HAMİLELİKTE VÜCUT DEĞİŞİKLİKLERİ
Gebelik ve doğum, anne yapısından çok şey istemektedir. Yalnız üretim organları ve göğüs değil, annenin bütün vücudu kendini gebeliğe göre ayarlar. Gebelik, bir kadının yaşamında, her organın en yüksek verimle çalıştığı bir dönemdir. Organlar, gebeliğin ilk dört ayında belirli bir şekilde artan çalışma temposuna uymak zorunda kalırlar.
Annenin sağlığı, gebeliğin 16. haftasına dek süren uyum sırasında zaman zaman bozulabilir. Annenin vücut ve ruhsal durumu bu dönemi izleyen aylar içinde fetüse göre ayarlanır. Bugün için uyum konusundaki tüm güçlüklerin üstesinden gelinmiştir. Gebeliğin 16-28. haftaları arasındaki dönemde annenin sağlığı çok iyidir. Gebeliğin 8-10. ayı anne için güç bir dönemdir. Bu dönemde iç organların tümü, aşırı çalışmak zorundadır. Anne, her an yaklaşmakta olan doğumu düşünür. Bu haftalarda organların çalışma durumlarında ufak tefek aksaklıklar ortaya çıkabilir. Bu konuda "Gebelikteki Hastalıklar ve Şikayetler" bölümünde tamamlayıcı bilgiler verilmiştir. Hangi organlarda ne tür değişiklikler olduğunu sitemizde arama yaparak kolaylıkla bulabilirsiniz. Bugün ki diğer yazılarda rahimdeki, üreme organlarındaki, ciltteki, ağırlıktaki değişiklikleri okuyabilirsiniz.
10 Şubat 2013 Pazar
Doğum Sırasında Bebeğin Oksijensiz Kalması
DOĞUM SIRASINDA BEBEĞİN NEFES ALAMAMASI
Boğulma ya da tıpta ki adıyla asfiksi denen bu olay yeni doğmuş bebeğin sağlığı ve yaşamı için çok tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Yeni doğan bebekte görülen oksijensiz kalma (asfiksi) adı verilen hastalık, ana rahminde plasentanın oksijen alışverişinde gösterdiği yetersizlik nedeniyle oluşur. Asfiksi, doğumdan önce ve sonra bebeğin soluk alışındaki güçlükle ortaya çıkabilir. Akciğerlerinde, kalp dolaşım sisteminde ya da merkez sinir sisteminde bozukluk olan bebeklerde daha sık görülür. Hastalık nedeni akciğerlerde (solunum yollarının tıkanması, gelişim bozuklukları vb.), kalp dolaşım sisteminde (kalp ve dolaşım sistemi bozuklukları) ya da merkez sinir sisteminde (solunum merkezinin etkilenmemesi) olabilir. Kan ve yaşam için önemli organlar oksijen yetersizliği içindedir (anoksi). Asfiksi durumunda, kandaki karbonik asit akciğerler aracılığıyla yeteri kadar atılamaz ve kan asidi çoğalır (asidoz). Bu durumda birçok organlar zarar görürler; beynin de zarar görmesi mümkündür.
Önemli Hastalık Belirtileri:
* Tutuklu ya da tamamen durmuş refleks solunumu,
* Solunumun kısa süreyle durması,
* Kalp atışlarının hızlanması,
* Derinin mavimsi bir renk alması (mavi asfiks),
* Derideki solukluk (soluk asfiks),
* Kas gevşekliği, yavaşlamış ya da tamamen kaybolmuş tahrik (uyarı) refleksi.
Boğulma krizleri çok büyük tehlikeler yarattığından, bu durumun önlenmesi ve tedavisi bir doktor için çok önemli bir sorundur. Zamanında yapılan tedavi ve alınan özel tedbirlerin yardımıyla (solunum yollarının açılması, suni teneffüs, oksijen verme, kan pıhtılaşmasını önleme gibi) hastalığın giderilmesi mümkündür. Bebeklik döneminde boğulma krizi geçiren bebekler, riziko bebeklere dahildir. Bunların itinayla bakılması ve beyin çalışmalarının muhtemel aksaklıklarının erken teşhis ve tedavi edilebilmesi için, hastalığın geçiştirilmesinden sonra da sürekli kontrol altında bulundurulmaları gerekmektedir.
Boğulma ya da tıpta ki adıyla asfiksi denen bu olay yeni doğmuş bebeğin sağlığı ve yaşamı için çok tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Yeni doğan bebekte görülen oksijensiz kalma (asfiksi) adı verilen hastalık, ana rahminde plasentanın oksijen alışverişinde gösterdiği yetersizlik nedeniyle oluşur. Asfiksi, doğumdan önce ve sonra bebeğin soluk alışındaki güçlükle ortaya çıkabilir. Akciğerlerinde, kalp dolaşım sisteminde ya da merkez sinir sisteminde bozukluk olan bebeklerde daha sık görülür. Hastalık nedeni akciğerlerde (solunum yollarının tıkanması, gelişim bozuklukları vb.), kalp dolaşım sisteminde (kalp ve dolaşım sistemi bozuklukları) ya da merkez sinir sisteminde (solunum merkezinin etkilenmemesi) olabilir. Kan ve yaşam için önemli organlar oksijen yetersizliği içindedir (anoksi). Asfiksi durumunda, kandaki karbonik asit akciğerler aracılığıyla yeteri kadar atılamaz ve kan asidi çoğalır (asidoz). Bu durumda birçok organlar zarar görürler; beynin de zarar görmesi mümkündür.
Önemli Hastalık Belirtileri:
* Tutuklu ya da tamamen durmuş refleks solunumu,
* Solunumun kısa süreyle durması,
* Kalp atışlarının hızlanması,
* Derinin mavimsi bir renk alması (mavi asfiks),
* Derideki solukluk (soluk asfiks),
* Kas gevşekliği, yavaşlamış ya da tamamen kaybolmuş tahrik (uyarı) refleksi.
Boğulma krizleri çok büyük tehlikeler yarattığından, bu durumun önlenmesi ve tedavisi bir doktor için çok önemli bir sorundur. Zamanında yapılan tedavi ve alınan özel tedbirlerin yardımıyla (solunum yollarının açılması, suni teneffüs, oksijen verme, kan pıhtılaşmasını önleme gibi) hastalığın giderilmesi mümkündür. Bebeklik döneminde boğulma krizi geçiren bebekler, riziko bebeklere dahildir. Bunların itinayla bakılması ve beyin çalışmalarının muhtemel aksaklıklarının erken teşhis ve tedavi edilebilmesi için, hastalığın geçiştirilmesinden sonra da sürekli kontrol altında bulundurulmaları gerekmektedir.
Etiketler:
anoksi,
asfiksi,
asidoz,
doğumda boğulma,
doğumda oksijensizlik
Bebeğin Suni Beslenmesi
Bebeğin Suni Beslenmesi
Bugün, bebeklere anne sütüne ek olarak sunî olarak hazırlanmış gıdalar verilmesinin gerekli olduğu kesinlikle saptanmıştır. Eğer anne, bebeğini emzirecek durumda değilse, ya da sütü, bebeği besleyecek kadar yeterli değilse, o zaman bebeğin ya sadece suni ya da beslenme takviyesi alarak beslenmesi zorunluğu vardır. Bugün için inek sütünden hazırlanmış besinlerle beslenmenin hiç bir güçlüğü yoktur. Fabrikalarca hazırlanan suni süt ve mamalar, anne sütünün ihtiva ettiği maddeleri yüksek oranda ihtiva ederler.
Bugün, bebeklere anne sütüne ek olarak sunî olarak hazırlanmış gıdalar verilmesinin gerekli olduğu kesinlikle saptanmıştır. Eğer anne, bebeğini emzirecek durumda değilse, ya da sütü, bebeği besleyecek kadar yeterli değilse, o zaman bebeğin ya sadece suni ya da beslenme takviyesi alarak beslenmesi zorunluğu vardır. Bugün için inek sütünden hazırlanmış besinlerle beslenmenin hiç bir güçlüğü yoktur. Fabrikalarca hazırlanan suni süt ve mamalar, anne sütünün ihtiva ettiği maddeleri yüksek oranda ihtiva ederler.
Anne Sütü ve Emzirme Neden Önemlidir?
Anne sütü ve emzirme neden önemlidir?
Anne sütünün, suni olarak yapılan beslenmeye göre çok yararlı olduğu gerçektir. Yeni doğmuş bebek, anne memesinden vücut sıcaklığındaki, steril, doğal, bileşimi en iyi ve sindirimi kolay bir gıda alır. Anne sütü, bebeklik döneminde henüz sindirim sistemi gelişmemiş bebek için en uygun besindir. Bunun dışında, anne sütü, bebeğin mikrop kapmasını, inek sütünden çok daha iyi önler. Anne sütüyle beslenen bebeklerin vücut direnci, inek sütüyle beslenen bebeklerinkinden daha fazladır. Ayrıca, anne sütü en ucuz ve kolay sağlanabilen bir gıdadır. Emzirme, annenin gebelik döneminde değişen organlarının normale dönmesinde de yararlıdır. Bazı anneler emzirme sırasında karnının alt kısmında bir çekilme hisseder. Bu çekilme, rahmin eski haline gelmeye çalıştığına işaret eder.
Emzirmenin anne-çocuk ilişkisindeki psikolojik önemini de küçümsememek gerekir. Yakın cilt dokunması anne-çocuk arasında sıkı bir bağın doğmasına yardımcı olur. İlk emzirme günlerinde memeden sarımsı, koyu, yapışkan "ağız sütü" adı verilen bir salgı gelir. Bu ağız sütü özellikle vitamin, albümin, tuz ve koruyucu maddeler yönünden çok zengindir. Birinci haftanın sonuna doğru ağız sütü, yavaş yavaş "geçiş sütü" adı verilen süte dönüşür. Üçüncü haftanın başında asıl anne sütü salgısı başlar. Birinci ve ikinci gün yapılan ilk emzirme denemelerindeki süt miktarı, doğal olarak, çok azdır. Ama miktar, çok hızla artar. Bebek daha 3-4 günde, her dört saatte bir, yani günde beş kez emzirilebilir. Bebeği, emmeden önce ve emmeden sonra tartmak suretiyle anneden ne kadar süt aldığı saptanabilir.
İlgili aramalar: anne sütünün önemi nedir? bebeği emzirmek neden önemlidir? ağız sütü nedir? geçiş sütü nedir?
Anne sütünün, suni olarak yapılan beslenmeye göre çok yararlı olduğu gerçektir. Yeni doğmuş bebek, anne memesinden vücut sıcaklığındaki, steril, doğal, bileşimi en iyi ve sindirimi kolay bir gıda alır. Anne sütü, bebeklik döneminde henüz sindirim sistemi gelişmemiş bebek için en uygun besindir. Bunun dışında, anne sütü, bebeğin mikrop kapmasını, inek sütünden çok daha iyi önler. Anne sütüyle beslenen bebeklerin vücut direnci, inek sütüyle beslenen bebeklerinkinden daha fazladır. Ayrıca, anne sütü en ucuz ve kolay sağlanabilen bir gıdadır. Emzirme, annenin gebelik döneminde değişen organlarının normale dönmesinde de yararlıdır. Bazı anneler emzirme sırasında karnının alt kısmında bir çekilme hisseder. Bu çekilme, rahmin eski haline gelmeye çalıştığına işaret eder.
Emzirmenin anne-çocuk ilişkisindeki psikolojik önemini de küçümsememek gerekir. Yakın cilt dokunması anne-çocuk arasında sıkı bir bağın doğmasına yardımcı olur. İlk emzirme günlerinde memeden sarımsı, koyu, yapışkan "ağız sütü" adı verilen bir salgı gelir. Bu ağız sütü özellikle vitamin, albümin, tuz ve koruyucu maddeler yönünden çok zengindir. Birinci haftanın sonuna doğru ağız sütü, yavaş yavaş "geçiş sütü" adı verilen süte dönüşür. Üçüncü haftanın başında asıl anne sütü salgısı başlar. Birinci ve ikinci gün yapılan ilk emzirme denemelerindeki süt miktarı, doğal olarak, çok azdır. Ama miktar, çok hızla artar. Bebek daha 3-4 günde, her dört saatte bir, yani günde beş kez emzirilebilir. Bebeği, emmeden önce ve emmeden sonra tartmak suretiyle anneden ne kadar süt aldığı saptanabilir.
İlgili aramalar: anne sütünün önemi nedir? bebeği emzirmek neden önemlidir? ağız sütü nedir? geçiş sütü nedir?
9 Şubat 2013 Cumartesi
Bebek, Geceyi Mama Almadan Geçirebilir Mi?
Bebek, Geceyi Mama Almadan mı Geçirmelidir?
Tecrübeler, bebeklerin çoğunluğunun, doğumdan birkaç hafta sonra (%95'i 12 hafta sonra) geceyi uyanmadan geçirdiklerini göstermiştir.
Bebeklerin çoğu aç oldukları için ağlarlar. Eğer bir bebek bütün gün her dört saatte bir doyuruluyorsa, gece aç kalması için bir neden yoktur. Gündüz-gece düzeni doğumdan ancak yaklaşık olarak 6-8 hafta sonra kurulabilir. Bundan ötürü, doğum evlerinde yeni doğmuş bebeklere geceleri ağladıkları takdirde, az şekerli su verilir. Eğer bebeğiniz geceleri ağlıyorsa, içecek bir şeyler vermekten kaçınmayın. Bebeğinizin gece öğünlerine alışacağından endişe etmeyin. Geceleri doyurulan bebeklerde, diğerleri gibi geceyi uyanmadan geçirmeyi zamanla öğreneceklerdir.
Tecrübeler, bebeklerin çoğunluğunun, doğumdan birkaç hafta sonra (%95'i 12 hafta sonra) geceyi uyanmadan geçirdiklerini göstermiştir.
Bebeklerin çoğu aç oldukları için ağlarlar. Eğer bir bebek bütün gün her dört saatte bir doyuruluyorsa, gece aç kalması için bir neden yoktur. Gündüz-gece düzeni doğumdan ancak yaklaşık olarak 6-8 hafta sonra kurulabilir. Bundan ötürü, doğum evlerinde yeni doğmuş bebeklere geceleri ağladıkları takdirde, az şekerli su verilir. Eğer bebeğiniz geceleri ağlıyorsa, içecek bir şeyler vermekten kaçınmayın. Bebeğinizin gece öğünlerine alışacağından endişe etmeyin. Geceleri doyurulan bebeklerde, diğerleri gibi geceyi uyanmadan geçirmeyi zamanla öğreneceklerdir.
8 Şubat 2013 Cuma
Sünnet Birçok Hastalığı Önlüyor
SÜNNETİN HASTALIKLARI ÖNLÜYOR VE SAĞLIĞA FAYDALI OLUYOR
Sünnet olan erkeklerde, hastalıklardan korunmak ve ilerde bazı hastalıklara yakalanmamak mümkün oluyor. Prof. Dr. Bedreddin Seçkin'e göre, erkeklik organı olan penisin baş kısmında bulunan ve prepisyum olarak bilinen derinin çıkarılması işlemini "sünnet" olarak tanımladığını bildirmişti.
Bu uygulamanın ABD’de çokça yapıldığını yapılan araştırmalar neticesinde biliyoruz ve dünyada bulunan her 6 erkekten biri sünnet olmaktadır. Bu süreçte ailelerin çocuklarını sünnete hazırlaması çok önemli çünkü ürolog ile çocuk arasındaki diyalogun iyi geçmesi sünnet işleminin daha kolay olarak yapıldığı bildirilmiştir.
Son yıllara sünnet yapılma üzerine görüşler yeni doğumdan sonra yönündedir. Bu konudaki genel görüş ise, iki yaş altı ve altı yaş üstü olarak bilinmektedir. Bu kanıya 2 yaşından küçük çocukların ağrı ve psikolojik travma yaşamayacağı yönündedir. 3-6 yaş arası ise travmaların yaşanabildiği yaş aralığında görülmektedir.
Türkiye’de geçmiş tarihimizdeki sünnetler uzman kişilerce yapılamamaktaydı. Günümüzde doktorların genel kanısı ürolog tarafından yapılması yönündedir. sünnet basite alınmamalı ve bir penis ameliyatı gözüyle bakılmalıdır. Çünkü bir problemle karşılaşıldığında yine bir ürolog tarafından tedavi edilecektir.
Sünnet idrar yolu iltihabı azaltarak ve penis kanseri oluşum riskini büyük ölçüde azalttığı görüşleri bilim adamlarınca ortak bir kanıdır. Dünya sağlık Örgütüne göre sünnet olmak AIDS’e yakalanma riskini %50 oranında az olduğu ancak tam olarak önlemeyeceğini belirtmiştir.
Sünnet olan erkeklerde, hastalıklardan korunmak ve ilerde bazı hastalıklara yakalanmamak mümkün oluyor. Prof. Dr. Bedreddin Seçkin'e göre, erkeklik organı olan penisin baş kısmında bulunan ve prepisyum olarak bilinen derinin çıkarılması işlemini "sünnet" olarak tanımladığını bildirmişti.
Bu uygulamanın ABD’de çokça yapıldığını yapılan araştırmalar neticesinde biliyoruz ve dünyada bulunan her 6 erkekten biri sünnet olmaktadır. Bu süreçte ailelerin çocuklarını sünnete hazırlaması çok önemli çünkü ürolog ile çocuk arasındaki diyalogun iyi geçmesi sünnet işleminin daha kolay olarak yapıldığı bildirilmiştir.
Son yıllara sünnet yapılma üzerine görüşler yeni doğumdan sonra yönündedir. Bu konudaki genel görüş ise, iki yaş altı ve altı yaş üstü olarak bilinmektedir. Bu kanıya 2 yaşından küçük çocukların ağrı ve psikolojik travma yaşamayacağı yönündedir. 3-6 yaş arası ise travmaların yaşanabildiği yaş aralığında görülmektedir.
Türkiye’de geçmiş tarihimizdeki sünnetler uzman kişilerce yapılamamaktaydı. Günümüzde doktorların genel kanısı ürolog tarafından yapılması yönündedir. sünnet basite alınmamalı ve bir penis ameliyatı gözüyle bakılmalıdır. Çünkü bir problemle karşılaşıldığında yine bir ürolog tarafından tedavi edilecektir.
Sünnet idrar yolu iltihabı azaltarak ve penis kanseri oluşum riskini büyük ölçüde azalttığı görüşleri bilim adamlarınca ortak bir kanıdır. Dünya sağlık Örgütüne göre sünnet olmak AIDS’e yakalanma riskini %50 oranında az olduğu ancak tam olarak önlemeyeceğini belirtmiştir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
