7 Nisan 2015 Salı

Akut Gastrit


AKUT GASTRİT

Farklı etkenlere bağlı olarak ansı­zın meydana gelen  bu gastrit tipi­nin başka adları şunlardır­­.  Akuteroziv gastrit, Akut kanamalı (hemorajik) gastrit, Akut stres gastriti­. Akut gastrit, mide rahatsızlıkları içinde en  fazla görülenidır­­.  Bu bozukluk aynı an­da sindirim kanalı­nın üst bölümün­den  kaynaklı olan kanamaların en  fazla karşılaşı­lan etkenlerin­den  biri halidir­­. Akut gastrite her iki cinste, bütün yaş grupların­da rastlana­bilir­­.

Akut gastrite sebep olan etkenleri şöyle özetleyebiliriz: Alkol tüketimi, baharat tüketimi, aspirin gibi kimyasal uyarılar, virüsler ve bakteriler gibi canlı etkenler, bakteri toksinleri (örneğin stafilokoklarla bulaşmış yiyecek maddelerinde bu bakterilerin hazırladıkları toksinle), bir­takım ilaç ve yiyecek maddelerine karşı allerjiler­. Akut gastritin, özgün belirtiler bakımın­dan zengin olduğunu söylemek olanaklı olmaz­. Tüm gastrit vakaların­da iştahsızlık belirtisine rastlanır­­. Midede dolgunluk hissi, baskı hissi, bulantı, kusma, ishal, batıcı ağrı, ateş yüksekliği, titreme, baş ağrıları, kas krampları, halsizlik gibi belirtilerden  bazısı gastriti yaratan etkene de bağlı bir şekil­de gelişmektedir­­. Hematemez ve Melena'da (kan kusma) meydana gele­bilir­­. Akut gastrit 1 ila 7 günde iyileşir­­. Tedavi hususun­da çok aktif davranma olanağı bulun­maz­. Eğer biliniyorsa, akut gastriti yaratan etken  ortadan kaldırılmalıdır­­.  Örnek verecek olursak aspirin veya alkol gastrite yol açıyorsa, hastanın bunlar­dan sakınması gerekir­­. Hastalık belirtileri geçinceye dek hastaya ağız yolu i­le antiasit ilaçların verilmesinde yarar bulunur­. Bu sırada hastanın fazla beslenmeme­si ve daha çok süt gibi yumuşak besinler alma­sı yarar sağlar­.

İlgili aramalar: akut gastrit nedir

5 Nisan 2015 Pazar

Epilepsi Nasıl Bir Hastalıktır?


Epilepsi Nasıl Bir Hastalıktır?

Epilepsi, tekrar edici nedensiz nöbetlerle tanımlanan kronik nörolojik bir bozukluktur­. Eğer kafa travması, alkol alımı, yüksek ateş, yasadışı uyuşturucu kullanılışı ve benzeri gibi teşhis edilmiş uyaran bir faktör olmadan birden  fazla nöbet geçirdiyseniz, epilepsiniz ola­bilir­­. Pek çok epilepsi hastası nöbet geçirmedikleri nöbet araların­da bütünüy­le normal bireylerdir­­.

Epilepsi genetik ola­bilir­­. Belli genlerin genetik epilepsiye neden  olduğu tespit edilmiştir­­. Fakat yine de epilepsi­nin kalıt­sal yönü ile ilgi­li ortaya çıkarılışı lazım olan pek çok şey bulu­nur­. Bazı epilepsi vakaları daha sonra edinilmiştir yani genetik olmaz­. Doğumsal kusur ve yaralanmalar, kafa travması, beyin enfeksiyonları ve beyin tümörleri gibi belli şartlar epilepsiyle sonuçlana­bilir­­. Vakaların üçte ikisin­den  fazlasın­da epilepsi­nin altın­da yatan ba­riz bir neden  yok­tur­.

Nöbet geçirmiş olan herkes epilepsi hastası olmaz­. İnsanların yaklaşık %10’u hayatları boyunca bir nöbet geçirmektedirler, bunların birçoğu da "nedene bağlı olarak ortaya çıkan" nöbetlerdir­­. Bu insanlar bir nöbet daha geçirmeye­bilirler ve bu sebepten  ötürü epilepsi hastası değillerdir­­.

İlgili aramalar: epilepsi nedir, epilepsi nasıl bir hastalıktır, epilepsi kötü bir hastalık mıdır

Hodgkin Hastalığının Tedavisi


Hodgkin Hastalığının Tedavisi

Hodgkin hastalığının tedavisinde hastanın yaşı, sağlık durumu, hastalığın hangi evresinde olduğu göz önüne alınma­sı lazım olan konulardır­­.  İlk olarak bu hal­ler dikkate alınarak bir tedavi planı belirlenmelidir­­. Tedavide onkolog, hemotolog ve başka sağlık ekipleri beraber bulu­nur­.

Artık yaygınlaşmış hastalığı bulunanlar­da da agresif kemoterapi ve radyoterapi uygulanma­sı bu hastalığa karşı bakış açısını daha olumlu hale çevirmiştir­­. Bunların yanın­da beslenmeye dikkat edilmeli ve protein ve karbonhidrat ağırlıklı bir diyet uygulanmaldıır ­. Böylelikle kemoterapi­nin yan tesirleri azaltılmaya çalışılır­­. Hodgkin hastaları yorgun olduğu için dinlenmeye özen  gösterilmelidir­­.

Evre 1 ve 2’deki hastalar­da 5 yıllık yaşam şansı hemen  hemen  %100’e ulaşmıştır­­. Daha ileride ki evreler­de ise bu fakat %50’lerdedir­­. Bununla beraber, tedavideki son gelişmeler bir­takım sorun­ların ortaya çıkı­şına yol açmıştır­­. Kemoterapi ve radyoterapi­nin beraber uygulanma­sı netice­si uzun dönem hayat­ta kalan hastalarda, akciğer kanseri, akut lösemi, meme kanseri gibi kanser türleri­nin gelişim ihtimali artar­. Yani çalışmalar­da yüksek bir tedavi oranı sağlanmıştır­­. Fakat tedavi sonu­cu oluşacak yan tesirleri engellemek amacı ile çalışmalar hala devam etmektedir­­.

İlgili aramalar: hodgkin hastalığının tedavisi, hodkin lenfomanın tedavisi

Hodgkin Hastalığı


Hodgkin Hastalığı Nedir?

Bağışıklık sistemi­nin mü­him bir parçası da lenf sistemidir­­. Hastalık anın­da veya vücut bir enfeksiyon kaptığın­da lenf sistemi vücudun defans direnci­ni arttırır ve savaşmaya destek olmakta­dır­­.  Bu sisteme ait lenf damarları denilen  damarlar vardır ve içinde lenf sıvısı taşımakta­dır­­.  Bu damarlar aynı kan damarları gibidir fakat taşımış olduğu sıvı renksiz olmakta­dır­­.  Bu sıvının içinde (lenf sıvısı) lenfosit hücreleri bulunmaktadır­­.  Bu hücreler enfeksiyonlara karşı savaşır ve vücudu korur­.

Bunun hari­cinde bu sistemde lenf bezleri denilen  oluşumlar mevcuttur­. Bu bezler; boyunda, göğüste, karında, kol altın­da ve mide gibi yapılar­da bulunmaktadır­­.  Dalak, timus, kemik iliği ve bademcikler lenf sistemi­nin bölümleridir­­.

Hodgkin hastalığı bir kanser tipidir­­. Normal­de hücreler belli bir düzende ve kontrol altında, gerektiği zaman bölünürler­. Bu şekil­de vücut dengesi ve sağlıklı olmakta­dır­­.  Kanser anın­da ise bölünmeye gereksinim duyulmadığı hal­de hücreler bölünmeye devam eder­. Bölünen  yer­de hücre miktarı artar ve bir doku parçası olmakta­dır­­.  Buna tümör denilir­­. Her tümör kötü karakter­de olmaz­. İyi huylu denilen  tümörler de bulunmaktadır­­.  Hodgkin hastalığın­da bu tümörler kötü huyludurlar­. Ortaya çıktıkları dokudan sonra yayılma yatkınlığındadırlar­. Bir tek lenf bezinde veya birkaçın­da görüldükten  sonra başka bölgeler­de de görüle­bilmektedir­­. Hat­ta bütün bedene yayıla­bilir­­.

İlgili aramalar: hodgkin hastalığı nedir, hodgkin hastalığı nasıl olur, hodkin hastalığı ne demek

1 Nisan 2015 Çarşamba

Mide Ülseri


MİDE ÜLSERİ

Mide ülserleri­nin kısaca tanımlanma­sı ve oluşmasın­da rol oynayan mide mikrobu Helicobacter Pylori'dir­­. Dünyadaki en  yaygın infeksiyonların­dan bir tanesi ­ olan Helicobacter Pylori İnfeksiyonu hayatın ilk yılların­da alınmakta ve tedavi edilmedikçe hayat boyu devam etmektedir­­.

Ülser Nasıl Oluşur?
Birçok ülser Helicobacter Pylori mikrobunun varlığı ile ortaya çıkmakta­dır­­.  Duodenal (onikiparmak barsağı) ülserler­de Helicobacter Pylori­nin varlığı yüzde 100'e yakın oranla yüksek keşfedilmiştir­­. Bazı hastalar­da Helicobacter Pylori vardır, fakat ülser görülmemektedir, bun­dan ötürü Helicobacter Pylori varlığı yanın­da başka faktörler­de (örneğin irsiyet, kalıtım) olma­sı gerektiği düşünülür­. Helicobacter Pylori varlığı ülser yapma­sı hari­cinde müzmin gastrit yapmış olduğu kesindir, ileride ki yaşların­da mide kanserlerine yol açtığı da iddia edi­lir­­.

Ülserin Nedenleri Nelerdir?
Mide ve duodenal ülserleri­nin öncelikli sebep­leri; kan grubu 0 olan kimseler, psikolojik stres, travma, cerrahi operasyon gibi türlü fiziksel stresler, alkol, kafein ve sigara kullanımı, uzun sü­ren  aspirin, kortizon ya da antienflamatuvar * naproxen  sodium ve benzerleri * ilaç kullanılışı sayıla­bilir­­.

Mide Mikrobu Helicobacter Pylori'nin Özellikleri Nelerdir?
Duodenal ülserlerin yüzde 95' inde H­. Pylori bulunur ve organizma yok edilmezse, ülser nüks eder­. Bu nedenle, günümüzde Helicobacter Pylori'nin yok edilmesi, ülser tedavisi­nin mü­him bir parçasını oluşturur­. Bunun için çok türlü antibiyotikler kullanılıyor­. Az da olsa dirençli mikrop grupları bulunur­.

Sonbahar ve ilkbahar­da mide ağrıları­nın ve başka yakınmaların sıklığı artmakta­dır­­.  Vardiyalı * gece çalışan* işkollarında, bantlar­da çalışmakta olan işçilerde, sosyal mesleklerde, yargı ve güvenlik mensuplarında, öğretmen, doktor, gazetecilerde, ev hanımların­da yaygın rastlanır­­.

Peptik Ülseri Düşündüren  Başlıca Belirtiler Nelerdir?
Yemekdan sonra veya açlıkta karnın üst bölümünde kemirme ve yanma biçimin­de ağrı, geceleri bulantı ve mide ağrısıyla uykudan uyandıran ağrı (bilhassa duodenum ülserinde), yiyecek alımıyla kaybolan ağrı, kusma ve ağrı­nın kusmayla ortadan kalkması, gaz, aşırı acıkma veya iştahsızlık, kansızlık ve ağırlık kaybı gibi belirtileri saya­biliriz­.

Ülser Tehlikeli midir?
Ülserlerin tehlikeli sonuçları vardır: Mide kanamaları, mide delinmeleri (perforasyon) ve bağırsak tıkanmalarıdır­­.  Tedavi de operasyon zorunlu duru­ma gele­bilir­­.

Ülser Başka Hastalıklara da Neden  Olur Mu?
Sindirim sistemi kanamaları­nın en  büyük sebe­bi ülserlerdir­­. Bazı zamanlar daha önce hiç mide ağrısı şikayeti olmayanlarda bile görüle­bilmektedir­­. Bu kişiler "kahve telvesi" gibi renkli bir materyel kusarlar veya "katran renkli" siyah, pis koklu, yumuşak kıvamda gaita (dışkı) dışkılarlar­. Başka belirti olmadan, dışkısı­nın siyah renkli olduğunu fark edici insanların mutlak suretle bir sağlık kurumuna aciliyetle başvurması gerekir­­. Kusma ve siyah renkli feçes olma dan evvel ansı­zın fenalık gelmesi, soğuk terleme olması halinde de üst gastrointestinal kanamadan kuşkulanmak gerekir­­.

İlgili aramalar: mide ülseri, mide ülseri nedir, mide ülseri neden olur, mide ülseri tehlikeli mi, mide ülseri nasıl geçer

Öksürük


ÖKSÜRÜK

Öksürük solunum yolu hastalıkların­da en  fazla görülmekte olan belirtilerden  bir tanesidir­­. Solunum yollarına giren  yabancı cisimleri veya içeride meydana gelen  bronş salgısı, balgam, kan ve benzeri patolojik maddeleri dışarı atmak için bir refleks şeklinde ortaya çıkmakta­dır­­.  Şiddetli bir soluk vermeyle beraber gırtlağın kapanmasına imkan veren  ses telleri­nin kasılmasın­dan olmakta­dır­­.  Göğüs kasları­nın bu sıradaki ani kasılmasına karın kasları da eşlik eder­. Soluk borusunun içerisindeki basıncın yükselme­si gırtlağı açılmaya zorlar ve zorlanan gırtlaktaki ses telleri­nin titreşimi tipik öksürük sesi­nin çıkı­şına neden  o­lur­.Öksürük solunum yolları­nın herhangi bir bölümünün uyarılmasıyla gelişmekte olan bir refleks olmaz­. Örneğin, akciğer hava kesecikleri­nin (alveol) duvarı uyarıldığın­da insan öksürmez­. Öksürük öncelikli olarak gırtlak, soluk borusu ve bronşların bir bölümün­den  kaynaklanır­­.

Zatürree gibi bir akciğer hastalığın­da balgam bronşlara ulaşmadıkça öksürük görülmemektedir­­. Akciğer zarı (plevra) hastalıklarında, örneğin plörezideyse inatçı bir öksürük bulunur­. Solunum yolların­da gerçek bir hastalık olmadan da histeri ve psikolojik gerginliğe bağlı, sinirsel öksürük görüle­bilmektedir­­.

ÖKSÜRÜĞÜN TÜRLERİ

Kuru öksürük: Balgam çıkmaz­. Gırtlak, soluk borusu ve bronş iltihaplarında, akciğer zarı hastalıklarında, veremin başlangıç süreci boyunca görülmekte olan öksürük türüne örnektir­­. Gülhatmi, izlan­da likeni, ciğerotu, ebegümeci ve sinir otu gibi bitkiler öksürük gidermek amaç­lı kullanıla­bilir­­.

Balgamlı öksürük: Değişik miktarlar­da da olsa balgam her zaman bulunur­. Fakat hastanın küçük çocuk, yaşlı ve benzeri olma­sı gibi haller­de öksürükle dışarı çıkartılamaz, yutulur­. Kekik, anason, ökaliptus ve nane içeren  ilaçlar fayda vermekte­dir­­. Bunlar solunum yollarını dezenfekte eder­. Öksürüğün yumuşatılmasın­da bu gibi bitkilerin karışımın­dan el­de edilen  merhemlerin göğüs ve sırta sürülüşü de fayda vermekte­dir­­.

Nöbet halinde öksürük: Derin ve gürültülü bir soluk alma ile kesilen, arka arkaya şiddetli öksürüklerden  olmakta­dır­­.  Karakteristik olarak boğmacada görülür, ama bronş mukozası­nın zedelendiği haller­de veya solunum yollarına yabancı cisimler kaçtığın­da da meydana gele­bilir­­.

Havlar gibi öksürük: Öksürük kuru ve hastanın sesi kısıktır­­. Larenjit, difteri ve benzeri hastalıklar­dan kaynaklı ses telleri iltihabında, öncelikli olarak de küçük çocuklar­da akut gırtlak, soluk borusu ve bronş iltihabın­da görülmekte­dir­­.

İki tonlu öksürük: Farklı tonlar­da iki sesin birleşmesiyle ortaya çıkmakta­dır­­.  Seslerin biri gırtlakta ses telleri düzeyinde, öbürü soluk borusu ve bronşlar­da olmakta­dır­­.

Kısık öksürük: Çok huzursuz­luk vermekte­dir­­. Gırtlakta tümör veya verem gibi ses telleri­nin ağır lezyonların­da görülmekte­dir­­.

Psikojenik öksürük: Kişi sinirlenince ya da heyecanlanınca belir­li olmakta­dır­­.

İnek öksürüğü: Ses telleri felci ya da solunum kasları zayıflığın­da ortaya çıkmakta­dır­­.  İnekler­de rastlandığı gibi, şiddeti fazla olmayan, güçsüz bir öksürüktür­.

Metalik öksürük: Ana nefes borusunu ve büyük bronşları alakadar edici hastalıklar­da yüksek tonda, metalik tınılı bir öksürüktür­.

Boğmaca öksürüğü: Ani, kuvvetli, tekrar eden öksürük krizleridir­­. Bir günde 10* 25 kez tekrarlar­. Ağır vakalar­da boyun damarların­da genişleme, gözler­de dışarıya doğru fırlama, morarma görüle­bilmektedir­­. Öksürük krizi nihayetinde ötme biçimin­de tipik bir ses duyulur­.

Kusturucu öksürük: Şiddetli öksürük nöbetleri, kusma ile sona erer­. Bu duruma çocuklar­da genel­de rastlanır Bu tür kusmaların mide hastalıklarıyla hiç bir ilgisi bulun­maz­.

İdrar kaçırtan öksürük: Daha çok, ileri yaşlardaki kronik astımlı hanımlar­da görülmekte­dir­­. Hasta, öksürükten  çok idrar kaçırmaktan şikayetçi olduğu hal­de bunu doktora söylemeye çekinir­­.

Sigara öksürüğü: Sigara içenlerdeki öksürük bronş tahrişi­nin bir belirtisidir­­. Bu hastalar için iyi olası­lık yeni başlayan bir kronik bronşit, kötü olası­lık ise bronş kanseridir­­.

Gece öksürüğü: Gece hastayı uykusun­dan kaldıran öksürüğe sol kalp yetersizliğinde, astım hastalığında, geniz akıntısı bulunanlar­da ve reflüde rastlanmaktadır.

Yemek öksürüğü: Öksürüğün yemeklerle bir ilişkisi varsa, mide fıtığı, yemek borusu iltihabı ve mide hastalıkları akla gelmelidir­­.

Gıcık biçimin­de öksürük: Daha çok üst solunum yolları hastalıkların­da rastlanan, boğaza bir şey yapışmış da onu atmak isteme çabasını gösteren  öksürük türü­dür­.

ÖKSÜRÜK İHMAL EDİLMEMELİ

Hafif halsizlik ve kuru öksürük genel olarak üst solunum yolu enfeksiyonlarına işaret eder­. Balgamlı ve sık oluyorsa, buna ateş de ekleniyorsa zatürreenin işareti ola­bilir­­. Öksürüğün adın­dan dışarı atılan balgamın rengi, hastalığın gidişatın­da baz alınacak temel etkenlerdendir­­. Balgam rengi beyazdan sarı ve yeşil renge dönüyorsa hastalık ağırlaşıyor manasına gelmektedir­­. Bun­dan dolayı öksürüğün gelişimi, şekli ve sıklığı mutlak suretle takip etmek gerekir­­.

ÖKSÜRÜĞÜN TEDAVİSİ

ÖKSÜRÜK tedavisi, bağlı olduğu hastalığa yönelik olmalıdır­­.  Öksürüklerin büyük bölümü şikayete yönelik ilaçlarla tedavi edilmektedir­­. Az sayıda olanı antibiyotik tedavisine gereksinim duymakta­dır­­.  Kuru öksürük, hava kirliliği ya da sigara gibi tahriş sebep­leri yok edildiği zaman birçoğu kez kesilir­­. Havanın nemlendirilmesiyle beraber öksürük büyük oran­da azalmakta­dır­­.  Enfeksiyon varsa, antibiyotikler yardımı i­le tedavi etmek gerekir­­. Astıma bağlı öksürük ise antibiyotiğe yanıt vermemektedir­­. Bu hastalar için fısfıs ve alerji ilaçları önerilmektedir­­. Alerjili kişi­lerin dörtte bir tanesinde reflü bulunur­. Reflü tespit edilip tedaviye rağmen  gece öksürükleri olan kişilere akşam yemekleri­ni az ve erken  yeme­si önerilmektedir­­. Bu kişiler mutlak suretle yüksek yastıkla yatmalıdırlar­. Kalp yetmezliği nedeniy­le tedavi gören  hastalar ise gece öksürükleri var ­ise bunu doktorlarına anlatmalıdır­­.  Bu öksürükler tedavi yetersizliği­nin veya hastalığın ağırlaştığı­nın ifadesi ola­bilir­­.

ÖKSÜRÜK NASIL GEÇER

Öksürüğün tedavisi bağlı olduğu hastalığa yönelik olmalıdır­­.  Kuru öksürük, hava kirliliği ya da sigara gibi tahriş sebep­leri yok edildiği zaman birçoğu kez kesilir­­. Güzel bir havalandır­ma ve havanın nemlendirilmesiyle beraber öksürük büyük oran­da azalmakta­dır­­. Enfeksiyon kapılmış ise bu öksürük, antibiyotikler yardımı i­le tedavi etmek gerekir­­. Enfeksi­yonlar­dan kaynaklı olan öksürükler, pisliklerin akciğerler­de birikmeme­si için, kesilmeyip, tersine, desteklenir­­.

İlgili aramalar: öksürük, öksürük nedir, öksürüğün nedenleri, öksürüğün tedavisi, öksürük nasıl geçer, öksürüğün türleri, öksürük çeşitleri