Şifalı Bitkiler Hangi Aylarda Toplanır?
İlkbahar : Elma çiçeği, öküzgözü, kadıntuzluğu, huşağacı, böğürtlen, çakaleriği, kuşburnu, kayışkıranotu, devetabanı, eğirotu, izlanda yosunu (liken), kızılyaprak, kavak, hercaimenekşe, ceviz, karakafes ve karabaşak otu adlı şifalı bitkiler ilkbaharda toplanır.
Yaz ayları : Çançiçeği, keçikotu, ördekayağı, fesleğen, miskotu, haşişe-i mübarek, abdestbozanotu, ısırganotu, dereotu, kestere, yersakızı, yavşanotu, mineçiçeği, farekulağı, erkeçsakalı, katırtırnağı, yabani sarmaşık, ahududu, çobançantası, piçkenevir, mürver, kanaryaotu, frenk maydanozu, karabaşak, maydanoz, üzerlikotu, solucanotu, ölüçiçeği, ballıbaba, arakkuddem ve acımarul adlı şifalı bitkiler yaz aylarında toplanır.
Sonbahar : Çançiçeği, mineçiçeği kökü, rezene, çam, mürver, dulavratotu, karaçam, ökseotu, turp, ravent, ardıç, ceviz adlı şifalı bitkiler sonbaharda toplanır.
Nisan : Devedikeni, devekulağı, kuzukulağı adlı şifalı bitkilerin toplanma zamanı Nisan ayıdır.
Mayıs : Kediotu, çilek, barut ağacı, sütotu, kaşıkotu, ciğerotu, biberiye, adaçayı, çuhaçiçeği ve sinirotu Mayıs ayında toplanır.
Haziran : Yabani ömerotu, öküzgözü, devetabanı, papatya, ıhlamur, nane, civanperçemi, kekik ve atkuyruğu adlı şifalı bitkiler de Haziran ayında toplanır.
Temmuz : Andızotu, gözotu, üvez meyvesi, yaban mersini, frenk üzümü, koyunkıran otu, kantaron gibi şifalı bitkiler Temmuz ayı içinde toplanır.
Ağustos : Karaboynuzotu, keten tohumu, kimyon, noktalı yaban mersini ve pelinotu. Bu şifalı otların toplanma ayı ise Ağustos'dur.
Eylül : Bu ayda anason, kediotu, akdiken, lavanta çiçeği, ebegümeci, oğulotu ve eğreltiotu gibi şifalı bitkiler toplanır.
Ekim : Yaban mürveri ve aşkotu adlı bitkiler ise Ekim ayında toplanır.
şifalı bitkiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şifalı bitkiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
20 Aralık 2012 Perşembe
18 Aralık 2012 Salı
Şifalı Bitkilerin Toplanması ve Saklanması
Şifalı Bitkilerin Toplanması ve Saklanması
Şifalı bitkilerin toplanması: Yağışsız günlerde yapılır. Bitkinin yaprak ve çiçeklerinin yağmurla veya çiyle ıslanmış olmaması şarttır.
Topladıktan sonra: Kurutulmak üzere hiç beklemeden birbirlerine dokundurulmadan güneşe serilir.
Kökler: Daima yağmurdan sonra topraktan çıkarılır. Bu sırada toprağın çok yumuşak olması gereklidir.
Dağlarda yetişen yabani bitkiler: Bu bitkilerin şifa değeri bahçemizde yetiştirdiğimiz bitkilerle kıyaslanamaz. Yabani bitkiler çok daha fazla miktarda etken madde ihtiva ederler. Zehirli gazlar, kimyevi gübre ve diğer çevre kirlenmeleri de şifalı bitkilerin ilaç olma değerini ortadan kaldırabilir. Ayrıca şifalı bitkilerden bir kısmının zehirli olduğunu da unutmayalım. Topraktan çıkaracağımız bitkinin zehirli olup olmadığı hakkında kesin bir bilgimiz yoksa en iyisi onu yerinde bırakmaktır.
Yapraklar, çiçekler ve gövde: Kurutulurken mutlaka kağıt üzerine ve yere serilmelidir. Bu yer rüzgar alabilmeli ve gölge olmalıdır. Güneş ışınları bitkinin üzerine gelir bitkiyi bozar ve şifahi özelliklerini kaybetmesine sebep olur.
Yağışlı mevsimlerde bitkiler kuru ve iyi ısıtılmış, iyi havalandırılmış odalarda kurutulabilir. Böyle durumlarda bitkileri sık sık alt üst etmek (ters çevirmek) gerekir. Ayrıca iyi havalandırılan depolarda bir ip üzerine demet halinde asılarak da bitki kurutmak mümkündür.
Bitkiler tam anlamıyla kurumadan, yani henüz rutubetli iken kavanozlara doldurularak muhafazaya alınır.
Yemişler: Taze iken pişirilerek saklanabildiği gibi, tahta tablalar üzerinde kurutulabilir. Bu şekilde de muhafaza etmek gerekir. YAZININ DEVAMINA GİT
Kökler: Kurutmadan önce çok iyi bir şekilde yıkanıp, temizlenir. Doğranır. İpe tutturularak rüzgarlı havada kurumaya bırakılır.
Bitkiler kurutulduktan sonra bir defa daha kontrol edilir. Ayıklanır.
Köklere çok dikkat etmek gerekir. Çünkü köklerin tamamen kurumuş olması şarttır. Aksi takdirde çürüme tehlikesiyle karşı karşıya kalınabilir. Şifa değeri de kalmaz. Son olarak şunu da belirtelim: Kurutulmuş şifalı bitkiler cam ya da toprak kavanozlarda muhafaza edilebileceği gibi kese kağıdı içerisinde de saklanabilir.
Şifalı bitkilerin toplanması: Yağışsız günlerde yapılır. Bitkinin yaprak ve çiçeklerinin yağmurla veya çiyle ıslanmış olmaması şarttır.
Topladıktan sonra: Kurutulmak üzere hiç beklemeden birbirlerine dokundurulmadan güneşe serilir.
Kökler: Daima yağmurdan sonra topraktan çıkarılır. Bu sırada toprağın çok yumuşak olması gereklidir.
Dağlarda yetişen yabani bitkiler: Bu bitkilerin şifa değeri bahçemizde yetiştirdiğimiz bitkilerle kıyaslanamaz. Yabani bitkiler çok daha fazla miktarda etken madde ihtiva ederler. Zehirli gazlar, kimyevi gübre ve diğer çevre kirlenmeleri de şifalı bitkilerin ilaç olma değerini ortadan kaldırabilir. Ayrıca şifalı bitkilerden bir kısmının zehirli olduğunu da unutmayalım. Topraktan çıkaracağımız bitkinin zehirli olup olmadığı hakkında kesin bir bilgimiz yoksa en iyisi onu yerinde bırakmaktır.
Yapraklar, çiçekler ve gövde: Kurutulurken mutlaka kağıt üzerine ve yere serilmelidir. Bu yer rüzgar alabilmeli ve gölge olmalıdır. Güneş ışınları bitkinin üzerine gelir bitkiyi bozar ve şifahi özelliklerini kaybetmesine sebep olur.
Yağışlı mevsimlerde bitkiler kuru ve iyi ısıtılmış, iyi havalandırılmış odalarda kurutulabilir. Böyle durumlarda bitkileri sık sık alt üst etmek (ters çevirmek) gerekir. Ayrıca iyi havalandırılan depolarda bir ip üzerine demet halinde asılarak da bitki kurutmak mümkündür.
Bitkiler tam anlamıyla kurumadan, yani henüz rutubetli iken kavanozlara doldurularak muhafazaya alınır.
Yemişler: Taze iken pişirilerek saklanabildiği gibi, tahta tablalar üzerinde kurutulabilir. Bu şekilde de muhafaza etmek gerekir. YAZININ DEVAMINA GİT
Sponsorlu Bağlantılar:
Kökler: Kurutmadan önce çok iyi bir şekilde yıkanıp, temizlenir. Doğranır. İpe tutturularak rüzgarlı havada kurumaya bırakılır.
Bitkiler kurutulduktan sonra bir defa daha kontrol edilir. Ayıklanır.
Köklere çok dikkat etmek gerekir. Çünkü köklerin tamamen kurumuş olması şarttır. Aksi takdirde çürüme tehlikesiyle karşı karşıya kalınabilir. Şifa değeri de kalmaz. Son olarak şunu da belirtelim: Kurutulmuş şifalı bitkiler cam ya da toprak kavanozlarda muhafaza edilebileceği gibi kese kağıdı içerisinde de saklanabilir.
Şifalı Bitkilerdeki Etken Maddeler
ŞİFALI BİTKİLERDE BULUNAN ETKEN MADDELER
Şifalı bitkilerin içerdikleri aktif maddeler toprağın durumuna, iklime ve mevsime göre değişiklik gösterir. Kurutma ve muhafaza da bu bakımdan önemli rol oynar. Kurutma ve saklanma doğru yapılmaz ise etken maddeler yok olabilir, dolayısıyla bitkiden alınabilecek fayda azalır ya da hiç alınamaz.
Aktif maddeleri; uçucu yağlar, glikozidler, alkaloidler, acı maddeler, tanenler, saponinler, köpüklü maddeler, madeni tuzlar, vitaminler ve flavonoidler olarak çeşitli şekillerde isimlendirebiliriz.
Uçucu Yağlar: Bu yağlar keskin kokuludur. Suda erimeyen maddeler ihtiva ederler. Organik çözücülerle izole edilebilirler. Açıkta bırakılınca kaybolurlar.
Bu yağlar antibakteriyeldir. Mide bozulması ve kokuşmayı önler. Kokusu kamçılar ve rahatlık verir. Birçoğu iltihaplanmayı da önler. Bir kısmı deriyi tahriş eder. Bu yağlardan bazıları ile içeriden ve dışarıdan tedavi gören hastalarda akciğer iltihabı önlenebilir. Balgam söktürür ve akciğerlerdeki mikropları öldürürler. Bu yağlarla solunum yolu hastalıkları tedavisinde çok iyi sonuçlar alınabilir.
Uçucu yağ ihtiva eden şifalı bitkiler çok düşük ısıda kurutulmalıdır. Ayrıca bu bitkileri kapalı kavanozlarda muhafaza etmek şarttır.
Glikozidler: Bu aktif maddeler çeşitli şeker moleküllerinin birleşerek (genin) veya (aglykon) halini alarak diğer moleküllerle birleşmesi sonucu meydana gelirler. Birçok glikozid, örneğin; yüksükotu, adasoğanı ve avcıotu gibi bitkilerden elde edilen glikozidler ki bunlar kalp sağlığı açısından oldukça faydalıdır, çeşitli şeker moleküllerinden ibarettirler ve doğada bunları başka bir şekilde elde etmek mümkün değildir. Şayet glikozid (aglykon) ve (genin) ayrıştırılırsa tedavi gücü azalır hatta yok olur.
Alkaloidler: Bu aktif maddelerde azot vardır. Çeşitli alanlarla aktif rol oynarlar. Birçoğu merkezi sinir sistemi üzerinde etkili olur.
Acı Maddeler: Bunların tatları acıdır. Fakat glikozid ve alkaloid değillerdir. Bu maddeler hazmı kolaylaştırıcı etki gösterirler.
Tanenler: Bu maddeler zor çözülebilir protein içerirler. Diş eti hastalıkları, boğaz, yumuşak deri iltihapları, bağırsak rahatsızlıkları ve deri hastalıklarında kullanılırlar.
Tanenler yalnız proteini değil, alkaloid ve glikozidleri de suda çözülemez hale getirebilirler. Bu bakımdan şifalı çay yaparken reçetelere çok dikkat etmek gerekir. Eğer içilen çay hastalığa etki etmiyorsa çayın içeriği yanlış hazırlanmış olabilir.
Saponinler: Çok karışık bir yapıları vardır. Çok önemli bir yere sahiptirler. Suda köpürürler. Sapon adı da buradan gelmektedir. Zira Sapon Latince sabun demektir. Öksürük ve balgama karşı kullanılırlar. YAZININ DEVAMINA GİT
Sümüksü Maddeler: Karbonhidratın çeşitli kimyevi ve moleküler kombinezonları sayesinde meydana gelirler. Yarı katı ve yapışkandırlar. İltihaplı organların üzerine yakı gibi kullanılabilirler.
Madeni Tuzlar: Şifalı bitkiler çok az miktarda madeni tuz ihtiva ederler. Buna karşılık sebzelerde bol miktarda madeni tuz bulunur.
Vitaminler: Hayati önem taşırlar. İnsanlar vitamini gıdalarla birlikte almalıdır. Sentetik vitamin diye bir şey yoktur. Vitamin hapları da kimyasal yöntemlerle vitaminlerin doğadaki kaynaklarından ayrıştırılması ile elde edilir. Vücudumuzun hayati ehemmiyet taşıyan fermentleri üretebilmesi için vitamine ihtiyacı vardır. Vitamin ihtiyacımızı şifalı bitkilerle karşılamamız da mümkün değildir. Kuşburnunda yüksek miktarda C vitamini bulunur. Havuç bol miktarda A vitamini ve C vitamini, buğday yağı ise yine çok miktarda E vitamini ihtiva eder. Vitaminler çok hassastır. Çok çabuk bozulurlar. Bu bakımdan vitamin ihtiyacımızı taze sebze, meyve, meyve suyu veya salata olarak karşılayalım. Pişirilen yiyeceklerdeki vitamin miktarı azalır.
Flavonoidler: Bu maddeler sarı renkli glikozid bileşimlerdir. Çiçeklere renk veren maddeler de bu flavonlardır. Kesin olarak bildiğimiz; flavonoidler kılcal damarları kuvvetlendirerek, kılcal damarların kırılmalarını ve kan sızdırmalarını önler.
İlgili aramalar: Şifalı bitkilerdeki aktif maddeler nelerdir? şifalı bitkilerin içinde neler bulunur? şifalı bitkiler ne içerir?
Şifalı bitkilerin içerdikleri aktif maddeler toprağın durumuna, iklime ve mevsime göre değişiklik gösterir. Kurutma ve muhafaza da bu bakımdan önemli rol oynar. Kurutma ve saklanma doğru yapılmaz ise etken maddeler yok olabilir, dolayısıyla bitkiden alınabilecek fayda azalır ya da hiç alınamaz.
Aktif maddeleri; uçucu yağlar, glikozidler, alkaloidler, acı maddeler, tanenler, saponinler, köpüklü maddeler, madeni tuzlar, vitaminler ve flavonoidler olarak çeşitli şekillerde isimlendirebiliriz.
Uçucu Yağlar: Bu yağlar keskin kokuludur. Suda erimeyen maddeler ihtiva ederler. Organik çözücülerle izole edilebilirler. Açıkta bırakılınca kaybolurlar.
Bu yağlar antibakteriyeldir. Mide bozulması ve kokuşmayı önler. Kokusu kamçılar ve rahatlık verir. Birçoğu iltihaplanmayı da önler. Bir kısmı deriyi tahriş eder. Bu yağlardan bazıları ile içeriden ve dışarıdan tedavi gören hastalarda akciğer iltihabı önlenebilir. Balgam söktürür ve akciğerlerdeki mikropları öldürürler. Bu yağlarla solunum yolu hastalıkları tedavisinde çok iyi sonuçlar alınabilir.
Uçucu yağ ihtiva eden şifalı bitkiler çok düşük ısıda kurutulmalıdır. Ayrıca bu bitkileri kapalı kavanozlarda muhafaza etmek şarttır.
Glikozidler: Bu aktif maddeler çeşitli şeker moleküllerinin birleşerek (genin) veya (aglykon) halini alarak diğer moleküllerle birleşmesi sonucu meydana gelirler. Birçok glikozid, örneğin; yüksükotu, adasoğanı ve avcıotu gibi bitkilerden elde edilen glikozidler ki bunlar kalp sağlığı açısından oldukça faydalıdır, çeşitli şeker moleküllerinden ibarettirler ve doğada bunları başka bir şekilde elde etmek mümkün değildir. Şayet glikozid (aglykon) ve (genin) ayrıştırılırsa tedavi gücü azalır hatta yok olur.
Alkaloidler: Bu aktif maddelerde azot vardır. Çeşitli alanlarla aktif rol oynarlar. Birçoğu merkezi sinir sistemi üzerinde etkili olur.
Acı Maddeler: Bunların tatları acıdır. Fakat glikozid ve alkaloid değillerdir. Bu maddeler hazmı kolaylaştırıcı etki gösterirler.
Tanenler: Bu maddeler zor çözülebilir protein içerirler. Diş eti hastalıkları, boğaz, yumuşak deri iltihapları, bağırsak rahatsızlıkları ve deri hastalıklarında kullanılırlar.
Tanenler yalnız proteini değil, alkaloid ve glikozidleri de suda çözülemez hale getirebilirler. Bu bakımdan şifalı çay yaparken reçetelere çok dikkat etmek gerekir. Eğer içilen çay hastalığa etki etmiyorsa çayın içeriği yanlış hazırlanmış olabilir.
Saponinler: Çok karışık bir yapıları vardır. Çok önemli bir yere sahiptirler. Suda köpürürler. Sapon adı da buradan gelmektedir. Zira Sapon Latince sabun demektir. Öksürük ve balgama karşı kullanılırlar. YAZININ DEVAMINA GİT
Sponsorlu Bağlantılar:
Sümüksü Maddeler: Karbonhidratın çeşitli kimyevi ve moleküler kombinezonları sayesinde meydana gelirler. Yarı katı ve yapışkandırlar. İltihaplı organların üzerine yakı gibi kullanılabilirler.
Vitaminler: Hayati önem taşırlar. İnsanlar vitamini gıdalarla birlikte almalıdır. Sentetik vitamin diye bir şey yoktur. Vitamin hapları da kimyasal yöntemlerle vitaminlerin doğadaki kaynaklarından ayrıştırılması ile elde edilir. Vücudumuzun hayati ehemmiyet taşıyan fermentleri üretebilmesi için vitamine ihtiyacı vardır. Vitamin ihtiyacımızı şifalı bitkilerle karşılamamız da mümkün değildir. Kuşburnunda yüksek miktarda C vitamini bulunur. Havuç bol miktarda A vitamini ve C vitamini, buğday yağı ise yine çok miktarda E vitamini ihtiva eder. Vitaminler çok hassastır. Çok çabuk bozulurlar. Bu bakımdan vitamin ihtiyacımızı taze sebze, meyve, meyve suyu veya salata olarak karşılayalım. Pişirilen yiyeceklerdeki vitamin miktarı azalır.
Flavonoidler: Bu maddeler sarı renkli glikozid bileşimlerdir. Çiçeklere renk veren maddeler de bu flavonlardır. Kesin olarak bildiğimiz; flavonoidler kılcal damarları kuvvetlendirerek, kılcal damarların kırılmalarını ve kan sızdırmalarını önler.
İlgili aramalar: Şifalı bitkilerdeki aktif maddeler nelerdir? şifalı bitkilerin içinde neler bulunur? şifalı bitkiler ne içerir?
Şifalı Bitkilerin Tarihi
ŞİFALI BİTKİLER
Avrupa'da hristiyanlık öncesi zamanlardan beri şifalı otlar insanlar tarafından tedavi amaçlı kullanılmıştır. Eber Papirüsü'nden Eski Mısır'da 700 den fazla şifalı otun bilindiğini ve kullanıldığını öğreniyoruz. Zira bu Papirüs Milattan önce 3000 sene evvel kaleme alınmıştır. Med'lerde Pers'lerde ve Eski Hint'den kalma şifalı ot kitapları da bugün elimizdedir. Hint kitaplarında 600'den fazla şifalı bitkiden bahsedilmektedir.
Şifalı bitkilerin tarihi konunun devamı...
Eski Yunan'da çok az şifalı bitki kullanılmıştır. Bunlar da yerel bitkilerdir. Şekerpancarı, arpa, haşhaş tohumu, adasoğanı, aksırıkotu, kavak sütleğeni ve bunlara benzer birkaç ot daha vardır. Hipokrat ve öğrencilerinin önemle üzerinde durdukları konu beslenmeydi.
Tarihin kaydettiği meşhur şifalı bitki hekimlerinden biri de Dioskurides'tir. (M.Ö. 77) Kendisi Grek olmasına rağmen Neron ve Vespasian zamanlarında Roma ordusunda askeri doktor olarak çalışmıştır. Bu devirde tıp demek şifalı otlar demekdi. Bütün hastalar şifalı bitkiler ile tedavi edilirdi. Dioskurides'in kaleme aldığı eserler takriben 1000 sene süre geçmesine rağmen değerinden bir şey kaybetmemiştir. Yalnız bitkileri tanıtmakla kalmamış, ilaçların hazırlanışını ve kullanma usullerini de kaydetmiştir.
Galen (M.Ö. 129-201) zamanının bütün tıbbi bilgilerini bir araya getirmiştir. Bitkilerin tarifi ile birlikte tedavi gücünü ve hazırlanış usullerini de eserlerinde dile getirmiştir.
Roma'lılar Orta Avrupa eyaletlerinde oturan vatandaşlarını üzüm ve sebze ziraati yapmaları hususunda teşvik etmişlerdir. Bu bölgede yaşayan Franklar'ı özellikle de bu iş için görevlendirmişlerdir. Roma'lılar sayesinde Avrupa'da şifalı bitkilerin yetiştirilmesi de mümkün olmuştur. Sonraları Avrupa'da şifalı bitki ve baharat ziraatı kanunlarla tanzim edilmiştir. Büyük Şarl ve Kral Ludwig zamanında çıkarılan kanunlar meşhurdur.
Kilise ve Manastırlarda şifalı bitkiler bilinçli bir şekilde yetiştirilmiştir. St-Galler'in (Bahçe Düzenlemesi), Hildegrad von Birgen'in yazıları bize konu ile ilgili geniş bilgi vermektedir. Bu ikinci 1150 senesinde Avrupa'da yetiştirilen şifalı bitkilerin resimlerini de çizmiştir. Matbaanın faaliyete geçmesiyle şifalı bitkilerle ilgili kitaplar hızlı bir şekilde çoğalmaya başlamıştır. Bu kitaplar tahta klişelerle elde edilen resimlerle süslenmiştir. (Şifalı Bitkiler) kitaplarının en meşhurlarını Otto Brunfels (1488-1534), Hieronymus Bock (1498-1554), Leonard Fuchs (1501-1566) ve Conrad Gessner (1516-1565) kaleme almışlardır. Paracelsus (1494-1541) sayesinde ise bitki ile tedavi metodu büyük bir hız kazanmıştır.
19. Asırda kimya sanayi gelişti. Eczacı Sertürner 1811'de saf alkaloid morfin elde etmeyi başardı. Birçok ilacın etken maddesi suni olarak imal edilmeye başladı. Bu sentetik ilaç imalinin başlangıcı oldu. Bugün piyasayı dolduran binlerce sentetik ilacın kaynağı şifalı bitkilerdir. Yüksükotu, haşhaş, çavdar mahmuzu vb. gibi bitkiler bunlar arasındadır. Yine bugün çeşitli müshil ilaçları, saponin drajeleri ve hatta penisilin ve strertomisin gibi antibiyotikler, hepsi bitkilerden elde edilmektedir. YAZININ DEVAMINA GİT
Sentetik ilaçlar, bitki kaynaklı olsalar bile yan etkileri vardır. Doktorun tedavi sırasında bu durumu bilinçli bir şekilde göz önüne alması şarttır. Her doktorun bu sentetik ilaçlara başvurmadan önce sadece başka yollarla ve bitkilerle tedavinin mümkün olup olmayacağını en azından düşünmesi ve araştırması görevinin gereğidir. Günümüzde doktorlar ilaçlar dışında başka bir şey pek reçete etmezler. Alternatif tıp ile ilgilenen insanların sayısı günümüzde de oldukça fazladır fakat yine de alternatif tıbbı, kocakarı ilaçları olarak küçümseyen insanlar da oldukça fazladır. Bilinçli bir şekilde kullanıldığında bitkiler birçok hastalığa şifa olmaktadır. Kullandığımız ilaçların da etken maddelerin de doğadan ayrıştırılarak hazırlandığını unutmamak gerekir.
İlgili aramalar: şifalı bitkilerin tarihi nedir? şifalı bitkiler ne zamandan beri kullanılmaktadır? şifalı nebatların geçmişi nedir?
Avrupa'da hristiyanlık öncesi zamanlardan beri şifalı otlar insanlar tarafından tedavi amaçlı kullanılmıştır. Eber Papirüsü'nden Eski Mısır'da 700 den fazla şifalı otun bilindiğini ve kullanıldığını öğreniyoruz. Zira bu Papirüs Milattan önce 3000 sene evvel kaleme alınmıştır. Med'lerde Pers'lerde ve Eski Hint'den kalma şifalı ot kitapları da bugün elimizdedir. Hint kitaplarında 600'den fazla şifalı bitkiden bahsedilmektedir.
Şifalı bitkilerin tarihi konunun devamı...
Eski Yunan'da çok az şifalı bitki kullanılmıştır. Bunlar da yerel bitkilerdir. Şekerpancarı, arpa, haşhaş tohumu, adasoğanı, aksırıkotu, kavak sütleğeni ve bunlara benzer birkaç ot daha vardır. Hipokrat ve öğrencilerinin önemle üzerinde durdukları konu beslenmeydi.
Tarihin kaydettiği meşhur şifalı bitki hekimlerinden biri de Dioskurides'tir. (M.Ö. 77) Kendisi Grek olmasına rağmen Neron ve Vespasian zamanlarında Roma ordusunda askeri doktor olarak çalışmıştır. Bu devirde tıp demek şifalı otlar demekdi. Bütün hastalar şifalı bitkiler ile tedavi edilirdi. Dioskurides'in kaleme aldığı eserler takriben 1000 sene süre geçmesine rağmen değerinden bir şey kaybetmemiştir. Yalnız bitkileri tanıtmakla kalmamış, ilaçların hazırlanışını ve kullanma usullerini de kaydetmiştir.
Galen (M.Ö. 129-201) zamanının bütün tıbbi bilgilerini bir araya getirmiştir. Bitkilerin tarifi ile birlikte tedavi gücünü ve hazırlanış usullerini de eserlerinde dile getirmiştir.
Roma'lılar Orta Avrupa eyaletlerinde oturan vatandaşlarını üzüm ve sebze ziraati yapmaları hususunda teşvik etmişlerdir. Bu bölgede yaşayan Franklar'ı özellikle de bu iş için görevlendirmişlerdir. Roma'lılar sayesinde Avrupa'da şifalı bitkilerin yetiştirilmesi de mümkün olmuştur. Sonraları Avrupa'da şifalı bitki ve baharat ziraatı kanunlarla tanzim edilmiştir. Büyük Şarl ve Kral Ludwig zamanında çıkarılan kanunlar meşhurdur.
Kilise ve Manastırlarda şifalı bitkiler bilinçli bir şekilde yetiştirilmiştir. St-Galler'in (Bahçe Düzenlemesi), Hildegrad von Birgen'in yazıları bize konu ile ilgili geniş bilgi vermektedir. Bu ikinci 1150 senesinde Avrupa'da yetiştirilen şifalı bitkilerin resimlerini de çizmiştir. Matbaanın faaliyete geçmesiyle şifalı bitkilerle ilgili kitaplar hızlı bir şekilde çoğalmaya başlamıştır. Bu kitaplar tahta klişelerle elde edilen resimlerle süslenmiştir. (Şifalı Bitkiler) kitaplarının en meşhurlarını Otto Brunfels (1488-1534), Hieronymus Bock (1498-1554), Leonard Fuchs (1501-1566) ve Conrad Gessner (1516-1565) kaleme almışlardır. Paracelsus (1494-1541) sayesinde ise bitki ile tedavi metodu büyük bir hız kazanmıştır.
19. Asırda kimya sanayi gelişti. Eczacı Sertürner 1811'de saf alkaloid morfin elde etmeyi başardı. Birçok ilacın etken maddesi suni olarak imal edilmeye başladı. Bu sentetik ilaç imalinin başlangıcı oldu. Bugün piyasayı dolduran binlerce sentetik ilacın kaynağı şifalı bitkilerdir. Yüksükotu, haşhaş, çavdar mahmuzu vb. gibi bitkiler bunlar arasındadır. Yine bugün çeşitli müshil ilaçları, saponin drajeleri ve hatta penisilin ve strertomisin gibi antibiyotikler, hepsi bitkilerden elde edilmektedir. YAZININ DEVAMINA GİT
Sponsorlu Bağlantılar:
Sentetik ilaçlar, bitki kaynaklı olsalar bile yan etkileri vardır. Doktorun tedavi sırasında bu durumu bilinçli bir şekilde göz önüne alması şarttır. Her doktorun bu sentetik ilaçlara başvurmadan önce sadece başka yollarla ve bitkilerle tedavinin mümkün olup olmayacağını en azından düşünmesi ve araştırması görevinin gereğidir. Günümüzde doktorlar ilaçlar dışında başka bir şey pek reçete etmezler. Alternatif tıp ile ilgilenen insanların sayısı günümüzde de oldukça fazladır fakat yine de alternatif tıbbı, kocakarı ilaçları olarak küçümseyen insanlar da oldukça fazladır. Bilinçli bir şekilde kullanıldığında bitkiler birçok hastalığa şifa olmaktadır. Kullandığımız ilaçların da etken maddelerin de doğadan ayrıştırılarak hazırlandığını unutmamak gerekir.
İlgili aramalar: şifalı bitkilerin tarihi nedir? şifalı bitkiler ne zamandan beri kullanılmaktadır? şifalı nebatların geçmişi nedir?
Etiketler:
şifalı bitkiler,
şifalı bitkilerin tarihi,
şifalı nebatlar,
şifalı otlar
16 Aralık 2012 Pazar
Ebegümeci ve Ebegümecinin Faydaları
EBEGÜMECİ
Latince adı, (MALVA SILVESTRIS) olan bu bitki, tarla ve çayır kenarlarında, güneşli bayırlarda, duvar diplerinde ve çöplüklerde yetişir. Çiçeği, kökleri ve yaprağı tıbbi amaçlı kullanılan bu çiçeğin yabani türü olan yabani ebegümecinin çiçeği yararsız olduğu için tedavi amaçlı kullanılmaz. Yapraklarında yapışkan bitki özü, tanen, pektin ve yağ esasnsı ihtiva eder. %0,8- %1,2 oranları arasında efedrin alkaloid ihtiva eder. Kökleri odunsu ve oldukça sağlamdır.
EBEGÜMECİNİN FAYDALARI NELERDİR?
Yabani ebegümeci çayı balgam ve cerahat söktürür. İltihaplanmaları önler. Öksürüğü kestiği için bazı coğrafyalarda binlerce yıldır kullanılmaktadır. Boğazı yumuşatır. Nezle, soğuk algınlığı, grip ve üst solunum yolları hastalıklarında, anjinde, mide mukozası iltihaplanmasında başarılı bir şekilde kullanılır. Kilo vermeye yardımcı olur. Bitkinin özü ve çayı, bazı ülkelerde obezite ile mücadelede kullanılmaktadır. Romatizmanın tedavisinde kullanılan en etkili bitkilerin başında gelir. Sinir hastalıklarına ve üriner sistemin hastalıkları karşı iyi gelir. Afrodizyak özelliği de olduğundan cinsel güçsüzlüğe faydalıdır.
Ebegümeci Çayı Nasıl Hazırlanır?
1 tatlı kaşığı kadar ebegümeci kurusunu 1 bardak kaynamış sıcak su içerisine atın ve 2-3 dakika süre ile de kısık ateşte, arada bir karıştırarak kaynatın. Demlendikten sonra suyunu süzerek içebilirsiniz.
EBEGÜMECİNİN ZARARLARI Kafein ile birleşirse içeriğindeki efedrin ölümcül bir etkiye sebep olabilir. Hamile ve emziren bayanlar kullanmamalıdır. Kalp hastalığı, kan hastalığı gibi ciddi hastalıkları olan insanların doktorlarına danışmadan kullanmamaları tavsiye edilmektedir. İlaç kullananlar, ilaç kullanımından 2 saat önce veya sonra almalıdır çünkü ilacın emilim süresini uzatır. Hamile kalmaya çalışan kadınlar kullanmamalıdır çünkü yumurtlamayı olumsuz etkilediği için hamileliği zorlaştırır.
Latince adı, (MALVA SILVESTRIS) olan bu bitki, tarla ve çayır kenarlarında, güneşli bayırlarda, duvar diplerinde ve çöplüklerde yetişir. Çiçeği, kökleri ve yaprağı tıbbi amaçlı kullanılan bu çiçeğin yabani türü olan yabani ebegümecinin çiçeği yararsız olduğu için tedavi amaçlı kullanılmaz. Yapraklarında yapışkan bitki özü, tanen, pektin ve yağ esasnsı ihtiva eder. %0,8- %1,2 oranları arasında efedrin alkaloid ihtiva eder. Kökleri odunsu ve oldukça sağlamdır.
EBEGÜMECİNİN FAYDALARI NELERDİR?
Yabani ebegümeci çayı balgam ve cerahat söktürür. İltihaplanmaları önler. Öksürüğü kestiği için bazı coğrafyalarda binlerce yıldır kullanılmaktadır. Boğazı yumuşatır. Nezle, soğuk algınlığı, grip ve üst solunum yolları hastalıklarında, anjinde, mide mukozası iltihaplanmasında başarılı bir şekilde kullanılır. Kilo vermeye yardımcı olur. Bitkinin özü ve çayı, bazı ülkelerde obezite ile mücadelede kullanılmaktadır. Romatizmanın tedavisinde kullanılan en etkili bitkilerin başında gelir. Sinir hastalıklarına ve üriner sistemin hastalıkları karşı iyi gelir. Afrodizyak özelliği de olduğundan cinsel güçsüzlüğe faydalıdır.
Ebegümeci Çayı Nasıl Hazırlanır?
1 tatlı kaşığı kadar ebegümeci kurusunu 1 bardak kaynamış sıcak su içerisine atın ve 2-3 dakika süre ile de kısık ateşte, arada bir karıştırarak kaynatın. Demlendikten sonra suyunu süzerek içebilirsiniz.
EBEGÜMECİNİN ZARARLARI Kafein ile birleşirse içeriğindeki efedrin ölümcül bir etkiye sebep olabilir. Hamile ve emziren bayanlar kullanmamalıdır. Kalp hastalığı, kan hastalığı gibi ciddi hastalıkları olan insanların doktorlarına danışmadan kullanmamaları tavsiye edilmektedir. İlaç kullananlar, ilaç kullanımından 2 saat önce veya sonra almalıdır çünkü ilacın emilim süresini uzatır. Hamile kalmaya çalışan kadınlar kullanmamalıdır çünkü yumurtlamayı olumsuz etkilediği için hamileliği zorlaştırır.
Etiketler:
ebe gümeci,
ebegümeci,
ebegümecinin faydaları,
şifalı bitkiler
15 Aralık 2012 Cumartesi
Üzerlikotu ve Üzerlik Otunun Faydaları
ÜZERLİK OTU
Latince adı, Peganum harmala'dır. Nazarotu olarak da bilinir. Sedefotugiller familyasından olan bu bitki, yeşilimsi beyaz çiçeklere sahiptir ve 50 ile 70 cm arasında boylara sahip olur. Çok yıllık (iki yıl ve daha fazla yaşayan), otsu step bir bitkidir. Bahçelerde ve bağlarda yetişir. Tohumları harmin, harmalin, harmalol, peganin gibi alkaloitler, yağ ve bunun yanısıra kırmızı boya ihtiva eder. İçeriğinde bol miktarda A vitamini ve C vitamini bulunur. Bitkinin tamamı ilaç olarak kullanılır.
ÜZERLİK OTU ÇAYI NASIL HAZIRLANIR?
Üzerlik otu çayı da açık olarak hazırlanır. Fazla demli içimi zararlıdır. 1 tatlı kaşığı üzetlik otunun üzerine 1/4 litre kaynar su dökülür. 5 Dakika bekletildikten sonra içilir. Bu çaydan günde sadece 2 su bardağı içilir. Bunun dışında tohumları alınıp kavrulur. Kavrulduktan sonra balla karıştırılıp yenilebilir ya da bir bardak su içerisine karıştırılarak içilebilir. Üzerlik otu fazla alınırsa bulantı ve kusma gibi yan etkileri görülür.
ÜZERLİK OTUNUN FAYDALARI
İnternet üzerinde ve diğer bazı yazılı kaynaklarda hamileliği kolaylaştırdığı iddia edilse de hastaneciyiz.blogspot.com olarak hamile hanımların bu ottan yapılan hiç bir ilacı ağızlarına almamalarını öneriyoruz.
Üzerlikotu kan ve sinirler üzerinde güçlendirici, kuvvetlendirici etki meydana getirir. Taze yapraklan salata gibi yendiği gibi tereyağlı ekmek üzerine konarak da yenebilir. İştahı açar. Sinirleri yatıştırır. Basura karşı faydalıdır. Karın ağrısı ve bel ağrısı içinde faydalıdır. Bağırsak parazitlerini öldürür. İdrar yolu hastalıklarına iyi gelir. Sıtma hastalığını meydana getiren sıtma mikrobuna karşı da etkilidir. Antioksidan ve tümör önleyici yapısıyla kansere karşı da koruyucudur. Kanser tedavisinde yardımcı olarak kullanılır.
Bilhassa üzerlikotu çayı kan pıhtılaşması, damar tıkanması, beyine kan hücumu, bayılma, sersemleme, boğaz ve gırtlak iltihaplanması durumları için çok değerli bir bitkidir. Ayrıca görme duyusunu da kuvvetlendirir.
Nefes darlığına ve kalp çarpıntısına iyi gelmektedir. Cinsel gücü arttırıcı etkisi vardır. YAZININ DEVAMINA GİT
Yorgunluk ve özellikle kas güçsüzlüğü ve halsizliğe karşı günde 2 su bardağı üzerlik otu çayının yanında, günde 3-4 defa kaslar bu çayla yıkanır. Yaralanmalara karşı öküz gözü adlı şifalı bitkinin etkilerine aynen sahiptir.
İlgili aramalar: Üzerlik otu nedir? üzerlik otunun faydaları nelerdir? üzerlik otu nelere iyi gelir? Nazar otunun yararları nelerdir?
Latince adı, Peganum harmala'dır. Nazarotu olarak da bilinir. Sedefotugiller familyasından olan bu bitki, yeşilimsi beyaz çiçeklere sahiptir ve 50 ile 70 cm arasında boylara sahip olur. Çok yıllık (iki yıl ve daha fazla yaşayan), otsu step bir bitkidir. Bahçelerde ve bağlarda yetişir. Tohumları harmin, harmalin, harmalol, peganin gibi alkaloitler, yağ ve bunun yanısıra kırmızı boya ihtiva eder. İçeriğinde bol miktarda A vitamini ve C vitamini bulunur. Bitkinin tamamı ilaç olarak kullanılır.
ÜZERLİK OTU ÇAYI NASIL HAZIRLANIR?
Üzerlik otu çayı da açık olarak hazırlanır. Fazla demli içimi zararlıdır. 1 tatlı kaşığı üzetlik otunun üzerine 1/4 litre kaynar su dökülür. 5 Dakika bekletildikten sonra içilir. Bu çaydan günde sadece 2 su bardağı içilir. Bunun dışında tohumları alınıp kavrulur. Kavrulduktan sonra balla karıştırılıp yenilebilir ya da bir bardak su içerisine karıştırılarak içilebilir. Üzerlik otu fazla alınırsa bulantı ve kusma gibi yan etkileri görülür.
ÜZERLİK OTUNUN FAYDALARI
İnternet üzerinde ve diğer bazı yazılı kaynaklarda hamileliği kolaylaştırdığı iddia edilse de hastaneciyiz.blogspot.com olarak hamile hanımların bu ottan yapılan hiç bir ilacı ağızlarına almamalarını öneriyoruz.
Üzerlikotu kan ve sinirler üzerinde güçlendirici, kuvvetlendirici etki meydana getirir. Taze yapraklan salata gibi yendiği gibi tereyağlı ekmek üzerine konarak da yenebilir. İştahı açar. Sinirleri yatıştırır. Basura karşı faydalıdır. Karın ağrısı ve bel ağrısı içinde faydalıdır. Bağırsak parazitlerini öldürür. İdrar yolu hastalıklarına iyi gelir. Sıtma hastalığını meydana getiren sıtma mikrobuna karşı da etkilidir. Antioksidan ve tümör önleyici yapısıyla kansere karşı da koruyucudur. Kanser tedavisinde yardımcı olarak kullanılır.
Bilhassa üzerlikotu çayı kan pıhtılaşması, damar tıkanması, beyine kan hücumu, bayılma, sersemleme, boğaz ve gırtlak iltihaplanması durumları için çok değerli bir bitkidir. Ayrıca görme duyusunu da kuvvetlendirir.
Nefes darlığına ve kalp çarpıntısına iyi gelmektedir. Cinsel gücü arttırıcı etkisi vardır. YAZININ DEVAMINA GİT
Sponsorlu Bağlantılar:
Yorgunluk ve özellikle kas güçsüzlüğü ve halsizliğe karşı günde 2 su bardağı üzerlik otu çayının yanında, günde 3-4 defa kaslar bu çayla yıkanır. Yaralanmalara karşı öküz gözü adlı şifalı bitkinin etkilerine aynen sahiptir.
İlgili aramalar: Üzerlik otu nedir? üzerlik otunun faydaları nelerdir? üzerlik otu nelere iyi gelir? Nazar otunun yararları nelerdir?
Sinirotu ve Sinir Otunun Faydaları
SİNİR OTU
Latince adı, (PLANTAGO LANZEOLATA L.) dir. Geniş yapraklı sinirotu ise (PLANTAGO MAJÖR) olarak bilinir.
Açık arazide çok yaygın olarak bulunur. Açık arazide gezipte görmeyenimiz yoktur heralde. Kuru çayırlarda, tarlalarda, yol kenarlarında, çöplüklerde bol miktarda sinirotuna rastlamak mümkündür. İçeriğinde acı maddeler, demir, fosforik asit, aucibin, labenzim, kireç, klorofil, kükürt, emulsin, labenzim, silisik asit, saponin, sümüksü madde, glikozid, müsilaj, tanen, şeker, A, C ve vitaminleri bulunur.
SİNİR OTUNUN FAYDALARI NELERDİR?
İlaç olarak sinir otunun kurutulmuş yaprakları kullanılır.
Sinir otundan yapılan şurup ve çay bir çok hastalığa karşı ilaçtır. Sinir otu balgam söktürür. Akıntıları giderir. Kanı temizler. İdrar yolu iltihabına iyi gelir idrarı söktürür. Solunum yolu rahatsızlıklarında sinirotu mutlaka kullanılmalıdır. Ayrıca sinirotu ile kanı temizleme kürü yapılabilir. Sinir otu mesane hastalıklarında idrarı söktürücü olarak kullanılır. Sinir otu yaraların üzerine uygulanırsa antibakteriyel özelliğinden ötürü mikroplara karşı koruyucu bir etki sağlar. Yaprağının özleri ateş düşürür, krampları giderir ve kan yapar. Diş eti iltihaplarına ve kanamalarına karşı faydalıdır. mide ve bağırsak sağlığı için oldukça faydalıdır. Karaciğer rahatsızlıkları ve ishale karşı da sinir otu başarı ile tatbik edilebilir.
Sinir otu çayı nasıl hazırlanır?
Sinir otu çayının yapılışı: Kaynamış 1 su bardağı suya; 1 tatlı kaşığı kadar sinir otu ve 1 tatlı kaşığı kekik ilave edip demlendikten sonra afiyetle içilir. YAZININ DEVAMINA GİT
Sinir otu şurubu nasıl hazırlanır?
Sinir otu şurubu tarifi: 1 su bardağı dolusu sinir otunu mutfak robotundan geçirin. 1 su bardağı bal, 1 su bardağı şeker, 3 adet karanfil biraz su ile birlikte karıştırılır. Bu karışım kısık ateşte 10 dakika boyunca kaynatılır. Hazırlanan şerbet koyu kıvamlı bir hale geldikten sonra soğutulur ve şişelenir. Şişelenen şuruplar buzdolabında muhafaza edilir. 1,5 ay kullanılması gereken bu şurup yetişkinler için günde 1 çorba kaşığı, çocuklar için 1 tatlı kaşığı alınabilir.
Sinir otu tohumu yenildiğinde böbrek taşlarını düşürmektedir.
İlgili aramalar: Sinir otunun faydaları nelerdir? sinir otu çayının yararları nelerdir? sinir otu şurubu nelere iyi gelir?
Latince adı, (PLANTAGO LANZEOLATA L.) dir. Geniş yapraklı sinirotu ise (PLANTAGO MAJÖR) olarak bilinir.
Açık arazide çok yaygın olarak bulunur. Açık arazide gezipte görmeyenimiz yoktur heralde. Kuru çayırlarda, tarlalarda, yol kenarlarında, çöplüklerde bol miktarda sinirotuna rastlamak mümkündür. İçeriğinde acı maddeler, demir, fosforik asit, aucibin, labenzim, kireç, klorofil, kükürt, emulsin, labenzim, silisik asit, saponin, sümüksü madde, glikozid, müsilaj, tanen, şeker, A, C ve vitaminleri bulunur.
SİNİR OTUNUN FAYDALARI NELERDİR?
İlaç olarak sinir otunun kurutulmuş yaprakları kullanılır.
Sinir otundan yapılan şurup ve çay bir çok hastalığa karşı ilaçtır. Sinir otu balgam söktürür. Akıntıları giderir. Kanı temizler. İdrar yolu iltihabına iyi gelir idrarı söktürür. Solunum yolu rahatsızlıklarında sinirotu mutlaka kullanılmalıdır. Ayrıca sinirotu ile kanı temizleme kürü yapılabilir. Sinir otu mesane hastalıklarında idrarı söktürücü olarak kullanılır. Sinir otu yaraların üzerine uygulanırsa antibakteriyel özelliğinden ötürü mikroplara karşı koruyucu bir etki sağlar. Yaprağının özleri ateş düşürür, krampları giderir ve kan yapar. Diş eti iltihaplarına ve kanamalarına karşı faydalıdır. mide ve bağırsak sağlığı için oldukça faydalıdır. Karaciğer rahatsızlıkları ve ishale karşı da sinir otu başarı ile tatbik edilebilir.
Sinir otu çayı nasıl hazırlanır?
Sinir otu çayının yapılışı: Kaynamış 1 su bardağı suya; 1 tatlı kaşığı kadar sinir otu ve 1 tatlı kaşığı kekik ilave edip demlendikten sonra afiyetle içilir. YAZININ DEVAMINA GİT
Sponsorlu Bağlantılar:
Sinir otu şurubu nasıl hazırlanır?
Sinir otu şurubu tarifi: 1 su bardağı dolusu sinir otunu mutfak robotundan geçirin. 1 su bardağı bal, 1 su bardağı şeker, 3 adet karanfil biraz su ile birlikte karıştırılır. Bu karışım kısık ateşte 10 dakika boyunca kaynatılır. Hazırlanan şerbet koyu kıvamlı bir hale geldikten sonra soğutulur ve şişelenir. Şişelenen şuruplar buzdolabında muhafaza edilir. 1,5 ay kullanılması gereken bu şurup yetişkinler için günde 1 çorba kaşığı, çocuklar için 1 tatlı kaşığı alınabilir.
Sinir otu tohumu yenildiğinde böbrek taşlarını düşürmektedir.
İlgili aramalar: Sinir otunun faydaları nelerdir? sinir otu çayının yararları nelerdir? sinir otu şurubu nelere iyi gelir?
Etiketler:
sinir otu,
sinir otu çayı,
sinir otu şurubu,
sinir otunun faydaları,
şifalı bitkiler
14 Aralık 2012 Cuma
Sığır Kuyruğunun Faydaları
SIĞIR KUYRUĞU
Latince adı, (VERBASCUM THAPSIFORME SCHRAD) dır. Diğer ismi yünotu'dur. Sıracagiller familyasından 60-200 santimetre boylarında, iki yıllık mukavemetli otsu bir bitki türüdür.
İlaç olarak çiçek açma zamanı toplanan taze bitkinin gövdesi, kurutulmuş çiçekleri, seyrek olarak da kurutulmuş yaprakları kullanılır.
SIĞIR KUYRUĞU OTUNUN FAYDALARI
Sığır kuyruğu balgam söktürür. İdrar ve ter söktürür. Özellikle bronşiyal nezle ve diğer solunum yolu hastalıklarında kullanımında çok iyi sonuç alınır. Kuru öksürüğe iyi gelir. Kulak ağrısını geçirir. Güneş yanıklarına iyi gelir. Romatizmal hastalıklara ve sinir hastalıklarına karşı da sığır kuyruğu kullanılır. Sığır kuyruğundan yapılan şurup strese ve uyku problemlerine iyi gelir. Cilt hastalıkları için yaprakları püre yapılarak ya da olduğu gibi sorunlu bölgelere uygulanabilir. Bu püre kesi ve yaralara da uygulanabilir. Sığır kuyruğunun taze çiçekleri alınarak banyo suyuna konulursa cilde yumuşaklık ve saçlara canlılık verir. Sığır kuyruğu otunun yaprakları toplanır ve ebegümeci köküyle birlikte karıştırılarak kaynar suya eklenir ve 10 dakika demlendikten sonra içilirse ses kısıklığını alır ve balgamı rahat bir şekilde söküp atmaya yardımcı olur. Mide üşütmesinden kaynaklı karın ağrılarına iyi gelir.
Sığır kuyruğunun bu etkileri eksiksiz bir şekilde gösterebilmesi için bazı noktalara dikkat etmek gerekir. Aksi halde bu bitkiden tam faydalanılamaz. Yapraklarını yaz ortasında renkleri kahverengi hale gelmeden önce toplanmalıdır. Çiçeklerini yaz mevsiminin ortasından sonbahar mevsiminin başına kadar toplayabilirsiniz. Nemli olmayan gölge yerde kurutulmalıdır. Ayrıca kurutmak için 40 dereceyi aşmayan sıcaklığa sahip yapay ısıtmalı alanlar kullanılabilir. Bitkinin nem almaması önemlidir çünkü nem aldığında tıbbi özelliklerini kaybeder. YAZININ DEVAMINA GİT
Kurutulmuş çiçekleri ve yaprakları karıştırılır. Bu karışımından 1 tatlı kaşığı kadar alınır ve 1 bardak kaynar suya konulur. Daha sonra demlenmeye bırakılır. Demlendirilen su süzülür ve günde üç defa bir bardak içilir.
Sığır kuyruğunun bir çok türü vardır ve Türkiye'de bol miktarda bulunur.
İlgili aramalar: sığır kuyruğu çiçeğinin faydaları nelerdir? sığır kuyruğu otu çayı nelere iyi gelir?
Latince adı, (VERBASCUM THAPSIFORME SCHRAD) dır. Diğer ismi yünotu'dur. Sıracagiller familyasından 60-200 santimetre boylarında, iki yıllık mukavemetli otsu bir bitki türüdür.
İlaç olarak çiçek açma zamanı toplanan taze bitkinin gövdesi, kurutulmuş çiçekleri, seyrek olarak da kurutulmuş yaprakları kullanılır.
SIĞIR KUYRUĞU OTUNUN FAYDALARI
Sığır kuyruğu balgam söktürür. İdrar ve ter söktürür. Özellikle bronşiyal nezle ve diğer solunum yolu hastalıklarında kullanımında çok iyi sonuç alınır. Kuru öksürüğe iyi gelir. Kulak ağrısını geçirir. Güneş yanıklarına iyi gelir. Romatizmal hastalıklara ve sinir hastalıklarına karşı da sığır kuyruğu kullanılır. Sığır kuyruğundan yapılan şurup strese ve uyku problemlerine iyi gelir. Cilt hastalıkları için yaprakları püre yapılarak ya da olduğu gibi sorunlu bölgelere uygulanabilir. Bu püre kesi ve yaralara da uygulanabilir. Sığır kuyruğunun taze çiçekleri alınarak banyo suyuna konulursa cilde yumuşaklık ve saçlara canlılık verir. Sığır kuyruğu otunun yaprakları toplanır ve ebegümeci köküyle birlikte karıştırılarak kaynar suya eklenir ve 10 dakika demlendikten sonra içilirse ses kısıklığını alır ve balgamı rahat bir şekilde söküp atmaya yardımcı olur. Mide üşütmesinden kaynaklı karın ağrılarına iyi gelir.
Sığır kuyruğunun bu etkileri eksiksiz bir şekilde gösterebilmesi için bazı noktalara dikkat etmek gerekir. Aksi halde bu bitkiden tam faydalanılamaz. Yapraklarını yaz ortasında renkleri kahverengi hale gelmeden önce toplanmalıdır. Çiçeklerini yaz mevsiminin ortasından sonbahar mevsiminin başına kadar toplayabilirsiniz. Nemli olmayan gölge yerde kurutulmalıdır. Ayrıca kurutmak için 40 dereceyi aşmayan sıcaklığa sahip yapay ısıtmalı alanlar kullanılabilir. Bitkinin nem almaması önemlidir çünkü nem aldığında tıbbi özelliklerini kaybeder. YAZININ DEVAMINA GİT
Sponsorlu Bağlantılar:
Kurutulmuş çiçekleri ve yaprakları karıştırılır. Bu karışımından 1 tatlı kaşığı kadar alınır ve 1 bardak kaynar suya konulur. Daha sonra demlenmeye bırakılır. Demlendirilen su süzülür ve günde üç defa bir bardak içilir.
Sığır kuyruğunun bir çok türü vardır ve Türkiye'de bol miktarda bulunur.
İlgili aramalar: sığır kuyruğu çiçeğinin faydaları nelerdir? sığır kuyruğu otu çayı nelere iyi gelir?
Pelinotu ve Pelin Otunun Faydaları
PELİN OTU
Latince adı, (ARTEMISIA ABSINTHIUM L.) dir. Halk arasında acı pelin, acı yavşan, ak pelin gibi isimlerle de bilinir. Papatyagiller familyasından olan bu bitki ülkemizde doğal olarak yetişir. İçki yapımında da kullanılır. Oldukça acı bir tadı vardır. Acı pelinin tedavi amaçlı kullanımı oldukça eski tarihlere dayanmaktadır. Kuru ve sıcak yerleri sever. Açık arazide yetişir. Kayalık yerlerde, yol ve çit kenarlarında, ırmak kıyılarında yetişir. Boyu 120 cm'ye kadar uzayabilir. Griye ya da beyaza çalan yeşil renkli, parçalı yapraklı vardır. Itırlıdır.
İlaç olarak pelin otunun yaprakları ve filizleri kullanılır.
Pelinotu iştah açar ve hazmı kolaylaştırır. Mide ve bağırsak gazlarını vücuttan atar. Karaciğer ve safra kesesinin fonksiyonlarını iyileştirir. Nikris (GUT) hastalığı, kansızlık gibi rahatsızlıklara iyi geldiği gibi haricen çıkık, kanama ve çıbanlara karşı da başarıyla uygulanmaktadır. Saçkıran ve yılancığa karşı etkilidir. Cilde parlaklık verir ve bunun yanısıra cilt lekelerini giderir. Göz altındaki morluk ve şişliklere de faydalıdır. Göz altındaki bu alanlara kompres yapıldığında göz ağrılarına karşı da iyi gelir. Balla karıştırılıp yenirse safra salınımını arttırır ve idrar söktürür. Pelin otunun bazı zehirlere karşı da iyileştirici etkisi olduğu bilinmektedir. Akrep ve su yılanının zehrine karşı ve karşı faydalıdır. Baldıran otunun verdiği kötü etkiye karşı da pelin otu şurubu iyi gelir. Sirkeyle birlikte içildiğinde mantar zehirlenmesine iyi gelmektedir.
Pelin otu bilinçsizce kullanılmaması gereken bir bitkidir. Çünkü kullanım dozu iyi ayarlanmalıdır. Kullanılırken miktarının çok az tutulması gerekir. Fazla kullanıldığında kusma, zehirlenme vb. ciddi sorunlara sebep olabilir. YAZININ DEVAMINA GİT
İlgili aramalar: Pelinotunun kullanımı nasıldır? pelin otunun faydaları nelerdir? pelin otu nelere iyi gelir?
Latince adı, (ARTEMISIA ABSINTHIUM L.) dir. Halk arasında acı pelin, acı yavşan, ak pelin gibi isimlerle de bilinir. Papatyagiller familyasından olan bu bitki ülkemizde doğal olarak yetişir. İçki yapımında da kullanılır. Oldukça acı bir tadı vardır. Acı pelinin tedavi amaçlı kullanımı oldukça eski tarihlere dayanmaktadır. Kuru ve sıcak yerleri sever. Açık arazide yetişir. Kayalık yerlerde, yol ve çit kenarlarında, ırmak kıyılarında yetişir. Boyu 120 cm'ye kadar uzayabilir. Griye ya da beyaza çalan yeşil renkli, parçalı yapraklı vardır. Itırlıdır.
İlaç olarak pelin otunun yaprakları ve filizleri kullanılır.
Pelinotu iştah açar ve hazmı kolaylaştırır. Mide ve bağırsak gazlarını vücuttan atar. Karaciğer ve safra kesesinin fonksiyonlarını iyileştirir. Nikris (GUT) hastalığı, kansızlık gibi rahatsızlıklara iyi geldiği gibi haricen çıkık, kanama ve çıbanlara karşı da başarıyla uygulanmaktadır. Saçkıran ve yılancığa karşı etkilidir. Cilde parlaklık verir ve bunun yanısıra cilt lekelerini giderir. Göz altındaki morluk ve şişliklere de faydalıdır. Göz altındaki bu alanlara kompres yapıldığında göz ağrılarına karşı da iyi gelir. Balla karıştırılıp yenirse safra salınımını arttırır ve idrar söktürür. Pelin otunun bazı zehirlere karşı da iyileştirici etkisi olduğu bilinmektedir. Akrep ve su yılanının zehrine karşı ve karşı faydalıdır. Baldıran otunun verdiği kötü etkiye karşı da pelin otu şurubu iyi gelir. Sirkeyle birlikte içildiğinde mantar zehirlenmesine iyi gelmektedir.
Pelin otu bilinçsizce kullanılmaması gereken bir bitkidir. Çünkü kullanım dozu iyi ayarlanmalıdır. Kullanılırken miktarının çok az tutulması gerekir. Fazla kullanıldığında kusma, zehirlenme vb. ciddi sorunlara sebep olabilir. YAZININ DEVAMINA GİT
Sponsorlu Bağlantılar:
İlgili aramalar: Pelinotunun kullanımı nasıldır? pelin otunun faydaları nelerdir? pelin otu nelere iyi gelir?
Etiketler:
acı pelin otu,
acı yavşan,
ak pelin,
pelin otu,
pelin otunun faydaları,
peliotu,
şifalı bitkiler
Papatya ve Papatyanın Faydaları
PAPATYA
Latince adı, (MATRICARIA CHAMOMILLA L.) olan hepimizin bildiği güzel ve hoş kokulu bir çiçektir. Sarı beyaz renkli çiçekler açar. Her türlü arazide yetişir. Yol kenarlarında, tarlalarda, çöplüklerde, yarlarda, çalılıklarda, buğday tarlalarında bol miktarda bulunur.
PAPATYANIN FAYDALARI
Papatyanın suyundan, çayından ve yağından yararlanılır. İlaç olarak çiçekleri ve gövdesi kullanılır. Tedavide kullanılan türü mayıs papatyasıdır. Mayıs ve haziran aylarında çiçek veren bu papatyayı mevsiminde toplayarak taze olarak kullanabilir, toplayıp kurutabilir ya da kurutulmuş olarak aktarlardan satın alabilirsiniz. Papatyanın karıştırıldığı bir çok çiçek türü vardır. Toplarken karıştırmamak oldukça önemlidir. Yanlış bir bitkinin mayıs papatyası sanılıp kullanılması oldukça tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Güvenilir bazı firmaların üretip hazır olarak poşet halinde kullanıma sundukları papatya çaylarını kullanmak daha doğru ve güvenli olacaktır. İster kendimiz toplayalım istersek hazır alalım kurutulmuş papatyanın 1 yıl kullanım süresi olduğunu unutmamak gerekir. Çünkü bu süreden sonra içerisindeki aktif maddeleri kaybedeceği için şifalı etkisi oldukça azalır. Yine aktif maddelerin yok olmaması açısından papatyayı gölgede kurutmak gereklidir.
Papatya çayı sıcak olarak içilir. Ağrıları ve krampları giderir. Her türlü kramp ve vücut ağrısında kullanılabilir. Özellikle karın (mide) ve bağırsak ağrılarını çok çabuk yok eder. Uykusuzluğa iyi gelir. Sinirleri yatıştırır. Diş ağrısına faydalı olur. Ateş düşürür. İdrarı söker. Hazımsızlığı azaltır. İçeriğinde bulunan alfa-bisabolol gastrit ve ülsere karşı faydalıdır.
Papatya çayı mide ve bağırsak gazlarına karşı oldukça faydalıdır. Ter söktürür. İltihaplanmaları önler. Yaraların daha çabuk iyileşmelerini sağlar.
Papatya çayı uzun zaman kullanıldığı takdirde bile keskinlikle alışkanlık meydana getirmez. Papatya çayından rahatsız olan ve alerjisi olan insanlara da çok az da olsa rastlamak mümkündür. Bu gibi kimselere tavsiyemiz, papatya çayını fazla demli olarak içmesinler. Yani tıpkı açık çay içer gibi yapın. Papatya çayının rengi de açık sarı olsun.
Papatya haricen de tatbik edilebilir. Merhemi yaraların üzerine sarılır. Boğaz ve burun rahatsızlıklarında kaynatılarak, buharı teneffüs edilir. Bu yöntemle sinüzit ve migren hastalıklarına karşı da iyi neticeler elde edilebilir. Yine bu yolla kulak nezlesi tedavi edilebilir.
Saç bakımında da papatya çayından faydalanabilirsiniz. Demlenip soğutulmuş papatya çayı ile saç diplerinize hafifçe masaj yaparsanız saç diplerinizdeki kaşıntıları giderebilirsiniz. Saçlarınızın ışıl ışıl görünmesini de sağlar. YAZININ DEVAMINA GİT
PAPATYA ÇAYI NASIL HAZIRLANIR?
1 tatlı kaşığı kadar kurutulmuş papatyayı tıpkı poşet çay demler gibi kaynamış 1 bardak suya ilave edelim. 10 dakika kadar demlenmesini bekledikten sonra bir süzgeç yardımıyla suyunu süzerek gün 2 bardak içebiliriz.
Papatya banyo suyuna da ilave edilirse cilde faydalıdır. Basur şikayetinde hazırlanan oturma banyosunu da papatya ile yaparsanız iyi sonuçlar alabilirsiniz. Teninizi yumuşacık yapar ve mis gibi kokmasını sağlar.
PAPATYA YAĞI VE PAPATYA YAĞININ HAZIRLANIŞI
Taze papatya çiçekleri toplanır. Küçük bir şişenin içerisine ağzına kadar çok boşluk olmayacak şekilde doldurulur. Daha sonra şişeye ağzına kadar zeytinyağı ilave edilir. Bu şişe 2 hafta boyunca güneş ışıklarını görecek açık bir alanda bekletilir. Bu iki hafta boyunca her gün, gün içerisinde şişe çalkalanarak çiçeğin daha fazla güneş ışınlarından etkilenmesi sağlanır. İki hafta sonunda yağ bir tülbent ya da bir süzgeç yardımıyla süzülerek haricen kullanılır.
PAPATYA YAĞININ FAYDALARI
Papatyanın yağından ağrı tedavisinde istifade edilir. Bilhassa bebeklerde ve çocuklarda görülen karın ağrısı şikayetlerinde papatya yağı ısıtılır ve karın üzerine hafifçe masaj yapılarak cilde yedirilir. Bu uygulama karın ağrısına iyi gelir.
İlgili aramalar: papatyanın faydaları nelerdir? papatya çayının faydaları nelerdir? papatya nelere iyi gelir? papatya çiçeği resmi nasıl olur? papatya fotoğrafı nasıldır?
Latince adı, (MATRICARIA CHAMOMILLA L.) olan hepimizin bildiği güzel ve hoş kokulu bir çiçektir. Sarı beyaz renkli çiçekler açar. Her türlü arazide yetişir. Yol kenarlarında, tarlalarda, çöplüklerde, yarlarda, çalılıklarda, buğday tarlalarında bol miktarda bulunur.
PAPATYANIN FAYDALARI
Papatyanın suyundan, çayından ve yağından yararlanılır. İlaç olarak çiçekleri ve gövdesi kullanılır. Tedavide kullanılan türü mayıs papatyasıdır. Mayıs ve haziran aylarında çiçek veren bu papatyayı mevsiminde toplayarak taze olarak kullanabilir, toplayıp kurutabilir ya da kurutulmuş olarak aktarlardan satın alabilirsiniz. Papatyanın karıştırıldığı bir çok çiçek türü vardır. Toplarken karıştırmamak oldukça önemlidir. Yanlış bir bitkinin mayıs papatyası sanılıp kullanılması oldukça tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Güvenilir bazı firmaların üretip hazır olarak poşet halinde kullanıma sundukları papatya çaylarını kullanmak daha doğru ve güvenli olacaktır. İster kendimiz toplayalım istersek hazır alalım kurutulmuş papatyanın 1 yıl kullanım süresi olduğunu unutmamak gerekir. Çünkü bu süreden sonra içerisindeki aktif maddeleri kaybedeceği için şifalı etkisi oldukça azalır. Yine aktif maddelerin yok olmaması açısından papatyayı gölgede kurutmak gereklidir.
Papatya çayı sıcak olarak içilir. Ağrıları ve krampları giderir. Her türlü kramp ve vücut ağrısında kullanılabilir. Özellikle karın (mide) ve bağırsak ağrılarını çok çabuk yok eder. Uykusuzluğa iyi gelir. Sinirleri yatıştırır. Diş ağrısına faydalı olur. Ateş düşürür. İdrarı söker. Hazımsızlığı azaltır. İçeriğinde bulunan alfa-bisabolol gastrit ve ülsere karşı faydalıdır.
Papatya çayı mide ve bağırsak gazlarına karşı oldukça faydalıdır. Ter söktürür. İltihaplanmaları önler. Yaraların daha çabuk iyileşmelerini sağlar.
Papatya çayı uzun zaman kullanıldığı takdirde bile keskinlikle alışkanlık meydana getirmez. Papatya çayından rahatsız olan ve alerjisi olan insanlara da çok az da olsa rastlamak mümkündür. Bu gibi kimselere tavsiyemiz, papatya çayını fazla demli olarak içmesinler. Yani tıpkı açık çay içer gibi yapın. Papatya çayının rengi de açık sarı olsun.
Papatya haricen de tatbik edilebilir. Merhemi yaraların üzerine sarılır. Boğaz ve burun rahatsızlıklarında kaynatılarak, buharı teneffüs edilir. Bu yöntemle sinüzit ve migren hastalıklarına karşı da iyi neticeler elde edilebilir. Yine bu yolla kulak nezlesi tedavi edilebilir.
Saç bakımında da papatya çayından faydalanabilirsiniz. Demlenip soğutulmuş papatya çayı ile saç diplerinize hafifçe masaj yaparsanız saç diplerinizdeki kaşıntıları giderebilirsiniz. Saçlarınızın ışıl ışıl görünmesini de sağlar. YAZININ DEVAMINA GİT
Sponsorlu Bağlantılar:
PAPATYA ÇAYI NASIL HAZIRLANIR?
1 tatlı kaşığı kadar kurutulmuş papatyayı tıpkı poşet çay demler gibi kaynamış 1 bardak suya ilave edelim. 10 dakika kadar demlenmesini bekledikten sonra bir süzgeç yardımıyla suyunu süzerek gün 2 bardak içebiliriz.
Papatya banyo suyuna da ilave edilirse cilde faydalıdır. Basur şikayetinde hazırlanan oturma banyosunu da papatya ile yaparsanız iyi sonuçlar alabilirsiniz. Teninizi yumuşacık yapar ve mis gibi kokmasını sağlar.
PAPATYA YAĞI VE PAPATYA YAĞININ HAZIRLANIŞI
Taze papatya çiçekleri toplanır. Küçük bir şişenin içerisine ağzına kadar çok boşluk olmayacak şekilde doldurulur. Daha sonra şişeye ağzına kadar zeytinyağı ilave edilir. Bu şişe 2 hafta boyunca güneş ışıklarını görecek açık bir alanda bekletilir. Bu iki hafta boyunca her gün, gün içerisinde şişe çalkalanarak çiçeğin daha fazla güneş ışınlarından etkilenmesi sağlanır. İki hafta sonunda yağ bir tülbent ya da bir süzgeç yardımıyla süzülerek haricen kullanılır.
PAPATYA YAĞININ FAYDALARI
Papatyanın yağından ağrı tedavisinde istifade edilir. Bilhassa bebeklerde ve çocuklarda görülen karın ağrısı şikayetlerinde papatya yağı ısıtılır ve karın üzerine hafifçe masaj yapılarak cilde yedirilir. Bu uygulama karın ağrısına iyi gelir.
İlgili aramalar: papatyanın faydaları nelerdir? papatya çayının faydaları nelerdir? papatya nelere iyi gelir? papatya çiçeği resmi nasıl olur? papatya fotoğrafı nasıldır?
13 Aralık 2012 Perşembe
Öküzgözü ve Öküzgözünün Faydaları
ÖKÜZGÖZÜ
Latince adı, (ARNICA MONTANA L.) dir. Dağ kestanesi de denilir. Papatyaya benzeyen sarı renkli bir çiçektir. Kuru çayırlarda, yüksek dağlarda, yüksek yerlerde bulunan ovalarda ve fundalıklarda bulunur.
Öküzgözünün çiçeği, yaprağı, gövdesi ve kökü ilaç olarak kullanılır. Çiçeğinin sadece yapraklarını almak gerekir.
Daha çok haricen kullanılır. Kusturucudur. Sinir sitemini uyarıcı etkiye sahiptir. Romatizmal hastalıklarda çok iyi sonuç verir. Özellikle de nikris (gut) hastalığı, sırt ağrısı, damar tıkanması, yaralanmalardan ileri gelen yırtılma, ezilme gibi durumlarda, sportif faaliyetler sonrasında meydana gelen kazalarda, kas ezilmesi, ve sıyrılma vb. gibi durumlarda kullanılır. Çıkıklarda ve kanamalarda da öküzgözü başarıyla uygulanır.
Öküzgözü tentürü piyasadan temin edilebileceği gibi çok kolay bir şekilde evde yapılabilir.
Bir şişe içindeki 10 gram kurutulmuş öküzgözü çiçeğinin üzerine 100 gram eczaneden alınan saf alkol (70 derece) dökülür. Şişenin kapağı sıkıca kapatılır. Şişe 14 gün boyunca güneşe bırakılır. Sonra bir tülbentin üzerine dökülerek tülbent sarılıp sıkılır. Elde edilen sıvı tekrar şişeye alınarak şişenin ağzı kapatılır. Ve tekrar 10 gün müddetle güneşe konulur. Ve tekrar tülbentten geçirilir. Tentürümüz hazırdır. Sargılar için, veya yaraları yıkamak için bu tentürden 4 yemek kaşığı 1 litre kaynatılmış su içine bırakılır.
Etkilerine mutlaka şaşıracaksınız. Çünkü bu tentürle yaralar çok çabuk şifaya kavuşur. Ağrı ve sızılar yok olur. YAZININ DEVAMINA GİT
Öküzgözü tentürü dahilen de (ağızdan) kullanılır. Tentürden 20 damla bir bardak suya damlatılır. Ve 3 saat içinde yudum yudum içilir.
Bütün bu anlattıklarımızın dışında öküzgözü ile çok güzel çay da yapılabilir. 2 Tatlı kaşığı kurutulmuş öküzgözü çiçeğinin yapraklarının üzerine 1 su bardağı kaynar su dökülür. 10 dakika demlendirilip dinlendirildikten sonra yudum yudum içilir. Bu çay iç yaralanma ve kanamalarda çok faydalı neticeler ortaya koyduğu gibi kalbi kuvvetlendirir. Kan dolaşımını düzenler. Ünlü Alman şair ve düşünürü GOETHE'nin kan dolaşımı ve kalp rahatsızlığı hissettiği zamanlarda öküzgözü çayı içtiğini biliyoruz.
Öküzgözü çayına; akdiken yaprağı veya çiçekleri de ilave edilirse etkisi kat kat artar. Bu şekilde elde edilen değerli çayı kalp damarlarındaki kan dolaşımını düzenler. Kalp kaslarına kuvvet verir.
Yaşlı insanlara tavsiye ediyoruz. Bu çayı devamlı içiniz. Kalbinizi kuvvetlendirsin. Sizi rahatlatsın. Sinirlerinizi yatıştırarak sizi sakinleştirsin.
İlgili aramalar: Öküzgözünün faydaları nelerdir? öküzgözü çiçeğinin yararları nelerdir? öküzgözü nelere iyi gelir?
Latince adı, (ARNICA MONTANA L.) dir. Dağ kestanesi de denilir. Papatyaya benzeyen sarı renkli bir çiçektir. Kuru çayırlarda, yüksek dağlarda, yüksek yerlerde bulunan ovalarda ve fundalıklarda bulunur.
Öküzgözünün çiçeği, yaprağı, gövdesi ve kökü ilaç olarak kullanılır. Çiçeğinin sadece yapraklarını almak gerekir.
Daha çok haricen kullanılır. Kusturucudur. Sinir sitemini uyarıcı etkiye sahiptir. Romatizmal hastalıklarda çok iyi sonuç verir. Özellikle de nikris (gut) hastalığı, sırt ağrısı, damar tıkanması, yaralanmalardan ileri gelen yırtılma, ezilme gibi durumlarda, sportif faaliyetler sonrasında meydana gelen kazalarda, kas ezilmesi, ve sıyrılma vb. gibi durumlarda kullanılır. Çıkıklarda ve kanamalarda da öküzgözü başarıyla uygulanır.
Öküzgözü tentürü piyasadan temin edilebileceği gibi çok kolay bir şekilde evde yapılabilir.
Bir şişe içindeki 10 gram kurutulmuş öküzgözü çiçeğinin üzerine 100 gram eczaneden alınan saf alkol (70 derece) dökülür. Şişenin kapağı sıkıca kapatılır. Şişe 14 gün boyunca güneşe bırakılır. Sonra bir tülbentin üzerine dökülerek tülbent sarılıp sıkılır. Elde edilen sıvı tekrar şişeye alınarak şişenin ağzı kapatılır. Ve tekrar 10 gün müddetle güneşe konulur. Ve tekrar tülbentten geçirilir. Tentürümüz hazırdır. Sargılar için, veya yaraları yıkamak için bu tentürden 4 yemek kaşığı 1 litre kaynatılmış su içine bırakılır.
Etkilerine mutlaka şaşıracaksınız. Çünkü bu tentürle yaralar çok çabuk şifaya kavuşur. Ağrı ve sızılar yok olur. YAZININ DEVAMINA GİT
Sponsorlu Bağlantılar:
Öküzgözü tentürü dahilen de (ağızdan) kullanılır. Tentürden 20 damla bir bardak suya damlatılır. Ve 3 saat içinde yudum yudum içilir.
Öküzgözü çayına; akdiken yaprağı veya çiçekleri de ilave edilirse etkisi kat kat artar. Bu şekilde elde edilen değerli çayı kalp damarlarındaki kan dolaşımını düzenler. Kalp kaslarına kuvvet verir.
Yaşlı insanlara tavsiye ediyoruz. Bu çayı devamlı içiniz. Kalbinizi kuvvetlendirsin. Sizi rahatlatsın. Sinirlerinizi yatıştırarak sizi sakinleştirsin.
İlgili aramalar: Öküzgözünün faydaları nelerdir? öküzgözü çiçeğinin yararları nelerdir? öküzgözü nelere iyi gelir?
11 Aralık 2012 Salı
Oğulotu ve Oğul Otunun Faydaları
OĞULOTU
Latince adı, (MELISSA OFFICINALIS L.) dir. Ülkemizde melisa otu adıyla da bilinir. Avrupa'da maalesef açık arazide artık görülmüyor. Beyaz çiçekleri olan, ince yapraklı, yumuşak tüylü, limonsu aromatik kokuya sahip adından da anlaşılacağı üzere otsu bir bitkidir. Doğu Akdeniz ve Türkiye'de bol miktarda bulmak mümkündür. Bahçede çok rahat bir şekilde oğul otu yetiştirilebilir. Fide usulü ile dikilebilir. İlkbahar başlangıcında fideler 40 cm. mesafelerle dikilir. Toprağının muhakkak funda toprağı olması gerekir. Gübre olarak bol mineral ihtiva eden gübreler kullanılır.
Oğulotunun genç yaprakları ve sürgünleri toplanır. Fakat bu toplama işi muhakkak çiçek açmadan evvel yapılmalıdır. Aksi halde bitki çiçek açtıktan sonra çok kötü bir koku saçar. Tadı da çok acıdır.
Bitkinin kurutulması 40 derecenin altında bir sıcaklıkta yapılmalıdır.
OĞUL OTUNUN FAYDALARI
Oğulotu, sinirleri yatıştırıcı, vücudu dinlendirici aktif maddeler ihtiva eder. Sinir rahatsızlıkları, asabiyet, uykusuzluk gibi sorunlara karşı başarılı bir şekilde tatbik edilebilir.
Oğulotu çayı hazırlamak için; 2 tatlı kaşığı oğulotu yaprağı, 1/4 litre kaynar su içine bırakılır, (veya kaynar su bitkinin üzerine dökülür.) 10 dakika bekletilerek demlenip dinlendirildikten sonra bu çaydan günde 3 su bardağı içilir.
Oğulotu çayı sadece sakinleştirmekle kalmaz, aynı zamanda mide ve bağırsak rahatsızlıklarının sebebiyet verdiği krampları da ortadan kaldırır. Bunlara ilaveten oğulotunun diğer faydaları; baş ağrısına, migrene, baş dönmesine iyi gelir. Tansiyonu ve kan şekerini düşürür. Nefes darlığına, soğuk algınlığına ve boğaz ağrısına karşı faydalıdır. Mide ve bağırsak gazlarını gidermeye yardımcı olur. Kulak çınlamasını keser. Kan dolaşımını rahatlatır. Kalp sağlığına faydalıdır. Beyine üzerinde hafızayı güçlendirici etki yapar. Hazmı kolaylaştırır.
Oğulotu mutfakta baharat olarak da kullanılabilir. Baharat olarak taze oğulotu yapraklarını salata ve sebze yemeklerine ilave ediniz. Beyaz peynire de ilave edilebilir. YAZININ DEVAMINA GİT
Banyo suyuna oğulotu ilave edilerek bu su ile banyo yapmanın faydaları sayılamayacak kadar çoktur. Yukarıda saydığımız neticeler elde edilebilir. 1 Dakikalık banyo için 50 gram oğulotu yaprağı kullanılır. Bu miktar oğulotu üzerine 1 litre kaynar su dökülür. 10 Dakika dinlendirilir. Ağzı kapalı tutulmalıdır. Sonra banyo suyuna karıştırılır.
İlgili aramalar: oğul otu bitkisi nedir? melisa otu nasıl olur? oğul otunun faydaları nelerdir? melisa otunun faydaları nelerdir? oğulotu nelere iyi gelir? melisa otu resmi
Latince adı, (MELISSA OFFICINALIS L.) dir. Ülkemizde melisa otu adıyla da bilinir. Avrupa'da maalesef açık arazide artık görülmüyor. Beyaz çiçekleri olan, ince yapraklı, yumuşak tüylü, limonsu aromatik kokuya sahip adından da anlaşılacağı üzere otsu bir bitkidir. Doğu Akdeniz ve Türkiye'de bol miktarda bulmak mümkündür. Bahçede çok rahat bir şekilde oğul otu yetiştirilebilir. Fide usulü ile dikilebilir. İlkbahar başlangıcında fideler 40 cm. mesafelerle dikilir. Toprağının muhakkak funda toprağı olması gerekir. Gübre olarak bol mineral ihtiva eden gübreler kullanılır.
Oğulotunun genç yaprakları ve sürgünleri toplanır. Fakat bu toplama işi muhakkak çiçek açmadan evvel yapılmalıdır. Aksi halde bitki çiçek açtıktan sonra çok kötü bir koku saçar. Tadı da çok acıdır.
Bitkinin kurutulması 40 derecenin altında bir sıcaklıkta yapılmalıdır.
OĞUL OTUNUN FAYDALARI
Oğulotu, sinirleri yatıştırıcı, vücudu dinlendirici aktif maddeler ihtiva eder. Sinir rahatsızlıkları, asabiyet, uykusuzluk gibi sorunlara karşı başarılı bir şekilde tatbik edilebilir.
Oğulotu çayı hazırlamak için; 2 tatlı kaşığı oğulotu yaprağı, 1/4 litre kaynar su içine bırakılır, (veya kaynar su bitkinin üzerine dökülür.) 10 dakika bekletilerek demlenip dinlendirildikten sonra bu çaydan günde 3 su bardağı içilir.
Oğulotu çayı sadece sakinleştirmekle kalmaz, aynı zamanda mide ve bağırsak rahatsızlıklarının sebebiyet verdiği krampları da ortadan kaldırır. Bunlara ilaveten oğulotunun diğer faydaları; baş ağrısına, migrene, baş dönmesine iyi gelir. Tansiyonu ve kan şekerini düşürür. Nefes darlığına, soğuk algınlığına ve boğaz ağrısına karşı faydalıdır. Mide ve bağırsak gazlarını gidermeye yardımcı olur. Kulak çınlamasını keser. Kan dolaşımını rahatlatır. Kalp sağlığına faydalıdır. Beyine üzerinde hafızayı güçlendirici etki yapar. Hazmı kolaylaştırır.
Oğulotu mutfakta baharat olarak da kullanılabilir. Baharat olarak taze oğulotu yapraklarını salata ve sebze yemeklerine ilave ediniz. Beyaz peynire de ilave edilebilir. YAZININ DEVAMINA GİT
Sponsorlu Bağlantılar:
Banyo suyuna oğulotu ilave edilerek bu su ile banyo yapmanın faydaları sayılamayacak kadar çoktur. Yukarıda saydığımız neticeler elde edilebilir. 1 Dakikalık banyo için 50 gram oğulotu yaprağı kullanılır. Bu miktar oğulotu üzerine 1 litre kaynar su dökülür. 10 Dakika dinlendirilir. Ağzı kapalı tutulmalıdır. Sonra banyo suyuna karıştırılır.
İlgili aramalar: oğul otu bitkisi nedir? melisa otu nasıl olur? oğul otunun faydaları nelerdir? melisa otunun faydaları nelerdir? oğulotu nelere iyi gelir? melisa otu resmi
Nane ve Nanenin Faydaları
NANE
Latince adı, (MENTHA PIPERITA L.) olan, maydonozgillerden, hepimizin bildiği bu güzel kokulu bitkinin maalesef bugün yabanisi, yani kendi kendine yetişeni bulunmamaktadır. Tüm dünyada 30 kadar nane türü bulunmaktadır. Avrupa'da 1696'dan beri tarımı yapılmaktadır. Nemli toprakta çok iyi ürün alınabilir. Ülkemizde de nane bol miktarda üretilir. Hemen her pazar alanının olmazsa olmazlarındandır. Gerek taze olarak yemeklerin yanında ve salataya konularak yenir gerekse de kurutularak baharat halinde tüketilir. Kurutulmuş nane yemeklere, çorbalara lezzet verir.
Nane yaprakları çiçeğin hemen altından kesilir. YAZININ DEVAMINA GİT
NANENİN FAYDALARI
Nane sahip olduğumuz şifalı bitkilerin en önemlilerindendir. Lezzet verdiği gibi iştah da açar. Mideyi düzenler, mide yanmasını, mide bulantısını ve kusmayı önler. Bağırsak ve safra kesesi rahatsızlıklarına iyi gelir. Sinirleri yatıştırarak insana rahatlık ve ferahlık verir. Baş ağrısına iyi gelir. Migrene ve uykusuzluğa karşı kullanılabilir. Diş ağrısına iyi gelir. Ağız kokusunu alır. Ağrı ve sızıları giderir. Krampları giderir. Karaciğer yetersizliğine ve kalp sağlığına iyi gelir. Ellerde ve ayaklarda görülen titremeleri geçirir. Mide ve bağırsak gazlarını alır, ishali önler. Soğuk algınlığı ve soğuğa bağlı diğer hastalıklara karşı da son derece iyi gelir. Üşütüp hasta olduğumuzda nane-limon kaynatıp içmeyenimiz yoktur herhalde. Boğazdaki ve solunum yolundaki enfeksiyonlara karşı etkilidir. Kaynatılarak buharı koklanırsa solunum yollarını açarak rahat nefes almamızı sağlar. Bu özelliği ile astım, bronşit ve grip hastalıklarında sıklıkla kullanılır. Korkuyu ve heyecanı yatıştırır. Bağırsak solucanlarına karşı etkili bir silahtır, bağırsak solucanlarını düşürür. İdrar söktürür. Annenin süt üretimini arttır. Cildi canlandırır. Cilt sağlığına olan bu olumlu etkisinden dolayı bir çok makyaj malzemesinin ve kozmetik ürünün içerisinde nane bulunur. Nane esanslı yüz temizleyici losyonlar ile yüzü temizlemek yüze canlılık verir, tazelik verir ve yüzdeki mikropları öldürür.
Nane yağı, boğaz ağrıları, kuru öksürük ve baş ağrısına karşı başarılı bir şekilde uygulanabilir.
NANENİN ZARARLARI
Mide ülseri, gastrit ve diğer mide ve sindirim sistemi hastalıkları olanların yanısıra karaciğer yetmezliği, siroz gibi hastalıkları olan kişiler de nane tüketimine dikkat etmeli ve az miktarlarda tüketmelidir. Daha çok meme kanseri için östrojen hormonunu baskılayan ilaç tedavisi gören kadınların nane tüketmemesi gerekir. Nane bu ilacın etkisini nötralize edebilir.
Latince adı, (MENTHA PIPERITA L.) olan, maydonozgillerden, hepimizin bildiği bu güzel kokulu bitkinin maalesef bugün yabanisi, yani kendi kendine yetişeni bulunmamaktadır. Tüm dünyada 30 kadar nane türü bulunmaktadır. Avrupa'da 1696'dan beri tarımı yapılmaktadır. Nemli toprakta çok iyi ürün alınabilir. Ülkemizde de nane bol miktarda üretilir. Hemen her pazar alanının olmazsa olmazlarındandır. Gerek taze olarak yemeklerin yanında ve salataya konularak yenir gerekse de kurutularak baharat halinde tüketilir. Kurutulmuş nane yemeklere, çorbalara lezzet verir.
Nane yaprakları çiçeğin hemen altından kesilir. YAZININ DEVAMINA GİT
Sponsorlu Bağlantılar:
NANENİN FAYDALARI
Nane sahip olduğumuz şifalı bitkilerin en önemlilerindendir. Lezzet verdiği gibi iştah da açar. Mideyi düzenler, mide yanmasını, mide bulantısını ve kusmayı önler. Bağırsak ve safra kesesi rahatsızlıklarına iyi gelir. Sinirleri yatıştırarak insana rahatlık ve ferahlık verir. Baş ağrısına iyi gelir. Migrene ve uykusuzluğa karşı kullanılabilir. Diş ağrısına iyi gelir. Ağız kokusunu alır. Ağrı ve sızıları giderir. Krampları giderir. Karaciğer yetersizliğine ve kalp sağlığına iyi gelir. Ellerde ve ayaklarda görülen titremeleri geçirir. Mide ve bağırsak gazlarını alır, ishali önler. Soğuk algınlığı ve soğuğa bağlı diğer hastalıklara karşı da son derece iyi gelir. Üşütüp hasta olduğumuzda nane-limon kaynatıp içmeyenimiz yoktur herhalde. Boğazdaki ve solunum yolundaki enfeksiyonlara karşı etkilidir. Kaynatılarak buharı koklanırsa solunum yollarını açarak rahat nefes almamızı sağlar. Bu özelliği ile astım, bronşit ve grip hastalıklarında sıklıkla kullanılır. Korkuyu ve heyecanı yatıştırır. Bağırsak solucanlarına karşı etkili bir silahtır, bağırsak solucanlarını düşürür. İdrar söktürür. Annenin süt üretimini arttır. Cildi canlandırır. Cilt sağlığına olan bu olumlu etkisinden dolayı bir çok makyaj malzemesinin ve kozmetik ürünün içerisinde nane bulunur. Nane esanslı yüz temizleyici losyonlar ile yüzü temizlemek yüze canlılık verir, tazelik verir ve yüzdeki mikropları öldürür.
Nane yağı, boğaz ağrıları, kuru öksürük ve baş ağrısına karşı başarılı bir şekilde uygulanabilir.
NANENİN ZARARLARI
Mide ülseri, gastrit ve diğer mide ve sindirim sistemi hastalıkları olanların yanısıra karaciğer yetmezliği, siroz gibi hastalıkları olan kişiler de nane tüketimine dikkat etmeli ve az miktarlarda tüketmelidir. Daha çok meme kanseri için östrojen hormonunu baskılayan ilaç tedavisi gören kadınların nane tüketmemesi gerekir. Nane bu ilacın etkisini nötralize edebilir.
Etiketler:
nane,
nane fotoğrafı,
nane resmi,
nanenin faydaları,
nanenin zararları,
şifalı bitkiler
Mürver ve Mürverin Faydaları
MÜRVER
Latince adı, (SAMBUCUS NIGRA L.) dir. Bahçelerde, çalılıklarda, çit kenarlarında küçük ormanlarda ve çukur yerlerde yetişir.
MÜRVERİN FAYDALARI
Mürver ağacının kabuğu, çiçekleri, yaprakları ve meyveleri ilaç olarak kullanılır. Bu saydıklarımız taze olarak veya kurutularak kullanılabilir. Taze mürver özellikle de ilkbahar kürü için çok uygundur. Mürver kanı temizler. Ter söktürür. Böbreklerin çalışmasını düzenler. Balgam söktürür. Ter söktürücü mürver çayı çok meşhurdur. Bu çay sıcak olarak ve bol miktarda içilmelidir.
Mürver çayı ile gargara yapılırsa boğaz iltihaplarını ve boğaz ağrılarını giderir. Mürver yaprakları ve çiçekleri eşit olarak karıştırılarak tatbik edilirse, kas ve eklem yeri iltihaplarını ortadan kaldırır.
Ateşi düşürmek için meşhur mürver kürü tatbik edilir. Kanı temizlemek ve vitamin kürü yapmak için bol miktarda mürver meyvesi yenir. Nevralji ve bronşiyal nezleye karşı bu taze ve olgun meyveler çok etkili bir ilaçtır. YAZININ DEVAMINA GİT
Mürver meyvesinin ezilmesi ile elde edilen şurup soğuk algınlığı ve soğuğun sebep olduğu diğer hastalıklara karşı kullanılabilir. Mürver kabuğu ve yapraklarından idrar söktürücü çaylar yapılır.
İlgili aramalar: Mürverin faydaları nelerdir? mürver meyvesi yenir mi? mürver nelere iyi gelir?
Latince adı, (SAMBUCUS NIGRA L.) dir. Bahçelerde, çalılıklarda, çit kenarlarında küçük ormanlarda ve çukur yerlerde yetişir.
MÜRVERİN FAYDALARI
Mürver ağacının kabuğu, çiçekleri, yaprakları ve meyveleri ilaç olarak kullanılır. Bu saydıklarımız taze olarak veya kurutularak kullanılabilir. Taze mürver özellikle de ilkbahar kürü için çok uygundur. Mürver kanı temizler. Ter söktürür. Böbreklerin çalışmasını düzenler. Balgam söktürür. Ter söktürücü mürver çayı çok meşhurdur. Bu çay sıcak olarak ve bol miktarda içilmelidir.
Mürver çayı ile gargara yapılırsa boğaz iltihaplarını ve boğaz ağrılarını giderir. Mürver yaprakları ve çiçekleri eşit olarak karıştırılarak tatbik edilirse, kas ve eklem yeri iltihaplarını ortadan kaldırır.
Ateşi düşürmek için meşhur mürver kürü tatbik edilir. Kanı temizlemek ve vitamin kürü yapmak için bol miktarda mürver meyvesi yenir. Nevralji ve bronşiyal nezleye karşı bu taze ve olgun meyveler çok etkili bir ilaçtır. YAZININ DEVAMINA GİT
Sponsorlu Bağlantılar:
Mürver meyvesinin ezilmesi ile elde edilen şurup soğuk algınlığı ve soğuğun sebep olduğu diğer hastalıklara karşı kullanılabilir. Mürver kabuğu ve yapraklarından idrar söktürücü çaylar yapılır.
İlgili aramalar: Mürverin faydaları nelerdir? mürver meyvesi yenir mi? mürver nelere iyi gelir?
Etiketler:
mürver,
mürver ağacı,
mürver çiçeği,
mürver meyvesi,
mürver resmi,
mürverin faydaları,
şifalı bitkiler
10 Aralık 2012 Pazartesi
Kiraz ve Kirazın Faydaları
KİRAZ (PRUNUS AVİUM)
Gülgiller familyasından olan kiraz çok eski zamanlardan beri insanlar tarafından bilinen ve yetiştirilen bir meyvedir. En sevilen yaz meyvelerden biri olan kirazın faydaları gün geçtikçe daha fazla gün yüzüne çıkmaktadır. A vitamini, bol miktarda B grubu vitaminleri, C vitamini ihtiva eder. Bunun yanısıra kalsiyum, potasyum, fosfor, demir gibi mineralleri içerir. Bol lifli bir yiyecektir. karotin bakımından da zengindir. Kirazın reçeli, hoşafı, çayı yapılmaktadır. Kirazın sapları da oldukça şifalı olduğu için saplarından da çay yapılarak yararlanılır.
KİRAZIN FAYDALARI
Kiraz hazmı kolaylaştırır. İdrar söktürür. Bağırsakları çalıştırarak kabızlığı önler. Kanı temizler. Ağrıyı keser. Bir avuç kiraz yenildiğinde ağrı kesici bir tablet etkisi yaratır. Yine enfeksiyona karşı vücudun direncini arttırır. İçerisinde bulunan antioksidan maddeler ve beta karoten yardımıyla kanser ve kalp hastalıkları riskini azaltır. Sakinleştirir. Cildi güzelleştirir. Yağ yakar. Kiraz suyunun yaşlanma etkilerini geciktirdiği de belirtilmektedir. Beyin sağlığı için de faydalı olan kiraz Alzheimer gibi hastalıklara yakalanma ihtimalini azaltır. Yenildiğinde mutluluk hissi verir. Menopoz dönemindeki kadınlara oldukça iyi gelir. Sivilce sorununu azaltır. Taş ve kum düşürmeye yardımcı olur. Düzenli bir şekilde tüketildiğinde içeriğinde bulunan melatonin maddesi uyku sorunlarına karşı oldukça faydalıdır. Uykuyu düzene sokarak uykuya daha çabuk dalmaya yardımcı olur. Bilhassa kara ekmekle birlikte yenildiğinde hayat ve sağlık kaynağı olur. Sağlıklı yaşamak isteyen herkese tavsiyemiz, mevsiminde bu güzel meyveyi bol bol yemeleridir.
YAZININ DEVAMINA GİT
KİRAZ SAPININ FAYDALARI
Bir avuç kiraz sapını alarak kaynamış bir bardak sıcak suyun içerisine koyun ve 10 dakika kadar demlenmesini bekleyin. Demlendikten sonra afiyetle içebilirsiniz. Kiraz sapı bol miktarda potasyum içerir. Bu da vücudun potasyum ihtiyacını dengeye sokar. Ödemi ve idrarı söker.
İlgili aramalar: kirazın faydaları nelerdir? kiraz sapının faydaları nelerdir? kiraz sapı yararlı mıdır? kiraz sapı zayıflatır mı?
Gülgiller familyasından olan kiraz çok eski zamanlardan beri insanlar tarafından bilinen ve yetiştirilen bir meyvedir. En sevilen yaz meyvelerden biri olan kirazın faydaları gün geçtikçe daha fazla gün yüzüne çıkmaktadır. A vitamini, bol miktarda B grubu vitaminleri, C vitamini ihtiva eder. Bunun yanısıra kalsiyum, potasyum, fosfor, demir gibi mineralleri içerir. Bol lifli bir yiyecektir. karotin bakımından da zengindir. Kirazın reçeli, hoşafı, çayı yapılmaktadır. Kirazın sapları da oldukça şifalı olduğu için saplarından da çay yapılarak yararlanılır.
KİRAZIN FAYDALARI
Kiraz hazmı kolaylaştırır. İdrar söktürür. Bağırsakları çalıştırarak kabızlığı önler. Kanı temizler. Ağrıyı keser. Bir avuç kiraz yenildiğinde ağrı kesici bir tablet etkisi yaratır. Yine enfeksiyona karşı vücudun direncini arttırır. İçerisinde bulunan antioksidan maddeler ve beta karoten yardımıyla kanser ve kalp hastalıkları riskini azaltır. Sakinleştirir. Cildi güzelleştirir. Yağ yakar. Kiraz suyunun yaşlanma etkilerini geciktirdiği de belirtilmektedir. Beyin sağlığı için de faydalı olan kiraz Alzheimer gibi hastalıklara yakalanma ihtimalini azaltır. Yenildiğinde mutluluk hissi verir. Menopoz dönemindeki kadınlara oldukça iyi gelir. Sivilce sorununu azaltır. Taş ve kum düşürmeye yardımcı olur. Düzenli bir şekilde tüketildiğinde içeriğinde bulunan melatonin maddesi uyku sorunlarına karşı oldukça faydalıdır. Uykuyu düzene sokarak uykuya daha çabuk dalmaya yardımcı olur. Bilhassa kara ekmekle birlikte yenildiğinde hayat ve sağlık kaynağı olur. Sağlıklı yaşamak isteyen herkese tavsiyemiz, mevsiminde bu güzel meyveyi bol bol yemeleridir.
YAZININ DEVAMINA GİT
Sponsorlu Bağlantılar:
KİRAZ SAPININ FAYDALARI
Bir avuç kiraz sapını alarak kaynamış bir bardak sıcak suyun içerisine koyun ve 10 dakika kadar demlenmesini bekleyin. Demlendikten sonra afiyetle içebilirsiniz. Kiraz sapı bol miktarda potasyum içerir. Bu da vücudun potasyum ihtiyacını dengeye sokar. Ödemi ve idrarı söker.
İlgili aramalar: kirazın faydaları nelerdir? kiraz sapının faydaları nelerdir? kiraz sapı yararlı mıdır? kiraz sapı zayıflatır mı?
Limon
LİMON (CİTRUS MEDİCA)
Limon'un anavatanı Güneydoğu Asya Adaları'dır. Romalılar zamanında İtalya ve Anadolu'ya getirilmiştir. Parlak bir görünüme ve sarı renge sahip olan limonun kokusu da oldukça hoştur. Limonun meyveleri ekşi, sulu ve etli olur. Limon çok ekşi olduğu için genellikle doğrudan yenmek yerine salatalara, yemeklere ve içeceklere suyu sıkılır. Sağlığımız için limonun o kadar önemli bir yeri vardır ki birazdan anlatacağım faydalarını okuduğunuzda siz de limonun ne kadar faydalı bir meyve olduğunu göreceksiniz. Limon, bol miktarda C vitamini ihtiva eder. Antioksidan yapısı nedeniyle gün içerisinde vücudumuza etki eden zararlı maddeleri vücuttan uzaklaştırır. Tümör oluşumunu engellediği için aynı zamanda bir çok kanser türüne karşı da vücudumuzu korumaktadır. Başta kolon, prostat, akciğer, göğüs, cilt ve pankreas kanseri olmak üzere şu an için 12 kanser türüne karşı etkili olduğu saptanmıştır.
Bir doktor tavsiyesi olmak kaydı ile günde 6 adet yenilirse şişmanlığı giderir. Limon suyu bademcik iltihaplarını giderir. Ağrılarını dindirir. Hazmı kolaylaştırır. Sıcak olarak içildiğinde ter söktürür, ateşi düşürür. Antimikrobiyal olduğu için enfeksiyonlara karşı vücudu korur. Tansiyonu düşürür. Bir bardak kahveye bir limon sıkılarak içildiğinde baş ağrısını yok eder. Yenildiğinde dişleri güçlendirir ve diş etleri kanamasını önler. Soğuk algınlığı, nezle, grip ve diğer solunum yolu hastalıkları ile savaşta faydalıdır. Boğaz ve bademcik iltihaplarına iyi gelir. Kalp, karaciğer ve safra kesesi hastalıklarına karşı koruyucu etki sağlar. Böbrek, mesane ve safra kesesi taşlarını düşürmeye oldukça yardımcı olur. Kansızlığı önlemeye yardımcıdır. Kan dolaşımını kolaylaştırır. Mide ağrısını geçirir. İshale iyi gelir. Susuzluğu giderir. Bulantıyı ve kusmayı önler. Ağız kokusunu geçirir. Cildi güzelleştirir. Basur hastalarının şikayetlerini azaltır. Limonu tüketirken güneş ışığına maruz kalmayan bir yerde tüketmelisiniz. Aksi halde güneş ışığı başta C vitamini olmak üzere limonun bazı besin değerlerini çok kısa bir sürede yok eder.
Limonun kendisi kadar kabuğu da oldukça faydalıdır.
YAZININ DEVAMINA GİT
Limon kabuğunun faydaları
Çayınıza ve sıcak içeceklerinize koyacağınız limon kabuğu cilt sağlığı ve cilt güzelliği için oldukça faydalıdır. Limon kabuğunu rendeleyerek salatalara, makarna soslarına, kurabiye ve keklerinize ekleyebilirsiniz. Limon kabuğunun faydalarından biri de sinir sistemi fonksiyonlarına olan olumlu etkisidir. Kalbin çalışmasını kolaylaştırır ve vücuttaki zararlı bakterileri öldürür. Ayrıca kadınların yumurtalık kanserine yakalanma riskini azaltan polifenolleri ihtiva eder. Balgamı söktüren limon kabuğu, safra kesesi ve karaciğer içinde oldukça faydalıdır.
100 gram limon yaklaşık 28 kalori ihtiva eder.
İlgili aramalar: limon hakkında bilgi, limonun faydaları nelerdir? limon kabuğunun yararları nelerdir?
Limon'un anavatanı Güneydoğu Asya Adaları'dır. Romalılar zamanında İtalya ve Anadolu'ya getirilmiştir. Parlak bir görünüme ve sarı renge sahip olan limonun kokusu da oldukça hoştur. Limonun meyveleri ekşi, sulu ve etli olur. Limon çok ekşi olduğu için genellikle doğrudan yenmek yerine salatalara, yemeklere ve içeceklere suyu sıkılır. Sağlığımız için limonun o kadar önemli bir yeri vardır ki birazdan anlatacağım faydalarını okuduğunuzda siz de limonun ne kadar faydalı bir meyve olduğunu göreceksiniz. Limon, bol miktarda C vitamini ihtiva eder. Antioksidan yapısı nedeniyle gün içerisinde vücudumuza etki eden zararlı maddeleri vücuttan uzaklaştırır. Tümör oluşumunu engellediği için aynı zamanda bir çok kanser türüne karşı da vücudumuzu korumaktadır. Başta kolon, prostat, akciğer, göğüs, cilt ve pankreas kanseri olmak üzere şu an için 12 kanser türüne karşı etkili olduğu saptanmıştır.
Bir doktor tavsiyesi olmak kaydı ile günde 6 adet yenilirse şişmanlığı giderir. Limon suyu bademcik iltihaplarını giderir. Ağrılarını dindirir. Hazmı kolaylaştırır. Sıcak olarak içildiğinde ter söktürür, ateşi düşürür. Antimikrobiyal olduğu için enfeksiyonlara karşı vücudu korur. Tansiyonu düşürür. Bir bardak kahveye bir limon sıkılarak içildiğinde baş ağrısını yok eder. Yenildiğinde dişleri güçlendirir ve diş etleri kanamasını önler. Soğuk algınlığı, nezle, grip ve diğer solunum yolu hastalıkları ile savaşta faydalıdır. Boğaz ve bademcik iltihaplarına iyi gelir. Kalp, karaciğer ve safra kesesi hastalıklarına karşı koruyucu etki sağlar. Böbrek, mesane ve safra kesesi taşlarını düşürmeye oldukça yardımcı olur. Kansızlığı önlemeye yardımcıdır. Kan dolaşımını kolaylaştırır. Mide ağrısını geçirir. İshale iyi gelir. Susuzluğu giderir. Bulantıyı ve kusmayı önler. Ağız kokusunu geçirir. Cildi güzelleştirir. Basur hastalarının şikayetlerini azaltır. Limonu tüketirken güneş ışığına maruz kalmayan bir yerde tüketmelisiniz. Aksi halde güneş ışığı başta C vitamini olmak üzere limonun bazı besin değerlerini çok kısa bir sürede yok eder.
Limonun kendisi kadar kabuğu da oldukça faydalıdır.
YAZININ DEVAMINA GİT
Sponsorlu Bağlantılar:
Limon kabuğunun faydaları
Çayınıza ve sıcak içeceklerinize koyacağınız limon kabuğu cilt sağlığı ve cilt güzelliği için oldukça faydalıdır. Limon kabuğunu rendeleyerek salatalara, makarna soslarına, kurabiye ve keklerinize ekleyebilirsiniz. Limon kabuğunun faydalarından biri de sinir sistemi fonksiyonlarına olan olumlu etkisidir. Kalbin çalışmasını kolaylaştırır ve vücuttaki zararlı bakterileri öldürür. Ayrıca kadınların yumurtalık kanserine yakalanma riskini azaltan polifenolleri ihtiva eder. Balgamı söktüren limon kabuğu, safra kesesi ve karaciğer içinde oldukça faydalıdır.
100 gram limon yaklaşık 28 kalori ihtiva eder.
İlgili aramalar: limon hakkında bilgi, limonun faydaları nelerdir? limon kabuğunun yararları nelerdir?
Etiketler:
limon,
limon kabuğunun faydaları,
limonun faydaları,
şifalı bitkiler
Muz
MUZ
Ana vatanı Güney Amerika olarak bilinen bu kıymetli meyve İnka ve Aztekler tarafından bilinir ve yetiştirilirdi. Bazı araştırmalara göre bu meyvenin ana vatanının Güneydoğu Asya Adaları olduğu öne sürülmektedir. Bu görüş birçok botanik bilimci tarafından da teyid edilmiştir.
Muz zannedildiği gibi kalori bakımından çok zengin bir meyve değildir. Bir kıyaslama yapacak olursak, taze kayısı muzdan üç kat daha fazla kalori ihtiva eder. Fakat muzun aktif maddeleri çok fazladır. Bol miktarda C vitamini, protein, yağ, karbonhidrat, potasyum, fosfor, kalsiyum, çinko, bakır ve sitrik asit içerir. Besin değerlerinin bu denli fazla oluşu muzun ne kadar besleyici olduğunun göstergesidir. Hazmı kolay bir meyvedir. Bir çok hastalığa karşı vücudumuzu hastalıklardan koruduğu için özellikle küçük çocuklara tavsiye edilir.
100 gram muzda ortalama 90 kalori bulunur.
İlgili aramalar: muz hakkında bilgi, muzun yararları nelerdir? muzun sağlığa faydaları nelerdir? muz nedir?
Ana vatanı Güney Amerika olarak bilinen bu kıymetli meyve İnka ve Aztekler tarafından bilinir ve yetiştirilirdi. Bazı araştırmalara göre bu meyvenin ana vatanının Güneydoğu Asya Adaları olduğu öne sürülmektedir. Bu görüş birçok botanik bilimci tarafından da teyid edilmiştir.
Muz zannedildiği gibi kalori bakımından çok zengin bir meyve değildir. Bir kıyaslama yapacak olursak, taze kayısı muzdan üç kat daha fazla kalori ihtiva eder. Fakat muzun aktif maddeleri çok fazladır. Bol miktarda C vitamini, protein, yağ, karbonhidrat, potasyum, fosfor, kalsiyum, çinko, bakır ve sitrik asit içerir. Besin değerlerinin bu denli fazla oluşu muzun ne kadar besleyici olduğunun göstergesidir. Hazmı kolay bir meyvedir. Bir çok hastalığa karşı vücudumuzu hastalıklardan koruduğu için özellikle küçük çocuklara tavsiye edilir.
100 gram muzda ortalama 90 kalori bulunur.
İlgili aramalar: muz hakkında bilgi, muzun yararları nelerdir? muzun sağlığa faydaları nelerdir? muz nedir?
Sponsorlu Bağlantılar:
Etiketler:
muz,
muz fotoğrafı,
muz resmi,
muzun faydaları,
şifalı bitkiler
9 Aralık 2012 Pazar
Şeftali
ŞEFTALİ (PERSİCA)
Ana vatanı İran olan bu güzel meyve bol miktarda A vitamini ve KAROTİN ihtiva eder. Romalılar tarafından Anadolu'ya ve İtalya'ya getirilmiş, İRAN ELMASI olarak adlandırılmıştır. Bazı kaynaklarda şeftalinin anavatanı (Çin) olarak gösterilmekte ise de araştırmalarımızdan bu meyvenin Çin'den İran'a değil, İran'dan Çin'e götürüldüğü sonucu ortaya çıkmaktadır.
ŞEFTALİNİN FAYDALARI NELERDİR?
Taze şeftali yapraklarından yapılan çay safra kesesi ve böbrek taşlarını düşürür. Hastalıklara karşı vücudun savunma mekanizmasını kuvvetlendirir. İdrarı söktürür. Kabızlığı giderir. Ağız kokusunu giderir. Bağırsakları yumuşatır. Sindirimi kolaylaştırır. Kandaki zararlı maddelerden kanı temizler. Ateş yükselmesi durumunda yenirse ateşi düşürür. Kansere ve kalp krizine yakalanma riskini azaltmaktadır. Sinirleri yatıştırır. Uykusuzluk yaşayanlar için faydalıdır. Cilt sağlığı açısından da şeftalinin faydaları oldukça fazladır. Cilde nem verir, cildin parlak bir görünüme kavuşmasına yardımcı olur ve ciltteki hücreleri besleyerek cildi güzelleştirir. Böbreklerin çalışmasını düzenler. böbrek taşlarını düşürmeye yardımcı olur.
ŞEFTALİ NASIL TÜKETİLİR? Şeftali genellikle yaş meyve olarak tüketilir. bunun yanısıra şeftaliden reçel, komposto yapılır. Şeftali kurutularak da uzun süre besin değerlerini koruyabilir. Bunun yanı sıra en fazla tüketilen meyve sularından biri de şeftali suyudur. Şeftalili bitki çayları da son zamanlarda oldukça revaçtadır. Şeftalinin ayrıca çiçekleri de kaynatılıp suyu içilebilir. Bu su bağırsak solucanlarını öldürür. YAZININ DEVAMINA GİT
Şeftali soyun ve püre halinde ezin. Daha sonra bu püreyi yüzünüze maske yaparsanız yüzünüzdeki yorgunluğu alır ve yüzünüzü nemlendirerek tazelik verir. Şeftali bazı bünyelerde alerjik reaksiyonlar gösterir. Bu sebeple şeftaliye alerjisi olanların dikkat etmesi gerekir.
100 gram şeftali yaklaşık 46 kalori ihtiva eder.
İlgili aramalar: şeftali nasıl bir meyvedir? şeftalinin sağlığa yararları nelerdir? şeftali resmi, şeftali fotoğrafı
Ana vatanı İran olan bu güzel meyve bol miktarda A vitamini ve KAROTİN ihtiva eder. Romalılar tarafından Anadolu'ya ve İtalya'ya getirilmiş, İRAN ELMASI olarak adlandırılmıştır. Bazı kaynaklarda şeftalinin anavatanı (Çin) olarak gösterilmekte ise de araştırmalarımızdan bu meyvenin Çin'den İran'a değil, İran'dan Çin'e götürüldüğü sonucu ortaya çıkmaktadır.
ŞEFTALİNİN FAYDALARI NELERDİR?
Taze şeftali yapraklarından yapılan çay safra kesesi ve böbrek taşlarını düşürür. Hastalıklara karşı vücudun savunma mekanizmasını kuvvetlendirir. İdrarı söktürür. Kabızlığı giderir. Ağız kokusunu giderir. Bağırsakları yumuşatır. Sindirimi kolaylaştırır. Kandaki zararlı maddelerden kanı temizler. Ateş yükselmesi durumunda yenirse ateşi düşürür. Kansere ve kalp krizine yakalanma riskini azaltmaktadır. Sinirleri yatıştırır. Uykusuzluk yaşayanlar için faydalıdır. Cilt sağlığı açısından da şeftalinin faydaları oldukça fazladır. Cilde nem verir, cildin parlak bir görünüme kavuşmasına yardımcı olur ve ciltteki hücreleri besleyerek cildi güzelleştirir. Böbreklerin çalışmasını düzenler. böbrek taşlarını düşürmeye yardımcı olur.
ŞEFTALİ NASIL TÜKETİLİR? Şeftali genellikle yaş meyve olarak tüketilir. bunun yanısıra şeftaliden reçel, komposto yapılır. Şeftali kurutularak da uzun süre besin değerlerini koruyabilir. Bunun yanı sıra en fazla tüketilen meyve sularından biri de şeftali suyudur. Şeftalili bitki çayları da son zamanlarda oldukça revaçtadır. Şeftalinin ayrıca çiçekleri de kaynatılıp suyu içilebilir. Bu su bağırsak solucanlarını öldürür. YAZININ DEVAMINA GİT
Sponsorlu Bağlantılar:
Şeftali soyun ve püre halinde ezin. Daha sonra bu püreyi yüzünüze maske yaparsanız yüzünüzdeki yorgunluğu alır ve yüzünüzü nemlendirerek tazelik verir. Şeftali bazı bünyelerde alerjik reaksiyonlar gösterir. Bu sebeple şeftaliye alerjisi olanların dikkat etmesi gerekir.
100 gram şeftali yaklaşık 46 kalori ihtiva eder.
İlgili aramalar: şeftali nasıl bir meyvedir? şeftalinin sağlığa yararları nelerdir? şeftali resmi, şeftali fotoğrafı
Etiketler:
şeftali,
şeftali fotoğrafı,
şeftali resmi,
şeftalinin faydaları,
şifalı bitkiler
5 Aralık 2012 Çarşamba
Huş Ağacının Faydaları
HUŞ AĞACI
Latince adı (BETULA ALBA L.) bu ağaç ormanlarda, bazı cinsleri de bataklık arazide yetişir.

Huşağacının yaprakları çok eski devirlerden beri insanlar tarafından kullanılagelmiştir. İdrar söktürür. Kanı temizler. Romatizma ve nikris hastalığına iyi gelir. Huş ağacı yaprakları ile yapılan ilkbahar kürü çok faydalıdır.
Huş ağacının yapraklarından, tomurcuklarından ve kabuğundan istifade edilir.
Latince adı (BETULA ALBA L.) bu ağaç ormanlarda, bazı cinsleri de bataklık arazide yetişir.
Huşağacının yaprakları çok eski devirlerden beri insanlar tarafından kullanılagelmiştir. İdrar söktürür. Kanı temizler. Romatizma ve nikris hastalığına iyi gelir. Huş ağacı yaprakları ile yapılan ilkbahar kürü çok faydalıdır.
Huş ağacının yapraklarından, tomurcuklarından ve kabuğundan istifade edilir.
4 Aralık 2012 Salı
Menekşe ve Menekşe Çayının Faydaları
HERCAİ MENEKŞE
Latince adı (VIOLA - TRICOLOR ODORATO) olan bu güzel çiçek çit kenarlarında, çalılıklarda, orman kenarlarında ve çayırlarda, bahçelerde, tarlalarda ve kuru çayırlarda bulunur.

HERCAİ MENEKŞENİN FAYDALARI
Hercai menekşe çayı: 1/4 litre kaynar suya 2 tatlı kaşığı hercaimenekşe (VIOLA TRICOLOR) bırakılır. 10 Dakika bekletildikten sonra içilir. Bu çaydan günde 2-3 defa bir su bardağı içilmelidir. Bu çaydan 10-12 hafta boyunca her sabah ve akşam birer su bardağı içilirse çok iyi neticeler alınır. Deri hastalıklarına çok iyi geldiği gibi ciltteki buruşuk ve kırışıkları giderir.
Hercai menekşe vücutta metabolizma mekanizmasını düzenler, regüle eder. İdrar ve ter söktürür. Ayrıca kuru ve yaş egzamaya çok iyi gelir. Çocuk egzamalarına karşı da tatbik edilebilir. Bebeklerin kafa derileri üzerinde meydana gelen kaşıntı ve kabukları ortadan kaldırır. Romatizmal hastalıklara, mesane ve bağırsak rahatsızlıklarına karşı kullanılır.
Hercaimenekşe banyo suyuna da karıştırılabilir. Bunun için 50 gram hercaimenekşeyi 1 litre su içinde 10 dakika kaynatınız. 10 Dakika da beklettikten sonra banyo suyuna ilave ediniz. Bu banyo çok faydalıdır. Yukarıda saydıklarımızın dışında kepeklenmeyi de önler.
MENEKŞE ÇAYI
1/4 Litre soğuk su içine 2 tatlı kaşığı menekşe (VIOLA ODORATO) ilave edildikten sonra ısıtılır. 5 Dakika dinlendirilir. Bu çaydan günde 2-3 defa birer su bardağı içilir. Bu çayı balla tatlandırınız. Bitkinin çiçeğini, gövdesini, yaprağını ve kökünü kullanabilirsiniz.

MENEKŞE ÇAYININ FAYDALARI
Menekşe çayı balgam söktürür. Bronşiyal nezle, boğmaca ve diğer balgamlı hastalıklara çok iyi gelir.
Menekşe, çalılıklarda, fundalıklarda, orman kenarlarında ve çayırlarda bulunur.
Latince adı (VIOLA - TRICOLOR ODORATO) olan bu güzel çiçek çit kenarlarında, çalılıklarda, orman kenarlarında ve çayırlarda, bahçelerde, tarlalarda ve kuru çayırlarda bulunur.
HERCAİ MENEKŞENİN FAYDALARI
Hercai menekşe çayı: 1/4 litre kaynar suya 2 tatlı kaşığı hercaimenekşe (VIOLA TRICOLOR) bırakılır. 10 Dakika bekletildikten sonra içilir. Bu çaydan günde 2-3 defa bir su bardağı içilmelidir. Bu çaydan 10-12 hafta boyunca her sabah ve akşam birer su bardağı içilirse çok iyi neticeler alınır. Deri hastalıklarına çok iyi geldiği gibi ciltteki buruşuk ve kırışıkları giderir.
Hercai menekşe vücutta metabolizma mekanizmasını düzenler, regüle eder. İdrar ve ter söktürür. Ayrıca kuru ve yaş egzamaya çok iyi gelir. Çocuk egzamalarına karşı da tatbik edilebilir. Bebeklerin kafa derileri üzerinde meydana gelen kaşıntı ve kabukları ortadan kaldırır. Romatizmal hastalıklara, mesane ve bağırsak rahatsızlıklarına karşı kullanılır.
Hercaimenekşe banyo suyuna da karıştırılabilir. Bunun için 50 gram hercaimenekşeyi 1 litre su içinde 10 dakika kaynatınız. 10 Dakika da beklettikten sonra banyo suyuna ilave ediniz. Bu banyo çok faydalıdır. Yukarıda saydıklarımızın dışında kepeklenmeyi de önler.
MENEKŞE ÇAYI
1/4 Litre soğuk su içine 2 tatlı kaşığı menekşe (VIOLA ODORATO) ilave edildikten sonra ısıtılır. 5 Dakika dinlendirilir. Bu çaydan günde 2-3 defa birer su bardağı içilir. Bu çayı balla tatlandırınız. Bitkinin çiçeğini, gövdesini, yaprağını ve kökünü kullanabilirsiniz.
MENEKŞE ÇAYININ FAYDALARI
Menekşe çayı balgam söktürür. Bronşiyal nezle, boğmaca ve diğer balgamlı hastalıklara çok iyi gelir.
Menekşe, çalılıklarda, fundalıklarda, orman kenarlarında ve çayırlarda bulunur.
Etiketler:
hercai menekşe,
menekşe,
menekşe çayı,
menekşe çiçeği,
menekşenin faydaları,
şifalı bitkiler
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)















