14 Ekim 2012 Pazar

Sperma


SPERMA
Yunanca "sperma" tohum kelimesinden kaynaklanır. Erkek tohum sıvısına bu isim verilmiştir.

Normal bir erkeğin sperması 250 milyon tohum içerir. Bunlar büyüteç altında birer minik kurbağa yavrusunu anımsatır ve yaklaşık olarak 7 dakikada 1 santimetre mesafe kate-der. Çeşitli salgılardan oluşan süte benzer bir sıvı içerisinde hareket ederler. Bu sıvının içinde enerji sağlayan şekersi bir madde vardır. Kuruduğu zaman kristal şeklindedir. Fırçayla temizlenebilir.

Bilim adamlarının şimdiye dek bu konuda edinebildikleri bilgi sadece teselli düzeyinde kalmıştır. Çünkü insan denen varlığı ortaya çıkaran maddenin esası hakkında henüz gereken şey öğrenilememiştir. Viyana Üniversitesi doktorlarının yaptığı bir araştırma ise, 1951 yılından bu yana insanlarda spermanın kalitesinin giderek düşmekte olduğunu ve çocuk yapma olanağına sahip erkeklerin sayısının da azalmakta olduğunu göstermiştir. Bunun nedenleri tam olarak bilinememektedir. Kendine güvenen bilinçli erkeklerin sperma kalitesinin, bilinçsiz erkeklerinkinden daha iyi olduğu saptanmıştır. Bilinen bir başka gerçek ise, stres ve hemen tüm hastalıkların anormal şekilli sperma üretimini artırdığıdır.

Sperma, günümüz hukukçularını da uğraştıran bir sorun olmuştur. Amerika'da bir davada boşanmış bir çiftin sperma bankasında korunan ve eski kocaya ait olan spermalarla dünyaya getirilmiş olan çocuğun anneye mi, yoksa babaya mı ait olacağı tartışılmaktadır. Bir diğer davada ise, kocasının ölümünden sonra yine sperma bankasında korunan sperma ile hamile kalan kadının durumu incelenmekte, böylece doğan bebeğin doğumdan önce ölen babanın mirasçısı olup olamayacağı tartışılmaktadır. Bazı akrabalar, çocuğun babanın ölümünden sonra doğduğunu babasının mirasçısı olamayacağını öne sürmektedirler. Fransa'da 1984 yılında böyle bir dava annenin lehine sonuçlanmıştır. O zamandan beri annenin bu yöntemle döllendirilmesi halinde uzmanların olay yerinde hazır bulunup durumu resmi belgeleriyle onaylamaları talep edilmiştir.

Güneşin Faydaları


GÜNEŞ
Güneşin gündüze getirdikleri, gecenin daha iyi olmasını sağlar. Özellikle güneşten yoksun Avrupa ülkelerinde yaşayanların güney ülkelerinde tatil sırasında birbirlerine çok daha kolay kaynaştıkları uzmanlar tarafından saptanmıştır. Amerikalı bilim adamları güneş ışınlarının cinsellik açısından önemli bir etkinlik kaynağı olduğunu vurguluyorlar. Güneş ışınları, cinsel hormonları dramatik bir şekilde arttırmaktadır, iki hafta süreyle göğsünü ve sırtını güneşe veren erkeklerde testosteron (erkeklik) hormonunun yüzde 120 oranında arttığı saptanmıştır. Vücudun alt kısmının güneşlenmesi halinde ise, artış oranı ise yüzde 200'e ulaşmaktadır. Hormon rahatsızlığı geçiren kadınlarda ise, 3 ay süren bir güneş kürünün çok yararlı olduğu saptanmıştır. Bu kadınlarda bu süreç sonunda arzuların yeniden güçlendiği, aylık rahatsızlık günlerinin ise düzene girdiği, gözlenmiştir. Güneş ışınlarının aylık rahatsızlık günleri uzun süredir anormal derecede düzensizlik gösteren kadınlarla bile, çok olumlu etkisi olmuştur.

Güneş başka hastalıklar üzerinde de (Özellikle sedef gibi cilt hastalıklarında) harika etkiler sağlamaktadır. Güneş iskeletimizi de etkiler, kemiklerimiz için gerekli kalsiyum için D vitamini oluşmasını sağlar.

Yetersiz güneş ışığı, raşitizm hastalığının ilk nedenlerindendir. Bu hastalığın İngiliz hastalığı diye de anılmasının bir nedeni İngilizlerin genellikle az güneş gören bir ülkede yaşamasıdır.

Ancak güneş son zamanlarda sağlık açısından tehlikeli olmuştur. Tam olarak açıklanamayan, muhtemelen ozon tabakasındaki delikten cilt kanseri olaylarında dört kat artış saptanmıştır. Güneşte yanmanın -sağlıklı ve sportif bir görüntü verdiği inancıyla- bronzlaşmanın çok yakın zamanlara dek moda olmasının da bunda önemli etkisi olmuştur.

Solaryum


SOLARYUM
Güneşe benzer ışınlar sağlanan özel stüdyolara solaryum adı verilir. Elektrik prizinden sağlanan güneş problem olmuştur. Bir yandan cilt doktorları, cilt hastalarına Güney ülkelerine plajlara gitmeden önce solaryuma girip ciltlerini güneşe karşı hazırlamalarını tavsiye ediyorlar. Böylece alışık olmadıkları yakıcı güneş ışıklarına karşı vücutlarında koruyucu bir tabaka oluşturmaları gerekiyor.

Aynı zamanda solaryum, insan vücudu için tehlikeli olmayan tek bronzlaşma kaynağı olarak kabul ediliyor. Çünkü burada uzmanlar çalışmakta, ışığın yeterli dozunu onlar saptamaktadırlar. Uzmanlar müşterilerin yattıkları şezlonglarda gereğinden fazla kalmamasını temin ediyorlar. Yapay ışıkların filtrelerini gerektiği şekilde değiştiriyorlar, koruyucu gözlükler veriyorlar, şezlongların daha önce sağlıklı bir şekilde temizlenmesini sağlıyorlar. Böylece burada yatan insanların mantar gibi bulaşıcı rahatsızlara da yakalanmamalarını sağlıyorlar. Gereken tüm sağlık koşulları yerine getirildiği zaman, solaryumlar gerçekten en ideal güneşlenme yeri olarak kabul edilmektedir. Ancak son zamanda bronzlaşmanın yarar yerine zarar verdiği görüşü güncelleşmiştir. Bunu da unutmamak gerekiyor.

12 Ekim 2012 Cuma

Mide Yanması


MİDE YANMASI
Göğüs tahtasının arkasında yanmaya benzer sıkıntı duyulması halinde, "Midem yanıyor, kaynıyor" deriz. Bazen mideden gırtlağa kadar uzanan bu sıkıcı halin nedenini genellikle yemek borusu, sindirim sistemi veya karaciğerin rahatsızlanması oluşturur.

Mide yanmasına karşı bir bardak süt içmek, ilaçlardan çok daha pratik çözüm getirmektedir. Genelde erkeklerde izlenen bu rahatsızlık, kadınlarda özellikle hamileliğin son aylarında bebeğin mideye baskı yapmasıyla da ortaya çıkar.

Mide yanmasının çeşitli nedenleri vardır. Ya mideyi yemek borusuna bağlayan daire şeklindeki kaslar iyi çalışmamaktadır, böylece midede sindirime yarayan asit yemek borusuna çıkar ve yanma duygusu gibi bir rahatsızlık oluşturur. Ya da mide çeşitli etkiler altında normalden fazla asit üretir. Fazlası yemek borusuna çıkıp rahatsızlık verir. Genellikle mide yanmasının başlıca nedeni strestir. Stres, karşısında mide asit üretimini artırmaktadır.

Önlem olarak günlük yemek alışkanlığımızı 3 yerine daha fazla bölümlere ayırmak tavsiye edilir. Yemek sayısını arttırmakla, midenin salgıladığı asit fazlasının sindirimi için işlev yapması, böylece denge sağlanması öngürülür. Ayrıca meyve, turşu, salata sosları, alkol, kahve, sigara, yağlı yemek, ekşi veya yağlı yoğurt gibi besinlerden kaçınmak gerekir.

Mide yanması bir haftadan fazla sürerse doktora gitmek gerekir. Çünkü nedenini mide veya oniki parmak bağırsağında bir iltihap oluşturuyorsa, bunun saptanması gerekir. Mide yanması, bazen kalp kroner damarlarında (Angina Pectoris) gibi bir değişimin de habercisi olabilir. Çok eskiden beri uygulanan yararlı bir yöntem akşam yemeklerini yatmadan en az dört saat önce yemektir. Yatarken vücudun üst kısmını yüksek tutmak ve süt içmek tavsiye edilir.

Yavaş Beslenme


YAVAŞ BESLENME
İngilizce (Slow) yavaş, (Food) yemek sözcüklerinden oluşan, "Slow food" yavaş yemek hareketidir. Fast food, (Hamburger, pizza türünden ayakta yenen) çabuk yemek modasının karşıtıdır. Simgesi salyangozdur. Karşıtı ise, hayatın her aşamasında.koşturarak yaşamaktır. Oyunun kuralı ise, yavaş yavaş çiğneyerek yemektir.

Slow food, yani yavaş yemek yeme zamanımızda İtalya'da başlatılıp hızla bütün dünyaya yayılan yeni bir akım olmuştur. Amerika'da başlatılan "Fast food" yani çabuk yemek yeme akımına karşıt bir akım oluşturmuştur. Geçtiğimiz yıl sonunda bir "Slow Food" kongresi de gerçekleştirilmiş bulunuyor. Paris'te yapılan bu kongreye 22 ülkenin temsilcisi katılmış bulunuyor. Yavaş yemek yemenin sağlığa yararlı olduğu tartışmasız bir gerçektir. İyi çiğnenen besin, daha kolay sindirilmekte, insanlar vücut ölçülerini böylece daha kolay koruyabilmektedir.

Yavaş yemek yemenin yararı, sadece iyi çiğnemekle kalmıyor, bilakis insanın daha huzurlu, daha bilinçli olmasına da yarıyor. İçinde bulunduğumuz yılın aşçısı seçilen Alfred Bouley, "Öyle insanlar var ki, yiyecekleri yemeği nerede ise, daha ısmarlamadan bitirmek istiyorlar. Yemeğe bu nedenle daima rahat yenen türlerle başlamak gerekir."

Shiatsu


SHIATSU
Japonca (Shi) parmak, (Atsu) baskıdır. Shiatsu, parmak uçlarıyla tedavi anlamına gelir. Japonya'da 5 bin yıllık geçmişi olan bir tedavi metodudur. Masaj ve akupressur, yani akupunktur iğnesi yerine, baskıyla uygulanan tedavi yöntemi giderek Avrupa'da da yaygınlaşmaktadır. Başparmak ve avuç içleriyle vücudun belirli yerlerine baskı uygulanır ve bedensel rahatsızlıklar bu şekilde giderilir. Baskının şekli hastanın durumuna ve hastalığın şekline bağlıdır. Önemli olan tedavi edilen yere, yumuşak ve dikey bir baskı oluşturmaktır. Boyun ve çevresi dışında her bireysel shiatsu basıncının süresi 5 ile 7 saniye sürmelidir. Boyun ve çevresine ise, 3 saniyeden fazla baskı yapılmaz. Bu süreç ağrı ve rahatlık arasında mevcut duyguyu ortaya çıkartmak için yeterlidir. Baskının amacı vücutta bulunan enerji hatlarını ortaya çıkarmaktır. Akupunktur tedavisinde de bunlara vücudun meridyenleri (coğrafi çizgileri) denir. Sıkışan, bloke edilen enerji böylece serbest bırakılır. Shiatsu yorgunluk, baş ağrısı, diş ağrısı, boyun tutulması, alçak ve yüksek tansiyon, hatta küçüklerde yatak ıslatma gibi rahatsızlarda kullanılır, insanın moralini yükseltir, moral verir ve cinsel iktidarını attırır. Karmaşık hastalıklarda tedavinin iyi bir shiatsu uzmanı tarafından yapılması gerekir. Almanya'da bu uzmanlar, diğer diplomasız hekimler gibi yasal çalışma iznine sahiptirler ve hasta bunlara ödediği ücreti sağlık sigortasından karşılayabilmektedir.