29 Kasım 2015 Pazar

Hızlı Kilo Vermek Zararlı Mı?


Neredeyse hızlı kilo vermek diye bir şey yoktur. Çünkü hızlı kilo verenler genelde sonrasında verdikleri kiloların daha fazlasını verdiklerinden daha hızlı bir şekilde almaktadır.

Yaz tatiline düzgün bir vücutla girmek isteyenler, düğün hazırlığında olanlar, aldığı kiloları bir an evvel vermek isteyenler en  hızlı kilo verdiren  diyet listesi arayışına girerler. Lakin hızlı kilo vermek uğruna sağlığımızı ciddi tehlikelere sokabiliriz.

Beslenme ve Diyet Uzmanı olan Banu Kazanç, bilhassa kısa bir zaman­da fit görünüme kavuşmak amacıyla uygulanmakta olan diyetlerin; kansızlıktan tutun saç dökülmesine, tansiyon düşüklüğün­den  adet düzensizliğine kadar pek çok ciddi sağlık sorununa yol açabileceği­ni belirtiyor­.

Sabahleyin sadece kibrit kutusu kadar peynir yemeyi öğütleyin sonrasında kilometrelerce yürüten veya koşturan, öğlen  yağsız küçük bir salata yediren yine saatlerce spor salonun­da kal;mayı öğütleyen, akşam hiç bir şey yemeden koşu bandın­da koşmamızı öğütleyen yemek programları var. Böyle bir program belki size çok kısa bir zaman­da çok zayıflatır­­. Peki ya sonrasında olacaklar? Kilo verirken  ruh ve beden  sağlığı­nın korunma­sı gerektiğine de dikkat çeken  Beslenme ve Diyet Uzmanı Banu Kazanç, işin sırrı­nın metabolizmayı hızlandıran dengeli bir beslenme programı ve bunu destekleyen  bir spor planı olduğunu söylüyor bize­. Aksi takdir­de vücut bu diyetlerden olumsuz etkileniyor, hat­ta ciddi sağlık problemi ortaya çıkıyor. Nadir de olsa hızlı kilo vermek için yapılan diyetlerden ölen insanlar olduğunu da unutmayalım.

Hızla Kilo Veren  Vücut­ta Neler Oluyor?

Bilinçsiz bir şekilde yapılmakta olan kalorisi çok ­düşük sağlıksız zayıflama diyetleri; konsantrasyon bozukluğu, baş ağrısı, bitkinlik, kalpte ritim bozukluğu, tansiyon düşüklüğü, adet düzensizliği, kansızlık, kabızlık, ciltte kuruluk, saç dökülmesi gibi pek çok sağlık sorununa neden  olabilmekte­dir­­. Banu Kazanç’anın söylediklerine göre; zayıflama ve kilo denetimi, dengeli bir beslenme programı ile sürdürüle­bilir­­. Kısa sürede kilo kaybettireceği söylenen  karışımlar; diüretik (idrar söktürücü), laksatif (bağırsak boşaltıcı) özellik taşıyor­. Bunun neticesin­de de tartı, düşük kiloları göstermesine rağmen  vücutta kaybedilen yağ değil su olmakta­dır­­.  Diyeti uygulayan kişi vücudun­dan suy­la beraber mineralleri de kaybediyor­. Örnek verecek olursak kaybedilen  sodyum/potasyum dengesi­nin bozulması, kalp kası­nın olumsuz etkilenmesine yol açar­.

Düşük kalori alımı neticesin­de vücudun direnci düşer, kas kaybına uğrar, yüksek protein diyetleri (ketoz gibi) böbrek işlev­lerine zarar verebilir, ani şeker ve tansiyon düşme­si gibi sorunlar yaşanma­sı ise ölümlere varan sağlık sorunları­na sebep ola­bilir­­. Kişilerin bilinçsizce, kulaktan dolma bilgilerle yapmış oldukları diyetler ya da dostları­nın uyguladığı diyetleri kendilerine uygulama­sı sonucu; defalarca kilo ala­rak vermeler metabolizmayı yavaşlatıyor­. Bu da verilen  kilolar­dan daha da fazlası­nın hızlı bir şekilde alınmasına neden  olmakta­dır­­.

Hızlı kilo vermek fiziksel görüntüde yüzde çöküntü, vücut­ta sarkma gibi olumsuzluklara yol açar. Aynı şekil­de gençlerin kilo kaybını ciddi olarak takıntı haline getirmeleri ise yeme bozukluğu ya da günümüzde manken hastalığı olarak da bilinen Anoreksiya Nevroza ya da Bulumia’ya neden olabilmektedir. Bunların dışında ciddi psikolojik sorunlara da yol açıyor­. Yine aşırı kilolu kişi­lerin yeteri miktarda karbonhidrat, protein, yağ vitamin ve minerallerden  yoksun, düşük kalori beslenme eşliğinde, ağır egzersizler yapmaları ise sağlık adına çok ciddi riskler içeriyor­. Banu Kazanç, bilhassa ailesinde kalple ilgili şikayetleri bulunanların, böyle risklere girmeleri­ni hiç doğru bulmuyor­.

Banu Kazanç, hızlı kilo vermenin kolay bir yolu olmadığını, fakat kişiye uygun bir beslenme programı­nın uzman bir yardımla düzenlenme­si ile kilo vermenin olanaklı olduğunu belirtiyor­. Bunu için de öncelikli olarak kiloya neden  olan arka plandaki sağlık sorununu ya da ilaç kullanımı ile ilişkisi olan sorunu anlayıp çözmek gerekmekte­dir­­. Bu durum dikkate alınmadan bir­takım geçici başarılar sağlansa bile tesirli ve kalıcı neticeler hiç bir zaman el­de edilemiyor­. Kilo vermek bir evredir, zaman, emek, sabır, disiplin ve kararlılık gerektirir­­.

28 Kasım 2015 Cumartesi

Yeni Doğan Bebeğin Saçını Nasıl Kuruturuz?


Yeni Doğan Bebeğin Saçını Nasıl Kuruturuz?

Yeni doğan bebeklerinin de her bireyde olduğu gibi belli aralıklar ile temiz ve sağlıklı gelişimi için yıkanması ve temizlenmesi gereklidir. Bebeğinizin mikrop gibi zararlı canlılardan kurtulması sağlıklı gelişimi için çok önemlidir. Aksi halde bebekler de bazı mikrobik hastalıklar ortaya çıkar ve bunlar bebeğe zarar verebilir.

Bebeğinizin yıkanmasından sonra yapılması gereken önemli konula vardır. Bunlardan birincisi yeni doğan bebeğinizin saçı nasıl kurutulur? sorusu ile karşımıza çıkar ve bebeğimizin hasta olmaması için çok önemlidir. Yeni doğan bebekler, birkaç aylık olmuş ya da gelişim sürecinin daha ileri safhalarında bebeklere göre hassas bir yapıda olurlar. Bebeğinizi yıkarken nasıl hassas ve yavaş hareketler yapıyorsanız saç kurutma esnasında da aynı hassasiyet devam etmelidir. Bebeğimizin hassas bir dönem içerisinde bulunduğunu hiçbir zaman unutmamız gerektiğidir.

Yeni doğan bebeğin saçını kuruturken dikkat edilmesi gerekenler

Uzmanların bebeğin saçını kuruturken ilk önerdikleri şey, bebeğe hassas davranmamızdır. Diğer bir husus saç kurutma için fön makinası ya da benzer cihazlar kullanılmaması gerektiğidir. Çünkü fön makinası yetişkinlerin bile kullanması tavsiye edilmeyen bir cihazdır. Fön makinasını insanlar genellikle yanlış kullanmakta ve saçlarına çok büyük zararlar vermektedir. Bebeğinizin ağzı var dili yok diyeceğimiz dönemde, fön makinası ile saçını kurutayım derken yakabilir ona ve kendinize büyük zarar ve pişmanlık verebilirsiniz. Bunun yerine onu yıkadıktan sonra pamuklu ve yumuşak bir havlu ile yumuşakça saçlarını okşayarak kurutabilirsiniz. Bunu yaparken acele etmemeliyiz. Yavaş hareketlerle bebeğimizin saçlarında ıslaklık kalmayana kadar yeterince kurulamalıyız. Kurulamadan sonra da soğuk ortamlardan ve rüzgarlı havadan uzak durmak gerekir. Bebeğin saçları havluyla ne kadar kurutulsa da bir miktar nemli olacağından sıcak bir yerde tamamen kuruması beklenmelidir.

İlgili aramalar: bebeğin saçı nasıl kurutulur, bebeklerde saç kurutma nasıl yapılır, yeni doğmuş bebeğin saçını neyle kurutmalıyız

Emziren Anneler Saç Boyatabilir Mi?


Saç boyalarının sağlığa zararlı etkileri vardır. Bilhassa amonyak ihtiva eden saç boyaları oldukça zehirlidir. Saç boyasının içerisinde bulunan bu zararlı maddeler saç derimizden emilmese de bu maddelerin kokuları sağlığımıza zarar verebilir. Bu nedenle hamilelikte anne adaylarına saçlarını boyatmamaları tavsiye edilir hatta bazı kişiler kuaföre bile girmenin sakıncalı olduğunu söyler. Hamilelikte kullandığımız saç boyalarından zararlı maddeler saç derimizden emilerek bebeğimize zarar verebilir. Benzer şekilde hamilelikte olduğu gibi çocuğumuz dünyaya geldikten sonra emzirme döneminde bu zararlılar anne sütüne aynı şekilde geçebilir ve bebeğimize zarar verebilir.

Peki, emzirme döneminde saç boyatılır mı?

Hamile olduğu için saçını boyatamayan anneler emzirme dönemine geçtiklerinde artık saç boyatmak isteyebilirler. neticede hamilelikte saç diplerimize oldukça çok geldiğini düşünecek olursak bu durum oldukça normaldir. Bu konuyla ilgili kamuoyunda çok fazla açıklamaya rastlanmaktadır. Kimi insanlar saç boyamanın zararlı olmadığını söylerken kimileri de bebeğin sağlığı için zararlı olduğunu söylemektedir. Emzirme döneminde illa ki saç boyatmak istiyorsak amonyaksız ve zararlı maddeler içermeyen diğer bitkisel boyaları tercih etmemiz gerekir. Hemen hemen gittiğiniz bütün kuaförlerde hamile ya da emziren anneler için bitkisel boyalar bulunmaktadır. Eğer ki yoksa bile dışarıdan alıp kuaförünüzde saçınızı boyatabilirsiniz. Bitkisel boyaların saç derisinden emilimi çok azdır. Bunun kana karışıp anne sütü ile bebeğinize geçmesi de daha düşük bir olasılıktır. Aslında bu konu ile ilgili yapılmış bilimsel bir açıklama bulunmamaktadır fakat şimdiye dek saçını boyatan annelerden zarar gördüklerini bildiren yapılmış herhangi bir açıklama da olmamıştır. Bu açıklamalar ışığında saç boyatıp boyatmamak tamamen sizin tercihinize kalmıştır.

İlgili aramalar: hamilelikte saç boyanır mı, emziren anneler saç boyatabilir mi, emzirme döneminde saç boyanır mı, saç boyası anne sütüne geçer mi

22 Kasım 2015 Pazar

Soğuk Algınlığına Karşı Neler Yapmalıyız?


Soğuk algınlığı kış mevsimde en  çok görülmekte olan hastalıklar­dan bir tanesidir­­. Soğuk algınlığından korunmak için öncelikle adı üzerine olduğu gibi öncelikle soğuktan uzak durmak gerekir. Mevsime uygun kıyafetler giyerek soğuktan korunmalıyız. Bunun dışında bu mevsimde Vitamin C tüketimine ehemmiyet vermemiz gerekir­­. Portakal, mandaline gibi mevsim meyvelerinde Vitamin C çok fazlaca miktardadır­­.  Bu meyvelerin suyunu sıkmadan, posası ile beraber tüketmek C vitami kaybını engelleyecektir­­. Aynı şekil­de soğuk algınlığın­da bağışıklık sistemi­ni güçlendire­bilmek amacı ile E vitaminine ihtiyacımız bulunur­. Bunu da en  iyi kabuklu kuru yemişlerden  sağlaya­bilirsiniz­. Bol bol balık tüketimi yine ümmin sistemin güçlenmesi­ni sağlayacaktır­­. Soğuk algınlığına yakalanma­mak amacıyla bu tüketimlerin yanında, sağlıklı ve dengeli olarak beslenmek, beş gurup gıda­yı kontrollü bir şekil­de alabilmek epey önemlidir­­. Ve yine ümmin sistemi­nin güçlenme­si için sabah sağlam bir kahvaltı yapmak gerekir.

Kadınlar Kabızlık İçin Neler Yapabilir?


Kabızlık yanlış yiyecek tüketimi, aktivite azlığı ile alakalı ola­bilir­­. Bazı kullanılan ilaçlar kabızlığa neden  ola­bilir­­. Adet zamanların­da öncesi ya da sonra­sı kabızlık görüle­bilmektedir­­. Kabızlığın oluşmama­sı için posa tüketimine dikkat edilişi gerekmekte­dir­­. Kepek, çavdar, yulaf, tam buğday gibi ekmek türevleri­nin tüketilmesi, pirinç pilavı yerine bulgur pilavı gibi glisemik indeksi yüksek düşük olan besinlere yer verilmesi, sebze ve salata tüketimi­nin artırılışı kabızlığın oluşumunun engellenmesinde beslenmeye bağlı faktörlerdir­­. Bununla bir­likte yediğinize içtiğinize özen gösterdiğiniz halde eğer yine de kabızlık oluşuyorsa çok kolay bir karışım tavsiye edebiliriz; sabah aç karnına, kahvaltıdan 1 ila 2 dakika kadar önce 1 su bardağı sıcak suyun içerisi­ne bir çay kaşığı bal koyduktan sonra bu suyu içip üzerine de 2 tane kuru kayısı yediğinizde ve bunu düzenli şekil­de yaptığınızda kabız olsanız da olmasınız da kronik kabızlığın önüne geçecektir­­.

Büyük Tansiyon, Küçük Tansiyon Nedir?


Yüksek tansiyon, tıpta kullanılan adıyla hipertansiyon, kan dolaşımı için damarlarımızda gereken  kan basıncı­nın normalden  daha çok oluşudur­. Yüksek tansiyon ülkemizde her üç kişiden  bir tanesinde genel­de görülmekte olan ciddi bir sağlık problemidir­­. Tedavi edilmediği hal­de kalp yetmezliği, kalp büyümesi, damarlar­da daralma, felç, böbrek yetmezliği ve körlük gibi ciddi rahatsızlıklara neden  oluyor ,bu neden­den  dolayı mutlak suretle erken  teşhis etmek gerekir­­. Kendinizi tanımanız için Tansiyonunuzu kontrollü tutmanızda fayda vardır ­.

Tansiyon ölçüleriniz , 180/120 gibi çok yüksek düzeye gelmediği müddetçe vücüdümüz herhangi bir belirti vermemektedir­­. Yüksek tansiyon­da genel­de karşılaşı­lan belirtileri ise baş dönmesi, baş ağrısı, kalp ağrısı, kulak çınlaması, solunum darlığı, çift ya da bulanık görme, burun kanamaları ve düzensiz kalp atışlarıdır­­.  Yüksek tansiyon teşhisi koymak amacıyla kan basıncı ölçülürken; sistolik (büyük tansiyon, normali = 120 mm/Hg), diastolik (küçük tansiyon, normali = 80 mm/Hg) olmak üzere iki değere bakılır­­.

Yüksek tansiyon tanısı konulma­sı için bu değerlerden  biri­nin yüksek olma­sı yeter­. Arteriyel Sistolik (büyük tansiyon), kalp kasıldığın­da kalbten  damarlara doğru atılan kanın damar duvarın­da yapmış olduğu basınçken, Diastolik (küçük tansiyon) değer kalp gevşediği zaman hala damar duvarın­da mevcut olan basınçtır­­.Hem küçük hem de büyük tansiyonun normal değerin­den  yüksek olma­sı hipertansiyondur­.