Dengeli beslenmeyen ve kafi miktarda Vitamin C almayan insanların soğuk algınlığı geçirme riski ve grip gibi hastalıklara yakalanma riski daha fazla olur.
Diyetisyen Yaşam Koçu Gizem Şeber; vitaminlerin ve minerallerin, bağışıklık sistemimiz üstündeki tesirleri yadsınamaz diyor. Neredeyse her birinin ayrı bir görevi bulunmakta. Vitamin ve mineral yetersizliği durumunda vücut direncinin azaldığı, hastalıklara daha basit yakalanıldığı ve hastalık süresinin daha uzun olabileceği uzun zamandır bilinen gerçekler. C vitamininin bağışıklık sistemi haricinde da bedenimizde mühim görevleri bulunmakta. Fakat bağışıklık sistemi için önemi ayrı.
Doku tamamiyetini sağlayan kollajenlerin sentezinde görev alması ve vücutta demir mineralinin daha iyi kullanımı görevleri bile bağışıklık sistemini destekleyen olgular. Bundan başka antioksidan olması ve vücutta meydana gelen zararlı maddelerin atılmasına yardımcı olması sebebiyle hem bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlıyor hem de kansere karşı koruma sağladığı düşünülüyor. Vitamin C yetersizliğinde; vücut direnci azalıyor, diş etlerinde kanama oluşabiliyor, damarlarda kanama kolaylaşabiliyor ve birtakım vitamin ve minerallerin vücutta bulunan yararlı tesirleri azalıyor.
Bilenin tam tersi portakal, mandalina, limon gibi turunçgiller Vitamin C içerseler de, C vitamininin en zengin kaynağı değiller. Maydanoz ve asma yaprağı C vitamininin en zengin kaynakları. Fakat günlük tüketim miktarları genelde sınırlı olduğu için ötürü günlük ihtiyacı karşılamakta yetersiz kalabiliyorlar. Çilek ve kuşburnu da Vitamin C muhteviyatı fazla olan meyvelerden. Yeşil biber ve kivi başka en iyi Vitamin C kaynakları. Aynı oranda olmasa bile bütün meyve ve sebzelerde Vitamin C bulunduğunu da hatırlatmak gerek.
1 adet kivi, günlük Vitamin C gereksiniminin yaklaşık %80’ini, bir tane portakal ise yaklaşık %49’unu karşılar.
C VİTAMİNİ DESTEĞİNİ KİMLER ALMALI?
Yapılan birçok bilimsel araştırmaya göre, uzun süren ve yüksek tempolu egzersiz yapanların Vitamin C desteği kullanması gerekebilmektedir. Zira spordan hemen sonra vücutta serbest radikal –zararlı madde miktarında artma gözleniyor. Sigara içenlerin Vitamin C ihtiyacı, sigara kullanmayanlara göre daha fazla. Zira sigara da vücutta zararlı maddelerin artışına neden olmaktadır. Fakat bilinçsiz Vitamin C desteği uzun süreçte böbrek taşı rizikosu yaratabileceğinden ötürü, kişiler Vitamin C desteği başlama dan evvel mutlak suretle doktorlarına danışmalılar.
SOĞUK ALGINLIĞINA C VİTAMİNİ İYİ GELİR Mİ?
Bu konudaki tartışmalar ve bilimsel çalışmalar günümüzde hala devam etmektedir. Finlandiya’da yapılmakta olan bir çalışmada, ek Vitamin C almanın soğuk algınlığına yakalanma oranını %80’e kadar azaltabileceği belirlenmiş olsa bile, bu çalışma yoğun egzersiz yapanlarda gerçekleştiği için, hareketsiz kişilerde sonuç net olmaz. Başka çalışmalar da ise, soğuk algınlığı süresini kısaltmaya yardımcı olduğunu fakat hastalığın gidişatını değiştirmediği ortaya çıkmış durumda. Günde 1 gram Vitamin C alımının olumlu yönde tesirleri olabilir. Erkeklerin günlük Vitamin C ihtiyacı 90 mg, kadınların 75 mg’dır.
GÜNLÜK C VİTAMİNİ İHTİYACINIZI KARŞILAYIN
C VİTAMİNİ KÜRÜ
1 porsiyonu günlük Vitamin C gereksinmesinin tamamından fazlasını karşılar.
Karışık Meyve suyu (1 kişilik)
2 adet kivi
2 adet portakal
2 dilim ananas
Hazırlanışı: Bütün meyveleri yıkayın, soyun. Tüm malzemeleri blenderdan geçirin. Her seferinde taze hazırlayın, bekleme Vitamin C kaybına neden olur.
İlgili aramalar: soğuk algınlığına mandalina iyi gelir mi, portakal soğuk algınlığına iyi geliyor mu, c vitamini soluk algınlığına iyi gelir mi
grip etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
grip etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
26 Ocak 2016 Salı
19 Ocak 2016 Salı
Domuz Gribi Gerçeği
Merhaba, çok değerli bir hocamızın paylaşımı üzerine bu makaleyi paylaşmayı toplumsal bir sorumluluk olarak görüyoruz. Her gün web sitemi ziyaret etmekte olan binlerce kişiden yalnızca bir kaçı bu yazıyı okusa bile etrafını bilinçlendireceğine yürekten inanıyorum.
Domuz gribi adı ile bilinen İnfluenza A (h1n1) salgını yeniden başlamadı. Zaten yaklaşık 4 senedir bu virüs vardı. Virüs yayılımının mantığını çok güzel örnekleyen bir kullanıcının cümlelerini sizlere aktarmalamak istiyorum.
Virüs yayılımının mantığı şudur ; Avcı kırk yol bilirse, ayı da kırk yol bilir. Yani tedbir de alsan virüs yayılım için kendisine bir yol bulur.
Virüslere karşı direnç kazandığımızda virüsler kendi DNA formlarını değiştirerek yayılmanın başka bir yöntemini bulurlar. Bize hep büyüklerimiz bir defa olduğunuz gribi bir daha olmazsınız demişlerdir. Bu kısmi olarak doğru bir laftır. Grip olduktan sonra olduğunuz grip formuna karşı direnç kazanırsınız, grip form değiştirirse farklı bir türe (suşa) yakalanmış olursunuz. Virüs form değiştirerek yayılmanın bir yolunu bulduğunda bu hadiseye ‘bis şuş’ denilmektedir. Grip hep aynı griptir. Yalnızca olduğunuz grip, bir evvelki grip formuyla aynı olmaz. Kafalarda soru işaretleri kaldığını düşünerek birazcık daha örneklendirme yapabiliriz. İnfluenza bir virüstür. H1N1, H2N3, H5N1 ve benzeri ise birer suştur(formdur).
Domuz gribi ilk form değiştirdiğinde yeni bir suştu. Hazırlıklı olmamamız sebebiyle büyük hasarlar verdi. Biz domuz gribine direnç kazandıkça o da kendisine yeni formlar kazanarak önümüze H3N2, H2N3 olarak çıktı. Biz suşlara direnç kazandıkça onlarda tıpkı binlerce senedir yapmış oldukları gibi yeni formlarla önümüze çıkacaklar.Bundan sonrasını kolay soru cevaplar halinde geçelim ;
Domuz gribinden korkmamız gerekiyor mu?
* Evet, her sene gripten ne kadar korkuyorsak o kadar korkabiliriz.
Domuz gribi ölüme neden oluyor mu?
* Evet, her sene grip ne kadar ölüme sebebiyet veriyorsa.
Domuz gribinden nasıl korunuruz?
* Her sene gripten nasıl korunuyorsak.
Peki binlerce senedir var olan başka formlardan korkmadık, domuz gribi ismiyle önümüze gelmiş bu formdan neden bu kadar korkuyoruz?
Aslında yanıt çok kolay. İlaç firmalarımıza para, medyamıza malzeme ve bolca prim gerekiyor. İnsanları telaşa kaptırarak, ortalıkta bir korku rüzgarı esiyor. Bu da birçok ilaç firmasının kasasını doldururken medyaya da malzeme çıkıyor. İlaç firmaları bu kadar bu işten nemalanırken domuz gribi aşısının da faydası olup olmadığı tartışılmakta hatta fayda yerine insanlara zarar verdiği iddiaları da bir hayli fazladır.
Domuz gribi adı ile bilinen İnfluenza A (h1n1) salgını yeniden başlamadı. Zaten yaklaşık 4 senedir bu virüs vardı. Virüs yayılımının mantığını çok güzel örnekleyen bir kullanıcının cümlelerini sizlere aktarmalamak istiyorum.
Virüs yayılımının mantığı şudur ; Avcı kırk yol bilirse, ayı da kırk yol bilir. Yani tedbir de alsan virüs yayılım için kendisine bir yol bulur.
Virüslere karşı direnç kazandığımızda virüsler kendi DNA formlarını değiştirerek yayılmanın başka bir yöntemini bulurlar. Bize hep büyüklerimiz bir defa olduğunuz gribi bir daha olmazsınız demişlerdir. Bu kısmi olarak doğru bir laftır. Grip olduktan sonra olduğunuz grip formuna karşı direnç kazanırsınız, grip form değiştirirse farklı bir türe (suşa) yakalanmış olursunuz. Virüs form değiştirerek yayılmanın bir yolunu bulduğunda bu hadiseye ‘bis şuş’ denilmektedir. Grip hep aynı griptir. Yalnızca olduğunuz grip, bir evvelki grip formuyla aynı olmaz. Kafalarda soru işaretleri kaldığını düşünerek birazcık daha örneklendirme yapabiliriz. İnfluenza bir virüstür. H1N1, H2N3, H5N1 ve benzeri ise birer suştur(formdur).
Domuz gribi ilk form değiştirdiğinde yeni bir suştu. Hazırlıklı olmamamız sebebiyle büyük hasarlar verdi. Biz domuz gribine direnç kazandıkça o da kendisine yeni formlar kazanarak önümüze H3N2, H2N3 olarak çıktı. Biz suşlara direnç kazandıkça onlarda tıpkı binlerce senedir yapmış oldukları gibi yeni formlarla önümüze çıkacaklar.Bundan sonrasını kolay soru cevaplar halinde geçelim ;
Domuz gribinden korkmamız gerekiyor mu?
* Evet, her sene gripten ne kadar korkuyorsak o kadar korkabiliriz.
Domuz gribi ölüme neden oluyor mu?
* Evet, her sene grip ne kadar ölüme sebebiyet veriyorsa.
Domuz gribinden nasıl korunuruz?
* Her sene gripten nasıl korunuyorsak.
Peki binlerce senedir var olan başka formlardan korkmadık, domuz gribi ismiyle önümüze gelmiş bu formdan neden bu kadar korkuyoruz?
Aslında yanıt çok kolay. İlaç firmalarımıza para, medyamıza malzeme ve bolca prim gerekiyor. İnsanları telaşa kaptırarak, ortalıkta bir korku rüzgarı esiyor. Bu da birçok ilaç firmasının kasasını doldururken medyaya da malzeme çıkıyor. İlaç firmaları bu kadar bu işten nemalanırken domuz gribi aşısının da faydası olup olmadığı tartışılmakta hatta fayda yerine insanlara zarar verdiği iddiaları da bir hayli fazladır.
17 Ocak 2016 Pazar
Grip Nasıl Tedavi Edilir?
GRİP NASIL TEDAVİ EDİLİR?
Grip hastalığı normal şartlarda bir hafta içerisinde iyileşme gösterir. Fakat uzun süren veya ikincil viral geçiriliyorsa sağlık kuruluşlarına başvurmalısınız. Üst solunum yolu enfeksiyonu (ÜSYE), Soğuk algınlığı, gribal enfeksiyon, rinofarenjit adlarıyla bilinir. İki yüze yakın çeşitli virüs akut ÜSYE yapabilir. Etken influenza virüsü olduğunda ÜSYE grip olarak nitelenir. Viral ÜSYE genellikle 3-7 günde, etken influenza virüsü ise 7-14 günde kendiliğinden iyileşir. Soğuk hava viral ÜSYE sebebi değildir. Fakat kışın kapalı alanda ortak yaşamın artması ÜSYE nin bulaşmasını fazlalaştırır. Alışılmış olarak görülen grip başlangıçlarında hastalığı geçirmeyi sağlayan bazı tedaviler uygulanabilir. Gripte en önemli tedavi dinlenmektir. Ayrıca bol bol c vitamini alınmalıdır. Bol su veya sıvı tüketimi yapılmalıdır. Doktorunuzun yazdığı gribal enfeksiyon ilaçları da kullanılır. Bunun yanında burunda kaşıntı ve hapşırık varsa doktorunuz antihistaminik ilaçlar yazabilir. Burun tıkanıklığı varsa açıcı spreyler kullanılmalıdır. Sonrasında öksürük başlayabilir. Anneler çocuklarına gelişigüzel ilaçlar başlamamalıdır. Doktor tarafından ilaç yazılmalıdır.
Grip hastalığı normal şartlarda bir hafta içerisinde iyileşme gösterir. Fakat uzun süren veya ikincil viral geçiriliyorsa sağlık kuruluşlarına başvurmalısınız. Üst solunum yolu enfeksiyonu (ÜSYE), Soğuk algınlığı, gribal enfeksiyon, rinofarenjit adlarıyla bilinir. İki yüze yakın çeşitli virüs akut ÜSYE yapabilir. Etken influenza virüsü olduğunda ÜSYE grip olarak nitelenir. Viral ÜSYE genellikle 3-7 günde, etken influenza virüsü ise 7-14 günde kendiliğinden iyileşir. Soğuk hava viral ÜSYE sebebi değildir. Fakat kışın kapalı alanda ortak yaşamın artması ÜSYE nin bulaşmasını fazlalaştırır. Alışılmış olarak görülen grip başlangıçlarında hastalığı geçirmeyi sağlayan bazı tedaviler uygulanabilir. Gripte en önemli tedavi dinlenmektir. Ayrıca bol bol c vitamini alınmalıdır. Bol su veya sıvı tüketimi yapılmalıdır. Doktorunuzun yazdığı gribal enfeksiyon ilaçları da kullanılır. Bunun yanında burunda kaşıntı ve hapşırık varsa doktorunuz antihistaminik ilaçlar yazabilir. Burun tıkanıklığı varsa açıcı spreyler kullanılmalıdır. Sonrasında öksürük başlayabilir. Anneler çocuklarına gelişigüzel ilaçlar başlamamalıdır. Doktor tarafından ilaç yazılmalıdır.
Grip Nasıl Bulaşır?
GRİP NASIL BULAŞIR?
Grip bulaşıcı bir hastalıktır. Bazı önlemler alabilirseniz gribin bulaşma ihtimalini en aza indirmiş olursunuz. Grip en çok başka kişilerle tokalaşma yoluyla bulaşır. Grip olan kişilerle ağız ağza yakından konuşulursa hastalık bulaşır. Grip hastalığı öpüşme yoluyla da bulaşır. Grip salgını yaşandığı dönemlerde kalabalık yerlerde ve ortamlarda grip virüsü yaygındır. Bünyeniz hemen hastalığı kapabilir. En sık elle bulaşır. Çünkü hasta olan insanların burunlarından ellerine virüs bulaşır. Bizde bu virüsü tokalaşırken kaparız. Bu sebeple grip olan biriyle selamlaşırsanız ellerinizi iyice yıkamalısınız. Kendinizi hasta olan kişilerin bulunduğu ortamlardan uzak tutun ve az tokalaşmaya çalışın bulaşma riskini azaltın. Ayrıca grip olan kişiler sürekli hapşırabilir ve bulunduğu ortama grip baloncukları yayar. Evi veya bulunduğunuz ortamı havalandırmalısınız. Hasta olan kişiyle aynı evi paylaşıyorsanız temiz bir mendille ağzını kapatarak hapşırmasını rica etmelisiniz. Bunları yapılmazsa grip hemen bulaşabilir. Ayrıca hasta olan kişiyle aynı tabak, kaşık vs eşyaları kullanmayınız. Aynı yatağı paylaştığınız kişilerle gece yatarken yüz yüze uyumamanızda da fayda vardır.
Grip bulaşıcı bir hastalıktır. Bazı önlemler alabilirseniz gribin bulaşma ihtimalini en aza indirmiş olursunuz. Grip en çok başka kişilerle tokalaşma yoluyla bulaşır. Grip olan kişilerle ağız ağza yakından konuşulursa hastalık bulaşır. Grip hastalığı öpüşme yoluyla da bulaşır. Grip salgını yaşandığı dönemlerde kalabalık yerlerde ve ortamlarda grip virüsü yaygındır. Bünyeniz hemen hastalığı kapabilir. En sık elle bulaşır. Çünkü hasta olan insanların burunlarından ellerine virüs bulaşır. Bizde bu virüsü tokalaşırken kaparız. Bu sebeple grip olan biriyle selamlaşırsanız ellerinizi iyice yıkamalısınız. Kendinizi hasta olan kişilerin bulunduğu ortamlardan uzak tutun ve az tokalaşmaya çalışın bulaşma riskini azaltın. Ayrıca grip olan kişiler sürekli hapşırabilir ve bulunduğu ortama grip baloncukları yayar. Evi veya bulunduğunuz ortamı havalandırmalısınız. Hasta olan kişiyle aynı evi paylaşıyorsanız temiz bir mendille ağzını kapatarak hapşırmasını rica etmelisiniz. Bunları yapılmazsa grip hemen bulaşabilir. Ayrıca hasta olan kişiyle aynı tabak, kaşık vs eşyaları kullanmayınız. Aynı yatağı paylaştığınız kişilerle gece yatarken yüz yüze uyumamanızda da fayda vardır.
29 Aralık 2015 Salı
Kimler grip aşısı olmalıdır?
Kimler grip aşısı olmalıdır?
Kronik hastalığı olan kişilerde öldürücü bile olabilen gripten korunmanın şu an için bilinen tek yolu grip aşısıdır. Bu aşı, salgın başlamadan önce yapılmalıdır. 65 yaş üstündeki yaşlı insanlara ve ilk 3 ayından sonra hamilelere ve çocuklara grip aşısı önerilmektedir. Gribin bulaşması açısından yüksek riski olan kişiler; yakın çalışan iş arkadaşları, yaşlılar, astım, şeker ve kronik solunum hastaları, öğretmenler, öğrenciler, askerler, hac ve umreye gidenlerdir. Şiddetli kas ve eklem ağrıları, halsizlik, titreme, yüksek ateş, kuru öksürük ve baş ağrısıyla ortaya çıkan gripten korunmak için, salgın başlamadan önce aşı yaptırarak, önlem alınmalıdır. Uzmanlar, gribin önemli bir salgın hastalık olduğuna ve birçok kişinin bu rahatsızlıktan dolayı zor dönemler yaşabileceğini söylüyorlar. Grip aşısı, genel olarak 65 yaş ve üzerindeki kişilerle, grip sonrası hastalık riski olan herkese, 6 aylık bebeklikten itibaren herkese yapılabilir. Çünkü ağır seyirli hastalık nedeniyle hem işgücü kaybı ve dolayısıyla ekonomik kayıplar olmakta hem de özellikle risk gruplarında ölümle sonuçlanabilir.
İlgili aramalar: kimler grip aşısı olmalıdır, grip aşısı olmalı mıyız
Kronik hastalığı olan kişilerde öldürücü bile olabilen gripten korunmanın şu an için bilinen tek yolu grip aşısıdır. Bu aşı, salgın başlamadan önce yapılmalıdır. 65 yaş üstündeki yaşlı insanlara ve ilk 3 ayından sonra hamilelere ve çocuklara grip aşısı önerilmektedir. Gribin bulaşması açısından yüksek riski olan kişiler; yakın çalışan iş arkadaşları, yaşlılar, astım, şeker ve kronik solunum hastaları, öğretmenler, öğrenciler, askerler, hac ve umreye gidenlerdir. Şiddetli kas ve eklem ağrıları, halsizlik, titreme, yüksek ateş, kuru öksürük ve baş ağrısıyla ortaya çıkan gripten korunmak için, salgın başlamadan önce aşı yaptırarak, önlem alınmalıdır. Uzmanlar, gribin önemli bir salgın hastalık olduğuna ve birçok kişinin bu rahatsızlıktan dolayı zor dönemler yaşabileceğini söylüyorlar. Grip aşısı, genel olarak 65 yaş ve üzerindeki kişilerle, grip sonrası hastalık riski olan herkese, 6 aylık bebeklikten itibaren herkese yapılabilir. Çünkü ağır seyirli hastalık nedeniyle hem işgücü kaybı ve dolayısıyla ekonomik kayıplar olmakta hem de özellikle risk gruplarında ölümle sonuçlanabilir.
İlgili aramalar: kimler grip aşısı olmalıdır, grip aşısı olmalı mıyız
28 Aralık 2015 Pazartesi
Grip Nasıl Bulaşır?
GRİP NASIL BULAŞIR?
Grip de nezle gibi bulaşıcı bir hastalıktır. Hasta kişilerin bulunduğu ortamlarda, hapşırma ve öksürme gibi damlacık dediğimiz yolla geçer. Grip olan hastaların virüs bulaşmış ellerinle temas (örneğin tokalaşma) sonrasında kolaylıkla başkasına bulaşır. Grip tedavi edilebilir. Acile başvurulur. Doktor muayenesi sonrasında ilaç tedavisine başlanır. Yatak istirahati ve ortaya çıkan şikayetleri azaltmaya yönelik destekleyici tedaviler yapılır. Doktor gerek görürse komplikasyonlara yönelik tedaviler verebilir. Grip ve benzeri hastalıklarda antibiyotiklerin hiçbir faydası yok denebilir. Tersine çok ciddi sakıncaları vardır. Hiç bir antibiyotik doktora danışılmadan kullanılmamalıdır. Sağlıklı insanlarda grip; istirahat ve ilaç tedavisiyle 1 hafta içerisinde kendiliğinden iyileşme gösterir. Fakat bazı kişilerde, örneğin vücut direnci zayıf durumda olan kronik hastalığı olanlar, kalp-akciğer hastalığı olanlar, yaşlılar, şeker hastalıkları ve benzeri hastalıkları olanlarda beyin iltihabı, pnömoni, zatürre, kalp kası iltihabı gibi ciddi ve ağır seyredip ölümle sonuçlanabilecek hastalıklar ortaya çıkabilir.
İlgili aramalar: grip nasıl bulaşıyor, grip hastalığı nasıl bulaşır, gribin bulaşması nasıl gerçekleşiyor
Grip de nezle gibi bulaşıcı bir hastalıktır. Hasta kişilerin bulunduğu ortamlarda, hapşırma ve öksürme gibi damlacık dediğimiz yolla geçer. Grip olan hastaların virüs bulaşmış ellerinle temas (örneğin tokalaşma) sonrasında kolaylıkla başkasına bulaşır. Grip tedavi edilebilir. Acile başvurulur. Doktor muayenesi sonrasında ilaç tedavisine başlanır. Yatak istirahati ve ortaya çıkan şikayetleri azaltmaya yönelik destekleyici tedaviler yapılır. Doktor gerek görürse komplikasyonlara yönelik tedaviler verebilir. Grip ve benzeri hastalıklarda antibiyotiklerin hiçbir faydası yok denebilir. Tersine çok ciddi sakıncaları vardır. Hiç bir antibiyotik doktora danışılmadan kullanılmamalıdır. Sağlıklı insanlarda grip; istirahat ve ilaç tedavisiyle 1 hafta içerisinde kendiliğinden iyileşme gösterir. Fakat bazı kişilerde, örneğin vücut direnci zayıf durumda olan kronik hastalığı olanlar, kalp-akciğer hastalığı olanlar, yaşlılar, şeker hastalıkları ve benzeri hastalıkları olanlarda beyin iltihabı, pnömoni, zatürre, kalp kası iltihabı gibi ciddi ve ağır seyredip ölümle sonuçlanabilecek hastalıklar ortaya çıkabilir.
İlgili aramalar: grip nasıl bulaşıyor, grip hastalığı nasıl bulaşır, gribin bulaşması nasıl gerçekleşiyor
Gripin Nezleden Farkı Nedir?
GRİP HASTALIĞI İLE NEZLE ARASINDAKİ FARKI NEDİR?
Grip, influenza adı verilen virüsün, solunum yoluyla insan vücuduna girmesiyle başlar. Özellikle de sonbaharın sonunda , kış ve ilkbahar başında salgınlara sebep olan viral yani virüslerin neden olduğu bir hastalıktır. Nezle, diğer ismiyle soğuk algınlığı hastalığı sürekli burun akıntısı, hapşırma, öksürme, gözlerde, boğazda yanma yapar. Bununla birlikte seyreden, genellikle ateşsiz bir üst solunum yolu enfeksiyonudur. Nezle hastalığı kendinize iyi bakarsanız 3 - 7 günde kendiliğinden geçer ve genellikle hastalık ayakta geçirilmektedir. Grip ise hastayı yatağa düşürecek şiddette şikayetlerle kendini gösterir. Bu şikayetler; 40 dereceye varan yüksek ateş, genel vücut kırgınlığı, şiddetli bel, eklem ve kas ağrıları, baş ağrısı ve aşırı halsizliktir. Hastalığın bu özellikleri sebebiyle halk arasında grip, paçavra hastalığı olarak da bilinir. Grip olan hasta mutlaka iyi beslenmeli ve istirahat etmelidir.
İlgili aramalar: nezle gripten nasıl ayırt edilir, nezle ile grip arasındaki fark ne, grip ve nezlenin birbirinden farkı nedir
İlgili aramalar: nezle gripten nasıl ayırt edilir, nezle ile grip arasındaki fark ne, grip ve nezlenin birbirinden farkı nedir
21 Şubat 2015 Cumartesi
C Vitamini Soğuk Algınlığına İyi Gelir Mi?
C Vitamini Soğuk Algınlığına İyi Gelir Mi?
Dengeli beslenmeyen ve kafi Vitamin C almayan insanların soğuk algınlığı geçirme riski ve grip gibi kış hastalıklarına yakalanma riski daha yüksek.
Vitaminler ve minerallerin, bağışıklık sistemimiz üstündeki tesirleri gözardı edilemez diyor, Diyetisyen ve Yaşam Koçu Gizem Şeber. Neredeyse her birinin ayrı bir görevi bulunmakta. Vitamin ve mineral yetersizliklerinde vücut direncinin azaldığı, hastalıklara daha basit yakalanıldığı ve hastalık süresinin daha uzun olabileceği uzun zamandır bilinen gerçekler. C vitamininin bağışıklık sistemi haricinde da bedenimizde mühim görevleri bulunmakta. Fakat bağışıklık sistemi için önemi ayrı.
Doku tamamiyetini sağlayan kollejenlerin sentezinde görev alması ve vücutta demir mineralinin daha iyi kullanımı görevleri bile bağışıklık sistemini destekleyen olgular. Bundan başka antioksidan olması ve vücutta meydana gelen zararlı maddelerin atılmasına yardımcı olması sebebiyle hem bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlıyor hem de kansere karşı koruma sağladığı düşünülüyor. Vitamin C yetersizliğinde; vücut direnci azalıyor, diş etlerinde kanama oluşabiliyor, damarlarda kanama kolaylaşabiliyor ve birtakım vitamin ve minerallerin vücutta bulunan yararlı tesirleri azalıyor.
Bilenin tam tersi portakal, mandalina, limon gibi turunçgiller Vitamin C içerseler de, C vitamininin en zengin kaynağı değiller. Maydanoz ve asma yaprağı C vitamininin en zengin kaynakları. Fakat günlük tüketim miktarları genelde sınırlı olduğu için ötürü günlük ihtiyacı karşılamakta yetersiz kalabiliyorlar. Çilek ve kuşburnu da Vitamin C muhteviyatı fazla olan meyvelerden. Yeşil biber ve kivi başka en iyi Vitamin C kaynakları. Aynı oranda olmasa bile bütün meyve ve sebzelerde Vitamin C bulunduğunu da hatırlatmak gerek. 1 adet kivi, günlük Vitamin C gereksiniminin yaklaşık %80’ini, bir tane portakal ise yaklaşık %49’unu karşılar.
C VİTAMİNİ DESTEĞİNİ KİMLER ALMALI?
Yapılan birçok bilimsel araştırmaya göre, uzun süren ve yüksek tempolu egzersiz yapanların Vitamin C desteği kullanması gerekebilmektedir. Zira spordan hemen sonra vücutta serbest radikal –zararlı madde miktarında artma gözleniyor. Sigara içenlerin Vitamin C ihtiyacı, sigara kullanmayanlara göre daha fazla. Zira sigara da vücutta zararlı maddelerin artışına neden olmaktadır. Fakat bilinçsiz Vitamin C desteği uzun süreçte böbrek taşı rizikosu yaratabileceğinden ötürü, kişiler Vitamin C desteği başlama dan evvel mutlak suretle doktorlarına danışmalılar.
SOĞUK ALGINLIĞI İÇİN C VİTAMİNİ ALMALI MI?
Bu konudaki tartışmalar ve bilimsel çalışmalar hala devam etmektedir. Finlandiya’da yapılmakta olan bir çalışmada, ek Vitamin C almanın soğuk algınlığına yakalanma oranını %80’e kadar azaltabileceği belirlenmiş olsa bile, bu çalışma yoğun egzersiz yapanlarda gerçekleştiği için, hareketsiz kişilerde sonuç net olmaz. Başka çalışmalar da ise, soğuk algınlığı süresini kısaltmaya yardımcı olduğunu fakat hastalığın gidişatını değiştirmediği ortaya çıkmış durumda. Günde 1 gram Vitamin C alımının olumlu yönde tesirleri olabilir. Erkeklerin günlük Vitamin C ihtiyacı 90 mg, kadınların 75 mg’dır.
GÜNLÜK C VİTAMİNİ İHTİYACINIZI KARŞILIYOR MUSUNUZ!
C VİTAMİNİ KÜRÜ
1 porsiyonu günlük Vitamin C gereksinme sinin tamamından fazlasını karşılar.
Karışık Meyve suyu (1 kişilik)
2 adet portakal
2 adet kivi
2 dilim ananas
Hazırlanması: Bütün meyveleri yıkayarak soyun. Tüm malzemeleri blenderdan geçirin. Her seferinde taze hazırlayın ve bekletmeden için. Beklediğinde meyve suyunda Vitamin C kaybına neden olur.
İlgili aramalar: c vitamini soğuk algınlığına iyi gelir mi, soğuk algınlığına ne iyi gelir, c vitamini gribe karşı korur mu
Dengeli beslenmeyen ve kafi Vitamin C almayan insanların soğuk algınlığı geçirme riski ve grip gibi kış hastalıklarına yakalanma riski daha yüksek.
Vitaminler ve minerallerin, bağışıklık sistemimiz üstündeki tesirleri gözardı edilemez diyor, Diyetisyen ve Yaşam Koçu Gizem Şeber. Neredeyse her birinin ayrı bir görevi bulunmakta. Vitamin ve mineral yetersizliklerinde vücut direncinin azaldığı, hastalıklara daha basit yakalanıldığı ve hastalık süresinin daha uzun olabileceği uzun zamandır bilinen gerçekler. C vitamininin bağışıklık sistemi haricinde da bedenimizde mühim görevleri bulunmakta. Fakat bağışıklık sistemi için önemi ayrı.
Doku tamamiyetini sağlayan kollejenlerin sentezinde görev alması ve vücutta demir mineralinin daha iyi kullanımı görevleri bile bağışıklık sistemini destekleyen olgular. Bundan başka antioksidan olması ve vücutta meydana gelen zararlı maddelerin atılmasına yardımcı olması sebebiyle hem bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlıyor hem de kansere karşı koruma sağladığı düşünülüyor. Vitamin C yetersizliğinde; vücut direnci azalıyor, diş etlerinde kanama oluşabiliyor, damarlarda kanama kolaylaşabiliyor ve birtakım vitamin ve minerallerin vücutta bulunan yararlı tesirleri azalıyor.
Bilenin tam tersi portakal, mandalina, limon gibi turunçgiller Vitamin C içerseler de, C vitamininin en zengin kaynağı değiller. Maydanoz ve asma yaprağı C vitamininin en zengin kaynakları. Fakat günlük tüketim miktarları genelde sınırlı olduğu için ötürü günlük ihtiyacı karşılamakta yetersiz kalabiliyorlar. Çilek ve kuşburnu da Vitamin C muhteviyatı fazla olan meyvelerden. Yeşil biber ve kivi başka en iyi Vitamin C kaynakları. Aynı oranda olmasa bile bütün meyve ve sebzelerde Vitamin C bulunduğunu da hatırlatmak gerek. 1 adet kivi, günlük Vitamin C gereksiniminin yaklaşık %80’ini, bir tane portakal ise yaklaşık %49’unu karşılar.
C VİTAMİNİ DESTEĞİNİ KİMLER ALMALI?
Yapılan birçok bilimsel araştırmaya göre, uzun süren ve yüksek tempolu egzersiz yapanların Vitamin C desteği kullanması gerekebilmektedir. Zira spordan hemen sonra vücutta serbest radikal –zararlı madde miktarında artma gözleniyor. Sigara içenlerin Vitamin C ihtiyacı, sigara kullanmayanlara göre daha fazla. Zira sigara da vücutta zararlı maddelerin artışına neden olmaktadır. Fakat bilinçsiz Vitamin C desteği uzun süreçte böbrek taşı rizikosu yaratabileceğinden ötürü, kişiler Vitamin C desteği başlama dan evvel mutlak suretle doktorlarına danışmalılar.
SOĞUK ALGINLIĞI İÇİN C VİTAMİNİ ALMALI MI?
Bu konudaki tartışmalar ve bilimsel çalışmalar hala devam etmektedir. Finlandiya’da yapılmakta olan bir çalışmada, ek Vitamin C almanın soğuk algınlığına yakalanma oranını %80’e kadar azaltabileceği belirlenmiş olsa bile, bu çalışma yoğun egzersiz yapanlarda gerçekleştiği için, hareketsiz kişilerde sonuç net olmaz. Başka çalışmalar da ise, soğuk algınlığı süresini kısaltmaya yardımcı olduğunu fakat hastalığın gidişatını değiştirmediği ortaya çıkmış durumda. Günde 1 gram Vitamin C alımının olumlu yönde tesirleri olabilir. Erkeklerin günlük Vitamin C ihtiyacı 90 mg, kadınların 75 mg’dır.
GÜNLÜK C VİTAMİNİ İHTİYACINIZI KARŞILIYOR MUSUNUZ!
C VİTAMİNİ KÜRÜ
1 porsiyonu günlük Vitamin C gereksinme sinin tamamından fazlasını karşılar.
Karışık Meyve suyu (1 kişilik)
2 adet portakal
2 adet kivi
2 dilim ananas
Hazırlanması: Bütün meyveleri yıkayarak soyun. Tüm malzemeleri blenderdan geçirin. Her seferinde taze hazırlayın ve bekletmeden için. Beklediğinde meyve suyunda Vitamin C kaybına neden olur.
İlgili aramalar: c vitamini soğuk algınlığına iyi gelir mi, soğuk algınlığına ne iyi gelir, c vitamini gribe karşı korur mu
15 Şubat 2015 Pazar
Çocuklar Enfeksiyondan Nasıl Korunur?
Çocuklar Enfeksiyondan Nasıl Korunur?
Kış mevsimi geldiğinde soğuktan herkes etkilenir. Soğuk algınlığına yakalananlar iyileşmeye çalışır. Bilhassa kış mevsiminde daha çok ortaya çıkan üst solunum yolu enfeksiyonlarından çocuklar daha fazla etkilenmektedir.
Ebeveynler, çocuklarını üst solunum yolu enfeksiyonlarından koruma amacıyla neler yapmalı, çocuklar nasıl beslenmeli? Liv Hospital Çocuk Hastalıkları Bölüm Başkanı olan Prof. Dr. İpek Akman değerli görüşlerini paylaştı..
Solunum yolu enfeksiyonları enfeksiyonun yerleştiği bölgeye göre üst ve alt solunum yolları enfeksiyonları olarak ikiye ayrılır. Üst solunum yolu enfeksiyonu dediğimizde, kulak, burun, boğaz bölgesi enfeksiyonlarını, alt solunum yolu enfeksiyonları dediğimizde ise bronşitler ve zatürre dediğimiz enfeksiyonlar kastedilir. Üst solunum yolları enfeksiyonlarının nezle, boğaz ağrısı, kulak ağrısı ve ateş gibi bulguları olabilir. Çoğunlukla viral hastalıklardır ve antibiyotik tedavisine gerek duyulmaz. Bu gibi durumlarda hasta dinlenmeli ve beslenmesine dikkat etmelidir.
Vücudun direnci yüksek tutulmalıdır
Tüm solunum yolu enfeksiyonları için önemli olan başlangıçta kişinin vücut direncini yüksek tutmasıdır. Vücut direnci düştüğü zaman enfeksiyon ilerleyebilir, olaya eklenen bakteriler enfeksiyonu ağırlaştırabilir. Alt solunum yolları enfeksiyonlarında öksürük ve göğüste yanma hissi, balgam çıkarma, nefes darlığı gibi şikayetler görülebilir. Genel durum bozukluğu, aşırı halsizlik ve ateş önemli bulgulardır. Örneğin zatürrede genellikle üşüme ve titreme ile birlikte yükselen ateş olabilir. Enfeksiyonu olan çocuğun uzman bir doktor tarafından değerlendirilmesi ve tedavisinin planlanması gereklidir.Kış mevsimi, soğuklar herkesi etkiliyor, soğuk algınlıklarına yakalananlar iyileşmeye çalışıyor. Bilhassa kış mevsiminde daha çok meydana gelen üst solunum yolları enfeksiyonlarından çocuklar daha çok etkileniyor.
Sık enfeksiyon geçiren bir çocuğun bağışıklık sistemi zayıf mıdır?
Vücudumuzun hastalıklara karşı bir defans mekanizması bulunur. Beş yaşından küçük çocukların bağışıklık sistemi henüz gelişimini tamamlamamıştır. Enfeksiyonlar erişkine göre daha sık ve daha ağırdır. Bazı çocuklarda kalıtsal bir sorun neticesi çocuğun bağışıklık sisteminde kalıcı bir noksanlık bulunabilir. Bu çocuklar çok sık hastalanırlar, hastaneye yatmaları gerekebilmektedir. Bu durumun bir uzman tarafı ile değerlendirilişi gerekiyor.
Enfeksiyonlardan korunma amacıyla nasıl beslenmek gerekir?
Beslenme deformiteleri (bozuklukları) bağışıklık sistemi zayıflatarak sık enfeksiyonlara sebep olabilir. Bilhassa 1 yaşına kadar anne sütü ile beslenmiş bebekler sütteki koruyucu hücreler ve antikorlar yardımıyla daha az enfeksiyon geçirirler. Daha ileride ki yaşlarında bütün yiyecek gruplarını dengeli oranlarda içeren, yaşa uygun beslenme programı bünyeyi güçlü tutmaktadır. Sağlıklı beslenen kişinin devamlı vitamin alması gerekli olmaz. Bilimsel açıdan vitaminlerin solunum yolları enfeksiyonlarına karşı koruyucu bir özelliği olduğu gösterilmemiştir fakat vücutta bazı vitaminlerin eksik olduğu tespit edilir ise vitamin kullanılabilir. Vitaminleri doğal besinlerden almak daha yararlıdır. Örnek verecek olursak turunçgillerin bol tüketilmesi önerilmektedir. Zayıflık gibi aşırı kilo da pek çok soruna neden olur. Obez çocuklarda da enfeksiyonlara yatkınlık artma göstermiştir. Bu çocuklarda üst solunum yollarında yağ birikimi neticesi daralma olabilir, sık enfeksiyon görülebilmektedir.
Enfeksiyon riskini arttıran sebepler
* Çocuğun bulunmuş olduğu ortamın kalabalık olması çocukların birbirlerine enfeksiyon bulaştırma olasılığını arttırmaktadır.
* Kreşe yeni başlayan çocuk o sene farklı mikroplarla tanışarak sık enfeksiyon geçirebilir.
* Solunum yolu enfeksiyonuna neden olan mikroplar hasta insanların bulunmuş olduğu ortamda solunan havadan nefes yolu ile ya da öpüşürken, el sıkışırken meydana gelen damlacık enfeksiyonu yolu ile alınmaktadır. Bundan dolayı el yıkamasına dikkat etmenin solunum yolu enfeksiyonlarından korunmada birincil koruma metodu olarak da kabul edilir.
* Kış ayarında kapalı mekanlarda bulunuluşu enfeksiyonu olan bir kişinin diğerlerine de enfeksiyonu bulaştırmasına neden olabilir.
* Havalandırmasız ya da sigara içilmiş kapalı ortamlarda bulunma, toplu taşıma araçlarının daha sık kullanımı enfeksiyonların yayılmasını kolay hale getirir.
* Alerjisi olan çocuklarda burun tıkanık olması sıktır, sinüzite yatkınlık bulunur.
* Sigara dumanına maruz kalan çocuklarda hem alt hem üst solunum yolu enfeksiyonları daha fazladır.
Hangi aşıları yaptırdığımızda enfeksiyonlardan daha çok korunabiliriz?
Çocuğun bütün aşıları düzenli şekilde yapılmalı ve kayıt tutulmalıdır. Zatürre (pnömokok) aşısı da son 2 senedir artık aşı şemamızda yer almakta ve bütün bebeklere uygulanmaktadır.Çocuğunuz 2 yaşından büyükse doktorunuza sorarak aşılanma durumunu öğrenmeniz yararlı olmaktadır. Risk gruplarının her sene sonbahar aylarında influenza (grip) aşısını yaptırması gerekir. Bu sene salgın yapan pandemik influenza (H1N1) virüsüne karşı üretilen aşının kullanımı risk grubundaki kişiler (5 yaşından küçükler, hamileler, kronik hastalığı olan erişkinler) için yaşamsal ehemmiyet taşımaktadır. 6 aydan küçük prematüre bebekler (doğum ağırlığı < 1500 gram ve solunum yardımı almışlarsa) doktorları gözetiminde kış ayları boyunca RSV enfeksiyonundan koruyucu antikor içeren bir ilaç kullanımı gerekir.
Grip hastalığının soğuk algınlığından farkı nedir?
Grip virüsünün A, B, C gibi türleri bulunur. A tipi hem hayvanlarda hem de insanlarda enfeksiyona yola açabilir. Bu virüs her sene antijenleri yeniler. Örnek verecek olursak kuş gribi (H5N1) enfekte kümes hayvanlarını tüketen insanlara bulaşan ve ağır hastalığa ve ölüme yol açabilen bir A tipi virüsüdür. H5N1 insandan insana temas ile bulaşmaz. Domuz gribi (H1N1) ise insandan insana bulaşıcılığı yüksek bir grip virüsüdür. Hastalığın seyri sağlıklı erişkinler için hafiftir. Ateş, halsizlik, iştahsızlık, kas ağrıları, boğaz ağrısı, öksürük ve ishale sebep olabilir. Ateş genel olarak 3 günden kısa sürmektedir. Olguların bir bölümünde orta kulak iltihabı ve zatürre gelişebilir. Vücut direnci düştüğünden hadiseye bakteriler eklenip enfeksiyon ağırlaşabilir. Soğuk algınlığı ise genel olarak rinoviruslardan kaynaklı gelişmektedir. Nezle, boğaz ağrısı, ses kısıklığına sebep olabilir. Ateş yoktur ya da hafiftir. Bulgular ortalama olarak 1 haftada düzelir, fakat 1 yaşından küçük çocuklar bronşiyolit yönünden riskli oldukları için bir doktor tarafı ile değerlendirilmelidir. Genel hijyen kurallarına uyma (el temizliği, aşırı kalabalıktan kaçınma, kafi havalandırması olan ortamlarda bulunma), sigara dumanına maruz kalmama, iyi beslenme ve en önemlisi de aşı olma, enfeksiyonlardan korunmada en etkin yöntemlerdir.
İlgili aramalar: çocuklar enfeksiyondan nasıl korunur, ebfeksiyondan nasıl korunuruz, kış mevsimi hastalıklarından nasıl korunabiliriz, kış hastalıklarına nasıl yakalanmayız
Kış mevsimi geldiğinde soğuktan herkes etkilenir. Soğuk algınlığına yakalananlar iyileşmeye çalışır. Bilhassa kış mevsiminde daha çok ortaya çıkan üst solunum yolu enfeksiyonlarından çocuklar daha fazla etkilenmektedir.
Ebeveynler, çocuklarını üst solunum yolu enfeksiyonlarından koruma amacıyla neler yapmalı, çocuklar nasıl beslenmeli? Liv Hospital Çocuk Hastalıkları Bölüm Başkanı olan Prof. Dr. İpek Akman değerli görüşlerini paylaştı..
Solunum yolu enfeksiyonları enfeksiyonun yerleştiği bölgeye göre üst ve alt solunum yolları enfeksiyonları olarak ikiye ayrılır. Üst solunum yolu enfeksiyonu dediğimizde, kulak, burun, boğaz bölgesi enfeksiyonlarını, alt solunum yolu enfeksiyonları dediğimizde ise bronşitler ve zatürre dediğimiz enfeksiyonlar kastedilir. Üst solunum yolları enfeksiyonlarının nezle, boğaz ağrısı, kulak ağrısı ve ateş gibi bulguları olabilir. Çoğunlukla viral hastalıklardır ve antibiyotik tedavisine gerek duyulmaz. Bu gibi durumlarda hasta dinlenmeli ve beslenmesine dikkat etmelidir.
Vücudun direnci yüksek tutulmalıdır
Tüm solunum yolu enfeksiyonları için önemli olan başlangıçta kişinin vücut direncini yüksek tutmasıdır. Vücut direnci düştüğü zaman enfeksiyon ilerleyebilir, olaya eklenen bakteriler enfeksiyonu ağırlaştırabilir. Alt solunum yolları enfeksiyonlarında öksürük ve göğüste yanma hissi, balgam çıkarma, nefes darlığı gibi şikayetler görülebilir. Genel durum bozukluğu, aşırı halsizlik ve ateş önemli bulgulardır. Örneğin zatürrede genellikle üşüme ve titreme ile birlikte yükselen ateş olabilir. Enfeksiyonu olan çocuğun uzman bir doktor tarafından değerlendirilmesi ve tedavisinin planlanması gereklidir.Kış mevsimi, soğuklar herkesi etkiliyor, soğuk algınlıklarına yakalananlar iyileşmeye çalışıyor. Bilhassa kış mevsiminde daha çok meydana gelen üst solunum yolları enfeksiyonlarından çocuklar daha çok etkileniyor.
Sık enfeksiyon geçiren bir çocuğun bağışıklık sistemi zayıf mıdır?
Vücudumuzun hastalıklara karşı bir defans mekanizması bulunur. Beş yaşından küçük çocukların bağışıklık sistemi henüz gelişimini tamamlamamıştır. Enfeksiyonlar erişkine göre daha sık ve daha ağırdır. Bazı çocuklarda kalıtsal bir sorun neticesi çocuğun bağışıklık sisteminde kalıcı bir noksanlık bulunabilir. Bu çocuklar çok sık hastalanırlar, hastaneye yatmaları gerekebilmektedir. Bu durumun bir uzman tarafı ile değerlendirilişi gerekiyor.
Enfeksiyonlardan korunma amacıyla nasıl beslenmek gerekir?
Beslenme deformiteleri (bozuklukları) bağışıklık sistemi zayıflatarak sık enfeksiyonlara sebep olabilir. Bilhassa 1 yaşına kadar anne sütü ile beslenmiş bebekler sütteki koruyucu hücreler ve antikorlar yardımıyla daha az enfeksiyon geçirirler. Daha ileride ki yaşlarında bütün yiyecek gruplarını dengeli oranlarda içeren, yaşa uygun beslenme programı bünyeyi güçlü tutmaktadır. Sağlıklı beslenen kişinin devamlı vitamin alması gerekli olmaz. Bilimsel açıdan vitaminlerin solunum yolları enfeksiyonlarına karşı koruyucu bir özelliği olduğu gösterilmemiştir fakat vücutta bazı vitaminlerin eksik olduğu tespit edilir ise vitamin kullanılabilir. Vitaminleri doğal besinlerden almak daha yararlıdır. Örnek verecek olursak turunçgillerin bol tüketilmesi önerilmektedir. Zayıflık gibi aşırı kilo da pek çok soruna neden olur. Obez çocuklarda da enfeksiyonlara yatkınlık artma göstermiştir. Bu çocuklarda üst solunum yollarında yağ birikimi neticesi daralma olabilir, sık enfeksiyon görülebilmektedir.
Enfeksiyon riskini arttıran sebepler
* Çocuğun bulunmuş olduğu ortamın kalabalık olması çocukların birbirlerine enfeksiyon bulaştırma olasılığını arttırmaktadır.
* Kreşe yeni başlayan çocuk o sene farklı mikroplarla tanışarak sık enfeksiyon geçirebilir.
* Solunum yolu enfeksiyonuna neden olan mikroplar hasta insanların bulunmuş olduğu ortamda solunan havadan nefes yolu ile ya da öpüşürken, el sıkışırken meydana gelen damlacık enfeksiyonu yolu ile alınmaktadır. Bundan dolayı el yıkamasına dikkat etmenin solunum yolu enfeksiyonlarından korunmada birincil koruma metodu olarak da kabul edilir.
* Kış ayarında kapalı mekanlarda bulunuluşu enfeksiyonu olan bir kişinin diğerlerine de enfeksiyonu bulaştırmasına neden olabilir.
* Havalandırmasız ya da sigara içilmiş kapalı ortamlarda bulunma, toplu taşıma araçlarının daha sık kullanımı enfeksiyonların yayılmasını kolay hale getirir.
* Alerjisi olan çocuklarda burun tıkanık olması sıktır, sinüzite yatkınlık bulunur.
* Sigara dumanına maruz kalan çocuklarda hem alt hem üst solunum yolu enfeksiyonları daha fazladır.
Hangi aşıları yaptırdığımızda enfeksiyonlardan daha çok korunabiliriz?
Çocuğun bütün aşıları düzenli şekilde yapılmalı ve kayıt tutulmalıdır. Zatürre (pnömokok) aşısı da son 2 senedir artık aşı şemamızda yer almakta ve bütün bebeklere uygulanmaktadır.Çocuğunuz 2 yaşından büyükse doktorunuza sorarak aşılanma durumunu öğrenmeniz yararlı olmaktadır. Risk gruplarının her sene sonbahar aylarında influenza (grip) aşısını yaptırması gerekir. Bu sene salgın yapan pandemik influenza (H1N1) virüsüne karşı üretilen aşının kullanımı risk grubundaki kişiler (5 yaşından küçükler, hamileler, kronik hastalığı olan erişkinler) için yaşamsal ehemmiyet taşımaktadır. 6 aydan küçük prematüre bebekler (doğum ağırlığı < 1500 gram ve solunum yardımı almışlarsa) doktorları gözetiminde kış ayları boyunca RSV enfeksiyonundan koruyucu antikor içeren bir ilaç kullanımı gerekir.
Grip hastalığının soğuk algınlığından farkı nedir?
Grip virüsünün A, B, C gibi türleri bulunur. A tipi hem hayvanlarda hem de insanlarda enfeksiyona yola açabilir. Bu virüs her sene antijenleri yeniler. Örnek verecek olursak kuş gribi (H5N1) enfekte kümes hayvanlarını tüketen insanlara bulaşan ve ağır hastalığa ve ölüme yol açabilen bir A tipi virüsüdür. H5N1 insandan insana temas ile bulaşmaz. Domuz gribi (H1N1) ise insandan insana bulaşıcılığı yüksek bir grip virüsüdür. Hastalığın seyri sağlıklı erişkinler için hafiftir. Ateş, halsizlik, iştahsızlık, kas ağrıları, boğaz ağrısı, öksürük ve ishale sebep olabilir. Ateş genel olarak 3 günden kısa sürmektedir. Olguların bir bölümünde orta kulak iltihabı ve zatürre gelişebilir. Vücut direnci düştüğünden hadiseye bakteriler eklenip enfeksiyon ağırlaşabilir. Soğuk algınlığı ise genel olarak rinoviruslardan kaynaklı gelişmektedir. Nezle, boğaz ağrısı, ses kısıklığına sebep olabilir. Ateş yoktur ya da hafiftir. Bulgular ortalama olarak 1 haftada düzelir, fakat 1 yaşından küçük çocuklar bronşiyolit yönünden riskli oldukları için bir doktor tarafı ile değerlendirilmelidir. Genel hijyen kurallarına uyma (el temizliği, aşırı kalabalıktan kaçınma, kafi havalandırması olan ortamlarda bulunma), sigara dumanına maruz kalmama, iyi beslenme ve en önemlisi de aşı olma, enfeksiyonlardan korunmada en etkin yöntemlerdir.
İlgili aramalar: çocuklar enfeksiyondan nasıl korunur, ebfeksiyondan nasıl korunuruz, kış mevsimi hastalıklarından nasıl korunabiliriz, kış hastalıklarına nasıl yakalanmayız
Etiketler:
burun akıntısı,
enfeksiyon,
grip,
nezle,
soğuk algınlığı,
üşütme
22 Ocak 2015 Perşembe
Gribe Karşı Koruyan Besinler
Gribe Karşı Koruyan Besinler
Kış mevsiminin gelişiyle artan grip salgınlarına karşı bağışıklık sisteminizi güçlendirmek oldukça önem vermemiz gereken bir durum.
Havaların soğumasıyla birlikte grip, soğuk algınlığı gibi hastalıklara yakalanma riskimizde arttı. Tavsiyemiz; sizi hastalıklardan koruyacak bu gıdalardan bol bol tüketmenizdir.
Gribe karşı koruyan gıdalar
Ani ısı değişimleri; baş ağrısı, halsizlik ve yorgunluğa neden olmaktadır. Bağışıklık sisteminin zayıflamasına sebep olan bu sorunlar; grip, nezle, soğuk algınlığı, bronşit gibi pek çok hastalığı da beraberinde getirmektedir.
Ünlü diyetisyen Şefika Aydın Selçuk, hastalıklara karşı bazı tavsiyelerde bulunuyor:
- Şifa kaynağımız kefir. Yoğurt prebiyotik, kefir ise probiyotik olarak tanımlanmaktadır. Bunlar vitaminlerin emilmesini fazlalaştırır hastalıklara karşı vücudumuzu korur.
– Yumurta, balık, süt, ıspanak, havuç, yeşil biber enfeksiyonlara karşı mükemmel koruma sağlar.
– E vitaminin en mühim görevi antioksidan özelliğidir. E vitamini bakımından zengin besinler; ceviz, fındık, badem, yeşil sebzeler, kuru baklagiller gibi besinlerdir.
– Sarımsak bağışıklık sisteminin baskılanmasını önler. Aynı zamanda kansere karşı tesirli bir silahtır. Kokusu bile faydalıdır.
– Maydanoz, bir provitamin A yani beta karoten kaynağıdır. Bu özelliği ile görme gücü, kılcal damar sistemi ve tiroid bezinin fonksiyonları üstünde tesirlidir.
– Kayısı da enfeksiyonlara karşı vücut direncinin artmasında mühim rolü bulunur.
İlgili aramalar: gribe karşı ne iyi gelir, gribe yakalanmamak için, gribe yakalanmamak için neler yemeliyiz, grip olmamak için ne yemeliyiz
Kış mevsiminin gelişiyle artan grip salgınlarına karşı bağışıklık sisteminizi güçlendirmek oldukça önem vermemiz gereken bir durum.
Havaların soğumasıyla birlikte grip, soğuk algınlığı gibi hastalıklara yakalanma riskimizde arttı. Tavsiyemiz; sizi hastalıklardan koruyacak bu gıdalardan bol bol tüketmenizdir.
Gribe karşı koruyan gıdalar
Ani ısı değişimleri; baş ağrısı, halsizlik ve yorgunluğa neden olmaktadır. Bağışıklık sisteminin zayıflamasına sebep olan bu sorunlar; grip, nezle, soğuk algınlığı, bronşit gibi pek çok hastalığı da beraberinde getirmektedir.
Ünlü diyetisyen Şefika Aydın Selçuk, hastalıklara karşı bazı tavsiyelerde bulunuyor:
- Şifa kaynağımız kefir. Yoğurt prebiyotik, kefir ise probiyotik olarak tanımlanmaktadır. Bunlar vitaminlerin emilmesini fazlalaştırır hastalıklara karşı vücudumuzu korur.
– Yumurta, balık, süt, ıspanak, havuç, yeşil biber enfeksiyonlara karşı mükemmel koruma sağlar.
– E vitaminin en mühim görevi antioksidan özelliğidir. E vitamini bakımından zengin besinler; ceviz, fındık, badem, yeşil sebzeler, kuru baklagiller gibi besinlerdir.
– Sarımsak bağışıklık sisteminin baskılanmasını önler. Aynı zamanda kansere karşı tesirli bir silahtır. Kokusu bile faydalıdır.
– Maydanoz, bir provitamin A yani beta karoten kaynağıdır. Bu özelliği ile görme gücü, kılcal damar sistemi ve tiroid bezinin fonksiyonları üstünde tesirlidir.
– Kayısı da enfeksiyonlara karşı vücut direncinin artmasında mühim rolü bulunur.
İlgili aramalar: gribe karşı ne iyi gelir, gribe yakalanmamak için, gribe yakalanmamak için neler yemeliyiz, grip olmamak için ne yemeliyiz
Etiketler:
bronşit,
gribin düşmanı,
gribin tedavisi,
grip,
nezle,
soğuk algınlığı
9 Kasım 2014 Pazar
Gripten Koruyan Bitki Çayları
Gripten Koruyan Bitki Çayları
Aslanpençesi, civanperçemi, hindiba kökü sizi aktar aktar dolaştıracak zor bulunan bitkiler yerine, evinizde her gün tüketmiş olduğunuz, bütçenizi sarsmayacak ve kolayca bulunabilecek bitkiler içeren çayları sizlerle paylaşıyoruz.
1) 1 tatlı kaşığı dolusu kekik, 1 bardak kaynamış suya eklenmektedir. 1 ila 2 dakika beklenip süzüldükten sonra içilir. Günlük en fazla 2 bardak tüketilebilirsiniz. Bağışıklığı güçlendirir ve vücutta bulunan ödemi de atmaya destektir.
2) Kuşburnu çayını da kolayca bulabilir ve rahatlıkla tüketebilirsiniz. İçerdiği antioksidan maddeler ve Vitamin C ile bağışıklığınızı güçlendirmekle kalmaz. Bunun yanında hemoroid ve osteoartrit(kireçlenme) tedavisine de destek olmaktadır. İltihap giderici etkisi de bulunur.
3) Ihlamur (yaprağı ve tomurcukları ile birlikte), ebegümeci (öksürüğü kesmeye yarar), meyan kökü (mukus söktürücü), zencefil (öksürüğü keser), kuşburnu (kanı temizler) ve kekikten (ödem atar) birer tutam alıp kaynamış suda demleyiniz. Daha sonra süzüp suyunu için.
4) 1 tane kırmızı elmanın kabukları, 1 tane dilimlenmiş limon, 2 çubuk tarçını yarım litre su ile kaynatınız. Soğutmadan tüketin. Bağışıklık sisteminizi güçlendirmekle kalmaz, içermiş olduğu çubuk tarçın yardımıyla kan şekerinizi de dengelemeye yardım eder.
5) Papatya çayı, solunum yollarının tahriş olmasına engel olur. Aynı zamanda iltihap gidericidir. Sakinleştirir, bitkinlik gidericidir. Aşırı tüketmemek kaydıyla rahatlıkla çayını demleyerek içebilirsiniz.
6) Adaçayı, rendelenmiş limon kabuğu ve kekiği kaynamış suda demleyin. Sonrasında süzerek bir tutamda toz tarçınla birlikte bal ekleyip içiniz.
7) Aktardan kolaylıkla bulabilecek olduğunuz ekinezya, vücutta bulunan lökositlerin(akyuvarların) sayısını fazlalaştırır, böylece enfeksiyon halinde vücudunuzun defans direncini artırıp mikroorganizmaların öldürülmesini kolay hale getirir. Yorgunluğun atılmasına destek olmaktadır. Çayını demleyerek günlük 2 ila 3 bardak tüketebilirsiniz.
8) 1 tane soğanın suyunu çıkarın. 1 bardak su ve 1 tatlı kaşığı balla karıştırarak içiniz. Öksürüğünüzü büyük oranda azalttığını görürsünüz.
Bunca tariften sonra, halen "benim vaktim kısıtlı, bunlarla uğraşamam, hazırda birşeyler yok mu" diyorsanız; bilhassa Doğadan, Lipton ve Doğuş markalarına ait yeşil çay, naneli ıhlamur, büyülü bohça kuşburnu çayı, ekinezyalı kış çayı, nane limon çayı, beşi bir yerde gibi bitki çaylarını bilinmeyen satıcılardan almak yerine, tanıdık bildik firmalardan alarak gönül rahatlığıyla tüketebilirsiniz. Yukarıda saydığımız bitki çayları sadece gribe karşı korunma sağlamaz; soğuk algınlığı, nezle gibi diğer kış hastalıklarına karşı da vücudunuzu korur.
İlgili aramalar: gribe karşı bitki çayı, soğuk algınlığına karşı bitki çayı, öksürüğe karşı bitki çayı, üşütmeye karşı bitki çayı
Aslanpençesi, civanperçemi, hindiba kökü sizi aktar aktar dolaştıracak zor bulunan bitkiler yerine, evinizde her gün tüketmiş olduğunuz, bütçenizi sarsmayacak ve kolayca bulunabilecek bitkiler içeren çayları sizlerle paylaşıyoruz.
1) 1 tatlı kaşığı dolusu kekik, 1 bardak kaynamış suya eklenmektedir. 1 ila 2 dakika beklenip süzüldükten sonra içilir. Günlük en fazla 2 bardak tüketilebilirsiniz. Bağışıklığı güçlendirir ve vücutta bulunan ödemi de atmaya destektir.
2) Kuşburnu çayını da kolayca bulabilir ve rahatlıkla tüketebilirsiniz. İçerdiği antioksidan maddeler ve Vitamin C ile bağışıklığınızı güçlendirmekle kalmaz. Bunun yanında hemoroid ve osteoartrit(kireçlenme) tedavisine de destek olmaktadır. İltihap giderici etkisi de bulunur.
3) Ihlamur (yaprağı ve tomurcukları ile birlikte), ebegümeci (öksürüğü kesmeye yarar), meyan kökü (mukus söktürücü), zencefil (öksürüğü keser), kuşburnu (kanı temizler) ve kekikten (ödem atar) birer tutam alıp kaynamış suda demleyiniz. Daha sonra süzüp suyunu için.
4) 1 tane kırmızı elmanın kabukları, 1 tane dilimlenmiş limon, 2 çubuk tarçını yarım litre su ile kaynatınız. Soğutmadan tüketin. Bağışıklık sisteminizi güçlendirmekle kalmaz, içermiş olduğu çubuk tarçın yardımıyla kan şekerinizi de dengelemeye yardım eder.
5) Papatya çayı, solunum yollarının tahriş olmasına engel olur. Aynı zamanda iltihap gidericidir. Sakinleştirir, bitkinlik gidericidir. Aşırı tüketmemek kaydıyla rahatlıkla çayını demleyerek içebilirsiniz.
6) Adaçayı, rendelenmiş limon kabuğu ve kekiği kaynamış suda demleyin. Sonrasında süzerek bir tutamda toz tarçınla birlikte bal ekleyip içiniz.
7) Aktardan kolaylıkla bulabilecek olduğunuz ekinezya, vücutta bulunan lökositlerin(akyuvarların) sayısını fazlalaştırır, böylece enfeksiyon halinde vücudunuzun defans direncini artırıp mikroorganizmaların öldürülmesini kolay hale getirir. Yorgunluğun atılmasına destek olmaktadır. Çayını demleyerek günlük 2 ila 3 bardak tüketebilirsiniz.
8) 1 tane soğanın suyunu çıkarın. 1 bardak su ve 1 tatlı kaşığı balla karıştırarak içiniz. Öksürüğünüzü büyük oranda azalttığını görürsünüz.
Bunca tariften sonra, halen "benim vaktim kısıtlı, bunlarla uğraşamam, hazırda birşeyler yok mu" diyorsanız; bilhassa Doğadan, Lipton ve Doğuş markalarına ait yeşil çay, naneli ıhlamur, büyülü bohça kuşburnu çayı, ekinezyalı kış çayı, nane limon çayı, beşi bir yerde gibi bitki çaylarını bilinmeyen satıcılardan almak yerine, tanıdık bildik firmalardan alarak gönül rahatlığıyla tüketebilirsiniz. Yukarıda saydığımız bitki çayları sadece gribe karşı korunma sağlamaz; soğuk algınlığı, nezle gibi diğer kış hastalıklarına karşı da vücudunuzu korur.
İlgili aramalar: gribe karşı bitki çayı, soğuk algınlığına karşı bitki çayı, öksürüğe karşı bitki çayı, üşütmeye karşı bitki çayı
Gripten Korunma Yolları
Gripten Korunma Yolları
Havanın ne yapacağını bilmediği, mevsim geçişlerinin ortasında olunan zamanlarda en fazla dikkat etmemiz gerektiği hastalıklardan bir tanesi de griptir. Hava bir açar, bir kapanır. Öncesinde güneşin altında terler, sonra rüzgarı yer üşütürüz. Durum böyle olunca dışarıya ne giyerek çıkacağımızı da şaşırıp kalıyoruz. En iyisi mi biz işi şansa bırakmayalım ve gribe karşı alabileceğimiz önlemlerimizi alalım. Kendimizi, kış mı yoksa yaz mı olduğunu bilemeyen havalardan korumamız gerekir.
İlk olarak şunu belirtmeliyim ki, gripten korunmak öyle bir-iki günlük bir şey değildir. Mikrop bedeninize yerleşiyor ve zayıf zamanınızı kolluyor. O yüzden bağışıklık sisteminizi kış yaz demeden doğru beslenip dinç tutmanız gerekir.
Size sıkıca giyinin demeye gerek yok çünkü nasıl olsa anneniz, eşiniz bunları söyler. Bu yazının esas amacı, ne tür yiyecekleri, bitkileri, çayları tüketerek gripten korunabiliriz ve yakalandığımız zaman gribi nasıl hafif bir şekilde atlatabiliriz?
* Elma sirkesi ve bal: Sabah kalkınca ilk iş olarak içilen elma sirkesinin yağ yakmayı artırdığı ilk ortaya çıktığı zaman diyet dünyasında baya ses getirmişti. Bunu bilmeyen yoktur. İçine koyacak olduğunuz bir kaşık bal, hem vücut direncinizi yüksek tutacak hem de zihninizi dinlendirecektir. Bununla birlikte bu karışımı öksürük kesici olarak da kullanabilirsiniz.
* Ayaklara sıcak su banyosu: Büyüklerimiz "ayağını sıcak, başını serin tut" demişler. Bu söz çok doğrudur. Ayaklardaki ısı bütün bedeninize yayılır ve kolayca üşümezsiniz. Sıcak suyun içerisine birkaç damla da okaliptus yağını damlatabilirsiniz. Sıcak su banyosundan sonra, bir müddet yorganın altında ter atmak da mikroorganizmaların vücudumuzdan uzaklaştırılması amacıyla yapılan iyi bir yöntemdir. Fakat, sakın terinizin üzerinizde soğumasına müsaade etmeyin. İyileşmeye çalışırken daha daha kötü duruma gelebilirsiniz.
* C vitamini: Yapılan araştırmalar göstermektedir ki gribe yakalandıktan sonra almış olduğumuz C vitamininin gribe bir yararı yoktur. Fakat önceleri korunma amacıyla kullanıldığı zaman faydaları say say bitmez. O yüzden günlük en az 1 tane portakal ya da mandalina gibi turunçgillerden tüketmeye gayret edin. Mevsimi değil ise yine C vitamini bakımından yeteri kadar zengin olan yeşil biber, maydanoz ve domatesi mutfağınızdan eksik etmeyiniz.
* Meyve tüketimi: Meyveleri birbirinden ayırmak oldukça zordur. Hepsinin ayrı yararı ayrı bir hikmeti vardır. Zararı olan bir meyve görülmemiştir. Hangi meyveyi tüketirseniz tüketin, yiyebiliyorsanız mutlak suretle kabuğuyla birlikte meyvenin kendisini yiyiniz. Kabuğunu soymadan yiyebiliyorsanız kesinlikle soymayın. İyice yıkayın yeter. Suyunu da sıkıp içmeyin. Hem besin değerlerini büyük ölçüde kaybeder, hem de asıl vitaminin gizli olduğu kabuktan faydalanamazsınız. Bununla birlikte meyvenin kendisini tüketmek daha çok tokluk duygusu vermektedir.
* Uyku: Kış aylarında, soğuk havalarda vücudunuzun uyku ihtiyacı artmaktadır. Günde en az 8 saat uyumaya özen gösteriniz.
* Bitki çayları: Hangi bitkinin çayını içerseniz için, katiyyen bitkiyi suyun içinde kaynatmayın, demleyin. Önce suyu kaynatın, ardından bitkileri içine katın. İçinde 1 ila 2 dakika beklettikten sonra suyunu süzün ve için. Tatlandırmak istiyor iseniz dr rafine şeker kullanmak yerine bal kullanınız.
Hazır poşet çaylar kullanım kolaylığı yönünden cazip gözükmektedir lakin olanaklı mertebe bitkileri aktarlardan taze taze edinmeye çalışın. Bu şekilde hem daha hesaplı olur, hem de poşetten alacak olduğunuz verimin fazlasını alırsınız.
Gripten koruyan bitki çayları için aşağıdaki konulara göz atmanızda yarar vardır.
Havanın ne yapacağını bilmediği, mevsim geçişlerinin ortasında olunan zamanlarda en fazla dikkat etmemiz gerektiği hastalıklardan bir tanesi de griptir. Hava bir açar, bir kapanır. Öncesinde güneşin altında terler, sonra rüzgarı yer üşütürüz. Durum böyle olunca dışarıya ne giyerek çıkacağımızı da şaşırıp kalıyoruz. En iyisi mi biz işi şansa bırakmayalım ve gribe karşı alabileceğimiz önlemlerimizi alalım. Kendimizi, kış mı yoksa yaz mı olduğunu bilemeyen havalardan korumamız gerekir.
İlk olarak şunu belirtmeliyim ki, gripten korunmak öyle bir-iki günlük bir şey değildir. Mikrop bedeninize yerleşiyor ve zayıf zamanınızı kolluyor. O yüzden bağışıklık sisteminizi kış yaz demeden doğru beslenip dinç tutmanız gerekir.
Size sıkıca giyinin demeye gerek yok çünkü nasıl olsa anneniz, eşiniz bunları söyler. Bu yazının esas amacı, ne tür yiyecekleri, bitkileri, çayları tüketerek gripten korunabiliriz ve yakalandığımız zaman gribi nasıl hafif bir şekilde atlatabiliriz?
* Elma sirkesi ve bal: Sabah kalkınca ilk iş olarak içilen elma sirkesinin yağ yakmayı artırdığı ilk ortaya çıktığı zaman diyet dünyasında baya ses getirmişti. Bunu bilmeyen yoktur. İçine koyacak olduğunuz bir kaşık bal, hem vücut direncinizi yüksek tutacak hem de zihninizi dinlendirecektir. Bununla birlikte bu karışımı öksürük kesici olarak da kullanabilirsiniz.
* Ayaklara sıcak su banyosu: Büyüklerimiz "ayağını sıcak, başını serin tut" demişler. Bu söz çok doğrudur. Ayaklardaki ısı bütün bedeninize yayılır ve kolayca üşümezsiniz. Sıcak suyun içerisine birkaç damla da okaliptus yağını damlatabilirsiniz. Sıcak su banyosundan sonra, bir müddet yorganın altında ter atmak da mikroorganizmaların vücudumuzdan uzaklaştırılması amacıyla yapılan iyi bir yöntemdir. Fakat, sakın terinizin üzerinizde soğumasına müsaade etmeyin. İyileşmeye çalışırken daha daha kötü duruma gelebilirsiniz.
* C vitamini: Yapılan araştırmalar göstermektedir ki gribe yakalandıktan sonra almış olduğumuz C vitamininin gribe bir yararı yoktur. Fakat önceleri korunma amacıyla kullanıldığı zaman faydaları say say bitmez. O yüzden günlük en az 1 tane portakal ya da mandalina gibi turunçgillerden tüketmeye gayret edin. Mevsimi değil ise yine C vitamini bakımından yeteri kadar zengin olan yeşil biber, maydanoz ve domatesi mutfağınızdan eksik etmeyiniz.
* Meyve tüketimi: Meyveleri birbirinden ayırmak oldukça zordur. Hepsinin ayrı yararı ayrı bir hikmeti vardır. Zararı olan bir meyve görülmemiştir. Hangi meyveyi tüketirseniz tüketin, yiyebiliyorsanız mutlak suretle kabuğuyla birlikte meyvenin kendisini yiyiniz. Kabuğunu soymadan yiyebiliyorsanız kesinlikle soymayın. İyice yıkayın yeter. Suyunu da sıkıp içmeyin. Hem besin değerlerini büyük ölçüde kaybeder, hem de asıl vitaminin gizli olduğu kabuktan faydalanamazsınız. Bununla birlikte meyvenin kendisini tüketmek daha çok tokluk duygusu vermektedir.
* Uyku: Kış aylarında, soğuk havalarda vücudunuzun uyku ihtiyacı artmaktadır. Günde en az 8 saat uyumaya özen gösteriniz.
* Bitki çayları: Hangi bitkinin çayını içerseniz için, katiyyen bitkiyi suyun içinde kaynatmayın, demleyin. Önce suyu kaynatın, ardından bitkileri içine katın. İçinde 1 ila 2 dakika beklettikten sonra suyunu süzün ve için. Tatlandırmak istiyor iseniz dr rafine şeker kullanmak yerine bal kullanınız.
Hazır poşet çaylar kullanım kolaylığı yönünden cazip gözükmektedir lakin olanaklı mertebe bitkileri aktarlardan taze taze edinmeye çalışın. Bu şekilde hem daha hesaplı olur, hem de poşetten alacak olduğunuz verimin fazlasını alırsınız.
Gripten koruyan bitki çayları için aşağıdaki konulara göz atmanızda yarar vardır.
18 Kasım 2013 Pazartesi
Soğuk algınlığına hangi içecekler iyi gelir?
Soğuk algınlığına hangi içecekler iyi gelir?
Soğuk algınlığı ve üst solunum yolları enfeksiyonlarında bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle A, E ve C vitaminlerinin takviyesi önemli bir faktördür. Bu vitamin türlerinin bulunduğu sebze ve meyvelerin tüketilmesi, çeşitli içeceklerinin yapılarak içilmesi önemli bir destek sağlarlar.Meyan kökü ve zencefil içecekler yoluyla ve diğer yollardan tüketilerek soğuk algınlığının tedavisinde son derece önemli destek sağlarlar. Zencefil ve meyan kökü içerisinde bulunan antibiyotikler soğuk algınlığına neden olan mikroplara karşıda savaşan bir özellik ortaya çıkarırlar, bunun yanı sıra içlerindeki vitaminlerle bağışıklık sistemini desteklerler. Ancak meyan kökü kullanımına dikkat edilmesi gerekmektedir. Meyan kökü; tansiyon, şeker, kalp ve böbrek rahatsızlıkları olan kişilerde ağır etkiler ortaya çıkarabilirler ve bu sebeple mutlaka uzman görüşüne başvurarak kullanılması gerekmektedir.
İlgili aramalar: soğuk algınlığında hangi içecekler içilir? soğuk algınlığına hangi içecekler iyi gelir?
10 Kasım 2013 Pazar
Gribe ne iyi gelir?
Gribe ne iyi gelir?
Grip karşısında en etkili olan bitkiler arasında zencefil, arı poleni ve çörek otudur. Zencefil pastil veya çay olarak alınması durumunda lokal rahatlamalar sağladığı gibi bağışıklık sistemini güçlendirici ve hastalıkla savaşan bir nitelik gösterirler. Taze zencefiller, suları sıkılarak limonata veya çay gibi içeceklere karıştırılabilirler.Arı poleni bağışıklık sistemini güçlendirme konusunda oldukça yüksek bir etkiye sahip olarak, gribe karşı çok önemli bir destek verir. Meyan kökü tüm bitkiler içerisin gribin tüm türlerine karşı en önemli desteği sağlayan bitkidir. Ancak meyan kökü kullanımı uzman kontrolünde olması gerekir. Tansiyon, şeker, kalp ve böbrek rahatsızlıkları olan kişilerin meyan kökü kullanmaları bir takım komplikasyonların ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle uzman görüşüne başvurarak kullanılmalıdır.
Doğal antibiyotikler barındıran meyan kökü, günde üç fincan şeklinde tüketilirse boğazdaki ağrısal şikayetlerin azalmasını, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesini aynı zamanda da mikroplara karşı savaşılmasını sağlarlar.İlaç olarak kullanılan antibiyotikler mikroplara karşı etkiliyken, virüslere karşı etkili değildir. Ancak meyan kökü içerisinde bulunan bazı antibiyotikler bazı virüslere de etki etmektedir.
İlgili aramalar: grip nasıl geçer? gribe iyi gelen içecekler nelerdir? gribe ne iyi gelir? gribi ne geçirir?
5 Ağustos 2012 Pazar
İnfluenza Ne Demek?
İnfluenza (Grip)
İnfluenza gribe neden olan virüstür. Grip, influenza virüsleri tarafından oluşturulan, akut, bulaşıcı bir hastalıktır. İnfluenza insandan insana doğrudan temasla geçer. Kuluçka devresi 18-36 saattir. Hastalık birden bire, titreme, ateş, baş ağrısı ile başlar. Kas ağrıları olur. Ateş 2-3 gün devam ettikten sonra düşer. Dil kuru ve paslı, hastanın yüzü ve gözleri kırmızıdır. Gribin spesifik bir tedavisi yoktur. Yatak istirahati, vitaminler ve ağrılara karşı aspirinle geçer.
İnfluenza gribe neden olan virüstür. Grip, influenza virüsleri tarafından oluşturulan, akut, bulaşıcı bir hastalıktır. İnfluenza insandan insana doğrudan temasla geçer. Kuluçka devresi 18-36 saattir. Hastalık birden bire, titreme, ateş, baş ağrısı ile başlar. Kas ağrıları olur. Ateş 2-3 gün devam ettikten sonra düşer. Dil kuru ve paslı, hastanın yüzü ve gözleri kırmızıdır. Gribin spesifik bir tedavisi yoktur. Yatak istirahati, vitaminler ve ağrılara karşı aspirinle geçer.
Sponsorlu Bağlantılar:
11 Nisan 2012 Çarşamba
Grip (İnfluenza)
Grip (İnfluenza)
Gribin Nedenleri
Grip, çeşitli virüslerin öksürme sırasında etrafa sıçrayan damlacıklarıyla geçer. Grip, salgın bir hastalık gibi bütün ülkelere ve kıtalara yayılabilir, gelmiş olduğu kıtanın adını alır. Örneğin, 1957 yılındaki Asya Gribi.

Kuluçka Devri
1-3 gündür.
Gribin Belirtileri
Aniden başlayan yüksek ateş, sağlık durumunun iyice bozulması, kol ve bacaklarla baş ağrıları, üst solunum yollarının müköz dokusunda şiddetli iltihap (nezle, anjin, solunum borusu iltihabı, bronşit) görülür. Göğüs kemiklerinin arka kısmında ağrılı kuru öksürük, tipik grip belirtisidir.
Hastalık Seyri ve Komplikasyonları
Yüksek ateşle birkaç gün sürer. Grip sırasında gırtlak iltihabı (grip-kuşpalazı), akciğer iltihabı (zatürre, grip), ortakulak iltihabı, kalp ve dolaşım sisteminin mikrobik-toksik iltihaplanmasından korkulur.
Gribin Tedavisi
Mutlak yatak istirahati, temiz hava gereklidir. Daha büyük çocuklar gerektiğinde terletilir. Doktor kontrolü altında ateş düşürücü ilaçlar, C vitamini verilir ve ateşli zamanlarda düzenli bir diyet uygulanır. Griple birlikte, bakterilerin neden olduğu enfeksiyonlar da varsa, o zaman tedavi edici uygun ilaçlar (antibiyotikler) verilir.
Gripten Korunma
Hastalığın salgın olduğu zamanlarda gribe yakalanmış hastalarla her türlü temastan ve özellikle, kapalı yerlerdeki toplantılardan kaçınmak gerekir. Aktif grip aşısının sağlayacağı bağışıklık hala tartışma konusudur. Bu konuda doktorun tedavisine uymalıdır.
Grip, çeşitli virüslerin öksürme sırasında etrafa sıçrayan damlacıklarıyla geçer. Grip, salgın bir hastalık gibi bütün ülkelere ve kıtalara yayılabilir, gelmiş olduğu kıtanın adını alır. Örneğin, 1957 yılındaki Asya Gribi.
Kuluçka Devri
1-3 gündür.
Gribin Belirtileri
Aniden başlayan yüksek ateş, sağlık durumunun iyice bozulması, kol ve bacaklarla baş ağrıları, üst solunum yollarının müköz dokusunda şiddetli iltihap (nezle, anjin, solunum borusu iltihabı, bronşit) görülür. Göğüs kemiklerinin arka kısmında ağrılı kuru öksürük, tipik grip belirtisidir.
Hastalık Seyri ve Komplikasyonları
Yüksek ateşle birkaç gün sürer. Grip sırasında gırtlak iltihabı (grip-kuşpalazı), akciğer iltihabı (zatürre, grip), ortakulak iltihabı, kalp ve dolaşım sisteminin mikrobik-toksik iltihaplanmasından korkulur.
Gribin Tedavisi
Mutlak yatak istirahati, temiz hava gereklidir. Daha büyük çocuklar gerektiğinde terletilir. Doktor kontrolü altında ateş düşürücü ilaçlar, C vitamini verilir ve ateşli zamanlarda düzenli bir diyet uygulanır. Griple birlikte, bakterilerin neden olduğu enfeksiyonlar da varsa, o zaman tedavi edici uygun ilaçlar (antibiyotikler) verilir.
Gripten Korunma
Hastalığın salgın olduğu zamanlarda gribe yakalanmış hastalarla her türlü temastan ve özellikle, kapalı yerlerdeki toplantılardan kaçınmak gerekir. Aktif grip aşısının sağlayacağı bağışıklık hala tartışma konusudur. Bu konuda doktorun tedavisine uymalıdır.
Sponsorlu Bağlantılar:
Etiketler:
giribin belirtileri,
gribin nedenleri,
gribin tedavisi,
grip,
influenza
30 Ocak 2012 Pazartesi
Çocuklarda Grip Hastalığı
Grip:
Biraz soğuk algınlığı veya ateşli nezleye yakalanan bazı kimseler grip olduklarını zannederler. Halbuki grip bambaşka bir hastalıktır ve özellikle bir virüs tarafından meydana gelir. Halk dilinde bu hastalığın İspanyol nezlesi veya paçavra hastalığı gibi adları vardır. Paçavra hastalığı denmesi insanı paçavraya çevirmesinden olsa gerektir.
Hastalık birdenbire üşüme, titreme, baş, bel ve kol-bacak ağrılarıyla başlar. Ateş 39 - 40 derece olur. Çocuğun gözleri kırmızı, dudakları kuru, dili paslıdır. İştah azalmış, bazen bulantı ve kusma vardır.
Grip çoğunlukla nefes yollarını seçerek aksırık, öksürükle başlar ve bronşit veya zatürre gibi hastalıklar yapar. Bazen de mide-barsak semptomları özellikle göze çarpar. Burada grip; bulanma, kusma, karın ağrısı ve ishaller ile kendini gösterir. Kimi zamanda sinir sistemi gripten fazla etkilenir ve böyle zamanlarda hastada dalgınlık ve sayıklama görülür. Komplikasyonsuz grip 4-7 gün kadar sürmektedir.
Gripte tedavi; tam istirahat, sulu gıdalar ve komplikasyonlara karşı doktorun tavsiye edeceği ilaçların kullanımıyla mümkündür.
Aramalar: çocuğum grip oldu nasıl iyileşir, çocuklarda gribin tedavisi nedir? grip nasıl geçer, gripten kurtulmak nasıl olur
Biraz soğuk algınlığı veya ateşli nezleye yakalanan bazı kimseler grip olduklarını zannederler. Halbuki grip bambaşka bir hastalıktır ve özellikle bir virüs tarafından meydana gelir. Halk dilinde bu hastalığın İspanyol nezlesi veya paçavra hastalığı gibi adları vardır. Paçavra hastalığı denmesi insanı paçavraya çevirmesinden olsa gerektir.
Hastalık birdenbire üşüme, titreme, baş, bel ve kol-bacak ağrılarıyla başlar. Ateş 39 - 40 derece olur. Çocuğun gözleri kırmızı, dudakları kuru, dili paslıdır. İştah azalmış, bazen bulantı ve kusma vardır.
Grip çoğunlukla nefes yollarını seçerek aksırık, öksürükle başlar ve bronşit veya zatürre gibi hastalıklar yapar. Bazen de mide-barsak semptomları özellikle göze çarpar. Burada grip; bulanma, kusma, karın ağrısı ve ishaller ile kendini gösterir. Kimi zamanda sinir sistemi gripten fazla etkilenir ve böyle zamanlarda hastada dalgınlık ve sayıklama görülür. Komplikasyonsuz grip 4-7 gün kadar sürmektedir.
Gripte tedavi; tam istirahat, sulu gıdalar ve komplikasyonlara karşı doktorun tavsiye edeceği ilaçların kullanımıyla mümkündür.
Aramalar: çocuğum grip oldu nasıl iyileşir, çocuklarda gribin tedavisi nedir? grip nasıl geçer, gripten kurtulmak nasıl olur
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)