MİYOM ÇIKARILMASI (MİYOMEKTOMİ)
Bu konuyu daha iyi anlayabilmek için miyom konusunu mutlaka okumalısınız.
Miyom konusunda belirtildiği üzere miyomlar rahim kasından kaynaklanan hemen tümü selim tabiyatlı oluşumlardır. Özellikle 35 yaşından itibaren kadınların önemli bir kısmında hassas yöntemler kullanılarak (vajinal ultrasonografi) yapılan incelemelerde bir veya birden fazla miyom saptanabilir.
Bu yazının amacı miyomların hangi durumda çıkarılması gerektiğini anlamanıza yardımcı olmak ve ameliyat tekniği konusunda bilgi sahibi olmanızı sağlamaktır.
Ne tür durumlarda Miyomlar Çıkarılmalıdır?
Miyomlar nispeten sık görülürler ve çoğu durumda yapılması gereken bu oluşumların büyüyüp büyümediğinin belirlenmesi için düzenli şekilde yapılan takiplerdir. Yani miyomların çok az bir kısmı için ameliyat gerekir.
Genel olarak söylemek gerekirse miyomlar kadının günlük hayatını olumsuz yönde etkiliyorsa veya rahimde saptanan kitlenin miyom olduğundan emin olunamıyorsa (miyom sanılan kitlelerin çok ufak bir yüzdesi gerçekte kötü huylu bir tümör olabilmektedir) ameliyat yoluna gidilmesi tercih edilir.
Miyomların ilaçla tedavi edilebilir mi?
Miyomlar östrojen hormonu etkisiyle büyüyen kitlelerdir. Vücu tta östrojen hormonu salgısını durduran ilaçlar (Geçici menopoza sokan "GnRH analogları") miyom boyutlarında küçülmeye neden olurlar. İlaç tedavisi kesildikten belli bir süre sonra miyomlar tekrar büyürler. Özellikle endometriyozis tedavisinde kullanılan bu ilaçlar kadını östrojen hormonunun eksilmesine bağlı meydana gelen risklerle baş başa bıraktıklarından yalnızca kısıtlı bir süre için kullanılabilirler. Günümüzde miyom tedavisinde bu ilaçların tek kullanım alanı büyük miyomlara uygulanacak ameliyattan önce miyom boyutlarını küçülterek ameliyat risklerini azaltmaktır.
Miyomların kendiliğinden küçülmesi mümkün müdür?
Miyomlar östrojen hormonuna bağımlı oluşumlardır. bu sebepten dolayı östrojen salgısının azaldığı menopoz sürecinde miyomların çoğu küçülürler ve ha tta ortadan kalkabilirler.
Ayrıntılı olarak incelenecek olursa aşağıdaki durumlar ameliyat gerekliliği oluştururlar:
Miyom veya miyomların düzensiz kanamalara neden olması:
Düzensiz kanamadan ötürü yapılan jinekolojik muayenede saptanan miyomların kanama düzensizliğinin nedeni olduğu düşünüldüğünde bu miyomların ameliyat ile çıkarılması tercih edilir. Özellikle "submüköz" adı verilen rahim iç tabakasına yakın komşulukta yer alan miyomlar adet kanamasının uzun sürmesi, ara kanama, lekelenme tarzında kanama gibi sorunlara neden olabilirler. "İntramural" adı verilen rahim kası içine gömülü miyomlar ise genel olarak adet kanamasının uzun sürmesine neden olurlarken "subseröz" cinste olanlar genel olarak kanama bozukluğuna neden olmazlar.
Miyom veya miyomların komşu organlara bası yaparak bu organların işlevlerini olumsuz yönde etkilemesi:
Özellikle büyük miyomlar rahimle yakın komşulukta bulunan idrar yollarının veya bağırsakların işlevlerini olumsuz yönde etkileyebilirler:
İdrar torbasına bası yapan miyomlar sık idrara çıkma, bazen idrar tutamama veya idrar yapamama şikayeti yapabilirler. Çok büyük miyomlar rahimin her iki yanında sağlı sollu seyreden idrar kanallarına bası yaparak böbreklerden idrar torbasına idrar akışını engelleyebilirler. Çok ender görülmesine karşın bu durum böbrek işlevlerinin kalıcı olarak hasar görmesine neden olan ciddi bir haldir.
Bağırsaklara ve öncelikle de kalın bağırsağa bası olması durumunda dışkılama işlevi olumsuz etkilenebilir.
Rahimdeki kitlenin gerçekten miyom olup olmadığı konusunda şüphe duyulması:
Özellikle büyük ebatlara ulaşan miyomlar veya yapılan seri takiplerde hızlı büyüdüğü görülen miyomlar kötü huylu olabilmeleri nedeniyle ameliyat ile çıkarılırlar. Patolojik inceleme kesin tanıyı koyar.
Miyomların ağrıya neden olması:
Pelvik ağrı nedeniyle yapılan jinekolojik muayenede miyomların ağrının nedeni olduğu düşünüldüğünde ameliyat tercih edilir:
Miyomlar çevre dokulardaki sinir uçlarına veya çevre organlara bası yaparak rahatsız edici ağrılara neden olabilirler. Bu ağrılar adet sancısı şeklinde olabileceği gibi adet döngüsünün her gününde sürekli var olan ağrılar şeklinde olabilir.
Miyomların ağrıya neden olduğu durumlardan biri de bozulma ("dejenerasyon") adı verilen durumdur. Miyomun hızla büyümesiyle ortaya çıkabildiği gibi bazen ufak miyomlar da bozulma belirtilerine neden olabilirler. Miyomu besleyen damarın nispi yetersizliğine bağlı bir şekilde meydana gelen bu durumda bazen karın içi organlarda ciddi bir durum (apandisit, iç kanama gibi) düşündürecek belirti ve bulgular ortaya çıkması doktorun acil ameliyat kararı vermesini gerektirebilir.
Özellikle rahimağzına yakın yerleşimli "submüköz" miyomlar bazen vücut tarafından rahimağzından dışarı atılmaya çalışılırlar. Rahim bu durumu şiddetli kasılarak ve rahimağzı da açılarak sağlamaya çalışır ve bu süreçte meydana gelen şiddetli ağrılar miyomun ameliyat ile vajinal yoldan çıkarılmasını gerektirir.
Miyomların Gebelik sürecinde Sorun Yaratma Olasılığının Varlığı:
Miyomlar çok ender durumlarda bir gebe kalamama nedeni olurlar. Bunun yanında özellikle çok sayıda olan, "submüköz" yerleşimli miyomlar tekrarlayan düşüklere, erken doğuma, plasentanın erken ayrılması gibi sorunlara neden olabilirler. Yine gebelik sürecinde artan östrojen hormonunun etkisiyle tümüyle risksiz gözüken bir miyom büyüyerek çeşitli sorunların ortaya çıkmasına neden olabilir (gebelik ve miyomlar). bu sebepten dolayı bazı durumlarda miyomun gebelik başlamadan önce çıkarılma önerisi sunulabilir.
Ne tür durumlarda Miyomların Çıkarılması Yerine Rahimin Tümüyle Alınması Tercih Edilir?
Rahimin gebelik sürecinde büyüyen bebeği barındırmak dışında bilinen bir işlevi yoktur. bu sebepten dolayı ailesini tamamlamış bir kadında miyomların çıkarılması yerine rahimin tümüyle alınması önerilebilir. Bu öneri kadınların çoğuna antipatik gelse de kadının rahimin alınmasıyla ileri yaşlarda gelişmesi muhtemel iki kanser türünden (rahim kanseri ve rahimağzı kanseri) tümüyle kurtulmuş olmasının getireceği avantajlar gözardı edilmemelidir.
Bu aşamada özellikle tekrar vurgulanması gereken nokta halk arasında rahimin alınmasının menopoza girmiş olmakla eşdeğerli olduğu düşüncesinin kesinlikle yanlış olduğudur. Menopoza girişi belirleyen adet kanamalarının kesilmesi değil, yumurtalık işlevlerinin durmasıdır. Menopozda adet kanamalarının kesilmesinin nedeni rahim iç tabakasını her ay geliştiren ve adet döngüsü sonunda kanamayla dökülmesini sağlayan yumurtalık hormonlarının salgısının durmuş olmasıdır. Rahimi alınmış bir kadın operasyon esnasında yumurtalıkları bırakılmışsa (40-45 yaşından önce rahim alınması durumunda genel olarak yumurtalıkların bırakılması tercih edilir) adet kanamaları kesilecek, doğal menopoz yaşı gelene kadar yumurtalık hormonları salgılarına devam edecektir.
Miyomlar Nasıl Çıkarılır?
Genel olarak söylemek gerekirse miyomların hangi teknikle çıkarılacağının temel belirleyicisi miyomun büyüklüğü ve rahim içindeki konumudur.
Tümüyle "submüköz" yerleşmiş bir miyom histeroskopi adı verilen teknikle rahim içine vajinadan özel aletlerle girilerek çıkarılabilir.
Çok sayıda olan, rahim içine gömülü veya rahim dışında doğru büyüyen miyomların genel olarak karın açılarak yani "açık ameliyat" ile (laparotomi) çıkarılması önerilir. Uygun durumlarda aynı işlem laparoskopi yoluyla da gerçekleştirilebilir.
Miyomlar genel olarak içerdikleri kapsül adı verilen dış kılıf aracılığıyla sağlam dokudan net sınırlarla ayrılmış kitlelerdir ve ameliyat esnasında rahim dokusuna yapılan kesinin içinden girilerek dış kılıflarıyla beraber tamamiyle çıkarılabilirler.
Sezaryan Esnasında Miyom Çıkarılması
Gebelik sürecinde artan östrojen hormonları sebepli oluştuğu bilinen bir miyomun büyümesi veya yeni miyomların oluşması olanaklıdır. bu sebepten dolayı sezaryan ameliyatı esnasında miyomlara nispeten sık rastlanır.
Miyomların rahim içinde derinde gömülü olduğu durumlarda miyoma ulaşmak amaçlı rahim kasına yapılan kesi gebelik sürecinde ciddi kanamalara neden olabilmektedir. bu sebepten dolayı yüzeyel yerleşimli veya küçük bir sapla rahime bağlı miyomlar hariç sezaryan esnasında miyom çıkarılması önerilmemektedir. Gebelik süreci bittikten sonra büyüyen miyomların hemen tümünde bir küçülme eğilimi olması da sezaryan esnasında miyomların çıkarılmasını gereksiz kılan diğer bir etkendir.
Miyom Çıkarılma Ameliyatının Riskleri Nelerdir?
Miyom çıkarılma ameliyatları genel anestezi altında uygulanan ameliyatlardır. bu sebepten dolayı genel anesteziye bağlı oluşması muhtemel riskler bu ameliya tta da ortaya çıkabilir. Dikkatli bir ön değerlendirme ve tecrübeli bir doktor tarafından verilen anestezi bu riskleri çok azaltır.
Miyom çıkarılma ameliyatları "kanlı" ameliyatlardır. Bir veya birkaç miyomun çıkarıldığı kısa süren ameliyatlarda kanama miktarı fazla değilken özellikle aynı seansta çok sayıda miyomun çıkarıldığı ameliyatlar, her miyomu çıkartmak için rahime ayrı bir kesi uygulanmasını gerektirmesi nedeniyle önemli kan kayıplarına neden olabilir. Miyomların hızlı bir şekilde çıkarılması, rahime uygulanan kesi sayısının en azda tutulması ve gerekli durumlarda kan nakli yapmak için ameliyattan önce birkaç ünite kanın hazırlanması kan kaybına bağlı oluşması muhtemel riskleri en aza indirir.
Karından uygulanan jinekolojik ameliyatların tümünde genital organlarda yapışıklık oluşma riski vardır. Bu yapışıklıklar yumurtalık ve tüpler etrafında olduklarında bu organların işlevlerini olumsuz yönde etkileyerek gebe kalamama veya zor gebe kalma nedeni olabilirler. Ameliyatın kısa zamanda tamamlanması, yapışıklığı en aza indirmek için ek bazı önlemler alınmasıyla bu risk azaltılabilmekle beraber ameliyat laparoskopi gibi çok az yapışıklık oluşumuna neden olan bir yöntem kullanılsa dahi yapışıklık oluşumunu tümüyle önlemek mümkün değildir.
Özellikle çok sayıda ve büyük miyomların çıkarıldığı veya miyomların rahimağzı bölgesi gibi çıkarılması zor bölgelere yerleştiği sorunlu ameliyatlar esnasında rahimin bırakılması mümkün olmayabilir. Bu durum bir veya birkaç miyomu olan bir kadında çok çok ender görülen bir haldir.
Miyom çıkarılması için kullanılan teknik ameliyata bağlı riskleri etkileyen diğer bir haldir. Açık ameliyat ile yani karından girilerek yapılan ameliyatlarda bu yöntemin getirdiği riskler, laparoskopi ile yani ince borularla karını açmadan kamera yoluyla uygulanan ameliyatlarda da bu yöntemin getirdiği riskler mevcuttur. Uygun bir ameliyat tekniği kullanıldığında ameliyat tekniğinin kendisine bağlı riskler çok ender olarak ortaya çıkar.
Miyom çıkarılırken herhangi bir aşamada rahim iç tabakasının bütünlüğünün bozulması ileride yaşanacak gebelikte doğumun sezaryanla gerçekleştirilmesini gerektirir. Bunun nedeni rahimin doğum kasılmaları esnasında miyomu çıkartmak için rahim kasına uygulanan kesi bölgesinden yırtılma olasılığının bulunmasıdır. Ne kadar iyi bir ameliyat tekniği kullanılırsa kullanılsın ve kesi ne kadar iyi tamir edilirse edilsin bu durumun temel belirleyicisi miyomun rahim iç tabakasına yakınlığıdır. "Submüköz" adı verilen tipteki miyomların çoğunda bu durum kaçınılmaz olarak ortaya çıkar.
Özetle söylenecek olursa modern aletler ve güncel bir ameliyat ve anestezi yöntemi kullanılarak yapılan bir operasyonun başarıya ulaşma olasılığı çok yüksektir.
Ameliyat Sonrasında Tekrar Miyom Oluşur Mu?
Miyom genetik özelliklerle yakından ilgili bir olaydır. Miyomu olan bir kadının rahimi alınmadığı sürece yeniden miyom oluşturabilir. Bu fakat çok ender durumlarda ameliyat esnasında kitlelerin tümüyle çıkarılmamış olmasıyla ilgilidir.
Konuyla ilgili aramalar: myom nasıl çıkarılır , myom nedir , miyomlar nasıl çıkarılır
kaynak : doktornevra
miyom türleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
miyom türleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
15 Mayıs 2011 Pazar
13 Mayıs 2011 Cuma
Miyomların Belirtileri, Miyom Tanısı
Miyomlar genelde belirti göstermezler, miyomu olan kadınların %75’i miyomun varlığından haberdar değildir. genelde başka bir nedenle yapılan jinekolojik değerlendirmede tesadüfen saptanırlar. Belirtilere neden olan miyomların yaptığı şikayetler rahim içinde bulundukları yere, büyüklük ve sayılarına bağlıdır.
* Submüköz yer alan 2 santim ebadındaki bir miyom rahim iç tabakasını tahriş ederek düzensiz kanamalara yol açabilirken, subseröz yer alan greyfurt büyüklüğünde bir miyom hiç bir belirti vermeyebilir.
* Genel olarak, submüköz yer alan myomların genelde ara kanamalara neden olduğu söylenebilir. Yine bu yerleşimdeki myomların rahim iç tabakasında etkili oldukları alan ne kadar büyükse olası bir gebelikte düşüğe neden olma olasılıkları da o kadar artar.
* İntramural yerleşimli miyomlar ise genelde adet kanamalarının uzun sürmesi şeklinde belirti verirler. Bunun nedeni intramural miyomların rahim kasılmasının kanamayı durdurmadaki etkinliğini azaltmasına bağlanabilir.
* Rahmin dış yüzünde yer alan subseröz miyomlar ufak oldukları için genelde belirti göstermezler, fakat çok büyük olduklarında etraf dokularda yaptıkları basıya bağlı belirtiler verebilirler. Öne doğru büyüyen bir miyom idrar torbasına baskı yaparak sık idrara çıkma şikayetlerine neden olabilir. Arkaya doğru büyüyen bir miyom kalın bağırsağa baskı yaparak kabızlık,maka tta dolgunluk hissi şikayetine neden olabilir.Bel ağrısı yaratabilir. Fallop tüplerine bası, bir gebe kalamama nedeni olabilir.
Myomların en sık görülen belirtileri nelerdir?
Miyomların çoğu belirti vermemesine rağmen % 25 vakada bazı şikayetler yaratır.Bunlardan en sık görüleni aşırı ve anormal vajinal kanama, ağrı ve karın şişliğidir.
Adet düzensizliği,fazla kanama: Myomlu kadınların yaklaşık % 25-30'unda adet kanamaları normalden fazla olur. Fazla kanamaya yol açan submüköz tipte miyomlardır.Miyomun ebadı büyüdükçe rahim iç tabakasını dokusunu iter ve dolayısı ile bu dokunun yüzölçümü artar. Kanamaya müsait alan fazla olduğuiçin kanamanın miktarı da artar.Başlangıçta kanamanın süresi değişmez iken yalnızca kaybedilen kanın miktarı fazlalaşır, sonra yavaş yavaş süre de uzamaya başlar. Bu fazla kanamalar bir süre sonra kansızlığa neden olur.Bazı myom türleri ise kanama fazlalığı ile beraber ara kanamalara da yol açabilir.
Miyomlu hastaları doktora gitmeye mecbur eden en önemli bulgu bu kanama bozukluklarıdır. Miyom ile beraber kanamalar o kadar fazla olabilir ki kişi neredeyse saatte bir ped değiştirmek zorunda kalabilir. Bu tür kanamalar yaşayan bir kadın normal günlük aktivitelerinde bulunmak istemeyebilir, myom kadının sosyal yaşantısını da etkileyebilen bir hastalıktır.
Myomda kanamanın nedenleri endometrium yüzeyinin büyümesi, rahimdeki damarlanmanın artması, %50 oranında beraberinde görülen endometrial hiperplazi ve rahim kasılmalarının etkisizliği nedeniyle küçük damar ağızlarının kapanamamasıdır.
Ağrı: Miyomlarda ağrı ender görülen bir belirtidir. Genelde adet kanaması sırasında kramp tarzında olur. Burada önceleri adet kanamaları ağrısız olan kadında birden bire ağrıların olması teşhiste miyomu akla getirmelidir. Sancılı adet görenlerde ise ağrının şiddetinin artması ya da şeklinin değişmesi düşündürücüdür.
Myom çekirdeği sanki yabancı bir cisimmiş gibi davranır ve rahim bu yabancı cismi atmak için kasılır. Kişi bu kasılmaları ağrı olarak hisseder.
İleri derecede büyümüş bir miyom etrafındaki dokulara ve sinirlere baskı yaparak da ağrıya yol açabilir. Burada daha çok bel ağrısı tarzında yakınmalar görülür. Dejenere olan ya da etrafında dönerek kanlanması bozulan miyom ani ve bıçak saplanır tarzda ağrıya yol açabilir.Nadiren adet kanamalarından bağımsız ağrılar olabilir.
Karında şişlik:Miyom büyüdükçe diğer organları iter ve bu da her türlü rahatsızlığa neden olabilir.Mesaneye bası yaparsa sık idrara çıkma, kalın bağırsağın son kısmına bası yaparsa kabızlığa yol açabilir. Karında şişkinlik ve dolgunluk hissi yaratır. Nadiren çok fazla büyüyen miyom idrar yollarında tıkanma ve idrar yapmada güçlük problemi yaratabilir.Yine bağırsaklardaki basıya bağlı bir şekilde gaz problemi görülebilir.
Hormon deformitesi (bozukluğu) belirtileri karın şişliği gibi belirtiler yapabildiği için , karında distansiyon (gerilme) ve şişlik şikayeti olduğunda bir miyom barlığını göz ardı etmemek ve bunun mutlaka hormon deformitesi (bozukluğu) belirtileri olmayacağını da bilerek bir jinekolojik muayeneye başvurmak gerekmektedir.
Miyom tanısı nasıl konur? Ultrasonografinin tanı koymada yeri nedir?
Jinekolojik muayene esnasında en sık fark edilen tümörler myomlardır. Başka bir nedenle karın boşluğunun açıldığı ameliyatlar sırasında da kolaylıkla fark edilebilirler.Ancak pek çok miyom başka bir nedenden dolayı yapılan muayene esnasında şans eseri fark edilir ya da daha sık rastlanılan şekilde hiç bir zaman farkına varılmaz.
Ultrasonografi miyomlardaki en önemli tanı aracıdır. Ultrasonografi ile rahim içinde myomun varlığı,yeri,ebadı ve şekli çok düşük hata oranı ile saptanır.Miyom takiplerinde de ultrasonografi kullanılır.
.Transvaginal ultrasonografi abdominal(karın bölgesinden yapılan) ultrasonografiye göre daha net görüntü vermektedir.
Myomların ayırıcı tanısında normal gebelik, yumurtalık bölgesinde kitle, adenomyozis, rahime ait şekil bozuklukları, komşu organ tümörleri, vajinal kanamaya yol açan diğer durumlar göz önünde bulundurulmalıdır.
* Submüköz yer alan 2 santim ebadındaki bir miyom rahim iç tabakasını tahriş ederek düzensiz kanamalara yol açabilirken, subseröz yer alan greyfurt büyüklüğünde bir miyom hiç bir belirti vermeyebilir.
* Genel olarak, submüköz yer alan myomların genelde ara kanamalara neden olduğu söylenebilir. Yine bu yerleşimdeki myomların rahim iç tabakasında etkili oldukları alan ne kadar büyükse olası bir gebelikte düşüğe neden olma olasılıkları da o kadar artar.
* İntramural yerleşimli miyomlar ise genelde adet kanamalarının uzun sürmesi şeklinde belirti verirler. Bunun nedeni intramural miyomların rahim kasılmasının kanamayı durdurmadaki etkinliğini azaltmasına bağlanabilir.
* Rahmin dış yüzünde yer alan subseröz miyomlar ufak oldukları için genelde belirti göstermezler, fakat çok büyük olduklarında etraf dokularda yaptıkları basıya bağlı belirtiler verebilirler. Öne doğru büyüyen bir miyom idrar torbasına baskı yaparak sık idrara çıkma şikayetlerine neden olabilir. Arkaya doğru büyüyen bir miyom kalın bağırsağa baskı yaparak kabızlık,maka tta dolgunluk hissi şikayetine neden olabilir.Bel ağrısı yaratabilir. Fallop tüplerine bası, bir gebe kalamama nedeni olabilir.
Myomların en sık görülen belirtileri nelerdir?
Miyomların çoğu belirti vermemesine rağmen % 25 vakada bazı şikayetler yaratır.Bunlardan en sık görüleni aşırı ve anormal vajinal kanama, ağrı ve karın şişliğidir.
Adet düzensizliği,fazla kanama: Myomlu kadınların yaklaşık % 25-30'unda adet kanamaları normalden fazla olur. Fazla kanamaya yol açan submüköz tipte miyomlardır.Miyomun ebadı büyüdükçe rahim iç tabakasını dokusunu iter ve dolayısı ile bu dokunun yüzölçümü artar. Kanamaya müsait alan fazla olduğuiçin kanamanın miktarı da artar.Başlangıçta kanamanın süresi değişmez iken yalnızca kaybedilen kanın miktarı fazlalaşır, sonra yavaş yavaş süre de uzamaya başlar. Bu fazla kanamalar bir süre sonra kansızlığa neden olur.Bazı myom türleri ise kanama fazlalığı ile beraber ara kanamalara da yol açabilir.
Miyomlu hastaları doktora gitmeye mecbur eden en önemli bulgu bu kanama bozukluklarıdır. Miyom ile beraber kanamalar o kadar fazla olabilir ki kişi neredeyse saatte bir ped değiştirmek zorunda kalabilir. Bu tür kanamalar yaşayan bir kadın normal günlük aktivitelerinde bulunmak istemeyebilir, myom kadının sosyal yaşantısını da etkileyebilen bir hastalıktır.
Myomda kanamanın nedenleri endometrium yüzeyinin büyümesi, rahimdeki damarlanmanın artması, %50 oranında beraberinde görülen endometrial hiperplazi ve rahim kasılmalarının etkisizliği nedeniyle küçük damar ağızlarının kapanamamasıdır.
Ağrı: Miyomlarda ağrı ender görülen bir belirtidir. Genelde adet kanaması sırasında kramp tarzında olur. Burada önceleri adet kanamaları ağrısız olan kadında birden bire ağrıların olması teşhiste miyomu akla getirmelidir. Sancılı adet görenlerde ise ağrının şiddetinin artması ya da şeklinin değişmesi düşündürücüdür.
Myom çekirdeği sanki yabancı bir cisimmiş gibi davranır ve rahim bu yabancı cismi atmak için kasılır. Kişi bu kasılmaları ağrı olarak hisseder.
İleri derecede büyümüş bir miyom etrafındaki dokulara ve sinirlere baskı yaparak da ağrıya yol açabilir. Burada daha çok bel ağrısı tarzında yakınmalar görülür. Dejenere olan ya da etrafında dönerek kanlanması bozulan miyom ani ve bıçak saplanır tarzda ağrıya yol açabilir.Nadiren adet kanamalarından bağımsız ağrılar olabilir.
Karında şişlik:Miyom büyüdükçe diğer organları iter ve bu da her türlü rahatsızlığa neden olabilir.Mesaneye bası yaparsa sık idrara çıkma, kalın bağırsağın son kısmına bası yaparsa kabızlığa yol açabilir. Karında şişkinlik ve dolgunluk hissi yaratır. Nadiren çok fazla büyüyen miyom idrar yollarında tıkanma ve idrar yapmada güçlük problemi yaratabilir.Yine bağırsaklardaki basıya bağlı bir şekilde gaz problemi görülebilir.
Hormon deformitesi (bozukluğu) belirtileri karın şişliği gibi belirtiler yapabildiği için , karında distansiyon (gerilme) ve şişlik şikayeti olduğunda bir miyom barlığını göz ardı etmemek ve bunun mutlaka hormon deformitesi (bozukluğu) belirtileri olmayacağını da bilerek bir jinekolojik muayeneye başvurmak gerekmektedir.
Miyom tanısı nasıl konur? Ultrasonografinin tanı koymada yeri nedir?
Jinekolojik muayene esnasında en sık fark edilen tümörler myomlardır. Başka bir nedenle karın boşluğunun açıldığı ameliyatlar sırasında da kolaylıkla fark edilebilirler.Ancak pek çok miyom başka bir nedenden dolayı yapılan muayene esnasında şans eseri fark edilir ya da daha sık rastlanılan şekilde hiç bir zaman farkına varılmaz.
Ultrasonografi miyomlardaki en önemli tanı aracıdır. Ultrasonografi ile rahim içinde myomun varlığı,yeri,ebadı ve şekli çok düşük hata oranı ile saptanır.Miyom takiplerinde de ultrasonografi kullanılır.
.Transvaginal ultrasonografi abdominal(karın bölgesinden yapılan) ultrasonografiye göre daha net görüntü vermektedir.
Myomların ayırıcı tanısında normal gebelik, yumurtalık bölgesinde kitle, adenomyozis, rahime ait şekil bozuklukları, komşu organ tümörleri, vajinal kanamaya yol açan diğer durumlar göz önünde bulundurulmalıdır.
11 Mayıs 2011 Çarşamba
Miyom Nedir? Miyomlar Hakkında Bilgi
MİYOM NEDİR? MİYOMLAR HAKKINDA
Miyom, rahimin normal yapısında bulunan ve bu organın kasılmasını sağlayan düz kas dokusundan kaynağını alan iyi huylu kitleye verilen isimdir. Miyon halk arasında miyom için yanlış kullanılan terimdir.
Kimlerde miyom vardır?
Her 100 kadından yaklaşık olarak 15'inde çapı ufak veya büyük, az veya çok sayıda, belirti veren veya vermeyen miyomlara rastlamak olasıdır.
Miyomlar genellikle 30-40 yaş grubu kadınlarda görülür. Ergenlik çağından önce teorik olarak miyomlara rastlamak mümkün olmakla beraber bu duruma nadiren rastlanır. Miyomlar menopoz döneminde vücutta östrojen hormonu salgısının azalmış olmasıyla birlikte gerilemeye geçer ve bu nedenle üreme çağında miyom tanısı konmuş kadınların çoğunda menopoza girdikten belli bir süre sonra miyomların hızla küçüldüğü ve hatta kaybolduğu gözlenmektedir.
Neden miyom olur?
Neden bazı kadınlarda miyom geliştiği, bazılarında ise gelişmediği konusunda yapılan araştırmalar halen devam etmektedir. Siyah ırkta beyaz ırka göre miyom sıklığının 5 kat yüksek olması, aile içinde bir bireyin miyom tanısı alması durumunda (özellikle anne, kız kardeş veya abla gibi birinci derece akrabalarda) diğer bir aile bireyinde miyom görülme sıklığının aile öyküsünde olamayanlara göre daha fazla olması, hastalığın kalıtsal yönünün güçlü olduğunu göstermektedir.
Üreme çağında gelişen miyomların menopozdan sonra hızla gerilemesi de yine miyom gelişiminde östrojen hormonunun oldukça etkili bir rolü olduğunu düşünmeye sebep olmaktadır. Hamilelik çağında artan östrojen hormonu seviyesine bağlı olarak büyüme gösteren miyomların, gebelikten sonra hızla küçülmeye başlaması bu görüşü doğrular niteliktedir.
Miyomlar nasıl şekillerde karşımıza çıkarlar ve nasıl tanımlanırlar?
Miyomlar hemen her durumda kaynak aldıkları rahimin sınırları içerisinde yer alan oluşumlardır. Bir kadının rahiminde yanlızca bir tek miyom bulunabileceği gibi birden çok daha fazla sayıda miyom bir arada bulunabilir. Miyomlar yalnızca 1 cm kadar küçük çapta olabilecekleri gibi çapları 30 santimetreyi geçen miyomlara da rastlanılmaktadır.
Miyomların rahimde yerleştikleri bölge bu kitlelerin yarattığı etkileri ve belirtileri yakından etkiler:
Miyomlar konum itibarıyla en sık rahim düz kas tabakasının içinde gömülü olarak yeralırlar ("intramural"=duvariçi miyomlar). Daha sonra sıklık sırasına göre rahimin dışına doğru büyüyecek şekilde ("subseröz"= rahimin dış kılıfının hemen altında), rahim iç tabakasına doğru büyüyecek şekilde ("submüköz"= rahim içini kaplayan "mukoza" tabakasının hemen altında), veya rahimin yanlarında ("intraligamenter") bulunabilirler.
Miyomlar ne gibi belirtiler yapar?
Miyomlar sıklıkla belirti vermezler ve başka bir nedenle yapılan jinekolojik değerlendirmede tesadüfen saptanırlar. Belirtilere neden olan miyomların yaptığı şikayetler öncelikle rahim içinde bulundukları bölgeye, sonra da büyüklük ve sayılarına bağlıdır. "Submüköz" yer alan çok ufak bir miyom rahim iç tabakasını tahriş ederek düzensiz kanamalara yol açabilirken, "subseröz" yer alan portakal büyüklüğünde bir miyom hiçbir belirti vermeyebilir.
Genel olarak, "submüköz" yer alan miyomların sıklıkla ara kanamalara neden olduğu söylenebilir. Yine bu yerleşimdeki miyomların rahim iç tabakasında etkili oldukları alan ne kadar büyük olursa, gebelikte düşüğe neden olma olasılıkları da o kadar artar.
"İntramural" yerleşimli miyomlar ise sıklıkla adet kanamalarının uzun sürmesi şeklinde belirti verirler. Bu durum, bu miyomların rahim kasılmasınının kanamayı durdurmadaki etkinliğini azaltmasına bağlanabilir.
"Subseröz" miyomlar ufak olduklarında sıklıkla belirti vermezler, ancak çok büyük olduklarında etraf dokularda yaptıkları basıya bağlı belirtiler verebilirler. Örnek olarak öne doğru büyüyen bir miyom idrar torbasına baskı yaparak sık idrara çıkma şikayetlerine neden olabilir. Yine arkaya doğru büyüyen bir miyom kalınbağırsağa baskı yaparak kabızlık şikayetine neden olabilir. Fallop tüplerine bası, bir gebe kalamama nedeni olabilir.
Miyomlarda Bozulma ("Dejenerasyon")
Miyomlar özellikle hızlı büyüdüklerinde kendilerini besleyen kan damarlarının yetersiz kalması sonucu dejenerasyon adı verilen yapısal değişikliklere uğrarlar. Vücutta kanla beslenmesi yetersiz olan her organda olduğu gibi bu durumun miyomlarda oluşması da ani başlayan şiddetli ağrıların hissedilmesine neden olur. Miyomların bozulmasına özellikle gebelik döneminde nispeten sık rastlanır.
Miyomların Kanserleşmesi
Miyomlarda kanserleşmeye çok ender rastlanır. Miyom dokularından gelişen sarkom türü kanserler oldukça kötü seyirli kanserlerdir.
Miyom tanısı nasıl konur?
Miyom tanısı koymak kolaydır. Miyoma özel belirtilerle doktora başvuran bir kadında yapılan jinekolojik değerlendirme (muayene ve ultrasonografi) düşük bir hata payıyla tanı koyulabilmesine olanak sağlamaktadır.
Miyom tanısı konduktan, sonra tedavi için nasıl bir yol izlenir?
Jinekolojik muayenede miyom saptanırsa bu mutlak bir ameliyat gerekçesi değildir ve saptanan miyomların ancak ufak bir yüzdesi için ameliyat gerekebilir.
Genel olarak söylemek gerekirse kadının yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyecek kadar şiddetli belirti veren miyomlar ve kanserleşme eğilimi gösterip göstermediği konusunda emin olunamayan miyomlar için ameliyatla tedaviye başvurulur.
Menopozdan sonra ortaya çıktığı belirlenen miyomlar, kısa bir sürede hızla büyüyen miyomlar, muayenede yumuşama eğilimi saptanan miyomlar ve ilk saptandıklarında çok büyük olan miyomlar için çoğu zaman ameliyat önerilir.
Gebeliğin planlandığı dönemde saptanan miyomlarda, gebelik üzerinde olumsuz etki yapma ihtimalinin yüksek olduğu düşünülüyorsa, miyom veya miyomların gebelik oluşmadan ameliyatla çıkarılmaları uygun bir yaklaşımdır.
Belirti vermeyen ve üstte belirtilen özellikleri taşımayan miyomlarda belli aralıklarla (genellikle 6 ay aralıklarla) yapılan takip sıklıkla yeterli olmaktadır. Takip süresi içerisinde büyümeye veya belirti yapmaya başlayan miyomlarda ameliyat tekrar gündeme gelir.
Tedavi için ne gibi seçenekler vardır?
Miyom nedeniyle tedavi gerektiğinde tedavi yolunu belirleyici en önemli etken çocuk isteğinin hala olup olmadığıdır. Ailesini tamamlamış ve çok sayıda miyomu olan kadınlarda sıklıkla önerilen tedavi türü rahmin tamamiyle alınmasıdır.
Çocuk arzusunun devam etmesi durumunda ise rahim yerinde bırakılır ve miyomlar ameliyatla çıkarılır.
Konuyla ilgili aramalar: myom nedir , miyom tedavisi , miyomlar bitkisel çözüm , myom ameliyatı
Miyom, rahimin normal yapısında bulunan ve bu organın kasılmasını sağlayan düz kas dokusundan kaynağını alan iyi huylu kitleye verilen isimdir. Miyon halk arasında miyom için yanlış kullanılan terimdir.
Kimlerde miyom vardır?
Her 100 kadından yaklaşık olarak 15'inde çapı ufak veya büyük, az veya çok sayıda, belirti veren veya vermeyen miyomlara rastlamak olasıdır.
Miyomlar genellikle 30-40 yaş grubu kadınlarda görülür. Ergenlik çağından önce teorik olarak miyomlara rastlamak mümkün olmakla beraber bu duruma nadiren rastlanır. Miyomlar menopoz döneminde vücutta östrojen hormonu salgısının azalmış olmasıyla birlikte gerilemeye geçer ve bu nedenle üreme çağında miyom tanısı konmuş kadınların çoğunda menopoza girdikten belli bir süre sonra miyomların hızla küçüldüğü ve hatta kaybolduğu gözlenmektedir.
Neden miyom olur?
Neden bazı kadınlarda miyom geliştiği, bazılarında ise gelişmediği konusunda yapılan araştırmalar halen devam etmektedir. Siyah ırkta beyaz ırka göre miyom sıklığının 5 kat yüksek olması, aile içinde bir bireyin miyom tanısı alması durumunda (özellikle anne, kız kardeş veya abla gibi birinci derece akrabalarda) diğer bir aile bireyinde miyom görülme sıklığının aile öyküsünde olamayanlara göre daha fazla olması, hastalığın kalıtsal yönünün güçlü olduğunu göstermektedir.
Üreme çağında gelişen miyomların menopozdan sonra hızla gerilemesi de yine miyom gelişiminde östrojen hormonunun oldukça etkili bir rolü olduğunu düşünmeye sebep olmaktadır. Hamilelik çağında artan östrojen hormonu seviyesine bağlı olarak büyüme gösteren miyomların, gebelikten sonra hızla küçülmeye başlaması bu görüşü doğrular niteliktedir.
Miyomlar nasıl şekillerde karşımıza çıkarlar ve nasıl tanımlanırlar?
Miyomlar hemen her durumda kaynak aldıkları rahimin sınırları içerisinde yer alan oluşumlardır. Bir kadının rahiminde yanlızca bir tek miyom bulunabileceği gibi birden çok daha fazla sayıda miyom bir arada bulunabilir. Miyomlar yalnızca 1 cm kadar küçük çapta olabilecekleri gibi çapları 30 santimetreyi geçen miyomlara da rastlanılmaktadır.
Miyomların rahimde yerleştikleri bölge bu kitlelerin yarattığı etkileri ve belirtileri yakından etkiler:
Miyomlar konum itibarıyla en sık rahim düz kas tabakasının içinde gömülü olarak yeralırlar ("intramural"=duvariçi miyomlar). Daha sonra sıklık sırasına göre rahimin dışına doğru büyüyecek şekilde ("subseröz"= rahimin dış kılıfının hemen altında), rahim iç tabakasına doğru büyüyecek şekilde ("submüköz"= rahim içini kaplayan "mukoza" tabakasının hemen altında), veya rahimin yanlarında ("intraligamenter") bulunabilirler.
Miyomlar ne gibi belirtiler yapar?
Miyomlar sıklıkla belirti vermezler ve başka bir nedenle yapılan jinekolojik değerlendirmede tesadüfen saptanırlar. Belirtilere neden olan miyomların yaptığı şikayetler öncelikle rahim içinde bulundukları bölgeye, sonra da büyüklük ve sayılarına bağlıdır. "Submüköz" yer alan çok ufak bir miyom rahim iç tabakasını tahriş ederek düzensiz kanamalara yol açabilirken, "subseröz" yer alan portakal büyüklüğünde bir miyom hiçbir belirti vermeyebilir.
Genel olarak, "submüköz" yer alan miyomların sıklıkla ara kanamalara neden olduğu söylenebilir. Yine bu yerleşimdeki miyomların rahim iç tabakasında etkili oldukları alan ne kadar büyük olursa, gebelikte düşüğe neden olma olasılıkları da o kadar artar.
"İntramural" yerleşimli miyomlar ise sıklıkla adet kanamalarının uzun sürmesi şeklinde belirti verirler. Bu durum, bu miyomların rahim kasılmasınının kanamayı durdurmadaki etkinliğini azaltmasına bağlanabilir.
"Subseröz" miyomlar ufak olduklarında sıklıkla belirti vermezler, ancak çok büyük olduklarında etraf dokularda yaptıkları basıya bağlı belirtiler verebilirler. Örnek olarak öne doğru büyüyen bir miyom idrar torbasına baskı yaparak sık idrara çıkma şikayetlerine neden olabilir. Yine arkaya doğru büyüyen bir miyom kalınbağırsağa baskı yaparak kabızlık şikayetine neden olabilir. Fallop tüplerine bası, bir gebe kalamama nedeni olabilir.
Miyomlarda Bozulma ("Dejenerasyon")
Miyomlar özellikle hızlı büyüdüklerinde kendilerini besleyen kan damarlarının yetersiz kalması sonucu dejenerasyon adı verilen yapısal değişikliklere uğrarlar. Vücutta kanla beslenmesi yetersiz olan her organda olduğu gibi bu durumun miyomlarda oluşması da ani başlayan şiddetli ağrıların hissedilmesine neden olur. Miyomların bozulmasına özellikle gebelik döneminde nispeten sık rastlanır.
Miyomların Kanserleşmesi
Miyomlarda kanserleşmeye çok ender rastlanır. Miyom dokularından gelişen sarkom türü kanserler oldukça kötü seyirli kanserlerdir.
Miyom tanısı nasıl konur?
Miyom tanısı koymak kolaydır. Miyoma özel belirtilerle doktora başvuran bir kadında yapılan jinekolojik değerlendirme (muayene ve ultrasonografi) düşük bir hata payıyla tanı koyulabilmesine olanak sağlamaktadır.
Miyom tanısı konduktan, sonra tedavi için nasıl bir yol izlenir?
Jinekolojik muayenede miyom saptanırsa bu mutlak bir ameliyat gerekçesi değildir ve saptanan miyomların ancak ufak bir yüzdesi için ameliyat gerekebilir.
Genel olarak söylemek gerekirse kadının yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyecek kadar şiddetli belirti veren miyomlar ve kanserleşme eğilimi gösterip göstermediği konusunda emin olunamayan miyomlar için ameliyatla tedaviye başvurulur.
Menopozdan sonra ortaya çıktığı belirlenen miyomlar, kısa bir sürede hızla büyüyen miyomlar, muayenede yumuşama eğilimi saptanan miyomlar ve ilk saptandıklarında çok büyük olan miyomlar için çoğu zaman ameliyat önerilir.
Gebeliğin planlandığı dönemde saptanan miyomlarda, gebelik üzerinde olumsuz etki yapma ihtimalinin yüksek olduğu düşünülüyorsa, miyom veya miyomların gebelik oluşmadan ameliyatla çıkarılmaları uygun bir yaklaşımdır.
Belirti vermeyen ve üstte belirtilen özellikleri taşımayan miyomlarda belli aralıklarla (genellikle 6 ay aralıklarla) yapılan takip sıklıkla yeterli olmaktadır. Takip süresi içerisinde büyümeye veya belirti yapmaya başlayan miyomlarda ameliyat tekrar gündeme gelir.
Tedavi için ne gibi seçenekler vardır?
Miyom nedeniyle tedavi gerektiğinde tedavi yolunu belirleyici en önemli etken çocuk isteğinin hala olup olmadığıdır. Ailesini tamamlamış ve çok sayıda miyomu olan kadınlarda sıklıkla önerilen tedavi türü rahmin tamamiyle alınmasıdır.
Çocuk arzusunun devam etmesi durumunda ise rahim yerinde bırakılır ve miyomlar ameliyatla çıkarılır.
Konuyla ilgili aramalar: myom nedir , miyom tedavisi , miyomlar bitkisel çözüm , myom ameliyatı
22 Ağustos 2010 Pazar
Miyomlar, Miyom Oluşma Nedenleri ve Miyom Türleri
Miyom (Kist)
Tıbbi olarak fibroid, leiomyoma,myom adı da verilen miyomlar düz kas ve bağ dokusu içeren iyi huylu (kanser olmayan) kitlelerdir.Sıklıkla ur olarak tanımlanır. Büyüklükleri toplu iğne başından karpuz büyüklüğüne kadar değişkenlik gösterir.Genellikle çok yavaş büyürler.
Tek bir tane olabileceği gibi sayılamayacak kadar çok da olabilir.Her bir miyom kitlesine miyom çekirdeği (nüvesi) adı verilir.Genelde birden fazla sayıda olma eğilimindedir.
Hemen her zaman iyi huylu olması ve kansere dönme olasılığının ihmal edilecek kadar düşük olması en önemli özelliğidir. Hastaların %75'i kendisinde miyom olduğundan dahi habersizidir. Görülme oranı %20-25’dir. Büyüklüklerinin çok değişken olması nedeni ile bu oranın aslında gerçeği yansıtmadığı, dikkatli bir inceleme yapılacak olursa miyom görülme sıklığının daha yüksek olduğu bilinmektedir.
Miyomlar sıklıkla 30-40 yaşlar arasında ortaya çıkar ve hormon tedavisi almayanlarda menopoz sonrası küçülür. Ergenlik öncesi görülmesi son derece nadirdir.
Myomlar genelde birden fazla sayıda olma eğilimindedirler. Bazen tek bir myom nüvesi belirgin derecede büyüyebilir ve çok büyük boyutlara ulaşabilir. Bu gibi hastalarda da büyük olasılıkla bir kaç milimetrelik bile olsa başka myom nüveleri de mevcuttur.
Neden bazı kadınlarda miyom gelişip diğerlerinde gelişmediği konusunda yapılan çalışmalar halen devam etmektedir. Siyah ırkta beyaz ırka göre miyom sıklığının 5 kat yüksek olması, aile içinde bir bireyin miyom tanısı alması durumunda (özellikle anne, kız kardeş veya abla gibi birinci derece akrabalarda) diğer bir aile bireyinde miyom görülme sıklığının artması, hastalığın kalıtsal yönünün güçlü olduğunu göstermektedir.
Miyomların oluşma nedenleri nedir?
En sık görülen kitle olmasına rağmen miyomların neden ve nasıl ortaya çıktığı açıklanamamıştır. Bazı kadınlarda hiç görülmez iken bazı kadınlarda sürekli yeni miyomların çıkma nedeni de belirsizdir.
ü Ergenlik öncesinde vücut henüz östrojen salgılamazken görülmezler.
ü Yüksek doz östrojen içeren doğum kontrol hapları gibi ilaçların etkisi ile büyürler. Düşük doz doğum kontrol haplarının böyle etkisi yoktur.
ü Vücudun fazla miktarda östrojen ürettiği gebelik esnasında hızlı büyüme gösterirler.
ü Östrojenin azaldığı ve hatta tamamen yok olduğu menopoz sonrası dönemde küçülürler.
ü Menopoz sonrası yeni miyom çıkması son derece nadirdir.
ü Dışarıdan östrojen tedavisi alan kadınlarda büyürler.
Miyomlar yüksek düzeyde östrojen bulunduran kadınlarda gelişse de laboratuvar bulguları myomu olan kadınların birçoğunda östrojen düzeylerinin normal olduğunu göstermektedir. Bu nedenle myom gelişiminde büyük olasılıkla östrojen tek sorumlu değildir.
Bazı çalışmacılar progesteron'un da myom gelişiminde rolü olduğunu ileri sürmektedirler. Progesteron ile tedavi edilmiş kadınlardan çıkartılan myomlarda daha fazla sayıda hücre bulunduğunu ve bazı hastalarda progesteronu bloke eden ilaçlar kullanıldığında myomların küçüldüğünü göstermektedir. Bu bulgulara rağmen myom ile progesteron arasındaki ilişki açık değildir.
Bazı çalışmacılar progesteron'un da myom gelişiminde rolü olduğunu ileri sürmektedirler. Progesteron ile tedavi edilmiş kadınlardan çıkartılan myomlarda daha fazla sayıda hücre bulunduğunu ve bazı hastalarda progesteronu bloke eden ilaçlar kullanıldığında myomların küçüldüğünü göstermektedir. Bu bulgulara rağmen myom ile progesteron arasındaki ilişki açık değildir.
Miyomların türleri nedir?
Miyomlar lokalizasyonlarına bağlı olarak değişik türde şikayetler yaratırlar. Bu nedenle de rahimde yerleştikleri yerlere göre sınıflandırılırlar;
Submuköz Miyom: Hemen rahimin içini döşeyen endometrium tabakasının altında yerleşmiştir. Büyüdükçe endometriumu içeri doğru iter. Bu itilme adet düzensizliklerine neden olabilir.Bir süre sonra miyom rahim boşluğuna doğru büyümeye başlar ve orijinal yerine ince bir sap ile bağlı kalır. Büyümeye yada sarkmaya devam eder ise rahimden dışarıya sarkabilir.Miyom hareket ettikçe sapının etrafında dönebilir ve adet aralarında kanamaya neden olabilir. Bu tür miyomlarda enfeksiyon da ortaya çıkabilir.
İntramural Miyom: Rahimi oluşturan kas tabakasının içinde yer alan miyomlardır. Miyom nüvesi büyüdükçe rahim de büyür.
Subseröz Miyom: Rahimin dış yüzünden köken alan ve dışarı doğru büyüyen miyomlardır. Genelde kanama problemi yaratmaz.
Saplı Myom: Herhangi bir subseröz ya da submüköz myom büyümeye devam edip de rahim ile bağlantısı sadece ince bir bağ ile sağlanır ise bu durumda saplı miyomdan söz edilir.Eğer myom kendi etrafında döner ise sapı yani dolayısı ile kan bağlantısı da bozulur ve myom nüvesinde dejenerasyon meydana gelir.
İnterligamentöz Myom: Rahimi yerinde tutan ve ligaman adı verilen bağların arasında gelişen tümörlerdir.Bunların cerrahi ile çıkartılması son derece güçtür.
Paraziter Myom: Büyüyen miyom nüvesi başka bir organa yanaşıp buna yapışırsa bir süre sonra rahim ile arasındaki bağlantı kopabilir ve miyom yeni bağlandığı dokudan beslenmeye başlayabilir. Bu durumda parazitik myomdan söz edilir.
Gerçekçi olmak gerekirse myomların hemen hepsi aslında birden fazla anatomik lokalizasyonda bulunur. Örneğin miyomun büyük bir kısmı intramural olmasına rağmen submüköz veya subseröz komponenti de vardır. Bu durumun istisnası saplı subseröz myomlardır.
Submuköz Miyom: Hemen rahimin içini döşeyen endometrium tabakasının altında yerleşmiştir. Büyüdükçe endometriumu içeri doğru iter. Bu itilme adet düzensizliklerine neden olabilir.Bir süre sonra miyom rahim boşluğuna doğru büyümeye başlar ve orijinal yerine ince bir sap ile bağlı kalır. Büyümeye yada sarkmaya devam eder ise rahimden dışarıya sarkabilir.Miyom hareket ettikçe sapının etrafında dönebilir ve adet aralarında kanamaya neden olabilir. Bu tür miyomlarda enfeksiyon da ortaya çıkabilir.
İntramural Miyom: Rahimi oluşturan kas tabakasının içinde yer alan miyomlardır. Miyom nüvesi büyüdükçe rahim de büyür.
Subseröz Miyom: Rahimin dış yüzünden köken alan ve dışarı doğru büyüyen miyomlardır. Genelde kanama problemi yaratmaz.
Saplı Myom: Herhangi bir subseröz ya da submüköz myom büyümeye devam edip de rahim ile bağlantısı sadece ince bir bağ ile sağlanır ise bu durumda saplı miyomdan söz edilir.Eğer myom kendi etrafında döner ise sapı yani dolayısı ile kan bağlantısı da bozulur ve myom nüvesinde dejenerasyon meydana gelir.
İnterligamentöz Myom: Rahimi yerinde tutan ve ligaman adı verilen bağların arasında gelişen tümörlerdir.Bunların cerrahi ile çıkartılması son derece güçtür.
Paraziter Myom: Büyüyen miyom nüvesi başka bir organa yanaşıp buna yapışırsa bir süre sonra rahim ile arasındaki bağlantı kopabilir ve miyom yeni bağlandığı dokudan beslenmeye başlayabilir. Bu durumda parazitik myomdan söz edilir.
Gerçekçi olmak gerekirse myomların hemen hepsi aslında birden fazla anatomik lokalizasyonda bulunur. Örneğin miyomun büyük bir kısmı intramural olmasına rağmen submüköz veya subseröz komponenti de vardır. Bu durumun istisnası saplı subseröz myomlardır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)