Hastaneler, eczaneler ve Sosyal Güvenlik Kurumu arasındaki provizyon sistemi yine kilitlendi. Hastalar, 1 Kasım Pazartesi öğleden sonradan bu yana gecikmeli ilaç alıyor.
Daha önce sistem üzerinden işlemeyen hasta raporları artık doktorlar tarafından bilgisayara giriliyor, eczacılar da sistemden görüp ilaçları öyle veriyor. Ancak 1 Kasım 2010 tarihinde yürürlüğe giren uygulamada sistemden girildiği kaydedilen hiçbir rapor eczacılar tarafından görülmüyor. Eczacılar yine eski uygulamada olduğu gibi hastanın raporunu görüp ilaç verebiliyor. Türk Silahlı Kuvvetleri personeli ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin de mevcut provizyon sistemine aktarılmasıyla iyice yoğunlaşan sistemde vatandaşlar ilaç almakta zorlanıyor.
Ankara Eczacı Odası Yönetim Kurulu Üyesi Necdet Şenbaba, askerlerin Genel Sağlık Sigortası kapsamına girmesi ve e-rapor uygulamasının başlamasıyla sistemin yoğunlaştığını ve çalışmadığını belirtti. 2 gündür hastalara gecikmeli ilaç verebildiklerinin altını çizen Şenbaba, "Meslektaşlarımız eczacı odalarını telefon yağmuruna tutuyor. Sosyal Güvenlik Kurumu'nu arıyoruz. Serverleri artırıyoruz, yeniliyoruz diyorlar. Ama hala sistem sürekli arıza veriyor." dedi.
Kaynak: Zaman
HABERLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
HABERLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3 Kasım 2010 Çarşamba
1 Kasım 2010 Pazartesi
İlaç Etken Madde Kodları SGK E-Rapor Uygulaması Duyuru
Sosyal Güvenlik Kurumu E-Rapor Uygulamasında Kullanılacak İlaç Etken Madde Kodları ile ilgili Duyuru
Bilindiği üzere E-Rapor uygulaması 01.11.2010 tarihinde uygulamaya açılacaktır. Sözkonusu uygulama ile ilgili Ek-1’de etken madde kodları yer almaktadır. Listede yer alan etken madde kodlarının incelenerek eksik veya hatalı olan etken madde var ise Ek-2’de yer alan formata uygun olarak düzenlenen formun 29.10.2010 tarihine kadar ilacetkenmadde@sgk.gov.tr adresine bildirilmesi gerekmektedir.
İlgililere önemle duyurulur.
Duyurunun aslı ve ekler için tıklayınız.
SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINDAN
Bilindiği üzere E-Rapor uygulaması 01.11.2010 tarihinde uygulamaya açılacaktır. Söz
Duyurunun aslı ve ekler için tıklayınız.
10 Ekim 2010 Pazar
TSK Personelinin GSS Kapsamına Alınması
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından "Türk Silahlı Kuvvetlerinde Görev Yapan Askeri ve Sivil Personelin Genel Sağlık Sigortası Kapsamına Alınması" Hakkında Tebliğ Resmi Gazete 'de yayınlanmıştır.
9 Ekim 2010 CUMARTESİ
Resmî Gazete
Sayı : 27724
TEBLİĞ
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından:
TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNDE GÖREV YAPAN ASKERİ VE SİVİL
PERSONELİN GENEL SAĞLIK SİGORTASI KAPSAMINA
ALINMASI HAKKINDA TEBLİĞ
Amaç ve kapsam
MADDE 1 – (1) Bu Tebliğin amacı, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapan askeri ve sivil personel ile bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sağlık hizmetlerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 15/10/2010 tarihinden itibaren devralınmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.
Dayanak
MADDE 2 – (1) Bu Tebliğ, 5510 sayılı Kanunun geçici 12 nci maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.
Tanımlar
MADDE 3 – (1) Bu Tebliğde geçen;
a) Kanun: 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununu,
b) Kurum: Sosyal Güvenlik Kurumunu,
c) Sigortalı: Devir tarihinde Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapan askeri ve sivil personeli,
d) Bakmakla yükümlü olduğu kişiler: Devir tarihinde Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapan sigortalıların 18/12/2009 tarihli ve 27436 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Kamu Personelinin Genel Sağlık Sigortası Kapsamına Alınması Hakkında Tebliğ”in 6 ncı maddesinin “3- Bakmakla yükümlü olunan kişiler” başlıklı bendinin (a), (b), (c), (d), (e), (f) ve (g) bentleri kapsamında tespit edilecek kişileri,
ifade eder.
Sağlık hizmeti devralınacaklar
MADDE 4 – (1) 15/10/2010 tarihi itibariyle sigortalılar ile bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sağlık hizmetleri Kurumca devralınacaktır.
Sağlık hizmetleri Türk Silahlı Kuvvetlerince karşılanacaklar
MADDE 5 – (1) Sözleşmesi biten sözleşmeli subay, astsubay ve uzman erbaşlardan ilgili Kanunları gereği sağlık yardımından faydalanmaya devam edecek olanlar ile bunların bakmakla yükümlü oldukları kişiler, ilgili Kanunlarında belirtilen usul ve esaslara göre Kanunun geçici 12 nci maddesinde belirtilen geçiş süresine kadar sağlık yardımlarından faydalanmaya devam edeceklerdir.
(2) Yukarıda belirtilenler dışında Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı lise ve dengi okullarda öğrenim gören öğrenciler, askerlik hizmetlerini er ve erbaş olarak yapmakta olanlar ile yedek subay okulu öğrencileri Kanun kapsamında sigortalı sayılmadıklarından sağlık hizmetleri Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından karşılanmaya devam edilecektir.
(3) Sağlık hizmetleri bu madde kapsamında Türk Silahlı Kuvvetlerince karşılanan kişilerin hak sahipliği sorgulamaları Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından düzenlenen belgeler veya oluşturulacak elektronik alt yapı aracılığıyla sağlanmaya devam edilecektir.
Genel sağlık sigortası tescil ve aktivasyon işlemleri
MADDE 6 – (1) Devralınacak sigortalılar ile bunların bakmakla yükümlü oldukları kişilerin tescil ve aktivasyon işlemleri Kurumca verilmiş olan 3 nolu kullanıcı adı ve şifresi ile www.sgk.gov.tr web sayfasında “e-sgk” bölümünden “Hak Sahipliği”ne girilerek “(4/c) GSS Tescil ve Sağlık Aktivasyon Programı” aracılığıyla Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından elektronik ortamda toplu olarak aktarılmak suretiyle yapılacaktır.
(2) Devralınan sigortalı ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişiler ile devir tarihinden sonra ilk defa veya yeniden göreve başlayanlar ve bunların Kanuna göre tespit olunacak bakmakla yükümlü olduğu kişilerin, bu Tebliğin “Genel sağlık sigortasından yararlanma şartları” başlıklı 8 inci maddesine göre yapılacak tescil, aktivasyon oluşturma ve sonlandırma işlemleri Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından “(4/c) GSS Tescil ve Sağlık Aktivasyon Programı” aracılığıyla gerçekleştirilecektir.
(3) Sözleşmeli subay, astsubay ve uzman erbaşlardan sözleşmesi bitenlerin genel sağlık sigortalılıkları Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından sonlandırılacaktır.
(4) Devir kapsamında sayılan sigortalılar ile bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere ait kişisel bilgilerin aktarılması, değiştirilmesi, korunması ve gizliliğine ilişkin usul ve esaslar Kurum ile Türk Silahlı Kuvvetleri arasında yapılacak protokol veya sözleşmede düzenlenecektir.
Genel sağlık sigortası primlerinin alınması
MADDE 7 – (1) Devir alınacak sigortalılar için Kanunun geçici 4 üncü maddesi uyarınca genel sağlık sigortası primleri, “Kamu Personelinin Genel Sağlık Sigortası Kapsamına Alınması Hakkında Tebliğ” ile 28/9/2008 tarih ve 27011 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan “Aylık Prim ve Hizmet Belgesinin Sosyal Güvenlik Kurumuna Verilmesine ve Primlerin Ödenme Sürelerine Dair Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ”de belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından Kuruma ödenecektir.
(2) Bu Tebliğ kapsamında devir alınacak sigortalılardan 2008 yılı Ekim ayı başından sonra ilk defa Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında göreve giren sigortalıların genel sağlık sigortası primleri, “Aylık Prim ve Hizmet Belgesinin Sosyal Güvenlik Kurumuna Verilmesine ve Primlerin Ödenme Sürelerine Dair Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ”de belirtilen esas ve usuller doğrultusunda Kuruma gönderilmeye devam edilecektir.
Genel sağlık sigortasından yararlanma şartları
MADDE 8 – (1) Devir tarihinden sonra ilk defa veya yeniden Türk Silahlı Kuvvetlerinde Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında (emeklilik hak ve yükümlülükleri Kanunun geçici 4 üncü maddesine göre belirlenenler dahil) göreve girenler ile bunların bakmakla yükümlü olduğu kişiler Kanunda belirtilen şartlar uyarınca genel sağlık sigortasından yararlanacaktır.
(2) Sağlık hizmetleri devralınan sigortalılar ile bakmakla yükümlü olduğu kişiler, durum değişiklik halleri de dahil olmak üzere “Kamu Personelinin Genel Sağlık Sigortası Kapsamına Alınması Hakkında Tebliğ”in 6 ncı maddesindeki hükümler uyarınca genel sağlık sigortasından yararlanacaktır.
(3) Bu Tebliğin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi kapsamında bakmakla yükümlü olunan kişi olarak sayılmayan ancak, ilgili kanunları gereğince Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından bakmakla yükümlü kişi olarak devir tarihine kadar sağlık hizmetleri karşılananların, devir tarihi itibariyle Kanunun geçici 12 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca hak sahiplikleri oluşturulmayacaktır.
Tescil işleminin yapılmaması hali
MADDE 9 – (1) Kanunun 100 üncü maddesinin altıncı fıkrasında, Kurumun; genel sağlık sigortalılarının bakmakla yükümlü oldukları kişilerin genel sağlık sigortasından yararlanmalarına esas bilgilerinin, sağlayacağı elektronik alt yapı üzerinden girilmesini kamu idarelerinden, işverenlerden isteme yetkisine sahip olduğu, sigortalıların bakmakla yükümlü olduğu kişilerin Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (10) numaralı bendinde belirtilen şartlara uygun olarak veya Kurumca belirlenecek sürede bilgi girişlerini yapmayanlar hakkında 102 nci maddeye göre idari para cezası uygulanacağı, anılan maddenin birinci fıkrasının (k) bendinde de, genel sağlık sigortalılarının bakmakla yükümlü oldukları kişilere ait bilgi girişlerini süresinde yapmayanlar ile bakmakla yükümlü olunan kişi olmayanlara ait bilgi girişi yapanlara asgari ücretin yarısı tutarında idari para cezası uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
(2) Sigortalıların bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sağlık hizmetlerinden yararlandırılmasına ilişkin uygulamaya durum değişikliğinin olduğu tarihte son verilmesi gerektiğinden, Türk Silahlı Kuvvetlerinin durum değişikliğine ilişkin bilgileri, değişikliğin meydana geldiği tarihten itibaren onbeş gün içinde Kuruma bildirmesi gerekmekte olup, bildirimin bu sürede yapılmaması halinde yukarıda belirtilen idari para cezası uygulanacaktır.
Yürürlük
MADDE 10 – (1) Bu Tebliğ hükümleri yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 11 – (1) Bu Tebliğ hükümlerini Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanı yürütür.
Konuyla ilgili aramalar: Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin SGK kapsamına alınması , TSK çalışanlarının sosyal güvenlik kurumu kapsamına alınması , Genel sağlık sigortasına tsk'nın alınması hakkında tebliğ
6 Ekim 2010 Çarşamba
Etkin Madde Kodları
SGK Başkanlığı Etkin Madde Kodları Hakkında Bir Duyuru Yayınladı.
Konuyla İlgili Aramalar: SGK Etkin Madde Kodlari, Sosyal Güvenlik Kurumu Etkin Madde Kod Listesi, etken madde kodları ile ilgili sgk duyurusu
SGK Etkin Madde Kodları İçin Burayı Tıklayınız
Konuyla İlgili Aramalar: SGK Etkin Madde Kodlari, Sosyal Güvenlik Kurumu Etkin Madde Kod Listesi, etken madde kodları ile ilgili sgk duyurusu
SGK Etkin Madde Kodları İçin Burayı Tıklayınız
SGK Medula Sistemine İlaç ve Malzeme Kaydı
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) Tarafından " Medula Sistemine Malzeme ve İlaç Kaydı Hakkında " duyuru yayınlanmıştır;
Konuyla ilgili aramalar: SGK ilaç raporu medula kaydı duyurusu, Sgk malzeme raporu medula kaydı duyurusu, Sosyal Güvenlik Kurumu tıbbi malzeme raporu medula sistemi kaydı
SGK Tarafından yapılan Duyuru Aslını Görmek İçin Buraya Tıklayınız
MEDULA SİSTEMİNE MALZEME VE İLAÇ KAYDI
A. 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa tabii olan Resmi Sağlık Kurum ve Kuruluşlarında;
• Ek 5/A-1, Ek 5A-2, Ek 5C,Ek 5E ve Ek5 F de yer alan tıbbi malzeme tutarları KDV hariç olarak,
SUT eklerinde bulunmayan malzemelerin ise ''Kodsuz malzeme'' girişinden yine KDV hariç olarak,
MEDULA sistemine kaydedilmesi gerekmekte olup, KDV hariç olarak girilen bu tutarlara MEDULA sistemi tarafından fatura kayıt esnasında otomatik olarak KDV oranı eklenecektir. Ayrıca Kodsuz malzeme girişinden kaydedilen tıbbi malzemelere SUT 7.2.1.A-1 maddesine göre eklenmesi gereken oranlar yine MEDULA sistemi tarafından fatura kayıtta otomatik olarak eklenecektir.
• İlaçlar KDV hariç olarak kaydedilecektir.
B. 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa tabii olmayan resmi sağlık kurum ve kuruluşlarında;
• Ek 5/A-1, Ek 5A-2, Ek 5C,Ek 5E ve Ek5 F de yer alan tıbbi malzeme tutarları KDV hariç olarak,
SUT eklerinde bulunmayan malzemeler ise ''Kodsuz malzeme'' girişinden yine KDV hariç olarak,
• İlaçlar KDV hariç olarak,
MEDULA sistemine kaydedilmesi gerekmekte olup, KDV hariç olarak girilen bu tutarlara MEDULA sistemi tarafından fatura kayıt esnasında otomatik olarak KDV oranı eklenecektir.
C. Özel Sağlık Kurum ve Kuruluşlarında;
• Ek 5/A-1, Ek 5A-2, Ek 5C,Ek 5E ve Ek5 F de yer alan tıbbi malzeme tutarları KDV hariç olarak,
• SUT eklerinde bulunmayan malzemeler ise ''Kodsuz malzeme'' girişinden yine KDV hariç olarak,
• İlaçlar KDV hariç olarak,
MEDULA sistemine kaydedilmesi gerekmekte olup, KDV hariç olarak girilen bu tutarlara MEDULA sistemi tarafından fatura kayıt esnasında otomatik olarak KDV oranı eklenecektir.
Tüm sağlık hizmeti sunucularına önemle duyurulur.
Konuyla ilgili aramalar: SGK ilaç raporu medula kaydı duyurusu, Sgk malzeme raporu medula kaydı duyurusu, Sosyal Güvenlik Kurumu tıbbi malzeme raporu medula sistemi kaydı
SGK Tarafından yapılan Duyuru Aslını Görmek İçin Buraya Tıklayınız
2 Ekim 2010 Cumartesi
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) E-Rapor Uygulaması Hakkında Duyuru
ÖNEMLİ: Teknik nedenlerden dolayı ilaç raporlarının MEDULA sistemi üzerinden gönderilmesi zorunluluğu 30.10.2010 tarihine kadar ertelenmiştir. ) - (Bu not sonradan bilgi amaçlı verilip haber güncellenmiştir)
E-Rapor Uygulaması Hakkında Duyuru (Yeni İlaç Raporu Uygulaması)
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı "E-Rapor Uygulaması" Hakkında Duyuru yayınlandı;
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından yayınlanan "E-Rapor Uygulaması" Hakkında Duyuru ;
E-RAPOR UYGULAMASI
Sağlık hizmet sunucularında ilaç temini amacıyla oluşturulan sağlık kurulu raporları aşağıdaki işlem basamaklarına göre hazırlanmaktadır.
1. Hastanın herhangi bir sağlık problemi nedeniyle sağlık hizmet sunucusuna (ilgili poliklinik - hekim) başvurması,
2. Hekim tarafından yapılan muayene ve işlemlerden sonra sağlık kurulu raporu verilmesi gerekiyorsa,
01.10.2010 Öncesi Sağlık Raporu Uygulaması
A. Tek Hekim Raporu
A.1- Hastanın sağlık kurulu rapor servisine sevk edilmesi
A.2- Sağlık kurulu raporu servisince matbu tek hekim sağlık kurulu raporunun
oluşturulması
A.3- İlgili hekim tarafından imzalanması
A.4- Hastane yöneticisi (başhekim-başhekim yardımcısı) tarafından onaylanması
A. 5- Tek hekim sağlık raporunun evrak tarih sayısı verilerek hastaya teslim edilmesi
B. Sağlık Kurulu Raporu
B. 1- Hastanın sağlık kurulu rapor servisine sevk edilmesi
B.2- Sağlık kurulu raporu servisince matbu tek hekim sağlık kurulu raporunun oluşturulması
B.3- Sağlık kurulu heyetince belirlenen günde hastanın kontrol edilmesi B.4- İlgili hekimler tarafından imzalanması
B.4- Hastane yöneticisi (başhekim-başhekim yardımcısı) tarafından onaylanması B.5- Sağlık kurulu raporunun evrak tarih sayısı verilerek hastaya teslim edilmesi
3. Hastanın ilaç temini amacıyla eczaneye başvurması aşamasında rapora ait bilgiler
eczacı tarafından MEDULA eczane uygulamasına kaydedilmesi
01.10.2010 sonrası E-Rapor Uygulaması
1. Sağlık Hizmet Sunucusu"Muayene Kullanıcısı" yetkisi ile ilaçlara ait etkin madde kodunu taslak rapor olarak kaydeder.
2. MEDULA "Başhekim Kullanıcısı" yetkisi ile MEDULA sisteminde oturum açılır daha sonra açılan ekranın sol tarafında bulunan"İlaç Rapor Çıktısı ve Onay" bağlantısını kullanarak rapor sorgulama sayfasından güne göre veya rapor takip numarasına göre sorgulama yapılır. Sorgulama sonucu gelen liste ise başhekim veya yetkilendirdiği personel tarafından onaylanır.
3. Bu şekilde sadece rapor tarihi 01.10.2010 sonrası olan raporlar kaydedilecek olup, bu raporların eczane tarafından kaydedilmesine izin verilmeyecektir. Bu nedenle hak sahiplerinin (hastaların) ilaç temininde zorluklar yaşamaması için hastaneler tarafından gerekli önlemlerin alınması gerekmektedir. 01.10.2010 tarihinden önce çıkartılıp MEDULA hastane uygulamasına kaydedilmeyen raporların MEDULA hastane uygulamasına kaydedilmelerine izin verilmeyecek olup, bu raporların eczanelerce MEDULA eczane provizyon sistemine kaydedilmesine izin verilecektir.
4. Söz konusu raporların kayıt edilmesiyle ilgili raporun doğruluğuna ve geçerliliğine yönelik sorumluluk, raporu düzenleyen hekim ve en son raporu onaylayacak olan başhekimdedir.
Konuyla ilgili aramalar: e-rapor uygulamasi, e-rapor uygulaması, sgk e-rapor, sosyal guvenlik kurumu yeni rapor uygulamasi, sosyal güvenlik kurumu yeni ilaç raporu uygulaması, sgk elektronik rapor
E-Rapor Uygulaması Hakkında Duyuru (Yeni İlaç Raporu Uygulaması)
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı "E-Rapor Uygulaması" Hakkında Duyuru yayınlandı;
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından yayınlanan "E-Rapor Uygulaması" Hakkında Duyuru ;
E-RAPOR UYGULAMASI
Sağlık hizmet sunucularında ilaç temini amacıyla oluşturulan sağlık kurulu raporları aşağıdaki işlem basamaklarına göre hazırlanmaktadır.
1. Hastanın herhangi bir sağlık problemi nedeniyle sağlık hizmet sunucusuna (ilgili poliklinik - hekim) başvurması,
2. Hekim tarafından yapılan muayene ve işlemlerden sonra sağlık kurulu raporu verilmesi gerekiyorsa,
01.10.2010 Öncesi Sağlık Raporu Uygulaması
A. Tek Hekim Raporu
A.1- Hastanın sağlık kurulu rapor servisine sevk edilmesi
A.2- Sağlık kurulu raporu servisince matbu tek hekim sağlık kurulu raporunun
oluşturulması
A.3- İlgili hekim tarafından imzalanması
A.4- Hastane yöneticisi (başhekim-başhekim yardımcısı) tarafından onaylanması
A. 5- Tek hekim sağlık raporunun evrak tarih sayısı verilerek hastaya teslim edilmesi
B. Sağlık Kurulu Raporu
B. 1- Hastanın sağlık kurulu rapor servisine sevk edilmesi
B.2- Sağlık kurulu raporu servisince matbu tek hekim sağlık kurulu raporunun oluşturulması
B.3- Sağlık kurulu heyetince belirlenen günde hastanın kontrol edilmesi B.4- İlgili hekimler tarafından imzalanması
B.4- Hastane yöneticisi (başhekim-başhekim yardımcısı) tarafından onaylanması B.5- Sağlık kurulu raporunun evrak tarih sayısı verilerek hastaya teslim edilmesi
3. Hastanın ilaç temini amacıyla eczaneye başvurması aşamasında rapora ait bilgiler
eczacı tarafından MEDULA eczane uygulamasına kaydedilmesi
01.10.2010 sonrası E-Rapor Uygulaması
1. Sağlık Hizmet Sunucusu"Muayene Kullanıcısı" yetkisi ile ilaçlara ait etkin madde kodunu taslak rapor olarak kaydeder.
2. MEDULA "Başhekim Kullanıcısı" yetkisi ile MEDULA sisteminde oturum açılır daha sonra açılan ekranın sol tarafında bulunan"İlaç Rapor Çıktısı ve Onay" bağlantısını kullanarak rapor sorgulama sayfasından güne göre veya rapor takip numarasına göre sorgulama yapılır. Sorgulama sonucu gelen liste ise başhekim veya yetkilendirdiği personel tarafından onaylanır.
3. Bu şekilde sadece rapor tarihi 01.10.2010 sonrası olan raporlar kaydedilecek olup, bu raporların eczane tarafından kaydedilmesine izin verilmeyecektir. Bu nedenle hak sahiplerinin (hastaların) ilaç temininde zorluklar yaşamaması için hastaneler tarafından gerekli önlemlerin alınması gerekmektedir. 01.10.2010 tarihinden önce çıkartılıp MEDULA hastane uygulamasına kaydedilmeyen raporların MEDULA hastane uygulamasına kaydedilmelerine izin verilmeyecek olup, bu raporların eczanelerce MEDULA eczane provizyon sistemine kaydedilmesine izin verilecektir.
4. Söz konusu raporların kayıt edilmesiyle ilgili raporun doğruluğuna ve geçerliliğine yönelik sorumluluk, raporu düzenleyen hekim ve en son raporu onaylayacak olan başhekimdedir.
Konuyla ilgili aramalar: e-rapor uygulamasi, e-rapor uygulaması, sgk e-rapor, sosyal guvenlik kurumu yeni rapor uygulamasi, sosyal güvenlik kurumu yeni ilaç raporu uygulaması, sgk elektronik rapor
20 Eylül 2010 Pazartesi
Tüp Bebek Fiyatları nedir?
Dünyada bir çok ülkede 9-10 bin dolar arasında bir maliyete varan "Tüp bebek" uygulamasının Türkiye'de maliyeti 3000 tl dolayında. Türkiye’de şu an 60 tüp bebek merkezi var. Tedavi ücretleri 1400-2700 dolar arasında değişmekte, ilaç maliyetleri ise 1500 ile 2800 TL arasında değişmektedir.
Sosyal güvenceniz Emekli sandığı ise, kurumun sağladığı haklardan yararlanabilmek için, Üniversite hastaneleri ya da Sağlık Bakanlığı’na bağlı Eğitim ve Araştırma hastanelerinden "tüp bebek uygunluk" raporu almanız gerekmekte. Raporu almaya hak kazanırsanız, tedavinizin 1.123 YTL'lik kısmını kurumunuzdan alma hakkı doğuyor.
Yapılan tüp bebek işlemlerinden sonra , "tüp bebek uygunluk raporu" , merkezlerde tedavi gördüğünüze dair epikriz ve sevk kağıdınızla kurumunuza başvurduğunuzda, kabul edildiği taktirde 1.123 YTL'lik tedavi miktarı size belirli bir süre sonra geri ödenir. Ayrıca tedavi sırasında erkekten ameliyat ile sperm elde edilmesi gerektiği durumlarda Mikro Tese (Mikroskop altında Testiküler Sperm Ekstraksiyonu) ameliyatının 600 YTL'lik kısmı kurumunuz tarafından karşılanacaktır. İlaç raporunuzun da olması durumunda ilaç bedelinin %80'lik kısmını da Emekli Sandığı ödeyecektir.
Bazı Merkezlerin tüp bebek fiyatları:
İSTANBUL
Alman Hastanesi: Prof. Dr. Mustafa Bahçeci 2 bin 350 Dolar Tel: 0 212 293 21 50
Amerikan Hastanesi Doç. Dr. Bülent Urman 3 bin Dolar Tel: 0 212 311 20 00
Memorial Hastanesi Doç. Dr. Semra Kahraman 2 bin 500 Dolar Tel: 0 212 210 66 66
Acıbadem Hastanesi Doç. Dr. Cem Demirel 2 bin 750 Dolar 0 216 544 44 00
International Hospital Doç. Dr. Ertan Kervancıoğlu 2 bin 800 Dolar Tel: 0 212 663 30 00
Zeynep Kamil Hastanesi Doç. Dr. Cem Fıçıcıoğlu 1250 Dolar Tel: 0 216 391 06 80
Ferti-Jin Tüp Bebek Merkezi Op. Dr. Seval Taşdemir 2 bin 500 Dolar Tel: 0 212 287 57 75
Jinemed Kadın Sağlığı Merkezi Prof. Dr. Teksen Çamlıbel 2 bin 250 Dolar Tel: 0 212 296 06 00
İstanbul Tıp Fakültesi Prof. Dr. Hasan Serdaroğlu 1500 Dolar Tel: 0 216 635 26 76
Florence Nightingale Hastanesi Doç. Dr. Yücel Kahraman 2 bin 250 Dolar Tel: 0 212 288 34 00
Medikal Park Hastanesi Doç. Dr. Erdal Ulakoğlu 2 bin 500 Dolar Tel: 0 212 531 13 13
ANKARA
Hacettepe Üniversitesi Clinik Tüp Bebek Merkezi Prof. Dr. Timur Gürgan 2 bin 400 Dolar Tel: 0 312 442 74 04-05
Ankara Üniversitesi Prof. Dr. Sevim Dinçer 1000 Dolar Tel: 0 312 362 30 30
Bayındır Hastanesi Dr. Ahmet Zeki Işık 2 bin 125 Dolar Tel: 0 312 428 08 08
İZMİR
Ege Üniversitesi Prof. Dr. Erol Tavmergen 1000 Dolar Tel: 0 232 339 84 84
İrenbe Tıp Merkezi Dr. Israel Aruh 2350 Dolar Tel: 0 232 464 58 88
DENİZLİ
Dr. Rıdvan Erdemir 1200 Dolar Tel: 0 258 264 44 11
Kaynak: sabah.com.tr
29 Ağustos 2010 Pazar
BLOG DÜZENLEME AŞAMASINDA
Hastanecilik Bloğumuz daha yolun başında iken görsel olarak daha düzenli hale getirmeye çalışıyoruz. Amaç sadece siz ziyaretçilerimizin istedikleri bilgilere ve dökümanlara daha kolay ulaşmasıdır. Blog altyapısı buna elverişli olmadığı için bunu kendi yöntemlerimizle uygulayacağız. Günlük olarak güncellenen sitemizde belki bir kaç günlük aksamalar olabilir. En kapsamlı döküman arşivi olmak arzusuyla çalışıyoruz. Bizi takip edin.
- hastaneciyiz.blogspot.com -
- hastaneciyiz.blogspot.com -
27 Ağustos 2010 Cuma
Kanser Tanılı Hastaların Farklı Branşlardaki Hastalıkları İle İlgili Tedavilerinin Faturalandırılması Hakkında Duyuru
Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yayınlanan "Kanser Tanılı Hastaların Farklı Branşlardaki Hastalıkları İle İlgili Tedavilerinin Faturalandırılması" Hakkında Duyuru;
DUYURU
Kurumumuzla sözleşmeli/protokollü sağlık
Bilindiği üzere Sağlık Uygulama Tebliğinin 4.2.1.B.2 (2)(ç) maddesinde onkolojik ön tanı veya tanı konmuş hastalıklar ile ilgili tüm işlemlerin
Sigortalının, onkolojik ön tanı veya tanı konulan hastalığı ile ilgili olmayan başkaca bir hastalığı nedeniyle sağlık hizmet sunucusuna müracaatının anılan madde kapsamında değerlendirilmeyerek ayaktan tedavilerde ödeme (Ek-10B) kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
İlgililere önemle duyurulur.
Özel Hastanelerde 12 TL Muayene Katılım Payı İşkencesi
Özel hastaneler ile hastalar arasında Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK)'nun payı olan nakit tahsil sıkıntısı yaşanıyor. Özel hastanelerde muayene olmak için giden işçi ve memurlar 12 lira nakit parası olmadığı taktirde muayene olamıyor.
SGK için ödenen payda kredi kartı kabul etmeyen özel hastaneler, hastane payı için kredi kartı kullandırıyor. Uygulama özel hastanelerle hastaları karşı karşıya getiriyor, 12 lira nakit parası olmayanlar ise muayene olamadan hastaneden ayrılıyor. Bu durumdan hem özel hastaneler hem hastalar şikayetçi. Özel hastaneler, SGK payının nakit tahsil edilmesinin zorunlu olduğunu, üzerinde nakit bulunmayan hastalar ise kredi kartı ile ödeme alınmamasına tepki gösteriyor.
Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği Genel Koordinatörü Filiz Çevirme, SGK payanın mutlaka nakit, hastane payının ise nakit ya da kredi kartıyla alındığını belirtti. Çevirme, SGK adına kesilen 12 liranın doğrudan kuruma aktarıldığını ifade ederek, "Eğer kredi kartı geçilirse hastanenin parası gibi olmuş olur ve kasanıza girmeyen o parayı nasıl girdi gösterir kayıt altına alabiliriz. Ayrıca, kasanıza girmeyen bir paranın vergisini ödemek zorunda kalırsınız. Ayrıca, kredi kartına bir komisyon ödeniyor. Yani 12 liranın kredi kartı ile tahsil edilmesi her durumda hastaneye zarar yazıyor. Biz de bu uygulamadan memnun değiliz. Ancak başka çaremiz yok." görüşünü savundu.
"UYGULAMA HASTA SAYIMIZI AZALTIYOR"
Bu durumun, özel hastanelerin hasta sayısında bir azalmaya sebep olduğunu vurgulayan Çevirme, uygun bir çözüm bulunmasını istedi. Çevirme, "12 liranın nakit istenmesi, kredi kartı geçmemesi, hastalar üzerinde caydırıcı bir etki meydana getiriyor. Bu durum hasta sayımızı azaltıyor. Hasta bu durumu iki ayrı ödeme gibi algılıyor. Özellikle Anadolu'da bunu çok yaşıyoruz. Bu parayı, hastaneler zarar görmeyecek şekilde kredi kartıyla da tahsil edilmesi imkanı getirilmesinden memnun oluruz. 12 lira çok büyük para değil, ancak bazen insanlarda nakit olmayabiliyor. Çünkü insanlar cebindeki nakdin hesabını yapıyor." şeklindekonuştu .
"HASTALAR MUAYENE OLMADAN DÖNÜYOR"
Sakarya Tabip Odası Başkanı ve Özel Vatan Hastanesi Başhekimi uzman Dr. Dursun Bostancı ise kredi kartına güvenerek servislere muayene olmak için nakit para olmadan gelen hastaların, muayene olmadan hastaneden geri döndüğünü kaydetti.
Bunun, hem hastane hem de bir hekim olarak kendilerini rahatsız ettiğini vurgulayan Bostancı, nakit uygulamasını şöyle savundu: "SGK özel hastanelerden muayene edilen hasta başına 12 lira tahsil ediyor. Dolayısıyla bu para hastanenin kasasına girmiyor. Bu sebeple fiş, fatura verilemediği için bu para hastane kayıtlarına işlenemiyor. Eğer kayıtlara girse hastanede olmayan parayı nasıl belgeleyeceğiz. Nasıl hesap vereceğiz."
Bostancı, hükümete, emeklilerde olduğu gibi aktif olarak çalışan memur ve işçilerin de özel hastanelerde muayene oldukları taktirde SGK payının maaşlardan kesilmesi ya da başka bir yol bulunması çağrısı yaptı. Aksi halde bu durumu hastalara izah etmekte zorlandıklarını dile getiren Bostancı, " Artık kredi kartı çok yaygın olarak kullanılıyor. Ben bile 'kredi kartı her yerde geçiyor' diye bazen yanıma nakit para almıyorum. Olur ya, bazen nakit olmayabilir. Bu çok normal. 12 lira için hastaların hastaneden geri dönmesi işkencedir. Hastalarla karşı karşıya geliyoruz." ifadesini kullandı.
Özel bir hastanede uygulama sebebiyle nakit 12 lira parası olmadığı için muayene olamayan Hasan Kurtul isimli vatandaş da uygulamaya tepki gösterdi. Kurtul, şöyle dedi:
"Göğüsümde bir ağrı vardı. Önce acile gittim, daha sonra bir kalp-damar cerrahisine görünmemi tavsiye ettiler. Bu sebeple bir özel hastaneye gittim. Yanımda 3 ayrı bankanın kredi kartı vardı, ancak nakit para yoktu. Kredi kartlarımın toplam limiti 15 bin lira. Ancak 12 lira nakit para olmadığı için muayene olamadım, eve gidip nakit para alarak ancak muayene oldum. Gerçekten çok garip bir uygulama. Şimdi kredi kartının geçmediği yer mi var."
Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği Genel Koordinatörü Filiz Çevirme, SGK payanın mutlaka nakit, hastane payının ise nakit ya da kredi kartıyla alındığını belirtti. Çevirme, SGK adına kesilen 12 liranın doğrudan kuruma aktarıldığını ifade ederek, "Eğer kredi kartı geçilirse hastanenin parası gibi olmuş olur ve kasanıza girmeyen o parayı nasıl girdi gösterir kayıt altına alabiliriz. Ayrıca, kasanıza girmeyen bir paranın vergisini ödemek zorunda kalırsınız. Ayrıca, kredi kartına bir komisyon ödeniyor. Yani 12 liranın kredi kartı ile tahsil edilmesi her durumda hastaneye zarar yazıyor. Biz de bu uygulamadan memnun değiliz. Ancak başka çaremiz yok." görüşünü savundu.
"UYGULAMA HASTA SAYIMIZI AZALTIYOR"
Bu durumun, özel hastanelerin hasta sayısında bir azalmaya sebep olduğunu vurgulayan Çevirme, uygun bir çözüm bulunmasını istedi. Çevirme, "12 liranın nakit istenmesi, kredi kartı geçmemesi, hastalar üzerinde caydırıcı bir etki meydana getiriyor. Bu durum hasta sayımızı azaltıyor. Hasta bu durumu iki ayrı ödeme gibi algılıyor. Özellikle Anadolu'da bunu çok yaşıyoruz. Bu parayı, hastaneler zarar görmeyecek şekilde kredi kartıyla da tahsil edilmesi imkanı getirilmesinden memnun oluruz. 12 lira çok büyük para değil, ancak bazen insanlarda nakit olmayabiliyor. Çünkü insanlar cebindeki nakdin hesabını yapıyor." şeklinde
"HASTALAR MUAYENE OLMADAN DÖNÜYOR"
Sakarya Tabip Odası Başkanı ve Özel Vatan Hastanesi Başhekimi uzman Dr. Dursun Bostancı ise kredi kartına güvenerek servislere muayene olmak için nakit para olmadan gelen hastaların, muayene olmadan hastaneden geri döndüğünü kaydetti.
Bunun, hem hastane hem de bir hekim olarak kendilerini rahatsız ettiğini vurgulayan Bostancı, nakit uygulamasını şöyle savundu: "SGK özel hastanelerden muayene edilen hasta başına 12 lira tahsil ediyor. Dolayısıyla bu para hastanenin kasasına girmiyor. Bu sebeple fiş, fatura verilemediği için bu para hastane kayıtlarına işlenemiyor. Eğer kayıtlara girse hastanede olmayan parayı nasıl belgeleyeceğiz. Nasıl hesap vereceğiz."
Bostancı, hükümete, emeklilerde olduğu gibi aktif olarak çalışan memur ve işçilerin de özel hastanelerde muayene oldukları taktirde SGK payının maaşlardan kesilmesi ya da başka bir yol bulunması çağrısı yaptı. Aksi halde bu durumu hastalara izah etmekte zorlandıklarını dile getiren Bostancı, " Artık kredi kartı çok yaygın olarak kullanılıyor. Ben bile 'kredi kartı her yerde geçiyor' diye bazen yanıma nakit para almıyorum. Olur ya, bazen nakit olmayabilir. Bu çok normal. 12 lira için hastaların hastaneden geri dönmesi işkencedir. Hastalarla karşı karşıya geliyoruz." ifadesini kullandı.
Özel bir hastanede uygulama sebebiyle nakit 12 lira parası olmadığı için muayene olamayan Hasan Kurtul isimli vatandaş da uygulamaya tepki gösterdi. Kurtul, şöyle dedi:
"Göğüsümde bir ağrı vardı. Önce acile gittim, daha sonra bir kalp-damar cerrahisine görünmemi tavsiye ettiler. Bu sebeple bir özel hastaneye gittim. Yanımda 3 ayrı bankanın kredi kartı vardı, ancak nakit para yoktu. Kredi kartlarımın toplam limiti 15 bin lira. Ancak 12 lira nakit para olmadığı için muayene olamadım, eve gidip nakit para alarak ancak muayene oldum. Gerçekten çok garip bir uygulama. Şimdi kredi kartının geçmediği yer mi var."
beyazgazete.com
18 Temmuz 2010 Pazar
Sağlık Bakanı Recep Akdağ 30 Temmuz Sonrası için doktorları uyardı
Tam gün yasası tartışmaları gün geçtik çe büyüyor. Son olarak Anayasa Mahkemesi' nin kararını üzerine Sağlık Bakanı Bakan Recep Akdağ, 30 Temmuz sonrası için doktorları uyardı.
Sağlık Bakanı Recep Akdağ İstanbul’ da, sağlıkta tam gün yasası ile ilgili gazetecilerin sorularını cevaplandırdı;
Anayasa mahkemesinin kararını değerlendiren Bakan Akdağ, 30 Temmuz sonrası için doktorları uyardı.
Bakan Akdağ şöyle konuştu: "Mesai saati içinde vatandaşın sağlık hakları nı ona sunmak üzere hizmet vermesi gereken kişiler eğer başka bir mekanda bulunurlarsa, muayenehane gibi, ben bunu raporlarla tutanak haline getiririm, kendi kurumum da çalışıyorsa gereğini yerine getiririm, Silahlı Kuvvetler ’de çalışıyorsa Türk Silahlı Kuvvetleri ’ne göndereceğim, YÖK ’te çalışıyorsa, YÖK Başkanlığı 'na göndereceğim ve bizzat bu işin takipçisi olacağım, yeter artık. Bu milletin çektiği çile yeter artık. "Bu milletin muayenehaneye gidecek para sı, bıçak parası, hoca parası verecek gücü yok."
Tam Gün Yasası' na Kısmı İptal
CHP’nin Tam Gün Yasası ile ilgili iptal başvurusu nu inceleyen Anayasa Mahkemesi, üniversite öğretim üyelerinin bu görevleri dışında muayene hane açması ya da özel sektörde çalışmasını engelleyen düzenlemeyi iptal etti.
Anayasa Mahkemesi' nden üniversitelerdeki öğretim üyelerine 'Tam Gün Yasası' konusunda müjdeli haber geldi. Yüksek Mahkeme, CHP'nin başvurusu üzerine yasanın üniversitelerdeki öğretim üyelerinin muayenehane açması nı engelleyen maddesini iptal etti. Yasa devlet hastanelerin de çalışan doktorlara 30 Temmuz'a, üniversite hastanelerinde çalışanlara ise 30 Ocak 2011 'e kadar “ya hastane ya muayenehane” seçme zorunluluğu getiriyordu. Bu tarihe kadar seçimini yapmayanlar istifa etmiş sayılacaktı.
CHP, yılbaşında Meclis'te kabul edilen tüm hekimlerin 'tam gün' çalışmasını düzenleyen 21 maddelik yasanın 11 maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesi 'ne başvurmuştu. Hekimlere, "Ya muayenehane ya hastane" seçeneği getiren yasanın Anayasa Mahkemesi 'ndeki görüşmeleri dün sona erdi. Başvuruyu iki gün inceleyen Anayasa Mahkemesi 'nden üniversitelerdeki öğretim üyeleri için sevindirici karar çıktı. Şimdi muayenelerini kapatmak istemeyen Sağlık Bakanlığı hekimleri de dava açmaya hazırlanıyor. Devlet hastanelerinde çalışan doktorların muayenehane ya da tam gün çalışma seçeneği için 15 gün süresi kaldı.
ÖZEL MUAYENEHANE AÇABİLECEKLER
İptalin ardından üniversite de çalışan doktorlar 8 saatlik mesainin ardından muayeneha ne ya da özel hastanelerde çalışmaya devam edebilecek ler. Mahkeme, yasanın 7’nci maddesinin 'a fıkrası'ndaki "tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar, aşağıdaki bentlerden yalnızca birindeki sağlık kurum ve kuruluşlarında mesleklerini icra edebilir'' şeklindeki birinci tümcesinde yer alan ''...aşağıdaki bentlerden yalnızca birindeki... 'ibaresini Anayasa'ya aykırı bularak iptal etti.
DOKTORLAR DAVA AÇACAK
CHP yasanın sadece üniversi te görevlileri ile ilgili kısımlarının iptali için başvurmuştu. Şimdi üniversite hastaneleri dışındaki örneğin Sağlık Bakanlığı hastanelerinde çalışan hekimler, eşitsizlik olduğu gerekçesiyle Danıştay'a dava açmaya hazırlanıyor. Çünkü bu hekim ler yasanın 7’nci maddesinin a fıkrasındaki değişikliğin “Tam Gün”ün özünü ifade ettiğini belirterek, iptalin kendilerine de uygulanması gerektiği görüşünde. Türk Tabipleri Birliği (TTB) de bu konuda gerekli hukuki desteği vereceğini, doktorlardan gelen dilekçeleri Danıştay'a göndereceği ni açıkladı.
Döner sermaye de iptal
Ayrıca Yüksek Mahkeme, Sağlık Bakanlığı'na bağlı sağlık kuruluşların da çalışan personele, döner sermayeye ek olarak performan sa göre para ödenmesine ilişkin maddeyi iptal etti.
Bakan:Yasanın omurgası duruyor
Sağlık Bakanı Recep Akdağ , "Yasanın ana omurgası duruyor. CHP, üniversite hastanesi ne giden bir vatandaş hocanın muayenehanesi ne gitmek zorunda bırakıldığında bunun hesabını veremez. Alınan kararı doğru bulmuyorum ama uygulamak zorundayız" dedi. Akdağ, kararla ilgili "Tümdoktorları kapsamıyor. CHP, bu yasanın 11 maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne gitti. 4 maddesi iptal edildi. Halkçı bir partiye yakışmıyor. Altında Kemal Kılıçdaroğlu'nun imzası var. Niyete bakmak lazım. Büyük ayıp. Kılıçdaroğlu, çok meşgul olacak ki bu konudaki seslenişi mi duymuyor. Önemli bir meseleyi gözden kaçırıyor. Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve CHP mızrağı çuvala sığdıramazlar. Kamuda çalışan hekimler muayenehane çalıştıramazlar. Üniversitedeki doktor akşam 17.00’den sonra muayenehane çalıştırabilecek. YÖK'ün bu konuda nasıl bir tutumu olacak bilmiyoruz."
KAYNAK: HABERTURK/ HT EKONOMİ/ DENİZ BİLİROĞLU
Anayasa Mahkemesi' nden üniversitelerdeki öğretim üyelerine 'Tam Gün Yasası' konusunda müjdeli haber geldi. Yüksek Mahkeme, CHP'nin başvurusu üzerine yasanın üniversitelerdeki öğretim üyelerinin muayenehane açması nı engelleyen maddesini iptal etti. Yasa devlet hastanelerin de çalışan doktorlara 30 Temmuz'a, üniversite hastanelerinde çalışanlara ise 30 Ocak 2011 'e kadar “ya hastane ya muayenehane” seçme zorunluluğu getiriyordu. Bu tarihe kadar seçimini yapmayanlar istifa etmiş sayılacaktı.
CHP, yılbaşında Meclis'te kabul edilen tüm hekimlerin 'tam gün' çalışmasını düzenleyen 21 maddelik yasanın 11 maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesi 'ne başvurmuştu. Hekimlere, "Ya muayenehane ya hastane" seçeneği getiren yasanın Anayasa Mahkemesi 'ndeki görüşmeleri dün sona erdi. Başvuruyu iki gün inceleyen Anayasa Mahkemesi 'nden üniversitelerdeki öğretim üyeleri için sevindirici karar çıktı. Şimdi muayenelerini kapatmak istemeyen Sağlık Bakanlığı hekimleri de dava açmaya hazırlanıyor. Devlet hastanelerinde çalışan doktorların muayenehane ya da tam gün çalışma seçeneği için 15 gün süresi kaldı.
ÖZEL MUAYENEHANE AÇABİLECEKLER
İptalin ardından üniversite de çalışan doktorlar 8 saatlik mesainin ardından muayeneha ne ya da özel hastanelerde çalışmaya devam edebilecek ler. Mahkeme, yasanın 7’nci maddesinin 'a fıkrası'ndaki "tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar, aşağıdaki bentlerden yalnızca birindeki sağlık kurum ve kuruluşlarında mesleklerini icra edebilir'' şeklindeki birinci tümcesinde yer alan ''...aşağıdaki bentlerden yalnızca birindeki... 'ibaresini Anayasa'ya aykırı bularak iptal etti.
DOKTORLAR DAVA AÇACAK
CHP yasanın sadece üniversi te görevlileri ile ilgili kısımlarının iptali için başvurmuştu. Şimdi üniversite hastaneleri dışındaki örneğin Sağlık Bakanlığı hastanelerinde çalışan hekimler, eşitsizlik olduğu gerekçesiyle Danıştay'a dava açmaya hazırlanıyor. Çünkü bu hekim ler yasanın 7’nci maddesinin a fıkrasındaki değişikliğin “Tam Gün”ün özünü ifade ettiğini belirterek, iptalin kendilerine de uygulanması gerektiği görüşünde. Türk Tabipleri Birliği (TTB) de bu konuda gerekli hukuki desteği vereceğini, doktorlardan gelen dilekçeleri Danıştay'a göndereceği ni açıkladı.
Döner sermaye de iptal
Ayrıca Yüksek Mahkeme, Sağlık Bakanlığı'na bağlı sağlık kuruluşların da çalışan personele, döner sermayeye ek olarak performan sa göre para ödenmesine ilişkin maddeyi iptal etti.
Bakan:Yasanın omurgası duruyor
Sağlık Bakanı Recep Akdağ , "Yasanın ana omurgası duruyor. CHP, üniversite hastanesi ne giden bir vatandaş hocanın muayenehanesi ne gitmek zorunda bırakıldığında bunun hesabını veremez. Alınan kararı doğru bulmuyorum ama uygulamak zorundayız" dedi. Akdağ, kararla ilgili "Tümdoktorları kapsamıyor. CHP, bu yasanın 11 maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne gitti. 4 maddesi iptal edildi. Halkçı bir partiye yakışmıyor. Altında Kemal Kılıçdaroğlu'nun imzası var. Niyete bakmak lazım. Büyük ayıp. Kılıçdaroğlu, çok meşgul olacak ki bu konudaki seslenişi mi duymuyor. Önemli bir meseleyi gözden kaçırıyor. Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve CHP mızrağı çuvala sığdıramazlar. Kamuda çalışan hekimler muayenehane çalıştıramazlar. Üniversitedeki doktor akşam 17.00’den sonra muayenehane çalıştırabilecek. YÖK'ün bu konuda nasıl bir tutumu olacak bilmiyoruz."
KAYNAK: HABERTURK/ HT EKONOMİ/ DENİZ BİLİROĞLU
6 Temmuz 2010 Salı
Şeker hastaları göz kontrollerini ihmal etmemeli
Toplumumuzda hızla artmakta olan şeker hastalığı nın (diyabet) göze ciddi derecede zarar verdiği belirtildi. Göz hastalıkları uzmanı Opr. Dr. Ali Tarık Sakoğlu, " Kontrol altına alınamayan şeker hastalığı, gözün önemli derecede hasar görmesine neden olur". diye uyarıda bulunuyor.
Tedavi edilmedi ği durumda gözün kaybedilmesine yol açıyor. Yüksek tedavi maliyetleriyle de hastaları zor durumda bırakıyor." dedi. Diyabet hastalığında göze ait komplikasyon lar ne kadar artarsa hastalığın tedavisi o kadar güçleşiyor. Dr. Sakoğlu, komplikasyonlar arttıkça hastalığın hastaya ve çevresine verdiği manevi hasarla rın da fazla olduğuna dikkat çekti.
Şeker hastalığının teşhisi konulduğu zaman eşzamanlı ve düzenli olacak şekilde göz muayenelerinin de aksatılmaması gerektiğini kaydeden Sakoğlu şu bilgileri verdi: "Şeker hastalığının gözü etkilemesine ' diyabetik retinopati ' demekteyiz. Toplumda artık yüksek tansiyon "hipertansiyon" olarak biliniyor ve günlük yaşam da kullanılan bir hastalık ismi oluyor ise diyabet de artık toplumun büyük bir bölümü tarafından bilinmektedir. Diyabetik retinopatide tedavide geç kalınırsa başarı oranı düşer ve tedavi maliyetleri artar. Erken teda vi sadece hasta açısından değil, kişisel ve ülke ekonomisi açısında da önemlidir."
FAHRİ ÖZTOPRAK
Kaynak: Zaman
Tedavi edilmedi ği durumda gözün kaybedilmesine yol açıyor. Yüksek tedavi maliyetleriyle de hastaları zor durumda bırakıyor." dedi. Diyabet hastalığında göze ait komplikasyon lar ne kadar artarsa hastalığın tedavisi o kadar güçleşiyor. Dr. Sakoğlu, komplikasyonlar arttıkça hastalığın hastaya ve çevresine verdiği manevi hasarla rın da fazla olduğuna dikkat çekti.
Şeker hastalığının teşhisi konulduğu zaman eşzamanlı ve düzenli olacak şekilde göz muayenelerinin de aksatılmaması gerektiğini kaydeden Sakoğlu şu bilgileri verdi: "Şeker hastalığının gözü etkilemesine ' diyabetik retinopati ' demekteyiz. Toplumda artık yüksek tansiyon "hipertansiyon" olarak biliniyor ve günlük yaşam da kullanılan bir hastalık ismi oluyor ise diyabet de artık toplumun büyük bir bölümü tarafından bilinmektedir. Diyabetik retinopatide tedavide geç kalınırsa başarı oranı düşer ve tedavi maliyetleri artar. Erken teda vi sadece hasta açısından değil, kişisel ve ülke ekonomisi açısında da önemlidir."
FAHRİ ÖZTOPRAK
Kaynak: Zaman
Burun tıkanıklığı ne zaman ameliyatı gerektirir?
Burun tıkanıklığı ne zaman ameliyat gerektirir ?
Pek çok kişi yeteri kadar nefes alamadığın dan yakınır ancak tam olarak sorunun ne olduğunu bilmez. Bazen sorun basit enfeksiyonken bazıları cerrahi müdahale gerekti rir.
Kadıköy Şifa Tıp Merkezi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op.Dr.Hakan Yenice, " Burun tıkanıklığı sorun haline gelmişse, yani kişi günün büyük bir bölümünü burundan değil de ağızdan nefes alarak geçiriyorsa, gece horlamaları varsa yaşam kalitesi ni düzeltmek için operasyon düşünülmeli. " dedi. Tıkanıklık, burun orta bölmesi eğriliği, burun yan duvar etlerinde büyüme, burun mukozası şişmesi (nezle, rinit), akut ve kronik sinüzitle re bağlı gelişiyor. Dr. Yenice, cerrahi girişim ile burun orta bölmesi eğriliği ve burun yan duvar etlerinde büyümelere müdahale edilebileceğini söyledi. Ancak mukoza şişmesi ile ilgili sorun lar cerrahi müdahale ile giderilemiyor. Burun bölmesi eğriliği, yüz kemiklerinin farklı gelişimlerine bağlı çekilmeler sebebiyle, doğum sırasın da ve erken çocukluk döneminde gerçekleşen darbeler sonucu oluşabiliyor.
Kaynak: Zaman
Pek çok kişi yeteri kadar nefes alamadığın dan yakınır ancak tam olarak sorunun ne olduğunu bilmez. Bazen sorun basit enfeksiyonken bazıları cerrahi müdahale gerekti rir.
Kadıköy Şifa Tıp Merkezi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op.Dr.Hakan Yenice, " Burun tıkanıklığı sorun haline gelmişse, yani kişi günün büyük bir bölümünü burundan değil de ağızdan nefes alarak geçiriyorsa, gece horlamaları varsa yaşam kalitesi ni düzeltmek için operasyon düşünülmeli. " dedi. Tıkanıklık, burun orta bölmesi eğriliği, burun yan duvar etlerinde büyüme, burun mukozası şişmesi (nezle, rinit), akut ve kronik sinüzitle re bağlı gelişiyor. Dr. Yenice, cerrahi girişim ile burun orta bölmesi eğriliği ve burun yan duvar etlerinde büyümelere müdahale edilebileceğini söyledi. Ancak mukoza şişmesi ile ilgili sorun lar cerrahi müdahale ile giderilemiyor. Burun bölmesi eğriliği, yüz kemiklerinin farklı gelişimlerine bağlı çekilmeler sebebiyle, doğum sırasın da ve erken çocukluk döneminde gerçekleşen darbeler sonucu oluşabiliyor.
Kaynak: Zaman
Hamile Hanımlar Yaz Sıcaklarına Dikkat!
Hamilelere yaz önerileri:
Bunaltıcı sıcak ve nem, anne adaylarında hayati riskler oluşturacak kadar tehlike li olabiliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzm. Dr. Mehmet Bardakçı, yaz günlerinde hamilelik yaşayan kadınları uyardı: "Vücudunuzu susuz bırakmayın, yürüyüşleri akşam ve sabah serininde yapın, mantar oluşumu na karşı bol ve pamuklu kıyafetler giyin."
Hamileliğin doğal olan zorluklarına bir de hava nın sıcak olması eklenince anne adaylarının hayatı daha da zorlaşıyor. Bunaltıcı sıcak ve nem ortamında gerekli tedbirler alınmazsa hamileler hayati riskler yaşayabiliyor. Özel Konya Farabi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Mehmet Bardakçı, sıcak yaz günlerinde hamilelik yaşayan kadınları uyardı: "Her zamankinden daha fazla su için. Aşırı sıcakları n etkisiyle vücudun susuz kalması, rahimde kasılmalara, kasılmalar ise doğum sancılarına ve erken doğuma neden olabiliyor."Sıcakların vücudun adaptasyon sistemini olumsuz yönde etkilediğini belirten Dr. Bardakçı, sıcak havanın kas krampları, bulantı, kusma, kalp ritim bozuklukları, bilinç kaybı, beyin ödemi, gıda zehirlenmeleri, cilt yanıkları gibi rahatsızlıklara neden olabileceğini belirtti.
Hamilelerin enfeksiyonlara karşı direnci nin diğer bireylere göre daha düşük olduğunu vurgulayan Dr. Mehmet Bardakçı'nın verdiği bilgilere göre, sıcak havanın etkisiyle aşırı terleme, kızarıklık ve kaşıntı çe şitli mantar rahatsızlıklarına yol açabilir. Gün içinde sık sık ılık duş alınması, mantar riskine karşı anne adaylarını koruma yöntemi olarak faydalı olur.
Aşırı ısı artışının sebep olduğu bu durum da kişide aşırı terleme, halsizlik, yorgunluk, baş dönmesi, bulantı, kusma, kas krampları, sinirlilik şeklindeki belirtiler bilinç kaybına kadar gidebilir.
Anne adaylarının sıcak havalarda her zamankinden daha fazla sıvı alımına özen göstermesini öneren Bardakçı şöyle konuştu: "Günde 8-10 bardak su içilmesi ve taze meyve suları ile limonata gibi içeceklerin tüketilmesi gerekir. Çay, kahve, kola gibi kafein içeren içecekler ise hem anneye hem de bebeğe zarar verir. Tansiyonun yükselmesine sebep olabilecek tuzlu, baharatlı yiyeceklerden ve az pişmiş etlerden kaçınmaları önemlidir. Ayrıca kızartma yerine haşlama yöntemi ile pişirilen yiyecekler yenmeli, bol sebze, meyve tüketilmeli, karbonhidrat ağırlıklı besinlerden uzaklaşıp, sık sık ve az miktarlarda beslenilmeli.''
Anne adayları , sıcak havalarda bol su için, serinde yürüyüş yapın
Güneşin zararlı etkilerin den korunmak için öğle saatlerinde kesinlikle dışarı çıkılmaması gerektiği ni vurgulayan Op.Dr.Mehmet Bardakçı, anne adaylarına şu önerilerde bulundu: Öğle saatlerinde dışarı çıkmanız gerekiyorsa geniş şapka takın, vücudunuzun açıkta kalan yerlerine yüksek faktörlü koruyu cu krem sürün. Ter emilimini sağla yan açık renk, pamuklu, keten ve geniş kıyafetler giyin. Sıcak havanın etkisiyle ayakların şişmemesi, nefes alabilmesi ve vücut dengesinin sağlanması için ortopedik ve rahat ayakkabıları tercih edin. Sıcaklığın en fazla olduğu 11.00-16.00 saatleri arasında gerekmedik çe dışarı çıkmayın. Sabah ya da güneşin etkisini kaybettiği saatlerde kısa süreli güneşlenebilirsiniz. Bacaklardaki ödemi gidermek için uzun süre ayakta durma yın ve aynı pozisyonda oturmaktan kaçının. Varis problemi niz varsa, özel varis çorapları işe yarar. Ağır ve fazla miktarda yemek yemeyin. Besin zehirlenmesinden korunmak için açıkta satılan gıdalardan kaçının. Kan dolaşımının rahat sağlanabilmesi ve ödemin oluşmaması için uzun uçak yolculu ğu yapmayın. Özel araçla yapılacak yolculuklarda ise 2 saatte bir mola verip 10 dakika yürüyün. Yüzmek, karın kaslarını sıkılaştırdığı için doğumu kolaylaştırır. Özel bir durum söz konu su değilse bol bol yüzün.
Kaynak:Zaman
Bunaltıcı sıcak ve nem, anne adaylarında hayati riskler oluşturacak kadar tehlike li olabiliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzm. Dr. Mehmet Bardakçı, yaz günlerinde hamilelik yaşayan kadınları uyardı: "Vücudunuzu susuz bırakmayın, yürüyüşleri akşam ve sabah serininde yapın, mantar oluşumu na karşı bol ve pamuklu kıyafetler giyin."
Hamileliğin doğal olan zorluklarına bir de hava nın sıcak olması eklenince anne adaylarının hayatı daha da zorlaşıyor. Bunaltıcı sıcak ve nem ortamında gerekli tedbirler alınmazsa hamileler hayati riskler yaşayabiliyor. Özel Konya Farabi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Mehmet Bardakçı, sıcak yaz günlerinde hamilelik yaşayan kadınları uyardı: "Her zamankinden daha fazla su için. Aşırı sıcakları n etkisiyle vücudun susuz kalması, rahimde kasılmalara, kasılmalar ise doğum sancılarına ve erken doğuma neden olabiliyor."Sıcakların vücudun adaptasyon sistemini olumsuz yönde etkilediğini belirten Dr. Bardakçı, sıcak havanın kas krampları, bulantı, kusma, kalp ritim bozuklukları, bilinç kaybı, beyin ödemi, gıda zehirlenmeleri, cilt yanıkları gibi rahatsızlıklara neden olabileceğini belirtti.
Hamilelerin enfeksiyonlara karşı direnci nin diğer bireylere göre daha düşük olduğunu vurgulayan Dr. Mehmet Bardakçı'nın verdiği bilgilere göre, sıcak havanın etkisiyle aşırı terleme, kızarıklık ve kaşıntı çe şitli mantar rahatsızlıklarına yol açabilir. Gün içinde sık sık ılık duş alınması, mantar riskine karşı anne adaylarını koruma yöntemi olarak faydalı olur.
Aşırı ısı artışının sebep olduğu bu durum da kişide aşırı terleme, halsizlik, yorgunluk, baş dönmesi, bulantı, kusma, kas krampları, sinirlilik şeklindeki belirtiler bilinç kaybına kadar gidebilir.
Anne adaylarının sıcak havalarda her zamankinden daha fazla sıvı alımına özen göstermesini öneren Bardakçı şöyle konuştu: "Günde 8-10 bardak su içilmesi ve taze meyve suları ile limonata gibi içeceklerin tüketilmesi gerekir. Çay, kahve, kola gibi kafein içeren içecekler ise hem anneye hem de bebeğe zarar verir. Tansiyonun yükselmesine sebep olabilecek tuzlu, baharatlı yiyeceklerden ve az pişmiş etlerden kaçınmaları önemlidir. Ayrıca kızartma yerine haşlama yöntemi ile pişirilen yiyecekler yenmeli, bol sebze, meyve tüketilmeli, karbonhidrat ağırlıklı besinlerden uzaklaşıp, sık sık ve az miktarlarda beslenilmeli.''
Anne adayları , sıcak havalarda bol su için, serinde yürüyüş yapın
Güneşin zararlı etkilerin den korunmak için öğle saatlerinde kesinlikle dışarı çıkılmaması gerektiği ni vurgulayan Op.Dr.Mehmet Bardakçı, anne adaylarına şu önerilerde bulundu: Öğle saatlerinde dışarı çıkmanız gerekiyorsa geniş şapka takın, vücudunuzun açıkta kalan yerlerine yüksek faktörlü koruyu cu krem sürün. Ter emilimini sağla yan açık renk, pamuklu, keten ve geniş kıyafetler giyin. Sıcak havanın etkisiyle ayakların şişmemesi, nefes alabilmesi ve vücut dengesinin sağlanması için ortopedik ve rahat ayakkabıları tercih edin. Sıcaklığın en fazla olduğu 11.00-16.00 saatleri arasında gerekmedik çe dışarı çıkmayın. Sabah ya da güneşin etkisini kaybettiği saatlerde kısa süreli güneşlenebilirsiniz. Bacaklardaki ödemi gidermek için uzun süre ayakta durma yın ve aynı pozisyonda oturmaktan kaçının. Varis problemi niz varsa, özel varis çorapları işe yarar. Ağır ve fazla miktarda yemek yemeyin. Besin zehirlenmesinden korunmak için açıkta satılan gıdalardan kaçının. Kan dolaşımının rahat sağlanabilmesi ve ödemin oluşmaması için uzun uçak yolculu ğu yapmayın. Özel araçla yapılacak yolculuklarda ise 2 saatte bir mola verip 10 dakika yürüyün. Yüzmek, karın kaslarını sıkılaştırdığı için doğumu kolaylaştırır. Özel bir durum söz konu su değilse bol bol yüzün.
Kaynak:Zaman
4 Temmuz 2010 Pazar
Uzmanlar Sünnet için Uyarıyor
Türkiye'de genellikle dini ve geleneksel nedenler ile erkek çocuklarda sıkça uygulanan sünnetin 0-1,5 yaş aralığında ya da 6 yaş sonrasında yapılması uygun görülürken, ehliyetsiz kişiler ve uygun olmayan ortamlarda yapılan sünnetlerin ciddi sorunların yaşanmasına neden olduğu belirtil di.
(İHA) - Türkiye'de toplumun tamamına yakın kemsinde sünnet olayının uygulandığını belirten Türkiye Hastanesi Çocuk Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Çem Kara, sünnet işleminin cerrahi bir işlem olduğunu, uzmanlar tarafından ameliyathane ortamında yapılması gerektiğini söyledi. Erken yapıldığında yeni doğan ve süt çocukluğu dönemine ait üriner sistem enfeksiyonlarının sünnetsiz çocuklara oranla ortalama 10 kat azaldığının çeşitli çalışmalarda bildirildiğini belirten Opr. Dr. Cem Kara, "Özellikle 3 yaşından sonraki
çocuklar da sünnet derisi darlığı ve buna bağlı oluşabilen penis ucu iltihabı nın kesin tedavisini ve korunma sını sağlar. Bakteri ve virüs kolonizasyonu için uygun bir ortam oluşturan sünnet derisinin ortadan kaldırılmasının cinsel yolla bulaşan hastalıkların ve penis kanserinin önlenmesinde önemli rol oynadığı ve sünnetli erkeklerle evli kadınlarda rahim kanserlerine daha az rastlan dığı bilinmektedir. Bizde olduğu gibi dini veya geleneksel sünnetin tüm erkeklere uygulandığı toplumlarda erkek çocuklar
arasında önemli bir sosyal statü boyutu da vardır" dedi.
Uygun olmayan ortamlarda ve ehliyetsiz kişiler tarafından sünnetlerin kalıcı hastalıklar dahil ciddi problemlere yol açtığını ifade eden Opr. Dr. Cem Kara, "Toplumun yarısına uygulanan bir cerrahi girişim olduğu düşünüldüğünde ortaya çıkan risk daha net olarak anlaşılabilir. Çocuklarda uygulanan tüm cerrahi girişimlerde gösterilmesi gereken sedasyon veya genel anestezi titizliği ve psikolojik hazırlık ihmal edilirse sünnet işlemi, etkisi yaşam boyu sürebilecek bir psikolojik travmaya dönüşebilir.
Komplikasyonlardan kaçınmak, sünneti bir cerrahi girişim olarak görmek ve ameliyathane ortamında uzmanlarca yapılmasını sağlamakla mümkündür. Hiçbir cerrahi girişimin yapılamayacağı genel hastalıklar dışında hipospadyas, epispadyas ve megaloüretra gibi penisin doğumsal anomallerin de, düzeltici ve asıl ameliyatlar yapılana kadar sünnet yapılmamalıdır" diye konuştu.
Sünnet için uygun olmayan yaş aralığının 1.5 ile 6 yaş arası olduğunu belirten Dr. Kara, Reçete Dergisi'nde yar alan yazısında şunları kaydetti:
"Bu dönemde aileden kopartılıp ayrılmanın yol açacağı duygusal ve psikolojik sorun lar ön plana çıkabildiği gibi, cinsiyet ve kendilik bilincin ortaya çıkıp geliştiği bu yaş aralığında, vücudundan bir parçanın kendi arzusu dışında uzaklaştırılması ve bunun cinsel organı ile ilgili bir işlem oluşu çocuklarda iğdiş edilme korkusunu ve bunun yol açtığı psikolojik problemleri ortaya çıkartabilmektedir. Yenidoğan sünneti çok tartışılan bir konudur. Bu dönem de sünnet çok kolay, genel anestezi gerektirmeyen bir
cerrahi işlemdir. Uygun tekniklerle çabuk ve estetik iyileşme mümkündür. Ancak bezli çocuklarda sünnet sonrası bakım özen ister. 6 yaş sonrasında ise çocuğun sünnet olayının toplumsal boyutu nu algılaması ve bu sevinci ailesi ile birlikte yaşaması söz konusudur. Bu yaşlarda sünnetin genel anestezi veya ciddi sedasyonla yapılması zorunlu dur."
(İHA) - Türkiye'de toplumun tamamına yakın kemsinde sünnet olayının uygulandığını belirten Türkiye Hastanesi Çocuk Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Çem Kara, sünnet işleminin cerrahi bir işlem olduğunu, uzmanlar tarafından ameliyathane ortamında yapılması gerektiğini söyledi. Erken yapıldığında yeni doğan ve süt çocukluğu dönemine ait üriner sistem enfeksiyonlarının sünnetsiz çocuklara oranla ortalama 10 kat azaldığının çeşitli çalışmalarda bildirildiğini belirten Opr. Dr. Cem Kara, "Özellikle 3 yaşından sonraki
çocuklar da sünnet derisi darlığı ve buna bağlı oluşabilen penis ucu iltihabı nın kesin tedavisini ve korunma sını sağlar. Bakteri ve virüs kolonizasyonu için uygun bir ortam oluşturan sünnet derisinin ortadan kaldırılmasının cinsel yolla bulaşan hastalıkların ve penis kanserinin önlenmesinde önemli rol oynadığı ve sünnetli erkeklerle evli kadınlarda rahim kanserlerine daha az rastlan dığı bilinmektedir. Bizde olduğu gibi dini veya geleneksel sünnetin tüm erkeklere uygulandığı toplumlarda erkek çocuklar
arasında önemli bir sosyal statü boyutu da vardır" dedi.
Uygun olmayan ortamlarda ve ehliyetsiz kişiler tarafından sünnetlerin kalıcı hastalıklar dahil ciddi problemlere yol açtığını ifade eden Opr. Dr. Cem Kara, "Toplumun yarısına uygulanan bir cerrahi girişim olduğu düşünüldüğünde ortaya çıkan risk daha net olarak anlaşılabilir. Çocuklarda uygulanan tüm cerrahi girişimlerde gösterilmesi gereken sedasyon veya genel anestezi titizliği ve psikolojik hazırlık ihmal edilirse sünnet işlemi, etkisi yaşam boyu sürebilecek bir psikolojik travmaya dönüşebilir.
Komplikasyonlardan kaçınmak, sünneti bir cerrahi girişim olarak görmek ve ameliyathane ortamında uzmanlarca yapılmasını sağlamakla mümkündür. Hiçbir cerrahi girişimin yapılamayacağı genel hastalıklar dışında hipospadyas, epispadyas ve megaloüretra gibi penisin doğumsal anomallerin de, düzeltici ve asıl ameliyatlar yapılana kadar sünnet yapılmamalıdır" diye konuştu.
Sünnet için uygun olmayan yaş aralığının 1.5 ile 6 yaş arası olduğunu belirten Dr. Kara, Reçete Dergisi'nde yar alan yazısında şunları kaydetti:
"Bu dönemde aileden kopartılıp ayrılmanın yol açacağı duygusal ve psikolojik sorun lar ön plana çıkabildiği gibi, cinsiyet ve kendilik bilincin ortaya çıkıp geliştiği bu yaş aralığında, vücudundan bir parçanın kendi arzusu dışında uzaklaştırılması ve bunun cinsel organı ile ilgili bir işlem oluşu çocuklarda iğdiş edilme korkusunu ve bunun yol açtığı psikolojik problemleri ortaya çıkartabilmektedir. Yenidoğan sünneti çok tartışılan bir konudur. Bu dönem de sünnet çok kolay, genel anestezi gerektirmeyen bir
cerrahi işlemdir. Uygun tekniklerle çabuk ve estetik iyileşme mümkündür. Ancak bezli çocuklarda sünnet sonrası bakım özen ister. 6 yaş sonrasında ise çocuğun sünnet olayının toplumsal boyutu nu algılaması ve bu sevinci ailesi ile birlikte yaşaması söz konusudur. Bu yaşlarda sünnetin genel anestezi veya ciddi sedasyonla yapılması zorunlu dur."
Öğün Atlamak Tehlikeli
Öğün atlamak hastalıklara sebep oluyor
Öğün Atlamak, Hastalıklara neden olabiliyor. Prof. Dr. YORULMAZ: ``Araştırmalar, öğün atlama ile uzamış açlık süresi ve sonrasında daha fazla besin alma ile ortaya çıkan ani kan şekeri artışının, şeker hastalığı ve kalp damar hastalıklarına yakalanmayı kolaylaştırdığını göstermektedir``
Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, ``Araştırmalar öğün atlama ile uzamış açlık süresi ve sonrasında daha fazla besin alma ile ortaya çıkan ani kan şekeri artışının, şeker hastalığı ve kalp damar hastalıklarına yakalanmayı kolaylaştırdığını göstermektedir`` dedi.
Yorulmaz, yaptığı açılamada, vücudun çalışma sistemi gereği, günlük beslenme düzeninin öğünler biçiminde düzenlendiğini söyledi.
Bir çok insanın özellikle kilo vermek ya da kilo almamak amacıyla öğün atladığını ifade eden Yorulmaz, kızlarda öğün atlamanın ergenlikten itibaren evlenene kadar giderek arttığını, bazı kimselerde ise atıştırmanın her yaşta ve cinste yaygın olduğunu söyledi.
Araştırmaların şehirlerde yaşayanların daha fazla öğün atladığını gösterdiğini belirten Yorulmaz, en sık atlanan öğünün gençlerde kahvaltı, diğer yaşlarda öğle yemeği olduğunu belirtti.
Bir araştırmanın ise kızların yaklaşık yarısının günde iki öğün yemek yediğini ve kadınların dörtte birinin öğün atladığını gösterdiğini anlatan Yorulmaz, şöyle konuştu:
``Öğün atlamak için pek çok gerekçe ileri sürülmekte ise de en başta gelen gerekçeler; kilo vermek, kilo almamak, sevdiği yemeğin olmaması, işten, oyundan, bilgisayardan ayrılamamak, erken uyanamamak, yolda araç içinde vakit kaybetmek, zamansızlık, yoğun iş temposu, isteksizlik, aç hissetmemek, abur cuburla geçiştirmek, beslenme konusunda bilgi eksikliği olarak sayılabilmektedir.
Zaman içerisinde öğün atlama yıllar süren bir alışkanlık haline gelebilir ve bu durumda yol açacağı sağlık sorunları da çok daha ciddi boyutlara ulaşabilir.``
EN SIK ATLANAN ÖĞÜN ``KAHVALTI``
Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, en sık atlanan öğünün kahvaltı olduğunu belirterek, kahvaltı atlandığında, akşam yemeği yenip uyuduktan sonra öğleye kadar 15-16 saat aç kalındığını söyledi.
Bu kadar uzun süre açlığın sağlığı bozduğu gibi, sabahtan öğleye kadar yapılan işte ya da okulda başarısızlığı da getirdiğini ifade eden Yorulmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
``Öğün atlandığında gün içindeki çalışmamız için gerekli olan besinler, atlanan öğüne göre uzun saatler vücutta bulunmadığından, bu eksikliğe ait sorunlar ortaya çıkar. Örneğin çocuklarda ve ergenlerde büyüme gelişme geriler, vücudun güç, dayanıklılık, çalışma verimi azalır ve işe, derse konsantrasyon, öğrenme zorlaşır. Tüm bunlara bağlı olarak da kaza yapma ya da kazaya uğrama, söyleneni tam ve doğru anlayamama kolaylaşır, sağlığı koruma güçleşir. Kan şekeri ile su ve tuz kaybına bağlı olarak tansiyon düşer, vücudun ısı dengesini koruması zorlaşır ve hastalıklara direnç azalır. Öğün atlama uzun süre devam ederse; kansızlık, kemik yoğunluğu azalma, kadınlarda adet düzeninde bozulma ve ruhsal sorunlar ortaya çıkar. Bir öğün atlandığında, genellikle bir sonraki öğünde daha hızlı ve daha fazla besin alınmak zorunda kalınır. Bu da kilo vermeyi güçleştirir hatta tersine kilo alma ile sonuçlanır. Araştırmalar, öğün atlama ile uzamış açlık süresi ve sonrasında daha fazla besin alma ile ortaya çıkan ani kan şekeri artışının şeker hastalığı ve kalp damar hastalıklarına yakalanmayı kolaylaştırdığını göstermektedir. Araştırmalara göre, günde bir öğün beslenme şeker hastalığı riskini önemli ölçüde artırmaktadır.
Öğün atlandığında vücut depolarındaki besinleri, sıklıkla da depoladığı yağları kullanmaya başlar. Bu durum şeker hastalarının kanlarındaki şekeri kullanamayıp yağları kullanmasında olduğu gibi vücut için zararlı keton cisimlerinin artmasına ve buna bağlı olarak ketozis adı verilen; bulantı, yorgunluk, kabızlık, tansiyonda düşme, kanda ürik asit artışı ve gebelerde bebekte sorunlara neden olur.``
Yorulmaz, sağlığı korumak için vücudun çalışma düzenine uygun davranmak, uygun biçimde beslenmenin şart olduğunu belirtti.
Günlük yeme düzenini üç ana ve üç ara öğün biçiminde sürdürülmesi gerektiğini anlatan Yorulmaz, öğün sayısının artırılmasının, metabolizmayı ve buna bağlı olarak kilo kaybını hızlandırdığını söyledi.
Çocukluk yaşlarında ve ergenlik döneminde zihinsel, fiziksel, psikolojik sağlığın yeterli ve dengeli beslenme ile ilişkili olduğunu bildiren Yorulmaz, sağlıksız beslenmenin çocuklarda, ergenlerde, sınava hazırlanan gençlerde, hamilelerde, menopoz sonrası kadınlarda ve yaşlılarda çok daha ciddi sağlık sorunlarına neden olabildiğini kaydetti.
Kaynak: AA
Dr. Öz'ün Yeni Yaz Diyeti
Bel ölçünüzü ve mutfak masrafınızı düşürmek için
Çoğumuz büyürken uzun ve keyifli
Bol pantolonları bırakın, mayo alın
Nasıl hareket edeceğiniz ve yiyeceğinizle ilgili değişiklikleri yapmadan önce kıyafetlerinizde basit bir değişiklik yapacaksınız: Bol pantolonlarınızdan kurtulun ve yeni bir mayo ya da bikini alın. Bunun ipli bir bikini olmasına gerek yok, yaz boyu rahatça giyebileceğiniz bir tane olsun yeter. Bu güçlü bir motivasyon kaynağıdır. Ne yazık ki streç kıyafetler giymek rahat olmanıza rağmen size kilo aldığınızı fark ettirmez.
Mevsim yiyeceklerini tüketin
En son zayıflama programımın ilk adımında size yiyecekleri mevsiminde tüketmenizi öneriyorum.
1. Kayısı: Bu sulu
2. Bamya: Birçok bölge de bamya mevsimi mayıstan ekime kadardır. Bir
3. Salatalık: Bir salatalık yalnızca 15 kaloridir ve cildinizin sağlığını geliştiren asit silisit tuzu içerir. Sindirim sağlığınız için salatalığı probiyotik yoğurdun içine doğrayın veya
4. Şeftali: İyi bir karoten, potasyum, flavonoit kaynağı olan şeftali, yalnızca 70 kaloridir ve 2.6 gram lif sağlar. Flavonoit kan damarlarını güçlendirmeye, oksij en kaynaklı hücre hasarını önlemeye yardımcı olur ve güçlü bir anti-enflamatuardır.
1 TL altında hayat kurtaran besinler:
Para ağaçta yetişmiyor olabilir ancak çoğu ucuz sağlıklı besin yetişiyor! Sağlığınıza katkıda bulunmak için çok para harcamanıza gerek yok. Bu yüzden bu temel besinleri yüklenmeniz yeterli. ;
1. Yeşil Çay: 1 poşet yeşil çay yakla şık 15 kuruş. Polifenol kaynağı bu çayın kafein oranı düşük ve sayısız sağlık avantajı sunuyor. Buzlu olarak da deneyebilirsiniz.
2. Sade Yoğurt: Bu sindirim
3. Fasulye: 1 porsiyon fasulye yaklaşık 35 kuruş ve 15 gram protein sağlar.
4. Bezelye: Küçük bir porsiyonu 10 kuruş tuta rındaki bu yiyecek günlük sebze ihtiyacınızın yarısını karşılayacaktır.
5. Ispanak: 15 kuruş civarında sahip olacağınız bir porsiyon ıspanak demir yönünden zengin ve diğer yapraklı sebzelere nazaran daha çok protein içerir. Salata olarak da tüketebilirsiniz.
Yağ yakın
Bu yiyeceklerden bazıları sizi şaşırtacak ancak beşinden de mem nun kalacaksınız.
1. Greyfurt: Bu mükemmel meyvedeki C
2. Kırmızı biber: Araştırmalar gösteriyor ki biberin içinde bulunan kapsaisin adlı kimyasal bileşik metabolizmayı hızlandırıyor. Biber ayrıca yedikten 20 dakika sonra ekstra kalori yakmanızı sağlatan bir yiyecektir.
3. Az yağlı et: Sığır etin den daha ince olan ancak daha fazla protein içeren az yağlı bir et ile hazırlanmış burger bir
4. Kırmızı meyveler: En ideal
5. Soğuk çorba:
Evinizi boyayın
Boya yapmak odalarınızı yenilemenin basit bir yolu dur. Ancak mutfağınızın renginin iştahınızı etkileyebileceğini biliyor muydunuz? Mavi, doğal bir iştah bastırıcıdır ve araştırmalar gösteriyor ki insanlar mavi bir odada yüzde 33’e kadar daha az yemek yiyebiliyor. Bir
Yemek takımlarınızı değiştirin
28 cm çapındaki tabaklarınızı 23 cm’liklerle değiştirme nin vakti geldi. Daha çok boş yer oldukça daha çok doldurmak istersiniz. Daha küçük tabakları tercih edin ve tabağınızı 3-5 cm yükseklikten fazla doldurmayın. Ayrıca şeffaf tabaklarınızı opak olmayan seramik tabaklarla değiştirin. ‘International Journal of Obesity’deki (Uluslararası Obezite Dergisi) bir araştır ma şeffaf kaplarda yemek yiyen kadınların opak olanlarda yiyenlere göre yüzde 71 daha fazla yediğini gösterdi. Yediğimiz yiyeceği görmek bizi daha çok yemeye itiyor diye tahmin edili yor.
Çiçeklerden ve mum ışığı eşliğindeki yemeklerden kurtulun
Hayır, romantizm ölmedi ancak araştır malara göre yemekten önce
Ayrıca loş ışık insanların yemekleriy le daha çok vakit geçirmelerine neden oluyor ve bu da fazla yemeye yol açabiliyor. Işıkları yakın, bu size daha az yemenizde yardımcı olacak ve yeni mavi odanızı göstermenize fırsat sunacak.
Dışarda çalışın
Güzel
Yüzme: Yüzmek mükemmel bir kalp egzersizidir, kol ve bacaklarınızı sıkılaştırırken aynı zamanda
Su Kayağı: 68 kiloda bir kişi
Yürüyüş veya koşulara katılın: İlkbahar ve yaz ayların da yardım için yapılan yürüyüşler var ise katılın. Yalnızca egzersiz yapmak ruh halinizi ve metabolizmanızı geliştiren endorfin salgılarken aynı zamanda hayırlı bir organizasyona katılmak eşsiz bir duygu olacaktır. Arkadaşlarınız , aileniz ve iş arkadaşlarınızı alarak bir yardım kurumu yürüyüşü ne katılın ve yardımda bulunurken kilo da verin.
Bahçe işleriyle uğraşın: Bahçe işleriyle uğraşmak çok avantajlıdır. Kendi sebze ve bitkilerinizi ekerek yiyecek masrafınızı azaltın. Aynı zamanda dışarıda vakit geçirmiş oluyorsunuz. (Güneşte 20 dakika geçirmek günlük D vitamini ihtiyacınızı karşılar. 20 dakikadan fazla güneş altında vakit geçiriyorsanız koruyucu güneş kremini sürmeyi unutmayın). Bu bütün ailenin yapabileceği bir aktivitedir ve tohumları ekip biçip tırmıklayıp çapala mak kollarınız için garantili bir egzersizdir.
Kaynak: Posta
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
