Vejeteryan Nedir?
Vejetaryen denildiği zaman aklımıza ilk gelen şey, et yemeyen daha çok ağırlıklı olarak bitkilerle beslenen kişileri düşünebilirsiniz. Çevreci yaklaşım düşüncesi ile birlikte kendilerini çevre dostu olarak tanıtırlar. Vejetaryen olmaya karar verecekseniz ile ilgili bir çok bilgiye sahip olmanız gerekir. Aklınızdaki soruların cevabını aldıktan sonra karar size aittir.
Vejetaryenler kendi içinde ayrılmaktadır. Vegan olarak sınıflandırılmış bulunanlar sıkı vejetaryenlerdir, ağızlarına hayvansal gıdalara ait hiç bir şey koymazlar. Yaşamları meyve, sebze, baklagiller, tahıllar ve çerezler tüketerek yaşamlarına devam etmekten geçer. Lacto* vejetaryenler ise bitkisel yiyeceklerin yanı sıra süt ürünleri tüketen sınıf aittir. Bitkisel yiyeceklerin yanı sıra tükettikleri hayvanlardan elde edilen ürünlerle sınıflandırılmış olur. Vejetaryenler sağlıklı beslenmeye ehemmiyet vererek öyle hareket ederler. Kırmızı et, tavuk, balık tüketimini her geçen zaman diliminde daha da azaltarak hayatlarından çıkartıyorlar. Beyaz et tüketenler ise yarı vejetaryen sınıfına girmektedir.
Vejetaryen olmak sağlıklı beslenmek olmaz. Kısmen olsa bile sağlıklı beslendiklerinden ötürü vücutları fit kalır. Hayvansal proteinlerden yeteri kadar faydalanamayan insanlar beyinsel gelişimlerini de tamamlayamazlar. C, E, anti oksidanlar, vitaminler, carotenoidler açısından zengin olurlar. Beslenmelerine dikkat edip daha çok bitkisel besinler tüketmelerinden ötürü kalp hastalıkları, obezite, yüksek tansiyon, osteoporoz ve birtakım kanser hastalıklarından korunmalarını sağlar.
Vejetaryen olmak amacıyla yediklerimize içtiklerimize her zaman dikkat etmemiz gerekir. Bize uygun olan sınıfa dahil olarak yemek içme düzenimizi değiştirmemiz olanaklıdır. Kendi kararlarımız doğrultusunda buna imkan verebiliriz.
25 Eylül 2015 Cuma
24 Eylül 2015 Perşembe
Anne Sütü Nasıl Saklanır?
Anne Sütü Nasıl Saklanır?
Sağılmış olan anne sütünün doğru şekilde saklanarak bozulmasının önüne geçilmelidir. Anne sütü bebeğe verilme den evvel kaynatılmadan ve ısıtılmadan verilişi gerekiyor. Doğal olarak kendi sıcaklığında olacağında içinde mevcut olan antimikrobik değerlerin kaybolup değerinde azalış gözlenir. Anne sütü inek sütünden daha uzun süre dayanma özelliği bulunur. Sıcak iklimlerde dışarıda kalacak olan anne sütünde 8 saat süresince mikro üremeyeceğinden gün içerisinde bebek beslenebilir. Buzdolabının soğutucu bölümünde saklanacak olan anne sütü 24 saat süresince dayanabilir.
Mutlaka hijyenik ve güvenilir ortamlarda saklanmalıdır. Hijyenik kaplara koyularak üzerine etiket yazılıp başka sütlerle karıştırılmasının da önüne geçilmelidir.
Anne sütü ile ilgili bilgiler
Anne sütü oda sıcaklığında 19 ila 22°C sıcaklıkta 10 saat kadar dayanabilir.
Anne sütü buzdolabında 0 ila 4°C sıcaklıkta 8 güne kadar saklanabilir.
Anne sütü tek kapılı dolaplarda 2 hafta kadar durabilir.
Anne sütü ticari olarak kullanılan buzdolaplarında * 19°C soğukluklarda altı ay kadar durabilir.
Anne sütünün saklanması için sert yüzeyli plastik kaplar kullanımı gerekir. Anne sütüne uygun olan kaplardan yararlanılarak hazırlanmalıdır.
Anne sütü nasıl ısıtılır?
Anne sütünü ılık akan su altında ısıtabilirsiniz. Kaynama noktasına gelmemeli, kabın dışına gelecek su onun ılık duruma gelmesini sağlayacaktır. Hafiften çalkalayınız zaman la kendi varlığını ortaya koyacaktır.
Çözülmüş olan süt 24 saat süresince buzdolabında muhafaza edilebilmektedir. Yeniden dondurulmadan saklanmalıdır. Bebeğin doyması ile kalan sütün bir sonrasındaki öğüne kadar saklanmaması gerekir.
Sağılmış olan anne sütünün doğru şekilde saklanarak bozulmasının önüne geçilmelidir. Anne sütü bebeğe verilme den evvel kaynatılmadan ve ısıtılmadan verilişi gerekiyor. Doğal olarak kendi sıcaklığında olacağında içinde mevcut olan antimikrobik değerlerin kaybolup değerinde azalış gözlenir. Anne sütü inek sütünden daha uzun süre dayanma özelliği bulunur. Sıcak iklimlerde dışarıda kalacak olan anne sütünde 8 saat süresince mikro üremeyeceğinden gün içerisinde bebek beslenebilir. Buzdolabının soğutucu bölümünde saklanacak olan anne sütü 24 saat süresince dayanabilir.
Mutlaka hijyenik ve güvenilir ortamlarda saklanmalıdır. Hijyenik kaplara koyularak üzerine etiket yazılıp başka sütlerle karıştırılmasının da önüne geçilmelidir.
Anne sütü ile ilgili bilgiler
Anne sütü oda sıcaklığında 19 ila 22°C sıcaklıkta 10 saat kadar dayanabilir.
Anne sütü buzdolabında 0 ila 4°C sıcaklıkta 8 güne kadar saklanabilir.
Anne sütü tek kapılı dolaplarda 2 hafta kadar durabilir.
Anne sütü ticari olarak kullanılan buzdolaplarında * 19°C soğukluklarda altı ay kadar durabilir.
Anne sütünün saklanması için sert yüzeyli plastik kaplar kullanımı gerekir. Anne sütüne uygun olan kaplardan yararlanılarak hazırlanmalıdır.
Anne sütü nasıl ısıtılır?
Anne sütünü ılık akan su altında ısıtabilirsiniz. Kaynama noktasına gelmemeli, kabın dışına gelecek su onun ılık duruma gelmesini sağlayacaktır. Hafiften çalkalayınız zaman la kendi varlığını ortaya koyacaktır.
Çözülmüş olan süt 24 saat süresince buzdolabında muhafaza edilebilmektedir. Yeniden dondurulmadan saklanmalıdır. Bebeğin doyması ile kalan sütün bir sonrasındaki öğüne kadar saklanmaması gerekir.
27 Ağustos 2015 Perşembe
Ayaklarda Yanma Neden Olur?
Ayaklarda Yanma Neden Olur?
Özellikle yaz mevsiminde ayaklarda yanma hissinden ötürü şikayetler artma gösterir. Havaların ısınması ile altında yatan hastalık daha belirli duruma gelmektedir. Ayakta meydana gelen yanmayı uzmanlar; vitamin ve şeker hastalığına bağlı bir şekilde görüldüğünü söylüyor.
Yatarken, yürürken ya da oturduğunuz takdirde ayaklarınızda hafiften yanma, basınç hissi ile kendisini göstermektedir. Pantotenik asit ve B5 vitamini eksikliğine bağlı bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Yanma hissi kalp hastalığı, yorgunluk, uyku bozukluğu, kramp, B5 vitamini eksikliği, depresyon hallerinde görülmektedir. Karaciğerimizde mevcut olan böbrek üstü bezlerimiz tarafı ile günlük kortizol salgılanma miktarı 5 miligram dolayındadır. Karaciğer, böbrek, maya, fındık, buğday, yumurta sarısı, yoğurt ve sütten karşılanabilir.
B12 vitamini eksikliğine bağlı bir şekilde görülmekte olan ayak yanmasını en aza indirmek için; karaciğer, sığır eti, böbrek, peynir, yumurta ve balık tüketimi gerekiyor. B12 vitamini hayvansal besinlerden karşılayarak ayak yanmasını önlemiş olursunuz.
Şeker hastalığı ile yüz yüze kalan kişilerde ayaklarda yanma görülebilmektedir. Ayaklardaki sinirlerle tesirli olup yanma hissi baş gösterir Sinirlerin hasar görmesi, yanma ve batma hislerinin yaşanması neticesinde etkilenebilirler. Hasta ayaklarına kızgın kum dökülmüş gibi hisse kapılır. Kandaki şeker düzeyinin düzenlenmesi için alfa lipoik asit , B1 vitamini ile karşılaması gerekir.
Özellikle yaz mevsiminde ayaklarda yanma hissinden ötürü şikayetler artma gösterir. Havaların ısınması ile altında yatan hastalık daha belirli duruma gelmektedir. Ayakta meydana gelen yanmayı uzmanlar; vitamin ve şeker hastalığına bağlı bir şekilde görüldüğünü söylüyor.
Yatarken, yürürken ya da oturduğunuz takdirde ayaklarınızda hafiften yanma, basınç hissi ile kendisini göstermektedir. Pantotenik asit ve B5 vitamini eksikliğine bağlı bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Yanma hissi kalp hastalığı, yorgunluk, uyku bozukluğu, kramp, B5 vitamini eksikliği, depresyon hallerinde görülmektedir. Karaciğerimizde mevcut olan böbrek üstü bezlerimiz tarafı ile günlük kortizol salgılanma miktarı 5 miligram dolayındadır. Karaciğer, böbrek, maya, fındık, buğday, yumurta sarısı, yoğurt ve sütten karşılanabilir.
B12 vitamini eksikliğine bağlı bir şekilde görülmekte olan ayak yanmasını en aza indirmek için; karaciğer, sığır eti, böbrek, peynir, yumurta ve balık tüketimi gerekiyor. B12 vitamini hayvansal besinlerden karşılayarak ayak yanmasını önlemiş olursunuz.
Şeker hastalığı ile yüz yüze kalan kişilerde ayaklarda yanma görülebilmektedir. Ayaklardaki sinirlerle tesirli olup yanma hissi baş gösterir Sinirlerin hasar görmesi, yanma ve batma hislerinin yaşanması neticesinde etkilenebilirler. Hasta ayaklarına kızgın kum dökülmüş gibi hisse kapılır. Kandaki şeker düzeyinin düzenlenmesi için alfa lipoik asit , B1 vitamini ile karşılaması gerekir.
Sakal Çıkarma Yöntemleri
Sakal Çıkarma Yöntemleri
Bilimsel araştırmalara göre erkeklerin yüz bölgelerinde 15 bin kıl bulunmaktadır. Erkeklerde ergenlik sürecin den evvel sakallar çıkmaz. Ergenlik sürecine girilişi ile birlikte sakal çıkışında herhangi sorun yok ise hafiften uzamaya başlamaktadır. Sakal çıkma yaşı kişilere göre 20 yaşına kadar uzayabilir, yaşınız geldiği halde istediğiniz gibi sakalınız çıkmıyorsa farklı yöntemlere başvurup sakalınızın çıkışını hızlandırabilirsiniz.
Sakal çıkartmak amacıyla yöntemler, kürler hazırlayabilirsiniz. Doğal metodlarla başlayıp sakallarınızın çıkışını sağlamanız gerekir. İlk aşamada sakal çıkışında doğal metodlar önemlidir. Cildiniz tahriş bulunmadığı gibi zarar görmesinin de önüne geçersiniz.
Sakal çıkarma tarifi
2 ila 3 diş sarımsağı eziniz. Elde ettiğiniz ezilmiş sarımsak karışımını sakallarımızın çıkışını istediğimiz yerlere sürüyoruz. Kokusu gidinceye dek beklenmeli, her akşam uygulanmalı ve kol olmayan yerlerde kılların çıkışı ile bakabilirsiniz. Ortalama sarımsak maskesi yardımıyla 3 ila 4 hafta neticesinde verim alınmaktadır.
Sakal çıkarmanızı sağlayacak başka ürün ise badem yağı olacaktır. Sarımsağın kokusundan huzursuz duyduğunuzda, istemediğiniz vakit ise badem yağı ile yapabilirsiniz. Badem yağı yardımıyla yüzünüzdeki tüyleriniz daha canlı ve gür çıkışına destek olmaktadır. Yüzünüzü günlük olarak yatma dan evvel badem yağı ile ovalayın. Yaklaşık yarım saat bekleip daha sonra ılık su ile yıkanabilir.
Traş olunuz
Sakallarınıza hali hazırda ulaşamadıysanız eğer son olarak yüzünüzdeki tüyleri jilet ile kesmeniz olacaktır. Jilet vurulması ile tüylerin yerleri açılıp yerine sakalların çıkışı elde edilebilir. Bir ya da iki kere traş olmak yeter.
Doktora başvurunuz
Sakalınız hali hazırda çıkmıyorsa eğer doktora başvurmanız gerekebilmektedir. Yüzünüzün birtakım bölümlerinde kökler seyrek olabilir. Doktor tarafı ile sakal ekme işlemleri yapılarak istediğiniz türden sakalınıza kavuşabilirsiniz. Dermatologlardan yardım alıp sakalınızın çıkışına mani olan hormonal düzensizlik tespit edilerek tedavisi uygulanabilir.
Bilimsel araştırmalara göre erkeklerin yüz bölgelerinde 15 bin kıl bulunmaktadır. Erkeklerde ergenlik sürecin den evvel sakallar çıkmaz. Ergenlik sürecine girilişi ile birlikte sakal çıkışında herhangi sorun yok ise hafiften uzamaya başlamaktadır. Sakal çıkma yaşı kişilere göre 20 yaşına kadar uzayabilir, yaşınız geldiği halde istediğiniz gibi sakalınız çıkmıyorsa farklı yöntemlere başvurup sakalınızın çıkışını hızlandırabilirsiniz.
Sakal çıkartmak amacıyla yöntemler, kürler hazırlayabilirsiniz. Doğal metodlarla başlayıp sakallarınızın çıkışını sağlamanız gerekir. İlk aşamada sakal çıkışında doğal metodlar önemlidir. Cildiniz tahriş bulunmadığı gibi zarar görmesinin de önüne geçersiniz.
Sakal çıkarma tarifi
2 ila 3 diş sarımsağı eziniz. Elde ettiğiniz ezilmiş sarımsak karışımını sakallarımızın çıkışını istediğimiz yerlere sürüyoruz. Kokusu gidinceye dek beklenmeli, her akşam uygulanmalı ve kol olmayan yerlerde kılların çıkışı ile bakabilirsiniz. Ortalama sarımsak maskesi yardımıyla 3 ila 4 hafta neticesinde verim alınmaktadır.
Sakal çıkarmanızı sağlayacak başka ürün ise badem yağı olacaktır. Sarımsağın kokusundan huzursuz duyduğunuzda, istemediğiniz vakit ise badem yağı ile yapabilirsiniz. Badem yağı yardımıyla yüzünüzdeki tüyleriniz daha canlı ve gür çıkışına destek olmaktadır. Yüzünüzü günlük olarak yatma dan evvel badem yağı ile ovalayın. Yaklaşık yarım saat bekleip daha sonra ılık su ile yıkanabilir.
Traş olunuz
Sakallarınıza hali hazırda ulaşamadıysanız eğer son olarak yüzünüzdeki tüyleri jilet ile kesmeniz olacaktır. Jilet vurulması ile tüylerin yerleri açılıp yerine sakalların çıkışı elde edilebilir. Bir ya da iki kere traş olmak yeter.
Doktora başvurunuz
Sakalınız hali hazırda çıkmıyorsa eğer doktora başvurmanız gerekebilmektedir. Yüzünüzün birtakım bölümlerinde kökler seyrek olabilir. Doktor tarafı ile sakal ekme işlemleri yapılarak istediğiniz türden sakalınıza kavuşabilirsiniz. Dermatologlardan yardım alıp sakalınızın çıkışına mani olan hormonal düzensizlik tespit edilerek tedavisi uygulanabilir.
20 Ağustos 2015 Perşembe
Yazın Cilt Bakımı
Yazın Cilt Bakımı
Mevsimlerin değişikliği ile cildimizin beklentileri de değişecektir. Yaz aylarında bakım hususunda cildimizle daha çok ilgilenmemiz, cildimize zaman ayırmamız ve cildimizle uğraşmamız gerekebilmektedir. Cildimizin yazın sıcaklarından etkilenmemesi adına fazlası ile dikkat etmek gerekir. Cildimizi yaz aylarında hazır tutarak menfi etkilere karşı korumuş oluruz. Bakımını ihmal etmeden yapacaklarımız cildimizi daima korur ve zararlarını önler.
Yaz ayında havaların ısınması sıcaklıkların insanları bunaltıcı hale getirmesi ile cildimize de zarar vermektedir. Güneş lekelerinin oluşması, türlü hastalıkların baş göstermesine sebeptir. Cildimizin kurumasına ve yanmasına karşılık güneş koruyucu kremler kullanılabilir. Sıcak bölgelerde yaşayan kişiler bilhassa cilt bakımlarında daha fazla dikkat etmelidir. Vücudumuz su yitimi yaşamasından ötürü baygınlık haller yaşanır, cildimizde kuruma ve döküntüleri engellemek adına ise mutlak suretle güneşten korunmamız gerekir. Güneşin en tesirli olduğu zamanlar 12:00 – 15:00 saatleri içerisinde gölge alanda durmalı ve evden çıkmamamız gerekir.
Sıcaklardan ötürü terleme olacağı için giydiğimiz elbiseler pamuksu olmalıdır. Açık renkte elbiseler güneş ışınları yansıtacağından ötürü sıcağı fazla hissetmemizi de önler. Boyun ve yüz bölgelerin sıcaktan ötürü yanmaması için büyük örten şapkalardan kullanmamız gerekir.
Kullanılan makyaj malzemeleri kimyasallar içerdiğinden ötürü yazın daha fazla etkilenebilirsiniz. Ağır makyajdan sakınılmalıdır. Hafif makyaj yardımıyla cilt güzelliğimizi de sağlamış oluruz.
Yazın dengeli ve düzenli beslenmek oldukça önemlidir. Yağlı yiyeceklerden uzak bir şekilde beslenmemize dikkat etmemiz gerekir. Bol sulu, soğuk ve hafif yiyeceklerin tüketimi gerekebilmektedir. Vücudumuzun ihtiyacı olan vitamin, mineralleri karşıladığımız müddetçe korunmuş oluruz.
Kişiler bilhassa yaz aylarında sigara ve alkol tüketimini arttırır. Bundan dolayı da ciltleri zarar görmektedir. Yaşlanma, buruşma, sarkma gibi tesirlerin ortaya çıkışına sebeptir. Spor yapan kişiler vücutlarını daha dinç ve sıkı tutabilirler. Bilhassa formda kalmak isteyen kişiler yaz aylarında kendilerine çok daha dikkat edip bunu sağlamaları olanaklıdır.
Yazın el bakımı
Ellerimiz güneşte fazlası ile kalacağından ötürü dikkat etmek gerekir. Güneşin zararlarından etkilenmemesi için güneş kremi sürülebilir. Eldiven kullanılmamalı ama gün içerisinde ellerimizi ıslatarak koruyabiliriz. Yazın el bakımı yöntemlerinden birisi ise kahve telvesi kullanılmasıdır. Ellerinize doğal olarak sürüp yaklaşık 15 dakika kadar beklettikten sonra yıkamanızdır.
Yazın ayak bakımı
Yazın sıcaklardan en çok etkilenen yerlerimizden birisi ayaklarımız olur. Doğru şekilde ayak bakımı yapılmaması topuklarda çatlaklar, pis koklar, tırnaklarda kırılmalar ve mantar oluşumuna sebeptir. Özel bakım kremleri ve her gün ayakların yıkanarak temizlenmesi gerekiyor.
Mevsimlerin değişikliği ile cildimizin beklentileri de değişecektir. Yaz aylarında bakım hususunda cildimizle daha çok ilgilenmemiz, cildimize zaman ayırmamız ve cildimizle uğraşmamız gerekebilmektedir. Cildimizin yazın sıcaklarından etkilenmemesi adına fazlası ile dikkat etmek gerekir. Cildimizi yaz aylarında hazır tutarak menfi etkilere karşı korumuş oluruz. Bakımını ihmal etmeden yapacaklarımız cildimizi daima korur ve zararlarını önler.
Yaz ayında havaların ısınması sıcaklıkların insanları bunaltıcı hale getirmesi ile cildimize de zarar vermektedir. Güneş lekelerinin oluşması, türlü hastalıkların baş göstermesine sebeptir. Cildimizin kurumasına ve yanmasına karşılık güneş koruyucu kremler kullanılabilir. Sıcak bölgelerde yaşayan kişiler bilhassa cilt bakımlarında daha fazla dikkat etmelidir. Vücudumuz su yitimi yaşamasından ötürü baygınlık haller yaşanır, cildimizde kuruma ve döküntüleri engellemek adına ise mutlak suretle güneşten korunmamız gerekir. Güneşin en tesirli olduğu zamanlar 12:00 – 15:00 saatleri içerisinde gölge alanda durmalı ve evden çıkmamamız gerekir.
Sıcaklardan ötürü terleme olacağı için giydiğimiz elbiseler pamuksu olmalıdır. Açık renkte elbiseler güneş ışınları yansıtacağından ötürü sıcağı fazla hissetmemizi de önler. Boyun ve yüz bölgelerin sıcaktan ötürü yanmaması için büyük örten şapkalardan kullanmamız gerekir.
Kullanılan makyaj malzemeleri kimyasallar içerdiğinden ötürü yazın daha fazla etkilenebilirsiniz. Ağır makyajdan sakınılmalıdır. Hafif makyaj yardımıyla cilt güzelliğimizi de sağlamış oluruz.
Yazın dengeli ve düzenli beslenmek oldukça önemlidir. Yağlı yiyeceklerden uzak bir şekilde beslenmemize dikkat etmemiz gerekir. Bol sulu, soğuk ve hafif yiyeceklerin tüketimi gerekebilmektedir. Vücudumuzun ihtiyacı olan vitamin, mineralleri karşıladığımız müddetçe korunmuş oluruz.
Kişiler bilhassa yaz aylarında sigara ve alkol tüketimini arttırır. Bundan dolayı da ciltleri zarar görmektedir. Yaşlanma, buruşma, sarkma gibi tesirlerin ortaya çıkışına sebeptir. Spor yapan kişiler vücutlarını daha dinç ve sıkı tutabilirler. Bilhassa formda kalmak isteyen kişiler yaz aylarında kendilerine çok daha dikkat edip bunu sağlamaları olanaklıdır.
Yazın el bakımı
Ellerimiz güneşte fazlası ile kalacağından ötürü dikkat etmek gerekir. Güneşin zararlarından etkilenmemesi için güneş kremi sürülebilir. Eldiven kullanılmamalı ama gün içerisinde ellerimizi ıslatarak koruyabiliriz. Yazın el bakımı yöntemlerinden birisi ise kahve telvesi kullanılmasıdır. Ellerinize doğal olarak sürüp yaklaşık 15 dakika kadar beklettikten sonra yıkamanızdır.
Yazın ayak bakımı
Yazın sıcaklardan en çok etkilenen yerlerimizden birisi ayaklarımız olur. Doğru şekilde ayak bakımı yapılmaması topuklarda çatlaklar, pis koklar, tırnaklarda kırılmalar ve mantar oluşumuna sebeptir. Özel bakım kremleri ve her gün ayakların yıkanarak temizlenmesi gerekiyor.
Kalp Sağlığını Korumak İçin Neler Yapabiliriz?
Kalp Sağlığını Korumak İçin Neler Yapabiliriz?
Kalp sağlığını önemseyen kişiler için alacakları türlü tedbirler olabilmektedir. Sağlığını korumak amacıyla her zaman sağlıklı, düzenli ve dengeli şekilde beslenmeye özen göstermemiz gerekir. Küçük yaşlardan gelen kötü beslenme alışkanlıkları, ilerleyen yaşlarda hayatımızı daha zor hale getirebilir. Kendi sağlığımızdan en başta biz sorumluyuz. Kalp sağlığımızı korumak amacıyla yapacağımız ufak tefek işler neticesinde sağlığımıza kavuşabiliriz. Kalbimizi koruyan gıdaları tanıyacağız.
Balık: Omega 3 bakımından zengin olması katı yağlara göre çok daha faydalıdır. Kalp sağlığını koruduğu gibi destekler. Omega 3 tüketilmesi yardımıyla kalbimizi korur, damar çeperinin zarar görmesinin önüne geçeriz. Kalbin sağlıklı olması adına haftada 2 öğün balık tüketimi gerekir.
Kuruyemiş: Omega 3 olması bakımından zenginler. Kuruyemişler tüketilebilecek alternatif yiyeceklerdir. Gün içinde öğün atlamanın yerine bir avuç kuruyemiş ihtiyacınızı karşılayabilir. Kandaki şeker düzeyinin düzenlemesine imkan vermektedir.
Yulaf: Kalbi koruduğu gibi yüksek tansiyon sorununa iyi gelmektedir. Kandaki şeker düzeyinin düzelmesini sağlayarak tokluk duygusu yaratmaktadır.
Acı biber: Kırmızı ve yeşil olarak bulunmakta olan acı biberlerin tüketilmesi kanı inceltir. Damarların rahatlamasını sağlayarak kanın taşınmasını kolay hale getirir. Kalp kaslarını ve damarını koruyucu etkiyi bulunur. Acı biber tüketerek kalp sağlığını koruyabilirsiniz.
Havuç: İçerdiği CRP denilen bileşik yardımıyla enfeksiyonlara karşı koruma sağlar.
Kalbimizi korumak amacıyla neler yapabiliriz?
Günlük yapılacak egzersiz ve spor kalp sağlığını koruyabilir.
Günlük alınan kalori miktarı doğru düzeyde olmalıdır.
Kırmızı et yerine beyaz et ağırlıklı tüketilmelidir.
Sigara ve alkol kullanılışı azaltılmalıdır.
Düzenli egzersiz yapılışı sağlığımızı korur.
Düzenli uyku kalbin rahatlamasına imkan vermektedir.
Enerji içeceklerinin tüketiminden uzak durmak gerekir.
Hazır besinler yerine sebze yemeklerine ağır verilmelidir.
Kalp sağlığını önemseyen kişiler için alacakları türlü tedbirler olabilmektedir. Sağlığını korumak amacıyla her zaman sağlıklı, düzenli ve dengeli şekilde beslenmeye özen göstermemiz gerekir. Küçük yaşlardan gelen kötü beslenme alışkanlıkları, ilerleyen yaşlarda hayatımızı daha zor hale getirebilir. Kendi sağlığımızdan en başta biz sorumluyuz. Kalp sağlığımızı korumak amacıyla yapacağımız ufak tefek işler neticesinde sağlığımıza kavuşabiliriz. Kalbimizi koruyan gıdaları tanıyacağız.
Balık: Omega 3 bakımından zengin olması katı yağlara göre çok daha faydalıdır. Kalp sağlığını koruduğu gibi destekler. Omega 3 tüketilmesi yardımıyla kalbimizi korur, damar çeperinin zarar görmesinin önüne geçeriz. Kalbin sağlıklı olması adına haftada 2 öğün balık tüketimi gerekir.
Kuruyemiş: Omega 3 olması bakımından zenginler. Kuruyemişler tüketilebilecek alternatif yiyeceklerdir. Gün içinde öğün atlamanın yerine bir avuç kuruyemiş ihtiyacınızı karşılayabilir. Kandaki şeker düzeyinin düzenlemesine imkan vermektedir.
Yulaf: Kalbi koruduğu gibi yüksek tansiyon sorununa iyi gelmektedir. Kandaki şeker düzeyinin düzelmesini sağlayarak tokluk duygusu yaratmaktadır.
Acı biber: Kırmızı ve yeşil olarak bulunmakta olan acı biberlerin tüketilmesi kanı inceltir. Damarların rahatlamasını sağlayarak kanın taşınmasını kolay hale getirir. Kalp kaslarını ve damarını koruyucu etkiyi bulunur. Acı biber tüketerek kalp sağlığını koruyabilirsiniz.
Havuç: İçerdiği CRP denilen bileşik yardımıyla enfeksiyonlara karşı koruma sağlar.
Kalbimizi korumak amacıyla neler yapabiliriz?
Günlük yapılacak egzersiz ve spor kalp sağlığını koruyabilir.
Günlük alınan kalori miktarı doğru düzeyde olmalıdır.
Kırmızı et yerine beyaz et ağırlıklı tüketilmelidir.
Sigara ve alkol kullanılışı azaltılmalıdır.
Düzenli egzersiz yapılışı sağlığımızı korur.
Düzenli uyku kalbin rahatlamasına imkan vermektedir.
Enerji içeceklerinin tüketiminden uzak durmak gerekir.
Hazır besinler yerine sebze yemeklerine ağır verilmelidir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)