Göğüs Hastalıkları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Göğüs Hastalıkları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ağustos 2010 Cumartesi

Bronkoskopi Nedir? Bronkoskopi Nasıl Yapılır?


BRONKOSKOPİ NEDİR ?


Bronkoskopi solunum şikayetlerinizin sebebinin bulunmasında veya hastalık durumu­nuzun gidişini değerlendirmede yardımcı olan ve bazı ö­zel durumlarda tedavi olanağı sağlayan bir muayene yöntemidir.


Bronkoskopi, gırtlağı (larenksi), ana soluk boru­sunu (trakeayı), hava yolllarının dallarını (bronşları) ve akciğerin bazı bölgelerini doktorun doğrudan doğruya görme­sini sağlar.




BRONKOSKOP


Bronkoskopi işlemi Bronkoskop adını verdiğimiz bir aletle yapı­lır. Bronkoskop, uzun, bükülebilir, ince bir kurşun kalem kalınlığında ucunda parlak bir ışık bulu­nan bir tüptür. Bu tüp bükülebilir olmasından dolayı burundan veye ağız­dan kolaylıkla sokulur; ses tellerinin arasında geçerek gırtlağa, buradan traekaya ve sonra da bronşlara iletilir. Tü­pün mercekli kısmından bakınca doktor solunum yollarının çeşitli bölge­lerini gayet açık ve aydınlık bir şekilde görebilir. Böylece solunum yollarında veya ak­ciğerde bir hastalığın bulunup bulunmadığı saptanır.


Görüntü gerektiğinde bir televizyon ekranına yan­sıtılabilir, video kasedine kaydedilebilir veya fotoğrafı alınabilir.


Bronkoskopi sırasında, gözleme ek olarak, aşağı­daki işlemler uygulanabilir:


1) Bronkoskopun içinden geçen bir kanal aracı­lığı ile aspiratör adı verilen emici bir cihazla nefese yollarının içinde­ki balgam, kan ve salgılar emilerek dışarı çekilebilir. Kanala fizyolojik tuzlu su şırınga edilerek yıkantı sıvısı tek­rar aspiratör ile emilir. Bu sıvı laboratuvara gönderilerek sitolik ve bakteriyolojik ince­lenmesi yapılır. Bu incelemeler çok önemli bir teşhis olanağı sağlar.


2) Ucunda ufak bir pens bulunan bükülebilir bir telle bronşun çeperin­den veya görülen hastalıklı bir odaktan ufak bir doku parçası alınır. Bu biyopsi di­yoruz. Bu doku parçası laboratuvara gönderilerek mikroskopla tetkik edi­lir. Biyopsi ile elde edilen patolojik bulgu, hastalıkların, özellikle akciğer kanserinin teşhisin­de çok önem taşır.


3) Bronkoskopla görülemeyen fakat röntgen filminde görü­len bir bölgeden radyoskopi altında bronkoskop kullanılarak akciğer dokusun­dan forsepsle biyopsi elde edilebilir. Buna transbronşik biopsi denilir.


BRONKOSKOPİ ARACILIĞI İLE TEDAVİ YÖNTEMLERİ


Bronşları dolduran ve nefes tıkanıklığına yol açan bal­gam artıkları ve koyulaşmış bronş salgıları bronkoskopun kanalından fizyolojik tuzlu su verildik­ten sonra aspiratörle tekrar emilerek nefes yolları yıkanabilir. Bu işlem bazı durum­larda hayat kurtarıcı olur.


Ana nefes yollarını tıkayan bir kanser varsa kanser ilaçları kanal­dan gönderilen bükülebilir bir iğne ile tümörün içine enjekte edilerek tıkanmayı önleyen bir tedavi uygulanabilir. Bundan sonra forsepsle tümör parçacıkları çıkarılarak hastanın solunu­mu rahatlatılır. Buna intratümoral kemoterapi denilir.


Ana nefes yollarını tıkayan tümörlerde kanal­dan özel bir ışık iletici proptan geçen lazer ışınları sayesinde tümör yakılarak ortadan kaldırılabi­lir. Buna fotorezeksiyon denir.


Bronkoskobun kanalından ucunda radyoaktif bir madde bulu­nan bir tel uzatılarak bronş içindeki tümöre radyoterapi uygulanabilir. Buna brachytheraphy deni­lir.


Nefes yollarına kaçan iğne, diş protezi v.s. gibi yabancı cisim­ler bronkoskopi aracılığı ile özel forsepslerle çıkarılabilir.


DİKKAT!!!


Akciğer radyografisinde şüpheli bir durum saptanan her hastada mut­laka bronkoskopi yapılmalıdır.


Akciğer röntgen filmi normal bile olsa, balgamından kan ge­len her hastada mutlaka bronkoskopi yapılmalıdır.


20 yıl boyunca günde bir paket sigara içmiş ve 40 yaşını geçmiş her has­tada öksürük, nefes darlığı gibi şikayetler başlamışsa veya aniden şiddetlenmişse mutla­ka bronkoskopi yapılmalıdır. Bu esnada alınan biopsi ve bronşları yıkaya­rak elde edilen yıkantının mikroskob analizi, akciğer kanserinin erken teşhisine olanak sağla­yan en kesin yöntemi teşkil eder. Böylece akciğer kanseri çok erken dönemde teş­his edilerek hayat kurtarıcı cerrahi müdahale olanağı sağlanır.


BRONKOSKOPİ NASIL UYGULANIR ?


Hazırlık: Bronkoskopi ya hastaneye gündüz gelinerek yapı­labilir veya hastanede bir gece yattıktan sonraki günün sabahı uygulanır.


Her iki durumda da bronkoskopiden en aşağı 4-6 saat önce­si yemek ve sıvı alınmaması gerekir.


Doktorunuz, bronkoskopi odasına geldinizde işlemin nasıl yapılacağını si­ze ayrıntılarıyla açıklayacaktır. Eğer bir endişeniz varsa sorunu­nuz varsa katiyyen sormaktan çekinmeyin.


Doktor ve hemşirenize ilaçlara karşı alerji veya tepki­lerinizin olup olmadığını lütfen belirtiniz. Daha önce bronkoskopi yapılmışsa doktorunuz bulu­nan sonuçları bilmek isteyecektir.


Bunun yanında bronkoskopinin yapılacağı gün genel durumu­nuzda bir bozulma olup olmadığını (ateş, nefes darlığı gibi) doktorunuza bildirmeniz gereklidir.


BRONKOSKOPİ İŞLEMİ NASIL YAPILIR ?


Bronkoskopinin size hiçbir sıkıntı ve acı vermeyece­ğine emin olabilirsiniz.


Bunu sağlamak için muayeneden önce size "ön tedavi" uygu­lanır.


Bunun için doktorunuz kolunuzdaki veya elinizin üst kısmın­daki bir vene (damara) iğne yaparak rahatlamanızı sağlayacak bir ilaç verir. Bu enjeksi­yon ile verilen ilaç ağzınızı kurutacak ve sizi uykulu bir duruma sokacaktır.


İşlem, en rahat edeceğiniz şekilde, oturur ya da yatar du­rumda uygulanır. Lokal anestezik bir ilaç, burun ve boğazınızı uyuşturmak üzere bu böl­gelere sprey halinde veya ince bir tüp içinde verilir. Böylece ses telleri ve gırtlak bölgesi uyu­şur. Bu işlem sırasında hissettiğiniz rahatsızlık, denizde boğazınıza su kaçtığı an­da hissettiğinizden daha fazla değildir.


Hastaların lokal anesteziden sonra belirttikleri yut­kunma zorluğu ve boğazı tahta gibi hissetme duygusunun hiç bir zararı olmadığını belirt­memiz gerekir. Bu lokal uyuşturma bronkoskopinin rahatlıkla uygulanmasını sağlar ve bu duygu kısa sü­re sonra kaybolur.


Bronkoskopi işlemi sırasında uyuşturucu ilaç aynı zamanda öksürmenizi önler ve böylece rahatsızlığınız en az düzeye indirilir.


Hastaları en çok rahatsız eden düşünce, tüpün nefes yolundan geç­mesi sırasında solunumun kesilebileceği düşüncesidir. Bu düşünce ve korku tamamen yer­sizdir. Çünkü bronkoskobun kalınlığı nefes yolundan çok daha incedir ve bronkoskop geçtikten son­ra gırtlakta solunum için çok geniş bir açıklık kalır. Ayrıca buruna yerleştirilen yumu­şak plastik bu tüpten devamlı oksijen verildiğinden solunum çok rahat olur.


Olabilecek en büyük sıkıntı bronkoskopi işlemi sırasında has­tanın öksürmesidir. Bunun da hiç bir öneminin olmadığı çok açıktır.


Bronkoskopun gırtlaktan geçirilmesi ile işin en güç kısmı biter. Bronkoskopi yapılır­ken kanaldan verilen lokal anestezi maddesi bir süre sonra öksürük refleksini kaldır­dığından, hastanın öksürmesi çok kısa sürer.


Doktorun nefes yollarınızı incelemesi 15-20 dakika­yı geçmez.


El parmağınıza takılan mandal şeklindeki algılayıcı bir alet ile, na­bız sayısı ve kandaki oksijen miktarı sürekli denetlendiğinden solunum durumu doktorunuzun her an kontro­lü altındadır. Bu nedenle solunum ve kan dolaşımı açısından en­dişe edilecek hiç bir durum sözkonusu olmaz.


Nefes yollarında bir hastalığın görülmediği bazı durum­larda bronkoskopinin radyoskopi altında yapılması gerekebilir. Bu durumda işlem karanlık odada yapı­lır. Böylece nefes yolunun bronkoskoptan geçirilen bir forsepsle bronşların ileri kısımların­dan biyopsi alma olanağı sağlanır.


Bronkoskopi sırasında biyopsi alınırken hiç bir acı duyulmayacağını tekrar vurgulamak isteriz.


Doktorun bronkoskopik gözlemi bittikten sonra hasta­ya hiç bir rahatsızlık vermeden bronkoskop dışarı çekilir. 


BRONKOSKOPİ SONRASI:


Verilen uyuşturucu ilaçlar nedeniyle uyku hali varsa hasta dinlen­me odasında bir süre istirahat eder. Bu sırada hastanın başında dai­ma bir hemşire bulunur. Boğaz ve gırtlak bölgesindeki uyuşmanın geçmesi ve uyutma refleksinin nor­mal haline gelebilmei için yaklaşık 3 saatin geçmeksi gerekmektedir. Bu nedenle bronkoskopi yapıldık­tan sonra 3 saat içinde yemek yenmemeli ve su içilmemelidir.


Bronkoskopi sonrasında burundan hafif bir kanama olabilir. Bun­dan sakın korkmayın !


Bronkoskopi işleminden 24 saat sonra bu belirtiler tamamen kaybo­lur. Boğazdaki hafif ağrı hissi ve sesteki boğukluk bir süre devam edebi­lir. Sonuçta tüm belirtiler 1-2 gün sonra tamamen yok olacaktır.


Bronkoskopiden sonra balgamda kan görülebilir. Bununda hiç­bir tehlikesi yoktur.


EVE DÖNÜŞ:


Hastanın aynı gün içinde eve dönmesi halinde, yanında mutlaka bir refakatçi­nin bulunması gerekmektedir. Eve döndükten sonra günün kalan saatlerini istirahat i­le geçiriniz. Anestezinin etkisi bazen uzun sürer. Bu nedenle aşağıda belirti­len işlemlerin yapılmaması gerekmektedir.


1) Otomo­bil kullanmak
2) Bir iş makinesini işletmek
3) Alkol almak


Anestezinin etkisi ertesi gün geçeceğinden normal faaliyetlerinize devam edebi­lirsiniz.


SONUÇLAR NE ZAMAN ALINIR ?


Doktor, bazı hastalara uyanır uyanmaz sonuç hakkında bilgi vere­bilir. Patolojik muayene için doku alınmış ve bronş lavaj sıvısı bakteriyolojik inceleme­ye gönderilmişse laboratuvardan sonuçların alınması 3-5 gün sürebilir.


Uyuşturucu ilaçlar size söylenenleri unutmanıza neden olabilir. Bu nedenle bir yakı­nınızın size eşlik etmesinde yarar vardır.


Laboratuvar sonuçlarının alınmasından sonra gerekli teda­viyi doktorunuz size tavsiye edecektir..


24 Ağustos 2010 Salı

Akciğer Solunumu Tıkanıklığı


Akciğerler hava almıyorsa, Akciğer Hastalıkları

Solunum Tıkanıklığı
Beyin soğanının solun&­umu sağlayan sinir merkezlerinin tahribi ya da sıkışması: Dolaysız, yani doğrudan zedelenme, kanamalar, İlaç zehirlenmeleri, uyku hapları, uyuş­turucular, vb...

Göğüs kafesinin hareketsiz kalması ya da tahribi: Çok sayıda kaburga kemiğinin kırılması, hava alıp vermede yerel ya da tam bir ak­samaya sebep olabilir. Göğüs kafesinin de ezilmesi, elbette aynı etkileri yaratır.

Kasın, toksik bir madde ya da bir kas has­talığı ile damara uğraması: Mizasteni, Güney Amerika Kızılderili-terinin okları ucunda kullandıkları çok şiddetli zahirin etkisine ben­zer belirtileri olan bir hastalıktır.

Omuriliğin boyundaki uzantısında sinir yolu hastalığı: Bu da bir kırılma sonu­cu bir bölgenin zarar görerek ensedeki omur kemiklerinin kaymasıyla ya da bir hastalığın sonucu olarak (çocuk felci gibi) ortaya çı­kar.

Solunum yolları Akciğer Hastalığı Tedavisi ve Yapıl­ması Gereken

Önce hastanın soluyup solumadığını kontrol edin Eğer hava alıp veremiyorsa, bir dakika bile kay­betmeden solumayı sağlamak gerekir. Bunun çeşitli yöntemleri vardır: Göğüs kafesi sıkıştırılabilir (harici yöntemler). Ancak bu­nun etkisi sınırlıdır ve bilmeyenler için uygulaması güçtür. Doktorlar genelde iç yöntemlere başvurup, suni havalandırma için solu­num yollarına üfler (hayat busesi). En iyi ve etkili yöntemin bu olduğu kuşkusuz­dur


Akciğer Solunumu Rahatsızlığı


Akciğerlere iyi hava gelmiyorsa

Solunum yolları: Burun ya da ağızdan giren havanın, boğazdan ve bronşlardan geçe­rek akciğerlere varmasını sağlar.

Akciğerler: Akciğer peteklerinden oluşan ve kanda gazlı değişimi sağlayan or­ganlar.

Göğüs kafesi: Kaburga kemiklerinden, kaslardan, göğüs zarından oluşan, altta diyaframla kapalı ve ak­ciğerlerin içinde bulunduğu sıvı geçirmez kafes.

Diyafram: Kasılmaları göğüs kafesinin, dolayısıyla ak­ciğerlerin hacım değişikliklerine imkân veren güçlü kas.

Merkezi sinir kumandası: Solunumu sağlayan oto­matik kumanda sistemi (omurga soğancığı).

İnsanın solu­duğu nasıl anlaşılır?

Diyafram gerildiğinde, bir piston gibi iner, karın, karın üzerine dayanır ve karın şişer. Bu sırada mide
boşluğu­na elle basılırsa, yaratılan hava alma hareketiyle, akciğerlere hava girmesi sağlanır.

Sıklık: Dakikada 1020

Dakikada solu­num sağlamak için kaç hareket yaptığınızı bilmeniz gerekir. Normal sıklık süresi, dakikada 10-20 harekettir.

Diyafram gev­şeyince, "piston" yeniden yukarı çıkar, karın cidarı normal yerine döner ve karın inerBu sırada hava da dışarı atılır. Soluk vermeyi, kişinin ağzı­na elinizi yaklaştırarak denetleyebilirsiniz.


Solunum Yolu Tıkanıklığı Hakkında, Solunum Yolu Tıkanması


Tıkanan solunum yolları - Ağız karşısındaki engeller

Solunum Yolu Hastalıkları
Ağız ve bur­nun tam anlamıyla tıkanması, ani soluk kesilmesine sebep olur. Bu tür kazalar genellikle iyi göze­tilmeyen küçük çocukların başına gelir. İşte, başlıca iki olay:

1. Genellikle küçük çocuklar başlarına şeffaf bir plas­tik torba geçirerek, hemen nefessiz kalır ve kendilerini kaybeder.
2. Patavatsızca büyüklerin yatağına yatırılan bebek, kendi­si için çok büyük yastık ve yorganların altında kalarak, kurtulamayıp soluksuz kalabilir.

Solunum Sıkıntısı Tedavisi ve Yapılması Gere­ken

Çocuğun bilinci yerindeyse, solumasına engel olan şeyi (plastik torba veya yastık) çekip almak, yeter­lidir. Ama çocuk boğuluyor gibiyse ve bilincini kaybetmişse, derhal doktora haber verin ve tıbbi yardım yetişene kadar ilerde gös­terilen şekilde solunumu denetleyin. Çocukta hareket yoksa, solumuyorsa, hayat busesini deneyin. Nabız durmussa, Be­bekleri, büyüklerin yatağına yatırmayın. Çocuklan, boğulmalarına sebep olabilecek plastik torbalardan uzak tu­tun.

Ağıza kaçan engeller

Bir kişi bilinçsiz ve baygın yatıyorsa, refleksleri yo­ksa, hele sırt üstü durumdaysa, dili, solunumu önleyecek çok tehlikeli bir engel olabilir. Çünkü aslında bir kas olan dil, bayılan ve komadaki kişilerde boğaza doğru düşer. Hava­nın akciğerlere gidişini engeller.

Solunum Güçlüğü Belirtiler


Böyle bir dil düş­mesi halinde, hastanın soluk alması sırasında belirgin şekilde bir tür horlama işitilir. Bu, solunum güçlüğü belirti­sidir. Aynı koşullarda takma dişler de yerlerinden çıkıp, solunumu önleyen bir engel oluşturabilir. Bu nedenle her tür­lü bayılma, anestezi uygulaması sırasında, takma dişler çıkartılır.


Zatürre Nedir, Zattürre Belirtileri ve Tedavisi Hakkında


Zatürree, Zaatüre Belirtileri

Zaatüre Nedir
Bu had akci­ğer iltihabı, virüs veya bakteri kökenli olabilir. Bir akciğer dilimini bütünüyle sarabilir. Endişe veri­ci belirtileri vardır: Yüksek ateş, sırt ağrıları ve ürpermeler, kahverengi veya koyu kırmızı balgam çıkartmayla süren şiddetli öksürük, terleme ve bazen soluma güçlükleri. Aci­len çağrılması gereken doktor, hastanın hastaneye kaldırılıp kaldırılmamasına ka­rar verecektir.
Zaatüre Tedavisi ve Öksürük nö­beti

Öksürük nöbetleri, genellikle balgam çıkartmakla sonuçlanan ara­lıksız öksürüklerdir. Balgam koyu ve yapışkansa, söktürülmesi zor olur. Özel­likle süt bebeklerinde görülen boğmacada bu durum geçerlidir. Bebek, balgamı söktürmek için çok öksü­rür ve bu nedenle yorgun düşer. Bazen nöbet sonunda çocuk nefes alacağı sırada alamaz ve soluksuz kalabilir.

Bu soluksuzluk, birkaç saniye sürebilir. Solu­ğun yeniden başlaması ani olur. Bu tür olaylar doktor tarafından yine de yakından izlenme­lidir. Bu nedenle bazen çocuğu hastaneye kaldırmak gerekebilir.
Bayılma (koma) halle­rinde acil doktor çağırılmalı ve doktor gelene kadar acil kurtarma işlemleri yapılmalıdır

Astım, Alerjik Astım, Astım Bronşit ve Tedavisi Hakkında Bilgi


Astım, Alerji Astım, Bronşit Astım

Astım Tedavisi
Astım, özellikle "alerjik" kişiler­de sık görülen, boğulma hali etkileyici olmakla birlikte, ciddi tehlikesi olmayan bir hastalıktır.

Astım krizi sırasında hast­anın soluması, ıslık gibidir ve özellikle soluğunu dışarı vermekte güçlük çeker; göğüs kafesi genişlemiştir.

Kriz sırasında hasta solu­mak için başını yukarı kaldırır. Pencereye gidip, açar: Havaya susamıştır. Tedavi edilen nöbet, kolay geçer.

Ciddi krizler ancak önem­li alerjiden sonra ortaya çıkar (çiçek tozlan, evdeki tozlar, hayvan kılları, küf, yünler...). Ama astım tedavisinde kulla­nılan pek çok ilaç da, nöbete sebep olmaktadır.

Alejik Astım Tedavisi ve Yapılması gereken

Astım Has­taları, kendi kendilerini tedaviye kalkmamalıdır; çünkü bu durumda nöbetler çok şiddet­lenebilir; o kadar ki, solunumlarının sağlanması için hastaneye kaldırılmaları bile gere­kebilir.


Normal bir astım krizi, evde, aile doktoru tarafından tedavi edilebilir.


Pnömoni Nedir? Pnomoni Tanı ve Tedavisi Hakkında Bilgiler


Pnömoni Hastalığı Nedir

Pnömoni, akciğer parankimasının akut inflamatuar bir hastalığıdır. Etiyolojisinde çeşitli nedenler rol oyna­maktadır.
a) Bakteriyel Pnömoniler (Pnömokoklar, streptekokolar, stafilokok-lar, tüberküloz basili ve diğer bakterilerdir).
b) Virüsler.
c) Mantarlar
d) Radyasyon, travma, zehirli gaz irritasyonu gibi fizik etkenler pnö-moniye ne­den olur.

Pnömoni Tanı İşlemleri

Göğüs röntgeni
Balgam kültürü
Nazofaringeal kültür
Kan kültürü
Arteriyel kan gazlarına bakılmalıdır.

Belirtiler

Güçsüzlük, kilo kaybı.
Hızlı ve yüzeyel so­lunum
Yüksek ateş, titreme, terleme
Göğüs ağrısı
Öksürük, koyu pas renkli balgam
Siyanoz
Dispne

Pnömoni Tedavisi

Yatak istirahati sağlanmalıdır. (Bakım aktiviteleri ve istirahat peri-
yodları düzen­lenerek oksijen gereksinimi azaltılır).
İlaç tedavisi uygulanır.
Antitüsifler, ekspektoranlar, antipirektikler
Spesifik orga­nizmaya özgü antibiyotikler.
Analjezikler
Oksijen tedavisi uygulanır eğer gerekli ise odanın nem­lendirilmesi sağlanır.
Sıvı tedavisi uygulanır. (Ağızdan, gerekiyorsa İntravenöz yoldan)
iyi dengelenmiş diyet ile yeterli beslen­me sağlanır.

Hemşirelik Uygulamaları

Hayati bulgular gözlenmeli ve rapor edilme­lidir.-Solunum yetmezliği belirti ve bulguları gözlenmelidir. (Dudaklarda ve tırnak diplerinde siyanozun hipoksiyi işaret ettiğini hatırla­yınız, Kan ve balgam kültürü için örnek olabildiğince çabuk alınmalı, labratuvara yollanmalıdır.
Antibiyotik tedavisi uygulan­malı antibiyotiğin olası reaksiyonlarına uyanık olunmalıdır.
Üst solunum yolları temiz tutulmalı, aspirasyon işlemi yapı­lıyorsa steril teknik ile çalışılmalıdır.
Balgam, miktar, kıvam, renk ve içindeki maddeler yönünden gözlenmeli, hasta duru­munun kötüye gittiği durumlarda balgam rengi beyaz-sarı-yeşile döner.
Hastaya uygun derin solunum egzersizleri yaptırılmaldır. Yeter­li sıvı alınması sağlanmalıdır. (Sıvı sekresyonun solunum yolundan atılmasını kolaylaştırır).
Hastaya uygun po­zisyon verilmelidir (genellikle semi-favvler pozisyonu).
Oksijen önerildiği şekilde uygulanmalıdır. Dudak ve dil bakımı içeren ağız te­mizliği sağlayın, kurumuş doku ve mukozayı nemlendirin.

Pnömonide Hasta Eğitimi

Hastaya de­rin solunum ve öksürme egzersizlerini öğretin Hasta ve ailesine hastalığın yayılmasını önlemek için sekresyon ile temastan önce ve sonra el temiz­liğinin önemini anlatın. Hasta ve ailesine; tüm ilaçların özellikle antibiyotiklerin önemi konusunda bilgi verin.
Hastaya ve ailesi­ne; pnömoninin tipi, tedavi, beklenen yanıt, olası komplikasyonlar ve olası hastalık süresi hakkında bilgi verin. Hastaya ve ailesine; balgam­daki renk değişiklikleri, aktiviteye toleransın azalması, antibiyotiğe karşın devam eden ateş, artan göğüs ağrısı gibi sağlık duru­mundaki değişikliklerin hekime bildirilmesinin önemini anlatın.
Hastaya bol sıvı alımının önemini anlatın. Hastaya istirahat ve egzer­sizin önemini açıklayın.


KOAH Nedir? KOAH Nedenleri ve KOAH Eğitimi


Solunum Sistemi Hastalıkları ve Hemşirelik Bakımı

Kronik Obstriktif Akciğer Hastalığı (KOAH Hastalığı)

Koah Nedir


Kronik obstriktif akciğer hastalığı, eks­piryum akım hızının azalması ile karakterizedir. Kronik bronşit, amfizem, akciğer astması, bronşektaziyi içerir. Bu has­talıklar patolojik olarak farklı, ancak aynı semptomlarla ortaya çıkarlar.

Koah Akciğer Hastalığı Belirtiler

Hırıltılı so­lunum Nefes darlığı Öksürük Balgam çıkarmadır.

1. Kronik Bronşit

Bronşlarda aşırı müküs salgısının ne­den olduğu kronik öksürük ile karakterize klinik bir durumdur. Kronik bronşit; üç yılı aşkın bir sürede her yıl üç ay­dan daha çok süren öksürük eşliğinde balgam çıkarma olarak da tanımlanır. Üç şekilde görülür. Basit kronik bronşit, minimum belirtiler var­dır. Nedenleri; Sigara içimi, hava kirliliği, herediter faktörlerdir. Tekrarlayan ve sürekli enfeksiyonla bera­ber olan bronşit Hava yolu tıkanıklığı ile beraber olan kronik bronşit (bu durumda enfeksiyon ve tıkanıklık sıkı ilişki ha­lindedir.)

2. Amfizem

Akciğerin terminal bronşiyollerinin distalindeki hava yolları ve alveollerin gerilme ve çeper harabiyeti ile geniş­lemesidir. Genişleme üç primer mekanizmaya bağlıdır. Artmış transpulmoner basınca Akciğerin esnek­liğinde azalmaya
Havanın girişi çıkışa oranla daha az engellendiğinde sübap mekanizmasına.

Belirtiler

Dispne (efor dispnesi)
Öksürük
Ortopne pozisyonu
Hiperventilasyon
Siyanoz
Şişkin göğüs ile so­lunum
(fıçı göğsü) İştahsızlık
Sert ve ağrılı karın kasları Özellikle yatarken dolgun
boyun vehleri

Etiyoloji; Amfizem genellikle kronik bronşit ile beraber görülür. Kro­nik bronşit amfizem ve hava yolları arasındaki tıkanmanın gelişmesinde etkisi olan faktörler şu­nlardır; Bireyin yatkınlığı Sigara içimi Çevresel faktör Hava kirliliğidir.

3. Akciğer Astması

Bireyin duyarlı bulunduğu bir madde ve cisme (antijene) karşı gösterdiği alerjik tepkilerden meydana gelen ak­ciğer hastalığıdır. Etiyo-patolojisinde; immun mekanizmalar rol oynar.

Belirtiler

Zaman zaman tekrarla­yan bronşlarda, bronşiollerde spazm, öksürük,
Bronş müküs salgısında artma
Bronş mukozasında ödem
Bronş mukozasında öde­me bağlı olarak gelişen expiratuvar tipte
birdispne
Hırıltılı solunum
Neden olan fak­törler; Dışsal astma (atopik astma)
(Toz, ilaçlar, insektisitler, polenler, hayvan tüyü gibi organizma dışındaki maddeler neden olur). İçsel Astma (non atopik astma) (Bakteriler, mantarlar, virüsler, parazitler ve antijenler gibi doğrudan doğruya hasta organizmada bulu­nabilecek maddelerden olur).

Astım bronşiole krizi: (Status astmaticus) ilerlemiş bronşial astımda, krizin aralık­sız uzun süre devam etmesi durumudur. İki kriz arasında hasta rahattır. Krizi başlatan nedenler; Spesifik antijen ile temas, Ani heyecan, Psikolojik gergin­lik hali, Aşırı efor
Ani soğuk havaya çıkma, Solunum yolu enfeksiyonu, Toz ve duman inhalasyonudur,

Kriz Belirtileri

Göğüste sıkıntı hissi
Kuru öksürük
Ekspiratuvar dispne
Ağır krizde ortopne pozis­yonu
Whezing (ekspirasyonda) tarzında solunum
Inspirasyon sert ve kısa, ekspirasyon uzundur.
Şişkin göğüs, siyanoz vardır.
Astım bronşiole nöbe­tinden korunma; Alerjenlerden kaçınma
Hiposensitizasyon Testi: Intra dermal olarak belli başlı antijenlerden hazır­lanan çözeltiler uygulanarak, duyarlı olunan etken saptanır.

4.Bronşektazi

Orta ve küçük çap­taki bronş dallarının genişlemesine bronşektazi denir.

Akciğer enfeksiyonları ve bronş tıkanması, Doğum­sal nedenler,
Erken çocuklukta grip, kızamık, boğmaca, yabancı madde aspi-rasyonu neden olur.

Kronik Obstriktif Akciğer Hastalığında Gözlemler

Solunum izlenmeli ve bulgular kayıt edilmelidir. Hastanın ekspirasyon sıra­sında solunumuna özellikle abdominal veya omuz, boyun kaslarının kullanılıp kullanılmadığına bakılmalıdır.
Derinin rengi kontrol edilmelidir. Oldukça pembe deri rengi oksijen retansiyonu olduğunu gösterir. Siyanoz oksijenlenmede yetmezlik olduğunu gös­terir.
PaO2 75 mmHg'nin altında, PaCC>2 50 mmHg'nın üzerinde ise bu laboratuvar bulguları solunum yetmezliği olduğunu gösterir. Juguler ven distansiyonu sıklıkla solunum distresi ile birlikte sağ kalp yetmezliğinin işaretidir.
Serebral anoksi huzursuzluk ve konfüzyonla fark­edilebilir. Parmakların çomaklaşması uzun süreli akciğer hastalıklarının bazılarında yaygın bir belirtidir. (Örneğin pulmoner fibrozis) Öksürük genellikle bulunur. Akciğer sesleri dinlenmelidir.
Üst solunum yolu enfeksiyonlarının semptomları yön­ünden hasta gözlenmelidir.

Koah Tedavisi

İnhalasyon tedavisi, (aerosol şeklinde bronkodi­latatör ilaçların birlikte kullanımıyla) yapılır.
Mukozadaki sekresyonu yumuşatmak için nebülizatör, vaporiziter ya da ağızdan su verilebilir.
Göğüse fizik tedavi uygulanır ve postural drenaj yapılması önerilebilir.
İlaç tedavisinde ster­oidler (prednizolone) bronkodilatatörler (amni-nophylin) ve antibiyotikler verilebilir.
Endotrekeal intübasyon ile bronşlarda birikmiş olan sekresyon atıla­bilir.
Oksijen, (kan gazları izlenerek) verilebilir. Kronik akciğer hastalığı olan bireylerde 1 litre/dk. veya daha az olacak şekilde ayarlanmalıdır. Daha fazla verilmemelidir. Hekim önerisi olmadan oksijen miktarı 2 litre/dk'ya çıkarılmamalıdır.

Koah Hemşirelik Uy­gulaması

Yetersiz ve etkisiz solunum nedeni ile hastalara oksijen verilir. Hemşire oksijen aygıtının sürekli ça­lışır durumda olmasını sağlamalıdır.
Uygulanan oksijen nemlendirilmelidir.
Hastalar, odada hareket halinde iken oksijen mas­kelerini takmalı, maskesiz hareket etmemelidir.

Hastalar, sedatif ilaçlardan, trankilizan, hipnotik ve narkotik ilaçlardan kaçınmalıdır. Çünkü bu ilaçlar solunum yollarını desprese eder, refleksi azaltır ve ölüme neden olabilirler. Hastalara elle ku­llanılan nebülizatörün kullanımı öğretilmelidir. Hastalar enfeksiyondan kaçınmalıdırlar. Antibiyotik tedavisi gerekirse, genel olarak, balgam kültürü sonuç­lanıncaya kadar ilaca başlanmamalıdır. Balgam hasta sabah kalktıktan sonra solunum tedavisi sırasında
alınmalıdır.
Balgamın miktarı, yoğunluğu, rengi ve balgamın kokusu kayıt edilmelidir.
Biriktirilen balgam 24 saa­tten fazla bırakılmamalıdır. Hastaların etkin soluk alıp vermeleri sağlanmalıdır. Amfizemli hastalara karın solunumu öğretilmelidir. Süt ve süt ürünlerin­den mukoza sekresyonunu koyulaştırdığı için
kaçınılmalıdır.
Astım hastaları üst solunum yolu enfeksiyonlarından korun­malıdır.

Kronik Obstriktif Akciğer Hastalığında Hasta Eğitimi

1. Hastaya ve ailesine uygulan­ması gereken solunum tekniklerini ve postural drenaj tekniklerini öğretin.
2. Hastaya üst solunum yolu enfeksiyonlarından gripten kaçınmasının önemini anlatın.
3. Bronkodilatatör ve kortikosteroid ilaçlar hakkında bilgi verin.
4. Hastaya kendi ken­dini değerlendirmesini öğretin. Solunum problemi olduğunda hasta ve ailesinin yapması gerekenleri açıklayın.
5. Hastaya balgam ren­ginde değişiklikler, aktiviteye toleransın azalması, oksijen gereksiniminin artması, iştah azalması, ateş gibi sağlık prob­lemi olduğunda hekime haber vermesi gerektiğini açıklayın.
6. Yeterli miktarda sıvı tüketiminin önemini anlatın.
7. Solunum yollarını rahatsız eden koku, tüy, temizlik malzemeleri, tozdan uzak kalmasının ve sigara içmemesinin öne­mini anlatın.
8. Alternatif yiyecek ve içecek reçeteleri hazırlayın, tartışın.
9. Hastaya ve ailesine evde kullanılan solunum aletlerinin ve oksijen tüp­lerinin bakımı temizlenmesi ve saklanması konusunda bilgi verin. Oksijen toksisite belirtilerini açıklayın.
10. Hastaya ve ailesine hava kirliliği değerleri, ikincil enfeksi­yonlara yakalanmasının tehlikeleri konusunda bilgi verin.
11. Hastaya bronkospazma neden olabilecek pudra ve aerosol ürünlerini kullanmamasını öğütleyin.