Kan Şekeri Neden Düşer?
Kan şekerinde düşüklüğe neden olan hormonal hastalıklar ve beslenme bozukluğunun tespit edilmesi ilk yapılacak harekettir. Bu amaçla kan şekerini düşüren nedenler araştırılır ve şeker yükleme testi (OGTT)(Oral Glukoz Tolerans Testi) yapılır.
Kan şekeri düşüklüğünde altta yatan nedenler şunlar olabilir;
Kanda insülin seviyesinin yüksek oluşu, aşırı kilo, kortizol düşüklüğü (böbrek üstü bezinin az çalışması), tiroid bezinin az çalışması, pankreasta insülinoma denen tümör oluşumu ya da pankreasın iltihabı (pankreatit), böbrek ve karaciğer hastalığı, beyinde var olan ve birçok hormon salgılayan hipofiz bezinin az çalışması, şeker hastalığının başlangıcının oluşu, mide operasyonu geçirmiş olmak, vücuda alınan şekerli yiyeceğe reaksiyon olarak (reaktif hipoglisemi), çok alkol almak, uzun süre stres altında kalmak, çok kalorisi düşük diyet yapmak, kısa zamanda çok kilo vermek, şekerli gıdaları çok yemek, uzun süre aç kalmak, yetersiz gıda alıp aşırı egzersiz yapmak, aşırı sigara içmek, kafeinli içecekler içmek ya da fazla çikolata tüketmek.
3 Ekim 2014 Cuma
L-Karnitin (L-Carnitine)
L-Karnitin Nedir?
L-karnitin, kan dolaşımındaki yağ asitlerinin hücre içerisine girerek yakılmasına imkan veren bir aminoasit türüdür. Asetil L-karnitin'in yurtiçi ve yurtdışında zayıflatıcı bir ilaç olduğu iddia edilir. Avusturalya'da 2000'de yapılmakta olan bir klinik araştırmada, 36 tombul kadına günde 2 kez olmak üzere 2 gr L-karnitin 2 ay süreyle verilmiş ve zayıflatıcı bir tesiri görülmemiştir.
Almanya'da 2002'de tombul farelerde asetil L-karnitin denenmiş fakat zayıflamayı sağlayan bir tesiri görülmemiştir. Vücu tta zaten yeteri kadar karnitin üretildiğinden ilave olarak karnitin almanın zayıflamaya bir faydası olmaz. Spor yapanlarda ise spor yapma performansını artırmadığı saptanmıştır. Bu nedenle kas yapıyor diye kullanmanın hiç bir faydası bulunmaz.
L-karnitin, kan dolaşımındaki yağ asitlerinin hücre içerisine girerek yakılmasına imkan veren bir aminoasit türüdür. Asetil L-karnitin'in yurtiçi ve yurtdışında zayıflatıcı bir ilaç olduğu iddia edilir. Avusturalya'da 2000'de yapılmakta olan bir klinik araştırmada, 36 tombul kadına günde 2 kez olmak üzere 2 gr L-karnitin 2 ay süreyle verilmiş ve zayıflatıcı bir tesiri görülmemiştir.
Almanya'da 2002'de tombul farelerde asetil L-karnitin denenmiş fakat zayıflamayı sağlayan bir tesiri görülmemiştir. Vücu tta zaten yeteri kadar karnitin üretildiğinden ilave olarak karnitin almanın zayıflamaya bir faydası olmaz. Spor yapanlarda ise spor yapma performansını artırmadığı saptanmıştır. Bu nedenle kas yapıyor diye kullanmanın hiç bir faydası bulunmaz.
2 Ekim 2014 Perşembe
Şeker Hastası Olmamak İçin Nasıl Beslenmek Gerekir?
Şeker Hastası Olmamak İçin Nasıl Beslenmek Gerekir?
Doğru beslenme şeker hastalığı gelişimini önleyebilmektedir. Şeker hastalığını önlemek amacı ile şu tedbirler alınmalıdır.
En az yüzde 5 oranında kilo verilmeli. Çünkü fazla kilolar şeker hastalığına neden olur. Amaç ideal kiloya dek zayıflamaktır. Yemeklerde yağ miktarının azaltılması gerekir. Tereyağı, margarin, donyağı, içyağı yenilmemeli ve yağlı süt içmekten kaçınmak gerekir. Bunların yerine sıvıyağlar ve özellikle zeytinyağı tercih etmek gerekir.
Posalı yiyecekler, yani meyve ve sebze tüketimi arttırılmalıdır.
Üç beyazdan, yani un, tuz ve şekerden uzak durmak gerekir.
Kuru baklagillerin tüketimi arttırılmalıdır.
Unlu gıdalardan ve tatlılardan uzak durmak gerekir. Tatlı yerine meyve yemek gerekir.
Her gün 30 dakika egzersiz ya da yürüyüş yapılmalıdır.
Alkol tüketimi azaltılmalıdır. Günde en fazla bir kadeh kırmızı şarap içmek gerekir.
Vücudu hastalıklara karşı koruyan ve antioksidan dediğimiz C vitamini, A vitamini, selenyum ve E vitamini içeren besinler bol tüketilmelidir. Antioksidanlar şeker hastalığı gelişimini engellemektedir.
Doğru beslenme şeker hastalığı gelişimini önleyebilmektedir. Şeker hastalığını önlemek amacı ile şu tedbirler alınmalıdır.
En az yüzde 5 oranında kilo verilmeli. Çünkü fazla kilolar şeker hastalığına neden olur. Amaç ideal kiloya dek zayıflamaktır. Yemeklerde yağ miktarının azaltılması gerekir. Tereyağı, margarin, donyağı, içyağı yenilmemeli ve yağlı süt içmekten kaçınmak gerekir. Bunların yerine sıvıyağlar ve özellikle zeytinyağı tercih etmek gerekir.
Posalı yiyecekler, yani meyve ve sebze tüketimi arttırılmalıdır.
Üç beyazdan, yani un, tuz ve şekerden uzak durmak gerekir.
Kuru baklagillerin tüketimi arttırılmalıdır.
Unlu gıdalardan ve tatlılardan uzak durmak gerekir. Tatlı yerine meyve yemek gerekir.
Her gün 30 dakika egzersiz ya da yürüyüş yapılmalıdır.
Alkol tüketimi azaltılmalıdır. Günde en fazla bir kadeh kırmızı şarap içmek gerekir.
Vücudu hastalıklara karşı koruyan ve antioksidan dediğimiz C vitamini, A vitamini, selenyum ve E vitamini içeren besinler bol tüketilmelidir. Antioksidanlar şeker hastalığı gelişimini engellemektedir.
1 Ekim 2014 Çarşamba
Kötü Beslenme Alışkanlıkları
Kötü Beslenme Alışkanlıkları
Daha çok beyaz ekmek tüketiyoruz. Beyaz ekmeğin besleyici hiçbir değeri yok. Tek yaptığı mideyi şişirmek ve gereksiz kilo yapmak. Bunun yerine tam buğday unundan yapılmış bol tahıllı ekmekler tüketmeliyiz. Sabahları kahvaltılarda ilaveten şekersiz, yani meyvenin kendi şekeri ile yapılan marmelat yemek yerine, içerisinde boş şeker olan reçelleri yemekteyiz.
Yüksek kaloriye sahip meşrubatları, kola veya şekerle hazırlanmış hazır meyve suları içmekteyiz. Bunun yerine su içme alışkanlığım ızın olması gereklidir. Cips, çerez, patlamış mısır gibi çok tuzlu ve yağlı atıştırmalar yapıyoruz. Gofret, kek ve hamur işi yiyecekleri fazla yiyoruz ve aşırı karbonhidrat alıyoruz.
Daha çok balık yememiz gerekirken kırmızı et tüketiyoruz. Sabah ve öğlen daha fazla yememiz gerekirken metabolizmanın daha yavaş çalıştığı akşam saatlerinden başlayarak ve özellikle televizyon ve bilgisayar karşısında sürekli atıştırıyoruz. Kahvaltı yapmaya ehemmiyet vermiyoruz. Porsiyonlarımızı küçülteceğimiz yere daha da büyütüyoruz.
Benim ninem, dedem 90 yaşına kadar tereyağı yedi fakat bir şey olmadı diyerek sıvıyağlar yerine ve özellikle zeytinyağı yerine tereyağı yiyoruz. İşlenmiş, yiyecek değeri olmayan gıdaları daha çok tüketiyoruz. Evde yemek yerine bol koruyucu maddeli fast foodları ya da bol soslu, yağlı kebaplar yiyoruz.
Yiyecekleri sıvı yağda kızartarak yemek hem onların besin değerlerini öldürerek onlardan en az fayda almamıza neden olur hem de vücuda bol miktarda yağ girmesine neden olarak hızlı kilo alırız. Bunun yanısıra başya kalp ve damar hastalıkları olmak üzere bir çok hastalığa da davetiye çıkarırız.
Kuru baklagiller yerine börek, çörek; bulgur pilavı yerine beyaz pirinç pilavı yiyerek sağlığımızla resmen oynuyoruz. Meyve yemek alışkanlığımız zaten hiç yok denecek kadar az. Taze sebze ya da dondurulmuş gıda yerine konserve edilmiş besinler yiyoruz.
Sofraya oturduğumuzda yemeklerin tuzuna ya da tadına bakmadan yemeğe hemen bol miktarda tuz serpiyoruz.
Daha çok beyaz ekmek tüketiyoruz. Beyaz ekmeğin besleyici hiçbir değeri yok. Tek yaptığı mideyi şişirmek ve gereksiz kilo yapmak. Bunun yerine tam buğday unundan yapılmış bol tahıllı ekmekler tüketmeliyiz. Sabahları kahvaltılarda ilaveten şekersiz, yani meyvenin kendi şekeri ile yapılan marmelat yemek yerine, içerisinde boş şeker olan reçelleri yemekteyiz.
Yüksek kaloriye sahip meşrubatları, kola veya şekerle hazırlanmış hazır meyve suları içmekteyiz. Bunun yerine su içme alışkanlığım ızın olması gereklidir. Cips, çerez, patlamış mısır gibi çok tuzlu ve yağlı atıştırmalar yapıyoruz. Gofret, kek ve hamur işi yiyecekleri fazla yiyoruz ve aşırı karbonhidrat alıyoruz.
Daha çok balık yememiz gerekirken kırmızı et tüketiyoruz. Sabah ve öğlen daha fazla yememiz gerekirken metabolizmanın daha yavaş çalıştığı akşam saatlerinden başlayarak ve özellikle televizyon ve bilgisayar karşısında sürekli atıştırıyoruz. Kahvaltı yapmaya ehemmiyet vermiyoruz. Porsiyonlarımızı küçülteceğimiz yere daha da büyütüyoruz.
Benim ninem, dedem 90 yaşına kadar tereyağı yedi fakat bir şey olmadı diyerek sıvıyağlar yerine ve özellikle zeytinyağı yerine tereyağı yiyoruz. İşlenmiş, yiyecek değeri olmayan gıdaları daha çok tüketiyoruz. Evde yemek yerine bol koruyucu maddeli fast foodları ya da bol soslu, yağlı kebaplar yiyoruz.
Yiyecekleri sıvı yağda kızartarak yemek hem onların besin değerlerini öldürerek onlardan en az fayda almamıza neden olur hem de vücuda bol miktarda yağ girmesine neden olarak hızlı kilo alırız. Bunun yanısıra başya kalp ve damar hastalıkları olmak üzere bir çok hastalığa da davetiye çıkarırız.
Kuru baklagiller yerine börek, çörek; bulgur pilavı yerine beyaz pirinç pilavı yiyerek sağlığımızla resmen oynuyoruz. Meyve yemek alışkanlığımız zaten hiç yok denecek kadar az. Taze sebze ya da dondurulmuş gıda yerine konserve edilmiş besinler yiyoruz.
Sofraya oturduğumuzda yemeklerin tuzuna ya da tadına bakmadan yemeğe hemen bol miktarda tuz serpiyoruz.
Ara Öğünlerin Önemi
Ara Öğünlerin Önemi
Aslında sadece zayıflamak için değil, sağlıklı beslenmek isteyen bir kişinin de ara öğünler alması gerekmektedir. Bu demek oluyor ki günlük alınacak toplam kalorinin 3 ana öğün yani sabah, öğlen ve akşam yemekleri ve 3 ara öğün, yani saat 10'da, 15:30da ve 22:00'de olmak üzere 6 parçaya bölünmesi demektir. Kısacası az fakat sık yemek yemek sağlıklı beslenmenin ön şartıdı ve bu şekilde beslenenler ve öğün atlamayanlar mutlak suretle normal kiloya inerler. Bu öğünlere dikkat etmeyen kişiler, kan şekerlerinde düşme olacağı için bir sonraki öğünde fazla yiyerek ya da tatlılara dadanarak aşırı kalori alırlar.
O halde sağlıklı beslenmeyi öğrenmek, kilo vermenin en mühim parçasıdır diyebiliriz. Bu nedenle asıl olarak yapılmakta olan zayıflama diyeti değil, sağlıklı beslenmedir. Bunu çocukluk çağından başlayarak yapan kişilerde hormon deformitesi (bozukluğu) yok ise kilo alımı olmamaktadır.
Aslında sadece zayıflamak için değil, sağlıklı beslenmek isteyen bir kişinin de ara öğünler alması gerekmektedir. Bu demek oluyor ki günlük alınacak toplam kalorinin 3 ana öğün yani sabah, öğlen ve akşam yemekleri ve 3 ara öğün, yani saat 10'da, 15:30da ve 22:00'de olmak üzere 6 parçaya bölünmesi demektir. Kısacası az fakat sık yemek yemek sağlıklı beslenmenin ön şartıdı ve bu şekilde beslenenler ve öğün atlamayanlar mutlak suretle normal kiloya inerler. Bu öğünlere dikkat etmeyen kişiler, kan şekerlerinde düşme olacağı için bir sonraki öğünde fazla yiyerek ya da tatlılara dadanarak aşırı kalori alırlar.
O halde sağlıklı beslenmeyi öğrenmek, kilo vermenin en mühim parçasıdır diyebiliriz. Bu nedenle asıl olarak yapılmakta olan zayıflama diyeti değil, sağlıklı beslenmedir. Bunu çocukluk çağından başlayarak yapan kişilerde hormon deformitesi (bozukluğu) yok ise kilo alımı olmamaktadır.
Zayıflamak İçin Ne Yapmak Gerekir?
Zayıflamak İçin Ne Yapmak Gerekir? - Diyet Yaparken Nelere Dikkat Etmek Gerekir?
Kilo kaybetmek isteyen kişi taze, doğal, yiyecek olarak yoğun, yüksek posalı, kalorisi ve yağı düşük, rafine şeker bulundurmayan ve az tuzlu besinler yemelidir. Sebze, meyve, hububat, tam tahıllar gibi besinler buna örnek verilebilir.
Zayıflarken vücutta bulunan yağlar nasıl kaybolur?
Az kalori alındığı müddetçe vücutta bulunan yağlar enerjiye dönüşmeye, yani yakılmaya başlamaktadır. Bazı metabolizma işlemleri ile yağlar parçalanır ve yakılır. Sonunda su ve karbondioksit olmaktadır.
Az yemek çok yakmak önemlidir
Kilo verdiren bir diyetin ana özelliği nedir?
Zayıflamanın temelini, enerji açığı yaratacak bir diyet planlaması teşkil eder. Enerji açığı yaratmaksa besini az almak, hareket ve spor yaparak kalorileri harcamak sayesinde olmaktadır. Yani az yiyip fazla yakmak önemlidir. Diyette yağ miktarının azaltılması herkes tarafından benimsense de, toplam kalori alımı azaltılmazsa kilo verilmez.
Kalori ya da gıda alımını azaltmak amacıyla türlü yöntemler denenmiştir. Örnek verecek olursak yalnızca yağ miktarını azaltmak, yalnızca karbonhidratı azaltmak ya da gıda içeriğine bakmadan toplam kaloriyi azaltmak gibi çok türlü yöntemler uygulanmıştır.
Sadece alınan yağ miktarı azaltıldığında, 6-9 ayda ortalama olarak 0,7-4,4 kg kadar zayıflanır. Bu da yalnızca yağsız gıdalar yiyerek fazla kilo verilemeyeceğini gösterir. Karbonhidrat miktarını azaltmak ise zayıflama yönünden çok faydalıdır. Şekerli gıdalar, nişasta, un, kurabiye, çörek, beyaz ekmek, börek, kola, bal ve reçel gibi karbonhidratları azaltmak ya da hiç yememek kilo verilmesine büyük katkı sağlar.
Çok kalorisi düşük örneğin günlük 250-800 kalorilik diyetler başlangıçta büyük bir kilo kaybına neden olsa bile bu diyetler uzun süre devam ettirilemez ve verilen kilo hızla geri alınır. Diyet yaparken, türlü yiyecek gruplarının bedene sağladığı kalori oranlarının toplam kalori içerisindeki payı belirli bir oran içinde olmalıdır. Yani yağlar %30-35, proteinler yüzde 15 ve karbonhidratlar %45-55 oranında alınmalıdır.
Kalsiyum alımı zayıflamaya yardımcı olmaktadır. Yağsız süt içemiyorsanız brokoliyle kafi derecede kalsiyum alabilirsiniz. Kanda kalsiyum düşüklüğü var ise doktorunuzun önerisine göre kalsiyum ilaçlarından almak faydalı olabilir. Posayı arttırmak amacıyla sebze ve meyve yemek gereklidir.
Kilo kaybetmek isteyen kişi taze, doğal, yiyecek olarak yoğun, yüksek posalı, kalorisi ve yağı düşük, rafine şeker bulundurmayan ve az tuzlu besinler yemelidir. Sebze, meyve, hububat, tam tahıllar gibi besinler buna örnek verilebilir.
Zayıflarken vücutta bulunan yağlar nasıl kaybolur?
Az kalori alındığı müddetçe vücutta bulunan yağlar enerjiye dönüşmeye, yani yakılmaya başlamaktadır. Bazı metabolizma işlemleri ile yağlar parçalanır ve yakılır. Sonunda su ve karbondioksit olmaktadır.
Az yemek çok yakmak önemlidir
Kilo verdiren bir diyetin ana özelliği nedir?
Zayıflamanın temelini, enerji açığı yaratacak bir diyet planlaması teşkil eder. Enerji açığı yaratmaksa besini az almak, hareket ve spor yaparak kalorileri harcamak sayesinde olmaktadır. Yani az yiyip fazla yakmak önemlidir. Diyette yağ miktarının azaltılması herkes tarafından benimsense de, toplam kalori alımı azaltılmazsa kilo verilmez.
Kalori ya da gıda alımını azaltmak amacıyla türlü yöntemler denenmiştir. Örnek verecek olursak yalnızca yağ miktarını azaltmak, yalnızca karbonhidratı azaltmak ya da gıda içeriğine bakmadan toplam kaloriyi azaltmak gibi çok türlü yöntemler uygulanmıştır.
Sadece alınan yağ miktarı azaltıldığında, 6-9 ayda ortalama olarak 0,7-4,4 kg kadar zayıflanır. Bu da yalnızca yağsız gıdalar yiyerek fazla kilo verilemeyeceğini gösterir. Karbonhidrat miktarını azaltmak ise zayıflama yönünden çok faydalıdır. Şekerli gıdalar, nişasta, un, kurabiye, çörek, beyaz ekmek, börek, kola, bal ve reçel gibi karbonhidratları azaltmak ya da hiç yememek kilo verilmesine büyük katkı sağlar.
Çok kalorisi düşük örneğin günlük 250-800 kalorilik diyetler başlangıçta büyük bir kilo kaybına neden olsa bile bu diyetler uzun süre devam ettirilemez ve verilen kilo hızla geri alınır. Diyet yaparken, türlü yiyecek gruplarının bedene sağladığı kalori oranlarının toplam kalori içerisindeki payı belirli bir oran içinde olmalıdır. Yani yağlar %30-35, proteinler yüzde 15 ve karbonhidratlar %45-55 oranında alınmalıdır.
Kalsiyum alımı zayıflamaya yardımcı olmaktadır. Yağsız süt içemiyorsanız brokoliyle kafi derecede kalsiyum alabilirsiniz. Kanda kalsiyum düşüklüğü var ise doktorunuzun önerisine göre kalsiyum ilaçlarından almak faydalı olabilir. Posayı arttırmak amacıyla sebze ve meyve yemek gereklidir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)