28 Ağustos 2010 Cumartesi
Bronkoskopi Nedir? Bronkoskopi Nasıl Yapılır?
Bronkoskopi solunum şikayetlerinizin sebebinin bulunmasında veya hastalık durumunuzun gidişini değerlendirmede yardımcı olan ve bazı özel durumlarda tedavi olanağı sağlayan bir muayene yöntemidir.
Bronkoskopi, gırtlağı (larenksi), ana soluk borusunu (trakeayı), hava yolllarının dallarını (bronşları) ve akciğerin bazı bölgelerini doktorun doğrudan doğruya görmesini sağlar.
BRONKOSKOP
Bronkoskopi işlemi Bronkoskop adını verdiğimiz bir aletle yapılır. Bronkoskop, uzun, bükülebilir, ince bir kurşun kalem kalınlığında ucunda parlak bir ışık bulunan bir tüptür. Bu tüp bükülebilir olmasından dolayı burundan veye ağızdan kolaylıkla sokulur; ses tellerinin arasında geçerek gırtlağa, buradan traekaya ve sonra da bronşlara iletilir. Tüpün mercekli kısmından bakınca doktor solunum yollarının çeşitli bölgelerini gayet açık ve aydınlık bir şekilde görebilir. Böylece solunum yollarında veya akciğerde bir hastalığın bulunup bulunmadığı saptanır.
Görüntü gerektiğinde bir televizyon ekranına yansıtılabilir, video kasedine kaydedilebilir veya fotoğrafı alınabilir.
Bronkoskopi sırasında, gözleme ek olarak, aşağıdaki işlemler uygulanabilir:
1) Bronkoskopun içinden geçen bir kanal aracılığı ile aspiratör adı verilen emici bir cihazla nefese yollarının içindeki balgam, kan ve salgılar emilerek dışarı çekilebilir. Kanala fizyolojik tuzlu su şırınga edilerek yıkantı sıvısı tekrar aspiratör ile emilir. Bu sıvı laboratuvara gönderilerek sitolik ve bakteriyolojik incelenmesi yapılır. Bu incelemeler çok önemli bir teşhis olanağı sağlar.
2) Ucunda ufak bir pens bulunan bükülebilir bir telle bronşun çeperinden veya görülen hastalıklı bir odaktan ufak bir doku parçası alınır. Bu biyopsi diyoruz. Bu doku parçası laboratuvara gönderilerek mikroskopla tetkik edilir. Biyopsi ile elde edilen patolojik bulgu, hastalıkların, özellikle akciğer kanserinin teşhisinde çok önem taşır.
3) Bronkoskopla görülemeyen fakat röntgen filminde görülen bir bölgeden radyoskopi altında bronkoskop kullanılarak akciğer dokusundan forsepsle biyopsi elde edilebilir. Buna transbronşik biopsi denilir.
BRONKOSKOPİ ARACILIĞI İLE TEDAVİ YÖNTEMLERİ
Bronşları dolduran ve nefes tıkanıklığına yol açan balgam artıkları ve koyulaşmış bronş salgıları bronkoskopun kanalından fizyolojik tuzlu su verildikten sonra aspiratörle tekrar emilerek nefes yolları yıkanabilir. Bu işlem bazı durumlarda hayat kurtarıcı olur.
Ana nefes yollarını tıkayan bir kanser varsa kanser ilaçları kanaldan gönderilen bükülebilir bir iğne ile tümörün içine enjekte edilerek tıkanmayı önleyen bir tedavi uygulanabilir. Bundan sonra forsepsle tümör parçacıkları çıkarılarak hastanın solunumu rahatlatılır. Buna intratümoral kemoterapi denilir.
Ana nefes yollarını tıkayan tümörlerde kanaldan özel bir ışık iletici proptan geçen lazer ışınları sayesinde tümör yakılarak ortadan kaldırılabilir. Buna fotorezeksiyon denir.
Bronkoskobun kanalından ucunda radyoaktif bir madde bulunan bir tel uzatılarak bronş içindeki tümöre radyoterapi uygulanabilir. Buna brachytheraphy denilir.
Nefes yollarına kaçan iğne, diş protezi v.s. gibi yabancı cisimler bronkoskopi aracılığı ile özel forsepslerle çıkarılabilir.
DİKKAT!!!
Akciğer radyografisinde şüpheli bir durum saptanan her hastada mutlaka bronkoskopi yapılmalıdır.
Akciğer röntgen filmi normal bile olsa, balgamından kan gelen her hastada mutlaka bronkoskopi yapılmalıdır.
20 yıl boyunca günde bir paket sigara içmiş ve 40 yaşını geçmiş her hastada öksürük, nefes darlığı gibi şikayetler başlamışsa veya aniden şiddetlenmişse mutlaka bronkoskopi yapılmalıdır. Bu esnada alınan biopsi ve bronşları yıkayarak elde edilen yıkantının mikroskob analizi, akciğer kanserinin erken teşhisine olanak sağlayan en kesin yöntemi teşkil eder. Böylece akciğer kanseri çok erken dönemde teşhis edilerek hayat kurtarıcı cerrahi müdahale olanağı sağlanır.
BRONKOSKOPİ NASIL UYGULANIR ?
Hazırlık: Bronkoskopi ya hastaneye gündüz gelinerek yapılabilir veya hastanede bir gece yattıktan sonraki günün sabahı uygulanır.
Her iki durumda da bronkoskopiden en aşağı 4-6 saat öncesi yemek ve sıvı alınmaması gerekir.
Doktorunuz, bronkoskopi odasına geldinizde işlemin nasıl yapılacağını size ayrıntılarıyla açıklayacaktır. Eğer bir endişeniz varsa sorununuz varsa katiyyen sormaktan çekinmeyin.
Doktor ve hemşirenize ilaçlara karşı alerji veya tepkilerinizin olup olmadığını lütfen belirtiniz. Daha önce bronkoskopi yapılmışsa doktorunuz bulunan sonuçları bilmek isteyecektir.
Bunun yanında bronkoskopinin yapılacağı gün genel durumunuzda bir bozulma olup olmadığını (ateş, nefes darlığı gibi) doktorunuza bildirmeniz gereklidir.
BRONKOSKOPİ İŞLEMİ NASIL YAPILIR ?
Bronkoskopinin size hiçbir sıkıntı ve acı vermeyeceğine emin olabilirsiniz.
Bunu sağlamak için muayeneden önce size "ön tedavi" uygulanır.
Bunun için doktorunuz kolunuzdaki veya elinizin üst kısmındaki bir vene (damara) iğne yaparak rahatlamanızı sağlayacak bir ilaç verir. Bu enjeksiyon ile verilen ilaç ağzınızı kurutacak ve sizi uykulu bir duruma sokacaktır.
İşlem, en rahat edeceğiniz şekilde, oturur ya da yatar durumda uygulanır. Lokal anestezik bir ilaç, burun ve boğazınızı uyuşturmak üzere bu bölgelere sprey halinde veya ince bir tüp içinde verilir. Böylece ses telleri ve gırtlak bölgesi uyuşur. Bu işlem sırasında hissettiğiniz rahatsızlık, denizde boğazınıza su kaçtığı anda hissettiğinizden daha fazla değildir.
Hastaların lokal anesteziden sonra belirttikleri yutkunma zorluğu ve boğazı tahta gibi hissetme duygusunun hiç bir zararı olmadığını belirtmemiz gerekir. Bu lokal uyuşturma bronkoskopinin rahatlıkla uygulanmasını sağlar ve bu duygu kısa süre sonra kaybolur.
Bronkoskopi işlemi sırasında uyuşturucu ilaç aynı zamanda öksürmenizi önler ve böylece rahatsızlığınız en az düzeye indirilir.
Hastaları en çok rahatsız eden düşünce, tüpün nefes yolundan geçmesi sırasında solunumun kesilebileceği düşüncesidir. Bu düşünce ve korku tamamen yersizdir. Çünkü bronkoskobun kalınlığı nefes yolundan çok daha incedir ve bronkoskop geçtikten sonra gırtlakta solunum için çok geniş bir açıklık kalır. Ayrıca buruna yerleştirilen yumuşak plastik bu tüpten devamlı oksijen verildiğinden solunum çok rahat olur.
Olabilecek en büyük sıkıntı bronkoskopi işlemi sırasında hastanın öksürmesidir. Bunun da hiç bir öneminin olmadığı çok açıktır.
Bronkoskopun gırtlaktan geçirilmesi ile işin en güç kısmı biter. Bronkoskopi yapılırken kanaldan verilen lokal anestezi maddesi bir süre sonra öksürük refleksini kaldırdığından, hastanın öksürmesi çok kısa sürer.
Doktorun nefes yollarınızı incelemesi 15-20 dakikayı geçmez.
El parmağınıza takılan mandal şeklindeki algılayıcı bir alet ile, nabız sayısı ve kandaki oksijen miktarı sürekli denetlendiğinden solunum durumu doktorunuzun her an kontrolü altındadır. Bu nedenle solunum ve kan dolaşımı açısından endişe edilecek hiç bir durum sözkonusu olmaz.
Nefes yollarında bir hastalığın görülmediği bazı durumlarda bronkoskopinin radyoskopi altında yapılması gerekebilir. Bu durumda işlem karanlık odada yapılır. Böylece nefes yolunun bronkoskoptan geçirilen bir forsepsle bronşların ileri kısımlarından biyopsi alma olanağı sağlanır.
Bronkoskopi sırasında biyopsi alınırken hiç bir acı duyulmayacağını tekrar vurgulamak isteriz.
Doktorun bronkoskopik gözlemi bittikten sonra hastaya hiç bir rahatsızlık vermeden bronkoskop dışarı çekilir.
BRONKOSKOPİ SONRASI:
Verilen uyuşturucu ilaçlar nedeniyle uyku hali varsa hasta dinlenme odasında bir süre istirahat eder. Bu sırada hastanın başında daima bir hemşire bulunur. Boğaz ve gırtlak bölgesindeki uyuşmanın geçmesi ve uyutma refleksinin normal haline gelebilmei için yaklaşık 3 saatin geçmeksi gerekmektedir. Bu nedenle bronkoskopi yapıldıktan sonra 3 saat içinde yemek yenmemeli ve su içilmemelidir.
Bronkoskopi sonrasında burundan hafif bir kanama olabilir. Bundan sakın korkmayın !
Bronkoskopi işleminden 24 saat sonra bu belirtiler tamamen kaybolur. Boğazdaki hafif ağrı hissi ve sesteki boğukluk bir süre devam edebilir. Sonuçta tüm belirtiler 1-2 gün sonra tamamen yok olacaktır.
Bronkoskopiden sonra balgamda kan görülebilir. Bununda hiçbir tehlikesi yoktur.
EVE DÖNÜŞ:
Hastanın aynı gün içinde eve dönmesi halinde, yanında mutlaka bir refakatçinin bulunması gerekmektedir. Eve döndükten sonra günün kalan saatlerini istirahat ile geçiriniz. Anestezinin etkisi bazen uzun sürer. Bu nedenle aşağıda belirtilen işlemlerin yapılmaması gerekmektedir.
1) Otomobil kullanmak
2) Bir iş makinesini işletmek
3) Alkol almak
Anestezinin etkisi ertesi gün geçeceğinden normal faaliyetlerinize devam edebilirsiniz.
SONUÇLAR NE ZAMAN ALINIR ?
Doktor, bazı hastalara uyanır uyanmaz sonuç hakkında bilgi verebilir. Patolojik muayene için doku alınmış ve bronş lavaj sıvısı bakteriyolojik incelemeye gönderilmişse laboratuvardan sonuçların alınması 3-5 gün sürebilir.
Uyuşturucu ilaçlar size söylenenleri unutmanıza neden olabilir. Bu nedenle bir yakınınızın size eşlik etmesinde yarar vardır.
Laboratuvar sonuçlarının alınmasından sonra gerekli tedaviyi doktorunuz size tavsiye edecektir..
24 Ağustos 2010 Salı
Akciğer Solunumu Tıkanıklığı
Akciğerler hava almıyorsa, Akciğer Hastalıkları
Solunum Tıkanıklığı
Beyin soğanının solun&umu sağlayan sinir merkezlerinin tahribi ya da sıkışması: Dolaysız, yani doğrudan zedelenme, kanamalar, İlaç zehirlenmeleri, uyku hapları, uyuşturucular, vb...
Göğüs kafesinin hareketsiz kalması ya da tahribi: Çok sayıda kaburga kemiğinin kırılması, hava alıp vermede yerel ya da tam bir aksamaya sebep olabilir. Göğüs kafesinin de ezilmesi, elbette aynı etkileri yaratır.
Kasın, toksik bir madde ya da bir kas hastalığı ile damara uğraması: Mizasteni, Güney Amerika Kızılderili-terinin okları ucunda kullandıkları çok şiddetli zahirin etkisine benzer belirtileri olan bir hastalıktır.
Omuriliğin boyundaki uzantısında sinir yolu hastalığı: Bu da bir kırılma sonucu bir bölgenin zarar görerek ensedeki omur kemiklerinin kaymasıyla ya da bir hastalığın sonucu olarak (çocuk felci gibi) ortaya çıkar.
Solunum yolları Akciğer Hastalığı Tedavisi ve Yapılması Gereken
Önce hastanın soluyup solumadığını kontrol edin Eğer hava alıp veremiyorsa, bir dakika bile kaybetmeden solumayı sağlamak gerekir. Bunun çeşitli yöntemleri vardır: Göğüs kafesi sıkıştırılabilir (harici yöntemler). Ancak bunun etkisi sınırlıdır ve bilmeyenler için uygulaması güçtür. Doktorlar genelde iç yöntemlere başvurup, suni havalandırma için solunum yollarına üfler (hayat busesi). En iyi ve etkili yöntemin bu olduğu kuşkusuzdur
Akciğer Solunumu Rahatsızlığı
Akciğerlere iyi hava gelmiyorsa
Solunum yolları: Burun ya da ağızdan giren havanın, boğazdan ve bronşlardan geçerek akciğerlere varmasını sağlar.
Akciğerler: Akciğer peteklerinden oluşan ve kanda gazlı değişimi sağlayan organlar.
Göğüs kafesi: Kaburga kemiklerinden, kaslardan, göğüs zarından oluşan, altta diyaframla kapalı ve akciğerlerin içinde bulunduğu sıvı geçirmez kafes.
Diyafram: Kasılmaları göğüs kafesinin, dolayısıyla akciğerlerin hacım değişikliklerine imkân veren güçlü kas.
Merkezi sinir kumandası: Solunumu sağlayan otomatik kumanda sistemi (omurga soğancığı).
İnsanın soluduğu nasıl anlaşılır?
Diyafram gerildiğinde, bir piston gibi iner, karın, karın üzerine dayanır ve karın şişer. Bu sırada mide
boşluğuna elle basılırsa, yaratılan hava alma hareketiyle, akciğerlere hava girmesi sağlanır.
Sıklık: Dakikada 1020
Dakikada solunum sağlamak için kaç hareket yaptığınızı bilmeniz gerekir. Normal sıklık süresi, dakikada 10-20 harekettir.
Diyafram gevşeyince, "piston" yeniden yukarı çıkar, karın cidarı normal yerine döner ve karın inerBu sırada hava da dışarı atılır. Soluk vermeyi, kişinin ağzına elinizi yaklaştırarak denetleyebilirsiniz.
Solunum Yolu Tıkanıklığı Hakkında, Solunum Yolu Tıkanması
Tıkanan solunum yolları - Ağız karşısındaki engeller
Solunum Yolu Hastalıkları
Ağız ve burnun tam anlamıyla tıkanması, ani soluk kesilmesine sebep olur. Bu tür kazalar genellikle iyi gözetilmeyen küçük çocukların başına gelir. İşte, başlıca iki olay:
1. Genellikle küçük çocuklar başlarına şeffaf bir plastik torba geçirerek, hemen nefessiz kalır ve kendilerini kaybeder.
2. Patavatsızca büyüklerin yatağına yatırılan bebek, kendisi için çok büyük yastık ve yorganların altında kalarak, kurtulamayıp soluksuz kalabilir.
Solunum Sıkıntısı Tedavisi ve Yapılması Gereken
Çocuğun bilinci yerindeyse, solumasına engel olan şeyi (plastik torba veya yastık) çekip almak, yeterlidir. Ama çocuk boğuluyor gibiyse ve bilincini kaybetmişse, derhal doktora haber verin ve tıbbi yardım yetişene kadar ilerde gösterilen şekilde solunumu denetleyin. Çocukta hareket yoksa, solumuyorsa, hayat busesini deneyin. Nabız durmussa, Bebekleri, büyüklerin yatağına yatırmayın. Çocuklan, boğulmalarına sebep olabilecek plastik torbalardan uzak tutun.
Ağıza kaçan engeller
Bir kişi bilinçsiz ve baygın yatıyorsa, refleksleri yoksa, hele sırt üstü durumdaysa, dili, solunumu önleyecek çok tehlikeli bir engel olabilir. Çünkü aslında bir kas olan dil, bayılan ve komadaki kişilerde boğaza doğru düşer. Havanın akciğerlere gidişini engeller.
Solunum Güçlüğü Belirtiler
Böyle bir dil düşmesi halinde, hastanın soluk alması sırasında belirgin şekilde bir tür horlama işitilir. Bu, solunum güçlüğü belirtisidir. Aynı koşullarda takma dişler de yerlerinden çıkıp, solunumu önleyen bir engel oluşturabilir. Bu nedenle her türlü bayılma, anestezi uygulaması sırasında, takma dişler çıkartılır.
Zatürre Nedir, Zattürre Belirtileri ve Tedavisi Hakkında
Zaatüre Nedir
Bu had akciğer iltihabı, virüs veya bakteri kökenli olabilir. Bir akciğer dilimini bütünüyle sarabilir. Endişe verici belirtileri vardır: Yüksek ateş, sırt ağrıları ve ürpermeler, kahverengi veya koyu kırmızı balgam çıkartmayla süren şiddetli öksürük, terleme ve bazen soluma güçlükleri. Acilen çağrılması gereken doktor, hastanın hastaneye kaldırılıp kaldırılmamasına karar verecektir.
Zaatüre Tedavisi ve Öksürük nöbeti
Öksürük nöbetleri, genellikle balgam çıkartmakla sonuçlanan aralıksız öksürüklerdir. Balgam koyu ve yapışkansa, söktürülmesi zor olur. Özellikle süt bebeklerinde görülen boğmacada bu durum geçerlidir. Bebek, balgamı söktürmek için çok öksürür ve bu nedenle yorgun düşer. Bazen nöbet sonunda çocuk nefes alacağı sırada alamaz ve soluksuz kalabilir.
Bu soluksuzluk, birkaç saniye sürebilir. Soluğun yeniden başlaması ani olur. Bu tür olaylar doktor tarafından yine de yakından izlenmelidir. Bu nedenle bazen çocuğu hastaneye kaldırmak gerekebilir.
Bayılma (koma) hallerinde acil doktor çağırılmalı ve doktor gelene kadar acil kurtarma işlemleri yapılmalıdır
Astım, Alerjik Astım, Astım Bronşit ve Tedavisi Hakkında Bilgi
Astım, Alerji Astım, Bronşit Astım
Astım Tedavisi
Astım, özellikle "alerjik" kişilerde sık görülen, boğulma hali etkileyici olmakla birlikte, ciddi tehlikesi olmayan bir hastalıktır.
Astım krizi sırasında hastanın soluması, ıslık gibidir ve özellikle soluğunu dışarı vermekte güçlük çeker; göğüs kafesi genişlemiştir.
Kriz sırasında hasta solumak için başını yukarı kaldırır. Pencereye gidip, açar: Havaya susamıştır. Tedavi edilen nöbet, kolay geçer.
Ciddi krizler ancak önemli alerjiden sonra ortaya çıkar (çiçek tozlan, evdeki tozlar, hayvan kılları, küf, yünler...). Ama astım tedavisinde kullanılan pek çok ilaç da, nöbete sebep olmaktadır.
Alejik Astım Tedavisi ve Yapılması gereken
Astım Hastaları, kendi kendilerini tedaviye kalkmamalıdır; çünkü bu durumda nöbetler çok şiddetlenebilir; o kadar ki, solunumlarının sağlanması için hastaneye kaldırılmaları bile gerekebilir.
Normal bir astım krizi, evde, aile doktoru tarafından tedavi edilebilir.
Pnömoni Nedir? Pnomoni Tanı ve Tedavisi Hakkında Bilgiler
Pnömoni Hastalığı Nedir
Pnömoni, akciğer parankimasının akut inflamatuar bir hastalığıdır. Etiyolojisinde çeşitli nedenler rol oynamaktadır.
a) Bakteriyel Pnömoniler (Pnömokoklar, streptekokolar, stafilokok-lar, tüberküloz basili ve diğer bakterilerdir).
b) Virüsler.
c) Mantarlar
d) Radyasyon, travma, zehirli gaz irritasyonu gibi fizik etkenler pnö-moniye neden olur.
Pnömoni Tanı İşlemleri
Göğüs röntgeni
Balgam kültürü
Nazofaringeal kültür
Kan kültürü
Arteriyel kan gazlarına bakılmalıdır.
Belirtiler
Güçsüzlük, kilo kaybı.
Hızlı ve yüzeyel solunum
Yüksek ateş, titreme, terleme
Göğüs ağrısı
Öksürük, koyu pas renkli balgam
Siyanoz
Dispne
Pnömoni Tedavisi
Yatak istirahati sağlanmalıdır. (Bakım aktiviteleri ve istirahat peri-
yodları düzenlenerek oksijen gereksinimi azaltılır).
İlaç tedavisi uygulanır.
Antitüsifler, ekspektoranlar, antipirektikler
Spesifik organizmaya özgü antibiyotikler.
Analjezikler
Oksijen tedavisi uygulanır eğer gerekli ise odanın nemlendirilmesi sağlanır.
Sıvı tedavisi uygulanır. (Ağızdan, gerekiyorsa İntravenöz yoldan)
iyi dengelenmiş diyet ile yeterli beslenme sağlanır.
Hemşirelik Uygulamaları
Hayati bulgular gözlenmeli ve rapor edilmelidir.-Solunum yetmezliği belirti ve bulguları gözlenmelidir. (Dudaklarda ve tırnak diplerinde siyanozun hipoksiyi işaret ettiğini hatırlayınız, Kan ve balgam kültürü için örnek olabildiğince çabuk alınmalı, labratuvara yollanmalıdır.
Antibiyotik tedavisi uygulanmalı antibiyotiğin olası reaksiyonlarına uyanık olunmalıdır.
Üst solunum yolları temiz tutulmalı, aspirasyon işlemi yapılıyorsa steril teknik ile çalışılmalıdır.
Balgam, miktar, kıvam, renk ve içindeki maddeler yönünden gözlenmeli, hasta durumunun kötüye gittiği durumlarda balgam rengi beyaz-sarı-yeşile döner.
Hastaya uygun derin solunum egzersizleri yaptırılmaldır. Yeterli sıvı alınması sağlanmalıdır. (Sıvı sekresyonun solunum yolundan atılmasını kolaylaştırır).
Hastaya uygun pozisyon verilmelidir (genellikle semi-favvler pozisyonu).
Oksijen önerildiği şekilde uygulanmalıdır. Dudak ve dil bakımı içeren ağız temizliği sağlayın, kurumuş doku ve mukozayı nemlendirin.
Pnömonide Hasta Eğitimi
Hastaya derin solunum ve öksürme egzersizlerini öğretin Hasta ve ailesine hastalığın yayılmasını önlemek için sekresyon ile temastan önce ve sonra el temizliğinin önemini anlatın. Hasta ve ailesine; tüm ilaçların özellikle antibiyotiklerin önemi konusunda bilgi verin.
Hastaya ve ailesine; pnömoninin tipi, tedavi, beklenen yanıt, olası komplikasyonlar ve olası hastalık süresi hakkında bilgi verin. Hastaya ve ailesine; balgamdaki renk değişiklikleri, aktiviteye toleransın azalması, antibiyotiğe karşın devam eden ateş, artan göğüs ağrısı gibi sağlık durumundaki değişikliklerin hekime bildirilmesinin önemini anlatın.
Hastaya bol sıvı alımının önemini anlatın. Hastaya istirahat ve egzersizin önemini açıklayın.
KOAH Nedir? KOAH Nedenleri ve KOAH Eğitimi
Solunum Sistemi Hastalıkları ve Hemşirelik Bakımı
Kronik Obstriktif Akciğer Hastalığı (KOAH Hastalığı)
Koah Nedir
Kronik obstriktif akciğer hastalığı, ekspiryum akım hızının azalması ile karakterizedir. Kronik bronşit, amfizem, akciğer astması, bronşektaziyi içerir. Bu hastalıklar patolojik olarak farklı, ancak aynı semptomlarla ortaya çıkarlar.
Koah Akciğer Hastalığı Belirtiler
Hırıltılı solunum Nefes darlığı Öksürük Balgam çıkarmadır.
1. Kronik Bronşit
Bronşlarda aşırı müküs salgısının neden olduğu kronik öksürük ile karakterize klinik bir durumdur. Kronik bronşit; üç yılı aşkın bir sürede her yıl üç aydan daha çok süren öksürük eşliğinde balgam çıkarma olarak da tanımlanır. Üç şekilde görülür. Basit kronik bronşit, minimum belirtiler vardır. Nedenleri; Sigara içimi, hava kirliliği, herediter faktörlerdir. Tekrarlayan ve sürekli enfeksiyonla beraber olan bronşit Hava yolu tıkanıklığı ile beraber olan kronik bronşit (bu durumda enfeksiyon ve tıkanıklık sıkı ilişki halindedir.)
2. Amfizem
Akciğerin terminal bronşiyollerinin distalindeki hava yolları ve alveollerin gerilme ve çeper harabiyeti ile genişlemesidir. Genişleme üç primer mekanizmaya bağlıdır. Artmış transpulmoner basınca Akciğerin esnekliğinde azalmaya
Havanın girişi çıkışa oranla daha az engellendiğinde sübap mekanizmasına.
Belirtiler
Dispne (efor dispnesi)
Öksürük
Ortopne pozisyonu
Hiperventilasyon
Siyanoz
Şişkin göğüs ile solunum
(fıçı göğsü) İştahsızlık
Sert ve ağrılı karın kasları Özellikle yatarken dolgun
boyun vehleri
Etiyoloji; Amfizem genellikle kronik bronşit ile beraber görülür. Kronik bronşit amfizem ve hava yolları arasındaki tıkanmanın gelişmesinde etkisi olan faktörler şunlardır; Bireyin yatkınlığı Sigara içimi Çevresel faktör Hava kirliliğidir.
3. Akciğer Astması
Bireyin duyarlı bulunduğu bir madde ve cisme (antijene) karşı gösterdiği alerjik tepkilerden meydana gelen akciğer hastalığıdır. Etiyo-patolojisinde; immun mekanizmalar rol oynar.
Belirtiler
Zaman zaman tekrarlayan bronşlarda, bronşiollerde spazm, öksürük,
Bronş müküs salgısında artma
Bronş mukozasında ödem
Bronş mukozasında ödeme bağlı olarak gelişen expiratuvar tipte
birdispne
Hırıltılı solunum
Neden olan faktörler; Dışsal astma (atopik astma)
(Toz, ilaçlar, insektisitler, polenler, hayvan tüyü gibi organizma dışındaki maddeler neden olur). İçsel Astma (non atopik astma) (Bakteriler, mantarlar, virüsler, parazitler ve antijenler gibi doğrudan doğruya hasta organizmada bulunabilecek maddelerden olur).
Astım bronşiole krizi: (Status astmaticus) ilerlemiş bronşial astımda, krizin aralıksız uzun süre devam etmesi durumudur. İki kriz arasında hasta rahattır. Krizi başlatan nedenler; Spesifik antijen ile temas, Ani heyecan, Psikolojik gerginlik hali, Aşırı efor
Ani soğuk havaya çıkma, Solunum yolu enfeksiyonu, Toz ve duman inhalasyonudur,
Kriz Belirtileri
Göğüste sıkıntı hissi
Kuru öksürük
Ekspiratuvar dispne
Ağır krizde ortopne pozisyonu
Whezing (ekspirasyonda) tarzında solunum
Inspirasyon sert ve kısa, ekspirasyon uzundur.
Şişkin göğüs, siyanoz vardır.
Astım bronşiole nöbetinden korunma; Alerjenlerden kaçınma
Hiposensitizasyon Testi: Intra dermal olarak belli başlı antijenlerden hazırlanan çözeltiler uygulanarak, duyarlı olunan etken saptanır.
4.Bronşektazi
Orta ve küçük çaptaki bronş dallarının genişlemesine bronşektazi denir.
Akciğer enfeksiyonları ve bronş tıkanması, Doğumsal nedenler,
Erken çocuklukta grip, kızamık, boğmaca, yabancı madde aspi-rasyonu neden olur.
Kronik Obstriktif Akciğer Hastalığında Gözlemler
Solunum izlenmeli ve bulgular kayıt edilmelidir. Hastanın ekspirasyon sırasında solunumuna özellikle abdominal veya omuz, boyun kaslarının kullanılıp kullanılmadığına bakılmalıdır.
Derinin rengi kontrol edilmelidir. Oldukça pembe deri rengi oksijen retansiyonu olduğunu gösterir. Siyanoz oksijenlenmede yetmezlik olduğunu gösterir.
PaO2 75 mmHg'nin altında, PaCC>2 50 mmHg'nın üzerinde ise bu laboratuvar bulguları solunum yetmezliği olduğunu gösterir. Juguler ven distansiyonu sıklıkla solunum distresi ile birlikte sağ kalp yetmezliğinin işaretidir.
Serebral anoksi huzursuzluk ve konfüzyonla farkedilebilir. Parmakların çomaklaşması uzun süreli akciğer hastalıklarının bazılarında yaygın bir belirtidir. (Örneğin pulmoner fibrozis) Öksürük genellikle bulunur. Akciğer sesleri dinlenmelidir.
Üst solunum yolu enfeksiyonlarının semptomları yönünden hasta gözlenmelidir.
Koah Tedavisi
İnhalasyon tedavisi, (aerosol şeklinde bronkodilatatör ilaçların birlikte kullanımıyla) yapılır.
Mukozadaki sekresyonu yumuşatmak için nebülizatör, vaporiziter ya da ağızdan su verilebilir.
Göğüse fizik tedavi uygulanır ve postural drenaj yapılması önerilebilir.
İlaç tedavisinde steroidler (prednizolone) bronkodilatatörler (amni-nophylin) ve antibiyotikler verilebilir.
Endotrekeal intübasyon ile bronşlarda birikmiş olan sekresyon atılabilir.
Oksijen, (kan gazları izlenerek) verilebilir. Kronik akciğer hastalığı olan bireylerde 1 litre/dk. veya daha az olacak şekilde ayarlanmalıdır. Daha fazla verilmemelidir. Hekim önerisi olmadan oksijen miktarı 2 litre/dk'ya çıkarılmamalıdır.
Koah Hemşirelik Uygulaması
Yetersiz ve etkisiz solunum nedeni ile hastalara oksijen verilir. Hemşire oksijen aygıtının sürekli çalışır durumda olmasını sağlamalıdır.
Uygulanan oksijen nemlendirilmelidir.
Hastalar, odada hareket halinde iken oksijen maskelerini takmalı, maskesiz hareket etmemelidir.
Hastalar, sedatif ilaçlardan, trankilizan, hipnotik ve narkotik ilaçlardan kaçınmalıdır. Çünkü bu ilaçlar solunum yollarını desprese eder, refleksi azaltır ve ölüme neden olabilirler. Hastalara elle kullanılan nebülizatörün kullanımı öğretilmelidir. Hastalar enfeksiyondan kaçınmalıdırlar. Antibiyotik tedavisi gerekirse, genel olarak, balgam kültürü sonuçlanıncaya kadar ilaca başlanmamalıdır. Balgam hasta sabah kalktıktan sonra solunum tedavisi sırasında
alınmalıdır.
Balgamın miktarı, yoğunluğu, rengi ve balgamın kokusu kayıt edilmelidir.
Biriktirilen balgam 24 saatten fazla bırakılmamalıdır. Hastaların etkin soluk alıp vermeleri sağlanmalıdır. Amfizemli hastalara karın solunumu öğretilmelidir. Süt ve süt ürünlerinden mukoza sekresyonunu koyulaştırdığı için
kaçınılmalıdır.
Astım hastaları üst solunum yolu enfeksiyonlarından korunmalıdır.
Kronik Obstriktif Akciğer Hastalığında Hasta Eğitimi
1. Hastaya ve ailesine uygulanması gereken solunum tekniklerini ve postural drenaj tekniklerini öğretin.
2. Hastaya üst solunum yolu enfeksiyonlarından gripten kaçınmasının önemini anlatın.
3. Bronkodilatatör ve kortikosteroid ilaçlar hakkında bilgi verin.
4. Hastaya kendi kendini değerlendirmesini öğretin. Solunum problemi olduğunda hasta ve ailesinin yapması gerekenleri açıklayın.
5. Hastaya balgam renginde değişiklikler, aktiviteye toleransın azalması, oksijen gereksiniminin artması, iştah azalması, ateş gibi sağlık problemi olduğunda hekime haber vermesi gerektiğini açıklayın.
6. Yeterli miktarda sıvı tüketiminin önemini anlatın.
7. Solunum yollarını rahatsız eden koku, tüy, temizlik malzemeleri, tozdan uzak kalmasının ve sigara içmemesinin önemini anlatın.
8. Alternatif yiyecek ve içecek reçeteleri hazırlayın, tartışın.
9. Hastaya ve ailesine evde kullanılan solunum aletlerinin ve oksijen tüplerinin bakımı temizlenmesi ve saklanması konusunda bilgi verin. Oksijen toksisite belirtilerini açıklayın.
10. Hastaya ve ailesine hava kirliliği değerleri, ikincil enfeksiyonlara yakalanmasının tehlikeleri konusunda bilgi verin.
11. Hastaya bronkospazma neden olabilecek pudra ve aerosol ürünlerini kullanmamasını öğütleyin.