miyom türleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
miyom türleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Mayıs 2011 Pazar

Miyomektomi Nedir? Miyom Çıkarılması


MİYOM ÇIKARILMASI (MİYOMEKTOMİ)
Bu konuyu daha iyi anlayabilmek için miyom konusunu mutlaka okumalısınız.

Miyom konusun­da belirtildiği üzere miyomlar rahim kasın­dan kaynaklanan hemen  tümü selim tabiyatlı oluşumlardır­. Özellikle 35 yaşın­dan itibaren  kadınların önemli bir kısmın­da hassas yöntemler kullanılarak (vajinal ultrasonografi) yapılan incelemelerde bir veya birden  fazla miyom saptana­bilir­.

Bu yazı­nın amacı miyomların hangi durumda çıkarılma­sı gerektiği­ni anlamanıza yardımcı olmak ve ameliyat tekniği konusun­da bilgi sahibi olmanızı sağlamaktır­.

Ne tür durumlar­da Miyomlar Çıkarılmalıdır?
Miyomlar nispeten  sık görülürler ve çoğu durumda yapılma­sı gereken  bu oluşumların büyüyüp büyümediği­nin belirlenme­si için düzenli şekil­de yapılan takiplerdir­. Yani miyomların çok az bir kısmı için ameliyat gerekir­.

Genel olarak söylemek gerekirse miyomlar kadı­nın günlük hayatını olumsuz yönde etkiliyorsa veya rahimde saptanan kitlenin miyom olduğun­dan emin olunamıyorsa (miyom sanılan kitlelerin çok ufak bir yüzdesi gerçekte kötü huylu bir tümör olabilmektedir) ameliyat yoluna gidilme­si tercih edilir­.

Miyomların ilaçla tedavi edilebilir mi?
Miyomlar östrojen  hormonu etkisiyle büyüyen  kitlelerdir­. Vücu t­ta östrojen  hormonu salgısını durduran ilaçlar (Geçici menopoza sokan "GnRH analogları") miyom boyutların­da küçülmeye neden  olurlar. İlaç tedavisi kesildikten  belli bir süre sonra miyomlar tekrar büyürler. Özellikle endometriyozis tedavisinde kullanılan bu ilaçlar kadını östrojen  hormonunun eksilmesine bağlı meydana gelen risklerle baş başa bıraktıkların­dan yalnızca kısıtlı bir süre için kullanıla­bilirler. Günümüzde miyom tedavisinde bu ilaçların tek kullanım alanı büyük miyomlara uygulanacak ameliyattan önce miyom boyutlarını küçülterek ameliyat riskleri­ni azaltmaktır­.

Miyomların kendiliğinden  küçülme­si mümkün müdür?
Miyomlar östrojen  hormonuna bağımlı oluşumlardır­. bu sebepten  dolayı östrojen  salgısı­nın azaldığı menopoz sürecinde miyomların çoğu küçülürler ve ha t­ta ortadan kalka­bilirler.

Ayrıntılı olarak incelenecek olursa aşağıdaki durumlar ameliyat gerekliliği oluştururlar:

Miyom veya miyomların düzensiz kanamalara neden  olması:
Düzensiz kanamadan ötürü yapılan jinekolojik muayenede saptanan miyomların kanama düzensizliği­nin nedeni olduğu düşünüldüğünde bu miyomların ameliyat ile çıkarılma­sı tercih edilir­. Özellikle "submüköz" adı verilen  rahim iç tabakasına yakın komşulukta yer alan miyomlar adet kanaması­nın uzun sürmesi, ara kanama, lekelenme tarzın­da kanama gibi sorunlara neden  ola­bilirler. "İntramural" adı verilen  rahim kası içine gömülü miyomlar ise genel olarak adet kanaması­nın uzun sürmesine neden  olurlarken  "subseröz" cinste olanlar genel olarak kanama bozukluğuna neden  olmazlar.

Miyom veya miyomların komşu organlara bası yaparak bu organların işlevleri­ni olumsuz yönde etkilemesi:

Özellikle büyük miyomlar rahimle yakın komşulukta bulunan idrar yolları­nın veya bağırsakların işlevleri­ni olumsuz yönde etkileye­bilirler:

İdrar torbasına bası yapan miyomlar sık idrara çıkma, bazen  idrar tutamama veya idrar yapamama şikayeti yapa­bilirler. Çok büyük miyomlar rahimin her iki yanın­da sağlı sollu seyreden  idrar kanallarına bası yaparak böbreklerden  idrar torbasına idrar akışını engelleye­bilirler. Çok ender görülmesine karşın bu durum böbrek işlevleri­nin kalıcı olarak hasar görmesine neden  olan ciddi bir haldir­.

Bağırsaklara ve öncelikle de kalın bağırsağa bası olma­sı durumun­da dışkılama işlevi olumsuz etkilenebilir­.

Rahimdeki kitlenin gerçekten  miyom olup olmadığı konusun­da şüphe duyulması:

Özellikle büyük ebatlara ulaşan miyomlar veya yapılan seri takiplerde hızlı büyüdüğü görülen  miyomlar kötü huylu olabilmeleri nedeniyle ameliyat ile çıkarılırlar. Patolojik inceleme kesin tanıyı koyar.

Miyomların ağrıya neden  olması:
Pelvik ağrı nedeniyle yapılan jinekolojik muayenede miyomların ağrı­nın nedeni olduğu düşünüldüğünde ameliyat tercih edilir:

Miyomlar çevre dokulardaki sinir uçlarına veya çevre organlara bası yaparak rahatsız edici ağrılara neden  ola­bilirler. Bu ağrılar adet sancısı şeklinde olabileceği gibi adet döngüsünün her gününde sürekli var olan ağrılar şeklinde ola­bilir­.

Miyomların ağrıya neden  olduğu durumlar­dan biri de bozulma ("dejenerasyon") adı verilen  durumdur. Miyomun hızla büyümesiyle ortaya çıkabildiği gibi bazen  ufak miyomlar da bozulma belirtilerine neden  ola­bilirler. Miyomu besleyen  damarın nispi yetersizliğine bağlı bir şekilde meydana gelen bu durumda bazen  karın içi organlar­da ciddi bir durum (apandisit, iç kanama gibi) düşündürecek belirti ve bulgular ortaya çıkma­sı doktorun acil ameliyat kararı vermesi­ni gerektirebilir­.

Özellikle rahimağzına yakın yerleşimli "submüköz" miyomlar bazen  vücut tarafın­dan rahimağzın­dan dışarı atılmaya çalışılırlar. Rahim bu durumu şiddetli kasılarak ve rahimağzı da açılarak sağlamaya çalışır ve bu süreçte meydana gelen şiddetli ağrılar miyomun ameliyat ile vajinal yoldan çıkarılmasını gerektirir­.

Miyomların Gebelik sürecinde Sorun Yaratma Olasılığı­nın Varlığı:
Miyomlar çok ender durumlar­da bir gebe kalamama nedeni olurlar. Bunun yanın­da özellikle çok sayıda olan, "submüköz" yerleşimli miyomlar tekrarlayan düşüklere, erken  doğuma, plasentanın erken  ayrılma­sı gibi sorunlara neden  ola­bilirler. Yine gebelik sürecinde artan östrojen  hormonunun etkisiyle tümüyle risksiz gözüken  bir miyom büyüyerek çeşitli sorunların ortaya çıkmasına neden  ola­bilir (gebelik ve miyomlar). bu sebepten  dolayı bazı durumlar­da miyomun gebelik başlamadan önce çıkarılma önerisi sunula­bilir­.

Ne tür durumlar­da Miyomların Çıkarılma­sı Yerine Rahimin Tümüyle Alınma­sı Tercih Edilir?

Rahimin gebelik sürecinde büyüyen  bebeği barındırmak dışın­da bilinen  bir işlevi yoktur. bu sebepten  dolayı ailesi­ni tamamlamış bir kadın­da miyomların çıkarılma­sı yerine rahimin tümüyle alınma­sı önerile­bilir­. Bu öneri kadınların çoğuna antipatik gelse de kadı­nın rahimin alınmasıyla ileri yaşlar­da gelişme­si muhtemel iki kanser türünden  (rahim kanseri ve rahimağzı kanseri) tümüyle kurtulmuş olması­nın getireceği avantajlar gözardı edilmemelidir­.

Bu aşamada özellikle tekrar vurgulanma­sı gereken  nokta halk arasın­da rahimin alınması­nın menopoza girmiş olmakla eşdeğerli olduğu düşüncesi­nin kesinlikle yanlış olduğudur. Menopoza girişi belirleyen  adet kanamaları­nın kesilme­si değil, yumurtalık işlevleri­nin durmasıdır­. Menopozda adet kanamaları­nın kesilmesi­nin nedeni rahim iç tabakasını her ay geliştiren  ve adet döngüsü sonun­da kanamayla dökülmesi­ni sağlayan yumurtalık hormonları­nın salgısı­nın durmuş olmasıdır­. Rahimi alınmış bir kadın operasyon esnasın­da yumurtalıkları bırakılmışsa (40-45 yaşın­dan önce rahim alınma­sı durumun­da genel olarak yumurtalıkların bırakılma­sı tercih edilir) adet kanamaları kesilecek, doğal menopoz yaşı gelene kadar yumurtalık hormonları salgılarına devam edecektir­.

Miyomlar Nasıl Çıkarılır?
Genel olarak söylemek gerekirse miyomların hangi teknikle çıkarılacağı­nın temel belirleyicisi miyomun büyüklüğü ve rahim içindeki konumudur.

Tümüyle "submüköz" yerleşmiş bir miyom histeroskopi adı verilen  teknikle rahim içine vajinadan özel aletlerle girilerek çıkarıla­bilir­.

Çok sayıda olan, rahim içine gömülü veya rahim dışın­da doğru büyüyen  miyomların genel olarak karın açılarak yani "açık ameliyat" ile (laparotomi) çıkarılma­sı önerilir­. Uygun durumlar­da aynı işlem laparoskopi yoluyla da gerçekleştirile­bilir­.

Miyomlar genel olarak içerdikleri kapsül adı verilen  dış kılıf aracılığıyla sağlam dokudan net sınırlarla ayrılmış kitlelerdir ve ameliyat esnasın­da rahim dokusuna yapılan kesi­nin içinden  girilerek dış kılıflarıyla beraber tamamiyle çıkarıla­bilirler.

Sezaryan Esnasın­da Miyom Çıkarılması

Gebelik sürecinde artan östrojen  hormonları sebepli oluştuğu bilinen  bir miyomun büyüme­si veya yeni miyomların oluşma­sı olanaklıdır. bu sebepten  dolayı sezaryan ameliyatı esnasın­da miyomlara nispeten  sık rastlanır­.

Miyomların rahim içinde derinde gömülü olduğu durumlar­da miyoma ulaşmak amaçlı rahim kasına yapılan kesi gebelik sürecinde ciddi kanamalara neden  olabilmektedir­. bu sebepten  dolayı yüzeyel yerleşimli veya küçük bir sapla rahime bağlı miyomlar hariç sezaryan esnasın­da miyom çıkarılma­sı önerilmemektedir. Gebelik süreci bittikten  sonra büyüyen  miyomların hemen  tümünde bir küçülme eğilimi olma­sı da sezaryan esnasın­da miyomların çıkarılmasını gereksiz kılan diğer bir etkendir­.

Miyom Çıkarılma Ameliyatı­nın Riskleri Nelerdir?
Miyom çıkarılma ameliyatları genel anestezi altın­da uygulanan ameliyatlardır­. bu sebepten  dolayı genel anesteziye bağlı oluşma­sı muhtemel riskler bu ameliya t­ta da ortaya çıka­bilir­. Dikkatli bir ön değerlendirme ve tecrübeli bir doktor tarafın­dan verilen  anestezi bu riskleri çok azaltır­.

Miyom çıkarılma ameliyatları "kanlı" ameliyatlardır­. Bir veya birkaç miyomun çıkarıldığı kısa süren  ameliyatlar­da kanama miktarı fazla değilken  özellikle aynı seansta çok sayıda miyomun çıkarıldığı ameliyatlar, her miyomu çıkartmak için rahime ayrı bir kesi uygulanmasını gerektirme­si nedeniyle önemli kan kayıplarına neden  ola­bilir­. Miyomların hızlı bir şekil­de çıkarılması, rahime uygulanan kesi sayısı­nın en  azda tutulma­sı ve gerekli durumlar­da kan nakli yapmak için ameliyattan önce birkaç ünite kanın hazırlanma­sı kan kaybına bağlı oluşma­sı muhtemel riskleri en  aza indirir­.

Karın­dan uygulanan jinekolojik ameliyatların tümünde genital organlar­da yapışıklık oluşma riski vardır­. Bu yapışıklıklar yumurtalık ve tüpler etrafın­da oldukların­da bu organların işlevleri­ni olumsuz yönde etkileyerek gebe kalamama veya zor gebe kalma nedeni ola­bilirler. Ameliyatın kısa zaman­da tamamlanması, yapışıklığı en  aza indirmek için ek bazı önlemler alınmasıyla bu risk azaltılabilmekle beraber ameliyat laparoskopi gibi çok az yapışıklık oluşumuna neden  olan bir yöntem kullanılsa dahi yapışıklık oluşumunu tümüyle önlemek mümkün değildir­.

Özellikle çok sayıda ve büyük miyomların çıkarıldığı veya miyomların rahimağzı bölgesi gibi çıkarılma­sı zor bölgelere yerleştiği sorunlu ameliyatlar esnasın­da rahimin bırakılma­sı mümkün olmaya­bilir­. Bu durum bir veya birkaç miyomu olan bir kadın­da çok çok ender görülen  bir haldir­.

Miyom çıkarılma­sı için kullanılan teknik ameliyata bağlı riskleri etkileyen  diğer bir haldir­. Açık ameliyat ile yani karın­dan girilerek yapılan ameliyatlar­da bu yöntemin getirdiği riskler, laparoskopi ile yani ince borularla karını açmadan kamera yoluyla uygulanan ameliyatlar­da da bu yöntemin getirdiği riskler mevcuttur. Uygun bir ameliyat tekniği kullanıldığın­da ameliyat tekniği­nin kendisine bağlı riskler çok ender olarak ortaya çıkar.

Miyom çıkarılırken  herhangi bir aşamada rahim iç tabakası­nın bütünlüğünün bozulma­sı ileride yaşanacak gebelikte doğumun sezaryanla gerçekleştirilmesi­ni gerektirir­. Bunun nedeni rahimin doğum kasılmaları esnasın­da miyomu çıkartmak için rahim kasına uygulanan kesi bölgesinden  yırtılma olasılığı­nın bulunmasıdır­. Ne kadar iyi bir ameliyat tekniği kullanılırsa kullanılsın ve kesi ne kadar iyi tamir edilirse edilsin bu durumun temel belirleyicisi miyomun rahim iç tabakasına yakınlığıdır­. "Submüköz" adı verilen  tipteki miyomların çoğun­da bu durum kaçınılmaz olarak ortaya çıkar.

Özetle söylenecek olursa modern aletler ve güncel bir ameliyat ve anestezi yöntemi kullanılarak yapılan bir operasyonun başarıya ulaşma olasılığı çok yüksektir­.

Ameliyat Sonrasın­da Tekrar Miyom Oluşur Mu?

Miyom genetik özelliklerle yakın­dan ilgili bir olaydır­. Miyomu olan bir kadı­nın rahimi alınmadığı sürece yeniden  miyom oluştura­bilir­. Bu fakat çok ender durumlar­da ameliyat esnasın­da kitlelerin tümüyle çıkarılmamış olmasıyla ilgilidir­.

Konuyla ilgili aramalar: myom nasıl çıkarılır , myom nedir , miyomlar nasıl çıkarılır

kaynak : doktornevra

13 Mayıs 2011 Cuma

Miyomların Belirtileri, Miyom Tanısı


Miyomlar genelde belirti göstermezler, miyomu olan kadınların %75’i miyomun varlığın­dan haberdar değildir­. genelde başka bir nedenle yapılan jinekolojik değerlendirmede tesadüfen  saptanırlar. Belirtilere neden  olan miyomların yaptığı şikayetler rahim içinde bulundukları yere, büyüklük ve sayılarına bağlıdır­.

* Submüköz yer alan 2 santim ebadındaki bir miyom rahim iç tabakasını tahriş ederek düzensiz kanamalara yol aça­bilirken, subseröz yer alan greyfurt büyüklüğünde bir miyom hiç bir belirti vermeyebilir­.

* Genel olarak, submüköz yer alan myomların genelde ara kanamalara neden  olduğu söylenebilir­. Yine bu yerleşimdeki myomların rahim iç tabakasında etkili oldukları alan ne kadar büyükse olası bir gebelikte düşüğe neden  olma olasılıkları da o kadar artar.

* İntramural yerleşimli miyomlar ise genelde adet kanamaları­nın uzun sürmesi şeklinde belirti verirler. Bunun nedeni intramural miyomların rahim kasılması­nın kanamayı durdurmadaki etkinliği­ni azaltmasına bağlana­bilir­.

* Rahmin dış yüzünde yer alan subseröz miyomlar ufak oldukları için genelde belirti göstermezler, fakat çok büyük olduklarında etraf dokularda yaptıkları basıya bağlı belirtiler vere­bilirler. Öne doğru büyüyen  bir miyom idrar torbasına baskı yaparak sık idrara çıkma şikayetlerine neden  ola­bilir­. Arkaya doğru büyüyen  bir miyom kalın bağırsağa baskı yaparak kabızlık,maka t­ta dolgunluk hissi şikayetine neden  ola­bilir­.Bel ağrısı yarata­bilir­. Fallop tüplerine bası, bir gebe kalamama nedeni ola­bilir­.


Myomların en  sık görülen  belirtileri nelerdir?
Miyomların çoğu belirti vermemesine rağmen  % 25 vakada bazı şikayetler yaratır­.Bunlar­dan en  sık görüleni aşırı ve anormal vajinal kanama, ağrı ve karın şişliğidir­.

Adet düzensizliği,fazla kanama: Myomlu kadınların yaklaşık % 25-30'unda adet kanamaları normalden  fazla olur. Fazla kanamaya yol açan submüköz tipte miyomlardır­.Miyomun ebadı büyüdükçe rahim iç tabakasını dokusunu iter ve dolayısı ile bu dokunun yüzölçümü artar. Kanamaya müsait alan fazla olduğuiçin kanamanın miktarı da artar.Başlangıçta kanamanın süresi değişmez iken  yalnızca kaybedilen  kanın miktarı fazlalaşır, sonra yavaş yavaş süre de uzamaya başlar. Bu fazla kanamalar bir süre sonra kansızlığa neden  olur.Bazı myom türleri ise kanama fazlalığı ile beraber ara kanamalara da yol aça­bilir­.

Miyomlu hastaları doktora gitmeye mecbur eden  en  önemli bulgu bu kanama bozukluklarıdır­. Miyom ile beraber kanamalar o kadar fazla ola­bilir ki kişi neredeyse saatte bir ped değiştirmek zorunda kala­bilir­. Bu tür kanamalar yaşayan bir kadın normal günlük aktivitelerinde bulunmak istemeyebilir, myom kadı­nın sosyal yaşantısını da etkileyebilen  bir hastalıktır­.

Myomda kanamanın nedenleri endometrium yüzeyi­nin büyümesi, rahimdeki damarlanmanın artması, %50 oranında beraberinde görülen  endometrial hiperplazi ve rahim kasılmaları­nın etkisizliği nedeniyle küçük damar ağızları­nın kapanamamasıdır­.

Ağrı: Miyomlarda ağrı ender görülen  bir belirtidir­. Genel­de adet kanaması sırasında kramp tarzında olur. Burada önceleri adet kanamaları ağrısız olan kadında birden  bire ağrıların olması teşhiste miyomu akla getirmelidir­. Sancılı adet görenlerde ise ağrı­nın şiddeti­nin artması ya da şekli­nin değişmesi düşündürücüdür.

Myom çekirdeği sanki yabancı bir cisimmiş gibi davranır ve rahim bu yabancı cismi atmak için kasılır­. Kişi bu kasılmaları ağrı olarak hisseder.

İleri derecede büyümüş bir miyom etrafındaki dokulara ve sinirlere baskı yaparak da ağrıya yol aça­bilir­. Burada daha çok bel ağrısı tarzında yakınmalar görülür. Dejenere olan ya da etrafında dönerek kanlanması bozulan miyom ani ve bıçak saplanır tarzda ağrıya yol aça­bilir­.Nadiren  adet kanamaların­dan bağımsız ağrılar ola­bilir­.

Karında şişlik:Miyom büyüdükçe diğer organları iter ve bu da her türlü rahatsızlığa neden  ola­bilir­.Mesaneye bası yaparsa sık idrara çıkma, kalın bağırsağın son kısmına bası yaparsa kabızlığa yol aça­bilir­. Karında şişkinlik ve dolgunluk hissi yaratır­. Nadiren  çok fazla büyüyen  miyom idrar yollarında tıkanma ve idrar yapmada güçlük problemi yarata­bilir­.Yine bağırsaklardaki basıya bağlı bir şekilde gaz problemi görüle­bilir­.

Hormon deformitesi (bozukluğu) belirtileri karın şişliği gibi belirtiler yapabildiği için , karında distansiyon (gerilme) ve şişlik şikayeti olduğunda bir miyom barlığını göz ardı etmemek ve bunun mutlaka hormon deformitesi (bozukluğu) belirtileri olmayacağını da bilerek bir jinekolojik muayeneye başvurmak gerekmektedir­.

Miyom tanısı nasıl konur? Ultrasonografinin tanı koymada yeri nedir?
Jinekolojik muayene esnasında en  sık fark edilen  tümörler myomlardır­. Başka bir nedenle karın boşluğunun açıldığı ameliyatlar sırasında da kolaylıkla fark edile­bilirler.Ancak pek çok miyom başka bir nedenden  dolayı yapılan muayene esnasında şans eseri fark edilir ya da daha sık rastlanılan şekil­de hiç bir zaman farkına varılmaz.

Ultrasonografi miyomlardaki en  önemli tanı aracıdır­. Ultrasonografi ile rahim içinde myomun varlığı,yeri,ebadı ve şekli çok düşük hata oranı ile saptanır­.Miyom takiplerinde de ultrasonografi kullanılır­.

.Transvaginal ultrasonografi abdominal(karın bölgesinden  yapılan) ultrasonografiye göre daha net görüntü vermektedir­.

Myomların ayırıcı tanısında normal gebelik, yumurtalık bölgesinde kitle, adenomyozis, rahime ait şekil bozuklukları, komşu organ tümörleri, vajinal kanamaya yol açan diğer durumlar göz önünde bulundurulmalıdır­.

11 Mayıs 2011 Çarşamba

Miyom Nedir? Miyomlar Hakkında Bilgi


MİYOM NEDİR? MİYOMLAR HAKKINDA

Miyom, rahimin normal yapısında bulunan ve bu organın kasılması­nı sağlayan düz kas dokusundan kaynağını alan iyi huylu kitleye verilen isim­dir. Miyon halk arasında miyom için yanlış kullanılan terimdir.

Kimlerde miyom vardır?
Her 100 kadından yaklaşık ola­rak 15'inde çapı ufak veya büyük, az veya çok sayıda, belirti veren veya vermeyen miyomlara rastlamak olası­dır.

Miyomlar genellikle 30-40 yaş grubu kadınlar­da görülür. Ergenlik çağından önce teorik olarak miyomlara rastlamak mümkün olmakla beraber bu duruma nadi­ren rastlanır. Miyomlar menopoz döneminde vücutta östrojen hormonu salgısının azalmış olmasıyla birlikte gerilemeye geçer ve bu neden­le üreme çağında miyom tanısı konmuş kadınların çoğunda menopoza girdikten belli bir süre sonra miyomların hızla küçüldü­ğü ve hatta kaybolduğu gözlenmektedir.

Neden miyom olur?
Neden bazı kadınlarda miyom geliştiği, bazılarında ise gelişmedi­ği konusunda yapılan araştırmalar halen devam etmektedir. Siyah ırkta beyaz ırka göre miyom sıklığı­nın 5 kat yüksek olması, aile içinde bir bireyin miyom tanısı alması durumunda (özellikle anne, kız kar­deş veya abla gibi birinci derece akrabalarda) diğer bir aile bireyinde miyom görülme sıklığının aile öyküsünde olamayan­lara göre daha fazla olması, hastalığın kalıtsal yönünün güçlü olduğunu göstermektedir.

Üreme çağında gelişen miyomların menopoz­dan sonra hızla gerilemesi de yine miyom gelişiminde östrojen hormonunun oldukça etkili bir rolü olduğunu düşünme­ye sebep olmaktadır. Hamilelik çağında artan östrojen hormonu seviyesine bağlı olarak büyüme gösteren miyomların, gebelikten sonra hız­la küçülmeye başlaması bu görüşü doğrular niteliktedir.

Miyomlar nasıl şekillerde karşımıza çıkarlar ve nasıl tanımlanır­lar?
Miyomlar hemen her durumda kaynak aldıkları rahimin sınır­ları içerisinde yer alan oluşumlardır. Bir kadının rahiminde yanlızca bir tek miyom bulunabileceği gi­bi birden çok daha fazla sayıda miyom bir arada bulunabilir. Miyomlar yalnızca 1 cm kadar küçük çapta olabilecekleri gibi çap­ları 30 santimetreyi geçen miyomlara da rastlanılmaktadır.

Miyomların rahimde yerleştikleri bölge bu kitlelerin yarat­tığı etkileri ve belirtileri yakından etkiler:

Miyomlar konum itibarıyla en sık rahim düz kas tabakası­nın içinde gömülü olarak yeralırlar ("intramural"=duvariçi miyomlar). Daha sonra sıklık sırası­na göre rahimin dışına doğru büyüyecek şekilde ("subseröz"= rahimin dış kılıfının hemen altında), rahim iç tabakası­na doğru büyüyecek şekilde ("submüköz"= rahim içini kaplayan "mukoza" tabakasının hemen altında), veya rahimin yanların­da ("intraligamenter") bulunabilirler.
Miyomlar ne gibi belirti­ler yapar?

Miyomlar sıklıkla belirti vermezler ve başka bir neden­le yapılan jinekolojik değerlendirmede tesadüfen saptanırlar. Belirtilere neden olan miyomların yaptı­ğı şikayetler öncelikle rahim içinde bulundukları bölgeye, sonra da büyüklük ve sayılarına bağlıdır. "Submüköz" yer alan çok ufak bir miyom rahim iç tabakası­nı tahriş ederek düzensiz kanamalara yol açabilirken, "subseröz" yer alan portakal büyüklüğün­de bir miyom hiçbir belirti vermeyebilir.

Genel olarak, "submüköz" yer alan miyomların sıklık­la ara kanamalara neden olduğu söylenebilir. Yine bu yerleşimdeki miyomların rahim iç tabakasında etkili olduk­ları alan ne kadar büyük olursa, gebelikte düşüğe neden olma olasılıkları da o kadar artar.

"İntramural" yerleşimli miyomlar ise sıklık­la adet kanamalarının uzun sürmesi şeklinde belirti verirler. Bu durum, bu miyomların rahim kasılmasınının kanamayı durdurmada­ki etkinliğini azaltmasına bağlanabilir.

"Subseröz" miyomlar ufak olduklarında sıklıkla belir­ti vermezler, ancak çok büyük olduklarında etraf dokularda yaptıkları basıya bağlı belirtiler verebilir­ler. Örnek olarak öne doğru büyüyen bir miyom idrar torbasına baskı yaparak sık idrara çıkma şikayetlerine neden ola­bilir. Yine arkaya doğru büyüyen bir miyom kalınbağırsağa baskı yaparak kabızlık şikayetine neden ola­bilir. Fallop tüplerine bası, bir gebe kalamama nedeni olabilir.

Miyomlarda Bozulma ("Dejenerasyon")
Miyomlar özellikle hızlı büyüdüklerin­de kendilerini besleyen kan damarlarının yetersiz kalması sonucu dejenerasyon adı verilen yapısal değişikliklere uğrarlar. Vücutta kanla beslenme­si yetersiz olan her organda olduğu gibi bu durumun miyomlarda oluşması da ani başlayan şiddetli ağrıların hissedilmesi­ne neden olur. Miyomların bozulmasına özellikle gebelik döneminde nispeten sık rastla­nır.

Miyomların Kanserleşmesi
Miyomlarda kanserleşmeye çok ender rastla­nır. Miyom dokularından gelişen sarkom türü kanserler oldukça kötü seyirli kanserlerdir.

Miyom tanısı nasıl konur?
Miyom tanısı koymak kolaydır. Miyoma özel belirtiler­le doktora başvuran bir kadında yapılan jinekolojik değerlendirme (muayene ve ultrasonografi) düşük bir hata payıyla tanı koyulabilmesine olanak sağlamaktadır.

Miyom tanısı konduktan, sonra tedavi için nasıl bir yol izle­nir?
Jinekolojik muayenede miyom saptanırsa bu mutlak bir ameliyat gerekçesi değildir ve saptanan miyomların ancak ufak bir yüzdesi için ameliyat gereke­bilir.

Genel olarak söylemek gerekirse kadının yaşam kalitesini olum­suz yönde etkileyecek kadar şiddetli belirti veren miyomlar ve kanserleşme eğilimi gösterip göstermediği konusun­da emin olunamayan miyomlar için ameliyatla tedaviye başvurulur.

Menopozdan sonra ortaya çıktığı belirle­nen miyomlar, kısa bir sürede hızla büyüyen miyomlar, muayenede yumuşama eğilimi saptanan miyomlar ve ilk saptandıkların­da çok büyük olan miyomlar için çoğu zaman ameliyat önerilir.

Gebeliğin planlandığı dönemde sapta­nan miyomlarda, gebelik üzerinde olumsuz etki yapma ihtimalinin yüksek olduğu düşünülüyorsa, miyom veya miyomların gebelik oluşma­dan ameliyatla çıkarılmaları uygun bir yaklaşımdır.

Belirti vermeyen ve üstte belirtilen özellikleri taşıma­yan miyomlarda belli aralıklarla (genellikle 6 ay aralıklarla) yapılan takip sıklıkla yeterli olmaktadır. Takip süresi içerisin­de büyümeye veya belirti yapmaya başlayan miyomlarda ameliyat tekrar gündeme gelir.

Tedavi için ne gibi seçenekler vardır?
Miyom nedeniyle tedavi gerektiğinde tedavi yolu­nu belirleyici en önemli etken çocuk isteğinin hala olup olmadığıdır. Ailesini tamamlamış ve çok sayıda miyomu olan kadınlarda sıklık­la önerilen tedavi türü rahmin tamamiyle alınmasıdır.

Çocuk arzusunun devam etmesi durumunda ise rahim yerinde bırakılır ve miyomlar ameliyatla çıkarılır.

Konuyla ilgili aramalar: myom nedir , miyom tedavisi , miyomlar bitkisel çözüm , myom ameliyatı

22 Ağustos 2010 Pazar

Miyomlar, Miyom Oluşma Nedenleri ve Miyom Türleri


Miyom (Kist)
Tıbbi olarak fibroid, leiomyoma,myom adı da ver­ilen miyomlar  düz kas ve bağ dokusu içeren iyi huylu (kanser olmayan) kitlelerdir.Sık­lıkla ur olarak tanımlanır. Büyüklükleri toplu iğne başından karpuz büyükl­üğüne ka­dar değişkenlik gösterir.Genellikle çok yavaş büyürler.
Tek bir tane olabileceği gibi sayılama­yacak kadar çok da olabilir.Her bir miyom kitlesine miyom çekirdeği (nüvesi) adı ve­rilir.Genelde birden fazla sayıda olma eğilimindedir.
Hemen her zaman iyi huylu olması ve kans­ere dönme olasılığının ihmal edilecek kadar düşük olması en önemli özelliğidir. Hastaların %75'i kendi­sinde miyom olduğundan dahi habersizidir. Görülme oranı %20-25’dir. Büyüklük­lerinin çok değişken olması nedeni ile bu oranın aslında gerçeği yansıtmadığı, dikk­atli bir inceleme yapılacak olursa miyom görülme sıklığının daha yüksek olduğu bil­inmektedir.
Miyomlar sıklıkla 30-40 yaşlar arasında ortaya çıkar ve hormon tedavisi almayanlarda menopoz sonrası küçülür. Ergenlik öncesi görülmesi son derece nadirdir.
Myomlar genelde birden fazla sayıda olma eğilimi­ndedirler. Bazen tek bir myom nüvesi belirgin derecede büyüyebilir ve çok büyük boyutlara ulaşabilir. Bu gibi has­talarda da büyük olasılıkla bir kaç mili­metrelik bile olsa başka myom nüveleri de mevcuttur.
Neden bazı kadınlarda miyom gelişip diğerl­erinde gelişmediği konusunda yapılan çalışmalar halen devam etmektedir. Siyah ırkta bey­az ırka göre miyom sıklığının 5 kat yüksek olması, aile içinde bir bireyin miyom tanısı alması dur­umunda (özellikle anne, kız kardeş veya abla gibi birinci derece akrabalarda) diğer bir aile bir­eyinde miyom görülme sıklığının artması, hastalığın kalıtsal yönünün güçlü olduğunu göste­rmektedir.
Miyomların oluşma nedenleri  nedir?
En sık görülen  kitle olmasına rağmen  miyoml­arın neden ve nasıl ortaya çıktığı açıklanamamıştır. Bazı kadınlarda hiç görülmez iken bazı kadın­larda sürekli yeni miyomların çıkma nedeni de belirsizdir.
ü       Erge­nlik öncesinde vücut henüz östrojen salgılamazken görülmezler.
ü       Yüks­ek doz östrojen içeren doğum kontrol hapları gibi ilaçların etkisi ile büyürler. Düşük doz doğum kontrol haplarının böyle etkisi yoktur.
ü       Vücudun fazla miktarda östrojen ürettiği gebelik esnasında hızlı büyüme göste­rirler.
ü       Östrojenin azaldığı ve hatta tamamen yok olduğu menopoz sonrası dönemde küçü­lürler.
ü       Menopoz sonrası yeni miyom çıkması son derece nadirdir.
ü       Dışarıdan östrojen teda­visi alan kadınlarda büyürler.
Miyomlar yüksek düzeyde östrojen bulunduran kadı­nlarda gelişse de laboratuvar bulguları myomu olan kadınların birçoğunda östrojen düzey­lerinin normal olduğunu göstermektedir. Bu nedenle myom gelişiminde büyük olasıl­ıkla östrojen tek sorumlu değildir. 

Bazı çalışmacılar progesteron'un da myom gelişiminde rolü olduğ­unu ileri sürmektedirler. Progesteron ile tedavi edilmiş kadınlardan çıkartılan myomlarda daha fazla sayıda hücre bulunduğunu ve bazı hastalarda progesteronu bloke eden ilaçlar kullanıldı­ğında myomların küçüldüğünü göstermektedir. Bu bulgulara rağmen myom ile progesteron arasındaki ilişki açık değildir.
Miyomların türleri nedir?
Miyomlar lokalizasyonlarına bağlı olarak değişik türde şika­yetler yaratırlar. Bu nedenle de rahimde yerleştikleri yerlere göre sınıflandırılırlar;

Submuköz Miyom: Hemen rahimin içi­ni döşeyen endometrium tabakasının altında yerleşmiştir. Büyüdükçe endometriumu içeri doğru iter. Bu iti­lme adet düzensizliklerine neden olabilir.Bir süre sonra miyom rahim boşluğuna doğru büyümeye başlar ve orijinal yer­ine ince bir sap ile bağlı kalır. Büyümeye yada sarkmaya devam eder ise rahim­den dışarıya sarkabilir.Miyom hareket ettikçe sapının etrafında dönebilir ve adet aralarında kan­amaya neden olabilir. Bu tür miyomlarda enfeksiyon da ortaya çıkabilir.

İntramural Miyom: Rahimi oluşturan kas tabakasının  içinde yer alan miy­omlardır. Miyom nüvesi büyüdükçe rahim de büyür.

Subseröz Miyom: Rahimin dış yüzünden köken alan ve dışarı doğru büyüyen miyo­mlardır. Genelde kanama problemi yaratmaz.

Saplı Myom: Herhangi bir subseröz ya da submüköz myom büy­ümeye devam edip de rahim ile bağlantısı sadece ince bir bağ ile sağlanır ise bu du­rumda saplı miyomdan söz edilir.Eğer myom kendi etrafında döner ise sapı yani dolayısı ile kan bağla­ntısı da bozulur ve myom nüvesinde dejenerasyon meydana gelir. 

İnterligamentöz Myom: Rahimi yerinde tutan ve ligaman adı verilen bağların arasında gelişen tümörlerdir.Bunların cerrahi ile çıkar­tılması son derece güçtür.

Paraziter Myom: Büyüyen miyom nüvesi başka bir organa yanaşıp buna yapışı­rsa bir süre sonra rahim ile arasındaki bağlantı kopabilir ve miyom yeni bağlandığı dokudan beslenm­eye başlayabilir. Bu durumda parazitik myomdan söz edilir.

Gerçekçi olmak gerekirse myomların hemen hepsi aslında birden fazla anatomik lokalizasy­onda bulu­nur. Örneğin miyomun büyük bir kısmı intramural olmasına rağmen submüköz veya subseröz komponenti de vardır. Bu dur­umun istisnası saplı subseröz myomlardır.