AKUT GASTRİT
Farklı etkenlere bağlı olarak ansızın meydana gelen bu gastrit tipinin başka adları şunlardır. Akuteroziv gastrit, Akut kanamalı (hemorajik) gastrit, Akut stres gastriti. Akut gastrit, mide rahatsızlıkları içinde en fazla görülenidır. Bu bozukluk aynı anda sindirim kanalının üst bölümünden kaynaklı olan kanamaların en fazla karşılaşılan etkenlerinden biri halidir. Akut gastrite her iki cinste, bütün yaş gruplarında rastlanabilir.
Akut gastrite sebep olan etkenleri şöyle özetleyebiliriz: Alkol tüketimi, baharat tüketimi, aspirin gibi kimyasal uyarılar, virüsler ve bakteriler gibi canlı etkenler, bakteri toksinleri (örneğin stafilokoklarla bulaşmış yiyecek maddelerinde bu bakterilerin hazırladıkları toksinle), birtakım ilaç ve yiyecek maddelerine karşı allerjiler. Akut gastritin, özgün belirtiler bakımından zengin olduğunu söylemek olanaklı olmaz. Tüm gastrit vakalarında iştahsızlık belirtisine rastlanır. Midede dolgunluk hissi, baskı hissi, bulantı, kusma, ishal, batıcı ağrı, ateş yüksekliği, titreme, baş ağrıları, kas krampları, halsizlik gibi belirtilerden bazısı gastriti yaratan etkene de bağlı bir şekilde gelişmektedir. Hematemez ve Melena'da (kan kusma) meydana gelebilir. Akut gastrit 1 ila 7 günde iyileşir. Tedavi hususunda çok aktif davranma olanağı bulunmaz. Eğer biliniyorsa, akut gastriti yaratan etken ortadan kaldırılmalıdır. Örnek verecek olursak aspirin veya alkol gastrite yol açıyorsa, hastanın bunlardan sakınması gerekir. Hastalık belirtileri geçinceye dek hastaya ağız yolu ile antiasit ilaçların verilmesinde yarar bulunur. Bu sırada hastanın fazla beslenmemesi ve daha çok süt gibi yumuşak besinler alması yarar sağlar.
İlgili aramalar: akut gastrit nedir
7 Nisan 2015 Salı
5 Nisan 2015 Pazar
Epilepsi Nasıl Bir Hastalıktır?
Epilepsi Nasıl Bir Hastalıktır?
Epilepsi, tekrar edici nedensiz nöbetlerle tanımlanan kronik nörolojik bir bozukluktur. Eğer kafa travması, alkol alımı, yüksek ateş, yasadışı uyuşturucu kullanılışı ve benzeri gibi teşhis edilmiş uyaran bir faktör olmadan birden fazla nöbet geçirdiyseniz, epilepsiniz olabilir. Pek çok epilepsi hastası nöbet geçirmedikleri nöbet aralarında bütünüyle normal bireylerdir.
Epilepsi genetik olabilir. Belli genlerin genetik epilepsiye neden olduğu tespit edilmiştir. Fakat yine de epilepsinin kalıtsal yönü ile ilgili ortaya çıkarılışı lazım olan pek çok şey bulunur. Bazı epilepsi vakaları daha sonra edinilmiştir yani genetik olmaz. Doğumsal kusur ve yaralanmalar, kafa travması, beyin enfeksiyonları ve beyin tümörleri gibi belli şartlar epilepsiyle sonuçlanabilir. Vakaların üçte ikisinden fazlasında epilepsinin altında yatan bariz bir neden yoktur.
Nöbet geçirmiş olan herkes epilepsi hastası olmaz. İnsanların yaklaşık %10’u hayatları boyunca bir nöbet geçirmektedirler, bunların birçoğu da "nedene bağlı olarak ortaya çıkan" nöbetlerdir. Bu insanlar bir nöbet daha geçirmeyebilirler ve bu sebepten ötürü epilepsi hastası değillerdir.
İlgili aramalar: epilepsi nedir, epilepsi nasıl bir hastalıktır, epilepsi kötü bir hastalık mıdır
Epilepsi, tekrar edici nedensiz nöbetlerle tanımlanan kronik nörolojik bir bozukluktur. Eğer kafa travması, alkol alımı, yüksek ateş, yasadışı uyuşturucu kullanılışı ve benzeri gibi teşhis edilmiş uyaran bir faktör olmadan birden fazla nöbet geçirdiyseniz, epilepsiniz olabilir. Pek çok epilepsi hastası nöbet geçirmedikleri nöbet aralarında bütünüyle normal bireylerdir.
Epilepsi genetik olabilir. Belli genlerin genetik epilepsiye neden olduğu tespit edilmiştir. Fakat yine de epilepsinin kalıtsal yönü ile ilgili ortaya çıkarılışı lazım olan pek çok şey bulunur. Bazı epilepsi vakaları daha sonra edinilmiştir yani genetik olmaz. Doğumsal kusur ve yaralanmalar, kafa travması, beyin enfeksiyonları ve beyin tümörleri gibi belli şartlar epilepsiyle sonuçlanabilir. Vakaların üçte ikisinden fazlasında epilepsinin altında yatan bariz bir neden yoktur.
Nöbet geçirmiş olan herkes epilepsi hastası olmaz. İnsanların yaklaşık %10’u hayatları boyunca bir nöbet geçirmektedirler, bunların birçoğu da "nedene bağlı olarak ortaya çıkan" nöbetlerdir. Bu insanlar bir nöbet daha geçirmeyebilirler ve bu sebepten ötürü epilepsi hastası değillerdir.
İlgili aramalar: epilepsi nedir, epilepsi nasıl bir hastalıktır, epilepsi kötü bir hastalık mıdır
Hodgkin Hastalığının Tedavisi
Hodgkin Hastalığının Tedavisi
Hodgkin hastalığının tedavisinde hastanın yaşı, sağlık durumu, hastalığın hangi evresinde olduğu göz önüne alınması lazım olan konulardır. İlk olarak bu haller dikkate alınarak bir tedavi planı belirlenmelidir. Tedavide onkolog, hemotolog ve başka sağlık ekipleri beraber bulunur.
Artık yaygınlaşmış hastalığı bulunanlarda da agresif kemoterapi ve radyoterapi uygulanması bu hastalığa karşı bakış açısını daha olumlu hale çevirmiştir. Bunların yanında beslenmeye dikkat edilmeli ve protein ve karbonhidrat ağırlıklı bir diyet uygulanmaldıır . Böylelikle kemoterapinin yan tesirleri azaltılmaya çalışılır. Hodgkin hastaları yorgun olduğu için dinlenmeye özen gösterilmelidir.
Evre 1 ve 2’deki hastalarda 5 yıllık yaşam şansı hemen hemen %100’e ulaşmıştır. Daha ileride ki evrelerde ise bu fakat %50’lerdedir. Bununla beraber, tedavideki son gelişmeler birtakım sorunların ortaya çıkışına yol açmıştır. Kemoterapi ve radyoterapinin beraber uygulanması neticesi uzun dönem hayatta kalan hastalarda, akciğer kanseri, akut lösemi, meme kanseri gibi kanser türlerinin gelişim ihtimali artar. Yani çalışmalarda yüksek bir tedavi oranı sağlanmıştır. Fakat tedavi sonucu oluşacak yan tesirleri engellemek amacı ile çalışmalar hala devam etmektedir.
İlgili aramalar: hodgkin hastalığının tedavisi, hodkin lenfomanın tedavisi
Hodgkin hastalığının tedavisinde hastanın yaşı, sağlık durumu, hastalığın hangi evresinde olduğu göz önüne alınması lazım olan konulardır. İlk olarak bu haller dikkate alınarak bir tedavi planı belirlenmelidir. Tedavide onkolog, hemotolog ve başka sağlık ekipleri beraber bulunur.
Artık yaygınlaşmış hastalığı bulunanlarda da agresif kemoterapi ve radyoterapi uygulanması bu hastalığa karşı bakış açısını daha olumlu hale çevirmiştir. Bunların yanında beslenmeye dikkat edilmeli ve protein ve karbonhidrat ağırlıklı bir diyet uygulanmaldıır . Böylelikle kemoterapinin yan tesirleri azaltılmaya çalışılır. Hodgkin hastaları yorgun olduğu için dinlenmeye özen gösterilmelidir.
Evre 1 ve 2’deki hastalarda 5 yıllık yaşam şansı hemen hemen %100’e ulaşmıştır. Daha ileride ki evrelerde ise bu fakat %50’lerdedir. Bununla beraber, tedavideki son gelişmeler birtakım sorunların ortaya çıkışına yol açmıştır. Kemoterapi ve radyoterapinin beraber uygulanması neticesi uzun dönem hayatta kalan hastalarda, akciğer kanseri, akut lösemi, meme kanseri gibi kanser türlerinin gelişim ihtimali artar. Yani çalışmalarda yüksek bir tedavi oranı sağlanmıştır. Fakat tedavi sonucu oluşacak yan tesirleri engellemek amacı ile çalışmalar hala devam etmektedir.
İlgili aramalar: hodgkin hastalığının tedavisi, hodkin lenfomanın tedavisi
Hodgkin Hastalığı
Hodgkin Hastalığı Nedir?
Bağışıklık sisteminin mühim bir parçası da lenf sistemidir. Hastalık anında veya vücut bir enfeksiyon kaptığında lenf sistemi vücudun defans direncini arttırır ve savaşmaya destek olmaktadır. Bu sisteme ait lenf damarları denilen damarlar vardır ve içinde lenf sıvısı taşımaktadır. Bu damarlar aynı kan damarları gibidir fakat taşımış olduğu sıvı renksiz olmaktadır. Bu sıvının içinde (lenf sıvısı) lenfosit hücreleri bulunmaktadır. Bu hücreler enfeksiyonlara karşı savaşır ve vücudu korur.
Bunun haricinde bu sistemde lenf bezleri denilen oluşumlar mevcuttur. Bu bezler; boyunda, göğüste, karında, kol altında ve mide gibi yapılarda bulunmaktadır. Dalak, timus, kemik iliği ve bademcikler lenf sisteminin bölümleridir.
Hodgkin hastalığı bir kanser tipidir. Normalde hücreler belli bir düzende ve kontrol altında, gerektiği zaman bölünürler. Bu şekilde vücut dengesi ve sağlıklı olmaktadır. Kanser anında ise bölünmeye gereksinim duyulmadığı halde hücreler bölünmeye devam eder. Bölünen yerde hücre miktarı artar ve bir doku parçası olmaktadır. Buna tümör denilir. Her tümör kötü karakterde olmaz. İyi huylu denilen tümörler de bulunmaktadır. Hodgkin hastalığında bu tümörler kötü huyludurlar. Ortaya çıktıkları dokudan sonra yayılma yatkınlığındadırlar. Bir tek lenf bezinde veya birkaçında görüldükten sonra başka bölgelerde de görülebilmektedir. Hatta bütün bedene yayılabilir.
İlgili aramalar: hodgkin hastalığı nedir, hodgkin hastalığı nasıl olur, hodkin hastalığı ne demek
Bağışıklık sisteminin mühim bir parçası da lenf sistemidir. Hastalık anında veya vücut bir enfeksiyon kaptığında lenf sistemi vücudun defans direncini arttırır ve savaşmaya destek olmaktadır. Bu sisteme ait lenf damarları denilen damarlar vardır ve içinde lenf sıvısı taşımaktadır. Bu damarlar aynı kan damarları gibidir fakat taşımış olduğu sıvı renksiz olmaktadır. Bu sıvının içinde (lenf sıvısı) lenfosit hücreleri bulunmaktadır. Bu hücreler enfeksiyonlara karşı savaşır ve vücudu korur.
Bunun haricinde bu sistemde lenf bezleri denilen oluşumlar mevcuttur. Bu bezler; boyunda, göğüste, karında, kol altında ve mide gibi yapılarda bulunmaktadır. Dalak, timus, kemik iliği ve bademcikler lenf sisteminin bölümleridir.
Hodgkin hastalığı bir kanser tipidir. Normalde hücreler belli bir düzende ve kontrol altında, gerektiği zaman bölünürler. Bu şekilde vücut dengesi ve sağlıklı olmaktadır. Kanser anında ise bölünmeye gereksinim duyulmadığı halde hücreler bölünmeye devam eder. Bölünen yerde hücre miktarı artar ve bir doku parçası olmaktadır. Buna tümör denilir. Her tümör kötü karakterde olmaz. İyi huylu denilen tümörler de bulunmaktadır. Hodgkin hastalığında bu tümörler kötü huyludurlar. Ortaya çıktıkları dokudan sonra yayılma yatkınlığındadırlar. Bir tek lenf bezinde veya birkaçında görüldükten sonra başka bölgelerde de görülebilmektedir. Hatta bütün bedene yayılabilir.
İlgili aramalar: hodgkin hastalığı nedir, hodgkin hastalığı nasıl olur, hodkin hastalığı ne demek
1 Nisan 2015 Çarşamba
Mide Ülseri
MİDE ÜLSERİ
Mide ülserlerinin kısaca tanımlanması ve oluşmasında rol oynayan mide mikrobu Helicobacter Pylori'dir. Dünyadaki en yaygın infeksiyonlarından bir tanesi olan Helicobacter Pylori İnfeksiyonu hayatın ilk yıllarında alınmakta ve tedavi edilmedikçe hayat boyu devam etmektedir.
Ülser Nasıl Oluşur?
Birçok ülser Helicobacter Pylori mikrobunun varlığı ile ortaya çıkmaktadır. Duodenal (onikiparmak barsağı) ülserlerde Helicobacter Pylorinin varlığı yüzde 100'e yakın oranla yüksek keşfedilmiştir. Bazı hastalarda Helicobacter Pylori vardır, fakat ülser görülmemektedir, bundan ötürü Helicobacter Pylori varlığı yanında başka faktörlerde (örneğin irsiyet, kalıtım) olması gerektiği düşünülür. Helicobacter Pylori varlığı ülser yapması haricinde müzmin gastrit yapmış olduğu kesindir, ileride ki yaşlarında mide kanserlerine yol açtığı da iddia edilir.
Ülserin Nedenleri Nelerdir?
Mide ve duodenal ülserlerinin öncelikli sebepleri; kan grubu 0 olan kimseler, psikolojik stres, travma, cerrahi operasyon gibi türlü fiziksel stresler, alkol, kafein ve sigara kullanımı, uzun süren aspirin, kortizon ya da antienflamatuvar * naproxen sodium ve benzerleri * ilaç kullanılışı sayılabilir.
Mide Mikrobu Helicobacter Pylori'nin Özellikleri Nelerdir?
Duodenal ülserlerin yüzde 95' inde H. Pylori bulunur ve organizma yok edilmezse, ülser nüks eder. Bu nedenle, günümüzde Helicobacter Pylori'nin yok edilmesi, ülser tedavisinin mühim bir parçasını oluşturur. Bunun için çok türlü antibiyotikler kullanılıyor. Az da olsa dirençli mikrop grupları bulunur.
Sonbahar ve ilkbaharda mide ağrılarının ve başka yakınmaların sıklığı artmaktadır. Vardiyalı * gece çalışan* işkollarında, bantlarda çalışmakta olan işçilerde, sosyal mesleklerde, yargı ve güvenlik mensuplarında, öğretmen, doktor, gazetecilerde, ev hanımlarında yaygın rastlanır.
Peptik Ülseri Düşündüren Başlıca Belirtiler Nelerdir?
Yemekdan sonra veya açlıkta karnın üst bölümünde kemirme ve yanma biçiminde ağrı, geceleri bulantı ve mide ağrısıyla uykudan uyandıran ağrı (bilhassa duodenum ülserinde), yiyecek alımıyla kaybolan ağrı, kusma ve ağrının kusmayla ortadan kalkması, gaz, aşırı acıkma veya iştahsızlık, kansızlık ve ağırlık kaybı gibi belirtileri sayabiliriz.
Ülser Tehlikeli midir?
Ülserlerin tehlikeli sonuçları vardır: Mide kanamaları, mide delinmeleri (perforasyon) ve bağırsak tıkanmalarıdır. Tedavi de operasyon zorunlu duruma gelebilir.
Ülser Başka Hastalıklara da Neden Olur Mu?
Sindirim sistemi kanamalarının en büyük sebebi ülserlerdir. Bazı zamanlar daha önce hiç mide ağrısı şikayeti olmayanlarda bile görülebilmektedir. Bu kişiler "kahve telvesi" gibi renkli bir materyel kusarlar veya "katran renkli" siyah, pis koklu, yumuşak kıvamda gaita (dışkı) dışkılarlar. Başka belirti olmadan, dışkısının siyah renkli olduğunu fark edici insanların mutlak suretle bir sağlık kurumuna aciliyetle başvurması gerekir. Kusma ve siyah renkli feçes olma dan evvel ansızın fenalık gelmesi, soğuk terleme olması halinde de üst gastrointestinal kanamadan kuşkulanmak gerekir.
İlgili aramalar: mide ülseri, mide ülseri nedir, mide ülseri neden olur, mide ülseri tehlikeli mi, mide ülseri nasıl geçer
Mide ülserlerinin kısaca tanımlanması ve oluşmasında rol oynayan mide mikrobu Helicobacter Pylori'dir. Dünyadaki en yaygın infeksiyonlarından bir tanesi olan Helicobacter Pylori İnfeksiyonu hayatın ilk yıllarında alınmakta ve tedavi edilmedikçe hayat boyu devam etmektedir.
Ülser Nasıl Oluşur?
Birçok ülser Helicobacter Pylori mikrobunun varlığı ile ortaya çıkmaktadır. Duodenal (onikiparmak barsağı) ülserlerde Helicobacter Pylorinin varlığı yüzde 100'e yakın oranla yüksek keşfedilmiştir. Bazı hastalarda Helicobacter Pylori vardır, fakat ülser görülmemektedir, bundan ötürü Helicobacter Pylori varlığı yanında başka faktörlerde (örneğin irsiyet, kalıtım) olması gerektiği düşünülür. Helicobacter Pylori varlığı ülser yapması haricinde müzmin gastrit yapmış olduğu kesindir, ileride ki yaşlarında mide kanserlerine yol açtığı da iddia edilir.
Ülserin Nedenleri Nelerdir?
Mide ve duodenal ülserlerinin öncelikli sebepleri; kan grubu 0 olan kimseler, psikolojik stres, travma, cerrahi operasyon gibi türlü fiziksel stresler, alkol, kafein ve sigara kullanımı, uzun süren aspirin, kortizon ya da antienflamatuvar * naproxen sodium ve benzerleri * ilaç kullanılışı sayılabilir.
Mide Mikrobu Helicobacter Pylori'nin Özellikleri Nelerdir?
Duodenal ülserlerin yüzde 95' inde H. Pylori bulunur ve organizma yok edilmezse, ülser nüks eder. Bu nedenle, günümüzde Helicobacter Pylori'nin yok edilmesi, ülser tedavisinin mühim bir parçasını oluşturur. Bunun için çok türlü antibiyotikler kullanılıyor. Az da olsa dirençli mikrop grupları bulunur.
Sonbahar ve ilkbaharda mide ağrılarının ve başka yakınmaların sıklığı artmaktadır. Vardiyalı * gece çalışan* işkollarında, bantlarda çalışmakta olan işçilerde, sosyal mesleklerde, yargı ve güvenlik mensuplarında, öğretmen, doktor, gazetecilerde, ev hanımlarında yaygın rastlanır.
Peptik Ülseri Düşündüren Başlıca Belirtiler Nelerdir?
Yemekdan sonra veya açlıkta karnın üst bölümünde kemirme ve yanma biçiminde ağrı, geceleri bulantı ve mide ağrısıyla uykudan uyandıran ağrı (bilhassa duodenum ülserinde), yiyecek alımıyla kaybolan ağrı, kusma ve ağrının kusmayla ortadan kalkması, gaz, aşırı acıkma veya iştahsızlık, kansızlık ve ağırlık kaybı gibi belirtileri sayabiliriz.
Ülser Tehlikeli midir?
Ülserlerin tehlikeli sonuçları vardır: Mide kanamaları, mide delinmeleri (perforasyon) ve bağırsak tıkanmalarıdır. Tedavi de operasyon zorunlu duruma gelebilir.
Ülser Başka Hastalıklara da Neden Olur Mu?
Sindirim sistemi kanamalarının en büyük sebebi ülserlerdir. Bazı zamanlar daha önce hiç mide ağrısı şikayeti olmayanlarda bile görülebilmektedir. Bu kişiler "kahve telvesi" gibi renkli bir materyel kusarlar veya "katran renkli" siyah, pis koklu, yumuşak kıvamda gaita (dışkı) dışkılarlar. Başka belirti olmadan, dışkısının siyah renkli olduğunu fark edici insanların mutlak suretle bir sağlık kurumuna aciliyetle başvurması gerekir. Kusma ve siyah renkli feçes olma dan evvel ansızın fenalık gelmesi, soğuk terleme olması halinde de üst gastrointestinal kanamadan kuşkulanmak gerekir.
İlgili aramalar: mide ülseri, mide ülseri nedir, mide ülseri neden olur, mide ülseri tehlikeli mi, mide ülseri nasıl geçer
Öksürük
ÖKSÜRÜK
Öksürük solunum yolu hastalıklarında en fazla görülmekte olan belirtilerden bir tanesidir. Solunum yollarına giren yabancı cisimleri veya içeride meydana gelen bronş salgısı, balgam, kan ve benzeri patolojik maddeleri dışarı atmak için bir refleks şeklinde ortaya çıkmaktadır. Şiddetli bir soluk vermeyle beraber gırtlağın kapanmasına imkan veren ses tellerinin kasılmasından olmaktadır. Göğüs kaslarının bu sıradaki ani kasılmasına karın kasları da eşlik eder. Soluk borusunun içerisindeki basıncın yükselmesi gırtlağı açılmaya zorlar ve zorlanan gırtlaktaki ses tellerinin titreşimi tipik öksürük sesinin çıkışına neden olur.Öksürük solunum yollarının herhangi bir bölümünün uyarılmasıyla gelişmekte olan bir refleks olmaz. Örneğin, akciğer hava keseciklerinin (alveol) duvarı uyarıldığında insan öksürmez. Öksürük öncelikli olarak gırtlak, soluk borusu ve bronşların bir bölümünden kaynaklanır.
Zatürree gibi bir akciğer hastalığında balgam bronşlara ulaşmadıkça öksürük görülmemektedir. Akciğer zarı (plevra) hastalıklarında, örneğin plörezideyse inatçı bir öksürük bulunur. Solunum yollarında gerçek bir hastalık olmadan da histeri ve psikolojik gerginliğe bağlı, sinirsel öksürük görülebilmektedir.
ÖKSÜRÜĞÜN TÜRLERİ
Kuru öksürük: Balgam çıkmaz. Gırtlak, soluk borusu ve bronş iltihaplarında, akciğer zarı hastalıklarında, veremin başlangıç süreci boyunca görülmekte olan öksürük türüne örnektir. Gülhatmi, izlanda likeni, ciğerotu, ebegümeci ve sinir otu gibi bitkiler öksürük gidermek amaçlı kullanılabilir.
Balgamlı öksürük: Değişik miktarlarda da olsa balgam her zaman bulunur. Fakat hastanın küçük çocuk, yaşlı ve benzeri olması gibi hallerde öksürükle dışarı çıkartılamaz, yutulur. Kekik, anason, ökaliptus ve nane içeren ilaçlar fayda vermektedir. Bunlar solunum yollarını dezenfekte eder. Öksürüğün yumuşatılmasında bu gibi bitkilerin karışımından elde edilen merhemlerin göğüs ve sırta sürülüşü de fayda vermektedir.
Nöbet halinde öksürük: Derin ve gürültülü bir soluk alma ile kesilen, arka arkaya şiddetli öksürüklerden olmaktadır. Karakteristik olarak boğmacada görülür, ama bronş mukozasının zedelendiği hallerde veya solunum yollarına yabancı cisimler kaçtığında da meydana gelebilir.
Havlar gibi öksürük: Öksürük kuru ve hastanın sesi kısıktır. Larenjit, difteri ve benzeri hastalıklardan kaynaklı ses telleri iltihabında, öncelikli olarak de küçük çocuklarda akut gırtlak, soluk borusu ve bronş iltihabında görülmektedir.
İki tonlu öksürük: Farklı tonlarda iki sesin birleşmesiyle ortaya çıkmaktadır. Seslerin biri gırtlakta ses telleri düzeyinde, öbürü soluk borusu ve bronşlarda olmaktadır.
Kısık öksürük: Çok huzursuzluk vermektedir. Gırtlakta tümör veya verem gibi ses tellerinin ağır lezyonlarında görülmektedir.
Psikojenik öksürük: Kişi sinirlenince ya da heyecanlanınca belirli olmaktadır.
İnek öksürüğü: Ses telleri felci ya da solunum kasları zayıflığında ortaya çıkmaktadır. İneklerde rastlandığı gibi, şiddeti fazla olmayan, güçsüz bir öksürüktür.
Metalik öksürük: Ana nefes borusunu ve büyük bronşları alakadar edici hastalıklarda yüksek tonda, metalik tınılı bir öksürüktür.
Boğmaca öksürüğü: Ani, kuvvetli, tekrar eden öksürük krizleridir. Bir günde 10* 25 kez tekrarlar. Ağır vakalarda boyun damarlarında genişleme, gözlerde dışarıya doğru fırlama, morarma görülebilmektedir. Öksürük krizi nihayetinde ötme biçiminde tipik bir ses duyulur.
Kusturucu öksürük: Şiddetli öksürük nöbetleri, kusma ile sona erer. Bu duruma çocuklarda genelde rastlanır Bu tür kusmaların mide hastalıklarıyla hiç bir ilgisi bulunmaz.
İdrar kaçırtan öksürük: Daha çok, ileri yaşlardaki kronik astımlı hanımlarda görülmektedir. Hasta, öksürükten çok idrar kaçırmaktan şikayetçi olduğu halde bunu doktora söylemeye çekinir.
Sigara öksürüğü: Sigara içenlerdeki öksürük bronş tahrişinin bir belirtisidir. Bu hastalar için iyi olasılık yeni başlayan bir kronik bronşit, kötü olasılık ise bronş kanseridir.
Gece öksürüğü: Gece hastayı uykusundan kaldıran öksürüğe sol kalp yetersizliğinde, astım hastalığında, geniz akıntısı bulunanlarda ve reflüde rastlanmaktadır.
Yemek öksürüğü: Öksürüğün yemeklerle bir ilişkisi varsa, mide fıtığı, yemek borusu iltihabı ve mide hastalıkları akla gelmelidir.
Gıcık biçiminde öksürük: Daha çok üst solunum yolları hastalıklarında rastlanan, boğaza bir şey yapışmış da onu atmak isteme çabasını gösteren öksürük türüdür.
ÖKSÜRÜK İHMAL EDİLMEMELİ
Hafif halsizlik ve kuru öksürük genel olarak üst solunum yolu enfeksiyonlarına işaret eder. Balgamlı ve sık oluyorsa, buna ateş de ekleniyorsa zatürreenin işareti olabilir. Öksürüğün adından dışarı atılan balgamın rengi, hastalığın gidişatında baz alınacak temel etkenlerdendir. Balgam rengi beyazdan sarı ve yeşil renge dönüyorsa hastalık ağırlaşıyor manasına gelmektedir. Bundan dolayı öksürüğün gelişimi, şekli ve sıklığı mutlak suretle takip etmek gerekir.
ÖKSÜRÜĞÜN TEDAVİSİ
ÖKSÜRÜK tedavisi, bağlı olduğu hastalığa yönelik olmalıdır. Öksürüklerin büyük bölümü şikayete yönelik ilaçlarla tedavi edilmektedir. Az sayıda olanı antibiyotik tedavisine gereksinim duymaktadır. Kuru öksürük, hava kirliliği ya da sigara gibi tahriş sebepleri yok edildiği zaman birçoğu kez kesilir. Havanın nemlendirilmesiyle beraber öksürük büyük oranda azalmaktadır. Enfeksiyon varsa, antibiyotikler yardımı ile tedavi etmek gerekir. Astıma bağlı öksürük ise antibiyotiğe yanıt vermemektedir. Bu hastalar için fısfıs ve alerji ilaçları önerilmektedir. Alerjili kişilerin dörtte bir tanesinde reflü bulunur. Reflü tespit edilip tedaviye rağmen gece öksürükleri olan kişilere akşam yemeklerini az ve erken yemesi önerilmektedir. Bu kişiler mutlak suretle yüksek yastıkla yatmalıdırlar. Kalp yetmezliği nedeniyle tedavi gören hastalar ise gece öksürükleri var ise bunu doktorlarına anlatmalıdır. Bu öksürükler tedavi yetersizliğinin veya hastalığın ağırlaştığının ifadesi olabilir.
ÖKSÜRÜK NASIL GEÇER
Öksürüğün tedavisi bağlı olduğu hastalığa yönelik olmalıdır. Kuru öksürük, hava kirliliği ya da sigara gibi tahriş sebepleri yok edildiği zaman birçoğu kez kesilir. Güzel bir havalandırma ve havanın nemlendirilmesiyle beraber öksürük büyük oranda azalmaktadır. Enfeksiyon kapılmış ise bu öksürük, antibiyotikler yardımı ile tedavi etmek gerekir. Enfeksiyonlardan kaynaklı olan öksürükler, pisliklerin akciğerlerde birikmemesi için, kesilmeyip, tersine, desteklenir.
İlgili aramalar: öksürük, öksürük nedir, öksürüğün nedenleri, öksürüğün tedavisi, öksürük nasıl geçer, öksürüğün türleri, öksürük çeşitleri
Öksürük solunum yolu hastalıklarında en fazla görülmekte olan belirtilerden bir tanesidir. Solunum yollarına giren yabancı cisimleri veya içeride meydana gelen bronş salgısı, balgam, kan ve benzeri patolojik maddeleri dışarı atmak için bir refleks şeklinde ortaya çıkmaktadır. Şiddetli bir soluk vermeyle beraber gırtlağın kapanmasına imkan veren ses tellerinin kasılmasından olmaktadır. Göğüs kaslarının bu sıradaki ani kasılmasına karın kasları da eşlik eder. Soluk borusunun içerisindeki basıncın yükselmesi gırtlağı açılmaya zorlar ve zorlanan gırtlaktaki ses tellerinin titreşimi tipik öksürük sesinin çıkışına neden olur.Öksürük solunum yollarının herhangi bir bölümünün uyarılmasıyla gelişmekte olan bir refleks olmaz. Örneğin, akciğer hava keseciklerinin (alveol) duvarı uyarıldığında insan öksürmez. Öksürük öncelikli olarak gırtlak, soluk borusu ve bronşların bir bölümünden kaynaklanır.
Zatürree gibi bir akciğer hastalığında balgam bronşlara ulaşmadıkça öksürük görülmemektedir. Akciğer zarı (plevra) hastalıklarında, örneğin plörezideyse inatçı bir öksürük bulunur. Solunum yollarında gerçek bir hastalık olmadan da histeri ve psikolojik gerginliğe bağlı, sinirsel öksürük görülebilmektedir.
ÖKSÜRÜĞÜN TÜRLERİ
Kuru öksürük: Balgam çıkmaz. Gırtlak, soluk borusu ve bronş iltihaplarında, akciğer zarı hastalıklarında, veremin başlangıç süreci boyunca görülmekte olan öksürük türüne örnektir. Gülhatmi, izlanda likeni, ciğerotu, ebegümeci ve sinir otu gibi bitkiler öksürük gidermek amaçlı kullanılabilir.
Balgamlı öksürük: Değişik miktarlarda da olsa balgam her zaman bulunur. Fakat hastanın küçük çocuk, yaşlı ve benzeri olması gibi hallerde öksürükle dışarı çıkartılamaz, yutulur. Kekik, anason, ökaliptus ve nane içeren ilaçlar fayda vermektedir. Bunlar solunum yollarını dezenfekte eder. Öksürüğün yumuşatılmasında bu gibi bitkilerin karışımından elde edilen merhemlerin göğüs ve sırta sürülüşü de fayda vermektedir.
Nöbet halinde öksürük: Derin ve gürültülü bir soluk alma ile kesilen, arka arkaya şiddetli öksürüklerden olmaktadır. Karakteristik olarak boğmacada görülür, ama bronş mukozasının zedelendiği hallerde veya solunum yollarına yabancı cisimler kaçtığında da meydana gelebilir.
Havlar gibi öksürük: Öksürük kuru ve hastanın sesi kısıktır. Larenjit, difteri ve benzeri hastalıklardan kaynaklı ses telleri iltihabında, öncelikli olarak de küçük çocuklarda akut gırtlak, soluk borusu ve bronş iltihabında görülmektedir.
İki tonlu öksürük: Farklı tonlarda iki sesin birleşmesiyle ortaya çıkmaktadır. Seslerin biri gırtlakta ses telleri düzeyinde, öbürü soluk borusu ve bronşlarda olmaktadır.
Kısık öksürük: Çok huzursuzluk vermektedir. Gırtlakta tümör veya verem gibi ses tellerinin ağır lezyonlarında görülmektedir.
Psikojenik öksürük: Kişi sinirlenince ya da heyecanlanınca belirli olmaktadır.
İnek öksürüğü: Ses telleri felci ya da solunum kasları zayıflığında ortaya çıkmaktadır. İneklerde rastlandığı gibi, şiddeti fazla olmayan, güçsüz bir öksürüktür.
Metalik öksürük: Ana nefes borusunu ve büyük bronşları alakadar edici hastalıklarda yüksek tonda, metalik tınılı bir öksürüktür.
Boğmaca öksürüğü: Ani, kuvvetli, tekrar eden öksürük krizleridir. Bir günde 10* 25 kez tekrarlar. Ağır vakalarda boyun damarlarında genişleme, gözlerde dışarıya doğru fırlama, morarma görülebilmektedir. Öksürük krizi nihayetinde ötme biçiminde tipik bir ses duyulur.
Kusturucu öksürük: Şiddetli öksürük nöbetleri, kusma ile sona erer. Bu duruma çocuklarda genelde rastlanır Bu tür kusmaların mide hastalıklarıyla hiç bir ilgisi bulunmaz.
İdrar kaçırtan öksürük: Daha çok, ileri yaşlardaki kronik astımlı hanımlarda görülmektedir. Hasta, öksürükten çok idrar kaçırmaktan şikayetçi olduğu halde bunu doktora söylemeye çekinir.
Sigara öksürüğü: Sigara içenlerdeki öksürük bronş tahrişinin bir belirtisidir. Bu hastalar için iyi olasılık yeni başlayan bir kronik bronşit, kötü olasılık ise bronş kanseridir.
Gece öksürüğü: Gece hastayı uykusundan kaldıran öksürüğe sol kalp yetersizliğinde, astım hastalığında, geniz akıntısı bulunanlarda ve reflüde rastlanmaktadır.
Yemek öksürüğü: Öksürüğün yemeklerle bir ilişkisi varsa, mide fıtığı, yemek borusu iltihabı ve mide hastalıkları akla gelmelidir.
Gıcık biçiminde öksürük: Daha çok üst solunum yolları hastalıklarında rastlanan, boğaza bir şey yapışmış da onu atmak isteme çabasını gösteren öksürük türüdür.
ÖKSÜRÜK İHMAL EDİLMEMELİ
Hafif halsizlik ve kuru öksürük genel olarak üst solunum yolu enfeksiyonlarına işaret eder. Balgamlı ve sık oluyorsa, buna ateş de ekleniyorsa zatürreenin işareti olabilir. Öksürüğün adından dışarı atılan balgamın rengi, hastalığın gidişatında baz alınacak temel etkenlerdendir. Balgam rengi beyazdan sarı ve yeşil renge dönüyorsa hastalık ağırlaşıyor manasına gelmektedir. Bundan dolayı öksürüğün gelişimi, şekli ve sıklığı mutlak suretle takip etmek gerekir.
ÖKSÜRÜĞÜN TEDAVİSİ
ÖKSÜRÜK tedavisi, bağlı olduğu hastalığa yönelik olmalıdır. Öksürüklerin büyük bölümü şikayete yönelik ilaçlarla tedavi edilmektedir. Az sayıda olanı antibiyotik tedavisine gereksinim duymaktadır. Kuru öksürük, hava kirliliği ya da sigara gibi tahriş sebepleri yok edildiği zaman birçoğu kez kesilir. Havanın nemlendirilmesiyle beraber öksürük büyük oranda azalmaktadır. Enfeksiyon varsa, antibiyotikler yardımı ile tedavi etmek gerekir. Astıma bağlı öksürük ise antibiyotiğe yanıt vermemektedir. Bu hastalar için fısfıs ve alerji ilaçları önerilmektedir. Alerjili kişilerin dörtte bir tanesinde reflü bulunur. Reflü tespit edilip tedaviye rağmen gece öksürükleri olan kişilere akşam yemeklerini az ve erken yemesi önerilmektedir. Bu kişiler mutlak suretle yüksek yastıkla yatmalıdırlar. Kalp yetmezliği nedeniyle tedavi gören hastalar ise gece öksürükleri var ise bunu doktorlarına anlatmalıdır. Bu öksürükler tedavi yetersizliğinin veya hastalığın ağırlaştığının ifadesi olabilir.
ÖKSÜRÜK NASIL GEÇER
Öksürüğün tedavisi bağlı olduğu hastalığa yönelik olmalıdır. Kuru öksürük, hava kirliliği ya da sigara gibi tahriş sebepleri yok edildiği zaman birçoğu kez kesilir. Güzel bir havalandırma ve havanın nemlendirilmesiyle beraber öksürük büyük oranda azalmaktadır. Enfeksiyon kapılmış ise bu öksürük, antibiyotikler yardımı ile tedavi etmek gerekir. Enfeksiyonlardan kaynaklı olan öksürükler, pisliklerin akciğerlerde birikmemesi için, kesilmeyip, tersine, desteklenir.
İlgili aramalar: öksürük, öksürük nedir, öksürüğün nedenleri, öksürüğün tedavisi, öksürük nasıl geçer, öksürüğün türleri, öksürük çeşitleri
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)