2 Aralık 2013 Pazartesi

Güzel Bacaklar İçin Ne Yapılabilir?


Güzel Bacaklar İçin Ne Yapılabilir?

Sabah uyandıktan sonra ince ve kısa uçları olan yumuşak bir fırça yardımıyla tüm bacak bölgesini fırçalamak kan dolaşımını hızlandırır ve bu bölgedeki toksinleri atmaya yardımcı olur. Bacağın ön kısmı, arka kısmı, popo üzeri ve karın bölgesi kısımlarında her bölge için 10 defa fırçayı gezdirmek yeterli olacaktır. Sıcak ve soğuk su etkisi yaratmak da oldukça faydalıdır. Duşa girdiğinizde öncelikle sıcak suyla duş alıp arkasından soğuk suya geçmek kan dolaşımını hızlandırır ve vücudu güzelleştirir. Vücutla birlikte bacaklarda güzelleşecektir.

Bacak güzelliği için diğer önemli bir kural da doğal olmayan kozmetik ürünlerin kullanılmaması gerektiğidir. Siz siz olun yiyemeyeceğiniz hiçbir maddeyi cildinize de yedirmeyin. Kozmetik ürünlerin bir çoğu petrolden üretilen kimyasal maddelerle doludur ve bu maddeler vücuda zarar verirler. Bacaklarınıza süreceğiniz kimyasal kozmetikler bacak güzelliğinizi olumsuz etkileyecektir. Güzel bacaklara sahip olmak isterken bacaklarınız kötü bir görünüm kazanabilir. Badem yağı veya zeytin yağı içerisine birkaç damla lavantayağı, gülyağı ya da yaseminyağı ekleyerek bunu bacaklarınıza sürebilirsiniz. Bu karışım bacaklarınızı besler, parlaklık ve hoş koku verir.

Lazerle göz ameliyatı zor mudur?


Lazerle göz ameliyatı zor mudur?

Lazerle göz ameliyatları Türkiye’de üst düzey konfor ve teknoloji kullanılarak ve yüksek göz doktorları tecrübesiyle yapılan ameliyatlardır. Hasta açısından veya göz doktorları açısından zorluk derecesi, herhangi bir cerrahi operasyonla kıyaslandığından yok denecek kadardır.

Hastaların yüksek bir konfor içerisinde olabildiği lazerle göz tedavisi operasyonları, İleri teknoloji kullanımı sayesinde doktorlar içinde son derece konforlu ve rahat bir şekilde uygulanabilmektedir. Hastanın göz hastalığının türüne göre değişen tedavi yöntemleri, yarım saati aşmayan süreler içerisinde gerçekleşebildiği gibi, operasyon sonrasında hasta hemen evine gidebiliyor ve çok kısa bir süre içerisinde de günlük yaşamlarına dönebiliyor.

Lazerle yapılan göz ameliyatları, günümüzde son derece basit ve rahatsız edici olmayan operasyon türleridir. Bununla birlikte, ülkemizin konu hakkında ki tecrübelerinin yüksek boyutta olması, lazerle göz tedavisi konusunda teknoloji, yöntem ve başarı oranının da her geçen gün daha yüksek seviyelere çıkmasını sağlamaktadır.

SGK Tüp Bebek Tedavisi Masraflarını Karşılar Mı?


SGK Tüp Bebek Tedavisini Karşılar Mı?

SSK, tüp bebek tedavisinden faydalanmak isteyen sosyal sigortalılara devlet eli ile yardımın önünü açtı. SSK’lılar tüp bebek yardımından faydalanabilir fakat 2013 Sağlık Uygulama Tebliği’nde de belirtilen bazı şartlar ve kurallar maktadır. Bu şartları maddeler halinde sıralarsak;

- Eşlerin evlat edinilmiş çocukları dışında soybağı edinilmiş sağ çocuklarının bulunmaması

- Yapılan tıbbi tedavilerden sonra, normal yöntemle çocuk sahibi olamayacağını ancak yardımcı üreme tekniğiyle çocuk sahibi olacağını bildirir sağlık kurulu raporu. Bu rapor yalnızca Üniversite Hastaneleri’nde ya da eğitim veren Devlet Hastanelerinde verilmektedir.

- Anne adayının 23 yaşını doldurmuş olması ve 40 yaşından gün almamış olması. (Ancak kadının 40 yaşından gün aldığı tarihten önce düzenlenmiş geçerli sağlık raporunun bulunması ve rapor tarihinden itibaren 30 gün içinde embriyo transferinin gerçekleştirilmiş olması durumunda, IVF tedavisine ilişkin sağlık hizmetleri SGK tarafından karşılanır.)

- Anne adayı en az 5 senedir sağlık sigortası kapsamında olmalı ya da en az 5 senedir sağlık sigortası kapsamında olan eşinden faydalanması. 900 gün sağlık sigortası prim gün sayısı olmalıdır. Halen genel sağlık sigortalı olduğu halde bu koşulları kadının kendisi taşımıyor ve eşi taşıyor ise eşinden faydalanabilir.

- Son üç yıl içinde diğer tedavi yöntemlerinden sonuç alınamamış olduğunun Kurumla sözleşmeli sağlık hizmeti sunucusu sağlık kurulları tarafından belgelenmesi.

- Tüp bebek tedavisi uygulayacak merkez SGK ile anlaşmalı olmalıdır.

- SUT (Sağlık Uygulama Tebliği) eki ilaç listelerinde yer almak kaydıyla tüp bebek tedavisinde kullanılacak ilaçlar, sağlık kurulu raporuna istinaden tüp bebek tedavisinin yapıldığı üremeye yardımcı tedavi merkezi kadın hastalıkları uzman hekimlerince yazılacaktır.

- En fazla 2 (iki) siklus yani 2 tüp bebek denemesi ve toplamda 6000 üniteye kadar kullanılacak gonadotropin bedelleri SGK tarafından karşılanır.

- SGK tarafından ödeme alabilmek için merkezce yapılan her türlü işlemin kaydının tutulması ve denetim sırasında ibrazı zorunludur.

- Tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçlar için katılım payı ödenir.

1 Aralık 2013 Pazar

Tüp Bebek Tedavisinde Hastanede Yatılır Mı?


Tüp Bebek Tedavisinde Hastanede Yatılır Mı?

Tüp bebek tedavisi olmayı düşünenlerin kafasında birçok soru oluşmaktadır. Bu sorulardan biri de “Tüp bebek tedavisinde hastanede yatmak gerekli midir?”. Öncelikle belirtmekte fayda var ki tüp bebek tedavisi çok uzun süren bir tedavi yöntemi değildir. Yumurta gelişimi, yumurtaların toplanması, yumurtaların döllenmesi, embriyo gelişimi, embriyo transferi tüp bebek tedavisinin aşamalarıdır ve bu aşamaların hiçbirinde hastanede uzun kalmayı gerektirecek bir neden bulunmamaktadır. Yumurta gelişimi aşamasında genellikle günlük kan tahlili, ultrasonografi gibi incelemeler olacaktır. Bu aşamada hastanede geçirilen süre oldukça kısa olacaktır. Çiftlerin günlük yaşamlarını etkilemeyecek şekilde bir tedavi süreci izlenecektir. Yumurta gelişiminin dışındaki aşamalar da gayet kolay ve çok kısa süren aşamalardır. Tüp bebek tedavisi sırasındaki her işlem hastanede yatmanıza sebep olamayacak kadar kolaydır. Zaten tedavi süreci genel olarak 30 gün yani 1 ay kadar sürmektedir.

Tüp bebek tedavisi sırasında yumurta toplama işlemi yukarıdakilerden biraz farklıdır. Bu farkın sebebi ise yumurta toplama işlemi için narkoz uygulanmasıdır. Narkoz uygulandığından dolayı da kadının işe gitmesi veya günlük planlarını uygulaması biraz zor olacaktır. Yumurta toplama işleminden sonra istirahat edilmesi önerilir.

Down Sendromu Hakkında Kısa Bilgi


Down Sendromu Hakkında Kısa Bilgi

İsmini İngiliz doktor John Langdon Down'dan alır. Doktor Down, 1866 yılında bu hastalığı sistemli bir biçimde sınıflandırmış ve sendrom olarak tanımlamıştır. Bundan sonra ismi "Down sendromu" olarak günümüze kadar gelmiştir. Down sendromu dünya genelinde her 800 ila 1000 çocukta bir görülen bir hastalıktır. Down sendromlu çocuklar eskiden doğmadan önce anlaşılamasa da artık günümüzde ki tıbbı imkanların yükselmesiyle beraber çocuk daha doğmadan down sendromu tespiti konulabilir. Down sendromu, trizomi 21 ve mongolizm ile aynı hastalıktır. Bu genetik bozukluğa sahip olan tüm çocuklarda gözler çekik olur ve milletlere göre değişen artış ve azalış gösterir.

Down sendromu genel olarak ileri yaşta doğum yapan kişilerde daha fazla görülüyor. Kadınlarda yaş ilerledikçe down sendromu için risk de artar. 35 yaşını aşmış anne adaylarında daha sık görülür. Down sendromu olan kişilerde genel neden genetik demiştik. Bu genetik bozukluğun asıl sebebi kromozom sayısıdır. Normal kişilerde kromozom sayısı 46 adet iken bu kişilerde 47 adettir. Yani 21. Kromozom 3 tane oluyor. Aynı şekilde bazı 21. Kromozom ile 14. Kromozomun eşleşmesi de down sendromu olmak için yeterlidir. Down sendromu olan kişilerin kardeşleri genelde normal doğarlar. Yani birinci kardeşte down sendromu varsa 2. çocukta bu bozukluk görülmez. Bu bozukluğun sebebi ebeveynler değildir. Genelde bu bozukluğa kapılan çocukların anne ve babaları normal bireylerdir. Down sendromlular görünüş itibariyle benzerdirler ve normal insanlardan farklı bir vücut yapıları vardır.

Başları küçük, enseleri kısa fakat geniştir. Burun kökü basıktır. Kulakların konumu normalden daha aşağıdadır. Gözleri çekik ve birbirinden ayrıktır. Dilleri konuşmalarına engel olacak kadar genişliktedir. Down sendromlular konuşmayı 2-3 yaşından önce öğrenemezler. Kas gerginlikleri düşüktür. Elleri geniş, parmakları tombul ve kısadır. Avuç içlerinden birinde ya da her ikisinde "simian line" denilen tek bir çizgi bulunur. El serçe parmaklarında iç tarafa doğru kıvrım olur. Boyları kısa olur.

Down sendromlu çocuklar için erken yaşlarda eğitimin önemi çok büyüktür. Erken yaşta verilecek bir eğitim ile ileri de normal bir birey gibi meslek sahibi de olabilirler. Eğitimin yanısıra dil gelişimi için dil terapisi ve fizik tedavi de paralel olarak sürdürülmelidir. Profesyonel bir destek ile çok önemli gelişmeler görülebilir.

Gebelikte yapılan ikili tarama testi, üçlü tarama testi ve ultrason ile erken teşhis konulabilir. Bebek doğmadan önce down sendromlu ya da normal bir çocuk olacağı çok yüksek oranda tespit edilebilir.

İlgili aramalar: down sendromu hakkında bilgi, down sendromu neden olur? davn sendromluların yüzü nasıldır?

Boğaz Ağrısı İçin Ne Yapılabilir?


Boğaz Ağrısı İçin Ne Yapılabilir? Bilindiği gibi bebekler çok hassastırlar. Özellikle doğumdan 2 yaşına kadar olan dönemde bebekler için birçok risk bulunmaktadır. Bebekleri hastalıklardan korumak için büyük özen gösterilmeli ve tedbirler alınmalıdır. Soğuk algınlığı ve nezle gibi hastalıklar içinse özel önlemler düşünülmelidir. Fakat her ne kadar önlem alınsa da bazı durumlardan dolayı bebekler soğuk algınlığına veya nezleye yakalanabiliyor. Bu gibi hastalıklarda da boğaz ağrıları artıyor. Bebeğinizin boğaz ağrıları içinse yapabileceğiniz bazı uygulamalar elbette bulunmakta. Bu uygulamaları sizlere kısaca anlatmaya çalışalım.

Öncelikle bebeğinizin soğuk algınlığına veya nezleye yakalandığını anlamanız için ateşine bakmanız, öksürüğünü kontrol etmeniz ve gözlerinde sulanma olup olmadığına bakmanız gereklidir. Eğer ateşi yüksekse ve deride döküntü gibi bir durum oluşuyorsa acilen bir muayeneden geçmesi gereklidir. Ateşi düşürmek için doktorunuzdan da onay alarak bir ateş düşürücü şurup kullanabilirsiniz. Eğer burun tıkanıklığı varsa burun damlası da kullanabilirsiniz. Bebeğinizin ateşini düşürmek için ılık suyla ıslatılmış bir bez de kullanabilirsiniz. Boğaz ağrısı için de yine doktorunuzdan onay alarak bir ağrı kesici şurup kullanabilirsiniz. Bebeğinize vereceğiniz ilaçlardan önce doktorunuza sormanız çok önemlidir. Çünkü normal insanlarda bile yanlış ilaç kullanımı kötü sonuçlar doğurmaktayken, daha gelişimi tamamlanmamış bir bebekte ne tür etkiler yapabilir bir düşünmek gerekir. Bu sebepten de bebeğinize ilaç verirken mutlaka doktorunuza danışmanızı tavsiye ederiz.

İlgili aramalar: boğaz ağrısı için ne yapılır? boğaz ağrısı nasıl geçer? boğaz ağrısına ne iyi gelir?