içerisi boşluğuna RİA yerleştirilip iki ay süre ile çıkartılmaması önerilir, burada gaye iyileşmenin başlangıç evresinde yüzeyleri birbirinden ayrı tutarak tekrar yapışmasının önüne geçmektir. (RİA yerleştirilirse tekrar yapışıklık oluşma rizikosu %10 iken yerleştirilmezse %50nin üzerindedir)
Yine iki ay süre ile hasta östrojen kullanması gerekir. Bunun amacı rahmi uyarıp yara oluşmuş yüzeylerin yenilenmesini sağlamaktır.
İlgili aramalar: rahim içi yapışıklık nedir, rahim içi yapışıklık neden olur, rahim içi yapışıklığın nedenleri, rahim içi yapışıklığın tedavisi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)