14 Mayıs 2015 Perşembe

Dismatürite Nedir?


DİSMATÜRİTE SENDROMU

Normal şartlarda fetüs 40. haftadan sonra pek az bir gelişme göstermektedir. Gebeliğin son haftalarında akciğer gelişimini de tamamlayan fetüste, cilt altı yağ depolanması hariç herhangi bir gelişme olmamaktadır. Gebelikte gün aşımı başladığı zaman dismatürite sendromu adı verilen tablo oluşmaya başlayabilmektedir. Dismatürite sendromu, gün aşımına giren bebeklerin yaklaşık olarak üçte birinde görülen bir durumdur. Genelde cilt altı yağ depolarının yitimi sonucunda kuru, buruşuk ve çatlak bir deriye sahip olurlar. Uzun saçlar, uzun tırnaklar, hipotoni adı verilen kaslarda zayıflık, mekonyumla (anne karnındaki bebeğin kakası) boyanmış sarı, yeşil ya da kahverengi ciltde sahip olabilirler. Göbek kordonu ve zarlar ile karakterize olmaktadır.

İlgili aramalar: dismatürite nedir, dismatürite sendromu nasıl olur

8 Mayıs 2015 Cuma

Hamilelikte Kabızlık Nasıl Geçer?


HAMİLELİKTE KABIZLIK

Gebelikte kabızlık çok yaygın rastlanan bir problemdir ve bunun birçok sebe­bi bulunur­. Bir tanesi hamilelikte hormon düzeylerindeki artışa bağlı bir şekil­de bağırsak kas dokusundaki gevşemelerdir­­. Diğer bir neden büyümekte olan rahmin bağırsaklara yaptığı baskı sonucu normal çalışmasını engellemesidir­­.

Yine de bütün bunlara rağmen  hamilelikteki kabızlık katiy­yen  çaresiz olmaz­. Aşağıdaki önlemleri uygularsanız hem bu düzensizliği hem de sonu­cu olan basurları engellemiş olursunuz­.

Lifli Yiyecekler Tüketerek Kabızlıkla Savaşın: Kabızlık yapıcı saflaştırılmış yiyeceklerden  kaçı­nın ve lif bakımın­dan zengin taze sebze ve meyveler (çiğ veya hafif pişmiş ve mümkünse kabuklu), ekmekler, kepekli gıdalar ve baklagiller (kuru fasulye veya bezelye); kuru meyveler (kuru üzüm, kuru erik, kuru kayısı, kuru incir ve benzeri) yemeye çalışın­. Eğer esasın­da azıcık lifli yiyecek alıyorsanız, öğünlerinize lifli gıdaları azar azar ekleyin. Çok fazla lifli yiyecekler tüketmemek de midenizi huzur­suz edecektir.  Bunun sebebi de lifli gıdaların geçici yan tesirlerin­den  biri­nin gaz ve şişkinlik olmasıdır­. Tüm günkü öğünlerimizi 6 eşit parçaya bölerseniz bölmeniz daha iyi olacaktır.  3 büyük öğünde kendinizi çok huzur­suz hissedebilirisiniz­. 3 büyük öğün yerine küçük ara öğünlerle mide ve bağırsak sisteminiz daha rahat edecektir.

Bütün bunlara rağmen  ce­vap alamıyorsanız yemeklerinize buğday kepeği ilave edin­. Önce üzerine serpmekle başlayın, 2 yemek kaşığına kadar arttıra­bilirisiniz­. Daha fazla almayın çünkü bu mide* bağırsak sistemini­zin çok hızlı çalışmasına, dolayısıyla gerekli gıdaların emilmeden  atılmasına neden  o­lur­.

Bol su tüketin: Kabızlık, bol sıvı karşısında yenik düşer­. Bilhassa su ve meyve sebze suları dışkıyı yumuşatır ve gıdaların sindirim sisteminde rahatlıkla ilerlemeleri­ni sağlar­. Bazıları limonlu sıcak su içmenin faydalı olduğunu söylemektedirler­. Kabızlık şiddetli ise kuru erik suyu oldukça yararlıdır­­.

Egzersize doymayın: Günlük yaşa­mın rutinliğine en  az yarım ya da bir saatlik yürüyüşler ilave edin­.

Bütün bu uyarıları dikkate aldığınız halde kabızlığınız devam ediyor ise doktorunuza danışın; doktorunuz size daha farklı şeyler tavsiye edebilmekte­dir­­.

Kabızlığınız yoksa: Gebe kadınlar hamilelikteki kabızlığın normal olduğu hususun­da anneleri, arkadaşları, kitaplar, hekimler tarafı ile öyle hazırlanırlar ki kabızlığı olmayanlar kendilerinde sorun olduğunu düşünürler­.

Gebelikte mide bağırsak sistemi gebelik öncesine göre daha iyi çalışmaz­. Fakat diyetteki besinler yardımıy­la (Dengeli Beslenme Diyetinde önerildiği şekilde meyve, sebze, kepekli gıdalar, meyve suları) daha düzenli ola­bilir­­. Mide ve bağırsak sisteminiz kabızlığa alışkınsa diyet değişikliğine bağlı bir şekil­de başlangıçta tuvalete çıkmalarınız azalır ve geçici olarak gaz ve şişkinlik ola­bilir ama sonr­dan "düzenli" bir duru­ma gelirsiniz ve bu böyle devam eder gider­.

Eğer çok sık çıkıyorsanız (günde iki kereden  daha sık), veya dışkınız sulu, kanlı ya da sümüksü bir maddeyle kaplı ise mutlak suretle bu konuyu hekiminizle bu konuyu görüşün­. Gebelikteki ishal dehidrasyona neden olacağı için acil müdahale gerektiren bir durumdur­­.

İlgili aramalar: hamilelikte kabızlık, gebelikte kabızlık, hamilelikte peklik, gebelikte peklik, hamilelikte kabızlık nasıl geçer

Üçlü Tarama Testi Nedir?


Üçlü Tarama Testi

Üçlü test olarak bilinmekte olan bu test, gebeliğin 16 ila 18 haftaları içerisinde en  uygun neticeler veren  bir kan testidir­­. Yapılış amacı bilhassa Down Sendromu diye isimlendiri­len  sorunlu bebeklerin anne karnın­da tespit edilme­si amaçlıdır­­.  Üçlü test için bir miktar kan alınma­sı gerekiyor­. Kan­daki AFP, hCG ve uE3 hormonları ölçülür­. Bu hormonların gebeliğin değişik haftalarına göre değerleri değişir­­. Gebelik haftasına göre özel bir hesaplama metodu ile MoM değerleri bulunmaktadır­­.  Testin sonucunuhesaplarken  annenin yaşı, ırkı, vücut ağırlığı, şeker hastalığı olup bulunmadığı ve sigara-alkol gibi kötü alışkanlıkları olup olmadığı da dikkate alınmaktadır­­.  Tüm bu veriler ışığında kandaki üç hormon değerleri bir bilgisayar programına girilip sonuç el­de edilmektedir­­. Sonuç ihtimal olarak verilmekte­dir­­. Örnek verecek olursak Down Sendromulu çocuk doğurma ihtimali 1/2300'dır gibi bir yanıt gelmektedir­­. Bu sonucun 1/270 ve daha sık olarak, yani 1/220 ya da 1/200 olarak hesaplanması, Down Sendromlu bir bebek doğurma riski­nin yüksek olduğunu bildirir­­. Üçlü testin Down Sendromlu bebeklerin yaklaşın %60 ile 70'i­nin saptanmasına destek olmakta­dır­­.

Üçlü Testin Yüksek Riskli Sonuçlandığı Durumlar­da Ne Yapılır?

Bu testle yüksek risk saptandığı durumlarda, anne karnındaki bebeğin gerçekten  Down Sendromu olup olmadığını ortaya koymak gerekiyor­. Bu amaçla bebeğin kromozom yapısı­nın tespit edilme­si amaç­lı amniyosentez yani bebeğin bulunmuş olduğu sıvıdan örnek almak ya da göbek kordonun­dan kan alınarak kromozom analizi gerekiyor­. beş ay dan evvel en  az komplikasyon(istenmeyen  durum) olan ve en  ba­sit metod olan amniyosentez yapılır­­. Amniyosentez ile el­de edilen  sıvı kromozom tayi­ni yapılmakta olan laboratuvar­da incelenir ve normal olup bulunmadığı tespit edilmektedir­­.

Her Yüksek Riskli Üçlü Test Sonucu, Bebeğin Sorunlı Doğacağını Kanıtlar Mı?

Cevabı: Hayır. Üçlü test sonucu yüksek risk ile sonuçlanan yaklaşık 100 anne adayı­nın fakat 1 tanesi­nin Down Sendromlu olduğu bildirilmektedir­­.

Down Sendromu Nedir?

Down Sendromu, insanlardaki en  küçük yapıtaşı olan kromozom sayısında olan sorunlar­dan bir tanesidir­­. Sağlıklı her insan­da hücrelerindeki kromozom sayısı 46'dır­­.  Sağlıklı bir kadın­da 46 adet X kromozomu bulunur­. Sağlıklı bir erkekte ise 45 X ve 1 tane Y kromozomu bulunur­. Down Sendromun­da ise 21'ci kromozomdan 1 tane fazla bulunur. Yani 2 tane 21 kromozom ve toplam 47 adet kromozom bulunur­. Bunu anımsatan başka isimlerle anılan 18 ve 13'üncü kromozom fazlalığı ile bir­likte olan farklı sendromlar da bulunmaktadır­­.  Down sendromunun ailevi bir geçişi gibi bir durum mevzu­bahis olmaz ve tamamı rastlantı­sal ortaya çıkar­. Burada anne yaşı bu sendromun ortaya çıkı­şın­da mü­him rolü bulunur­. Down Sendromu yaşamla bağda­şan ve en  fazla saptanan kromozom bozukluğudur­. Canlı doğumlar­da sıklığı yaklaşık 1/850'dir­­. Bu sıklık 20'li yaşlar­da 1/1500 iken  45 yaşın­da 1/28 kadar olur­.

Down Sendromu olan çocuklar­da zeka geriliği her zaman olmaktadır­. Down sendromlulardaki görülen bu zeka geriliği hafif dereceden  başlayarak çok ağır derecelere kadar değişiklik gösterebilir­­. Yaklaşık %30 ile 35'inde ağır derecede kalp sakatlıkları ve yaklaşık olarak %15'inde de başta oniki par­mak bağırsak tıkanıklığı olma­sı gibi mide bağırsak sistemi ile alakalı sakatlıklar mevcuttur­.

Üçlü Test Niçin Önemlidir?

Üçlü test, her anne adayının gebeliğinin 16 ile 18 haftaların­da uygulanma­sı lazım olan bir testtir­­. Testin bir tarama testi olduğunun unutulmaması gerekir­­.  Tarama testi genel olarak ba­sit yapılmakta olan ve herkese uygulanabilen  ve aynı an­da ucuz bir test olmalıdır­­.  Sonuçları ise kesin bir teşhisten  çok, bir hastalığın ortaya çıkartılmasın­da yardımcı olur­. Kesin teşhis için her zaman daha ileri bir metoda gereksinim duyulur­. Üçlü testte de kesin sonuç amniyosentezle konur­. Tekrar vurgula­mak gerekir ki, nasıl her yüksek riskli sonuçlanan test, sakat çocuk manasına gelmiyor ise, normal sonuç alınan her test de bebeğin %100 sağlıklı olduğunu bildirmez­. Bun­dan dolayı bu teste ilaveten  18 ile 20'ci gebelik haftaların­da detaylı ultrasonla incelemeyle başka problemler aranmalıdır­­.

İlgili aramalar: üçlü tarama testi nedir, üçlü test nedir, üçlü test neden yapılır, üçlü test sonucu kesin midir, üçlü test sonucu yanılabilir mi

Küçük Yaşta Hamile Kalmak


KÜÇÜK YAŞTA HAMİLE KALMAK

Sakıncaları nedir?

Evlilik dışı meydana geldiği takdir­de aile tarafı ile büyük bir felaket olarak değerlendirilmekte ve birçoğu kez taraflar derhal evlendirilerek hadi­se örtbas edilmekte böyle­likle planlanmayan erken  evlilikler çocukların yaşam gidişatını değiştirip uyumlarını bozabilmektedir­­.

Nadiren  isteyerek evlilik dışı gebe kalma ise ergenin erkek arkadaşını elinde tutmak, ana* babadan öç almak, okuldan kaçmak, yaşıtları­nın dikkati­ni çekmek, seveceği birine sahip olmak gibi pek çok nedene bağlı bir şekil­de meydana gelmektedir­­. Zeminde yatan duygusal sorunlar sebebiy­le meydana gelen  gebelik mevcut problemleri daha da arttırmaktadır­­.

Küçük yaşta gebelerin sağlık ve eğitim düzeyi birçoğu kez azdır­­.  Bun­dan dolayı gebelik ve doğum komplikasyonları sık görülür­. Buna bağlı bir şekil­de Küçük yaşta gebeliği yüksek riskli gebelik olarak değerlendirilmelidir­­. Küçük yaşta gebeler­de kemik mineral içeriği, demir noksanlığı anemisi ve beslenme yetersizliği görülür­.

Preeklempsi ve eklempsi (gebelikte var olan hipertansiyon sorunları) Küçük yaşta gebeler­de daha fazladır­­.  Düşük yapma, prematüre doğum, düşük doğum ağırlığı da Küçük yaşta gebeleri bekleyen  sorunlardır­­.

Anneliğe henüz hazır olmayan, kendisi de çocuk olan ergen  anne çocuk büyütmenin stresi­ni taşıyamayıp bebeği­ni ihmal veya örselemeye uğrata­bilir­­.

Küçük yaşta hamilelikte neler yapılışı gerekirı

Bütün bu menfi gerçeklere rağmen  Küçük yaşta gebeliği daha uzun seneler "niyet etmekle" ortadan kalkacak gibi görünmemektedir­­. Öyleyse bu olgu bir gerçek olarak kabul etmek gerekir­­. Lakin bu kabul ediş teslimiyet şeklinde de olmamalı, Küçük yaşta gebeliği­ni engellemek amacı ile lazım olan tedbir­ler de alınmalıdır­­.  Bu tedbir­ler bilhassa düşük sosyoekonomik ve kültürel düzeye sahip toplum katmanlarını hedeflemelidir­­. Lakin ister evlilik içi ister evlilik dışı oluşsun Küçük yaşta gebeliği­ni bir namus lekesi ve ayıp olarak değerlendirmemeli, aile ve çevre eğitimi ve yardımı sağlanmalıdır­­.  Ortaya çıkan gebelik devam edecekse, ergenin gebelik boyunca ortaya çıkacak fiziksel ve duygusal problemlerine yönelik destek programları geliştirilmelidir­­. Doğumdan sonran­da da anne ve bebek için uygun sosyal, eğitsel ve psikolojik ortamlar yaratılarak annenin uyumu ve bebeğin optimal bakımı sağlanmalıdır­­.

Yurdumuz­da Küçük yaşta gebeliğin temel nedeni­nin kültürel olarak erken  yaşta evliliğin olumlanma­sı olduğu açık bir açık­tır­­. Dolayısıyla mü­him oran­da çocuk aile rızasıyla hat­ta teşvikiyle 18 yaşın dan evvel evlenmektedir­­. Aynı kültürel sebep­lerle bu çocukların doğum denetimi de engellenmekte veya düşünülmemekte ve türlü komplikasyonlara açık Küçük yaşta gebelikleri bir sorun olarak birinci basa­mak sağlık personeli­nin karşısına çıkar­. Bu kültürel eğilimi değiştirmek şüphe­siz uzun vadeli toplumsal eğitim programlarını gerektirmektedir­­. Lakin birinci basa­mak sağlık personeli de koruyucu hekimlik hizmetleri bünyesinde erken  evliliği engellemek amacı ile eğitim verebileceği gibi, erken  evlilik halinde hiç değilse doğum denetimi ile Küçük yaşta gebeliği önleme çalışmaları yapa­bilir­­. Gebelik oluşunca ise henüz kendi kişilik gelişimi­ni tamamlamamış ergen  annenin çocuğuna katkıda olma­sı oldukça zor olduğu için, gebelik boyunca ebe ve hemşire tarafı ile yapılacak ev ziyaretleriyle anne adayının bakımı, beslenme­si hususun­da eğitilişi uygun olacaktır­­. Bununla birlik­te gebeye çocuk bakımı, eğitimi ve gelişimi hususun­da da gebe eğitimi sağlanmalıdır­­.  Genç anne adayı­nın eşi­nin ve ailesi­nin de bu konular­da destek olmak üzere eğitime dahil edilişi uygun olmakta­dır­­.

Eğer anne adayı evli değilse en  mü­him soru gebeliğin nasıl oluştuğudur­. Ailenin onayı olmadan genç gebenin rızasıyla oluşmuş gebelik bir namus konusu haline gele­bilir­­. Bu durumda gebe bırakan kadar daha tutucu bir toplulukta gebe de hayati tehlike içinde ola­bilir­­. Bun­dan dolayı hekim ve başka sağlık personeli aileyi yatıştırarak olumlu şekil­de etkileyecek bilgiler vermeli, gerektiğinde Bölge Sosyal Hizmetler yetkilileri ile temas etmeye geçerek gebenin korunma­sı sağlanmalıdır­­.

Bunun yanı sıra gebelik tecavüz veya ensest netice­si da ola­bilir­­. Böyle bir durum oluştuğun­da da sağlık personeli­nin Sosyal Hizmetler Müdürlüğü, Adli kurumlar ile Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı ile ilişkileri sağlama­sı görevidir­­. Bununla birlik­te ailenin ergeni yanlış etkilememe­si ve örselememe­si için uygun eğitimi vermelidir­­. Hekim, ergeni desteklemek amacı ­ile ergenin aile içinde sorununu paylaştığı kişilerle, yakın etrafın­da destek olabilecek kişilerle görüşmeler yaparak suçluluk, pişmanlık veya ayıplanma gibi duygularla başetmesine yardımcı olmalıdır­­.  Yakın çevrenin ve ailenin duyguları­nın paylaşılışı da ergeni desteklemeleri­ni sağla­mak yönün­den  önemlidir­­. Kriz süreci atlatıldıktan sonra, uzun süreçte karşılaşılabilecek sorunlar ergen  ve ailesi ile konuşulmalı, anne ve bebek için uygun sosyal, akademik ve ekonomik şartlar araştırılışı gerekir­­.

İlgili aramalar: küçük yaşta evlilik, küçük yaşta hamilelik, küçük yaşta gebelik

7 Mayıs 2015 Perşembe

Gebelik Şekeri


Gebelik Şekeri (Gestasyonel Diyabet)
Diyabetik gebelikler, annenin sağlığı ve bebeğin sağlığı yönünden tehlikeli komplikasyonlara neden olabilen vakalardır.

Diyabetik bir hamilelikte bir çok maternal ve fetal sorun meydana gele­bilir­­. Bunlar sırasıyla;

1- Anne ölümleri: Çok nadirdir ve gebeliklerinde takip edilişi ve dolayısıyla tedavisi yapılmayan gebelerde, genel olarak beyin kanaması, preeklampsi ya da şeker koma­sı nedeniyledir­­.

2- İntrauterin fetal ölüm (rahim içi bebek ölümü) : Uzun süreli diyabeti olan ve göz, böbrek gibi organlar­da diyabete bağlı damarsal hasar meydana gelmiş diyabetli gebeler­de bu risk yüksektir­­.

3- Düşük (Abortus): İlk trimesterde(1­.,2­. ve 3­. aylar) kan şekeri denetimi kötü olan anneler­de ya da diyabete bağlı damarsal farklılıklar oluşmuş hamilelikler­de düşük yapma sıklığı artmakta­dır­­.

4- Polihidramnios çocuğun içinde bulunmuş olduğu amniyon sıvısı­nın (rahim içi sıvı) fazla olmasıdır ve diyabetli gebeler­de %20 oranın­da görülmekte­dir­­. Polihidramniyos var ­ise bebek ölümü rizikosu artmakta­dır­­.  (erken  doğum), doğum­sal anomali rizikosu art­ma göstermiştir­­.

5- Preeklampsi: Gebelikte tansiyon yüksekliği ile seyreden  ciddi bir hastalıktır ve diyabetik gebeler­de daha yüksek miktar­da görülmekte­dir­­.

6- Ablasyo Plasenta (plasentanın rahimden  erken  ayrılması) görülme ora­nı artmakta­dır­­.

7- Doğumsal anormallikler (Bilhassa kalp anomalileri, kısa bağırsak sendromu) döllenme den  evvel ve bunu izleyen  3* 6 hafta süresince kan şekeri denetimi iyi olmazsa doğum­sal anomali sıklığı 3 kat artmakta­dır­­.

8- Yenidoğan ölümü: Risk normalin 3 katı fazladır­­.  Bilhassa hyalen  membran hastalığı (RDS=Respiratuar Distres Sendromu) sebebiy­le ölüm fazladır­­.

9- Ölü doğum sıklığın­da art­ma olmakta­dır­­.  Nedeni plasentaya anne tarafı ile kafi kan getirilememesidir­­.

10- Lohusalıkta sütün kesilişi daha sık görülmekte­dir­­.

11- Annede idrar yolu enfeksiyonları (nefropati, piyelonefrit)

12- Kandidiazis: Pamukçuk da denilen mantar enfeksiyonları sık görülmekte­dir­­.

Yeni doğan­da sık görülmekte olan hastalıklar:

a)RDS (respiratuar distres sendrom): Surfaktan yapımı­nın bebekteki aşırı insülin düzeyin­den  etkilenme­si nedeniyle, solunum sistemi­nin işlevsel gelişimi menfi şekil­de etkilenir­­.(yeni tabiatın solunum sıkıntısı)

b) Makrozomi: 4000 gram ağırlığın üstün­de bebek doğumu fazladır­­.  Buna bağlı olarak doğum komplikasyonların­da art­ma görülür (ağrı zaafı, bebek duruş/geliş anomalileri gibi)­.

c) Yenidoğan hipoglisemisi (Kan şekerinde düşüklük)

d) Hiperbilirubinemi (Uzamış yenidoğan sarılığı)

e) Hipokalsemi (Kanda kalsiyum düşüklüğü)

Gebelik Şekerinin Anlaşılması

Gebelik şekeri, gebeliğin en  fazla görülmekte olan komplikasyonlarındandır (istenmeyen  etki)­. Genel­de gebeliğin ikinci yarısın­da görülmekte­dir­­. Gebelikte, vücut­ta yüksek oranlar­da yapılmakta olan hormonların, insülin hormonunun işlevi­ni bozduğun­dan ortaya çıktığı düşünülür­.

Bazı kadınlar, gebelik şekerine adaydırlar:

30 yaş üstündeki gebeler,
fazla kilolu gebeler,
ailesinde şeker hastalığı bulunanlar,
daha öncesinde de iri bebek doğuranlar ya da
daha önceden ölü doğum yapanlar

Bunlar riskli grubu teşkil etmektedir­.

Amerikan Diyabet derneği, bütün gebelerde, gebeliğin 24 ila 28­. haftaları içerisinde Gestasyonel Diyabet tarama testi yapılmasını tavsiye etmekteshy;dir­­. Test, 50 gr­. glükoz (bir çe­şit şeker) içeren  bir sıvı­nın alınmasın­dan 1 saat sonra kan şeker seviyesi­nin ölçülmesin­den  ibarettir­­. Eğer kan şekeri yüksek çıkarsa, glukoz tolerans testi denilen, 100 gram­. glükozun içilmesin­den  başlayıp 1, 2 ve 3 saat sonra kan şeker miktarı­nın ölçüldüğü test yapılmakta­dır­­.  Eğer bir gebeye gestasyonel diyabet tanısı konulursa, birçoğu kez (%85) diyet kafi olur­. Yalnız­ca %15 kadar olguda insülin kullanılması gerekir­­. İnsülin kullanacak gebeler günlük olarak evde kolayca kullanabilecekleri aletler ile kan şekerleri­ni ve idrarlarındaki şeker miktarlarını ölçerler­. Doktorları­nın önerilerine göre sonr­dan insülinleri­ni uygularlar­.

İlgili aramalar: gebelik şekeri nedir, gebelik şekeri neden çıkar, gebeli şekeri nasıl olur, gebelik şekeri kimlerde görülür, gebelik şekeri tehlikeli midir

Rahim Kanserinin Belirtileri ve Tedavisi


RAHİM KANSERİ

Rahim kanserine rahmin iç yüzeyinde, yani endometriumda başladığı için endometriyal kanser de denilir­­. Bilhassa Amerikalı kadınlara musallat olmuş en  yaygın kanser türüdür ve erken  yakalandığı zaman hemen  her zaman tedavi edilebilmektedir­­. Genel­de menopoza girip daha son­ra 50 ila 70 yaşları aralığın­da ortaya çıkmakta­dır­­.  Araştırmacılar kesin sebebi­ni bilmiyorlarsa da menopoza girip daha son­ra alınan östrojen  takviyesi­nin katkısı varmış gibi görünür­.

Rahim Kanserinin Belirtileri

Menopoz sonrası vajinada kanama;
Menopozdan evvel aşırı kanamalı adet görmeler ya da iki adet arasın­da kanama;
Vajinadan pembe renkte ve sulu bir akıntı­ gelmesi.

Fazla kilolar endometriyal kansere zemin hazırlar­. Hat­ta tedaviyi de (ameliyat ve ışın tedavisi) zorlaştırır­­.

Günümüzde, östrojen  desteği metodu çok daha düşük dozda östrojeni, ayın belirli bir bölümünde progesteronla beraber kullanarak uygulanmakta­dır­­.Bu nedenle, uygun bir östrojen  tedavisi görüyorsanız, bu si­zin nüfusun geri kalan çoğunluğun­dan daha fazla kanser riskine sokmaz­. Lakin menopoz belirtilerine karşı östrojen  yalnız başına alınırsa kanamaya neden  ola­bilir­­.

Rahim kanserine yakalanma olasılı­ğı yüksek olan kadınlar; hiç doğum yapmamış bulunanlar, 52 yaşın­da hala adet görenler, kısırlık ya da düzensiz adet sorun­ları bulunanlardır­­.  Doğum kontrol hapı kullanan kadınların endometriyal kanser olma ihtimalleri azalmakta­dır­­.

Rahim Kanserinin Teşhisi

Rahim kanseri erken  evreler­de belirti göstermemektedir­­. PAP Smear testi, hadi­seyi vakaların yarısın­dan daha azın­da yakalaya­bilir ve muayene esnasın­da da farkedilmez­. İlk işaret vajinada kanamadır­­.

Belirtiler varsa, doktor endometriyal biyopsi yapmakta­dır­­.  Doktor muayenehanesinde genel olarak anesteziye gerek olmaksızın, rahimin iç yüzeyinden, analiz edilmek üzere küçük bir parça alır­­. Rahim kanseri varsa, biyopsi birçoğu kez bunu tespit eder­.

Daha kesin bir teşhis için kürtaj gereklidir­­. Doktor rahimin iç yüzeyi­ni hafif olarak kazıyarak analiz etmek üzere doku örnekleri alır­­. Bu işlem için herhangi bir şekil­de anestezi gerekir ve bu genel olarak hastanede, gece yatmadan, yapılmakta­dır­­.  Eğer kanser olduğu tayin edilirse ve rahimden  öteye yayıldığını düşündürecek bir neden  yoksa, doktor bazı testler yaparak başka tümörler olup olmadığını araştırır­­.

Genel­de yavaş ilerleyen  ve teşhis edildiğinde hala yayılmamış olma olasılı­ğı yüksek olan bir türdür­. Bu da, yakalanan kadınların birçoğu kez tedavi edilebildiği manasına gelmektedir­­. Erken  teşhis edildiğinde, en  az 5 sene kurtulma olasılı­ğı % 88dir­­. Çevredeki dokulara yayıldığın­da bile bu oran % 75'dir­­. Nadir olarak tümörün hızla büyümekte olan öldürücü bir cins olma­sı halinde, sonuç bu kadar iyi olmaya­bilir­­.

Rahim Kanserinin Tedavisi

Ameliyat :
Doktorların birçoğu histerektomi (rahmin alınması), tavsiye ederler­. Fallop tüpleri­nin ve yumurtalıkların da alınma­sı gerekir, çünkü kanserin bu organlara da yayılma eğilimi bulunur­.

Radyasyon ;
Kanser rahmin ötesine de yayılmışsa, ameliyat sonra­sı radyasyon tedavisi yapılışı gerekir­­. Bazı zamanlar ameliyat yerine radyasyon kullanıldığı da olmakta­dır­­.  Bu, genel anestezi altındayken  vajina ya da rahime bir alet ya da radyum yerleştirilip yapılmakta olan derin bir radyoterapidir­­. Radyum vücudun içinde birkaç gün kalır ve bu süre içinde hastanede yatılması gerekir­­. Bazı durumlar­da da birkaç metod bir arada kullanılır­­.

İlaç Tedavisi;
Eğer kanser bedenini­zin başka yerlerine metastaz yapmışsa (yayılmışsa), projesteron büyümeyi genel olarak durdurur­. Bu 2 ila 3 sene içindir, hat­ta bazı zamanlar daha bile uzun ola­bilir­­. Başka antikanser ilaçlar da kullanıla­bilir­­.

Sağkalım
Evre 1 endometrium kanserinde beş senelik sağkalım oranları % 90 dolayındadır­­.  Bu oran Evre 2 vakalar­da bir miktar düşüşle %69 ila 83 arasın­da keşfedilmiştir­­. Evre ilerlediği müddetçe sağkalım %40'lar dolayına iner­. Nüks ederse bu ilk iki sene içinde en  fazla oran­da görülmekte­dir­­. 5 yıldan sonra nüks etmesi epey nadir görülen bir durumdur­­.

İlgili aramalar: rahim kanseri, endometriyal kanser, rahim kanserinin belirtileri, rahim kanserinin tedavisi, rahim kanseri öldürür mü