İnsanlarda baş ağrılarını 2 çeşit gruba ayırmaktayız. Birincisi gerilim tipi başağrısı dediğimiz ağrıdır. Boyun, yüz ve saçlı derideki kasların kasılması sonucu otaya çıkan ağrılar. Kasların kasılmasına sebep olan nedir tam olarak bilinememekle birlikte stres, gerginlik, depresyon, kötü duruş-oturuş, boyun eklemleri kökenli sorunlar, çene eklemi hastalıklarının sebep olabileceği düşünülmektedir. Çok fazla kahve tüketimi, diş sıkma, gıcırdatma, uyku apnesi sendromu, uykusuzluk ya da depresyona bağlı baş ağrıları meydana gelebiliyor. İkinci tip baş ağrısı migren rahatsızlığıdır. Sebebi tam olarak bilinmemektedir. Beyindeki sinirlerin, damarların beyindeki biyokimyasal maddelerin ve bazı çevresel etkenlerin migren hastalığını tetiklediğini bilinmektedir. Migren çeken kişiler içten de dıştan da gelen bir etkenle beyinin tümüne yayılan elektriksel bir aktivite oluşması sonucunda beyin damarların da genişlemeye yol açan biyokimyasal maddeler yayılıyor . Bu sebeple migren ağrısı başlıyor. Sonuçta hava değişimleri, alkol , çikolata, uzun süreli açlık, az süreli ya da uzun süreli uyku, parlak ışıklar migreni arttırabiliyor.
migren etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
migren etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Aralık 2015 Cuma
27 Temmuz 2015 Pazartesi
Migrenden Kurtulmak İçin Ne Yapılabilir?
Migren Nedir?
Migren, hayatı tehdit etmekte olan tehlikeli bir hastalık olarak görülmemelidir. Migren, 4 saat ile 72 saat arasında değişen ataklarla ortaya çıkmış olan, kafanın tek tarafına yerleşen, zonklayıcı bir baş ağrısı şeklidir. Bu ataklar esnasında baş ağrısının yanında bulantı, kusma, normal ışık ve sesten huzursuz olma gibi şikayetler de görülebilmektedir.
Migren Kimlerde Görülür?
Kadınlarda migren görülme oranı erkeklerin yaklaşık 3 katıdır. Bu farklılık kadınlardaki hormonal değişikliklerden kaynaklıdır. Hastaların çoğunda atak 40 yaşın dan evvel meydana çıkmaktadır. Genel olarak ergenlik dönemine denk gelen bir dönemdir. 50 yaşın üstü bir tanesinde migren başlama olasılığı azdır. Kadınlarda migren birçoğu kez orta yaşlarda ortaya çıkar.
Niçin Migren Hastası Oluruz?
Sebebi kesin bir şekilde bilinmemekle beraber beyin kandamarları ve beynin sinir iletimindeki kimyasal madde değişimleri neticesi ortaya çıktığı düşünülür. Kadınlardaki hormon değişikliği migren ağrısına neden olabilir. Genetik (aileden gelen, kalıtsal) etkenler hususunda çalışmalar sürmektedir.
Migren Tipleri
Daha çok karşılaşılan iki değişik migren türü vardır:
Basit Migren: Migrenli hastaların %75 inde görülmektedir. Aurasız migren atakları bulunur. Adi migren de denilir. Genellikle bayanlarda görülmektedir. Tek veya çift yönlü baş ağrısı görülmektedir. Kusma nadir olur.
Klasik Migren: Auralı migren atakları görülmektedir. Migrenli hastaların %10'unu klasik migren hastaları teşkil eder. Klasik migren birçoğu kez çocukluk veya ergenlik çağı boyunca vuku bulur. İlk atak 40 yaşından sonra gelir ve 2* 6 saat kadar sürmektedir. Klasik migrende kişinin görme alanında boşluk bulunur. Ve hastalığı olanlar boşluk olan yeri göremez. birçoğu kez başın tek tarafında ağrı hissi duyulur. Bulantıyla beraber kusma buna eşlik eder. Aura, baş ağrısı başlama dan evvel beliren, çok sık görme alanında şikayetler olan, birtakım sinirsel belirtilerdir. Migren şafağı da denilir.
Migreni Tetikleyen Faktörler Nelerdir?
Migren atağı tek bir nedene bağlı oluşmaz. Tek bir tetikleyici ile migren atağı oluşmaz. Üst üste gelen tetikleyiciler migren ataklarının oluşmasına yol açar. Birçok incelemede migren hastalarından alınan cevaplara göre en fazla görülmekte olan haller stres, hormonlarda değişiklik, halsizlik, bitkinlik ve öğün atlamadır. Çocuklarda aç kalma, az yemek yeme, kadınlarda adet süreciyle alakalı hormonal farklılıklar migrene sebep olabilir. Yeterince yememek, Bazı gıdalar ve içecekler; eski peynir, çerez, çikolata, şarap, alkol, kafeinli içecekler, kahve, çay, katkı maddeleri, Çevresel faktörler; göz alıcı ışık, ağır koku, seyahat, çok yorulma, hava değişiklikleri, Adet süreci, gebelik, doğum kontrol hapları gibi hormonal farklılıklar Uykusuzluk veya aşırı uyuma Duygusal değişiklikler; endişe, üzüntü, tartışma, heyecan, depresyon, stres, Baş ve boyunda ağrı; göz, boyun, diş, çene ağrısı, Kişide bu tetikleyicilerin hepsi olmak zorunluluğu bulunmaz. Atağın başlaması için bir kaç neden yeter. Migrenden kurtulmak amacıyla ilaçlı metod ve terapi metodu gibi türlü yöntemler uygulanmaktadır. Uzmanlar yetişkinlerden değişik oldukları ve gelişimlerini tam tamamlamadıkları için çocuklara migren tedavisinde ilaçlı tedaviden kaçınmak gerekli olduğunu vurgulamaktadır ve terapi metodunu tavsiye etmekteshy;dir.
Migrenden korunmak için neler yapabilir?
Sizde migreni tetikleyici unsurları izlemleyin ve bunlardan olabildiği kadar uzak durunuz.
Uyku saatlerinizi düzenli tutmaya, uyuma* uyanma ritminizi fazla değiştirmemeye çelişın.
Öğünleri olabildiği kadar hep aynı saatlerde yemeye dikkat edin.
Spor yapmaya dikkat edin, spor yapmak sinir yapınızı da güçlendirecektir.
Günlük hayatınızda belirli, düzenli bir rutin tutturun, stresi elinizden geldiği kadar azaltın.
Hayır demeyi öğrenin. Yapmak istemediğiniz şeyleri yapmayın.
Programlı bir şekilde yoga, masaj gibi terapilerle geriliminizi atmaya ve azaltmaya çabalayın.
Çalışırken, kendinize düzenli molalar verin.
İlgili aramalar: migrenden nasıl kurtuluruz, migrenden kurtulmak için ne yapılabilir, migren nasıl atlatılır, migrene karşı ne yapmak gerekir, migrenin tedavisi nedir, migren nasıl geçer
Migren, hayatı tehdit etmekte olan tehlikeli bir hastalık olarak görülmemelidir. Migren, 4 saat ile 72 saat arasında değişen ataklarla ortaya çıkmış olan, kafanın tek tarafına yerleşen, zonklayıcı bir baş ağrısı şeklidir. Bu ataklar esnasında baş ağrısının yanında bulantı, kusma, normal ışık ve sesten huzursuz olma gibi şikayetler de görülebilmektedir.
Migren Kimlerde Görülür?
Kadınlarda migren görülme oranı erkeklerin yaklaşık 3 katıdır. Bu farklılık kadınlardaki hormonal değişikliklerden kaynaklıdır. Hastaların çoğunda atak 40 yaşın dan evvel meydana çıkmaktadır. Genel olarak ergenlik dönemine denk gelen bir dönemdir. 50 yaşın üstü bir tanesinde migren başlama olasılığı azdır. Kadınlarda migren birçoğu kez orta yaşlarda ortaya çıkar.
Niçin Migren Hastası Oluruz?
Sebebi kesin bir şekilde bilinmemekle beraber beyin kandamarları ve beynin sinir iletimindeki kimyasal madde değişimleri neticesi ortaya çıktığı düşünülür. Kadınlardaki hormon değişikliği migren ağrısına neden olabilir. Genetik (aileden gelen, kalıtsal) etkenler hususunda çalışmalar sürmektedir.
Migren Tipleri
Daha çok karşılaşılan iki değişik migren türü vardır:
Basit Migren: Migrenli hastaların %75 inde görülmektedir. Aurasız migren atakları bulunur. Adi migren de denilir. Genellikle bayanlarda görülmektedir. Tek veya çift yönlü baş ağrısı görülmektedir. Kusma nadir olur.
Klasik Migren: Auralı migren atakları görülmektedir. Migrenli hastaların %10'unu klasik migren hastaları teşkil eder. Klasik migren birçoğu kez çocukluk veya ergenlik çağı boyunca vuku bulur. İlk atak 40 yaşından sonra gelir ve 2* 6 saat kadar sürmektedir. Klasik migrende kişinin görme alanında boşluk bulunur. Ve hastalığı olanlar boşluk olan yeri göremez. birçoğu kez başın tek tarafında ağrı hissi duyulur. Bulantıyla beraber kusma buna eşlik eder. Aura, baş ağrısı başlama dan evvel beliren, çok sık görme alanında şikayetler olan, birtakım sinirsel belirtilerdir. Migren şafağı da denilir.
Migreni Tetikleyen Faktörler Nelerdir?
Migren atağı tek bir nedene bağlı oluşmaz. Tek bir tetikleyici ile migren atağı oluşmaz. Üst üste gelen tetikleyiciler migren ataklarının oluşmasına yol açar. Birçok incelemede migren hastalarından alınan cevaplara göre en fazla görülmekte olan haller stres, hormonlarda değişiklik, halsizlik, bitkinlik ve öğün atlamadır. Çocuklarda aç kalma, az yemek yeme, kadınlarda adet süreciyle alakalı hormonal farklılıklar migrene sebep olabilir. Yeterince yememek, Bazı gıdalar ve içecekler; eski peynir, çerez, çikolata, şarap, alkol, kafeinli içecekler, kahve, çay, katkı maddeleri, Çevresel faktörler; göz alıcı ışık, ağır koku, seyahat, çok yorulma, hava değişiklikleri, Adet süreci, gebelik, doğum kontrol hapları gibi hormonal farklılıklar Uykusuzluk veya aşırı uyuma Duygusal değişiklikler; endişe, üzüntü, tartışma, heyecan, depresyon, stres, Baş ve boyunda ağrı; göz, boyun, diş, çene ağrısı, Kişide bu tetikleyicilerin hepsi olmak zorunluluğu bulunmaz. Atağın başlaması için bir kaç neden yeter. Migrenden kurtulmak amacıyla ilaçlı metod ve terapi metodu gibi türlü yöntemler uygulanmaktadır. Uzmanlar yetişkinlerden değişik oldukları ve gelişimlerini tam tamamlamadıkları için çocuklara migren tedavisinde ilaçlı tedaviden kaçınmak gerekli olduğunu vurgulamaktadır ve terapi metodunu tavsiye etmekteshy;dir.
Migrenden korunmak için neler yapabilir?
Sizde migreni tetikleyici unsurları izlemleyin ve bunlardan olabildiği kadar uzak durunuz.
Uyku saatlerinizi düzenli tutmaya, uyuma* uyanma ritminizi fazla değiştirmemeye çelişın.
Öğünleri olabildiği kadar hep aynı saatlerde yemeye dikkat edin.
Spor yapmaya dikkat edin, spor yapmak sinir yapınızı da güçlendirecektir.
Günlük hayatınızda belirli, düzenli bir rutin tutturun, stresi elinizden geldiği kadar azaltın.
Hayır demeyi öğrenin. Yapmak istemediğiniz şeyleri yapmayın.
Programlı bir şekilde yoga, masaj gibi terapilerle geriliminizi atmaya ve azaltmaya çabalayın.
Çalışırken, kendinize düzenli molalar verin.
İlgili aramalar: migrenden nasıl kurtuluruz, migrenden kurtulmak için ne yapılabilir, migren nasıl atlatılır, migrene karşı ne yapmak gerekir, migrenin tedavisi nedir, migren nasıl geçer
10 Kasım 2014 Pazartesi
Migren Neden Olur?
Migren neden olur?
Migren bir baş ağrısı tipidir. Genellikle soğuk terlemeyle beraber görülmektedir. Migrene bulantı, kusma, görme bozuklukları ve ender olarak geçici felç ve konuşma kaybı eşlik edebilmektedir. Aynı zamanda hastalar atak esnasında ışığa, sese veya birtakım kokulara hassasiyet bildirmektedir.
Migren baş ağrıları, kan damarlarının genişlemesi ve bu kan damarlarının etrafını saran sinir liflerinden türlü kimyasal maddelerin salınması sebebiyle meydana gelmektedir.
Migreni ne harekete geçirir?
Çok parlak ışıklar, yanıp sönen ışıklar.
Parfüm, boya, kimyasal temizlik ürünleri, egsoz dumanı, sigara dumanı solumak.
Hava durumu değişiklikleri, aşırı nem, deniz seviyesinden çok yükseklerde olmak.
Çikolata, soğan, narenciye, fındık, fasulye ve aşırı yağlı yiyecekler.
Alkol tüketimi
Fazla kafein almak veya kafein yoksunluğu
Sodyum Nitrat (örneğin; sosisli sandviçte ve fastfood dediğimiz başka birtakım hazır gıdalarda bulunmaktadır)
Yapay tatlandırıcılar
Uykusuzluk veya çok uyumak
Kafa yaralanması
Düzenli beslenmemek
Sigara içmek
Fiziksel efor harcamak
Ritim değişikliği
Kadınlardaki hormonal değişiklikler: Adet süreci, menopoz, oral kontrasepsiyon, hormon replasman tedavileri, gebelik durumu
Bazı ilaçların kullanımı
Başka bir neden ile meydana gelen baş veya boyun ağrıları
Migrene karşı ne yapmalıyız?
Akut migren ataklarını ağrı kesici ilaçlarla kısmi olarak önleyebiliriz fakat bu kısa sürmektedir. Ağrı kesicileri haftada en fazla 2 kere almak gerekir.
Elbette ki etkisi hafife alınamayacak bir alternatif tıp gerçeği de vardır. Birçok hastalıkta olduğu gibi şifalı otlarımızdan, bu konu hakkında da medet umabiliriz. Peki nedir bu güzel bitkiler?
Anason
Biberiye (Kuşdili)
Melisa
Bu gibi bitkileri kaynatıp çayını içerek migren ataklarını hafifletebilir hem de sakinleşirsiniz. Ayrıca idrar söktürücü tesirleri vardır, rahatlatırlar.
Ağrı kesici ilaçlara haftada 2 kereden fazla gereksinim duyanlar, ilaçla ağrıları geçiremeyenler ve hamilelik, kalp krizi gibi sebeplerle ağrı kesici kullanamayanlar ne yapmalıdır? İşin bu noktasında erteleyici değil önleyici tedavi gerekmektedir. Bu durumlarda doktora görünmek mecburidir!
İlgili aramalar: migren neden olur, migreni neler tetikler, migrenin nedenleri, migrene iyi gelen bitkiler
Migren bir baş ağrısı tipidir. Genellikle soğuk terlemeyle beraber görülmektedir. Migrene bulantı, kusma, görme bozuklukları ve ender olarak geçici felç ve konuşma kaybı eşlik edebilmektedir. Aynı zamanda hastalar atak esnasında ışığa, sese veya birtakım kokulara hassasiyet bildirmektedir.
Migren baş ağrıları, kan damarlarının genişlemesi ve bu kan damarlarının etrafını saran sinir liflerinden türlü kimyasal maddelerin salınması sebebiyle meydana gelmektedir.
Migreni ne harekete geçirir?
Çok parlak ışıklar, yanıp sönen ışıklar.
Parfüm, boya, kimyasal temizlik ürünleri, egsoz dumanı, sigara dumanı solumak.
Hava durumu değişiklikleri, aşırı nem, deniz seviyesinden çok yükseklerde olmak.
Çikolata, soğan, narenciye, fındık, fasulye ve aşırı yağlı yiyecekler.
Alkol tüketimi
Fazla kafein almak veya kafein yoksunluğu
Sodyum Nitrat (örneğin; sosisli sandviçte ve fastfood dediğimiz başka birtakım hazır gıdalarda bulunmaktadır)
Yapay tatlandırıcılar
Uykusuzluk veya çok uyumak
Kafa yaralanması
Düzenli beslenmemek
Sigara içmek
Fiziksel efor harcamak
Ritim değişikliği
Kadınlardaki hormonal değişiklikler: Adet süreci, menopoz, oral kontrasepsiyon, hormon replasman tedavileri, gebelik durumu
Bazı ilaçların kullanımı
Başka bir neden ile meydana gelen baş veya boyun ağrıları
Migrene karşı ne yapmalıyız?
Akut migren ataklarını ağrı kesici ilaçlarla kısmi olarak önleyebiliriz fakat bu kısa sürmektedir. Ağrı kesicileri haftada en fazla 2 kere almak gerekir.
Elbette ki etkisi hafife alınamayacak bir alternatif tıp gerçeği de vardır. Birçok hastalıkta olduğu gibi şifalı otlarımızdan, bu konu hakkında da medet umabiliriz. Peki nedir bu güzel bitkiler?
Anason
Biberiye (Kuşdili)
Melisa
Bu gibi bitkileri kaynatıp çayını içerek migren ataklarını hafifletebilir hem de sakinleşirsiniz. Ayrıca idrar söktürücü tesirleri vardır, rahatlatırlar.
Ağrı kesici ilaçlara haftada 2 kereden fazla gereksinim duyanlar, ilaçla ağrıları geçiremeyenler ve hamilelik, kalp krizi gibi sebeplerle ağrı kesici kullanamayanlar ne yapmalıdır? İşin bu noktasında erteleyici değil önleyici tedavi gerekmektedir. Bu durumlarda doktora görünmek mecburidir!
İlgili aramalar: migren neden olur, migreni neler tetikler, migrenin nedenleri, migrene iyi gelen bitkiler
12 Ağustos 2013 Pazartesi
Migrenin Belirtileri
MİGRENİN BELİRTİLERİ NELERDİR?
Migren Hastalığı Ve Belirtileri
İnsanların sadece %2’si baş ağrısını bilmemekte ve yaşamamaktadır. Baş ağrısının yarım hali olarak tanımlanan migren hastalığı birçok insanın korkulu rüyası haline gelmiştir. Peki nedir bu migren ve tedavisi nasıldır?
Tarihte ilk defa migrenle ilgili bulgulara Cappadocialı Areatus’un el yazmalarında rastlanmıştır. Bulunan verilere göre, ağrının tek taraflı olmasından dolayı heterocnania denilmiştir. Latinceye ise migraneo olarak geçmiştir. Fransızlar bu terimi migrane olarak benimsemişler ve bu kullanım da zamanla yaygınlaşmıştır.
Yarım baş ağrısı olarak tanımlanan migrende illa başın bir kısmının ağrıması şart değildir. Yarım ağrı; migren vakalarında %44 oranında görülür, %22 oranında da bütün başı ağrıtır.
Migren hayati tehlike oluşturan bir hastalık değildir. Genelde ataklar halinde meydana gelir, zonklayıcı bir baş ağrısı şeklindedir. Atak süresi 4 saat ile 72 saat arasında değişebilir. Ataklar sırasında baş ağrısının yanı sıra mide bulantısı, kusma, ışıktan ve sesten rahatsız olma gibi belirtiler görülebilir. Kişi; karanlık, sesten uzak olan bir ortamda uyumak ister. Bu, günlük yaşamı etkileyen bir durumdur.
Migrenin nedeni tam olarak bilinememekle birlikte sinirsel(nörolojik) bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Huzursuzluk, üzüntü gibi belirtiler migren atağının geleceğini gösterebilir. Başlaması için tek bir etken yoktur. Üst üste gelen etmenler bunun sebebidir. Bir hastanede yapılan araştırmalardan alınan sonuçlara göre en temel sebepleri stres, halsizlik, yorgunluk ve öğün atlamadır.
Migren hastalığının; basit migren ve klasik migren olmak üzere iki çeşidi vardır. Basit migren; bayanlarda daha sık görülür ve kusma olayının görülmesi çok nadirdir. Klasik migrende ise; bulantının yanında kusma ve ataklar görülür ve ilk atak 40 yaşından sonra başlar. Atak sıklığı kişiden kişiye değişir. Hatta bazen kişinin atak zamanı da değişkenlik gösterebilir. Ayda 1-2 kez veya haftada bir kez atak geçirilebilir. Hareket ederken ağrının şiddeti artar.
Bir migren hastası bu dönemi şöyle özetlemektedir: “-Kafam zonkluyor, beynim patlayacak gibi oluyor. Normal ışık bile beni rahatsız ediyor. Midem bulanıyor. Atak başladığı sıralarda üşüyorum.”
Migren hastalığını tedavi ederken aynı zamanda oluşabilecek atakların da önüne geçmek gerekir. Bunun için; aşırır kalabalık ve yorgunluktan uzak durmalı, bol bol dinlenmeli, stresten kaçınmalı, atak başladığında yastıksız bir yatağa uzanıp uyumayı denemelisiniz.
Türkiye’de migren ile ilgili en kalıcı olan ve ses getiren araştırma Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nörolojik Bilimler ve Psikiyatri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Turgay Dalkara’ya aittir. Dalkara, bu konu üzerinde deneyler yapmış ve deney sonuçları dünyanın en önemli bilim dergilerinden olan Sciense’de yayımlanmıştır.
Migren Hastalığı Ve Belirtileri
İnsanların sadece %2’si baş ağrısını bilmemekte ve yaşamamaktadır. Baş ağrısının yarım hali olarak tanımlanan migren hastalığı birçok insanın korkulu rüyası haline gelmiştir. Peki nedir bu migren ve tedavisi nasıldır?
Tarihte ilk defa migrenle ilgili bulgulara Cappadocialı Areatus’un el yazmalarında rastlanmıştır. Bulunan verilere göre, ağrının tek taraflı olmasından dolayı heterocnania denilmiştir. Latinceye ise migraneo olarak geçmiştir. Fransızlar bu terimi migrane olarak benimsemişler ve bu kullanım da zamanla yaygınlaşmıştır.
Yarım baş ağrısı olarak tanımlanan migrende illa başın bir kısmının ağrıması şart değildir. Yarım ağrı; migren vakalarında %44 oranında görülür, %22 oranında da bütün başı ağrıtır.
Migren hayati tehlike oluşturan bir hastalık değildir. Genelde ataklar halinde meydana gelir, zonklayıcı bir baş ağrısı şeklindedir. Atak süresi 4 saat ile 72 saat arasında değişebilir. Ataklar sırasında baş ağrısının yanı sıra mide bulantısı, kusma, ışıktan ve sesten rahatsız olma gibi belirtiler görülebilir. Kişi; karanlık, sesten uzak olan bir ortamda uyumak ister. Bu, günlük yaşamı etkileyen bir durumdur.
Migrenin nedeni tam olarak bilinememekle birlikte sinirsel(nörolojik) bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Huzursuzluk, üzüntü gibi belirtiler migren atağının geleceğini gösterebilir. Başlaması için tek bir etken yoktur. Üst üste gelen etmenler bunun sebebidir. Bir hastanede yapılan araştırmalardan alınan sonuçlara göre en temel sebepleri stres, halsizlik, yorgunluk ve öğün atlamadır.
Migren hastalığının; basit migren ve klasik migren olmak üzere iki çeşidi vardır. Basit migren; bayanlarda daha sık görülür ve kusma olayının görülmesi çok nadirdir. Klasik migrende ise; bulantının yanında kusma ve ataklar görülür ve ilk atak 40 yaşından sonra başlar. Atak sıklığı kişiden kişiye değişir. Hatta bazen kişinin atak zamanı da değişkenlik gösterebilir. Ayda 1-2 kez veya haftada bir kez atak geçirilebilir. Hareket ederken ağrının şiddeti artar.
Bir migren hastası bu dönemi şöyle özetlemektedir: “-Kafam zonkluyor, beynim patlayacak gibi oluyor. Normal ışık bile beni rahatsız ediyor. Midem bulanıyor. Atak başladığı sıralarda üşüyorum.”
Migren hastalığını tedavi ederken aynı zamanda oluşabilecek atakların da önüne geçmek gerekir. Bunun için; aşırır kalabalık ve yorgunluktan uzak durmalı, bol bol dinlenmeli, stresten kaçınmalı, atak başladığında yastıksız bir yatağa uzanıp uyumayı denemelisiniz.
Türkiye’de migren ile ilgili en kalıcı olan ve ses getiren araştırma Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nörolojik Bilimler ve Psikiyatri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Turgay Dalkara’ya aittir. Dalkara, bu konu üzerinde deneyler yapmış ve deney sonuçları dünyanın en önemli bilim dergilerinden olan Sciense’de yayımlanmıştır.
23 Eylül 2012 Pazar
Migren (Yarım Başağrısı)
MİGREN (YARIM BAŞAĞRISI)
Yunanca (Hemikrania), başın yarısı sözcüğünden kaynaklanır. Kan damarlarıyla ilişkili, bazen katlanılması güç başağrılarına migren ya da yarım başağrısı diyoruz.
Bazı tıp adamları, başağrısı hakkında ilginç bir sav öne sürüyorlar. Bunlara göre başağrısı, eskiden mevcut olmayan, fakat sonradan öğrenilerek benimsenmiş bir rahatsızlıktır. Çocuk, yıllar boyunca annesinin veya babasının başağrısı şikayetlerini izler. Sonunda onların kişiliğinde kendini bulurken, başının ağrıdığını öne sürer. Bu görüş yalanlanmasa bile, tüm migrenlerin böyle bir alıntıdan kaynaklanmadığı kesindir. Çünkü migrenin başladığı her yeni nöbette kafatasındaki damarların belirli bir süre sıkıştığı ve açıldığı kesin olarak bilinmektedir. Bunun da fiziksel bir nedeni olması gerekir.
Bu tür başağrıları ortalama 7.5 saat kadar sürmektedir. Yinelemeleri çok değişik zamanlarda olabilir. Yılda birkaç kez olabildiği gibi, haftada defalarca da oluşabilir. Tüm insanların yüzde 20'si çoğu kadın olmak üzere migren hastasıdır. Tedavi sırasında hastanın da doktora yardımcı olması büyük önem taşır. Oksijen banyosu, su kullanılması, spor, hafif masajlar, akupunktur ve hepsinden önce de sağlıklı bir yaşam biçimi olumlu etki sağlamaktadır. Uzun süre alınan ilaçlar ağrının şiddetini dindirir. Rahatlık sağlamaktaysa da bu kez de hastanın ilaca bağımlı olması tehlikesi ortaya çıkmaktadır.
Bir kozmetikçi hastalığı hakkında şunları söylüyor:
"Yaklaşık 20 yıldan beri, yani gençliğimden bu yana migren çekerim. Bazen hafif bir başağrısı şeklinde ortaya çıkar. Bir ağırlık hissederim. Bazen ise, genelde kusma, vücuttan soğuk ter boşanması, ishal ile ağır bir biçimde beliriverir. Neden olduğunu anlamak gayretlerin ötesinde bir olay olsa gerek.
Bu yüzden yıllardan beri bir günlük tutmaya başladım. Günlüğüme hava durumu, o gün yediğim yemekler, işimde zorlanıp zorlanmadığım, kocam seyahatte mi değil mi ve buna güncel her olayı kaydediyorum. Benim için 2 şey gerçektir. Birincisi, giysilerimin içinde bir üşüme hissetmeye başlıyorum. Bu bir migren habercisi, ikincisinde ise, fazla albüminli besinler alırsam vücudum alerjik bir tepki gösteriyor. Bunun yanı sıra ıhlamur çiçeği, bazı parfümler ve bazı temizlik maddeleri de böyle tepkiler oluşturuyor. Hepsi başağrısı yapmıyor. Bazen aksırmakla geçiyor. Bazen de migren başlıyor. Migrenin bende ruhsal bir nedeni olduğu yolunda hiçbir ipucu bulamadım. Rahatsızlığa karşı bazı şeyler denedim. Örneğin akupunkturun iğne yerine basınçla uygulanan türü gibi. Bir fark olmadı. Alerji oluşturan besinlerden kaçındım. Sırf bunun da yararı olmadı. Şu anda ağzımdaki dişlerin bütün dolgularını değiştirtmekle meşgulüm.
İki şeyin son olarak yararını gördüm. Mesela, suyu 30 derece ısıtılmış bir yüzme havuzu kenarında otururken vücudumun üst kısmını, balıkçı yakalı kazak, süveter ve şal ile kapatıyorum. Gece yatarken yatağa sıcak termofor koyuyorum. Bu arada bir bardak beyaz şarap içip daha önce de solunum jimnastiği yaparak, gerilimi atıyorum. Homeopatik ilaçlar alıyorum.
Yunanca (Hemikrania), başın yarısı sözcüğünden kaynaklanır. Kan damarlarıyla ilişkili, bazen katlanılması güç başağrılarına migren ya da yarım başağrısı diyoruz.
Bazı tıp adamları, başağrısı hakkında ilginç bir sav öne sürüyorlar. Bunlara göre başağrısı, eskiden mevcut olmayan, fakat sonradan öğrenilerek benimsenmiş bir rahatsızlıktır. Çocuk, yıllar boyunca annesinin veya babasının başağrısı şikayetlerini izler. Sonunda onların kişiliğinde kendini bulurken, başının ağrıdığını öne sürer. Bu görüş yalanlanmasa bile, tüm migrenlerin böyle bir alıntıdan kaynaklanmadığı kesindir. Çünkü migrenin başladığı her yeni nöbette kafatasındaki damarların belirli bir süre sıkıştığı ve açıldığı kesin olarak bilinmektedir. Bunun da fiziksel bir nedeni olması gerekir.
Bu tür başağrıları ortalama 7.5 saat kadar sürmektedir. Yinelemeleri çok değişik zamanlarda olabilir. Yılda birkaç kez olabildiği gibi, haftada defalarca da oluşabilir. Tüm insanların yüzde 20'si çoğu kadın olmak üzere migren hastasıdır. Tedavi sırasında hastanın da doktora yardımcı olması büyük önem taşır. Oksijen banyosu, su kullanılması, spor, hafif masajlar, akupunktur ve hepsinden önce de sağlıklı bir yaşam biçimi olumlu etki sağlamaktadır. Uzun süre alınan ilaçlar ağrının şiddetini dindirir. Rahatlık sağlamaktaysa da bu kez de hastanın ilaca bağımlı olması tehlikesi ortaya çıkmaktadır.
Bir kozmetikçi hastalığı hakkında şunları söylüyor:
"Yaklaşık 20 yıldan beri, yani gençliğimden bu yana migren çekerim. Bazen hafif bir başağrısı şeklinde ortaya çıkar. Bir ağırlık hissederim. Bazen ise, genelde kusma, vücuttan soğuk ter boşanması, ishal ile ağır bir biçimde beliriverir. Neden olduğunu anlamak gayretlerin ötesinde bir olay olsa gerek.
Bu yüzden yıllardan beri bir günlük tutmaya başladım. Günlüğüme hava durumu, o gün yediğim yemekler, işimde zorlanıp zorlanmadığım, kocam seyahatte mi değil mi ve buna güncel her olayı kaydediyorum. Benim için 2 şey gerçektir. Birincisi, giysilerimin içinde bir üşüme hissetmeye başlıyorum. Bu bir migren habercisi, ikincisinde ise, fazla albüminli besinler alırsam vücudum alerjik bir tepki gösteriyor. Bunun yanı sıra ıhlamur çiçeği, bazı parfümler ve bazı temizlik maddeleri de böyle tepkiler oluşturuyor. Hepsi başağrısı yapmıyor. Bazen aksırmakla geçiyor. Bazen de migren başlıyor. Migrenin bende ruhsal bir nedeni olduğu yolunda hiçbir ipucu bulamadım. Rahatsızlığa karşı bazı şeyler denedim. Örneğin akupunkturun iğne yerine basınçla uygulanan türü gibi. Bir fark olmadı. Alerji oluşturan besinlerden kaçındım. Sırf bunun da yararı olmadı. Şu anda ağzımdaki dişlerin bütün dolgularını değiştirtmekle meşgulüm.
İki şeyin son olarak yararını gördüm. Mesela, suyu 30 derece ısıtılmış bir yüzme havuzu kenarında otururken vücudumun üst kısmını, balıkçı yakalı kazak, süveter ve şal ile kapatıyorum. Gece yatarken yatağa sıcak termofor koyuyorum. Bu arada bir bardak beyaz şarap içip daha önce de solunum jimnastiği yaparak, gerilimi atıyorum. Homeopatik ilaçlar alıyorum.
Sponsorlu Bağlantılar:
29 Şubat 2012 Çarşamba
Baş Ağrısı ve Baş Ağrısının Çeşitleri
BAŞ AĞRISI
Baş ağrısı pek çok insanın yakındığı bir sorundur. Pek çok hastalığa (hipertansiyon, enfeksiyon hastalıkları vb.) eşlik eden bir şikâyet olabileceği gibi, bir hastalık hali olmaksızın da görülebilir. Büyük bir çoğunluğunu da bu grup oluşturur.

Gerginlik Baş Ağrısı (Gerilim Baş Ağrısı)
Enseden başlayıp, başın arkasına doğru yayılan, hastaların başımı çember gibi sıkıyor diye tanımladıkları ağrı tipidir. Genç yaşlarda başlayıp, ileri yaşlara kadar devam eder.
Hastalar ense kaslarında kasılmalardan yakınırlar. Ense masajla rahatlatılabilir. Ruhsal gerginlik halinin varlığı büyük nedendir.
Zaman içinde psişik gerginlik ense kaslarında gerginliği, bu gerginlik ağrıyı yaratarak bir kısır döngü oluşturur.
Migren
Migren de sara gibi tekrarlayıcı bir hastalıktır. Genellikle tek taraflıdır. Bulantı, kusma, iştahsızlık nöbete eşlik eder. Ağrı saatlerce sürebilir.
Migren daha çok kadınlarda görülür. Genç yaşlarda başlayıp, menopozda biter. Buna karşın menopozda başlayıp 60-65 yaşına kadar süren tipleri vardır.
Migren krizleri geçiren kişiler genellikle perfeksiyonist, titiz, baskıya farklı koşullarda uymakta güçlük çeken insanlardır. Bu insanlarda suçluluk hissiyle beraber, bastırılmış aggresivi-te, cinsel baskılar önemli bir yer tutar.
Dış görünümleri itibariyle duygularını dışa vurmayan, kontrollü, uyumlu, sakin insanlardır.
Pek çoğunun çocukluklarında dönem dönem ortaya çıkan kusmalar, araba tutması vardır.
Migrenler alelade migren, hemiplejik ofthalmoplejik migren, alt baş ağrısı diye alt gruplara ayrılır.
Alelade migren
En büyük grubu kapsar. Genellikle haber verici belirtileri vardır. Bunlar bulantı, görme ile ilgili şikâyetler, sindirim bozuklukları olabilir.
Kriz tatil günlerini seçer.
Hemiplejik ofthalmoplejik migren
Göz sinirlerini tutan felçlerle birlikte bir vücut yarısında görülen kuvvet kayıplarıyla olur. Bunlar geçici özellikler taşır.
Alt baş ağrısı
Görme ile ilgili bozuklukla, baş dönmesi, kulak çınlaması, ellerde ve ayaklarda uyuşmalarla birliktedir. Başın arka kısmında şiddetli ağrılar vardır. Kadınlarda daha sık görülür.
Migren krizlerinde hasta mümkün olduğu kadar sessiz ve karanlık bir odaya çekilmelidir. Krizler arası dönemde düzenli bir tedavi, krizler arasındaki süreyi açmakta yardımcı olur. Ayrıca krizlerin daha hafif atlatılmasını da sağlar. Hastaların psişik problemlerinin hafiflemesi krizlerin seyrinde önemli bir rol oynar.
Baş ağrısı pek çok insanın yakındığı bir sorundur. Pek çok hastalığa (hipertansiyon, enfeksiyon hastalıkları vb.) eşlik eden bir şikâyet olabileceği gibi, bir hastalık hali olmaksızın da görülebilir. Büyük bir çoğunluğunu da bu grup oluşturur.
Gerginlik Baş Ağrısı (Gerilim Baş Ağrısı)
Enseden başlayıp, başın arkasına doğru yayılan, hastaların başımı çember gibi sıkıyor diye tanımladıkları ağrı tipidir. Genç yaşlarda başlayıp, ileri yaşlara kadar devam eder.
Hastalar ense kaslarında kasılmalardan yakınırlar. Ense masajla rahatlatılabilir. Ruhsal gerginlik halinin varlığı büyük nedendir.
Zaman içinde psişik gerginlik ense kaslarında gerginliği, bu gerginlik ağrıyı yaratarak bir kısır döngü oluşturur.
Migren
Migren de sara gibi tekrarlayıcı bir hastalıktır. Genellikle tek taraflıdır. Bulantı, kusma, iştahsızlık nöbete eşlik eder. Ağrı saatlerce sürebilir.
Migren daha çok kadınlarda görülür. Genç yaşlarda başlayıp, menopozda biter. Buna karşın menopozda başlayıp 60-65 yaşına kadar süren tipleri vardır.
Migren krizleri geçiren kişiler genellikle perfeksiyonist, titiz, baskıya farklı koşullarda uymakta güçlük çeken insanlardır. Bu insanlarda suçluluk hissiyle beraber, bastırılmış aggresivi-te, cinsel baskılar önemli bir yer tutar.
Dış görünümleri itibariyle duygularını dışa vurmayan, kontrollü, uyumlu, sakin insanlardır.
Pek çoğunun çocukluklarında dönem dönem ortaya çıkan kusmalar, araba tutması vardır.
Migrenler alelade migren, hemiplejik ofthalmoplejik migren, alt baş ağrısı diye alt gruplara ayrılır.
Alelade migren
En büyük grubu kapsar. Genellikle haber verici belirtileri vardır. Bunlar bulantı, görme ile ilgili şikâyetler, sindirim bozuklukları olabilir.
Kriz tatil günlerini seçer.
Hemiplejik ofthalmoplejik migren
Göz sinirlerini tutan felçlerle birlikte bir vücut yarısında görülen kuvvet kayıplarıyla olur. Bunlar geçici özellikler taşır.
Alt baş ağrısı
Görme ile ilgili bozuklukla, baş dönmesi, kulak çınlaması, ellerde ve ayaklarda uyuşmalarla birliktedir. Başın arka kısmında şiddetli ağrılar vardır. Kadınlarda daha sık görülür.
Migren krizlerinde hasta mümkün olduğu kadar sessiz ve karanlık bir odaya çekilmelidir. Krizler arası dönemde düzenli bir tedavi, krizler arasındaki süreyi açmakta yardımcı olur. Ayrıca krizlerin daha hafif atlatılmasını da sağlar. Hastaların psişik problemlerinin hafiflemesi krizlerin seyrinde önemli bir rol oynar.
21 Ocak 2012 Cumartesi
Çok Sinirlenmek Bedene Zarar Verir Mi?
Şiddetli öfke ve üzüntüler, bedensel rahatsızlıklar yapabilir mi?
Duygular, bütün bedensel bozukluklarda önemli bir rol oynarlar. Bu, psikosomatiğin temel kuralıdır. Psiko (ruh) ve soma (beden) hastanın sağlık durumunu belirleyen bütünü oluştururlar.
Hastalığında duygusal etken bulunmayan hasta sayısı azdır. Bazıları bunu gizler, bazısı açıkça ortaya koyar, ama hastaların ayrıcalıksız hepsinde hastalığıyla ilgili bir kaygı vardır.
Öfke, huzursuzluk, korku, kaygı, hiç kuşkusuz, vücudun normal çalışmasını aksatır.
Ruhsal sorunların astım, mide ülseri ve ülseratif kolite yol açtığı bilinir. Kalınbarsak hastalıkları ruhsal durumla özellikle ilgilidir.
Kabızlık, ishal, karın rahatsızlıkları, başağrıları, özellikle migren, bu hastalıklardandır.
Öfke ve huzursuzluğun zararları anlatılabilirse, hastalar belki bunlara karşı ruhsal bir çözüm bulmak konusunda ikna edilebilirler.
Duygular, bütün bedensel bozukluklarda önemli bir rol oynarlar. Bu, psikosomatiğin temel kuralıdır. Psiko (ruh) ve soma (beden) hastanın sağlık durumunu belirleyen bütünü oluştururlar.
Hastalığında duygusal etken bulunmayan hasta sayısı azdır. Bazıları bunu gizler, bazısı açıkça ortaya koyar, ama hastaların ayrıcalıksız hepsinde hastalığıyla ilgili bir kaygı vardır.
Öfke, huzursuzluk, korku, kaygı, hiç kuşkusuz, vücudun normal çalışmasını aksatır.
Ruhsal sorunların astım, mide ülseri ve ülseratif kolite yol açtığı bilinir. Kalınbarsak hastalıkları ruhsal durumla özellikle ilgilidir.
Kabızlık, ishal, karın rahatsızlıkları, başağrıları, özellikle migren, bu hastalıklardandır.
Öfke ve huzursuzluğun zararları anlatılabilirse, hastalar belki bunlara karşı ruhsal bir çözüm bulmak konusunda ikna edilebilirler.
Etiketler:
astım,
huzursuzluk,
ishal,
Kabızlık,
kaygı,
korku,
mide ülseri,
migren,
öfke,
sinir,
stres,
ülseratif kolit
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
